26 Ocak 2008

Sözlesme yenilememe hakki ?



Schalke menajeri Müller fiyatini aciklamis Mesut Özil'in: 7 milyon Euro..

Etik bir sorun var ortada. Mesut Özil sadece sözlesme yenilemedigi icin takimdan uzaklastirildi. Mesut'un babasi kirginliklari oldugunu soyledi ve baska bir takim ile anlasacaklarini belirtti olusan son durum karsisinda.. bir baska acidan 7 milyon euro verecek klup bulabilirler mi soru isareti. Eger bulamazlarsa bir bucuk yil boyunca oynamadan antremanlara cikabilecek, kadroya kesinlikle giremeyecek..

Bir klup sozlesme imzalamadigi icin futbolcusuna bu tarz bir yaklasim sergileyebilme hakkina sahip midir ? Bu etik midir ? ya da futbolcu yetistigi klube hicbir bedel ödemeden gidebilecek hakka sahip midir ?

Schalke menajeri Müller hafif dalga gecer bir havada diyor ki "sürekli duyuyorum Mesut Özil almanyanin en yetenekli genci ve Avrupa pesinden kosturuyor, Messi ile kiyaslaniyor.. Menajeri hakki olan parayi talep ettiklerini soyluyor bana, ben de o zaman klubun hakki olan parayi talep ediyorum.. "

Özetle: onun futbolcu olarak hakki varsa, benim de klup olarak hakkim var. Madem o kadar yetenekli, o kadar parayi isteyebiliyorlar o zaman bana da 7 milyon euroyu getirebilecek bir klup bulacaklardir diyor..

Eh, seneligi 1.5 milyon euro olan sözlesmeyi reddetmesi sonucu bir bakima Müller hakli.. Baska acidan sadece sözlesme yenilemedigi icin kadro disi kalmasi pek "etik" degil gibi.. nerden baksan tuhaf bir iliski sonucu alinan tuhaf kararlar...

Hangisi daha güzel ?



Ucuncu Grand-Slam'i Sharapova'nin.. Dedigi gibi kendisi ve Anna Kournikova arasinda fark var.. Velakin ben Graf'dan beri izlemiyorum pek tenis.. ara sira bakiyoruz oyle.. Simdi ilgimi ceken güzellikleri..

Ana Ivanovic diyorum ben..

Sabri'nin takimdan uzaklastirilmasi



Hemen herkes Sabri'nin kendisini gelistiremediginden bahsediyor hakli olarak.. Yetenek olarak belirli bir potansiyeli olmasina ragmen bir türlü gelisim gösteremedi ve citayi yükseltemedi- Isin bu noktasi bana göre yasanilan son olayin "ayrintisi". Su haliyle su orta sahada gayet rahat oynar.. Ciddi bir analiz sonrasi Baris Özbek ile cok muhim farklar olmadigi görülecektir.. Mesele yetenegi ya da yeteneksizligi degil, Kosarak, azmi ile bunu kapatabiliyordu belki velakin neyine güvenip de sorun cikartiyor, bunu anlamiyorum iste...

Sakatlanasiya kadar olan bölümde güzel oynamis, milli takima yükselmis. Velakin o dönem güzel futbolun baslica mimarlari Ayhan,Linderoth,Lincoln ve Song.. Sonrasinda Sabri,Baris gelir belki. Aman aman degildi, ortanin biraz üstü, bu da zaten onun futbolculugunun zirvesi.

Simdi.. Cikarken sorun cikartiyor,girerken sorun yasatiyor, demecleri ayni sekilde. Helsinborg faciasinin bas sorumlusu olmasi yetmiyormus gibi devre arasina iki dakika kala cikartildigi icin isyan edip basinin takimin üzerine gelmesine neden oluyor.. Iki yanlis pasi ile iki gole neden oldugu icin üzülecegine, ücüncü bir gole neden olmasin diye cikartilmasina sinirleniyor, Galatasaray benim icin bitti diyor, ediyor ve susmuyor.. Insan durup bir düsünür, aslinda o yetenekte onlarca insan var Anadolu kluplerinde.. Sabri bunlardan farkli olarak Galatasaray alt yapisindan geldigi icin Para,Milli Takim, Galatasaray gibi bir klubun kaptanligi, anne babasinin sevinci, gururu gibi karsiligini vermedigi halde pek cok güzellige sahip olmus.. Karsiligini de aman aman verdigini kimse soyleyemez, oturup futbolunu oynasa yine de su haliyle gündeminde olacak ülkenin, kaptani olacak Galatasaray'in, oyuncusu olacakti Milli takimin ve ayni zamanda maddi sikinti nedir bilmeyecekti belki de yasaminda..

Sabri o kadar da yeteneksiz degildir, katilmiyorum buna. Gerekli azmi gösterip cocukluk yapmasa, takimi karistirmasa, agresif olmasa, abuk subuk demecler vermese orta sahanin vazgecilmezi olabilirdi. Okan,Emre arasi gibi duruyordu. Lincoln'un arkasinda Ayhan,Baris ve Linderoth ile beraber muhtesem bir Orta sahanin guzel bir parcasi olabilirdi, olmadi..

Tek basina bilmem kac milyon taraftari olan klubu karistirmaya yelteniyor , ama hangi hakla ve neyine güvenerek ? Ve ben oyundan alindigi zaman soruyordum, bunun bir cezasi yok mudur diye ? Her insanoglu istedigi vakit ayni artisligi yapabilecek midir diye ?

Hakettigini aliyor bugün.. Belirli bir olgunluga erisecektir bu takim, velakin Feldkamp'in ona ömrü yeter mi bilinmez.. Laubalilik yapanlar, takimi durduk yere karistirici demecler verip absürd hareketler yapangiller uzaklastiriliyor..

Ve ben buna hic üzülmüyorum..

Munih Derbisi



Alianz-Arena Stadi, Münih..

Bayern Munchen maci öncesi kirmizi, 1860 Munih maci öncesi mavi, mac olmadigi zaman beyaz olabilen Alianz-Arena bugun hem mavi hem kirmizi olmak durumunda.. Zira Bayern eyaletinin en baba derbisi var..

203. Randevu bugun Türkiye saati ile 16:15 de Alianz-Arenada kapisacaklar.. Elbette puan icin degil prestij icin her sey.. Alianz-Arenada henüz Bayernin galibiyeti yok 1860 Munih'e karsi. Son oynanan üc arkadaslik maci derbisini de 1860 Munih'in kazandigini ekleyelim.. Son maci da bugün scoutlari olan eski futbolcusu Giovanni Elber'in veda macinda bir araya geldiklerini ve maci 3-0 1860 Munih'in kazandigini belirtelim.

Genel sonuc soyledir;

Bugune kadar iki takim tarihinde 202 kez karsilasmislar.. 104 kez Bayern kazanmis, 49 kez berabere kalmislar ve yine 49 kez de 1860 Munih galibiyeti ile sonuclanmis derbi.

202 karsilasmanin 35 tanesi Bundesliga macidir. Bunlardan 20 maci Bayern kazanmis, 7 beraberlik ve 8 maci da 1860 kazanmis..

Ilk derbi 21 eylül 1902'de oynanmis ve Bayern Munihin 3-0 lik üstünlügü ile sona ermis.

Ilk Bundesliga derbisi 14 augustos 1965 yilinda yapilmis. Konietzka'nin attigi gol ile 1860 1-0 kazanmistir derbiyi.. 44. bin seyirci gelmis.

Iki takim arasindaki en buyuk fark, 1909 yilinda Bayern'in 7-0 galibiyeti ile sonuclanan macta vuku bulmus.

En gollü maci 1915 yilinda oynanan arkadaslik macinda 9-4 1860 Munih galibiyeti ile biten mac..

En gollü Bundesliga derbisi ile 1980 yilinda 6-1 Bayern'in yendigi mac olarak tarihe gecmis. Ikiser tane Rummenige ve Breitner, Janzon ve Niedermayer'in gollerine karsilik aslanlarin tek golü Binz'den gelmistir.

En son Bayern yenilgisi de basta bahsettigimiz gibi bir bucuk sene öncesi Giovanni Elber'in jubile macinda gerceklesmitir 3-0 1860 galibiyeti ile...

Barusso Transferi



Galatasaray takimi icin iyi bir transfer haberi. 23 yasinda genc, yetenekli ve mutlaka ki yararli olacaktir sakatligi sorun olmazsa eger. Basinas ile bir kiyasa soktugunuz zaman pek cok artisi olan insandir. Toplamda daha iyi oyuncudur her seyden önce, yildizdir, gelecegi vardir.. Ama iste benim eksikligini cektigim konu daha cok derinlemesine oynayacak olan topcunun eksikligidir. Bu acidan Basinas transferine sevinmistim, Barusso hakkinda yeteri kadar bilgimiz olmadigindan simdilik bir sey diyemiyoruz.. Milan,Roma ve benzeri dev klupleri pesinden kosturduguna göre hatri sayilir bir yetenegi olsa gerek.. Galatasaray'in bana göre ön libero ya da ataklari kesen oyuncu eksikligi cekmiyordur.. Mehmet Topal her bakimdan bu isin hakkini veriyor, ama oyun zekasi, topu oyuna sokma, hücüma zenginlik kazandirma, topu kendi alanindan cikarirken 80 pas yapmak yerine uc pas ile isi bitirme sorunu vardir.. ki top karsi alana gectikten sonra gerekli yerlere o topu atacak, düz paslarin disina cikacak, zekasini isin icine katacak oyuncu eksikligi cekiyor.. Ne kadar kizarsak kizalim Hasan Sas bu isi Lincolnden sonra en iyi yapandir.. Bu yüzden ben cok kiziyorum kahraman olmak var iken anti kahramanligi sectigi icin..

Arda Turan az biraz.. Yeterli degil, kisa mesafede etkili. Ceza yayinin önünde ancak.. Orta Saha icin birisinin bulunmasi olmadi hem Hasan Sas'in hem de Lincoln'un hazir olmasi gerekli. Barusso'yu izleyecegiz, oyun zekasina, orta sahadaki islevselligine bakacagiz.. Ama diyorlar iste, fizik gücü iyi, topa basar, ataklari keser.Onu benim mehmet topalim da yapar.. Zorlarsak Baris Özbek ve hatta Mehmet Güven'i de deli danalar gibi kosturup bu isi yapmasini saglarsiniz.. Ama linderoth da olan oyun zekasinin onda biri etmiyor iki mehmeti topladigimiz zaman.. Baris Özbek'i de eklersek bu toplama fark daha da acilir.

Galatasaray'in en önemli ve sorunlu bölgesidir Orta Saha.. Tecrübeli ve top cevirebilen Xavi niteliginde bir orta sahaya -ön liberoya- ihtiyaci vardi, makalele tarzi degil. Ama iste, "hic yoktan cok cok iyidir" diyebiliriz veyahut barusso da kalibinin aksine zeki bir adam cikar, hepimizi sasirtir,o ayri.

Ilk devrenin bitimine on mac kala ve hatta buna Fenerbahce maci dahil takim gerekli baskiyi kurmus, top oynatmamis, topu rakip ceza sahasi icine yigmistir.. Iki sorun peydah olmus. Bu yigma isleminde karsi alana topu getirir iken inanilmaz bir sekilde zorlanmasi birinci sorun, ikincisi ise bir sekilde kazanilan ve rakip alana getirilen topdan faydalanamamak.. pozisyon kitligi cekmistir. Forvetlere sucu atamiyoruz, zira kacirilan gol yok.. Pozisyon yok. Atilamayan paslar, derinlemesine oynayamayan düz futbolculardan kurulu bir orta saha.. Üzerine Barusso geliyor; Lincoln ya da Hasan Sas iyilesip formda olmadigi zaman bu ve benzeri transferlerin yararini görse de bugune nazaran cok ciddi bir fark olmayacaktir..

Cok fazla düz oyuncusu vardir Galatasaray takiminin.. "Baris Özbek,Sabri,Mehmet Topal,Mehmet Güven.. Aslinda Ayhan Akman da aman aman yaratici degil iken bunlara nazaran iki adim öne cikiyor, baska bir klasmana giriyor artik.. Keza kanatlarda oynayan Volkan Yaman, Hakan Balta.. Daha dogrusu topu önündeki bos alanin disinda bir kac adam ilerideki bosluga pasi atacak pasörü yok.. Lincoln ve Hasan Sas sakat oldugu vakit..

Tercihim Linderoth'dur. olmadi Basinas idi. Barusso ise genc, dinamik ve Lincoln'un takima girmesi ile muthis bir oyun ortaya koyabilir ihtimali vardir.. Bekliyoruz efendim.

Tomislav Piplica



Energie Cottbus'un suphesiz ki en sevilen ismidir kalecileri Tomislav Piplica. Bosnak kaleci diger takimlarin kult isimlerin aksine oldukca basarisiz olmasina ragmen cokca sevilir takimda.. O takimin kimligi olmus durumda, bu sekilde özetliyor 38 yasinda her bakimdan bitmis bir kaleciye 2010 yilina kadar sürecek olan yeni sözlesmeyi imzalatan Energie Cottbus menajeri Steffen Heidrich..

Neler yapip hangi golleri yemedi ki ? Özellikle kendi kalesine attigi kafa golü ile gündemden hic düsmemis, yaptigi cilginliklar ile kult isim haline gelmistir cottbus yöresinde. Munih'e geldigi zaman Bayern'i seyretmek icin Alianz Arenadaydik.. Inanin bana macin en renkli ismi Tomislav Piplica idi. Bayern macinda alelacele attigi hemen her degaj taca cikiyor, bir süre sonra seyirci de bunu tiye almaya basliyor.. Degaj atmaya yeltenirken 60 bin kisi "oooooo" sesleri ile topun taca cikisini senlendiriyordu.. Mac boyunca attigi on degajin dokuzunun taca ciktigini da belirteyim..

Nurnberg maci idi sanirim, bir sekilde kalesinden cikip korner bayraginin yaninda topu sakliyor, kimseye vermiyordu. Kimseye vermiyor, önünde nurnbergliler var, taca da atmiyor, oylece oyaliyordu ki bu bes alti dakika sürmüstü..

Yedigi golün aciklamasi hala yapilmaya calisiyor. En son DSF kanalinin bundesligada yenilen en iyi kendi kalesine atilmis golleri seyrediyorduk.. Piplica ikinci sirada idi. Birinci sirada ayni macta iki gol attigi icin baska bir isim vardi. Velakin bu gole gelindigi vakit herkes soruyor "yahu kalecinin elleri var, o anda neyi dusunuyordu, ne yapmak istiyordu " gibi.. üzerinde bilimsel calismalar sürdürülecek aksiyonlarin insaniydi..



Ama iste cok seviliyor.. Bu yil nasil hala Energie Cottbus gibi bir takimda ilkonbir baslar derken yedege de düstü.. 38 yasinda Piplica.. Ve ona bugün iki yillik daha kontrat imzalatiyorlar. Nedeni de gayet acik ve net

"o klubumuzde en cok sevilen isim ve ayni zamanda bizim klubu tanimlayandir. Kimliginin önemli bir parcasidir."

24 Ocak 2008

Johan Micoud



Bir zamanlarin Bundesligada yildizi, Bremen takiminin sefiydi o. Öldürücü paslari ile isminden siklikla söz ettirmis, takimin "beyni" idi Bremende. Bremeni alman yasam kosullari ile kendisi arasindaki kopukluktan, uyumsuzluktan dolayi biraktigini acikliyordu. Bayern'deki lucio da ayni sekilde benzer sorunlar yasiyor, ve ben hepsine hak veriyorum..

Micoud'nun karisi Bremende yasar iken izole bir yasam sürdüklerini ve Paul Stalteri haric hemen hemen hic arkadaslari bulunmadigindan bahsediyor, hepsinin üzerine Alman sikici yasam kosullari..

Micoud ise simdi biraz pisman. bir dönem beraber de oynadiklari Blanc'in takimin basina gelmesi ile istedigini aliyor velakin her iki macta bir. Ona orta saha sefligini bahseden Blanc yer yer sert bir sekilde elestirmekten de cekinmiyor. o bu elestirilere almanyada da oldugu gibi hicbir sekilde cevap vermeyerek sineye cekiyor..

Kendisi hakkinda özelestiri yapan Micoud "ben de kendimden daha iyi bir performans bekliyordum ama buradaki futbol almanyadaki gibi bana keyf vermiyor, gereginden fazla defans ve taktik üzerine kurulu" diyor..

oysa ilk geldigi senede Bundesligadan sikayetciydi. Fizik üzerine kurulu oldugundan ve pek keyf vermediginden .. Ilk senesinin sonunda gidecek iken birden alman futbolunu yeniden kesfedip inanilmaz keyf aliyor oynadigi futboldan.. 4 yil boyunca Bremen takiminda kalip güzel hatiralar birakiyor geride.

Bir baska acidan Bremen'de unutulmus bir isimdir Micoud. Diego'nun muhtesem performansi sonrasi kimse Micoud'un ismini anmiyor. Bundesligada oynar iken sampiyonluk yasamis, sampiyon takimin en önemli oyuncusu konumundaydi. Orta Sahanin beyniydi. Ki ben futbolu akliyla oynayan isimlere karsi her daim baska bakarim, izlemekten inanilmaz keyf alirim..

Barbarez,Micoud gibi isimlerin dönemi bitti artik ve Diego,Van der Vaart,Ribery dönemi basladi Bundesliga'da. Disiplinli, isini iyi yapan, takimi basit oynayarak yöneten buna karsi kendileri de aman aman oynamayan orta sahalarin yerini modern futbolun olmazsa olmaz spaktekular futbolculari aldi. Sadece isini iyi yaparak, basit oynayarak degil seyirciye de ekstradan motivasyon saglayacak hareketleri becerebilecek oyuncular gündemde artik..

Micoud futbolu birakmaya hazirlaniyor.. Ve Bremende oynar iken Miro Klose ya da Tim Borowski gibi yildizlarin dünya capinda hatri sayilir ismi olmasinda etkisi oldugundan dolayi da gurur duydugunu soyluyor.. Birine asistleri ile senede 26 gol atmasini saglamis, digerinin de gelismine katki saglamis... birakirken tek istegi son bir sampiyonluk..

Bordeaux Lyon'un uc puan gerisinde ve Basarilar efendim..

Galatasaray ve Oftas Yenilgisi



En cok mail Galatasaray takimi ile ilgili geliyor.

Oftas macini seyretmedim. Son bir kac gündür futbol disi konularla ilgileniyorum, gece gec saatte eve geldigimde Galatasaray'in 3-0 yenildigini ve bunun yaninda Fenerbahce takiminin 10-3 gibi farkli bir skorla galip geldigini ögrendik.

Ezeli iki rakibin birbirlerine ters orantida sonuclar aldigini görüyoruz. Pek ilgilenmiyorum. Dogal bir sonuc. Umutsuzluga filan da kapilmiyoruz, öncelikle varolan durumu iyi analiz etmek gerek. Fenerbahce on yillardir verdigi emegin karsiligini alma safhasinda. Galatasaray ise yeniden yapilanma asamasinda. Hangi asamada olursa olsun böyle bir sonuc "olagan" degildir velakin olagan olan hicbir sey de yok takimda. Sakatlik unsurunu geciyorum, hali hazirda kadrosu yetersiz olan takim "yedek takim" olarak adlandirilacak bir kadro ile sahaya cikiyor. Boyle bir luksu hicbir sekilde yok takimin. Basa dönelim.

Takim sezona firtina gibi basladi. Avrupada sorun yasasa dahi seyircisiz oynadigi maclarda farkli sonuclar alip ligde yenilgisiz bir sekilde yoluna devam etti. Hem futbol ve ayni zamanda sonuclar yeterince tatmin edici idi. Bu noktada bana göre yine de iki büyük hata yapildi. Sezon öncesi hem Mondragon'un ve ayni zamanda Tomas'in gönderilemesi en buyuk hatalariydi. Kaleci ve defans sorunu özellikle Avrupada basini agritti. Sükürler olsun ki aksilik sonucu Song elimizde kaldi ve daha da buyuk bir hatadan dönüldü. Defans bölgesi iki saglam transfer yapip sorunu halledilebileceginiz bir alan degil, oturmasi, anlasmasi ve uyum adina onlarca macin geride kalmasi gerekir. Bu buyuk hataya ragmen Song'un muhtesem performansi sonucu iyi sonuclar geldi. Bugün Song yok..

Herkesin gözü yeni "pahali" transferimizdeydi.. Lincoln, Linderoth ne yapacak derken hepsinin de ötesinde oynayan "Ayhan Akman" parladi birden.. Milli takima neden giremedigi ciddi bir tartisma konusu iken Terimi elestirmesine ragmen Ayhan Terim tarafindan milli takima dahi alindi, hem defans ve ayni zamanda ofans anlaminda da takima katki yapmasindan kelli muthis oynuyordu.. Bugün Ayhan Yok..


Ilk macinda muhtesem bir gol atti.. Arkasindan ayni sekilde muhtesem bir gol daha ikinci macinda.. Sahasinda seyirci ile bulustugu Sion macinda da tavan yapti, yer gök lincoln diye inliyordu.. tekmeler, sakatliklar ve kirilganligi sorun oldu. bugun Lincoln Yok..

Gözler lincoln'daydi velakin takimin "gizli kahramani" linderoth idi. basit oyunu, hatasiz ve doksan dakika boyunca disiplinli bir sekilde mücadele etmesi, oyundan kopmamasi, ataklari kesmesinin yaninda defanstan ileriye saglam cikislari ile ilk devre sonucunda takima en cok katki yapan yeni transferi Linderoth.. Bugun Linderoth yok.

Eski günlerine döner gibi olan Hasan Sas, yenilerin iyi uyumu ve oyunu sonrasi kadroda kendisine yer bulamadigi icin isyan eden Hasan Sas, takimin aslinda Lincoln harici derinlemesine oynayan iki futbolcudan birisi olan Hasan Sas tüm bu olumsuzluklarda kahraman olmak var iken o anti-kahramanligi secti.. Bugün öyle veya böyle Hasan Sas yok..

Milli takimda iyi oynuyor, akabinde ayni oyunu takima da getirdi, Her sey iyiydi onun icin.. Velakin tam da iyi oldugu bir dönem milli takim macinda Arda Turan ile sakatlandi, 8 hafta.. 8 hafta dediler, sonradan takima da girdi velakin bizim icin hala sakat, iyilesemedi bir türlü..

Oftas macina Hakan Sükür ve Nonda'dan ve hatta Servetten de yoksun ciktigini hatirlatalim.. Üc sifir.. Olagan. Rakip Oftas, alanya degil. Trabzonspor'u galibiyete en cok ihtiyaci oldugu bir dönemde deplasmanda yenmis bir takim. sasirtici veya sürpriz degil. Kadro nedir ki ? Arda Turan harici siradisi, vazgecilmez tek oyuncu yok. O da yerinde oynamadigindan verimsiz ve ayni zamanda formsuz.

Serkan Calik ve Baris Özbek, Alman ikinci Bundesligada dahi yildiz degildi. Ki benim nazarimda her ikisi de siradan oyuncudur, velakin önem verdigim konu yildiz-siradan oyuncu olmasindan ziyade sistem ve takimin islerligidir. Deivid De Souza da yildiz degil velakin sistem oturdugu vakit en önemli "Kilit" oyunculardan birisidir..

Sorunun temeli aslinda Gerets dönemindedir. Yapilmayan transferler, giden oyuncular ve geride kalan enkaz. Bu sezon her seyiyle sil bastan yapildi, yapilmasi da gerekiyordu. Simdi cok buyuk bir sorun var: Sakatlik.. Ilginctir, giden gelmiyor, giden de bir iki hafta degil üc, dört ay takimdan ayriliyor.. Lincoln müzmin sakat diyorlar da bu kadari degil be abi. Linderoth hayatinda röntgen dahi cektirmediginden bahsediyor, Ayhan Akman ne zaman boyle agir bir sakatlik gecirmis, nedir bunlarin sebebi.. Bir seyler eksik, yanlis bunun cözüme kavusturulmasi gerekiyor. Takima asiri yüklenme, Süper Ligin oynatmamaya dayali felsefesi bir nevi etken iken baska baska sorunlarin da olabilecegi ihtimali yatiyor kafalarda..


Basta Mondragon ve Tomas transferi yanlisligi yapilmasa, en fazla Linderoth üzerine de Sabri sakatlanip siradan bir "sakatliklar" silsilesi yasasa, yine de sorunlu olacaktir takim.. Yenidir, tecrübe ve uyum eksikligi cekiyor..

Tüm bunlar yetmiyormus gibi Servet'i,Hakan Sükür'ü yedek birakip Nonda'nin da yoklugunu eklediginiz zaman..Acin bakin son macin kadrosuna.. O takim ne yapabilir 3-0 yenilmekten baska. ?


Arda Turan harici Bugünkü Orta Sahaya bakalim..

"ugur ucar, Mehmet topal,Baris Özbek, Hakan Balta,Mehmet Güven, Volkan Yaman"

Hepsini ikinci lige koysak, siratan futbolcu olur mu ? Sanmiyorum.. Ama bir "lincoln" ya da ayni ayarda futbolcu "yildiz" yapacaktir yukaridaki isimleri..

Lincoln Topcu degil diyorsunuz.. Zira siz hayatinizda lincoln'u dört mac arti Fener Schalke maclarinda gördünüz.. Ben bu adamin elli lig macini izledim. Galatasaray'a gelmeden önceki sezon Real Madrid'e gitse sasirmazdim, dedikodusu dahi cikmisti, sözlüge yazdigimiz gibi.. her yerde oynardi aslinda.. Bugün alaman sokaklarina cikin, futbol ile ilgilenen üc kisiden ücüde 10 numara olarak size üc kisi sayacaktir .

"Diego,Van der Vaart ve Lincoln".

Cok ciddi bir sakatlik sorunu yasiyor.

Bremen'de Diego olmazsa, takimin galibiyet almasi pek olasi degildir, Bayern'de Ribery yoksa, beraberlik iyi sonuc diyorlar.. Romada bahis oynar iken sorulan tek soru vardir "totti kadroda mi" yaz, iki, bir.. Alex yoksa Fener'in isi zor.. Aslinda dünyanin her takiminin bir süre sonra en azindan o sezon icin gecerli olan kemiklesmis kadrosunun kilit isimleri önemlidir. Isimler de önemli degildir. Simdi linderoth ve Lincoln yok, Ayhan ve Hasan Sas da yok, Yeni transfer de gelmedi.. Takimin durumu ortada..

Umudumuz Nonda, Umudumuz Arda Turan'in farklilik yaratmasi..

Sans da önemli bir faktör, hem sansli hem sansiz idi Galatasaray bu sezon. Tüm bu olumsuzluklar karsisinda hakettigi; her iki kupadan da elenip ligde yoluna devam etmekti, baska acidan belki de olmasi gereken en hayirli sonuc da buydu. ama Sans .. Diger yandan sansizlik..

Su mevcut kadrosu ile yapabilecegi cok fazla bir sey yok, cok iyi oyun da beklemiyorum, farklilik da. Velakin orta sahasinin siradanligi, düzlügü canimi sikiyor. Keyfsizligin ana nedeni.

Önemli olan üc puan degil her zaman.. en azindan benim icin..

"Kick it like Beckham"



Bekim abimiz Sierra Leone'de. Unicef adina orada bulunuyor..

o degil de, begenmemek ya da kil kapmak icin milyon tane nedenim var iken ben bu adami her zaman takdir etmisimdir. Futbolculugu dahil.. Ortalari , Frikikleri, adrese teslim paslari bana göre yeterince "iyidir". Real Madrid maclarini bir dönem cok seyrettim, dökülen takimin ayakta kalan Zidane ile beraber iki isminden birisiydi ki abuk subuk pozisyonlarda oynamistir ön libero gibi.. karakterli bir futbolcudur, güzel bir adamdir.

Podolski Tartismasi




Tartisma fena degil, üzerinde durmak gerek.

Podolski nedendir bilinmez Alman milli takiminda muhtesem oynuyor. oynadigi mac ve attigi gole baktiginiz zaman tüm zamanlarin rekorunu kiracak gibi. Velakin Bayern München icin durum farkli. Elinde iki iyi forvet var. Luca Toni ve Miroslav Klose. Simdi sorun sudur. Podolski, sene sonunda baslayacak olan Avrupa Sampiyonasina hazirlanmasi icin daha cok mac oynayabilecegi herhangi bir klübe transfer olmasi. Bu hem Podolski icin hem de Alman milli takim icin iyi bir gelisme olurdu muhtemelen.. Diger yandan Hitzfeld bu benim sorunum degil ve benim Podolskiye ihtiyacim var diyor.. Her iki forvet de cabuk sakatlanabilen, kirilgan bir yapiya sahip. Arkasinda Sclaudraff ve Podolski var. Hoeness futbolcu ve milli takim adina oyuncuyu bir baska klube kiralayabielceginden bahsediyordu velakin Hitzfeld "benim sorunum degil, benim ona ihtiyacim var" ile kestirip atti. Löw, teknik adama hak verir iken Beckenbauer de onun icin en iyi gelisimin Bayernde olacagindan bahsediyor.. bir baska acidan Bayern München ile diger klupler arasindaki farkin buyuklugu burada ortaya cikiyor. Almanya gibi dünya futbolunda söz sahibi olan milli takimin en önemli oyuncusu Bayern gibi bir klupte ancak yedek olabiliyor iken klise "Bayern - Almanya" kavgasinin spordaki tezahürü ortaya cikiyor. Bayern eyaleti ve bayernliler sakadan da olsa Almanyadan ayrilmayi dahi düsünüyorlar hayallerinde. Sadece spor alaninda degil hemen her alanda Almanyanin en iyisi. Ekonomik,sportif vesaire.. Bu yüzden pek sevilmezler ve aksine kendileri de yine kendilerini cok severler, ayri tutarlar, basariliyiz, iyiyiz, güzeliz digerleri ile aramizda fark var derler.. velakin farkin oldugu gercegi de rahatsiz ediyor her bakimdan..

Simdi Podolski Bayern Munchen takiminda kalirsa; Iki ya da üc mac ilkonbir baslar, diger maclarda yuksek ihtimal yatar ve milli takimin Klose ile beraber en buyuk kozu turnuvaya mac oynamadan gelmis olur ki bu nereden baksaniz Almanya icin buyuk bir handikap. Bunun yaninda baska bir takima kiralik olarak giderse olasi Klose-Toni sakatliginda -ki bazen ikisi birden sakatlanir bunlarin- Schlaufraff'a teslim edilecek takimin forveti. Ki bu adam son Düsseldorf macinda iki gol atmis, güzel bir adamdir ama yine de Sampiyonluk arti uefa kupasi tehlikeye girecektir..

Klup ya da Milli Takim ?

Hitzfeld olsam göndermezdim, Beckenbauer olsam aynen bu sekilde "politik" bir cevap verirdim. Onun icin en iyi gelisim bu takimdadir diyerek hem Milli takimi önemsedigimi gösterir ayni zamanda da Bayern Munche nin zararina bir söylem ve edimde bulunmazdim. Löw olsaydim kesinlikle hak verirdim Bayern gibi bir klup ile tartisma ortami yaratip su muhtesem konumumu bozmazdim. Hoeness da keza yillardir "bayern bayern" diye soylenip bayernlilerin disinda sevilmeyen adam imajini düzeltmek adina " Podolskiyi baska bir klube kiralariz oyuncu ve milli takim icin " derdim, boyle bir sey olmayacaginin bilincinde...

Bir baska soru da aslinda sudur.. Milli takim üzerine tartismalar hep ayni dogrultuda. Düne kadar Lehmann'a klup araniyordu, simdi Podolskiye.. Yahu kardesim sizin ilkonbir oyunculariniz neden klup takimlarinda hep yedek olur ? Son dönem Almanyanin toplamda olusan basarisizligi siklikla konu olur ve sorun sudur ki: Yildizi yoktur, en iyisi iste Ballack.. Lideri yoktur. ve bence herkes tarafindan kabul edilen "oyunculari" yok.. bu da ayni kapiya cikiyor.. "Yildiz, Lider, Dünya capinda oyuncu" eksikligi..

"Chaos" Alberto #2


Efendim, malumunuz odur ki 8,5 milyon euro ile Werder Bremen klubünün tarihindeki en "pahali" transferi. Bremen sehrine ayak bastigi günden bu yana sorun ve kaos yaratmaktan öte pek bir islevi olmayan futbolcu, sao paolo'ya kiranlandiktan sonra dahi rahat durmuyor desek yeri var. Depresyonlariyla, uyusturucu kullaniyor dedikosunun yani sira idmanda ettigi kavgalar ve ilk yari boyunca sadece " 44" dakika forma giydikten sonra Sao Paolo takimina kiralanmisti devre arasi. 8,5 milyon euroluk fiyasko olarak anilan futbolcu tecavüz davasinda sanik durumunda. Kendisinin de davetli oldugu bir partide tecavüz edilen kadinin sorusturmasindaki en önemli sanik olarak duruyor. "Yemin ediyorum ki ben yapmadim" tarzi aciklamalari olsa da karistigi bilmem kacinci skandal olay ile her bakimdan Bremen klubunun tarihine gecmistir kendisi..

20 Ocak 2008

10 Milyon Dolar.!



Dolar Zimbabwe dolari.. Ülkede enflasyon rekor kiriyor.. Yüzde 3 bin kusur.. Ülke halkinin yetiskin kisminin ceyregi aidsli, ortalama ömür 35 yil.. Bir kac beyaz adamin tüm ülkeyi yönetmesinin anlamsizligindan dogan devrim daha da kötüye sürüklemistir yasam kosullarini.. Robert Mugabe hakli nedenlerden giridigi savasi kazanip haksizligi üc bes beyazdan üc bes siyaha devretmisitir. Ne var ki kötünün iyisi olan "bilgi" ile gelen "artik" dahi yok olmustur artik.. Yardimlarla beslenen ülke, nüfusu da 12 milyon civari..

Miroslav Klose ve Yarim yamalak taklasi



Yalan olmasin, cok severim ben bu adami. Drogbayi da forvet olarak cok begenirim ama teknik adam olsam direkt takimin basina bunu koyarim önce. Öyle güzel bir adamdir, yetenegi de, insanligi da, durusu da ayni sekilde. Yine de herkes takla atmak zorunda degil ki? Bu isi Obefami Martins, Nani gibi yapamiyorsan yapma. Bremende oynar iken kendisini sakatlamisti takla atarken. Zar zor bir kere yarim dönme seklinde zor atiyorsun zaten. Ayaklari yere gereginden fazla kuvvetle basip sorun yasamis, bir süre forma dahi giyemedi.. Sonrasinda yasaklanmisti takla atmasi.. Bir yukaridaki resme, bir de suna..

Seni Sectim Pikacu.! #3



Levent Tüzemen'in bugünkü yazisindan..

"Dünya kulübü Real Madrid'in yönetimi, geçen sezon şampiyon olmadan önce İtalyan hoca Fabio Capello ile yollarını sezon sonu ayıracağını açıklamıştı. Şampiyonluk sonrası Capello gitti, Alman Schuster, Real'in başına getirildi.
Bayern Münih Kulübü'nden 10 Ocak'ta yapılan açıklamada sezon sonu ünlü teknik adam Ottmar Hiztfeld'le yolların ayrılacağı ve takımın başına Alman Milli Takımı'nı dünya üçüncüsü yapan Jürgen Klinsmann'ın getirileceği açıklandı. Ve Klinsmann ile 2 yıllık sözleşme imzalandı. Klinsman 1 Temmuz 2008'de işbaşı yapacak. Bayern belki Almanya şampiyonu olacak, belki de UEFA Kupası'nı kazanacak. Sonuç ne olursa olsun, Hitzfeld gidecek, Klinsmann gelecek...
Geçen sezon küme düşmekten zor kurtulan Hamburg'u bu sezon zirveye oynatan Huub Stevens'ın gelecek yıl PSV Eindhoven'ın başına geçeceği daha şimdiden resmen açıklandı.
Bu üç örneği neden verdim? Türkiye'de böyle bir karar alınır mı? Bence kesinlikle alınmaz. Çünkü Türkiye'de kulüpler haftalık veya aylık yaşıyor. Hocanın bilgisi, becerisi, vizyonu göz önünde tutulmuyor. Saha içi sonuçlar Türk antrenörlerin kaderi oluyor. Bu durum Türkiye ile Avrupa futbolu arasında profesyonel düşünme konusunda ne kadar büyük farklılıklar olduğunu da gözler önüne seriyor.
Bayern'in başına geçecek olan Klinsmann şimdi mevcut takımı mercek altına alacak. Oynatacağı sisteme ayak uyduracak oyuncuların kalmasını isteyecek. Belki bazı futbolcuların satılması konusunda yönetime rapor verecek. Hatta alınması gereken oyuncuların listesini sunacak. "


Hayir cok yanlis bir yazi degil ama ayrintilari unutmus. Ben insanlarin Avrupada dahi o kadar da profesyonel düsündüklerini sanmiyorum. Hic bir takim sezon sonu gönderecegi hoca ile yoluna sezonunun sonuna kadar devam etmek istemez. Ya karar kesinlesmemistir ya da istedigi antrenör henüz sözlesmesi geregi mevcut takiminin basindadir. Liverpool da onca is cevirdi arkasindan Benitez'in ve acik ve mert bir sekilde aciklayamadilar Hocaya olan güvensizliklerini.. Tüzemen'in verdigi üc örnegi inceleyelim:

Hamburg sezon sonuna kadar devam ediyor zira antrenöründen memnun olmama gibi bir durum söz konusu degil. Boyle oldugu vakit yeni hoca bulunduktan cok kisa bir süre sonra mevcut hocanin görevine o gün son verirler. Nedir durum ? Huub Stevens zorunluluktan dolayi degil kendi istegi ile takimdan ayriliyor. Karisi Eindoven hastanesinde yatiyor, agir hasta. Gidecek.. Önemli kriter: Basarili bir hoca.. Iyi niyetinden de kimsenin suphesi yok. Buna ragmen ben Hamburg takiminin sezon ici sorun yasayacagini dusunuyorum. hic kimse seneye basinda olmayacak bir adamin otoritesinde sorun yasayamayacagini soyleyemez. Bayern Munih de ayni sekilde. Hocasi ile kimsenin sorunu yok. Hitzfeld isteseydi on yil kalirdi o takimin basinda. zaten zar zor bin bir caba ile bir yil uzattilar, yüksek ihtimal televozyon yorumculuguna geri dönecek. ayrintisi: Kendi istegi ile ayrilacagini acikladi ve elbette yerine birisinin bulunmasi gayet olagan.. Kimsenin kizdigi ya da tuhaf buldugu gibi bir sorun yok. Real Madrid ise son ana kadar aciklamadi. Haberler cikiyordu ama Capello gelmeden önce de Schuster'in ismi gündemdeydi. Hatta Capello olmasaydi belki cok önceleri Schuster gelecekti.

Profesyonellikle alakasi yok efendim, bir takim ne olursa olsun teknik adamin otoritesini boslamak istemez. Sadece herhangi bir umudu kalmamis ise ancak o zaman isim aciklanir vesaire..

Avrupada aslinda ordan baktigimizda görüdügümüz gibi degil belki de.

Artur Wichniarek & cm 2008



Eski günlerin hatrina aldim ama birisi feci dalga geciyor bizimle. Bu Wisniyarek güzel oyuncu kabul da kardesim senede 32 gol atamaz Klose'nin 14, Luca Toninin 12 gol attigi bir ortamda.. 6 ay üst üste ayin oyuncusu filan secildi. Oha.! boyle dandik bir icerik, hata olur mu ? Ayni zamanda Per Mertesacker her iki macta bir kirmizi görüyor, anlamak mumkun degil. Adam 40 macta defans oynamasina ragmen tek bir kart görmemis bu sekilde de hafif bir havasi olmus iken..

Sinirlendim yukledim 2001/02 yi.. sunun bir yamasini daha bulsam bir ömür oynarim..

Henrik Vibskov




Tasarimcinin adini yazdim baslik olarak.. Zira hakediyor adam bunu. Niormal adamin tasarlayacagi seyler degil bunlar..

Fanatik #4



Ganalilarin baslattigi yeni moda.. Gayet güzel..

inanc #2



Sii'lere göre biraz daha kabul edilebilir.. Yasini basini almis adamlarin neye inanip neye inanacagi kendilerini baglar.. Saglikli da diyorlar oruc misali..

Dövme Sanati.! #1




Simdi, her seyin fazlasi zarar ve özellikle "dövme"lerin fazlasi pek hos durmuyor.. Amma velakin bunun da cok kötü oldugunu düsünmüyorum, fena degil kesinlikle. Amerikanin sorunlu gencler klasmanindan koparttim buraya..

Inanc #1
















Bir sinir olmali.. Siilerde bu sinir sanirim yok. O aciyi hissedecekler, hissetsinler. velakin "Din" toplamda belirli bir yas sonrasi gecerli olmasi gereken bir olgu olmasi gerekmiyor mu ? Boyle oldugu vakit, anadan babadan cocuga genler vasitasiyla bulasmasi gibi ? inancin kendi özünü yaraliyor. Inandiginiz icin degil, cevrenizden kaynakli sectiginiz din.. Anne babanizin dini.. Su meshur hesaplasma gününde sayet dogruyu tutturduysaniz sorun yok, eger yanlis bir dine inandiysaniz aciklamasi da cok zor olmasa gerek..

"evladim sen hristiyansin ama dogru din islam, neden ?"

"bizim ordaki herkes oyle, seni de bes yasinda kliseye götürsünler bak gör dogruyu yanlisi ayirt edebiliyor musun"..

Mantikli.. su cocuk olsaydim, hangi güc beni yargilayabilirdi ki ?