17 Mart 2009

Ordan Burdan.!


Basini izliyorum ve aslinda insanoglu ruh sagligini yavas yavas bu sekilde birakiyor ülkede. Eskisi gibi bakmiyorum cok yazara.. Üc Hakan Ünsal, Iki Hincal Uluc ve bir Lincoln'lü Mehmet Demirkol yazisi okusam kesin o gün akli fezaya dogru gönderir idik.. Meira'yi da gündeme getirdi basin.. Asist yapmis, iska yapmis. Yalan yahu, bariz Meira'ya faul yapilmis ve bunun akabinde gol gelmis, haberlere bakin siz ? Kisa sürede 2 milyon euro kar yaptiniz.. Amma velakin Dick abinin aldigi ikinci bes numaradir, Tugay da bu sekilde gitmisti, bakalim Meira kac yasina kadar oynayip bizi pisman ettirecek görecegiz..

Lincoln-Korkmaz yazilari revacta.. Demirkol'u biliyoruz, bu yuzden yarisinda kestim zaten, icerik de yok.. Hincal Uluc en güzel karikatür bu basinda.. Korkmaz'i da istifaya cagirdi. Son on yilda Galatasaray'in basina gecen buna UEFA kupasini alan Terim de dahildir istifaya davet etmedigi tek bir teknik adam var midir ? Olmasi mümkün müdür ? Zira bes forvet iki forvet arkasi ile oynamadiginiz sürece "korkak" olarak anilip Galatasarayin buyuklugunu kaldiramadiginiz icin hemen gitmelisiniz ona göre.. Lincoln yakismiyor ,Baros yakismiyor Ayhan yakismiyor Sabri yakismiyor Galatasaraya vesaire.. Futbol akli yetmislerde kalmis bir adamdir ve insanlara bu adamin yazisini on bes yerde önüne dikiyorlar.. Yazanlar arasinda tek bir insanoglu dogru noktaya degindi bu kriz noktasinda..

Ercan Güven.

Burada kim hangi tavri sergilerse sergilesin kosullara göre herkes istedigi yerden bakacaktir. Korkmazcilar vardir.. hani isin siyasi yönünü de gectim ama eskiden de bilirdik. Sükür, fetocuydu, Korkmaz Atatürkcü. Sükür ne yaparsan olumsuz bakmak icin kicini yirtan bir kesim, Korkmazi da tanri ilan ediyorlardi.. hani isi bildiginden degil de cani öyle istediginden. Biz dinsiz-imansiz Sükür'ü savunuyor, bugün de Korkmazi yeriyoruz.. Buna da baska zaman ama bu gibi nedenlerden dolayi cokca zaman aslinda yargi cok öncesinde koyulmustur. Ya Korkmaz hakli, ya da Lincoln ya da su bu. Benim yazilarimi cok fazla okumadan beni de bu sekilde elestiriyor insanlar.. Hatta söyle, ne olursa olsun lincoln'den yana tavir alacaksin.. Ben futbolseverim, futbol seyretmek icin televizyonun karsisina gecerim ve bu futbolu cok iyi oynadigina inandigim oyuncunun bir sekilde oynatilmasi taraftariyim zaten.. Biraz sonra deginecegim Sükür örnegi de ayni sekilde. Sükür duygusal, Sükür kirilgan, Hakan Sükür fetocu, Hakan Sükür dinci, Sükür su sükür bu.. Ama tüm bunlara ragmen bu adami bir sekilde oynatip ondan verim aldiginizda hem Galatasaray hem de Milli takim tarihi basarilara imza atmsitir, en kolayi da "Dinciydi gönderdik biz onu" Ilke ve prensiplere gelirsek..

Oysa biz Lincoln'e ceza kesilmesin demedik.. Bir yanlis var ortada ve buna uygun bir ceza kesilebilir daha dogrusu bir kriz vardir ve bu bir sekilde giderilmelidir. Nasil olmasi gerektigi konusunda yanlis yapildigi kanisindayim ben. Benim gözümün önündeki örneklerin hemen hepsinde tavir ya da ceza kadroya almayarak gerceklestirilir.. Bugün on yazinin onu da lincoln-korkmaz kavgasina ayriliyorsa bunda Lincoln'un asiriligi oldugu gibi Korkmazin da bu krizi yönetememesinden/acemiliginden kaynaklaniyor.. Benim attigim postlarin iceriginin birisi A digeri B diyorsa bu Bülent Korkmaz'a olan inancim yüzündendir. Hem ceza kesip hem de bunu aciklamaktan korkacak br adam olarak düsünmedim hic. Acik acik net bir sekilde "Lincoln yaptigi hareketten dolayi bir maclik kadro disi ve su kadar para ile cezalandirilmistir" diye öne cikabilseydi o zaman cesur, o zaman ilke ve prensip isi derdik.. O zaman "korkusuz" derdik ama bu oyunculara sempatik görünüp basindan kacmaktir.. Köylü kurnazligi. O maci kazansaydi baska konusacakti bizzat da Lincolnsüzlükten iki önemli puani birakinca Hamburg'a sakladim ben onu.. Üstelik, bu da cesur hamle oluyor onu hic anlamiyorum.Ben ki bu gibi radikal cezalari,kimligin insasi bakimindan önemli görür desteklerim ama sorun cezanin da ötesinde bir yerde duruyor..

Galatasaray, Chelsea'ye kendi evinde 5-0 yenildigi vakit 64.dakkada Hakan Sükür cikiyordu, Saffet Akyüz giriyordu ve Sükür inanilmaz tepkiliydi. Biz bir sonraki Hertha Berlin macinda Sükür'ü Terim yedek cikacak diye bekliyorduk.. Bariz tavir koymustu teknik adama.. Fuckk Off'un tükcesini söyledi tavirlariyla. Ama ne oldu ? Hakan Sükür, ilkonbir basladi, bir sifir geriye düstügü takimi iki golle öne gecirdi ve UEFA kupasina giden yol, Sampiyonlar Liginde alinan ilk deplasman galibiyetiyle aciliyordu.. Sükür kadar problemli adam mi vardir saha icerisine ve disinda ? Terim ona göre bir yol cizdi kendisine.. Onu belki de potansiyelinin de üzerine cikardi ki ben bu konuda, belki de sadece bu konuda Terim'e inanilmaz saygi duyuyorum. Ersun Yanal eger Sabri'yi milli takima alirsa, elestiririm ama Terim alirsa durum baskalasir zira Sabri'den terim'in aldigi verim ile yanal'inki cok baskadir.. Üc kisilik oynatir Sabri'yi ve bu oyuncudan verimi bu sekilde almak bir teknik adam basarisidir.. Lincoln gitsin baskasi gelsin, bu krizler her zaman olacaktir. Hic yildizi olmayan takimin en cok gol atani, en cok oynayani ya da asist yapani yildizlasacak, baska türlü de davranacaktir,bunlari idare etmek teknik adamligin olmazsa olmaz kuralidir zaten..

Lincoln mac seciyor geyikleri revactadir bunu da anlamadim hic. Takimin basinda onu anlayan bir isim oldugu vakit durum sudur: 32 macta 9 gol 21 asist. Üstelik büyük maclarda, iyi bir zeminde, kendisini durdurmak icin asiri sertliklerin olmadigi ortamda, diger takimin da kendi karakterin oyuna sokmak icin varoldugu durumlarda Lincoln hep oynamistir, nasil mac secmektir bu ? Trabzon macini nasil aldik, hatirliyoruz, Besiktas maci keza öyle, Benfica, Berlin, Olympiakos desen öyle.. Fenerbahce maci frikigi biraz engellemistir ama golü de vardir.. Ankara deplasmanlarinda on dakikada bitirmistir isi.. Yani istenilen nedir ? Ben Hagi'nin geldigi günü bilirim, ilk antrenmanindan oynadigi bütün maclari istisnasiz da seyretmisimdir de ama Hagi farkini az sonra ortaya koyacagim.. Bu ilk yarinin üzerinde bir performans sergileyen yabanci alin, biz de diyelim Lincolnlerle bosa zaman kaybetmisiz diye... Sorun ne ? Deplasman maclari.. Kirmizi kartlardan ve sakatliklardan dolayi oynamadigi deplasman maclari nedeniyle deplasmana gitmek istemiyor sacmaligi.. Inanin bana bunu da yapsa, 35 gol de atsa coktan Mehmet Demirkol , Hincal Uluc, Erman Toroglu, Guccuk hakan gibi tonla yazar düsman bellemis yine de bir sey bulacaktir.. Bu basin tuhaf, baska.. Cok da kötümser demiyorum cunku bizim basinin yarattigi gergin ortam oyunculari bir sekilde motive edip cok buyuk basarilari da bu sekilde gerceklestirmistir.. icinde oldugunuz vakit belki o bütünü anlamlandiramiyorsunuz, cok sey normallesiyor ama disaridan baktiginiz vakit tuhafligi sonuna kadar farkediyorsunuz..

Ben Lider futbolculara cok baska bakarim, burasini okuyan az cok tanir beni. Hagi'ye bir Galatasarayli olarak hayranlik duymak baskadir bir de Lider oyuncu özelligi ile yaklasip sevgi beslemek baska. Ama sunu cok insan gözden kaciriyor. Üzerine basa basa söylüyorum Hagi bugün bu takimda gelse en az Lincoln kadar problem yasardi.. Hagi, kendisini cikarna Lucescu'nun uzattigi eli iten adamdir baska acidan Real Madrid maci devre arasinda Jardel'i cikarmak isteyen Lucescuya cikisip jardel'i oyunda tutan adamdir.. Etkisi ve gücü gol ve istatistik oranlariyla belirlenmez ama astigi astik, kestigi de kestik idi. Bugün bunu bu takimda yapamaz idi.. bunun da nedenleri söyledir:

1996 yilinda Galatasaraya transfer oldugunda yanindaki isimlerden Hakan Sükür haric hicbir futbolcu ona karsi cikacak karizmaya hicbir sekilde sahip degildi. Sükür de itaatkar bir yasam biciminin ürünüdür, saygida ona hic kusur etmedi. Hagi, oyun icerisinde sürekli takim arkadaslarini azarlardi. Hakli ve haksiz olmasi önemli degil, o baskin karakteri kabul edecek kariyersizlige sahip idiler. Hagi, hem kendi performansi adina hem de Galatasaray icin bicilmis kaftandi.Bunu Barcelona'da, Real Madrid'de yapamazdi. Cok cok iyi performans sergiledigi Romanya ve Galatasaray ortak paydasi Haginin kralliginin kabul gördügü ortamlardir.. Karabük'den gelmis kücük Hakan, Genclerbirliginden transfer olmus Ergün, on yedi yasindaki Emre belezoglu,Suat Kaya, Ahmet Yildirim, Diyarbakir-istanbulspor maceralari sonrasi gelmis Umit Davala, Ankaragücünden Hasan Sas.. Bu isimler dünya kupasi finali oynamamis, Sampiyonlar Liginde bir üst tura cikamamis ve Galatasaraya dahi yeni gelmis isimlerdir.. Bu insanlara liderlik etmek ile Avrupa Sampiyonasi Yari finali, Dünya Kupasi Yari Finali ve UEFA kupasini almis insana "dur, yapma" demek arasinda cok buyuk farklar var..

Kariyer cok önemlidir. Ballack, Bierhoff kavgasinda islemistik bunu zaten. Ballack diyor ki o kim ? Bierhoff kim ? kariyerleri ortaya koyuluyor ve liderligi bu sekilde sagliyordu.. Hagi'nin yaptigini su saniyeden sonra Galatasarayda Messi gelse yapamaz.. Gerrard gelse sen kimsin lan diyecek tonla insan var bugün.. Mattheus istedigi gibi at oynatir iken Klinsmann geldi, isler arap sacina döndü.. Bir kavga ki bugün bile üzerinden gecilir sik sik.. Iki farkli karakter degil iki ayni seviyede oyuncu demek idi. Bugün bile Galatasaray da Hakan Sükür sonrasi netlesmemis liderlik oyunlari mevcut. Arda Turan kismi var, yerini ve hakimiyetini kaybeden Umit Karan.. Hasan Sas.. Kimseyi sallamayan gerekirse Arda Turan'a da sus döverim yoksa yapan Servet Cetin.. zira Yasina bakmadan Servet'e el kol hareketleri filan.. Hepimizin umudu, göz bebegi Arda Turan ama yasi da 22.. her seye üstten bakip pek cok problemi cözmesi bekleniyor, bence en az iki yila ihtiyaci var..

Lincoln, Bülent Korkmaz'a yanlis yapmistir ama bunun dahi temelinde "saygi" vardir. Lincoln icin Bülent Korkmaz kimdir ? Misal Alex , Deivid, Mehmet Aurelio icin Zico cok baskadir, cok buyuk saygilari vardir.. Arda Turan'in da Bülent Korkmaz'a oldugu gibi.. Lincoln'un misal Hakan Sükür'e de inanilmaz saygisi vardi.. Neden kariyeri olan insan tek bir takim bile calistirmadan cok buyuk kluplerin basina antrenör olarak atanabiliyorlar ? Löw degil de Mattheus olsaydi Ballack o cikisi yapamazdi, iki kere iki dört.. Zico'nun otoriteye ihtiyaci yoktu, kariyeri yeter.. Fatih Terim de keza hemen hemen bütün türk futbolculari icin cok baska bir figür..

Aceto Balsamico, Mehmet Güven'e güveni yoktu diyordu Lincoln icin, bir bakima dogru ama daha cok Bülent Korkmaz'a inanci yoktu Lincoln'ün derim ben.

Takimin basina Hakan Sükür gecseydi, Korkmaz'dan farkli olarak Lincoln,Kewell,Baros'a dahi liderlik edebilecek karizmaya sahip olmus olacak idi. Simdi ise siyasetten bakip burun kiviracak arkadaslar hic kendinizi yormayin, gercek bu maalasef. Sükür, Lincoln'ün de icinde bulundugu bir ortama liderlik edebilecek durumda iken Arda Turan o kariyere henüz sahip degil, Korkmaz da ayni sekilde defans oynamasinin eksikliklerini yabanci futbolcular üzerindeki hakimiyet bakimindan cekiyor.. Arda Turan henüz daha Hakan Sükür'ün Torino öncesi su buyuk klup istiyor, barca pesinde real aldi alacak dedikosunun ciktigi zamanda.. Uli Hoeness'e Arda Turanla ilgileniyor musunuz diye sorduklarinda "Arda Turan kimdir, tanimiyorum ben" diyor.. Avrupa Sampiyonasinda o kadar da göze batacak futbolu yoktu, Galatasaray'in Avrupa macerasinda da tüm avrupayi kendisine hayran biraktiracak futbolu yine yok.. Son dönemde artan performansi, Galatasarayliligi, oyunun defansif yaninda da icerisinde olmasi ki tek basina su an icin ofans futbolu hicbir seyi kurtarmadigindan dengeyi ancak sagliyor.. Umudumuz var, inancimiz tam ama iste durum da bu. kendisi de bunun farkinda ve bir röportajinda su sekilde dile getiriyor:

"“Arda, Kewell, Lincoln neden geriye dönmediler”… Ben buna pek katılmıyorum. Zaten o an dönecek gücümüz kalsa, döneriz. Ama ileride de bir mücadele veriliyor. Ben sahada oyunun hücum yönünde kendimi yeterli görmüyorsam, bunu hissetiysem o gün mücadeleye yönelirim. Hücum yönünü başka arkadaşlara bırakırım. Takım oyuncusu böyle yapmalı. Bu iş bir paylaşım işidir."

Umudumuz var.. ben onun Mladen Boeslav,Trabzonspor,Liverpool,Italya maclarindaki gibi oynayacagi günü bekliyorum. Ama onun artisi sudur ki o sekilde oynamasa dahi takima katkisinda bir azalma olmuyor, futbol seyrinin keyfi adina bunu istiyoruz daha cok..

Galatasaray, Bülent Korkmazi basa getirerek yerli oyuncularin birlik beraberligini saglamistir belki ama pek de az olmayan yabanci futbolculari ve bunlarla yerli oyuncular arasindaki sorunlari da körüklemis oluyorlar..

Klinsmann Almayanin basina geciyor, Maradona Arjantin'in, Guardiola, Rijkaard Barcelonanin, Loddar abimiz pek cok milli takimin basina.. Zico keza öyle.. Hemen hepsi deneyimi olmadan ataniyorlar zira oyuncularin onlara olan inanci, motive edici etkisi ve disiplini saglamalari diger hocalara göre cok daha kolay olmasi en önemli etkendir.. Kenarda Maradonayi gören baska oynuyor, Klinsmann dedigi vakit kariyerine bakip "dogrudur" diyor, kenara aldigi vakit "vardir bir bildigi" diyor.. motive olmalari, inanclari, itaatkarliklari hepsi kariyerinden..

Bülent Korkmaz, genc ve azimli olmasi nedeniyle gönlümde yeri baskadir. Uzun zamandir hayalini kurdugum bir genc teknik adamla on yil beraber olma eylemini basarabilecek konumdadir. Sürekli defans oynadi, ofans futbolundan ne anlar komik bir savunmadir cunku defans oynayan oyuncunun isi en cok forvetlerle, ofans iledir. Ofansi bilen defansi da bilir, ya da tersi. Onsekizin icerisinden belki cikmamistir da orada da rakip forvetlerle beraber yasamistir dolayisla oyuncunun kaleci olmadigi vakit nerede oynadiginin teknik adam kariyeri acisindan cok da önemli degildir ama karizmasi, kriz aninda verdigi önemli kararlar, oyunculardan aldigi maksimum verim ve elbette teknik detaylar onun kariyerini belirleyecektir ama

..henüz yukaridan bakamiyor Bülent Korkmaz. Etkilenim altinda.

Arda Turan'a baska bakiyor, kendisi hakkinda olumlu demecler verip skibbe'yi elestiren Nonda'yi Baros'un yerine oyuna almak gibi komik kararlari da var. Gelisecektir zamanla ama bu gelisim yolunda basari gelmezse ömrü cok uzun olmayacaktir, kucuk de olsa bir darbe almistir simdilik..

Bütün eylemler sonuca göre bir degerlendirmeye tabii tutuluyor bu ülkede. Adnan Polat yönetiminin bana göre misal cok önemli bir kusuru vardir, hicbir kariyeri olan teknik adamin kaldiramayacagi ölcüde takima karismalar, mudahaleler söz konusu. Feldkamp ki deli sevilir Polat tarafindan, dahi istifa etmistir bu toplantilar, karismalar yüzünden. Skibbe de keza.. Yardimcilari gönderilmis, karisilmis, edilmis.. ama nedir ? Gecen sene sampiyon olundugu icin bunlarin hicbirisi gündeme gelmemistir, bir basari olarak dahi adlandirilmistir. Simdi Korkmaz'in hamlesi de buna benzer.. Bir basari varsa ordan cikip buraya girersiniz ve eylemi ona göre degerlendirirsiniz.. Ama hamburg maci kaybedilirse bu Lincoln daha cok malzeme olur ve Ortega gibi hocayi da yer bitirir.. Zira biraz ince dusunmek gerek, Lincoln oynamis, etmis, ne oldugunu ortaya koymustur, öyle veya böyle seninle bir performans gösteremiyorsa isler degisecektir.. Basin, basarisizliginin yattigi yeri simdiden hazirlamis, deyim yerindeyse pusuyu kurmus, bekliyor..

Bol Sans Kaptan..

10 yorum:

sembolist dedi ki...

Mehmet Demirkol-Rıdvan Dilmen'in yaptıkları analizler, birbrni tekrarlayan klişelerle dolu yazılar haline geldi.Bu 2 isim,Lincoln'ü yorumlarken ''koşmayan tembel oyuncu'' kavramıyla eşdeğer bir betimlemeyle söze girşiyorlar.
Açıkçası tarafsız olduklarına zerre kadar inancım yok.
Hakan Ünsal zaten tam bir felaket.
NTVSPOR gibi,üst düzey isimlerin olduğu(mert aydın-ercan taner) bir kuruma yakışmayack düzeyde bir isim.
Hamburg maçınae gelirsek;
Arda'nın oynayamayacak olması Semih kaya'nın defansta oynama ve Kewelin ilerde oynama ihtimalni arttrdı.
Fakat Arda nın olmayışı sadece 'iyi' bir oyuncudan yoksunluktan ziyade,''ruh'' un ve ateşleyclğin de yoksunluğu anlamına gelir.
Bu yoksunluk umarım az hissedlir.

karakalem dedi ki...

Tespitler ve örneklemelriyle çok doyurucu bir yazı olmuş klavyenize sağlık. Bu yazından sonra Futbolcu -T Dİrektör ilişkileirine farklı açıdan bir kez daha bakayım derken başka bir durum fark ettim. T.Direktör. Kulüp başkanı ilişkileri. Aragones, A.Yıldırım şunu oynat şunu oynatma derken ne derece takıyor acaba. Futbol saygınlığı olan bir isim değl Yıldırım keza Polat ve Demirören.. Başkanla T.Adam arasında ikinci bir isim olması gerektiğine kanaatim iyice pekişmiş durumda. Skibbe başkan olduğu için saygı duysada Polat'ı ne kadar dinler. yA da Zico ile Yıldırım ne paylaşabilirki profesyonel anlamda. Sohbet edip bir şeyler konuşmaktan öte Zico, Yıldırımın neyinden etkilenir sportif olarak.. İşin futbol boyutu noktasında salt T.Direktörde iş bitmiyor ülkemizde malum. Keşke olay sadece Lincoln-Korkmaz arasında kalabilse, keşke Aurelio ile yıldırım değil daha ehliyetli bir futbol magerei anlaşma zemini aramış olsa.. O vakit fubolumuzun syri çok değişirdi. Siz daha tafsilatlı bu konudada bir şeyler yazarsınız umarım ben kısa kesyim ve şöyle örnekleyeyim.. Futbol takımlarımızın başındaki Yöneticiler, dükkan sahibi olup işi oğluna devrettiğini söyleyen babalar gibi. Sözümona karışmazlar ama çaycının hesabını kapatırken dahi herşeyi bilmek isterler. Rahat mal alamzsın satamazsın, bir şeylere muhakkak karışırlar. Ters giden şeyler oluncada eşe dosta etrafa, oğlan bensiz bir şey yapamıyor, ben olmasam oooo, e senlede pek bi şey olmuyorki.. "babalara saygı sevgimiz sonsuz her halukarda"

MERKEZ BURASI dedi ki...

Üstad çok dolu dolu bir yazı olmuş. Aklına ve Ellerine sağlık.

Türkiye gibi futbol açısından gelişmekte olan bir endüstride, popülerlik uğruna bazı yazarlar bazı gereksiz ama prim yapan haberleri mutlaka yazacaklardır. Zira, bu ve benzeri yazılara rağbet çoktur. Bu yazılar, bazılarımızı sinir eder, bazılarımızı da (futboldan anlamayan bakış açıları ile) fanatize eder. Bu yazılara pek takılmamak gerek zira okunacak birkaç iyi yazardan gerisi hikaye yazarıdır. Kafalarına göre bir hikaye yazarlar ve onu okuyucularının oynamasını beklerler. Oyunun oynandığını gördüklerinde de köşelerinden kıs kıs gülerek, acı kahvelerini keyifle höpürdetetirler.

Bülent Korkmaz’a tüm futbol severler gibi benimde saygım sevgim sonsuz, aynı Hagi’ye olduğu gibi ya da Hakan Şükür’e. Her zaman başarılı olmasını isteriz o ayrı ama, Türkiye’de inşaat işletmesi yönetir gibi yönetilen kulüplerde bu başarıyı yakalayabilmek ne mümkündür? Skibbe iyi ya da kötüydü, Meira iyi idi kötü idi, Ağzını açabilen herkes yorum yapabiliyor, yapmakla da kalmıyor, yaverleri ile birlik olup neredeyse kavga çıkartıyorlar. Hagi için bile ilk geldiğinde yapılan akıl almaz haberleri hatırlayalım?

Bizler biraz reyting, biraz dedikodu, biraz popülerlik uğruna her şeyi yazan, tartışan, kavga edenlerin çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

Çoğu zaman futbolun bir spor bile olduğunu unutuyoruz. Sanki bir ring ya da arena gibi düşünüp, oyuncularında bir boksör ya da gladyatör olmasını istiyoruz. Örnek; Bu formayı giyen kanının son damlasına kadar sahada ter dökecektir / savaşacaktır. Bu gibi demeçleri hatırlayalım milyonlarca örnek yazılabilir alt alta.

Kim şampiyon olacak? Ne önemi var? Kim olursa olsun? Benim sempati duyduğum takım iyi oynasın, kendi içinden oyuncular çıkarsın, sevgi saygı ile kardeşçe yaşasınlar…, bu bana yeter! İlla şampiyon olmak zorunda değil ki!? Ama hayır, Türkiye’de bu tarz düşünen kaç kişi var? Biraz sayıca çok olsa zaten, bu kadar spekülatif haber olmazdı. Futbolun özüyle ilgilenirdik. Ama özünden kime ne? “Benim tuttuğum takım galip gelsin de kahvede havamı atayım” mantığı dahi aşamadık ki biz?!

Bence, bir oyuncu için takıma adapte olma süreci 6 ay gibi bir süredir, bir teknik adam için bu süre yaklaşık 1 senedir ama Türkiye’de oyuncu, antrenör fark etmez 3 maçta ilk hedef dar ağacıdır.

İyi futbol için ve iyi futbol yazılarını görmek için daha çok beklememiz gerekecek sanırım. Yada biri çıkıp şu futbol bloglarında ki arkadaşları toplayıp bir gazete çıkarsa bizde rahatlasak.

Sağlıcakla kal.

flamboyant forward dedi ki...

aslında hagi ile kıyaslamak yanlış lincoln'ü ama bugün lincoln'ün hagi'den daha az disiplinsiz olmasına karşın daha problemli gösterilmesinin sebebi yine lincoln'dür bence.takımın hücum atraksiyonlarının neredeyse tamamını yönetiyor olsa da hagi gibi güçlü bir karakteri olmadığından(ya da sergilememesinden) dolayı eleştirinin dozu artıyor.hagi defanstan forvetlere kadar tüm takıma fırça çekebilen ve de çeken bir adamdı sahada.yeri geldiğinde bülent'e yaptığı hatadan dolayı saha ortasında bağarabilirdi.bugün lincoln ise ancak mızmız görüntüsü çizebiliyor.tüm takımı taşıyabilecek bir liderlik ve etkileme gücüne(influence) yeterince sahip değil.ama beklenti lincoln'den hagi olması olunca iş çetrefilleşiyor.

yine de geçen perşembeden beri yaşananlar hem bülent korkmaz hem lincoln açısından hata doludur.her ikisi de karakterli bir duruş sergilemek yerine kaçak dövüşmeyi tercih etti.belki bugün bülent korkmaz "evet o hareket dolayısıyla oynatmadım" diyebilseydi gelecek için umutlanabilirdik.ya da lincoln çıkıp yaptığı hareketin hata ve ya doğru olduğunu maç sonunda açıklayabilseydi.ama şimdilik sadece mayıs sonuna kadar bu tozlar halı altına süpürülmüş oldu.Etkileri iki kupaya birden mal olabilir.

MOURINHO dedi ki...

Sevgili borges

Toparlama yapacak olursak Haginin Terime bakış açısı senin fikrine göre nasıldı?Özellikle 1996-1998 arası.Senın görüşünü merak etmekteyim..

Her Yol Roma dedi ki...

tugay, rangers'a uefa şampiyonu olunan 99-00 sezonunda gitmişti ve gittiğinde gs'de 20 numaralı formayı giymekteydi. 5 numara emre'nindi.

milliyet'in ispanya muhabiri mahmut çiftçi'nin hatası.

saygılar,

ti esti to dedi ki...

"Zira biraz ince dusunmek gerek, Lincoln oynamis, etmis, ne oldugunu ortaya koymustur, öyle veya böyle seninle bir performans gösteremiyorsa isler degisecektir.. Basin, basarisizliginin yattigi yeri simdiden hazirlamis, deyim yerindeyse pusuyu kurmus, bekliyor.."


basın bütün herşeyi bekliyor zaten. Akıllarını Lincolnle bozmuşlar. Bülent hoca istifa diyorlar.

Ama Borges sana katılmadığım yer Bülent Kaptanın kariyeridir. Çok göz önünde değil, çok popüler olmayışı.

bütün bunlar bir yana bir şekilde Lincoln'ü kazanacaktır kaptan. bundan eminim sadece.

finrod dedi ki...

Bu tarz "dertli" postlar en sevdiklerim oluyor.Bir noktadan başlanıp freestyle bir biçimde uzun bir metinde daldan dala atlanıyor.Böyle sıkıntılı süreçlerde takımımız adına üzülüyoruz belki ama blogların selameti açısından gayet faydalı:)

Öncelikle bence yılın en verimli geyiği "lincoln maç seçiyor" geyiğidir.neredeyse her iç saha maçında vardı ve sakatlık-ceza durumları hariç yanlızca bu trabzon maçı tercih edilmedi kendisi."e zaten sakatlık-ceza harici niye maç kaçırsın ki?" demeyin,2. yarı başında bu adam sivas'a gitmiyor diye duayen(!)ler tarafından yerden yere vuruldu.He sonrasında 3-4 maç daha yoktu ama ne gam,lincoln üzerine çamur atıldığı ile kaldı,abalıya vurulmuş oldu.

Liderlik mevzusu bir diğer husus ve bence bu yılın kadro yapılanması açısından en büyük sıkıntısı,en az sakatlık belası kadar da önemli.son 2-3 yıldır galatasaray hakan şükür'ün saha içi performansından değil ama liderlik ve mentörlük vasıflarından çok faydalanmıştı.son 2 şampiyonlukta doğrudan bu faktör ön plana çıktı ki,bu yapacağı 10 gol-10 asistten çok daha mühimdi bence.Kariyeri,karakteri,yaşı gibi faktörler hakan'ı hagi sonrası takımın doğal lideri yapmıştı ve şimdi onun yokluğunun sıkıntısı çekiliyor.arda rol almaya çalışıyor an itibari ile ama yabancılar içinde en kariyersizi lincoln'un bile henüz saygı duyacağı bir kariyeri yok arda'nın.

bir de son olarak nonda'ya değinmek istiyorum.ben şahsen skibbe sonrası üslubu sebebiyle kendisiyle yolların ayrılması gerektiğini düşünüyorum.elbette kariyeri ve ağırlığı olan bir oyuncu ve elbette futbolcunun belli fikirlerini ifade etmesi içine atmasından iyidir,ama skibbe'nin gidişinin hemen peşi sıra söyledikleri ciddi bir saygı sıkıntısı olduğunu gösterir ve ben kaptan'ın yerinde olsam zorunda kalmadıkça tercihe etmem kendisini.başındaki kişi görevinden ayrıldıktan hemen sonra bu açıklamaları yapan adamın karakter ve motivasyonu anlamında ciddi sıkıntıları olduğunu düşünüyorum.saygılar.

Borges dedi ki...

Mourinho: Terim, o zaman kendini cok baska görüyordu ve HAgi'ye bakisi da saygisi da cok baskaydi. Onu Lider olarak tayin eden, ona liderlik vasfini sergilemesi icin izin veren de odur. Baska acidan Milan Dönüsü kendisine bakisi cok baska olan Terimin Felipeye ve oyunculara olan yaklasimi cok baskadir. Bu konu karakalem yazilmasi isi zorlastirir belki bir gün bir post atariz diyelim...

(Yorumlar cok keyifliydi, ellerinize saglik..)

CaRtMaNtR dedi ki...

Yazıdaki pek çok noktaya katılmakla beraber. Bülent Korkmaz'ın oyunculuktan gelen karizması sonucunda yabancı oyuncuları etkilemesi biraz zor olabilir ama yerli oyuncuların özelliklede alt yapı orjinli isimlerin onu kulübede gördüğünde bile daha fazla performans göstereceğine inanıyorum.

Ayrıca şu ana kadar zaman zaman yanlış kararlar versede Kewell'ın geriye çekilmesi gibi cesurca hamleleri ortaya koyabilmesi ile ülkemiz genelindeki yerli teknik adamlara göre risk alabilme yetisinin çok daha fazla olmasıda bir artıdır.

Buna ek olarak basında olmasa bile camiada ve taraftarlar arasında inanılmaz bir kredisi olması nedeniyle en azından sezon sonuna kadar maçlar sırasında negatif bir tezahürat yada kendisini istifaya çağıran seyircler ile karşı karşıya kalmayacaktır.

Yabancılaın yönetimi konusuna gelirsek. Hem Kewell hemde Baros uzun yıllar EPL'de forma giydiklerinden dolayı takım disiplinini pek bozmayacaklardır. Ama hırçın ve kendi özgü yapısı ile (ki bu yapısı onu bu kadar yaratıcı ve farklı kılan önemli detaylardandır bana kalırsa) Lincoln ile ilişkilerini yönetme şekli çok kritik olacak. Eğer ilk Terim dönemindeki Hagi - Terim ilişkisini iyi gözlemlemişse bundan önemli tüyolar çıkarabilir. Keza oyun tarzı olarak etkilnediğini düşündüğüm Lucescu'nunda oyuncu yönetimi konusundaki yaklaşımınıda etüd etmiştir umarım.

Sonuç olarak şansıda yaver gider ve sezon sonunda takımı ilk iki içinde tutup uefa'da da en azından yarı finale ulaşabilinmesi durumunda Bülent Korkmaz bu takımın başında uzun yıllar kalabilmesini sağlayacak krediyi toplayabilir.