10 Şubat 2009

Mehmet Demirkol ,Galatasaray ve On Numara Futbolu.!




"Birlik yaratma harekâtı. Sıkıntılı olan oyuncuları dışarıda bir düşman yaratarak birleştirme çabası.
Oyuncular sıkıntılı.
1- Çünkü içeride korkunç bir gelir dağılımı adaletsizliği var.
2- Bazılarının paraları verilmiyor. Bazıları el altından paralarını alıyorlar.
3- Bazılarının oynayıp oynamayacağına kendi fizyoterapistleri karar veriyor.
4- Sivas maçları sırasında 12-13 kişiyle antrenman yapan takımda, maçlar bittikten sonra 25 kişiyle antrenman yapmaya başlanıyor
Vs. Vs.
Bu vahim durumun altından kalkmak için eski usullere başvurmak ilk akla gelen.
Adnan Polat’ın TFF’ye ve kurumlarına tam desteğini açıkladıktan bir buçuk ay sonra TV’ye çıkıp kendi sesiyle değil de internetten muğlak bir imzayla bu açıklamayı yapmasının nedeni bu.
Buna itiraz edebilirsiniz. Ama Galatasaray’ın içindeki kimse edemez.
Çünkü bu harekâtın nedeni sadece bu!"



Ben ediyorum itiraz, neden edilmesin ki ? Maddelere bakar misiniz ? Dedim ki ben, yaptigi analizleri bir kez olsun Fenerbahce ile mukayese ederek sonlandirsin, baska da bir sey istemiyoruz.. Bir de Fenerbahce düsüse gectigi zaman saldirganlasacaklardir fanatizmi icerisinde barindiran zihniyetler..

Galatasarayda korkunc bir gelir dagilimi adaletsizligi ne demektir ? Daha önceden de Lincoln'un aldigi parayi büyüttü de büyüttü.. Simdi Lincoln diyemez ama birileri cok fazla para aliyor diyor.. Kewell'inden Arda'sina kadar hepsi Bir bucuk milyon kusur aliyor, iki bucuk milyon alan Lincoln var, adaletsizlik de buradan kaynaklaniyor.. Ama ben merak ediyorum Nisan'da 36 bitecek 37'ye girecek olan Roberto Carlos ne kadar aliyor ? Maradona olsa ne yazar 36 yasinda ? (Net 4,2 milyon dolar brüt 5 kusur milyon idi) Misal Fenerbahcede son zamanlarda iyi de oynamis olan Selcuk Sahin kac para aliyor ? Roberto Carlos yaklasik Lincoln'un iki kati para alir iken gelir dagilimi adaletli mi oluyor ? Fenerbahcede herkes Guiza,Roberto Carlos,Emre kadar para aliyor mu? Bir farki ortaya koyalim.. Ya da Bayern'de Ribery ne kadar aliyor, Lell ne kadar alir ? Messi'yi Krkic'e bölsek kac lincoln farki olur hesapliyor musunuz ? Bunun milyon örnegi verilebilir, bu gelir dagilimi nedir yahu en az 10 numara futbolcu geyigi kadar sacma bir sey ki ona da asagida uzun uzun deginecegiz.. Yaser ile Lincoln ayni ücrete tabi degil cunku birisi oynasa da oynamasa da alti yil Bundesligada yildiz olacak performans sergilemis, aynen Roberto Carlos gibi, digeri de ileride bir gün gösterdigi performans ölcüsünde bir ücrete tabii olacaktir.. buna kim neden itiraz etsin ?

1.Madde dedikodu geyigidir, yüzlerce yazar yapar eder.. Gerci demirkol'ün habercisi de yüksek ihtimal Hakan Sükür'dür yani Arda ve Sabri'dir bunlarin kaynagi. Bu sekilde mantik yürütüp yarin Sabah gazetesinde dogruymuscasina bunlari yazmak ne kadar mantikli ise Demirkol'un yazisi ve maddeleri o kadar mantikli.

Feldkamp'i kovmadi Adnan Polat. Feldkamp istifa etti hicbir sekilde istifasi da istenmiyordu son alti hafta kala.. Caresizlik idi bunu avantaja cevirdiler.. Bunu planli bir sekilde gerceklestirildigini savunmak, hangi sampiyonlugun acisidir merak ediyorum, bitti artik o dönem yahu ? Teknik direktörsüzlük kötüdür denildi, birlik-beraberlik güzel ama ya ilksesizlik, gelecege dair kötü bir örnek diye eklenildi.. Velhasil bitirememis hala Demirkol o sampiyonlugu kafasinda..

"5- Bu arada Mesut’u yetiştiren Gelsenkirchen’den son 2 yılda toplam 30 milyon euroluk 2 oyuncu (Ernst ve Linoln) alıyor."

Bu bilincli olarak yapilmis bir abartidir. Lincoln 5 milyon, Ernst bazi kaynaklara göre 4,5 bazilarina göre 3 milyon Euro. Toplamda maliyeti uluslararasi standarti göz önüne alarak futbolcular icin ödenen bonservis miktari belirler. Kendilerine verilen miktarlarin bilmem kac yil kaldigi takdirde ancak alabilecegi yillik ücretlerin üzerine vergi ve her seyi ekleyip on yillik bir oyuncu maliyeti ile aciklamak sadece bilincli bir carpitmadir..

En güzeli oyunun iki yönüyle oynayan oyuncu ve 10 numara futbolu geyigi.!

Sürekli dillerine dolamislar bes yil önceki moda deyimi. Oyunun iki yönüyle oynayan futbolcular ve takimin diger tarafina savunma futbolu adina gereginden fazla yük bindiren futbolcu tipolojisi. Bu aslinda geyiktir, görememektir, düz bakmaktir futbola. Böyle bir yanlis algilanmanin kaynagi aslinda avrupa futbolunun son yillarda ortalama teknik beceri olarak yükselmesinde yatar. Oradaki üst düzey bes ligde defans da ofans da oynasa her futbolcu artik belirli bir teknik seviyeye ulasmis durumda. Yalniz bu konuda bir denge hep vardir. Lampard,Gerrard savunma futbolu adina muhtesem isimler iken baska acidan dünya yildizi olmalarina ragmen en basitinden bir Arshavin inceligine, zenginligine yine de sahip degiller, nasil ki Arshavin,Del Piero,Totti,Messi,Ronaldo yeteri kadar savunma futbolunda Gerrard,Lampard kadar ilerleme kaydetmemisler ise tersi de ayni sekilde. Tüm bu bu isimleri ayni düzeyde ele aliyorsak, bir potada eritiyorsak kimilerinin hucum gücüne göre üst düzey savunma futbolu sergileyebildikleri icin. Bu dengeyi gözden kaciriyorlar.. Aurelio, hucum futbolu adina iyidir ama asla ve asla bir Sergen Yalcin düzeyinde degildir. Sergen Yalcin olmadigi icin o düzeyde anilmasi adina olmayan hucum gücünü savunma ile kapatip belirli bir düzeyde de olsa yildiz olarak anilacaktir.. bizim ülkedeki spor yazarlari bu isi o kadar cok birbirlerine karistirtiyorlar ki Aurelio'nun teknigini Arschavinle bir tutacaklar neredeyse.. Futbolun herhangi bir yönünü icerisinde bulundugunuz ligin ortalamasinin üzerinde oynayabiliyorsaniz, diger yönünden bu sizi feragat ettirir, Arshavin savunma futbolunda yoktur, zira ortalama teknigi Premiere Ligde dahi onu "on numara" yapar.. Ola ki 11 tane Arshavin, Messi'niz var ancak o zaman birileri kosmadigi vakit digerine fazladan yük bindirmis olur. Toplamda savunmada yok diye digerlerine yük bindirme mantigi sakattir, sacmdir özünde.

20 yil futbol oynamis Hakan Sükür canli yayinda bunun cok net cevabini vermistir aslinda ama anlamak istemiyor Mehmet Demirkol. ben onun cevabini biraz ayrintili isleyeyim..

Lincoln ya da benzer ayarda futbolcu oynadigi zaman Servet-Mehmet Topal, Ayhan gibi savunma rolünü üstlenen futbolcular toplamda daha az efor sarfederler.. Siz savunma anlaminda cok fazla etkili olmayan ama topu ayaginda tutabilen Lincoln-Kewell-Arda gibi yildizlara sahipseniz sürekli hucum oynamaya, ayaginda sürekli topu tutup bu insanlarin nefes almasina olanak saglarsiniz, onbes degil bes atak yersiniz.. Ribery'nin defansi hic yoktur ama onun varligi takimin savunmasi adina Van Bommel'dan daha önemlidir.. Aldigi zaman bes dakika sol kanatta topu tasir, akabinde kornerlerle desteklendigi vakit o atak minumum on dakika sürer ve bu sürec icerisinde savunma görevini üstlenmis insanlarin hemen hepsi dinlenir.. Güc kazanir, daha az yorulurlar.. Misal Lincoln ya da teknik futbolcu olmadigi vakit son Galatasaray maclarinda oldugu gibi on bes kat daha fazla kosulur ve cok fazla güc kaybina neden olur. Attiginiz her top ileriden geriye dogru geliyorsa bu isin savunmasi artar, basit bir matematik hesap.. Üstelik bu futbolcular sizin yaptiginiz eforu anlamli kilar hucum yönüyle.. Hicbir sekilde yük bindirmez, sizi rahatlatir..

Oyunun iki yönüyle oynayan.. Yeter artik, biktik.. Kacinci kez konu ediliyor bu yahu ? inanin Flying Dutchmann'in blogu iki ayda on yillik köse yazisi cikarmistir, birakin bu insanlar yazsin cok daha renkli konu bulurlar eminim.. Diyor ki yazinin asagisinda sevgili Demirkol, Trabzon söyle güzel takim cunku 10 numara yok.. Yok ama 35 yasindaki 10 numara icin kiran kirana pazarlik yapti devre arasinda ? Zira bu futbolcular, savunma rolünü üstlenmis insanlarin yirmi pas üst üste yapmak icin tüm gücünü var edip ulastiklari noktaya tek bir pas ile geliyorlar, bu da takim ici birine yük bindirmek degil dengeyi kurmaktir.. Futbol kac yildir yasiyorsa bu gercek hep yaninda olmustur onun..

Oyunun iki yönü diye bir sey yok.. Bakiniz Ayhan Akman'a. Ofansif oynamaya basladigi andan itibaren defans olarak eskisi kadar takima fayda etmiyor son üc mactir özellikle dikkat ediyorum, savruk, görev bölgesini terkediyor bunun yaninda oyunu cok iyi bir sekilde kurup, oyun kurmak icin hemen her yerde de bitiyor.. Eger ki Avrupa liglerinin siradan savunma oyuncusunu buraya getirirseniz Türkiye Süper Ligine göre "Oyunun her iki yönünü de oynayan futbolcu" konumuna gelir fakat Messi'ye,Ronaldinho'ya,DelPiero'ya, Ribery'e,Ronaldo'ya,Misimovic'e göre oyunu o yine de tek yönüyle oynayan oyuncu konumundadior.. Baska acidan en fazla bu tip oyunculara verilen örnek Steven Gerrard'dir. Aslinda kac tane Gerrard var sormak gerekir ama o dahi bir Roberto Baggio,Del Piero,Zidane capinda hucum futbolunda yoktur.. Savunmasini gelistiren hucumundan bir ölcüde de olsa feragat eder ya da Ayhan Akman gibi defansindan "hucumcu oldugu ölcüde" vazgecer.. Sergen varsa, kosmayacaktir bu cok acik ve net fakat Sergen yürümüyordu dahi o cok baska.. Cunku onun attigi topu siz savunmada cebelleserek yirmi pozisyon sonunda ancak gerceklestirebiliyorsaniz Sergen size savunmada yük bindirmez aksine bir o kadar da savunma futbolunun icindedir hucumcu yönüyle..

Savunma futbolda görevdir her oyuncunun yapmasi gereken minumum bir savunma olsa da alti cizili savunma takimdaki bazi futbolcularin görevidir nasil ki digerlerinin görevi hucum adina takima zenginlik kazandirmak oldugu gibi. Kosmak midir sadece adaletsiz olarak algilanan ? Lincoln,Arda,Hasan Sas cikip da bir kez olsun isyan ediyor mu oyun kurulmadigi vakit, hucum yönünden diger oyuncular yeteri kadar performans göstermedigi zaman ? "yeter servet bir topu da derinlikli at, hep bize yüklüyorsun oyun kurma isini mi diyorlar ? Mehmet bir de ara pasini göreyim senin artik mi diye isyan ediyor mu lincoln ? Onlar etmiyorsa asil isi savunma olan futbolcular neden kosmuyorsun gibi bir sacmalik icerisinde olabilirler mi ?



10 Numara öldü diyor belki bunun en tipik örnegi olan Arschavin'i almak icin Arsenal kicini yirtti devre arasi, ne oluyor bu durumda Avrupa futbolu ? Oyunu ortadan degil de kanatlardan kuruldugu vakit bu oyuncular deli danalar gibi kosturuyor mu saniyorsunuz ? Gercekten Lampard'in mücadeleci ruhu olmasa Totti kadar takima etki edecegini ve bu sekilde yildizlasabielcegini mi düsünüyorsunuz ? Lampard,Gerrard'in bir Zidane,Roberto Baggio hucum gücüne sahip oldugunu mu dusnuyorsunuz ?

Arshavin'i Arsenal degil de Galatasaray almis olsa bitmisti.. Verilen bonservis parasindan tutun da on numara futbolunun öldügüne kadar tonla zirvalik.. Bunlari da "farkli" diye addettigimiz spor yazarlari farkliliklarini göstermek adina yazip ciziyorlar, en cok buna yaniyorum.. Anladik, oyunun iki yönü yeter artik, yazmayin midem bulandi, kusuyorum artik ben..


Saniyorlar ki Avrupadaki yildiz orta sahalar Gattuso gibi kosuyorlar.. Ribery zaten van Bommel gibi basiyor ? Messi desen oyunun icinde diye kurtarmisti ama yalan, savunma adina yalan, Arshavin,Rosicky,Hleb,Totti,Diego,Sneijder, Ronaldinho,Hajnal,Misimovic,Joe Cole .. Irili ufakli bütün avrupa takimlarinin teknik on numarasi, oyun kurucusu size söyleyeyim Lincoln kadar oyunda basmazlar.. Ve bunlarin orta sahanin ortasinda degil de 4-3-3 dizilisinde kanatlarda aksiyon gerceklestirmeleri on numara diye tabir edilen oyuncu özeliklerini tasimiyor anlamina gelmiyor. Bu kuyruklu bir yalandir yahu.. Onlarin görevi baskadir, digerlerinin görevi cok baskadir. herkes görevini yapmakla mükelleftir gerisi salatalik sogandir, bosverin..

Son bir not da Alex de Souza icin.. Alex-Lincoln kiyasi dogru degil Biri forvet, digeri orta saha. Alex kosmaz, Alex cok seyi yapmaz bir orta saha degil cünkü. Forvet olarak eksisi degil asist özelligiyle artisi vardir, digerlerine yük bindirmez aksine forvet olarak ele alinirsa orta sahadan görev calar.. Ayni sekilde bu belirtilen nedenlerden dolayi birisi forvet gibi gol atar digeri gol-asistin disinda da oyunun icerisindedir..

Mehmet Demirkol'un bunun disinda degindigi Galatasarayin hakem konusundaki ikircili tavri, lincoln ve Delgado'nun hemen hemen ayni nedenlerden dolayi atildigini, Hakemin bilincli bir tavrindan ziyade Hakem basligi altinda hatalarinin degerlendirilmesi gercegi konusunda sonuna kadar haklidir.. Dün "Hakemlerden yanayiz" diyen yönetimin bugün baska türlü demec vermesi hos degildir, madem böyle bir demec gecmiste verilmis, bu olaylara ragmen "hakemlerimizin arkasindayiz" diye bir söylem "tutarlilk" adina klup tarafindan dile getirilmeliydi..

43 yorum:

evladima miras bu sevda dedi ki...

fenerbahçe'deki ücretlerin kıyaslandığı bölümde bir yanlışlık olmuş selçuk inan yazmışsın. selçuk şahin olacak sanırım.

Tunç Bozacılar dedi ki...

nAçizAne : Selçuk İnan ile Selçuk Şahin karışmış olabilir :)

MOURINHO dedi ki...

Harika tespitler.
Eline saglık Borges.

Mehmet Reşit dedi ki...

Trabzon'da 10 numara yokmuş..
Yattara'nın bacakları ayrı koşuyor, gövdesi ayrı canım. Sağ kanattan bir depara kalkıyor; Avni Aker dar geliyor, Akçaabat'da alıyor soluğu.. Sonra ordan dönüp Serkan'ın kademesine giriyor.

Alex konusunda da iki cümle etmek isterim, müsade olursa;
Alex ilk bir kaç sezonunda hakikaten takımı eksik bırakıyordu.
Yok, olay koşmak, basmak, oyunu bilmem kaç yönüyle oynamak değil; boşa çıkmıyor, top istemiyor, rakipten değil, kendi adamından da topu almak için hiçbir çaba sarfetmiyordu. Ama geçen sene sorumluluk almada tavan yaptı.
Belki şimdi Aragones'in onu orta yuvarlağa daha da yaklaştırması gibi, geçmişte ondan istenenler farklıydı, bilemeyiz, ama böyleydi işte.

Son derece güzel bir yazı olmuş; ellerinize sağlık.

Adsız dedi ki...

Arshavin 10 numara sayılmaz.

Neyse olay o değil zaten, ilk defa Galatasaray'lılık bu kadar öne çıkmış, eleştirilen Demirkol'dan farklı bir şey yapılmamış ki zaten belli, yazı da sinirle yazılmış. :)

Adsız dedi ki...

M. Demirkol için yetenekli adam ortada oynuyorsa yararsız; kanatta oynuyorsa yıldız oluyor..Adamın futbol iq su bu kadar işte..bi de bunun yanında gs lisesinden gelen ezilmişlik ve aziz yıldırım korkusu ve/veya yalakalığı eklenince içinde bir sürü kelime kalabalığı olan ama aslında hiç bir tutarlı tespit olmayan yazılar ortaya çıkıyor..
Not: Bugün Adnan Polat' ı eleştirmiş (ki bence de gereksiz bi girişimdi), peki yarın Aziz Yıldırm' ın soyunma odası basıp kendi futbolcularına böyle oynayacaksanız sahaya çıkmayın dediği ile ilgili tek bir kelime yazabilecek mi?

Özgür

mstfdrn dedi ki...

Bildiğim kadarıyla Mehmet Demirkol Galatasaray Lisesi mezunu bir Fenerbahçelidir.Bu tür okullarda farklı olmak zordur.o yılların intikamını alıyor.Kalemi de güçlü olduğundan her yazısında inceden galatasaraya geçiriyor.

Alper Öcal dedi ki...

Epey sinirlenmişsin Demirkol'a Orhan :)

Ama haklısın, 10 numara klişesi ile ilgili söylediklerinde çok haklısın.

10 numara tipindeki adamları yorumlarlarken birşeyi atlıyorlar ayrıca. Savunma tembeli olarak görülen bu oyuncular hücumda tembellik etmiyorlar.

En basitinden şu Bursa maçında Alex'in attığı 2. goldür örneği. Sezgi ve zamanlama kabiliyetini müthiş kullanarak, adeta NGEO'da izlediğimiz avına yaklaşan leopar sinsiliğinde, ölü bir topu kovalayıp gol çıkardı.

Fuzzy Logic Rice Cooker dedi ki...

M.Demirkol kasitli ya da kasitsiz herhangi bir durumdan olmayacak anlamlar cikartip komplo teorileri üretmeyi seviyor. Ben bunun kasitli olduguna inaniyorum ama bazi insanlar (psikolojik rahatsizlik olarak tanimlayan psikologlar da var)herhangi bir olayi ya da olguyu bilinc altlarinda olmasini istedikleri gibi algilayabiliyorlar. Bence Lincoln ve Galatasaray Demirkolun cok canini acitiyorlar bu sene. O da Lincolnun duygusal bir insan oldugunu iyi anlamis gecen seneden altdan altdan vuruyor. Lincoln'un devre arasi basin mensublarina yaptigi toplanti sirasinda Demirkolun suratini görmek isterdim, eminim cok mutlu olmustur cünkü kendisininde dahil oldugu sistematik yipratma cabalari ilk meyvesini vermeye baslamisti

Burçin Baygül dedi ki...

Öncelikle şunu belirteyim, bu bir Mehmet Demirkol savunması değildir. Cevap vermek istersen Mehmet Demirkol üzerinden verme lütfen.

Demirkol, "birlik yaratma çabası" adını verdiği iddiasını dört teşhis ile açıklıyor. Bu teşhislerden birini (gelir adaletsizliği) çürütmeye çalışmak Demirkol'un iddiasını zayıflatmaz. Açıkcası ben bilmiyorum Galatasaray'da (ya da her hangi Türk takımında) hangi futbolcu kaç lira almaktadır ve gerçekten bir gelir adaletsizliği var mıdır? Ve daha önemlisi başta yabancılar olmak üzere bazı futbolculara el altından para verilmekte midir? Demirkol'un iddialarını yanlışlamak ile aynı gelir adaletsizliği Fenerbahçe'de de var demek arasında fark var. Belki bugün, Fenerbahçe'nin temelde doğru bir transfer politikası güdüp her sezon takıma 2-3 oyuncu monte etmesine rağmen süper lige çıktıktan sonra 15 oyuncusunu gönderip 21 transfer yapmış bir takım kadar takım oyunu oynuyor olmasının altında yatan nedenlerden birisi tam da budur.

On numara, ön libero, nokta santrafor, iki yönlü oynayan oyuncu gibi kavramlardan en az senin kadar sıkıldım. Benim sıkıntımın ana sebebi aslında futbol konuşmamızı tatlandıracak ve kolaylaştıracak kelimelerin içini boşaltmamız. Savunmanın önünde oynayan her futbolcu oyun için görevi ne olursa olsun ön libero, uzun boylu her forvet nokta santrafor, savunmaya yardım etmeyip yaratıcı özelliği olan her isim on numara. Bu liste daha da uzar. Tabii kelimelerin içi boşaltılınca herkes o boşluğu kendi doldurmaya başlıyor. Senin sözlüğünde on numaranın karşısında yazanlarla benim sözlüğümde yazanlar aynı olmayabiliyor. Hatta büyük ihtimalle aynı değil. O yüzden futbol terimlerini tartışmak için önce o terimlerde hem fikir olmak lazım ki bence Demirkol ile siz bu konuda hem fikir değilsiniz.

Top tekniği yüksek oyuncuların savunmanın açıklarını kapatmasında kısmen hem fikiriz. Alex kendi standartında ise (ki bence ligimizin en istikrarlılarından) Fenerbahçe'nin bir sezonda yaptığı 50 maçın 35'inde topu tutarak, rakip savunmayı rahatsız ederek, rakibin rahat alan boşaltmasını engelleyerek takım savunmasına büyük katkı yapmaktadır. Geriye gelip çizgiden top çıkarmasına, dinamo gibi çalışmasına ya da dar alanda baskı kurmasına gerek yoktur. Ama diğer 15 maç Alex'in toplu ya da topsuz, defansta ya da ofansta hareketsiz oynaması, ikili mücadeleye girmekten kaçınması ve takım savunmasında direk bir görev üstlenmiyor oluşu büyük sıkıntı yaratmaktadır. Takım oyununu geliştirmiş, taktik disipline sahip, oyunu çok yönlü oynayabilen takımlar kaliteli kadrolar karşısında sizin koşmayan on numaranız savunmanızı fazlasıyla yıpratır. Senin verdiğin örnek üzerinden gidersek, Alex belki Antalya maçında topu rakip yarı sahada 3-5 dakikada tutup savunmasını rahatlatabilir ama yüksek tempolu oynayan bir Man Utd karşısında bunu yapması heemn hemen imkansızdır. Takım kurgusu yapılırken bu işi yapanların (buaya teknik adam diye gönül rahatlığıyla yazabilecek miyim acaba bir gün) vermesi gereken daha doğrusu bulması gereken cevap tam da budur; hangisi daha avantajlı. 35 maçta Alex'in sefasını sürüp 15 maçta cefasını çekmek mi daha avantajlıdır yoksa daha homojen bir kadro kurup 5o maça bu şekilde çıkmak mı? Benim şahsi fikrim ikincisinin doğru olduğu yönündedir. Transfer ve takım kurma konusunda tek yetkili insan olsam ne Alex'i ne Delgado'yu ne de Lincoln'ü kadroma katarım. Hayatında hiç transfer yapmamaış birisi olarak konuşuyorum tabi, iş reele gelince ne olur orasını bilemeyiz.

Son olarak hazırladığın blog için gerçek bir spor sever olarak teşekkür ederim. Gösterdiğin emek, sahip olduğun bilgi, okunur yazı yazabilme yeteneğin. Her biri tek başına bile alkış hak ediyor.

çikozi dedi ki...

Bu medya´daki 10 numaralari bitirme cabasi beni cok sasirtiyor.Hep saglam adamlar basi cekenler.Altan Tanrikulu da bir ara Alex´i övüp hemen pesine Fenerbahce Alex ile yollarini ayirmali diyordu.Ne oluyor bu adamlara acaba bir bildikleri mi var yani bizim göremedigimiz bir seyi önceden öngörüyorlar herhalde.

Borges dedi ki...

Alper Öcal: Alper, o adam süper bir forvet.. Cok az forvette var böyle vurus teknigi, zamanlama, orta yapma kabiliyeti ve beceri. Inatla Orta Sahaya cekilip en kötü orta saha özelklikleri ile yaklasilip -cok gol attigi icin övgü, basmadigi icin yergi- yanlis yapiliyor fikrim..

Burcin Baygül: Aslinda bir takimda gelir adaletsizligi nedir ben bunu anlamadim. Hicbir oyuncu dünyanin hicbir yerinde ayni parayi almaz. Herkesin bir baska degeri vardir ve ilginctir takimlarda ne kadar emek verip kostugu degil sürekli degisen oyuncu profilinde belirleyici olan öncesinde yaptiklaridir.. Dolayisla nasil bir adaletsizli olabilir ? bu gibi konularda adaletli olunmasi icin dogma büyüme ayni klupte yer alip belirli bir dengesizlikten ancak söz edebilir futbolcular.. Oysa hepimiz biliyoruz ki Roberto Carlos verimliliginde belki fazlasi bir Gökhan Gönül ama öncesindeki eylemleri, reklami vesairesi nedeniyle hakkiyla fazla aliyor Carlos, bana göre Katar Liginde o kadar parayi almasi gerekir ama burada aliyor, sonucta kabul etmedigim, tasvip etmedigim bir transfer olmasina ragmen aldigi para aslinda hakkidir.. NAsil bir gelir dagilimi adaletsizligi oluyor ? Ayrica takip ettigim bir yazardir Demirkol, haliyle daha önceden de bu verilen paralari bu sekilde gündeme getirdigi icin yaklasim bu yönde oldu.

Benim sözlügümde Lincoln ile Alex dahi ayni sinifta degildir ama burada 10 numara adi altinda bahsedilen oyuncular daha cok okuduklarimdan cikardiklarimdir.. Yetenekleri önplanda olup kosma adina, takim savunmasi adina digerleri kadar emek vermeyen kesimdir kaba bir genelleme ile.. Yildiz ama savunmasi yok, digerlerine yük bindiriyor durum belirtisinin elestiridir ama ayni aciklamayi Stadyum programinda Mehemt Demirkol'ün kendisine Hakan Sükür de yapmistir ama hem Meleke hem Demirkol bu oyunun iki yönüyle oynayan oyuncu profiline takik durumda kaldilar..

Ki kimse kimsenin oyuncu siniflandirmasini anlamiyor, ben anlamiyorum Meleke'yi önlibero konusunda Deco ile Gattuso'Yu ayni sinifa sokup Mehmet Topala ögüt vermesini..

Tp teknigi yüksek ya da siradisi oyuncularin zararlarinin farkindayim ama ben bu konuda Hitzfeld gibi dusunuyorum. her bakimdan zarari coktur ama sinirlari da bu oyuncularla asar klupler.. Bunlarla anlasabilen hocalar, büyük basarilari yakaliyor bir sekilde.. Arsenal'in hem bir noktada kilitli kalmasinin ayni zamanda Arshavin transferinin, üzerine yüklenilen bütün elestirilerin nedeni de budur belki. Yildiz oyuncu eksikligi.. Ben size su almanyada Arsenal üzerine yazilmis ve temelinde yildiz ve sorumluluk duygusu üst seviyede oyuncu eksikligi konusunda yüze yakin makale gösterebilirim inanin..

"Takım oyununu geliştirmiş, taktik disipline sahip, oyunu çok yönlü oynayabilen takımlar kaliteli kadrolar karşısında sizin koşmayan on numaranız savunmanızı fazlasıyla yıpratır. Senin verdiğin örnek üzerinden gidersek, Alex belki Antalya maçında topu rakip yarı sahada 3-5 dakikada tutup savunmasını rahatlatabilir ama yüksek tempolu oynayan bir Man Utd karşısında bunu yapması heemn hemen imkansızdır."

Katilmiyorum. Alex'li Fenerbahce kendi evinde Sampiyonlar Ligi ceyrek final müsabakasinda o sene final oynamis Chelsea karsisinda gayet de basariliydi. Önemli olan takiminizdaki oyuncu yapisina göre bir taktik belirlemek ve birlik-beraberlik ise cok baska bir alanin icerisine giriyor. Yanni bu Alex'li Fenerbahce biaz daha sansi olsa final oynayacakti Sampiyonlar Liginde.. Bence burada hoca farki söz konusu. Disiplinsizligi bir baska tartisma konusu iken yildizlarla anlasmasi, Aynen Hitzfeld ya da kendisini kabul ettirmis bir baska hoca gibi Zico farki vardir ortada.. Futbolun belki de futbol disi etkenleri saha icerisindedir.. Galatasaray Hagi ile basarmistir UEFA kupasini ve JUventus,Milan gibi takimlari yenmeyi.. Önemli olan o dengeyi kurmaktir, her iki macta bir "Kosmuyor Alex" ile oyuncu yipratilirsa tüm sezon boyunca alacaginiz verim de sinirlandirilmis olur, o bahsedilen 15 macin bir baska acilimi bence budur. zira örnegi var, basari da gelmistir..

Ben Kaiserslautern'de gördüm Lincoln'ü. Hemenalirdim dedim, Schalkede iken Rüyayi, simdi gercek oldu.. Arshavin ise.. Inanin bazen onu seyretmek benim icin Sampiyonlar Ligi finalinden de ötedir.. Bakis acisi bu, teknik adam olsaydim bu gibi yildizlarla kesinlikle iyi anlasirdim:)

bu "güzel" yorumunuz icin daha cok ben size tesekkür ediyorum.

Adsiz: Galasarayliligim öne acikmis olabilir, ama haksiz buldugum vakit bu gerceklesir, yoksa Adnan Polat'in ikicikli tavrinin ne kadar anlamsiz oldugu konusunda hemfikirim Demirkol ile..

P.S: Selcuk Inan, Selcuk Sahin olmustur, tüm uyarilar icin tesekürler..

aşkın dedi ki...

Tesadüf bu ya, Noat Samisanın son postuna az önce bir yorum attım.
''İki yönlü oynayan'' Deco - Ballack - Lamparda sahip Chelsea ne vaziyette?

thieu dedi ki...

yalnız türk spor kamuoyunda son zamanlarda ne hikmetse bi lincoln düşmanlığı peydah oldu. adamı durdurmak adına son çareyi tekme tokat girmekte bulan çaresiz savunmalara bile hadi neyse ama.. demirkol'un husumeti neredendir anlamadım? ayrıca erman toroğlu'nun da.. lincoln öyle bir hedef haline getiriliyor ki daha bir çok isim tarafından, hakemi de en ufak pozisyonda kart göstermekten imtina etmiyor, futbolcusu da tekmeyi daha bi başka sallıyor, medyası da adam harikalar da yaratsa illa ki eleştirilecek bir şey buluyor. yahu biraz rahat bıraksanız da, biz de futbol izlesek? hakikaten gereği yok böyle kışkırtmaların.

buket benimle tanismali :) dedi ki...

Lincoln 2,5 degil 3,5m euro alıyor...Ayrıca singing on fee tarzı aşırı bir rakamıda almıştı ilk sene...sanırım 7m euroydu ilk yılda ettiği kazanç.

Borges dedi ki...

Buket benimle tanismali: Eline gecen "net" kazanc benim bildigim 2,5 milyon euro civari. sözlesmesi geregi eline ekstradan para verildigini ben duymadim, varsa bir kaynak belirtirseniz ben de ögrenmis olurum..

deg dedi ki...

Arshavin, Demirkol'un kastettigi anlamda bir 10 numara degil ve dunyada 10 numara dedigimiz tipte oyuncuyu transfer etmeyi birak oynatmayi dusunecek son adam Wenger'dir herhalde.

kisacasi 10 numara ve Arshavin ornegi yanlis olmus.

Borges dedi ki...

Deg: Bilir misiniz Deg yillar yili BUndesliganin üc on numarasi var denilirdi.. Bunlar bir zaman önce su üc isimdi: Hleb,Rosicky, Lincoln.. Bu üc bundesligist futbolcunun ikisini kim aldi ?

Arsene Wenger.!

Muhtemeldir ki Stuttgart'da seyrettigim Hleb de on numara degildir, Rosicky de keza baska bir on numaradir ve Lincoln burada o demirkol'un on numarasiydi ama ben Lincoln'un Hleb ve Rosicky'nin oldugu yerde bunlardan ayri bir sekilde anildigina hic rastlamadim.. Arshavin, Zenit ve milli takimda forvet arkasi oynar.. Forevtimsi yapiya bürünür. tipik bir on numara da olur. Arsenal da böyle bir mevki yok, kanatlarin biriisine yerlesecektir, bu yine de bu yazida bahsedilen bir on numara algisina ters düsmeyecektir.

Sebastian Bach dedi ki...

Carlos 2 yıl boyunca 2 milyon euro aldı, primler hariç.. Bir de maç başı aldığı var ama çok fazla bir şey değil.. 4-5 milyon euro diye tutturulmuş gidiyor.

Borges dedi ki...

Sebastian bach: Simdi ne desem inandirici gelmez size. Lütfen o google'un muazzam bosluguna "roberto carlos 4.2 milyon euro Fenerbahce" yazarsaniz benim haricimde yaklasik milyon tane kaynagin ayni seyi söyledigini göreceksiniz.. 2 milyon aldigina dair bir iki kaynak gösterirseniz belki hepimiz yaniliyor oldugumuzun farkina variriz..

ultrANIL07 dedi ki...

Ben Mehmet Demirkol'u artık dikkate almıyorum ve hayat böyle çok daha güzel. Her pazar akşamı Hakan Şükür'e laf sokmaya çalışması var bir de. Hayatında topa dokunmuş mudur acaba?

Sebastian Bach dedi ki...

Kaynak bizzat Fb yönetimidir.. Ayrıca o google'ın muazzam boşluğuna roberto carlos 4.2 milyon euro yazdıktan sonra çıkan 2. adrese tıklarsanız Carlos'un bütün prim ve maç başı dahil 3 milyon euro aldığı yazar.. Sanırım 2. adresi atlayıp diğerlerine odaklandınız.

Borges dedi ki...

Sebastian Bach: Bu yeni sözlesmesi, 40 yasinda da adama bes milyon vermeyeceksiniz ya ? 2 milyon diye bir beyanati ne zaman olmus fenerbahce yönetiminin ? Buyrun bekliyorum o yönetimin bildirdigi beyani.. Ilk geldiginde iki milyon, yas 37'ye geldigi zaman 3 milyon mu aliyor ne aliyor ?

Yirmi bes yerde belirtilmis, 4.2 milyon euro aldi iste.. dahasi yok bunun yahu. 36 bitiyor diyorum nisan'da hala 3 milyon euro yillik..

Ultranil07: Seyredemiyorum genelde stadyum programini.. En asagida söyledigim gibi türk futbolu üzerine son derece güzel anlizleri var sadece kelimelerin efendisi rolünde istedigi yerden bakarak istedigi gercegi olusturabilecegi sanrisi var ki aslinda tehlikeli bu..

Noat SamisA dedi ki...

Blogda yayınladığım bir karşılaştırma üzerinden gideyim:

http://img24.imageshack.us/my.php?image=barryvsballacklq3.jpg

Bu haftanın maçlarında aylardır düşüşteki Ballack ile Aston Villa'nın çıkışının baş aktörlerinden Gareth Barry'nin pas görsellendirmeleri.İkisi de de orta sahada oynadılar.Biri üçlüde Obi Mikel'in önünde Lampard ile ikili oynadı, öteki Stylian Petrov ile orta ikiliyi oluşturdu.

Adları anıldığında ''iki yönlü orta saha'' söylemini ikisi de üzerine alınıyorlar değil mi?Bu grafiklerde isimleri değiştirin, ya da isimleri silin.Yalnızca şu bilinsin, iki grafikteki oyuncular da orta sahada oynuyorlar.

Hangisini tercih edersiniz?Hangisiyle daha istikrarlı bir takım olursunuz, hangisiyle diğer 10 oyuncunuzun performansının artacağını düşünürsünüz?Ben savunma futbolu seyretmekten de zevk alıyorum mesela, kıvrak çalımdan da.Ama bu bir oyun, şovdan önce oyun.Yani kuralları doğrultusunda kazanılmalı.Biri boydan 70-enden 70 bir kare oluşturmuş; tüm sahayı kullanmış.Ceza sahasına koşular yapmış, gollük pas atmış, savunmadan top çıkarmış.Ötekinin en uzun pası 15 metre, bir tane aksiyon alanına gönderdiği top yok.İkisi de ''iki yönlü'' oyuncu ama yok işte, belki 3 sene evvel farklıydı ama Ballack'ın şu anki durumu bu.Barry'nin de bu.Keşke imkan olsa da örneklenen, kıyas edilen oyuncularla bizim 10 numaraların performanslarını böyle görsellendirebilsek.Oyuncu seçiminde ya da hangisinin ''sempatik'' geldiğinden yana bir değerlendirme dahi olabilir bu.

Yanlış anlaşılmamak için şu linki de vereyim: http://noatsamisa.blogspot.com/2008/11/daha-iyi-10-numara-beiktaa-geldiinden.html

Gerrard-Lampard örneğinden sıkılanlar için Barry; olmadı Carrick, Fletcher, Xavi, İniesta, Senna, Arteta, Scholes, Park Ji-sung, Mascherano Gattuso, Yaya Toure, Fellaini, Seedorf, Frings...Arteta çalım da atar, şov da yapar.Ama şablona bağlı kalır, sorumluluğunu üstlendiği alanı kaplamaya, ön alan baskısını üstlenmeye tam bir bağlılık sergiler.Kenar oyuncusundan orta sahaya terfi etmiştir, 10 numaradır.

Kıstasımız kupalar değilse, futbolda kupa alanın trend belirlediğini, en doğru oyunu oynadığını kabul etmiyorsak futbolun yaratıcılık kısmının uçlarında gezinen örneklerden aldığımız hazzı futbolun önüne koyabiliriz belki.Bir başka ucu da örnekleriz, önliberolardan bahsederiz.Yeteneği sınırlı, sert, disiplinli, fizikli oyuncular.Bu bir uç, öbür yanda fiziken zayıf, üstün yetenekli oyuncular.Dünya futbolunun zirvesinde yer alan takımlarda bu iki uç örnekten de yok.CL'de, Euro 2008'de.Premier League'deki 20 takımda da ikisi birden yok.Ronaldo bir kenar oyuncusu, Messi bir kenar oyuncusudur.Bu oyuncuların 10 numara olma kıstası, onları bizim bildiğimiz 10 numara mevkiisinde kullanmaktır.Yani Man Utd'da takımın topla en zayıf oyuncusu Ferdinand iken ve o da bizim ligimizdeki savunmacıların tamamından üstün bir teknik beceriye sahipken, United'ın tek işi bu olan birine neden ihtiyacı olsun ki?Micheal Carrick ve Darren Fletcher her oynadıkları maçlarda ceza sahasına ekstra koşular yaparlar.Top taşırlar, çünkü belli bir yetenek seviyesindeki oyunculardır.Şut atarlar, gerekirse adam geçerler.Aynı zamanda orta sahada harika alan parsellerler, gerektiğinde fiziki mücadeleden de kaçınmazlar.Savunma becerileri bir Makelele düzeyinde değil, hücum performansları da bir Del Piero değil.Ama hem kulüpler, hem de ulusal takımlar bazında son yılların şampiyonlarının orta sahasında Makelele-Del Piero tarzı (tarz diyorum, isimler değişebilir) bir yapı mı var, yoksa Carrick-Scholes; Xavi-Senna-İniesta gibi bir yapı mı?Box-to box combative midfielder, içinde yetenekle alakalı bir kelime geçmiyor.Çünkü zirve futbolda kabul edilebilmek için belli bir yetenek sınırına ulaşmış olmak gerekiyor.

Hem hücumda varlar, hem savunmada.Niye yalan olsun ki Sevgili Borges?İki yön işte, hiçbir özelliklerinde ''ondan iyisi yok'' değil bunlar ama barındırdıklar ''hepsinden biraz'' durumları ile de kolay bulunmuyorlar, her teknik adamın arzuladığı futbolcu tipleri durumundalar.Çalım da atarlar, kayarak hamle de yaparlar, depar da atarlar.Messi gibi çalım atmazlar, doğru.Lincoln gibi pas atamazlar, doğru.Gerrard falan demedim bakınız, Barcelona'da İniesta ve Xavi ikilisinin, Arteta'nın, Park'ın sayısız ceza sahasına koşusunu, paslaşmalarda duvar oluşlarını, son çizgiye inişlerini hatırlarım.Senna'nın hem şut becerisini kullanıp, hem de kale çizgisinden top çıkarabildiğini bilirim.Zirve futbol ile bizim ligi bu bazda karşılaştırmak hiçbir veri getirmez bana göre.Yukarıda şampiyonlara dair verdiğimiz örnekte olduğu gibi, CL Top 16'sından sonra ne önlibero var, ne de oyun kurucu.Varsa bile, (Wenger'in Hleb, Rosicky, Arshavin üçlüsünü nasıl kullandığı kullanacağı, Arsenal'in çift dış bek kullanımı ve orta sahası; bana göre bu 10 numara mevzuunu aşar.) bunların nasıl kullanıldığı, takımın ne gibi özelliklere sahip olduğu önemlidir.

Yaratıcı, yetenekli futbolcular, aynı zamanda takım olgusunun içine girerek, futbola şu zamanda hükmeden, ofsayt kuralının temellendirdiği alan savunması doktrine uygun hareket ederler.Gerektiğinde güçlü fizik yapılarını kullanarak korakor mücadeleye de girerler.Eğer Lincoln, Alex veya Delgado'nun varlığına ya da yokluğuna Lampard'lar, Arshvin'ler, Gattuso'lar örnek oluyorsa bu bana hiç de mantıklı gelmiyor.Alex Ferguson eminim takımında Gattuso'yu da, Messi'yi de görmek ister.Bunlar uç oyunculardır, stillerinin en iyileridir.Makelele, Gattuso, Senna, Diarra'lar...Hepsi muhteşem orta alan savunmacılarıdır.Ama ligimiz dersek, Lincoln; arkası Ayhan-Topal-Barış, bir ara Meira dersek; Alex, arkası Maldonado-Josico dersek; bunu da orta sahalar ve çift yönlü oyun ile uyuşturursak ortaya genel futbol görüşüne uyarlanacak, ligimizle bağdaştıracak bir açıklama olmuyor bana göre.Yetenek ve eğitim eksiğimiz var, kolayına kaçıp bu üstün yetenekleri kapıp getiriyoruz.10 numara kalıbını kullanacak isek; Lincoln'ler, Alex'ler, Delgado'lar zaten bu adlarını saydığımız oyuncularla bugün yan yana, aynı takımda oynayamazlar.Oynamıyorlar da zaten, Türkiye'deler.Lincoln Bundesliga'da oynadı, muhteşem de oynadı.Ama Gerrard ve Zidane örneği veriliyor, kıyasladığımız isimler ile aynı frekansta bile değiller.

Ha, bunun totem olması başka.İçinin boşaltılması ayrı konu, bunlara katılırım.Fenerbahçe Alex'le olmaz, Galatasaray Lincoln ile olmaz yalandır; bu doğru.10 numarayla hayatta olmaz da yalandır.Muadillerinin olduğu gibi, Fenerbahçe'nin geçen yıl yaptığı gibi...Bu oyuncular zordur, eğer arkasını doldurmaz, eksiklerini tolere etmez iseniz patlar.Makelele, Gattuso da lükstür, önüne yaratıcı oyuncuları koymaz iseniz onların oynadığı takım da patlar.Oluşturduğu tehdit ölçütünde rakibin bir kısım silahlarını def eder iken, pek çok silahı olan takımlara karşı zaaflarının tolere edilemiyor oluşu başa iş açar.Ya da tam tersi.Fenerbahçe bir örnek, 10 numaraları şahı Deco Chelsea'de bir diğer örnek.Orta sahası nispeten zayıf Chelsea, Deco'yu tolere edemedi; Deco patladı.Fenerbahçe'de başta orta sahadaki zayıflık olmak üzere arızalar savunmadan forvete her bölgeyi etkiledi, geçen sezonun 10 numaralı kompakt takımından bu yıl eser yok.

Zirve futbolda çift yönlü oyuncular vardır, hem rakip kale önünde, hem de kendi kaleniz önünde aksiyon gösteremiyor iseniz o kadrolarda işiniz yoktur.Takımın tamamı üstün yetenekli oyunculardan kuruludur, en iyilere karşı oynarsınız ve asla kaytarma lüksünüz yoktur.Hepsinden önemlisi aslolan takım olmaktır, bütünü oluşturan parçaların birbirini tolere etmesidir.Stoper bekler vardır mesela, Wes Brown gibi.Bu da farlı bir tartışma konusu olur belki.Hücumda verdiği katkı sınırlıdır belki ama tüm takımı dengeleyici bir rolü vardır.Arbeloa böyledir, Ramos ve Maicon üstün insan beklerdir mesela.Hem fiziken çok güçlü, hem de atak katılımı çok çok iyi bir oyuncudur.Lahm-Freidrich, Alman ulusal takımı örneği gibi.

Ama vardır yani, hem hücumda yetenekleriyle adını dünyaya duyurmuş, bunun yanına da mücadeleci yapısını koymuş adamlar vardır zirve futbolda ve bunların yer aldığı takımlar başarılı olmaktadır.Bir de kehanette bulunayım: Ayhan Akman'ı alalım, Fenerbahçe orta sahasına koyalım ve sonra Alex'i bir süre gözleyelim.Bir de Lincoln'ü alalım ve mevcut Fenerbahçe'ye koyalım.Onu da bir süre gözlemleyim.Ortaya çıkacak sonuçlar bugünkülerin tam tersi olacaktır.Ayhan Akman ile Arteta'yı mı kıyaslayacağız?Fabian Ernst ile Paul Scholes'u mu?Zirve futbolcular, dünyayı peşinden sürükleyen üstün futbolcular, zirve futbol, Premier League zirvesi, La Liga zirvesi, CL zirvesi ve ulusal şampiyonalar; ''takımda ki diğerler oyunculara göre çok daha yetenekli ama bir o kadar da sorunlu hücum oyuncularının futbolumuza etkisi'' noktasında kıyaslanan takımlarımız ve Türkiye Ligi...Bana pek mantıklı gelmiyor.

Matias Delgado'nun Beşiktaş'ta oluşunun en şiddetli savunmacılarından biri olmuşumdur he bulunduğum ortamda.Del Piero'nun da hayranıyım, Gattuso'nun da; Vidic'in de Messi'nin de.Bunlar ayrı, adım ''yetenek düşmanı''na çıksın istemem.Okurken güzel bir beyin fırtınası oldu benim için ama katılmadığım pek çok noktayı böylelikle belirtmek isterim.Lincoln'ü doğrulamak adına biraz zorlama olmuş, diyeceğim; iyi niyetten şüphe olmayacağını, gereksiz bir kalp kırgınlığına sebebiyet vermeyeceğini umarak en sonda bunu da belirtmek istiyorum.

Selamlar, saygılar, sevgiler...

Sebastian Bach dedi ki...

Hayır yeni sözleşmesi değil.. O adrese girip mesajın post edildiği tarih 2007 yılıdır.. Carlos ilk sözleşme imzaladığında 2 milyon yıllık garanti para ve maç başına parayla primlere imza atmıştır.. 4.2 milyon euro falan değil..

Şimdiki sözleşmesi de boş sözleşme, ne kadar olduğunu bilemiyoruz. Sorup öğrenir bildiririm bu blogda size gerekirse.

Borges dedi ki...

Noat Samisa: Sonuc itibari ile burada özne fikir, yeteneginden dolayi savunma acisindan digerlerine gereginden fazla yük bindiren yetenekli oyuncularin zora soktugu diger oyuncularin durumudur. Yani: Bana göre savunma da bir yetenektir, savunma gücü de bir oyuncunun yetenegini konusturmasidir ve baska acidna hucum olarak iyi oldugunuz vakit savunma adina cok ciddi bir fayda sagladigi gercegidir bunun üzerine temellendirilmis yetenekli oyuncularin takim savunmasinda yer almasa dahi aslinda en cok kosandan daha cok kosmus kadar etkili oldugunun altinin cizilmesidir. Ispanya, ayaga pas ile savunmaya gerek duymayacak ölcüde iyi oynadi, cok kostugu, oyunun defansif yönünde de cok basarili oldugu icin degil.. kötü degilllerdi ama öne cikan, sampiyon yapan bu blogda daha sampiyon olmadan önce yapilan analizde belirtildigi gibi orta sahayi pas manyagi yaparak rakibe hucum sansi/vakti ve hatta topu vermemesinden ileri gelir, asagida deginecegimiz gibi..


"Gerrard-Lampard örneğinden sıkılanlar için Barry; olmadı Carrick, Fletcher, Xavi, İniesta, Senna, Arteta, Scholes, Park Ji-sung, Mascherano Gattuso, Yaya Toure, Fellaini, Seedorf, Frings...Arteta çalım da atar, şov da yapar.Ama şablona bağlı kalır, sorumluluğunu üstlendiği alanı kaplamaya, ön alan baskısını üstlenmeye tam bir bağlılık sergiler.Kenar oyuncusundan orta sahaya terfi etmiştir, 10 numaradır."

Örnekler bunlar.. Cok iyi tanidigim Frings ile baslayayim.. Iste Diego yok ve Frings pek de cözüm degil, kostugundan on kat fazla kosmak durumunda kaliyor, daha acisi tüm bu kosuslarin bir sonucu da yok.. Oyun ve kurali vardir, en önemli kural da gol atmaktir, golün bir önceki ayagina en yakin isimler de on numaralar ya da yetenekli, savunmasi zayif hucumsever futbolculardir.. Buradaki isimleri ben cok baska siniflandirmaya sokabilirim, herkesin burada görüsü cok farkli. Xavi ile Frings birbirlerine zit iki oyuncudur aslinda. Birisi ne kadar ayaga pas ile muhtesem bir oyun kuruyorsa akliyla, digeri de mücadele gücüyle ayakta kalip basmasiyla, Ernst'in bir beden buyugu olmasiyla is yapiyor.. Ama nedir oyunu iki yönü, degil.. Yetenegine göre mücadele gücünden feragat aslinda Frinsg ve Xavi arasinda dahi gecerli bir kuraldir.. Bir de bunlardan birisi sutlarla gol buldugu vakit hucumcu olur, onu hic anlamam..


"Kıstasımız kupalar değilse, futbolda kupa alanın trend belirlediğini, en doğru oyunu oynadığını kabul etmiyorsak futbolun yaratıcılık kısmının uçlarında gezinen örneklerden aldığımız hazzı futbolun önüne koyabiliriz belki.Bir başka ucu da örnekleriz, önliberolardan bahsederiz.Yeteneği sınırlı, sert, disiplinli, fizikli oyuncular.Bu bir uç, öbür yanda fiziken zayıf, üstün yetenekli oyuncular.Dünya futbolunun zirvesinde yer alan takımlarda bu iki uç örnekten de yok.CL'de, Euro 2008'de.Premier League'deki 20 takımda da ikisi birden yok.Ronaldo bir kenar oyuncusu, Messi bir kenar oyuncusudur.Bu oyuncuların 10 numara olma kıstası, onları bizim bildiğimiz 10 numara mevkiisinde kullanmaktır.Yani Man Utd'da takımın topla en zayıf oyuncusu Ferdinand iken ve o da bizim ligimizdeki savunmacıların tamamından üstün bir teknik beceriye sahipken, United'ın tek işi bu olan birine neden ihtiyacı olsun ki?Micheal Carrick ve Darren Fletcher her oynadıkları maçlarda ceza sahasına ekstra koşular yaparlar.Top taşırlar, çünkü belli bir yetenek seviyesindeki oyunculardır.Şut atarlar, gerekirse adam geçerler.Aynı zamanda orta sahada harika alan parsellerler, gerektiğinde fiziki mücadeleden de kaçınmazlar.Savunma becerileri bir Makelele düzeyinde değil, hücum performansları da bir Del Piero değil.Ama hem kulüpler, hem de ulusal takımlar bazında son yılların şampiyonlarının orta sahasında Makelele-Del Piero tarzı (tarz diyorum, isimler değişebilir) bir yapı mı var, yoksa Carrick-Scholes; Xavi-Senna-İniesta gibi bir yapı mı?Box-to box combative midfielder, içinde yetenekle alakalı bir kelime geçmiyor.Çünkü zirve futbolda kabul edilebilmek için belli bir yetenek sınırına ulaşmış olmak gerekiyor."

Xavi-Senna-iniesta örnegini ele alalim. Xavi, oyunun diger yönünü ne kadar becerebilir ? O ikili senna'nin olmadigi vakit fiziksel gücsüzklerinin zorluklarini saha icerisinde yasamamalari olanakli midir ? Avrupa Sampiyonasinda Senna'nin hayvani performansi gattuso'dan ne kadar farklidir? Xavi, oyunun her alanini gören gözlere ve her yere milimetrik pas atarak kimligini bulmus bir oyuncudur. Oyunun savunma acisindan diger yönünü ne kadar "iki" yönlü oynayabiliyor ? Xavi üc kisiyi gecemez, frikikleri de yoktur ama savunmada da bu yoklugu kadar vardir, bir denge hep vardir.. Senna'nin eksikliginde bu orta saha sorun yasamaz mi ? bugün barca'da 17 mac oynamis ligde Yaya Toure nasil bir oyun yapisina sahiptir ya da iki yil önce her yeri dagitan, tüm kupalari alan Ronaldinho'lu barcayi daha baslangicta Davids'in insan üstü performansi kurtarmamis midir ? Onun transferi ile baslamamistir kupalar, güzel futbol ve hersey.. ? Barca ki o düsme potansindaydi. Soru su: Davids "bana yük bindiriyorsunuz gibi bir sacmaligin icerisinde olabilir mi ? onun görevi budur baska acidan yetenegidir.. O gelesiye kadar olan sürecte Barca küme düsmeye oynamamis midir ? Ronaldinho yerden mi kaydi, adamlarin ayaklarina mi basti, lampard, gerrard kadar oyuna basti da mi aldi cok seyi belirleyen bütün kupalari ? keza Milan'da milyon kez Pirlo kendi gücsüzlügünü anlatirken gattusonun üc kisilik cigerini öne cikarmadi mi ? Yani bir yardimlasma burada da yok mudur ? Xavi inanilmaz isabetli paslarla oyunu yönlendirebiliyorsa, Senna cok kosabiliyorsa, mücadele edebiliyorsa birlesimden kupalar dogamaz mi ? Barcelonada Yaya Toure'nnin hucum gücü nedir bugün barca tüm dünyayi kendisine hayran birakacak futbolu oynuyor.. Xavi gibi yalan diyorum ben de, yalan.. Iki calimi artik ücüncü budnesligadaki defansif orta sahalar da yapiyor, ferdinand örnegi cok yerinde ben de tam bu acidan "yalan" diyorum.. Bize göre "öyle" geliyor kendi sinifindaki degerlendirmesinde yine oyunu iki yönüyle degil, hali hazirda benim yazida degindigim ortalama teknik ve yetenegin yükselmesinden dolayi bize olan yansimasi budur.. Scholes gibi pek cok örnek her iki yönünden de "ortalama" bir yetenege sahiptirler.. Ki aslinda ingilizlere degindigimiz vakit ayni sekilde ingiliz futbolunun -premire lig degil- ezelden gelen antipatikligi de burada yatar. Cok iyi sut ceken, orta saha olmadan uzun toplarla yari alanini gecen bir oyun anlayisinin aslinda bugün bile temsilcilerinin analizidir ki kabul görmüyor.. Kupalar trend ise ingiltere mili takiminin Lampard'larla, Gerrard'larla, onca yildiz oyuncusu ile yillar yili ispyanin yaptigini yapamamasi da ayri bir belirleyici kistas olmasi gerekir sanirim.

"Yaratıcı, yetenekli futbolcular, aynı zamanda takım olgusunun içine girerek, futbola şu zamanda hükmeden, ofsayt kuralının temellendirdiği alan savunması doktrine uygun hareket ederler.Gerektiğinde güçlü fizik yapılarını kullanarak korakor mücadeleye de girerler.Eğer Lincoln, Alex veya Delgado'nun varlığına ya da yokluğuna Lampard'lar, Arshvin'ler, Gattuso'lar örnek oluyorsa bu bana hiç de mantıklı gelmiyor.Alex Ferguson eminim takımında Gattuso'yu da, Messi'yi de görmek ister.Bunlar uç oyunculardır, stillerinin en iyileridir.Makelele, Gattuso, Senna, Diarra'lar...Hepsi muhteşem orta alan savunmacılarıdır.Ama ligimiz dersek, Lincoln; arkası Ayhan-Topal-Barış, bir ara Meira dersek; Alex, arkası Maldonado-Josico dersek; bunu da orta sahalar ve çift yönlü oyun ile uyuşturursak ortaya genel futbol görüşüne uyarlanacak, ligimizle bağdaştıracak bir açıklama olmuyor bana göre.Yetenek ve eğitim eksiğimiz var, kolayına kaçıp bu üstün yetenekleri kapıp getiriyoruz.10 numara kalıbını kullanacak isek; Lincoln'ler, Alex'ler, Delgado'lar zaten bu adlarını saydığımız oyuncularla bugün yan yana, aynı takımda oynayamazlar.Oynamıyorlar da zaten, Türkiye'deler.Lincoln Bundesliga'da oynadı, muhteşem de oynadı.Ama Gerrard ve Zidane örneği veriliyor, kıyasladığımız isimler ile aynı frekansta bile değiller."


Burasini anlamadim. Ayni frekansda degil derken ? Elbette Lampard baska Zidane baska ama anlamadim sevgili Noat..

"Ha, bunun totem olması başka.İçinin boşaltılması ayrı konu, bunlara katılırım.Fenerbahçe Alex'le olmaz, Galatasaray Lincoln ile olmaz yalandır; bu doğru.10 numarayla hayatta olmaz da yalandır.Muadillerinin olduğu gibi, Fenerbahçe'nin geçen yıl yaptığı gibi...Bu oyuncular zordur, eğer arkasını doldurmaz, eksiklerini tolere etmez iseniz patlar.Makelele, Gattuso da lükstür, önüne yaratıcı oyuncuları koymaz iseniz onların oynadığı takım da patlar.Oluşturduğu tehdit ölçütünde rakibin bir kısım silahlarını def eder iken, pek çok silahı olan takımlara karşı zaaflarının tolere edilemiyor oluşu başa iş açar.Ya da tam tersi.Fenerbahçe bir örnek, 10 numaraları şahı Deco Chelsea'de bir diğer örnek.Orta sahası nispeten zayıf Chelsea, Deco'yu tolere edemedi; Deco patladı.Fenerbahçe'de başta orta sahadaki zayıflık olmak üzere arızalar savunmadan forvete her bölgeyi etkiledi, geçen sezonun 10 numaralı kompakt takımından bu yıl eser yok."

Deco, Barcelonada yasanabilecek bütün basarilari tatti üstelik Ronaldinho ile beraber.. Benim de söylemek istedigim budur. Elinizdeki malzemeye göre bir sistem insa edip ona göre oyuncu yapilandirmasina giderseniz her türlü basari mümkündür yalniz bu yolda ilerlerken Mehmet Demirkol'ün "digerlerine savunmada gereginden fazla yük bindiriyor" söylemi dogru degildir. Olamasi gereken budur. Gattuso'ya, Mehmet Topal'a yük bindirmek onlara ofansif görev yüklemektir. Cocukca, bak onlar cok kosuyor yetenegi yok diye yaklasim komiktir aslinda bütün yazi da bundan ibarettir. Ayni zamanda ispanya örneginde de oldugu gibi xavi,iniesta,senna'nin teknik yapisi nedeniyle aslind savunmada Senna'ya cok daha az is düsmesi ayrintisini farkli sekilde islemektir. Yazinin ana konusu savunma gücü cok fazla olmayan yetenekli oyuncularin isterse kanatlarda oynasinlar toplamda takim savunmasina yaptigi katkidan dolayi "savunmaci" olduklari analizidir.. Onun yetenegi var digerine yük bindiriyor soylemini Demirkol yaklasik bes yazisinda dile getirmistir.

"Zirve futbolda çift yönlü oyuncular vardır, hem rakip kale önünde, hem de kendi kaleniz önünde aksiyon gösteremiyor iseniz o kadrolarda işiniz yoktur.Takımın tamamı üstün yetenekli oyunculardan kuruludur, en iyilere karşı oynarsınız ve asla kaytarma lüksünüz yoktur.Hepsinden önemlisi aslolan takım olmaktır, bütünü oluşturan parçaların birbirini tolere etmesidir.Stoper bekler vardır mesela, Wes Brown gibi.Bu da farlı bir tartışma konusu olur belki.Hücumda verdiği katkı sınırlıdır belki ama tüm takımı dengeleyici bir rolü vardır.Arbeloa böyledir, Ramos ve Maicon üstün insan beklerdir mesela.Hem fiziken çok güçlü, hem de atak katılımı çok çok iyi bir oyuncudur.Lahm-Freidrich, Alman ulusal takımı örneği gibi."

Elbette vardir ama o zirve futbolunda Ronaldinho da vardi,Messi de var, Totti'de vardi.. ingiltere futbolu aslinda sadece ingilizleri baz alarak konusursak bugün degil elli yildir orta sahaya dokunmadan atak gelistiren uzaktan sutlara ve fizige dayalidir. Buna mukabil futbolun zirvesinde malasef yaklasik 40 yildir yer alamiyorlar.. ayni zamanda bu dünyada en nefret ettigim ve futbol olarak da keyif vermeyen futbola sahipler, tek tek isimlere baktiginiz vakit kesin dünya sampiyonu, avrupa sampiyonu olur dedigimiz kadro.. Toplamda yine zirve futbolunun tepesinde bulunan ispanyollar, uefalari iki kez almamlar, barca gibi ambargo koymalar vesaire hepsi iceirsinde minumum savunma gücü düsük bir güney amerikali bulunduruyor.

"Hem hücumda varlar, hem savunmada.Niye yalan olsun ki Sevgili Borges?İki yön işte, hiçbir özelliklerinde ''ondan iyisi yok'' değil bunlar ama barındırdıklar ''hepsinden biraz'' durumları ile de kolay bulunmuyorlar, her teknik adamın arzuladığı futbolcu tipleri durumundalar.Çalım da atarlar, kayarak hamle de yaparlar, depar da atarlar.Messi gibi çalım atmazlar, doğru.Lincoln gibi pas atamazlar, doğru.Gerrard falan demedim bakınız, Barcelona'da İniesta ve Xavi ikilisinin, Arteta'nın, Park'ın sayısız ceza sahasına koşusunu, paslaşmalarda duvar oluşlarını, son çizgiye inişlerini hatırlarım.Senna'nın hem şut becerisini kullanıp, hem de kale çizgisinden top çıkarabildiğini bilirim.Zirve futbol ile bizim ligi bu bazda karşılaştırmak hiçbir veri getirmez bana göre.Yukarıda şampiyonlara dair verdiğimiz örnekte olduğu gibi, CL Top 16'sından sonra ne önlibero var, ne de oyun kurucu.Varsa bile, (Wenger'in Hleb, Rosicky, Arshavin üçlüsünü nasıl kullandığı kullanacağı, Arsenal'in çift dış bek kullanımı ve orta sahası; bana göre bu 10 numara mevzuunu aşar.) bunların nasıl kullanıldığı, takımın ne gibi özelliklere sahip olduğu önemlidir."

Iki yönyüle oynayan yoktur derken bahsettigim sudur. Lahm, süphesiz ki bugün dünyanin en iyilerinden bana göre belki de en iyisi olandir ve fakat en basitinden yine savunma olarak eksiktir avrupa sampiyonasi iyi bir örnektir. Baska bir örnek; Meira.. Disaridan bakinca oyunun iki yönü,. ama Servet Cetin mücadelesi yine yoktur, defans olarak yine kusurludur.. Gerrard hucumcu oldugu ölcüde defansindan, defansi iyi yaptigi ölcüde ofansindan her daim vazgecmistir her ne kadar süper sutlari, iyi paslari olsa da calimlari, milimetrik ince paslari, arshavin yaraticiligi dokunuslari yine yoktur.. Oyunun iki yönü derken bahsedilen Lincoln yaraticiligi ve makalele kesiciligi oluyor, ben buna "yoktur" "yalan diyorum..

Borges dedi ki...

Noat Samisa:

"Lincoln'ü doğrulamak adına biraz zorlama olmuş, diyeceğim; iyi niyetten şüphe olmayacağını, gereksiz bir kalp kırgınlığına sebebiyet vermeyeceğini umarak en sonda bunu da belirtmek istiyorum."

Yorumsuz oLsun bu sefer, ikidir bu geliyor, bir dahakine saklayalim yorumu :)

Ama sunun altini cizelim: Lincoln buraya, türkiye süper ligine ve yorumcularinin o muazzam bakis acisina düsünce kelepir, on numara olur.. Oysa Arsenal'e gitmis Hleb, rosicky neyse Lincoln da oydu. Koy Arsenal'in kanadina oynar iste, nedir ki bu ? Hleb'den de kat kat iyiydi buradaki performansi, simdi Hleb barca da ve muhtemelen on numara degil de cok baska görevleri su bu vardir.. Mesele oynadigi pozisyondan cok kosmamasidir tüm yazida deginilen..

asaylar dedi ki...

yalnız borges şunu söyleyeyim sneijder ve hleb lincoln'ün on katı basıyorlar "bence". bir de çok sert eleştirmişsin memhet demirkol'u. yani fanatizm falan...ağır olmuş sanırım. ama yine de hakikaten güzel bir yazı, tebrikler..

Borges dedi ki...

Asaylar: hakkiniz var, belki cok.. aslinda oyunun cift yönü geyigi demirkolde yeni basladi,Meleke ve Tanrikulu iki yildir yaklasik iki ayda bir deginirler, biraz da bu deginmelerin fazlaligina bir tepkiydi. Fanatiklik konusu ise yine Demirkol'ün Galatasarayin icine dogru yönlendirdigi rüzgardir. Ama bu konularin disinda söyle bir bakalim: kendine ait fizyoterapisti olan iki futbolcu var. Lincoln-Kewell. Kewell sakat olduguna göre imledigi isim Lincoln yine. Cok para alan yine lincoln. Adamin derdi Lincoln ile öyle ki Alex zamani hic dile getirmedigi on numara geyigine üc yazida girdi. Her yazidan sonra Alex'ine bir övgü, neden elestirdik kismi.. Bursa maci sonrasi yazisini okuyun, Alex'dir.. Iki gün sonra yine on numara ve cesitli sekillerde lincoln hedef gösterme.. Sonra Galatasarayi sarsma cabalari..

Yani ben samimi bulmuyorum, eksi sözlükte belirttim baska yazilari da var, samimiyetsiz buluyorum. Fanatik diye cok önceleri belirtmistik zaten, bunlar devam yazilari sevgili asaylar.

iyi bir yazar, iyi noktalara deginiyor ama Fenerbahceliligi önüne geciyor, takintisi da var.. Okudukca sinirleniyorsun ya, iste benim o siniri atabilecegim bir mekanim var, yaptigim bu..

Noat SamisA dedi ki...

Çok daha güzel tartışma olacak aslında, cevaba cevap vermek istediğim birkaç yer de var ama şimdilik yeterli zamanım yok maalesef.Bu akşamlık bu kadar yeter, belki yarın ya da sonrasında devam edebiliriz.

Şunlara değineyim yine de:
Hem hücumda varlar, hem savunmada.Niye yalan olsun ki Sevgili Borges?İki yön işte, hiçbir özelliklerinde ''ondan iyisi yok'' değil bunlar ama barındırdıklar ''hepsinden biraz'' durumları ile de kolay bulunmuyorlar, her teknik adamın arzuladığı futbolcu tipleri durumundalar.

dedim ya; işte bu cümlede anlatılan şey isimlerini örneklediğim futbolcuları en az üstün yetenekli yaratıcı oyuncular kadar futbol sanatçısı, üstün futbolcu yapıyor benim gözümde.İngiliz'ler konusu ayrı, ulusal takım hocası İtalyan, lig BM gibi; eski maç anıları yazılarında okuduğum golleri sezon başından beri görmüş değilim.Bunun yanında hem benim, hem de karşılıklı yanlış anlaşılmalar ve anlatamamalar da var tabii.Daha sonra değinmek umuduyla pas geçelim.

Deco-Chelsea konusunun zaten arızasını belirttim, Del Piero haranlığımı da dillendirdim, bunları tekrarı gereksiz görüyorum.Aslolan takım olmak ve parçaların birbirini tolere etmesidir; dedim, farklı ifade etsek de ana fikri aynı kapıya çıkıyor.Sorunların ya da uyumun, başarıların ana kaynağı burası.Hücumcuların hücum yaparak savunmacı olmasına bir somutlama: Genel düşüncede Messi'nin Ronaldo'nun arkasında oynayan bekin aklında bir soru işareti olur mu?Rakip zaten bu ikilinin oluşturduğu tehdit ölçütünde o tarafı sağlamlaştırmak isteyecek.Aksine bek için fırsattır, daha fazla hücuma katılır, rakip o taraftaki 2 oyuncusunu da bekin savunma alanına sokamaz, bu riski alamaz.Ama bahsettiğimiz ortam CL finaliyse herkeste aynı yapı var, herkesin üstün oyuncuları var ve biri kaytarsa, Messi dahi özveride ihmalkarlık yapsa sorun olabiliyor.Türkiye'ye yansıması da oyuncu kalitesine bağlı olarak, yönetimsel sakillikler etkisiyle stabil yapıların kurulmadığı ortamlarda elinden geleni veren nispeten zayıf oyuncular ile üstün yetenekli ama büyük ölçüde ortamla alakalı olarak kurulamayan kompakt yapıların beklentilere de bağlı olarak eksik yanlarını ifşa ettiği özel oyuncularile diğerlerinin futbol tarzlarının ve rollerinin dengede tutulmasıdır sorunu çözecek olan.

Frekans konusunda ise ben Gerrard ve Zidane ile Lincoln'ü örnekleyemem.Benim düşüncemde milyon seviye futbolcu vardır, bu ikili en yukarılardadır.Aynı mantıkla her takım için bir doğru transfer vardır.Ana fikirle değilde detaylarda anlaşmazlıklarımız var, bu sebepten fazla üzerinden durmayı gerekli görmüyorum bu kısmın.

Borges: Arsenal'in kanadına koy onyar...

Benim 10 numaram, zirve futbolda şu zamanda arıza çıkaran forvet arkası oyun kurucudur.Diğer tüm mevkiilerdeki yaratıcı futbolcular bir düzene, mutlaka bir şablona tabiidir.Local olarak zaaf çıkarırlar, çözümü de lokaldir.Bu işte, benim de büyük ölçüde anlatmak istediğim bu.Yazının ana fikri bu olmasa da detaylarda karşı çıktığım, benimki bu.Koşmuyor takıntı boyutuyla pek ilgilenmiyorum, zaten bahsettiğim gibi karşı çıktığım yerler ana fikirle değil detaylarla alakalı.Kanadına, kenarına; kupa kazananın trendi belirlediği şekilde.Arkasına önliberolarla ortaya değil.Merkezdir orta saha ve daha fazla özveri ister.Bu basit bir önerme belki, ama gerçektir ki bu çok kuvvetli orta saha yapılarının kurulduğu ortamlarda dahi bu oyuncuları kenarlara iten trendin gösterdiği bir futbol gerçekliğidir.Tarihsel bir gerçek değil, yalnızca bugün ile birkaç sene öncesinden bugüne ile alakalı.Lincoln Arsenal'e gitse bekini çalıştırır, orta sahaya yardım eder, hızlı takım içerisinde sürekli üçgenlerde yer alır; yapmalıdır bunları eğer bu varsayım gerçek olur ise.Ha, Wenger Lincoln'ün kaprislerini çeker mi?Bu noktada esas soru bu galiba. :)

Yalan olan üstün yaratıcılık-üstün savunma becerisi bileşimi ise sanıyorum bunu iddia etmek dahi doğru değil.Hem dahi, hem de hamallık yapıyor gibi bu; hem çok zeki ama hiç boş durmuyor; bir de kas yapmış yük taşıyor gibi.İnsanın zekası buna ket vurur zaten, öyle bir örnek bu.Yoksa hamallar zeki değildir; ya da Lincoln ile olmaz saçmalığına yorulmamalıdır tabii...

Kısa tutalım dedik, anca bu kadar kısa oldu.

asaylar dedi ki...

ya zaten takıntı konusuna bakarsan sadece uğur meleke ve mert aydında görmüyorum ben o takıntı meselesini. hatta sadece mert aydın diyeyim. çünkü uğur meleke de saçma istatistiklere takıyor bazen:)

devam yazılarına gelince de, demirkol ile ilgili önceki yazılarını okumadığımdan olsa gerek.

bir de lincoln konusunda bir iki şey daha söylemek isterim:
tabi ki schalke'de oynarken bize attığı iki golden beri sevmem:) ama tarafsız değerlendirdiğim zaman, size katılıyorum alex ile arasındaki farka,10 numara geyiğine ve kıyaslama durumuna.

ayrıca daha 2.sezonu lincoln'ün. eğer kıyaslama yapacaksak, galatasaray'da bir şeyleri ispat etmesi, göstermesi lazım lincoln'ün. ne kadar benim gözümde kıyaslanamaz bile olsalar alex bile hagi ile ciddi olarak(geldiği zamanki geyikleri dikkate almıyorum) 1-2 senedir kıyaslanmaya başladı.

"Oysa Arsenal'e gitmis Hleb, rosicky neyse Lincoln da oydu. Koy Arsenal'in kanadina oynar iste, nedir ki bu ? Hleb'den de kat kat iyiydi buradaki performansi, simdi Hleb barca da ve muhtemelen on numara degil de cok baska görevleri su bu vardir"

ama şu var ki; lincoln ne kadar bundesliga'da hleb'den daha başarılı olsa da, arsenal'in veya benzer yapıda oynayan bir klübün oyuncusu olamazdı hala da olamaz bana göre. ne kadar basıyor desen de, o takımların temposuna ayak uydurabileceğini zannetmiyorum. hleb arsenal'de iken takip edebildiğim kadarıyla zaman zaman sağ kanat, zaman zaman da orta sahanın ortasında oynuyordu. ama stuttgart'ta iken daha ofansif işte forvet arkası denilen bölgedeydi sanırım.(kusura bakma bu sanırımlarla götürüyorum cümlelerimi. çünkü çok fazla takip etmedim, edemedim o zamanları öss vs. dolayısıyla)ama işte dediğim tempo olayından olsa gerek iki görevi de idare ediyordu. ama dedim ya tekrar aynı yere gelmek istemem ama ben lincoln'ün gerek bundesliga'da gerekse türkiye'deki temposunun bu takımlarda oynamaya yeteceğini daha doğrusu şu andaki pozisyonun dışındaki pozisyonlarda oynamaya yetmeyeceğini düşünüyorum. tabi ki bu gitse hiç oynayamaz değil, hleb 20-25 maç rotasyona giriyorsa, lincoln'de 10-15 maç rotasyona girerdi.(ne kadar pozisyon konusu olmasa da yazın, yine de paylaşmak istedim.)

Borges dedi ki...

Noat Samisa: Söyle ki seni onayladigim kisimlari es gecmisim, her zamanki gibi sadece itiraz noktalarindan ele almisim konuyu.. Aslinda benim baska acidan anlatmak istedigimi sen Ferdinand örnegi ile cok iyi söyledin.. Bunun disinda seviye yükseldikce savunma acisindan zayif olan yetenekleri beklerin önüne yerlestiriyorlar.. Bayern'in orta ikilisi -Ze Roberto-Van Bommel- ya da Man U, Ya da digerleri.. Hepsinin orta ikilisi "oyunun oynaybaildigi kadariyla iki yönüyle oynanilan oyunculardan kurulu" olmaya basliyor.. Buna itirazim yok, ama bu oyuncular klasik on numara pozisyonunu tehtit ederler iken klasik on numara oynayan oyunculari tehtit etmiyorlar.. Örnegi de Wenger: Rosicky,Hleb ve Arshavin. Arsenal öncesi tipik on numara oynamis isimlerdir.. hatta uzun uzun forum okumustum bir ay önce filan, Arsenal'de Arshavin mevkisi olmadigi halde neden transfer ediyor "klasik 10" numara pozisyonunu diye.. Spox.com blogunda cok detayli da islenmistir..

benim tüm bunlarin disinda itirazim ise Kanatlara dogru yayilan teknik orta sahalarin artik "klasik" olarak addilen on numaradan cok da buyuk bir farki olusturmadigi konusundayim. BArca sol kanadina aldi Ronaldinho'yu ve o bölgeyi oyun kurmak adina parselledi her seferinde.. Ribery'nin bölgesi yani sol kanat bayernin ortasidir,oynun kuruldugu yerdir aslinda, oyun genelde ordan kurulur.. Keza örnekleri coktur..

Itiraz edilecekse eger, Lincoln;Alex-ikisi ayni sinifa girmez bende de- gibi oyuncularin varligina degil, Wenger ve digerleri gibi bu oyuncularin farkli sekillerde kullanilmasi yönünde olmalidir.. Wenger, Arsenal'de nasil oynarsa oynasin Rosicky,Hleb gibi playmaker on numaralari transfer etmistir, Hleb gitti simdi Arschavin geldi.. Ve kimse bana Arshavin'in bugüne kadar oynadigi takimlarda tipik on niumara olmadigini söylemesin.

Velhasil yoruldum ama yorumlarina da ayni sekilde sevindim.. Bugünlük benden de bu kadar ;)

Borges dedi ki...

Asaylar: Lincoln arsenal'e gitmedi haliyle ne söylesek anlamsiz olacak.. O yüzden bunu uzatmiyorum. Alex ise tipik bir cok yönlü forvettir, orta saha degildir bu hem iyidir hem kötüdür. Iyidir, orta saha elestirilerinin buyuk bir kismini anlamsiz kilar, kötüdür cunku atilan gollerin buyuk bir kismi onun görevi olur.. Iyidir bir forvet o kadar golü atamayabilir, atsa da o kadar asist yapamayabilir, kötüdür cunku tek forvet oynayamaz, her daim kendisiyle beraber iki forvete mahkumdur bu da yer yer her seye ragmen yine de orta saha gücünü düsürür.. Lincoln alex'in attiginin ellide birini atmistir schalkede ama yildiz idi cunku onun yapmadigi cok seyi yapiyor, orta saha, ofansif orta saha, digeri forvet..

Bunun disinda ben bütün yorumlari cok sevdim, Burcin Baygül ve Noat Samisa ile baska baska düüsnmeye dogru gittim, bu yüzden blog yaziyoruz,ciziyoruz acaip de keyifli bir sey.. Sagolasin, her kelimene bakiyoruz sonucta.. keyifli olan budur. mektup gibi oldu ama kafa kalmadi biraz da ;)

Alper Öcal dedi ki...

Noat ve Borges;

Bir takım klişelerden, pozisyon değil tanım olarak, sıtkı sıyrılmış biri olarak ilaç gibi geldi. Satır aralarında çok zarif ve tam isabet cümleler var. Zamanı geldiğinde kendi görüşüme uyanları araklayacağım haberiniz olsun :)

Konuyla ilgili de kısaca şunu söylemek isterim.

Bu oyuna standart bir şablon ve oyunculara rol model yüklemek hayalcilikten öte birşeydir. Hayatı inkar etmektir. Türkiye'de Meleke ve Demirkol gibi standardın hayli üzerinde yazan iki adamın yaptığı en büyük hata budur.

10 numara bitti artık şöyle oyuncularla oynanıyor ve sen de böyle oyuncu almalısın Ey Fenerbahçe demek mantıksızdır.

Hiçbir zaman böyle mükemmel bir format olmamıştır. Doğada da olmamıştır, futbolda da. En komple dediğiniz canlıların da ya da futbol sözkonusu olduğunda takım/oyuncuların birbirlerine hatta türdeşlerine karşı dahi bir zaaf ya da üstünlüğü olacaktır. ;kiz bile olsalar. Ama az ama çok.

Sürekli aynı cümle içinde kullanılan ve sanki birbirlerinin klonu gibi görülen Lampard ve Gerrard bile farklıdır. İkisi de ortasaha ama yetenekleri farklıdır, görece olarak fazlaları ve eksikleri vardır birbirlerine. Aynı olsalar bile, bu adamlara yüklenilen vazife/rol farklılşabliyor.

Ve artık futbol ayzarken doğrusu mevkiyi değil rolü yazmaktır, onun üzerine konuşmaktır. Aksi takdirde şu Barcelona'yı açıklayamazsınız. Diğeri kolayına kaçmaktır. Sen ne kadar dikkat ediyorsun derseniz pek değil ama bu işi profesyonel olarak yaparsam öyle olmak zorunda.

Akti takdirde yani mevkiler üzerinden konuştuğumuzda birşeyler eksik kalıyor. Kavram karmaşası oluyor. Bunlar bizim beynimize de yerleştiğinden, birbirimize karşı konuşurken dahi meramımızı anlatmak için 88 takla atıyoruz.

Sırf bu kolaycılık yüzünden mevkinin adı ortasahayken şimdi başına defansif ve ofansif eklediler misal. İkiye ayırdılar. Kimi defansifi beğenmedi çapa dedi, kimi çapayı beğenmedi önlibero dedi. Meleke central lafından santral ortasaha komedisine girişti. Birbirleriyle gazetelerinde köşe kapmaca oynadılar...

Örnekler de her mevki için çoğaltılabilir. Pivot santrfor, gezgin santrfor vs...

Oysa bunlar beyhude laflar, böyle yazıldığında oyunun ruhunu da kaçırmış oluyoruz.

Çünkü şablona takılıp detayı kaçırıyoruz. En basit detay rakip ve ihtiyaç. Bu model futbol yaratma çabası bu oyunun rakiple oynandığını, hiçbir takımın birbirleriyle aynı olmadığını bize unutturuyor.

O farklılıklardan ötürü taktiklerin oluştuğunu, maçtan maça farklılık gösterdiğni de. Oyuncu bazında da var bu. Rakipte Alex varsa, Lincoln varsa, Delgado varsa kurduğunuz plan tamamen değişebiliyor. Oyuncunuza verdiğiniz direktif değişiyor.

Rakip bek hücum edebiliyorsa kanat oyuncunuzun seçimi ya da görevi değişiyor. Maçların temposu, sahadaki zenginlik, herşey değişiyor.

İhtiyaç de keza.

Hangi alan olursa olsun Dünya'daki herşey ihtiyaç üzerine düşünülmüştür. Nesnel ya da öznel muhakkak bir sebebi vardır. Telefondan tutun da, saçmasapan bir otomatik x yapıcı makinaya dek.

Elinizde bir şekilde Josico, Maldonado, Deniz, Selçuk gibi 4 pas özürlü adam varsa Alex gibi pasör bir adama mecbursunuzdur. mecbursunuzdur. Bu adamlar dripling özürlü olduğundan Roberto Carlos, Gökhan Gönül lazımdır. İhtiyaçtır ve bu çok hassas bir denge olduğundan ve bir tanesi eksildiğinde aha işte Antep, İBB maçındaki gibi çakılırsınız.

Buna karşı geliştireceğiniz plan bu dengenin alternatiflerini geniş tutmaktan geçiyor.

O zaman yeni birşeyler ortaya çıkarmış, yaratmış oluyorsunuz. Daha bir tatlı oluyor, ilginç oluyor.

Noat'ın belirli zirve futbolda belirli bir seviyenin üzerindeki adamlardan takım kurmayı çağrışitıran anlayışı ideale en yakın oyuncu prototiplerinden beslendiği için, farklılıkları minimuma indirdiği için Borges'e yavan geliyor; en azından aynı görüşü paylaştığımdan İngiliz futbolu bana bu sebepten yavan geliyor.

İngiliz derbileri ekseriyetle 0-0 a, 1-0 a bağlanıyor. O yüzden geçen seneki Chelsea - Manu finalini hiç istememiştim. Bir tanesi Barca olasaydı mesela, çok başka olurdu.

Sırf bu sebepten Yunanistan gibi bir yapı bile daha çekici oluyor gözümde. Farklılığı, taktik denilen şeyi hissedebiliyoruz çünkü sahada.

Şimdilik bu kadar...

Borges dedi ki...

Alper, Noat'in olaya getirdigi bazi yorumlari cok begendim, benim dile getirmek isteyip de beceremediklerimi dahi güzel bir sekilde ifade etmis, iste ayni sekilde bu yorumunu da cok sevdim cunku bazi seyleri cok daha iyi bir sekilde dile getirmissin,sagolasin, yorgun olmasam belki yine yazardim ama su yoruma benim ekleyebilecegim cok sey yok..

Elinizdeki oyuncular acilimini ben genisletmek istiyorum aslinda.. Burasi Türkiye Süper Ligi. Almanyada her bes oyuncudan dördü orta kesebilir, korner kullanabilir iken burada bunlari yapabilene yildiz diyoruz cunku eksik var.. Lincoln yoktu, gören görmüstür GS'yin frikik ve korner sacmaliklarini.. ki bu Süper Lige özel bir durum. Avrupa liginde de isin dogrusu bu sekilde mücadele, hirs yoktur.. Ihtiyaca göre bir model yaratilmalidir, Premiere ya da Bundesliga icin güzel olan burada önemsizlesebiliyor ki ben cok örnegini görebiliyorum.. Servet, Premiere Lig'de siritir, burada kahraman olur, meira da defans acisindan bakilirsa tersi. Haliyle nasil bir oyuncu, ne sekilde olmasi gerekir düsünceleri icin her zaman üst düzey liglerin üst düzey futboluna göre belirlenmis dogrulari almak da cok yerinde degil.. Bu acidan anlatilmis ve cok güzel bir yorum, tesekkürler..

Bir de Arda vardi, gitmeden su rahatlikta bir post girmek icin ama sanirim artik zor. Arda, mücadele gücün ü yükselttigi ölcüde performans fubtolcusu olmustur. Gram savunma yapmasin, ama kayserideki gibi bire bir kaleci ile karsi karsiya kalabilecek pozisyonda güclü kalip kosabilsin.. Beni ne Guiza'nin geri gelmeleri, ne de Arda'nin savunma hareketleri memnun ediyor, onun yerinde yerinde bir riberymsi kanat aksiyonlari cok daha faydali olacaktir, Arda oyunu tek yönüyle ilk günlerindeki gibi oynasin kampanyasi da baslatmak isterim dogrusu.. Yarina yazamazsam burada kalsin düsünce babindan...

sembolist dedi ki...

Futbol felsefesi adına 'ezberbozan' ve çığır açan bir yazı olmuş.. ne yalan sööyleyim bendeki yanlış düşünceleri de ifşa edip yok etti.. tebrikler.. müthiş bir yazı..

Noat SamisA dedi ki...

Alper Öcal'ın da katılımıyla satır aralarında bahsettiklerimiz somutlandı.Aslında başından beri genel itibariyle farklı düşünmüyoruz.Ben katılmadığım noktaları dillendirirken Mehmet Demirkol'un ya da bir başkasının görüşlerini göz önüne almadım.Bence Ömer Üründül'e haksızlık yapılıyor mesela, konuyu buraya kadar taşıyabiliriz eğer Demirkol üzerinden çıkarımlar yapacak ya da Borges'in çıkış noktası olan Demirkol yazısını kıstas alacak isek.

İngiliz futbolu ile ilgili benim hayranlığım tercihtir, ben o 0-0'a bağlanan maçlardaki zorlamalardan çok zevk alıyorum.Mourinho hayranıyım, Benitez'in Liverpool'a koyduğu harika varyetelerin hastasıyım.Borges'in ya da Alper Öcal'ın tercihleri gibi.

Aslında bu pek de iniltili değil tüm bu tartışmalar ile.Ben şu noktadan bir bağdaştırma yapmaya çalışmıştım; eğer ligimizin dinamiklerinin 10 numaralar yönüne bakan kısmını örnekleyecek isek, zirve futbol örnekleri ligimize uymaz, tıpkı Demirkol'unkiler gibi demeye getirmiştim ki bu da gayet güzel açıklanmış sonradan.Ligimizin dinamikleri farklı, doğru.10 numara vs. konusu daha farklı olmalıdır, ben zaman geldi şuursuzca Delgado'yu savundum, savunurum falan.Ama bir kademe atlıyoruz; CL, UEFA oynuyoruz.İşte orada eşitleniyoruz bu ''üst düzeyler'' ile.Zevkler üzerinden yaptığımız çıkarımlar doğruya götürmüyor bizi.O zaman zirve futbol trendleri egemen oluyor, yetenek tek başına fazla bir şey ifade etmiyor.Konu orta saha ise zirve futbolda esas olan bu teknik gücü sınırlı üstün yeteneklere göre nispeten sınırlı ama her şeyden biraz olan adamlar, bunlara sahip olanlar bir adım öne çıkıyor.(Makelele-Del Piero yapısı, derken kastettiğim yok.Yoksa takımlar bu ikililerden ibaret değil elbette.)Mesela Galatasaray Lincoln'ü Topal ile, Topal'ı Arda ile tolere edebildiği ve birbirini tamamladığı ölçüde UEFA yürüyüşünü sürdürür, gibi bir önerme benim için kabul olabilir.Çünkü diğer elemanları belli ölçüde birbiriyle uyumludur.Aynı örnekle ben ''kanat'' mevkiisini neredeyse hiç kullanmam, blogda aratılabilir mesela.Onca yazıda kaç kez ''kanat'' kelimesi geçmiştir?Kenar oyuncusudur onlar, çünkü sayısız tipte kenar oyuncusu vardır.Alper Öcal'ın rol değerlendirmesi de çok doğru, hep anlatmaya çalıştığımın özeti gibi.Trend dediğim biraz da bu.Yani Premier League şampiyonu değil de CL şampiyonu trendi belirliyor, Avrupa'nın en üstün yapısını oluşturuyor.Fenerbahçe çizgi savunmanın kralını oynadı geçen sene, şimdi her maç arkasına 5 top kaçırıyor; gibi bir taktik çözümleme de çıkar buradan: Ne oldu da eşitlenildi, ne oldu da bu duruma gelindi?Burda da ihale 10 numaranın yani Alex'in üzerine kalmaz.İspanya bir diğer yandan.Ve aynı bu bakış açısıyla Demirkol'un ya da bir başkasının direkt olarak Man United trendini ya da iddia edildiği üzere Aragones'in İspanya trendini bizim ligimize uyarlaması, bizim ligin şampiyonluk yarışında pek bir anlam ifade etmiyor.Bu çok doğru.

barış dedi ki...

sizi tebrik etmek istiyorum öncelikle sevgili noat ve borges, televizyondaki futbol tartışma programı adı altındaki boş konuşmalardan sıkılmış biri olarak.

mehmet demirkolun kendini farklı addetmesinin nedeni yine türk tvsindeki futbol programları rezaletidir. kahve ağzıyla futbol yorumladığını sanan insanları görünce, millet demirkola rıdvana tapar oldu tabii.

bu arada borges, oyunu iki yönüyle oynayan futbolcu tabiriyle ilgili aklımdan geçen her şeyi ve daha fazlasını yazdığın için o konuda yorum yapmak istediğim halde, yazacak farklı bir şey bulamadığımı da belirtmek isterim.

Flying Dutchman dedi ki...

borges demirkol seni bir boşluğa getirirse tepeleyecek söyleyeyim, türkiyeye gidiş tarihlerini falan yazma buraya, havalimanından aldırır seni mazallah :))

yazdıklarına katılıyorum elbet ama şu da var be, bu ülkede kaç tane adam hiç olmazsa araştırarak bir şeyleri doğru dürüst ifade ederek yazıyor ki...Ne yazarlar var biliyorsun köşe işgal eden. Demirkol'u eleştirirken eleştirmeye layık olduğu için eleştirdiğimizi belirtmemiz lazım diye düşünüyorum...Şu ülkede kaç tane adam var ki karşımıza alıp futbolu dibine kadar konuşabileceğimiz...

Borges dedi ki...

Flying Dutchman: ;)

Onu okuyan yüzbinler sevgili Hollandali.. Bizi günde bin, en fazla zamanla iki üc bin kisi okusun nedir ki ? hicbir sekilde haberi dahi olmuyordur ya da cok da önemli degildir..

Baska acidan hakkini genelde veriyoruz, bu postta dahi dogru yerlere parmak bastiginin üzerinden geciyoruz.. diger yandan bloglara verdigi destek de aslinda cok baska bir postta incelenebilir, dedigin gibi belki bir de isin diger yönünden ele almaliyim daha iyi anlasilmasi adina..

Zamanla diyoruz :)

musti336 dedi ki...

Buraya yazıyorum;

Gün gelir de bir televizyon kanalı sahibi, genel müdürü vs. olursam ilk işim, Noat Samisa, Borges ve Alper Öcal'ı bir spor programı için iknaya çalışmak olacaktır.. :)

PCLioN dedi ki...

Ben bu beyin fırtınasını nasıl kaçırmışım yahu, sinirlendim şimdi. Her zaman yorum hanesine bakarım, bu sefer es geçmişim. Salih tehlikeli bir insandır, böyle tartışmalara girersen çıkamayabilirsin. :)

Orhan hocam, Mehmet Demirkol ve basının Lincoln söylemlerindeki duruşu açısından çok doğru noktalara değiniyorsun, tamamen hemfikirim seninle. Bir dahaki sefere beni de dürtün böyle tartışmalarda, kaçırmak iyi olmuyor. Sık kullanılanlara ekledim yazıyı...

Borges dedi ki...

PcLion: Spontane gelisiyor bu gibi tartismalar.. ben icinden cikamayacagim tartismalarin icerisine girmek istiyorum deyip icinden cikilmaz bir cümlenin icerisine seni sokmak istemem sevgili ugur, Salih cok saglam adamdir, severim cok, yorumlari da özeldir kesinlikle.. Keza Alper.. bu adamlar ifade gücü yüksek keyifli adamladir, keyif verirler, insanlar da bunu sevdi sanirim..