12 Mayıs 2009

Spor Servisi.!



Spor servisinde "Karisik Pizza" baslikli postu gündeme getirdiler Mehmet Demirkol ve Fuat Akdag. Suradan izleyebilirsiniz.. Yorumcu arkadaslar yazidan iki cümle okuyup kahkahalar atilmasini hakaret olarak yorumladilar. Ben daha cok terbiyesizlik diyorum ama burasi cok da önemli degil. Program icerisinde güzel yazi diye onlarca kez belirtilmis ya da Amerikadan Mehmet Demirkol'u aratacak kadar etki ettigi de keza kendisi tarafindan dile getirilmistir. Baska acidan yazinin altindaki yorumlardan tutun da en az yirmi farkli sitede linklenmesi yazinin ne oldugunu ya da onlarin deyimiyle saglamasi yapilmistir coktan.. Öyle ya, edebi bir dil kullanmadigimiza göre ortada bir gercek olmali ki bu kadar insan mail-yorum atsin, sagda solda linklesin ve benim günlük gelen okur kitlesini bir anda üce-bese katlasin..

Yalniz, yazi cevresinde konusulan konulari anlamadigimi belirtmek istiyorum sadece..

Emre-Arda bir kümede ele alinip siradisi ya da yildiz oyuncu olarak nitelendiriliyor, Lincoln cok baska.. Anlamiyorum abi. Anlayan varsa lütfen yorumlarda bana bu ayrimi anlatsin. Isini yapsa Lincoln'ü de severim diyor.. Emre isini yapmis, Lincoln yapmamis..

Emre ve Lincoln bu sezon 38 mac oynamislar.. Bu acidan her ikisi de isini ayni derecede iyi yapmis.

Lincoln 38 macta 9 gol ve 22 asist ile oynamis.

Emre 38 macta 3 gol ve herhangi bir asisti yok.

Keza aldiklari paradan bonservislerine ödenen paralara ve hatta yaslarina kadar cok da bir fark yoktur aralarinda.. Her ikisinin de klube maliyeti ve yasi ortadadir.

Kim isini yapmis ve kim yildizdir su durumda ? Hani Lincoln'ün attigi calimlara, futbolseverin gözüne hitap eden, o stada götüren, Lincoln'ün spektekular hareketlerine de deginmiyoruz.. Ki fark cok fazla acilmasin..

Diyeceksiniz ki birisi defansif orta saha.. Iyi de bunu Mehmet Demirkol bilmez ki. Yüz yazidir ona göre Lincoln defansif orta sahadir ve kosmuyor diye sacma sapan bir elestiri getirmistir. Eger Lincoln kosmuyor ya da savunma adina digerlerine arti bir yük bindiriyor elestirisi yapiliyorsa burada birisi ofansif digeri defansif orta saha diye ayrim söz konusu olamaz. Emre'ye yapamadigi asistleri, atamadigi gollerin hesabini soruyor musunuz ki Lincoln kosmuyor olsun degil mi ?

Sevgili Mehmet Demirkol, kim isini iyi yapmistir ? Kim yildiz, siradisi oyuncudur ?

Ki bizim sormak istedigimiz bu degildi. Biz daha cok Emre hakkinda degisen Mehmet Demirkol yorumunun altindaki acilimi istedik, bunun üzerine durulmadi. Görüsme olmus mudur ? Bu görüsmenin Emre yorumlarina etkisi nedir ? Bakin Macaristan maci sonrasi nasil bir Emre Belözoglu yorumu vardi Mehmet Demirkol'ün..

"Terbiyesizliğin kaptanı
O terbiyesiz adam 27 yaşında. 11 yıldır uluslararası arenada. 2 büyük ligde oynadı. 44 kez A Milli. İsviçre maçında rakip kovalayan, İngiltere'de hakkında ırkçılık soruşturması açılan, nihayet sahada milli formayla ve kaptanlık bandıyla hareket çeken adam benim milli takımımın kaptanı. Özür dilemiş. Tıpkı TSYD'nin açıklamasındaki gibi ben de kabul etmiyorum.
Eğer bu ahlak yoksunu adam, bir daha milli takım forması giyerse, onu çağıran da bu suça, bu terbiyesizliğe ortak olacak. Eğer bu adama bir ceza verilmez üstüne de prim alırsa bu ahlak yoksunluğunu federasyon da üstüne alacak. Ya maçı kaybetseydik ne olacaktı? Kime çekecekti o hareketi, koridorda Macar mı kovalayacaktı? Yoksa mixed zone'da muhabir mi dövecekti? Onu İngiltere'de buradakinden 5 kat fazla eleştiriyorlar. Yapabilecek mi oradaki basına aynı şeyi? Bekliyorum. Bir gün oynarsa görürüz herhalde."


Simdi degisim derken ne demek istedigimi sanirim anlamistir Spor Servisi yetkilileri.. Saglama isine ben de giriyorum ve aldigim maillerden yoruma kadar birbirlerinden farkli kesim "haklisin" diyorsa.. Demek ki dogru bir noktanin üzerinden gecmisimdir.

Bizim bu isimiz diyorlar.. Farkli bakiyoruz diye konuyu cok baska yere saptiriyorlar. Yahu nedir, futbol maci yorumluyorsunuz.. Ben de burada belki cok kötü de olsa yorum yapiyorum iste, nasil bir farktir ki bu ?

Ben bu yazimin konu oldugu programin yüklenmesini beklerken bir gün öncesi yani pazartesi yayimlanan Spor Servisine baktim.. Magath, Lincoln'ü alacakmis efendim bu nasil olur.. Magath altinda Lincoln nasil verimli olur, anlamiyorum ben geyikleri.. Emre'yi gectim siz isinizi bari iyi yapin ki böyle sacmaliklar üretmeyin. Hayir Bundesligaya özel bir durum degil ve simdi bunu ben nasil yorumlamaliyim izleyici olarak ?

Arkadas bundesliganin gördügü en disiplinsiz brezilyali kimdir deseniz pek cok insanin cevabi Marcelinho'dur. Bu adam ülkemize de gelmis ve Trabzonspor'da kisa dönem oynamistir. Onu alan ismin Magath oldugu unutulmus mudur ki ? Ya da Marcelinho'nun Trabzonspor sonrasi Magath'in altinda nasil bir performans göstermis bilmiyorlar mi ? Bu bilgiler esliginde Magath neden Lincoln'ü aliyor sorusu sorulabilir mi ? bu sizin isiniz degil mi ? Ben size bunlari ögretecek degilim ya ?

Simdi iki sonuc var benim elimde. Mehmet Demirkol, Marcelinho ve Trabzonspor transflerlerinden bihaber seklinde yorumculuk yapiyor ya da Lincoln'ü komik duruma düsürmek icin takla atiyor..

Hangisi ?

Aslinda daha cok uzar ama gerek yok..

P.S: Bir daha en azindan spor servisine konu olacagimi düsünmüyorum ama olur da birisi bir yerde konu ederse "borges" diye hitap etmelerinde sakinca yoktur. ismin ne önemi var, fikirler dogru yere gitsin yeter ki.

71 yorum:

menbehindball dedi ki...

"Karışık pizza", medyamızı yansıtan muhteşem bir yazıydı. Çok büyük bir fotoğrafı, olabildiğince sade ve içten bir şekilde yansıttınız. Sizin için önem teşkil ettiğini düşündüğüm kitleye ulaştığınıza da emin olabilirsiniz.
Sonuçta sizin için anlatılmak istenendi önemli olan, Ahmet Mehmet değil tabii ki de. Ancak medyamızda en beyefendi ve eleştiriye en açık görünenlerin bile aslında kibirle yüklü bünyeler olduğu da ortaya çıkmış oldu böylece.

Tüm içtenliğimle elinize sağlık diyorum, iyi çalışmalar...

Basketbol Günlüğü dedi ki...

Kanımca durumun özü şu:

NTV & NTV Spor F.bahçe'yi öven, F.bahçe'nin artılarını parlatan, F.bahçe'nin zaaflarını sümen altı eden yorumcu kisvesinde kim varsa bünyesine dahil etmiştir.

Buna mukabil yorumcuları Galatasaray'la ilgili her konuyu Galatasaray'ın aleyine değerlendirmek temayülündedir. Bu kâh Rıdvan Dilmen olur, kâh Mehmet Demirkol olur, kâh Hakan Ünsal olur; olur da olur... İsimler önemli değildir, amaç bellidir: Empoze etmeyi amaçladıkları fikirleri hep bir ağızdan dile getirmek. Gün gelir Lugano'yu kahraman ilan ederler; gün olur altı ay önce yerden yere vurdukları Emre Belözoğlu'nu baştacı gösterirler vs... Lincoln'ü en verimli olduğu dönemde yerden yere vururlar, Arda'ya "şımardı" etiketi yapıştırırlar vs...

NTV sözde "saygın" bir spor spor servisine sahip görünüyorken, özde son derece tarafgir ve bilinçaltına oynayan bir kanal olmuştur.

Ancak şu da bir gerçek ki, tarafgir yayın politikaları onları sıradanlaştırıp, taraf oldukları kesimle başbaşa bırakacaktır.

İnsanların zihninde "NTV mi, F.bahçe TV 2 mi?" sorusunun belirmesi bir başlangıç...

televizyon komandosu dedi ki...

bu tip insanlar icin bu kadar yorulmana degmez borges. onlar (mehmet demirkol, ridvan dilmen, vb) lincoln agziyla kus tutsa 'agizla da kus mu tutulurmus?' diye sorarlar. hic merak etme sen :)

zaten bu medya degil mi durduk yere, türk futbolunun oyun anlaminda cehresini degistirmis hagi ile geldiginden beri fenerbahce'ye cok büyük katki yapmasina ragmen asla bir hagi olamayacak alex ile birbirlerini kiyaslayanlar?

onlar degil mi real madrid barcelona macinda lionel messi'yi sag ayagiyle topa vurdugu icin 'messi bu, onda sag ayak yok ki' diye elestirenler?

mehmet demirkol bir kere dünya futbolundan haberdar olsun da ondan sonra yorumculuk yapabilir. ekmek paralarini bu isten kazanan o ve onun gibi yazarlar, olasi bir norvec-türkiye macinda iyi oynamis pedersen icin, mac sonu canli yayinlarda 'orta sahada ileriye dönük süper paslar atan sarisin cocuk' diye bahsederler zira. zahmet edip de (google gibi bir nimet de gelmisken günümüz dünyasina) acip bakmazlar rakip takim oyuncularina, isimlerine, cisimlerine, nerden gelip nereye gittiklerine?

dedigim gibi, varsin konussunlar borges. zira kimin iyi ve basarili, kiminse aslinda basarisiz ve fiyasko oldugunu bilen bilir. hatta eminim mehmet demirkol ve ridvan dilmen gibiler de bilir. ama söylemezler iste. dolayisiyla, bir bütün olarak baktigimizda, bosvermek gerek kendilerini. senin aslinda yazini 20 puntoyla kac sayfa olursa olsun cikti alip top secret basligiyla Galatasaray yönetimine yollaman gerek bence. zira lincoln'ün kalitesi belli. döner elbet yarin öbürgün bundesliga'ya, ama olan yine bize olur.

sevgiler, saygilar...

Number 7 dedi ki...

Dediğiniz programı izledim, izleyecek arkadaşlar için belirteyim bu meseleye 31. dakikadan sonra değiniyorlar. Açıkçası ben ne Mehmet Demirkol'da ne Fuat Akdağ'da bir ciddiyet göremedim. Gülüşüp durdular, ciddiye almak işlerine gelmedi belki de. Özellikle Demirkol'un "haksız ama güzel yazmış" sözü çok garibime gitti. Madem haksız buluyor kendisine nasıl güzel geliyor, madem güzel niye haksız buluyor?
Mehmet Demirkol'un bu yazıyı sadece kendine yapılmış bir eleştiri olarak alması ayrı bir mesele, o daha yazının ne demek istediğini algılayamamış. Zaten kendisi de diyor, "13 sayfa, Onur yememiş içmemiş okumuş"(Onur programda bu yazıları derleyip kendilerine ileten arkadaş olsa gerek). Kendi okumadığı yazıyı başkasına okutup özetini aldıktan sonra programda çok da anlamış gibi eleştirisini yapması da var tabi...

Alper Öcal dedi ki...

Orhan programda mütemadiyen gülünüyor zaten. Bazen öyle anlar geliyor ki sitcom ardındaki gülme efektlerini izliyormuş hissi veriyor. Okudukları haberlerden olabilir. Başladığında daha ciddiydi program.

Ben sana bir hakaret ya da terbiyesizlik olarak algılamıyorum dolayısıyla. Programın rutini bu. Fuat Akdağ Hulusi Kentmen gibi adam zaten.

Yazdıklarına da katılıyorum. Ben yıllarca forumlarda Alex üzerine dil döktüm. Sonunda bıktım. En son, bir dönem Avrupa futbolu üzerinden Brezilya ve G.Amerika ırkçılığı ve Alex karalamalarının doruğa çıkması üzerine blogda değindim.

Türkiye'de acayip bir futbol algısı var ve bunu değiştirmek maalesef mümkün değil. Zira benim güzel ve yalnız ülkemin cahil halkı bu polemikleri seviyor.

Sen ne kadar bu algıyı değiştirmek için çalışırsan çalış, adamın futbola dair edecek iki kelime özgün lafı olmadığından "Alex koşmuyor" demagojisine sarılıp vırvır konuşuyor.

Bir tespit de Lincoln için yapayım. Katılırsın katılmazsın ama gördüğüm şudur ki;

Lincoln'ün futbol coşkusu eksik. Sanki kerhen oynuyormuş izlenimi veriyor. Gol atıp armayı öperken ki kutlaması bile sıradan bir iş yapmış gibi, laf olsun hani adettendir diye yapılmış gibi sanki. Anelka kadar net değil bu ama ben hissediyorum. O no-look paslar, top sektirmeler, yere düştüğü anlar o yüzden antipatik geliyor.

Çünkü Lincoln'ün bu vurdumduymaz görüntüsünün üstünde ukalalık izlenimi veriyor. Bunu Hagi yaptığında öyle görmüyorsun çünkü yüzündeki ifade vs... sana öyle görünmüyor. Kimilerinin sebepsiz Lincoln sevmemezliğinin altında bunun olduğunu düşünüyorum.

Almanya'da izlediğim zamanlar da bana aynı duyguyu verirdi. Yüzündeki o donuk ifade hiç değişmiyor. Poker face sanki.

Bu bir kabahat değil ama görüntü bu.

Üzerine bir de sık sakatlanmalar, teknik kadro ve arkadaşları ile olan olaylar, gidip de gelmemeleri eklenince al sana nefretlik futbolcu.

Borges dedi ki...

Alper Öcal: Ben cok takilmadim aslinda bu gülüsmelere.. Yalniz her seye ragmen yaziyi adam gibi okumadan, ne olduguna dair ayrintilarina bile girmeden iki cümle okuyup gülüsmeler cok da "olagan" gelmedi.

Programi begeniyorum, muhabbet havasi icerisinde gecmesi de bence cok güzel. Keyif aliyorlar bu isi yapar iken ve haliyle bu keyif disariya da yansiyor.. Ama o gülmeleri anlamadim.. ondan öncekileri cok iyi anliyordum ki Internet üzerinden verilen böllümlerin tamamina yakinini seyretmisimdir zaten..

Ben futbolseverim, keyif aliyorum Lincoln'ü seyretmekten ve yalniz da degilim aslinda.. Farklilik katan, gol olmasa dahi oyuna güzellik katan bir oyuncudur, iplemez tavirlari dogrudur, görüntü öyledir ve belki gercekten de futbolu öyle görüyordur.. Yalniz yüklenmelerin altinda ben kötü niyet görüyorum..

Aslinda Arda-Emre-Lincoln arasindaki fark sudur: Arda ve Emre ile Mehmet Demirkol'ün bire bir iliskisi vardir Lincoln ile yoktur.. Bu basindan kimsenin bire bir iliskisi yoktur ve bence varolan artilarinin yokolmasinin en önemli nedeni de budur.. A

Chao Grey dedi ki...

Bu sistem böyle işte abi. (23 yaşındayım ama 40 yaşında gibi konuşmamı affet lütfen)Doğruları söyleyeni yem etmeye çalışıyorlar. Atahan'ın (mayıslar) yazdığı "şampiyonluğun formülünü buldum" yazısını da inceleyip fazla üzerinde durmamışlardı. Çünkü yazının baş kahramanı Lincoln'dü. NTV Spor'un yaptığı işler güzel, ama bünyesinde bulundurduğu bazı kişiler bu kanal aracılığıyla kinlerini kusmaya başladılar maalesef.

gltsry dedi ki...

Mehmet Demirkol,kendisine yapılan eleştiriler karşısında sağlamayı bütün kulüp taraftarlarından gelen aynı tepkilere göre yaptığını söylüyor ya, o arada yaptığı müthiş analizle aslında sizin yazınızın sağlamasını yapmış oluyor bizlere.O analizle, evet diyor bu yazı doğru yere parmak basmıştır,doğrudur diyor farkında değil.nedir bize sizin Mehmet Demirkol için yaptığınız eleştirinin sağlamasını yaptıran,doğruluğundan emin olduran Mehmet Demirkol analizi;

''Ben Lincoln taraftarı değilim doğru.ben Emre sahada işini yaptığı sürece Emreciyim.o yıldız,onlar aykırı insanlar.''

Yani bu nasıl müthiş bir analizdir.Ya da ne yaman çelişkidir.Emre yıldız ama Lincoln değil.Kıstası ne peki? Performansları ise çuvalladı demektir,bu sene takımlarına verdikleri ise yine çuvalladı demektir,saha içi disiplinleri ise yine çuvalladı sayın demirkol.Benfica maçı gibi on tane maç istiyor Lincoln'den işini yaptığına kanaat getirmek için peki Emre bıraktım on tane Benfica maçını bir tane Benfica maçı oynamışmıdır Lincoln'nün gösterdiği performans düzeyinde?
Neyi kıstas aldığı belli değil,neye göresi kime göresi bol bir analile Emre yıldız aykırı ama Lincoln sıradan diyor.Çelişiyor kendiyle ve yaklaşımınıda açıkça göstermiş oluyor.

Velhasıl aslında Mehmet Demirkol sizin yazınıza cevap verirken yazınızın ne kadar doğru tespitlerden oluştuğunu bize ispatlamış oldu.Sağlamayı yaptık yani merak etmeyin.Verdiği cevapla ve yaklaşımıyla yazınızın doğruluğunu bize gösterdi.

Ayrıca elinize,fikrinize sağlık aşağıdaki yazınızda doğru ve anlaşılır bir şekilde net ifade ettikleriniz için.Zira siz bence bu derece çirkin olan medyanın yüzüne vurdunuz her şeyi.Yaptıkları 'kişiye göre yorumculuk' mesleğini ve bunun Türk sporu üzerine etkisini göstermeye çalıştınız.Böyle çifte standartın kol gezdiği ortamda, geldiği günden bu yana önce örselenen sonra hırpalanan ve artık dövülmeye başlanan Lincoln'e hiç kimsenin çıkamadığı şekilde sahip çıktınız bence.Yeter dediniz.Bunu ne Galatasaray Kulübü ne de taraftarı yapamadı maalesef şu güne kadar.Ben o yüzden bir Galatasaray taraftarı olarak teşekkür ediyorum size bu linçe kendi adınıza,Galatasaray taraftarı adına tepkinizi koyduğunuz için.Sağolun.

pclion dedi ki...

Bir kere Mehmet Demirkol'un mantığı baştan sakat. Borges yemeyip içmeyip ona mail atan gözü dönmüş bir Galatasaraylı değil. Borges en az onun kadar önemli bir spor yazarıdır -benim için daha önemlidir aslında, mesele o değil- ve "Fenerbahçeli de bana böyle mail atıyor, ehehe" diyerek geçiştirilecek bir yazı değil bu. Açık ve net bir biçimde örneklemelerini yaparak bir eleştiri yapmış bir borges ve bunun cevabı bana herkes mail atıyor olamaz.

Yazına da şapka çıkarıyorum ayrıca Orhan hocam, yazıyı astığında bir solukta okumuş insanlardan biri olarak...

Borges dedi ki...

Gltsry: Tesekkürler.. Aslinda iyi bir sekilde bakildiginda absürdlük ortadadir.. "Emre bir benfica maci oynamis midir" da isin özetidir, yine de gözle göremeyenler icin ben istatistigi de koydum oraya.. Hani artik bir ofansif orta sahanin neden Mehmet Topal kadar kosmamasi gerektigi ve on numara futbolu adina da iyi bir saglama olmustur bana göre.

PcLion: ;) Sagolasin.. Ben sizi izliyorum NTV'deki programda ve benden daha güzel bir sekilde dile getiriyorsunuz.. O programin cikardigi ses daha cok olmalidir, tek dilegim budur..

çağrı dedi ki...

Programın seyri Mehmet Demirkol'a bağlıdır.O gülerse gülünür,gülmezse devam edilir.Fuat Akdağ güçlü bir kişilik değil o programda.Pek bi etkisi olmadığı için de onun üzerinden konuşmanın anlamı yok.

M.Demirkol'un "Onur yememiş içmemiş okumuş" deyip gülüp eğlenmesi "takmıyorum" mesajı verme isteğinin bir tezahürüdür.İki cümle okunup geçmesini ise niye garipsemiş arkadaşlar anlamadım.Kayıtsız kalamazdı ama yazıdaki her şeyi ortaya dökemezdi zira yazı zoraki çizilmiş Mehmet Demirkol imajına bir darbeydi."Haksız ama güzel yazmış" demesi de "bana atılan iftiraya olgunlukla yaklaşıyorum" mesajıdır fakat inandırıcılıktan uzaktır.Nedir öyleyse güzel olan?Yazı zaten başlı başına tespit içeriyor.O da yanlışsa geriye ne kalıyor ki!Bravo,satırbaşı yaparken büyük harfle başlamış.Bu mudur güzel olan!?

Ben de hakaret veya terbiyesizlik görmedim Demirkol'da.Çaresizce takmıyorum siz de takmayın mesajı vermeye çalıştı ve çuvalladı.Ya böylesine ciddi bir eleştiriyi cevaplandıracaktı ya da mesaj kaygısına düşecekti.İkincisi oldu.Zaten önemli olan Demirkol'un reaksiyonu değil,yazının ulaştığı kitlenin reaksiyonudur.Yazının değerini o belirler yoksa,programda yazıya ağlanmış gülünmüş çok önemli değil.

Bu arada Alper Öcal,Lincoln mevzuunu hatırlatmışken...
Benim Lincoln konusunda anlamadığım şu:Neden Galatasaraylılardan çok Fenerbahçeliler tarafından eleştiriliyor?Neden GS taraftarı her Lincoln,Lincoln diye tezahürat yaptığında;yahu disiplinsiz,başarısız,ukala vs diyerek nesine tezahürat yapıyorlar diye sinirlenen FB taraftarı oluyor?Madem sorunlu bi oyuncu,eee ne güzel işte sorun yaratıyor GSK'da.Neden GS futbol takımının en büyük sorununa antipati besliyor? Kimisi Lincoln'un surat ifadesine bağlıyor bunu.Ben ise Lincoln'un potansiyeline bağlıyorum.Basının,Lincoln Schalke'deyken kendisini "Alex'in koşan versiyonu" diye tanımladıklarını hatırlatarak.Meseleyi FB taraftarına da getirmek istemiyorum.Yukarıda belirttiklerim Mehmet Demirkol'un artniyetini örneklemekti.FB taraftarından objektif olmasını bekleyemem...

arif dedi ki...

yorumun güzel olmus borges ellerine sağlık

arif dedi ki...

borges sabah bende programa baktım ve vizelerim dolayısıyla bloğuna bu aralar uğrayamıyordum ama programda simdi geciyoruz m.demirkola yapılan bir eleştiriye derken senin bloğunu söyleyince cok sevindim birden bakalım simdiye kadar en hakiki eleştirileri yapan borgese ne cevap verecek diye lincolnü işini iyi yapmıyor diye eleştiren ve emreyi şu an iyi gösteren bir performans dahiline sokan bu yorumcu bence gs düsmanlığından cok kendi içinde bir tutarsızlıktan kaynaklanıyor.Keza sevmediği lincoln gs ile ilk karsılasmasında caykur rizeye attığı gol sonrası muhtesem yorumları yapmıs ve oyuncuyu övmüstü.Sadece su an lincolnü beğenmemekten kaynaklıdır bu durum.Yoksa barosa kewella niye satasmıyor bu da ayrı bi konu olsa gerek

arif dedi ki...

pclion bu arada yenilsende yensen de ekibinde cıkıyorsun merak ettim acaba adın ne gercek ismin kusuruma bakma bir galatasaray taraftarı olarak merak ettim

barış dedi ki...

hedef kitlelere bakmak bile onlarla senin arandaki farkı görmeye yeter bence. fuat akdağ ile mehmet demirkolu tebrik edenler ziya şengülü adnan aybayı görerek rıdvan dilmenle onu bir kefeye koyabilmişlerdir. aynı şekilde biz burada güntekin onayla murat kosovayı ne kadar övüyorsak, belki de medyada onlara bizimkinin yarısı kadar değer verilmiyordur.

yorumculuk yaptığı maçlardaki dünyaca tanınmış oyunculardan bile habersiz kişi mehmet demirkol, lincolnün almanyada yılın futbolcusu seçildiğinden de haberi yoktur belki, öyle ya emreyi yıldız lincolnü sıradan olarak göstermesinin başka nedeni olamaz çünkü. nedir yani bu emre işini yapıyor, lincoln yatıyor numarası, çocuk mu kandırıyorsunuz, biz hiç mi maç izlemiyoruz yani.

rıdvan dilmeni ve mehmet demirkolu takip eden birçok insan daha iyi bir alternatif bulamadığı için onların sözü daha çok geçer belki de. belki de medyadaki tanıdıklarıdır onların tv de görünmesini sağlayan. yoksa şuradaki herhangi bir insandan türkiye dışı "futbol" hakkında daha çok bilgiye sahip olduklarını kimse iddia edemez.

Borges dedi ki...

Cagri: Yazdiginiz yorumun iceriginin buyuk bir kismina katiliyorum. Bu kadar zaman Galatasarayi inceliyorum eger bu takimi cökertecek olsam Lincoln'ü takimdan uzaklastirirdim. Bugün Lincoln takimdan uzaklastirildigi icin abuk subuk pozisyondayiz. Eskisehir macini da Trabzonspor macini da alirdi. Hacettepe'de oldugu gibi Yaser filan sürekli kaciracak degildi ya ? Güzel yere oynanmistir ve bir sekilde Galatasaray medyasinin da etkisizliginde Galatasaray bugünlere gelmis.

Fanatizm de kendisini burada aciga cikarir. Sizinle dalga geciyor cunku, fenerbahce macinda cizgiye inip topuguyla orta yapiyor, Volkan ile olan meselesi vardir filan.. Hosa gitmeyen seyler bunlardir. Yoksa basit bir futbolsever olarak baktiginiz vakit rakip takim da olsa seyre deger en önemli oyuncu Lincoln'dür. Ben Alex'in Samsunspor'a attigi o muhtesem golü izlemekten bugün bile keyif alirim, inanilmaz cünkü.. fenerbahceli olmasi bir seyi degisitrmiyor.. Futbolsever ya da basin ise en cok Lincoln'ü destekleyecegi yerde Erman Torogluculuguk yapiyor, top sektirdi ya da topuguyla atti diye demedigini birakmiyor, gizliden gizliye degil acik acik hedef göstermek icin varini yogunu ortaya koyuyor.. hani Emre'ye böyle bakardi ama Fenerbahce'ye gecince isler degisti birden, bizim de üzerinde durdugumuz konu budur. Ki Eksi Sözlükte bunun cok öncesinde Lincoln olayinin disinda ele alip "yanli" bakiyor demisimdir zaten..

Yazim konusuna gelince.. Programin formatini biliyorum. Ben Fuat Akdag'i nedense seviyorum, güzel adam keyifli muhabbeti var gibi geliyor, ülkeye gelsem iki cay icmek istedigim adamlardandir hani.. Yalniz bir yazi hakkinda hicbir sey söylemeden, icerisindeki yoruma dahi gecmeden, gülmek her yerde "terbiyesizlik" tir.. Demirkol yazi yazan bir nevi "yazar"dir, o inceligi bu yaziya göstermesini isterdim.. kendi yazisi icin böyle bir durum gerceklesse eminim o da ayni tepkiyi verecektir.

Arif: Kewell ve Baros'a da söylense sence Ömer Cavusoglundan bir farki kalir mi ? ben Fenerbahceli degil Spor yazariyim diyebilir mi ? Kendi gvazetesinde Galatasaray analizi yapabilir mi ? Buna izin verirler mi.. Spor yorumcusu olmaz o zaman.. Zaten cok zeki oldugunu her daim belirtmis, altini cizmisizdir. Ama Fanatik bir Fenerbahcelidir, bu kusur olmayabilir yalniz bunu kabul ederseniz..

Ferhat dedi ki...

Merhaba;

Ben blog ortamının aslında yabancısıyım ama NTVspor'da Spor Servis'ini denk geldikçe izliyorum.Ama ilk defa halk tarafından yönetim hakkı (D)evrimle elinden alınmış bir kralın (!) hezeyanını gördüm ve bu beni çok etkiledi.

Bu insanlar o kadar çok alışmış ki kulüpleri, teknik adamları veya oyuncuları baskı altına almaya, onları yönetmeye artık bir zevk bir tutku haline getirmişler.Hatta yaptıkları Spor Servisi programından gülüşmeleri yaşadıkları keyfin dışarı yansıması.

Ve bence bu beyefendinin keyfini kaçırdın öyle ki "senin gibiler benim etki alanımı kısıtlayamaz" demek için programın 7. dakikasında basının gücünün kısıtlandığını söylüyor;

"Atilla Gökçen'in anlattığı kısaca bir hikaye var; 23 Nisan'ın olduğu bir dönemde milli takımı Taksim Meydan'ına topluyorlar Fatih Terim'li Cemil Turanlı milli takım oyuncularının kucağında çocuklarla fotoğraf çektiriyorlar.Ama Atilla Gökçe çocuklar fotoğrafta gülmedi diyerek iki gün sonra sırf bu yüzden iki gün sonra bir daha toplanıp aynı pozu çekiyorlar."

Bu sözlerinden basın olarak bu kadar konrol gücünü yani koskoca milli takımı bir araya tekrar bir araya getirebilecek gücü istediğini çaktırmadan dile getiriyor bir yandan da masumane bir çehreye bürünüp basın olarak eskisi kadar herşeyi kontrol edemiyoruz diye dert yanıyor.Şu cümlesini hiç değiştirmeden söylüyorum: "Yani düşün o zaman basının gücünü!"

Sen öyle cesurca bir girişimde bulundun ki şımarık çocuğun elinden en sevdiği oyuncağı almaya teşebbüs ettin.

Çocuk ve onu kollayanlar ise 13 sayfalık yorumu komple okumak ve ve usulünce cevap vermek yerine (yerse tabi) yine şımarık çocuklar gibi senin aslında baştan aşşağı tutarlı yazını çok uzun olduğunu söyleyerek hafife almakla cevap verebiliyor çünkü biliyorki spor kültürü ortalama olan halk ne senden ne de blog'undan haberdar.Kahve köşelerinde yönettiği sığ topluluk senin yazdığın 13 sayfayı "Mehmet Demirkol doğru söylüyordur." diyerek özümseyeceğini bildiği için senin yazında bahsettiğin teknik analizi tartışmaya çalışmıyor bile.Çünkü tartışmaya çalışsa Lincoln'ün 38 maçta 22 asist 9 golle oynarken neden 38 maçta 3 gol 0 asistle oynayan Emre'den daha kötü hatta sorunlu olduğunu bırak kahvedeki futboldan bi haber topluluğa anlatmayı 3-4 yaşındaki bebeye anlatamaz.

Dediğim gibi etki alanını zayıflattığın ve herkese bu adamın ne mal olduğunu bangır bangır anlattğın için oyuncağı elinden alınmış bebek gibi zırlıyor.

Ama "öyle basitçe Lincoln'e kötü Emre'ye iyi diyorsun sen" veya 13 sayfa yazıdan işine geleni gösterip seni fanatik herhangibir trübün amigosu gibi lanse etmesi mesleğini de meselenin özünü göstermemek yoluyla icra etmesi, kendi karakteri kadar basit bir yola başvurmasını bekliyordum ve programda aynen öyle çıktı.

Benim asıl acıdığım nokta Orkun ve Onur dediği şahısların içinde olduğu durum.Bu kişiler eğer sen ve senin gibi arkadaşların bloglarını her hafta takip ediyorlarsa eminim bu işten Mehmet Demirkol ve Rıdvan gibilerden daha iyi anlıyorlardır.

Ama ortalama altında futbol kültürüne sahip insanlar bu her iki lafı arasında kendini gülmeye zorlayan şekilci tiplere itibar ediyor.

Sana itibar eden azınlıktan birisi olarak bloguna ilk yorumumu yazmaktan onur duydum.

çağrı dedi ki...

Borges:Çoğunlukla paralel düşünüyoruz zaten,fazla söze ne hacet.

Yalnız Spor Servisi'ndeki tutumu "terbiyesizlik değil" şeklinde değerlendirdim.Empatiyi başarılı kuramamış olabilirim.Haksızlık yaptıysam özür dilerim...

Adsız dedi ki...

ntvspor daki tek kaliteli program "gol". aynı ekip türkiye'yide yorumlasın. hakan ünsallara gürcan bilgiçlere muhtaç kalmayalım

Borges dedi ki...

Ferhat: Cok yorum okuyorum ama en güzellerinden birisi bu sizin buraya eklediginiz olsa gerek.

Tesekkürler..

Cagri: Bu bir etik meselesidir. Emre'ye saldiran doktorun etigini sorgular iken biraz da kendi hal ve davranislarina bakip bir yazi yorumlamadan önce asgari bir saygiyi da göstermelerini isterdim, hepsi budur.

Mustafa dedi ki...

ben yazıyı bir saat once gordum ve okudum. ondan sonra bu postu okudum ve videoyu izledim. fazla spor servisini takip eden birisi değilim ama bu post hakkında ne yorum yapmıslar diye merak ettim. hatta bugunku spor servisinde mi cıktı diye de konu hakkında konustuk burak ile (sportif cumleler yazarı)

borges ile olan bolumu izledigimde ben oturdugum yerde sinirlendim. bu nasıl tavırlar boyle ya, kendini begenmis adamlar, gulmeler falan. hem kendisi diyor fuat akdag'ın boyle elestiriler alamıyoruz sonrada amacı baska gibi bir sey diyor. sonra mehmet demirkol araya giriyor labali bi tavrıla yememis icmemis 13 sayfa yazmıs diye. sen lincoln, emre, skibbe ye falan sallama once otur sende 13 sayfa yaz sanada insanlar saygı duysun. mehmet demirkol begendigim bi adamdı ama bugunku programda gordugum tavırlar ne oyle ya cocuksu gercekten.

mehmet demirkol devamını oku dedikten sonra fuat akdag'ın allah var guzel yazmıs gibisinden soyleyiside neydi oyle. iki tane adam (bunlar medyanın saygı duydugu ve begenerek takip ettigi insanlar) kendine gelen elestiriyi gecistirecek kadar aciz duruma dustuler bence. dogrudur programın bi isleyisi vardır ama bu onemli bir konu yani. bunu programın sonuna koyarak uzun uzun konusulması gereken bi konu ama zamanımız yok demesi fuat akdag'ın sacma geldi, cok cok onemli bi konuysa napılır edilir biraz daha one cekilibilirdi yani.

daha fazla yazıpta hem borges'in hem kendimin canını sıkmak istemiyorum. birazdan diger programlarıda izleyecegim acaba her yazılan konu hakkında bu kadar fazla labali sekilde alaycı bi sekilde guluyorlar mı acaba?

son olarak eline koluna yuregine saglık borges. turk medyasının nasıl isledigini az cok demiyecegim tamamen nasıl isledigini anlatmıssın, eyvallah.

Borges dedi ki...

BIR DOST: Yorumunuzu sildim zira insanlarin kisilik haklarina saldiri ve abuk subuk sacmalama hakkini kimse kimseye vermiyor. Biz bir adamin yazilarini tartisiyoruz, özel hayatini degil. Yorumlarda ücüncü sahislara hakaret olmamasi, yorumun yayimlanabilmesini saglar, aksi takdirde..

BİR DOST dedi ki...

Hakaret ettiğimi düşünmüyordum ama takdir sizin. O halde bunu yayınlarsınız sanırım. Bu programı ilk kez izledim ama Fuat Akdağ ile Mehmet Demirkol kendilerini çok yukarıda görüyorlar sanırım. Futbolla pek ilgili değilimdir ama Haşmet Babaoğlu olduğu için 90 dakikayı izlerim. Tek görevi reklam arası verip, programı açıp kapatmak olan ancak bunları bile iyi yapamadığını düşündüğüm Fuat Akdağ'ın Mehmet Demirkol dalga geçmek isteyince ona hayır diyebilecek biri olmadığını düşünüyorum...

pclion dedi ki...

@arif: Adım Uğur, profilimden bakabilirsin. Merak edenler için ufak bir yazı eklemiştim kendi adıma aldığım bloga.

Bu arada ufak bir konuya açıklık getireyim. Onur yememiş, içmemiş okumuş dediği kişi NTV Spor muhabirlerinden Onur Erdem'dir ve bloglar hakkında hepimiz kadar bilgi sahibi bir insandır. Aynı zamanda bizim programın da editörlüğünü yapıyor. Borges'in yazısını laf ola beri gele diye oraya taşımamıştır, gerçekten bizim kadar iyi blog okuyucusudur Onur, onu belirteyim. Kendine ait bir blogu da var ayrıca...

ti esti to dedi ki...

ferhat,

bende senin yorumun üzerinden gitmek istiyorum biraz. dediğin gibi elinden oyuncağı alınmış şımarık çocuk havası yavaş yavaş kendisini belli etmeye başladı. Borges'in verdiği linkten izledim programı baştan sona kadar. Bu insanlar kendi işlerine gelen bütün konuları yine işlerine geldiği gibi evirip çevirme yeteneğine sahipler-ki bu çok normaldir-. sonuçta ekmeklerini kazanma yolları budur. yazarak ve sonrasında tv karşısında konuşarak ekmek kazanıyorlar. benim asıl sinir olduğum nokta borgesin değindiği iplemez havaları.

yazılmış bir yazı var çok uzun olmasına rağmen iki gündür blog alemini sallıyor, deprem etkisi çıkarıyor, ulan bunların söylediklerinin arkasında bu da olabilir dedirtiyor insanlara. pek çok kişinin,internetle haşır neşir olanların diyelim, algısına etki ediyor ve bu yazının muhatabı, eminim okumuştur yazıyı, çok güzel bir yazı diyor fakat bunu söylerken bile bir üstten bakma, ben bilirim, ben futbolu bu gözle izlerim siz keyif için izlersiniz gibi sığ bir eleştiri getiriyor ve ben sinir küpü oluyorum. bu tür yazıları gözden kaçırmıyorlar pclion belirtti programın editörü onur iyi bir blog takipkisi ve borges bloğunda eminim uzun süredir izleyicisidir ve bu yazıyı da gözlerinin içine sokmutur belki ama bu derece sığ bir eleştiriyi haketmiyor bu yazı.

gelelim kendi konumlarını koruma sevdasına. ntvsporda yapılan yensen de yenilsen de programını takip etmeye çalışanlardanım ben de. vu insanlar konuşurken güzel türkçe kullanıyorlar bu bir. ikincisi bu kişiler sadece izlemiyor aynı zamanda okuyorlar da ve bu algılarını genişletiyor. dolayısıyla ortaya muazzam bir uslüp ve taraftarlığın da verdiği heyecanla mükemmel işler çıkıyor. zaten demirkol programda objektif gösterilmekten dert yanması da bana bundan dolayı gibi geliyor. heyecanını kaybetmiş insanın sağlam analizler yapabilmesi ve az çok okuyan satır aralarını kurcalayan insanları atlatabilmesi imkansızdır bence asıl dertleri bundan ibaret. blog aleminin popülaritesi ve yaygınlaşması bu yüzden işlerine gelmiyor belki de.

yazılı basının daha önce bloglardan arak yazıları, incelemeleri görüp okuduk. asıl mesele ekmeğe sürülen yağın azalması mıdır? bu düşündürüyor beni.

Borges dedi ki...

ti esti to: Bir yandan maclari izliyorum bu yüzden tam konsantre bir yorum olamayacak..

Yazdiklarina zaten katiliyorum ama sunu gözden kacirmamak gerek. Mehmet Demirkol, bloglara bence cok buyuk bir destek vermistir. Aceto Balsamico'ya verdigi destek aslinda bugün bloglarin bugünlere gelmesinde önemli bir etkendir. Bloglarla bir sorunu oldugunu düsünmüyorum ve yaziyi da öncesinde okudugunu düsünüyorum.

Lakin yazi ile ilgili sorunu vardir ve bu da saygisizligi da dogurmustur, garip cevaplari da.

Alfredo dedi ki...

bizim saygı duyduğumuz,ortalıkta 3-5 tane doğru düzgün adam var onlardan biri işte bu dediğimiz şahsın yaptığına bak...Yazık gerçekten çok yazık...

(daha fazla yazmayı bende isterdim ama gerek görmedim..Arkadaşlar sağolsunlar...)

ti esti to dedi ki...

sevgili borges mesele destek vermesi değil bence. desteği o vermeseydi bir başkası verecekti bu muhakkak bunu göz ardı edemeyeceklerdi bir vakit. ben artık mehmet demirkol hakkında iyi niyetli düşünemiyorum. yazdığı yazılar güzeldir, yeri gelir mükemmel analizler çıkarmışlığı da vardır. ama verdiği desteği hatırlarsak "eğlenceli futbol blogu " demiştir özünde. bu kadar çoğalacağı insanların durup dururken kendi medyalarını ortaya çıkaracaklarını tahmin bile etmemiştir belki de. aklı başında pek çok futbol izleyicisi sıkıldı artık bunlardan. ve maç analizlerini ertesi gün gazetelerden değil de aynı akşam bloglardan okumayı tercih eder duruma geldi iş. bloggerların birbirlerine verdikleri destek de sırf çıkarsız olduğundan kelli okuyucu sayısını artırmış insanları bu işi yapmaya sevk etmiştir. velhasılı ucu eninde sonunda basına dokunuyor ve dokunacaktır. benim istediğim ise yensen de yenilsen de gibi programların artmasıdır.

mesela eray sözenin orada anlatırkenki heyecanını ben göremiyorum tv yorumcularında. o analizleri yapabilecek başka bir insan olduğunu da düşünmüyorum. benim için bu önemlidir. destek isteseler de istemeseler de vereceklerdir eninde sonunda.

Kapali Ust dedi ki...

1 Yılı aşkın süredir keyifle okuyorum borgesi. İşim nedeniyle eve çoğu zaman geç dönmeme rağmen o gün bir Borges postu varsa çok yorgun olmama rağmen okumadan uyumak çoğu zaman tercih etmediğim bir durum olmuştur..İçeride, dışarıda futbol izlemekten, seyretmekten, okumaktan zevk alan bir futbolsever olarak en fazla keyif aldığım spor yazarlarından biri Borges'tir.

Evet Mehmet Demirkol önemli bir spor yazarıdır.. Özellikle hayatları boyunca doğru düzgün kitap okumamamış, kalem tutmamış futbolcu eskilerinin yazıp, çizdiği basınımızda çölde bir vahadır. TV programı ve gazetenin verdiği güçle ve alanında profesyonel olmanın verdiği avantajla bu farkını başarıyla koyuyor Demirkol..

Blog camiasında ise bana göre basından daha değerli, etkin kalemler var. O kadar kaliteli yazarlar var ki bu zenginlikte, farkı ortaya koymak, kalıcı olmak, geniş kitlelere hitap etmek müthiş zor bir iş, üstelik bu iş bir de profesyonel olmayan bir şekilde icra ediliyorsa. Misal Mehmet Demirkol bir gazetede yazmasa, sadece bir blogger olsa, yorumlarla beslenebilse, yazdığı bir yazıya anında tepki alabilse, tartışmaya açık ortamda tutunabilirmiydi bilemiyorum. Şu anda sayıca azınlıkta olsak da artık sadece gazetelerden, tvden takip edilmiyor futbol. Ezber bozuluyor, klişeler yavaş, yavaş yıkılıyor.. Bu işi para kazanma güdüsü olmadan bile çok daha kaliteli bir şekilde icra edenler yavaş, yavaş seslerini duyuruyor, farkındalık her geçen gün artıyor. Demirkol'un burda yazılanları alaya alma, basit gösterme çabası da biraz da bu nedenlerden.. Atıştığı adamlar Küçük Hakan, Sergen değil, pabuç pahalı, bir anda takke düşebilir, kel görünebilir ki, Borges'i takip edenler sıkca keli görüyorlar.
Neyse hızlı bir şekilde yine nispeten geç saatlerde uzunca yazmış bulundum ama uzun lafın kısası burda başarılan iş, ulaşılan nokta azımsanmayacak çok önemli bir başarıdır gözümde.. Finali'de Borges için Dante'den bir alıntıyla yapayım "Sen Yolunda yürü ve bırak ne derlerse desinler" Saygılarımla

arif dedi ki...

borges karısık pizzada söylemişsin ama galatasaraylı basının etkin olmadığını söylemişsin kaliteli yazar olmasalarda osman tanburacının etkili olduğunu düsünüyorum bende.Ama banu yelkovan levent tüzemen gibi en az demirkol kadar kaliteli yazıları olan ve gs hakkında seviyeli bir eleştiri yapabilen yazarlarıda var.Ne kadar etkililer orasını bilemem.Ama selcuk yula ercan saatçi sergen yalcın gibi antipatik ve fanatik düzeyde yazarlarımız olacağına ben bir gsli olarak banu yelkovanı gökmen özdemiri levent tüzemeni tercih ederim.Varsın mehmet demirkol gibi etkili olmasınlar.

Borges dedi ki...

arif: Bu dediklerinin hicbirisi bu konuya dogru bir sekilde yaklasamadilar.. Iyi yazarlarin bir kismi yönetimin kiskaci altinda, fazla elestirel bakamiyorlar.. Bir kismi da gercekten dogru noktaya ulasamadilar.. Sonuc itibari ile cok güzel bir sekilde Galatasaray bu yil cok iyi kadrosu ve hatta iyi futbol olmasina ragmen basinin cikardigi anlamsiz kuru gülrütüye pabuc birakmis, 20 milyon euro arti karizma arti sampiyonluktan olmustur..

Etkililik biraz da bunlari engelleyebilecek analiz ve göz önünde olma durumudur.

arif dedi ki...

borges bağıs erten ve uğur melekede bildiğim kadarıyla fbli yazarlar ve yazı üslupları olsun yaptıkları analizler olsun mehmet demirkol'dan asağı kalır yanı yok.Peki neden bu yazarlar mehmet demirkol gibi galatasaray ve lincoln ile bu kadar uğrasmıyorlar.Demirkoldan daha az fbli oldukları için mi yoksa olaya bakıs acısı mı yazarın yazı karakteri mi

MOURINHO dedi ki...

Selamlar Orhan ya da ben daha akilda kalan sekilde Borges diyeyim..Nasil olsa isimler degil fikirlerin dogrulugu onemli bahsettigin gibi:)

Bir onceki yazini gecen hafta okumustum.Bugunku programida izledim.Buna istaneden son yazdigin yaziyida inceledim ve su kanaate vardim..

Demirkol`un Lincoln`e takintisi senin yazina istinaden bugun yapilan soylesidede devam ediyordu sahsi kanaatim.`Ya Lincoln benfica macindaki gibi 10 mac oynasin yine overim` soylemi bunu ortaya koyan bir donedir bana gore.Ortalama bir futbol izleyicisi bile bu sene basindan beri bu adamin neler yaptigini biliyordur.En azindan Turkiye Ligi icersinde..Yani kesinlikle ortada Lincolne karsi kasitli bir tutum var.

Eger ki Emre Belozoglu Newcastle United macerasinin ardindan Turkiyede Galatasaraya donmus olsaydi.Cassio Lincolnde Alexin yerine Schalkeden Fenerbahceye transfer olmus olsaydi bu sezon bu istatistiklerle hele ki asla Demirkolun simdiki tutumu sergileyecegini dusunmezdim.

Ntvspor gibi bir kanalda mahalle maclarinda semtcilik yapar gibi taraf ve takim sempatisi altinda yorumlar gormek pek hos degil..

Mehmet Başak dedi ki...

NTVSPOR'da izlemeye tahammül ettiğim tek şey, İspanya ve İtalya lig maçlarıdır. Eskiden NTV'de 90 dakikayı izlerdim. Taa ki Hıncal'ın agresif, tutarsız ve saçma sapan yorumlarla fanatik Fener tayfasına takılıp Galatasaray'a acımasız ve insafsız eleştirilerde bulununcaya kadar... Sonuçta ya televizyonumu feda edecektim ya da programı. Bir ara frekansını bile silmiştim ama maç sevdası ağır bastı maalesef.

NTV tayfasının süper Lig futbol yorumlarında FBTV'deki meslektaşlarından daha tarafsız olduklarını zannetmiyorum. Bu yüzden NTV veya NTVSPOR'u izlemek ile FBTV'yi izlemek arasında logo dışında hemen hemen hiç bir fark göremiyorum.

Bu yüzden, ne yapılan yorumlar ne de aynı mantalitedeki programlar, benim için hiçbir anlam ifade etmiyor.

Üzüldüğüm tek nokta, Galatasaray hakkında bu adamlar durmadan laf ebeliği yapıyor ve futbolseverler de bunları izliyor...

Midelerine oturduğu apaçık belli olan "Karışık Pizza" için gönülden teşekkür ederim, yüreğine sağlık.

Adsız dedi ki...

o değil de borges ne dicem, güzel oldu lan! hani böyle iktidarın güçlü olduğu, karşı çıkanlarının fazla olmadığı dönemlerden sonra bi uyanışın (bloglar) başgöstermesi, bu uyanıştan da bi kişinin (sen) iktidara kafa tutman, iktidarın da tehlikenin ciddiyetini belki tam olarak kavrayamaması ama tehlikenin-kafası çalışan muhalefetin farkına varması... sonra bu tartışmanın büyük ihtimalle büyüyecek-derinleşecek olması... senin burdan cevap falan vermen, "bana borges deyin" ahaha bu kısım yardı hele hocam.

düşüncelerin ve görüşün ne olursa olsun mücadelenin arkasındayım borges. insanların düşünceleri ve görüşleri farklı olabilir, ama zihniyetler farklıysa ve yanlış zihniyet hüküm sürüyorsa orda bi sorun vardır işte. yazılarının okunmasını fikirlerinin her yere ulaşmasını şuan çok istiyosun anladığım kadarıyla, bunun da er veya geç olacağına inanıyorum. böyle devam et yeter. sevgiler.

Adsız dedi ki...

buarada mehmet demirkol'un ve fuat akdağ'ın programını şimdi izledim, 31.dakikadan sonrasını. öyle sağlamaymış, aynı mail ondan geliyomuş, benim için bittiymiş. dellendim valla, peşi bırakabilecek bir iş değil bu!

CezaSahası dedi ki...

Yanılmıyorsam İstanbul'da oynanan Fenerbahçe - Schalke maçında Lincoln'ün yaptıklarından ileri geliyor bu düşünceler. 3-3 bitmişti o maç, ama Lincoln'ün yaptıklarını insan insana yapmazdı.

Yarın, öbür gün Galatasaray'a Shevchenko geldiğinde eleştirilerin sebebini 4-0'lık maçta aramaya başlayalım. Zira futbol hafızamalarımızda utancın gizli bir yeri var ve asla açık etmeden bu utancın doğurduğu nefreti bir şekilde kusuyoruz.

Murat Üzüm dedi ki...

Ne yazık ki o sahneleri ben de gördüm.

'Çevir kazı altı yanmasın' diyorum 'Ben işimi yapıyorum' diyen Mehmet Demirkol ile Galatasaray aleyhinde çıkan balon yazıları çok güzel bir şekilde tartışmak için özel efor sarfeden Fuat Akdağ'a.

FB TV'den kardeş kuruluşlarımız Lig TV ve NTV'ye teşekkür ederiz içerikli bir plaket verilirse hiç şaşırmam.

Yine ellerine sağlık Devrim, sen bu terbiyesizleri hiç kaale bile alma.

Ferhat dedi ki...

Kuşkusuz herkesin hem fikir olduğu konu; Mehmet Demirkol ve Rıdvan Dilmen gibilerinin, diğer spor yazarlarından birkaç gömlek üstün olmaları.(ya da öyle görünmeleri)
Diğer yazarlardan onları ayıran ortalama sporseverin beğenilerini kazanmalarını sağlayan bazı yönlerini sıralarsak;
1. "başkanım beni al" tarzı; (daha transfer sezonu gelmeden) dünya yıldızlarını orta sınıf sayılabilecek takımlarımıza transfer eden üçüncü hatta dördüncü sınıf tabloid bulvar gazetesi yazarlarına oranla çok daha güvenilir olması(Demirkol devamlı duyumlar alıyor ya) ,
2. "Ancelotti bana hikaye anlatmasın!" veya "Raul futbolcu değil!" şeklinde demeç veren komik spor yorumcuları gibi saçma cümleler kurmaması.Türkçe’nin kıvrak söz oyunlarını diğer hemen herkesden daha iyi kullanmaları
3. x isimli futbolcuyla y isimli hoca basına kapalı antrenmanda ilgili haber değeri taşıyan (!) diyologları film senaryosu gibi noktası virgülüne kadar ayrıntılı gazetelere taşıyan uydurmasyon muhabirler gibi basite kaçmaması (bence bu yolu da deneyebilir zira futbol algısı bu ülkede o kadar sığ ki basına kapalı antrenmanda iki kişi [veya daha fazla] arasında geçen konuşmaları tüm ayrıntısıyla nereden (gaipten mi?) geldiğini merak etmeden inanan bir topluluk var ki akıllara zarar)
4. Ülkemizin iş yapan, satış yaptıran tamamı hamaset üzerine kurulu abartılı yorumlar yapan diğer yazarlara oranla daha sağ duyulu (tabi zamanı ve yerine göre) yorumlar yapması.(Bülent Korkmaz ile ilgili hakarete varmayan eleştirileri bile hamaset tabanlı savunmalarla "sağlaması(!)" veya tam tersi Skibbe'yi takım daha iki maç oynamadan "yeni Saftig" ilan etmesi.Emre'yi önce "Terbiyesizliğin kaptanı" olarak yermesi sonra "Cantona'dır yapar önemsemiyceksin" tarzı savunması. vs vs tazı zamanlı yapılan tutarsızlıklar)
5. Tabi en önemli kozları ise“bir Fenerbahçeli,bir Galatasaraylı ,bir Beşiktaşlı ve Temel bir uçağa binmişler” tarzı seyreden fıkra kadar komik sığ programlarda objektiflikten tümüyle uzak kendi takımını yüceltmek adına diğer takımları küçük gören “benim takımım öyle süper ki sizinkini döver” diyen fanatik maskara tiplerle aynı ortamlardan mümkün olduğu kadar uzak olarak“gönüllerin (tarafsız) spor yazarı”tribiyle göz boyamaları.

Tüm bu etkenleri çok kolayca bir araya getirip saygınlık kazanmaları zerre kadar umrumda değildir.Aslında Borges’in eleştirisini olgunlukla aynı mantıksal yoldan cevaplamak yerine onu küçümsemek üzerinden işin içinden çıkmak istemesi ve blog yazarları ve okurlarına siz ne anlarsınız “küçük dağları ben yarattım” ve ben kontrol ederim gibi büyüklenmesi benim açımdan bardağı taşıran son damlaydı.
Millet olarak şekilciliğe,hamasete ve gaza çok ihtiyaç duyarız.Ve Mehmet Demirkol ve Rıdvan gibi yazarların bir yandan övüp bir yandan da yermesi bize masumane geliyor.
Lincoln meselesinde olduğu gibi hamasetle yola çıkarsanız Lincoln sahtekardır hatta top sektirdi diye ayağı kırılasıdır.Ama bunları söyleyen ağızlar izleyiciyi hep negatif yorumla kendinden uzaklaştırmak istemediğinden “Ama diğer yandan Galatasaray x maçında şöyle teknik oynayıp şu kadar yardımlaştı vs vs “ diyerek yani bir yandan da “hah işte bu adam diğerleri gibi değil bak tarafsızca doğruyu eğriyi söylüyor.” hissini sizde uyandırır.
Bu Galatasaray için diğer iki takım Beşiktaş ve Fenerbahçe için olduğu kadar fazlaca yıpratıcı değildir.Uzman (!), duayen yada ne derseniz deyin usta spor yazarlarının Fenerbahçe menşeli olmasından dolayı Galatasaray için daha bir baskı unsurudur.Taraftar “Bak Rıdvan bile görmüş nerde yanlış yaptığımızı!” der ve isyan bayrağı çeker.
Bu isyan bayrağı yalnızca taraftar tarafından değil kulüple ilişkileri iyi olmayan K. Hakan ve benzeri eski futbolcu yeni yazarlarca da desteklenir.
Aklıma gelen en belirgin ve eski örnek Jardel örneğidir.Jardel iyidir veya kötüdür.Bu eleştirilmez karısının kimliği,sabit oynaması,koşmaması diğerlerinden fazla para alması vs vs futbol mantığına aykırı her yönden eleştirilir.
Ama o Jardel daha ligin ilk yarısı bitmeden neredeyse 20 gole ulaşıcak kapasitede oynar.Koşması veya çalım atması istendiği; bu yönlerin zayıf olduğu belirtildiği halde üstün bitiriciliği es geçilir.Adamı hayatından bezdirirler gönderirler. (yerden yere vurarak tıpkı “Torres ile Guiza arasında fark göremiyorum” diyen Rıdvan’ın söz Baros’a gelince Galatasaray gol sıkıntısı yaşıycak tarzı Nostradamus kehanetleri öne sürmesi gibi)Sonrası ise Glatasaray’ın o sezondan sonra gol yollarında eksikliği ile ödenir.
Bu Galatasaray için hissedildiği kadar olmasa da diğer takımlarca da hissedilir.Alex De Souza örneği gibi (koşmuyor eleştirisi)
Bu kadar çok şey yazdığım ve sayfa işgal ettiğim için Mehmet Demirkol gibilerinden özür dilerim.Öyle ya biz ne anlarız futboldan onlar varken biz 13 sayfa bile yazsak onların kolayca “sağlama” yapabildikleri için iki kelimeyle çürütülüyoruz zaten!
Benimde destek verdiğim bu yoğun tepki bana ilham verdi.Şunu iyi gördüm; tarafsız olduğunu insanların gözünün içine baka baka iddia eden bu ve bunun benzeri insanlar ve onlardan daha da çapça ufak meslektaşları bende spor kültürümüzün bu kadar zayıf (ortalama insanımızdan bahsediyorum), futbolumuzun Avrupa liglerine oranla bu kadar geride olmasında onların da payı var hissi uyandırdı.
Tabi tüm pastayı onlara yıkmıyorum ama şöyle düşünün bir spor yazarı (Baş harfi Erman Toroğlu) “böylelerinin ayağını kıracaksın” gibi talihsiz açıklamalar yapabiliyorsa (bundesliga’nın bir zamanlar yılın futbolcusu olan malum isme yönelik) ve de İsmail Güldüren tarzı savunma yapan cellatlara (ismin burada hiç önemi yok bu Saidu da olabilir) hedef gösterebiliyorsa gerçekten spor basınımız bir arpa yol alamamıştır.Futbol gelişmiş onlar gelişememiştir.
Bu kadar bilinçli ve sistematik saldırı ile istediklerini elde etmelerinin önüne geçilemez mi?Öyle ya onlar kanaat önderleri.Taraftara gaz verip teknik adam istifa ettirmece oyunu oynayan ve birçok futbol aktörünün kaderini bir kalemle belirleyen insanlar onlara bir şekilde karşı durulmalı.Veya içyüzleri Borges’in yaptığı gibi cesurca herkese gösterilmeli.
Bazı arkadaşlar Galatasaray kulübüne bu yazıların iletilmesinin belli açılardan çözüm olabileceğini düşünüyor hak veriyorum ama bizim ne düşündüğümüzden çok sade vatandaşın neye inandığı önemli.Sayısı yüzlerce bilemedin binlerce olan bir grubun değil milyonlara varan sayıdaki topluluğun baskısı kulübü etkiler.Kulüpte genişi olan topluluğu kendine referans alır.Tam da bu noktada ben yeni bir öneride bulunuyorum.
- E- dergi yayınlayın.Fanatizmden uzak sadece bu tutarlı eleştirilere “ben ancak gülerim” diyen kişilere inat yapın.İnsanlar günlük gazetelere itibar ediyolar.Ve hafızalarda yer eden haberler de aynı gün unutuluyor tarafsız olduğunu sandığınız yazarın günler sonra Emre meselesinde olduğu gibi kıvırması da söz konusu olduğundan günlük yaşayan okuyan insanlar “tarafsızlık” yanılgısına inanmaya devam ediyor.E Dergi projesi aslında şu yazar iki yıl önce bak ne demiş şimdi ne diyor demek için de bir fırsat basın geçmişte söylediklerini referans görüş olarak göstermediği bu görüşerin arkasında durmadığı gibi kolayca fikir değiştirebildiği için insanlara unuttuğu gerçekleri e dergi yoluyla hatırlatabilirsiniz.Gazete çıkarıcak maddi gücümüz veya birilerine arkamızı yaslamak gibi bir amacımız olmadığına göre.İster fb,bjk,gs taraftarı olsun ister Avrupa ister dünya futbolu analizi yapanlar olsun Amatör spor veya spor dışı da olabilir.Yalnızca fanatik olmayalım.Tüm tanıdık blog yazarları bu projede yer alabilir.yeter ki birikimlerini bu platformda birleştirsin.Kendini duayen ilan edenlerle rakabet ettiğinizde blog okuyanların diğer insanlara da tavsiyesiyle medyaya tarafsızlık nasıl olunur gösterebilirsiniz. Tabi naçizane ütopik fikrim bu.Çünkü basının içinde olduğu şu durum gerçekten içler acısı.Bu yol haklı tepkiyi göstermek için gayet uygun.
Böylelikle Mehmet Demirkol gibiler yazınızı sıradan fanatik olan sade vatandaşın bayağı mail yorumlarıyla aynı kefeye koyma hatasından vazgeçerler.Çünkü o şahıs öylesine zavallıca kendini savundu ki bu tepki e dergi projesiyle eminim kısa sürede daha büyük ses getirir ve kimin asıl “fanatik” veya “taraflı” olduğu anlaşılır.İnsanların da ortalama futbol görgüsü yükselir.
Borges;
Sen böyle bir devrimin ilk kıvılcımı olacak yazıyı yazdıktan sonra oluşturulabilecek böyle bir konsensusla bilinen tüm ezberler yıkılabilir.Artık insanlar kendi takımını yüceltmek adına diğer takımlara pislik atmaktansa mantıklı düşünerek fanatizmden uzak değerli görüşleri okuma fırsatı bulur.Ve bu devrim gerçekleşirse sen bu devrimin montesquieu’su olursun.
Scribus programı kullanmak dışında bir zorluğu yok.Umarım fikrimi yorumlarsınız.:)

dark knight dedi ki...

muhteşem yazına övgüleri ve demirkol a tepkileri arkadaşlar fazlasıyla yazmışlar. ne ilave edebilirim ki.. gülüp geçmek yerine cevap versin de görelim demirkol.. bi arkadaşın dediği gibi kafası çalışan muhalefet devrim yapacak inşallah :) neyse ben bambaşka bi şey söylemek istiyorum..

alper öcal sana her orhan dediğinde aklıma laz ziya nın sadık adamı orhan geliyor :)) ne alper öcal laz ziya gibi biridir, ne sen öyle birisindir, ne benzer bi ilişkiniz vardır tamamen kel alaka bi çağrışım.. ama neden bilmem durum bu.. bi çok insan borges derken alper öcal "orhan" dediğinde onu "orhaaan" diye okuyorum :))

slum dedi ki...

son iki yıldır "nitelikli" spor medyamızda yeni bir geyik var o da artık avrupa maçları hatta arjantinden brezilya'ya tüm dünya maçları evimize kadar geliyor ve türkiye liginin gerçek "kalitesi" ortaya çıktı.

evet bu tespit ne kadar doğru ise futbol bloglarının artmış olması ve bunların içinde gerçekten nitelikli olan blog sayısının türk futbol medyası oranına göre inanılmayacak boyutta yüksek olması dolayısıyla spor medyamızın ne kadar kaliteli olduğu ortaya çıktı. şimdi durum tamamen bundan ibarettir. bu işten cidden çok ama çok iyi para kazanan kişilerin takkeleri düşmüş kelleri görülmüştür. bu durumda onları böylesi saçma durumlara düşürüyor işte.

eskiden böylemiydi, yazardınız bir yazı aradan zaman geçer herkes unutur 180 derece farklı bir yazıyı yazardınız ve ne büyük spor adamı olduğunuzdan dem vurulurdu. e tabi devir değişti ama "çelik" değişemedi. şimdi gazetelerin arşivine erişmekde kolay olduğu gibi bu yazıları okuyanların bir kısmı yazıları sorgulamaya başladı ki bu da çok güzel oldu.

Başkanson dedi ki...

aceto nun xavi-iniesta-barça-vsvsvsvsvsvsvs isimli "sığ olduğunu düşündüğüm" yazısının başına karışık pizza ya da laf sokulmuş gibi geldi bana. önce onu belirteyim ve mesletdaşını koruma dürtüsüyle böle şeyler yazılmamıştır umarım diyerek dileğimi belirteyim.
zira sıradan yorumcular kervanında görmeye başladığım demirkol ve akdağ ın (fuat akdağ ın yorumcu 0olmadığını kabul ediyorum ama yaklaşımı onu sıradan yapıyor) ardından karacan ında bu şekilde sıradanlaşmasını istemiyorum.

"çevrecinin daniskası" lafı vardır ya malum, bunlarında durumu öyle gelmeye başladı artık bana. kuzunun olmadığı yerde keçi muhabbetimi yaşadık acaba yıllarca. kahve stili yayıncılığa isyan edip ntvspor da belli bir çizgi yaratmaya çalışan ekipler eleştiriyle karşılaşınca acaba "damardan kahve muhabbetçisi" olduklarını filan mı hatırlıyorlar ? beklemezdim ben demirkol ve akdağ dan böyle bir yaklaşımı.
umarım "tv lerdeki işi bilen adam konumumuz ve cool tavırlarımız zarar görmesin" refleksiyle okay karacan da aceto dan laf sokmuş olmaz. olmasın, istemiyorum, bi arkadaşıyla pizza muhabbeti olsun o, buradaki bağımsız ve kaliteli eleştiri ortamına laf sokmasın.

.....

borges den, gs lı spor basını üzerine eleştiriler kıvamında bir post beklediğimi belirteyim. bu lafı edip 4000kelimelik bir yorum uzatması yapabilirim ama susayım şimdilik...
YAŞASIN BAĞIMSIZ BLOGLARIN BAĞIMSIZ YORUMLARI...

Adsız dedi ki...

Sevgili Borges,

Çok büyük bir ateşin yakılmasına vesile oldun, tüm internet spor bloglarının önünü, ufkunu açacak kadar hem de. Yıllardır çürümüş, türlü pis çıkar ilişkilerinin batağına saplanmış spor medyasına blog medyasının sesi olarak belki de istemeden savaş açmış oldun, çok da iyi yaptın. Bu köhnemiç, boğazına kadar pislik içinde yaşayan kesimin, bir takımın, bir görüşün kanatları altında beslenen insanların foyasını ortaya çıkarmak adına sadece bir başlangıç bu. Tutkunu olduğmuz bu spor dalının pisliklerini, edepsizliklerini yok etmek adına çevremdeki herkese şu 2 yazını okumalarını ve yaymalarını öneriyorum günlerdir. Yalnız değilsin. Yakılan bu ateşin dumanı daha çok tütecek. Beslendikleri, kanatları altına girdikleri karanlık güçlerin elinden mamaları kesilene kadar gidecek spor medyası. Ve yakında pırıl pırıl, bilgi dolu, gerçekten spor ve toplum adına entellektüel olan insanların yazılarını okumaya başlayacak herkes.

Eline sağlık, binlerce kez teşekkürler....

Adsız dedi ki...

Devrim baslıyor.

delgado dedi ki...

şu son 2 gündür her yorumu okuyorum da; "karışık pizza"yı okuyup spor servisi'ni izleyip, bugünkü yazıyı da okuyanlarla aynı şeyleri düşünmek, aynı ateşi hissetmek müthiş bir duygu!

özellikle 10:04'te adsız, herkesin ortak tercümanı olmuş.

Adsız dedi ki...

çok güzel oldu bu..kalemine,yüreğine sağlık.
Demirkolun aczini gösteren en güzel nokta şuydu.Dikkat edersen yazıyla ilgili konuşmaya başladıklarında fuat akdağ kendi kafasına göre bölümler okurken arkadan zorlama gülme efektleri geliyordu demirkoldan.en son noktada ise kahkaha patlattı.Kendi aklınca gülerek baskın çıkmaya çalışıyordu.Psikolojide bu savunma mekanizmaların adı var.Yansıtma da diyebiliriz buna veya karşıt tepki oluşturma da.
Blog sitelerinin gücünün gün geçtikçe arttığını düşünüyorum.En azından kendilerinden daha bilgili ve edepli insanların da yazabilecek kabiliyette olduklarını gösteriyor herkese.
Not:13 sayfalık bir yazı olmasa da 13 cümlelik bir konuşma beklerdim demirkoldan.
Arda

Rain_Man dedi ki...

sizi tebrik ediyorum gerçekleri yazdığınız için NTV kanallarının neye ve kime hizmet ettiği çok açıktır. Sözde tarafsız Rıdva&Demirkol ikilisinin "ne yani ben galatasay düşmanımıyım" sorusuna cevap bilmiyormuydun evet öylesin dir. programında yalan gazete haberlerini baz alarak yorum yapmalarıda ayrı bir komedidir bu ikilinin. Paramız yokmuş da niye bukadar adam alıyormuşuz önceden tarafsız olmadıklarını bildiğim fakat zekalarından şüphe etmediğim bu kişilerin artık zeka seviyeleridnen bile şüphe ediyroum. Bu ateş sönmesin Ntv ve onun yaratmaya çalıştığı sözde tarafsız fenerli yorumcuların ince ince Galatasaray düşmalığına izin vermemeliyiz.

Houston dedi ki...

@borges

Ülkemizde sürekli saçma sapan ve cidden gülünecek şeyler olduğu için bu programı yaparken gülmemek elde değildir. Ancak senin yazıyı okurken, gerçekten gülünmeyecek saçma sapan şeylere zorla ve gergin bir biçimde güldüler. Üstüne bugünkü (13 Mayıs) programda da konuyu çarpıtmışlar, "gülmemize kızıyorlar" diye fakir edebiyatı yapmışlardır. 12 Mayıs'taki, Karışık Pizza'yı konu alan programda Mehmet Demirkol da her zamankinden gergin ve sinirliydi, bu da yazını gerçekten ciddiye aldıklarının ve taraftardaki bu öngörülmeyen uyanışın verdiği rahatsızlığın göstergesidir bence.

@Basketbol Günlüğü
Yormuna tamamen katılsam da bir basketbolcu olarak Osman Sakalıoğlu'nu ve İhsan Bayülken'i unutmuşsun. Bu adamlar her Gs-FB derbisinde Gs aleyhine çeşitli gaflara imza atıyorlar. Ntvspor gs'li yorumcu olarak alındığından beri benim gözümde bitmiştir.

yine de bu olayların sorumlusu, medyada geride kalan galatasaraylılardır. bunu unutmayalım ve bunun sorunu aşmak çalışmalıyız.

MOTHER FORD-ER dedi ki...

Program akışına bir yazıyı-ki ince ince düşünülmüş fikirlerden oluşan ve muhatabını eleştirirken asla aşırıya kaçmayan...ve hatta muhatabı geçmişte düştüğü tutarsızlıklara düşmeyen- koyacak kadar ciddiye alıp , daha sonra takmıyormuş gibi görünmeye çalışmak bana aptalca geldi..
Konu gülüp geçecek kadar önemsizse , kanaldan aldığın paraların hakkını ver,başka konulardan bahset....Sinirlendim bak yine,özür...

Adsız dedi ki...

diğer bloglarda bişey yazsa bunun üzerine

Ferhat dedi ki...

Bana göre de bu gülüşmelerle hedefledikleri; şimdilerde artık yabacıların vazgeçtiği sitcomlardaki gülme efektlerini "evet biz kaliteliyiz ve çok cooluz bizi izleyenler görsün öyle anlasın." mesajı veya öğle kuşağı programlarında alkışlamaları için stüdyo görevlisinin üzerinde "applouse" yazan tabelayı kaldırıp konuklara zoraki alkış tutturması kadar basit bir izleyiciye yönelik direktif olarak görüyorum.Bazen de hafife alıcı "ben tapelerdeyim" ci bir mesajı iletme ihtiyacı da olabilir.


Aceto'nun "Önünüzdeki pizzalara bakabliliriz." ile vermek istediği sığ futbolcu klişesi olan "önümüzdeki maçlara bakıcaz." ifadesi ile Borges'in yazdıklarını en az o sığ futbolcular kadar bayağı bulduğunu dile getiriyor. Yanlızca üç kelimeden oluşan bir cümleyle karalayabiliyor meslektaşına sahip çıkabiliyor.


Zaten en çok işe yarayan karalama şekli direk hafife almak veya "pislik at izi kalsın." yaklaşımı ile saldırmaktır.


Ben yazdıklarının kelimesi kelimesine cevap veremedikleri sürece en azından hafife almak yaklaşımlarından sıyrılmadıkları sürece verdiğin tepkinin belli ki havada kalacağını umduklarını sanıyorum.

Romario Ronaldinho vs vs...Ne önemi var.Görünen köy klavuz istemez burda da örneklenen Barca değil Galatasaray, Romario, Ronaldinho değil Lincoln.Herhalde aklınca hayat dersi veriyor sorunlu oyunculardan kaçın diye.Ama seni küçümserken gösterdiğin tepkideki "Lincoln'e tepki karalama var ama niye dün Emre'ye yaptığını bugün tekzip ediyor onu mazur görüyorsun?" yaklaşımını görmezden geliyor.Öyle değil mi ki her ikisi de sorunlu tipler, madem seni küçümseyip duayen M.Demirkol'u kollamış, neden iki futbolcu arasında da yanlılık olduğunu kanıtlar bir Barca hikayesi anlatmamış.


Sübaneke işallaa yareppim işalla dinimiz amin! diyerek sevgili Okay Karacan'ın ve M.Demirkol'un sorunlu Lincoln'den kaçın tavsiyelerine katılıyorum o halde (!)


Şunu bil sen gibi düşünen çok fazla insan var.Başkalarının kucağına oturarak yorum üreten yazarlardan yorumculardan asla tarafsız olmadıkları fikrini paylaşan insanlar oldukça, benden de bizden de saygı kazanamayacaklar.Ve zamanla yalnızca çıkarlarını korudukları çevrenin taraftar kitlesi tarafından takip edilecekler.


Sen yeter ki üslubunu bunlar kadar ucuz kullanma...Böyle yaptığın sürece senin takipçilerin de olmaya devam edecek.Hatta yeri gelince bu "Duayen" lere hayran olanlar onların asıl yüzünü görünce sana inanmaya başlayacaklar.

Yaşar dedi ki...

mehmet demirkol ve Ntv de ki digerleri diye yorum yapmışlar arkadaşlar genelde aslında bakıldıgında her kanalın sipikerinin bi takıma yatkınlıgı yorumlarından belli oluyor fakat yok o öle deil bunun saglaması var gibi kendisini açıga çıkarmaya çalışmış sayın demirkol ben spor programı izlemiyorum zaten ben maçı kendim izleyip yorumladıysam bir taraftar olarak başkasının yorumunu izleyeyim de kaçırdıgım taraf varmı demem
ama tebrik etmek lazım o mükemmel yazıyı gündeme getirdikleri için


Ntv ,NTVSPOR iyiki varsın ama sadece NBA İçin...

saglıcakla

Adsız dedi ki...

Bugünkü programın 10. dakikasından itibaren de fuat akdağ "biz sporun eğlenceli bir iş olduğunu düşünüyoruz. burada gülüyoruz, eğleniyoruz diye insanlar bizi eleştiriyor. halbuki bu böyle olmalı, sporu eğlenmek için kullanmalıyız" ve bunun türevlerinde cümleler üreterek dünkü tavırlarının neyden kaynaklandığını göstermeye çalıştılar. Sözüm ona senin yazınla dalga geçmelerini "biz hep böyleyiz, herşeyle eğleniyoruz bu programda"ya getirdiler. Ama ancak kendilerini inandırabilirler. Fuat akdağ ve kankaları kendilerini herkesten üstün görmeye başlamışlar anladığım kadarıyla. Orayı asıl yaratanlar Murat Kosovalar, Okay karacanlar, Kenan onuklardır. Biri vefat etti, biri ayrıldı, biri de kendini nba ayağına iyice geri çekti. ortam da fuat akdağ ve kankalarına kaldı işte...

Serkan K.

Gala's dedi ki...

sonuna kadar arkandayız borges. tespitleriniz çok doğru. aklın yolu bir. medaymızın ne olduğunu herkez biliyor. devamını bekliyoruz.

Ferhat dedi ki...

Bu arada Lincoln konusundaki fikrimi de söyliyim;


Ben de Lincoln'ün bu lige extra large oldunun farkındayım.Brezilyalı olmanın getirdiği bir süperego durumu var bunda herhalde kimse tersini iddia edemez.


Kamplara bir hafta geç gelip arkadaşlarını aptal yerine koyması, deplasman seçip istediğine gidip istediğine gitmemesi, teknik direktörlerle olan polemikleri -tabi her teknik direktör Lincoln konusunda aynı tepkiyi vermez ancak kaliteli ve kariyerli hocaların bazıları bu tür oyuncuların kaprislerini takımın önüne geçmiycek şekilde idare edebildiklerini veya oyuncuda uyandırdıkları saygıyla oyuncuyu hizaya çekebildiklerini biliyoruz.-(Magath - Marchellinho örneğini vermişsin Ferguson - C.Ronaldo ve benzeri örneklerle bunu ilerletmek mümkün.)

Ayrıca ben Lincoln konusunda top sektirmesi yüzünden hedef adam haline getirilmesini de şiddetle kınıyorum.Tamam Lincoln kaprisli diğer arakdaşlarını aptal yerine koyabilecek kadar egoist bir oyuncu olabilir ama sırf göze güzel gelen hareket yaptı diye ister maç içinde ister maç sonunda bu kadar kolay linç edilemez!


Yani demem o ki Lincoln bu lig için extra large.Bu ligde sırf edepli bir aile hayatı var diye Alex Hagi ile kıyaslanabiliyor ve üstün olabiliyorsa Lincoln gibiler bizim futbola bakışımız değişmedikçe hedef adam olurlar.


Ve Minik Hakan'ların Duayen Rıdvan'ların, Sa(ğ)llamacı M. Demirkol'ların boy hedefi olurlar.


Yani ne ona zarar gelsin ne bize gönderelim gitsin.Ve mümkünse Güney Amerikalı olmayan bir forvet arkası ile yola devam edelim.


Kafa yapısı 2110 yılına kadar değişmeyeceği için en azından sürekli çok bilmişlerin "beni dinle bu adam sorunlu gönderin kurtulun" telkininden kurtulalım.

BT dedi ki...

@başkanson
@ferhat
@borges
Okay Karacan ile görüştüm. Borges'in Demirkol&Lİncoln yazıları hakkında bir fikri yok.Okumamış. Yazısında geçen pizza, Papermoon'daki pizzalara göndermedir.
Biri hakkında böyle sallarken iki kere düşünün öyle yazın...
Mehmet Demirkol da ikimizin de arkadaşıdır. Onu eleştireceksek gider yüzüne söyleriz. Biz ya da başkasının da bir pizza kelimesiyle savunmaya ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
Fikirlere saygım var ama saygısızlığa, iftiraya, hakarete yok.

Borges dedi ki...

BT: Abi, dünden beri yorum yayimliyorum, mail cevapliyorum. Simdi bana Okay Karacan'in blogunda yazdigi yazi icin birbirlerinden farkli ve hatta farkli ülkelerde yasam süren insanlar mail atmislar, burada da birbirlerinden yine cok farkli insanlar ayni konuya, ayni sonuca cikmislardir. Dolayisla burada bir kötü niyetten ziyade nedenselligini cözemedigimiz karmasik olaylar dizgesinin bize oynadigi oyundur diyelim. Ne Okay Karacan ne de bu insanlar durduk yere sacmalamazlar.

Halihazirda benim kafamdaki Okay Karacan, sadece beraber program yaptigi veyahut arkadasi oldugu icin böyle koruma refleksi icerisinde güdük benzetmelerle "arkadasim o benim laf ettirmem ben" mesajini vererek sacmalayacak insan degildir ve bu yüzden arkadaslar ayip etmisler..

Adsız dedi ki...

@aceto

Kusura bakma ama burda kimsenin salladığını düşünmüyorum... Futbol duayenlerinin çıkıp her gün fütursuzca haksızca birilerine sallamalarına alışkın birileri olarak insanlar da burda rasyonel çıkarımlar yaparak bir sonuca varmışlar, ki demirkol - karacan'ın arkadaşı, pizza üçgeninde mantıklı bir çıkarım bu. İnsanların haberi yokmuş demek, siz de daha düzgün bir üslupla bu budur-haberi yoktur diyebilirdiniz. sallarken iki kere düşünün öyle yazın vs. hoş gitmemiş.

Ferhat dedi ki...

@BT

O zaman gerçekten özür dilerim.

Borges'in ilk yazı başlığı "karışık pizza" ile Okay Karacan'ın yazdığı "papermoon'daki pizzalar" ile ilgili yazıyı biribiri ile bağlantılı olduğunu düşünmem gayet normal.Bu ben, dünyanın herhangibir ucundan biri hatta Mars'tan birisinin bile düşebileceği bir yanılgı.Bunu bir iki beş on defa düşünseniz arada bağlantı olmadığı ihtimali aklınızın ucundan bile geçmez.(En azından ben Papermoon Pizza'ya hiç gitmedim.)

Dolayısı ile bana iftira ettiğim, hakaret ettiğim için saygı duymak zorunda olmadığın gibi benim de arada bağlantı olmamasını hesaplayamamak gibi bir suçtan suçlanmak zorunda olmadığımı anlamalısın.


Hatta benim Aceto'nun yazdığı yazıdan hem Borges'e hak verdiğini hem de M.Demirkol gibilere dokundurduğunu düşünebilmem bile gayet mümkün.


Ben yine de yanlış anlaşılma yüzünden hem buradakilerden hem Borges'den hem de Aceto'dan özür dilerim.


Eleştirdiğim kişiler gibi bir öyle bir böyle olmadığımı, hata yapınca özür dileyebilecek kadar saygılı olduğumu bilmenize gerek olmadığı halde ben yine de özür diliyorum.

BT dedi ki...

@borges
Ben o yazıyı günler öncesinden anonsladım. Bir insanın onca satırda Barcelona'yı anlattığı bir yazıda bir pizza (Papermoon da satılan lahmacun değil) kelimesi üzerinden bu çıkarımlar yapılıyorsa pes diyorum.
@adsız
Önce bir adın olmalı o zaman belki bir cevap bulursun..

Borges dedi ki...

BT: Abi simdi maili kopyalacaktim aslinda.. Ben "olur mu öyle sey canim" dedigimde gelecen cevap icerisinde sadece pizza degil, yazida ele alinan brezilyalilara kadar pek cok baglantinin yer almasi.. gereksiz. Lakin sunu söyleyerek bitirmek gerekir ki bu gündem beni fazlasiyla yordu.

Ben Okay Karacan'i konu disina itiyorum, BT gelip" yoktur böyle bir sey" dediyse yoktur.. Bunu laf olsun diye degil böyle olduguna inandigim icin belirtiyorum. Ferhat da özür dilemis, ben de bu yanilginin olabilme ihtimalinin cok da imkansiz olmadigini belirtmisim ve kapanmistir konu.

Yine de buraya gelip aciklamada bulunman cok iyi oldu, baska türlü Okay Karacan gibi tüm bu belirtilen medyanin disinda tutup baska yaklastigimiz adamin cok baska bir kimlige bürünmesi hic de hos olmazdi, en azindan benim icin.. Onun anlatimlariyla biz futbolun belki de bugün burada isledigimiz cok baska noktasina yöneldik. Benden veya bir baska yerden kaynakli üc kisinin de olsa nefretini, baska türlü baskmasini haketmeyecek ölcüde cok buyuk isler yapmistir. Bunu koruyabilmek gerek yoksa umudumuzu istisnalarin yoklugunda hepten kaybederiz..

Adsız dedi ki...

@aceto

Adım mı?

Bunun ne önemi var çok merak ettim. Maske altına gizlenip hakaret mi etmişim ben, iftira mı atmışım? borges'in blogunda da adsızların yazabildiği zamanlarda senin blogunda da hep adsız adı altında yazdım ben, tek kelime teşekkür mesajları attım, yorumlar yaptım, nesi önemli ki kimin ne olduğu, terbiyesizlik yapmadıkça?

Neyse önemli değil, sadece üslubunun hoş olmadığını belirttim kendimce, bir şey demedim.

Başkanson dedi ki...

@BT

Okay Karacan ın yazısındaki pizzalar borges deki yazıyla alakalı değilse ben buna sevinirim. Zira benim aklımdaki bilgili ve daha pek çok olumlu sıfatın sahibi olabilecek O.K. portresi yerini korumuş olur ki, seni temin ederim burda yazı yazan insanlar kahvehane stili leş futbol muhabbetlerinin taraftarı değiller.
"- Biri hakkında böyle sallarken iki kere düşünün öyle yazın...
- Fikirlere saygım var ama saygısızlığa, iftiraya, hakarete yok.
"
birisine saygısızlık iftira yada hakarette bulunmamışız, "umarız burdaki yazı ile alakalı değildir" den yola çıkarak konuşmuşuz.
Sallamalı mallamalı laflar ise bizim internet lügatımızda yok malesef. Biz eleştirimizi yapıyoruz, hatta sizin gibi sert cevap yazanlar/yanlış anlayıp doğru düzgün okumadan cevap yazanlar olsada yapıyoruz. En azından ben kendi adıma öyle yapıyorum.
Blog trafiği yoğun şey herhalde, insan algılarını köreltiyor, ve anlama kabiliyetlerini.
(Papermoondaki pizzalar mevzusu ile karışık pizza mevzusunun üstüste geldiğinde insanda "acaba" yanılsaması ya da şüphesi yaratıp yaratmadığını düşünmek normal BT bey.)
dolayısıyla bizim de gereğinden fazla gerginliğe tahammülümüz yok...

Adsız dedi ki...

futbolda türkiyede konjöktür çok önemlidir.bu endüstriyel futbolun bir parçasıdır.bu yıl medyanın gs üzerine neden oynadığının bir araştırmasını yapmak lazım.ilk akla gelende konjöktür.geçen yılın şampiyonu.bjk 6 yıldır şampiyon olamamış.fenerde zaten kötü durumda ve 2 yıl öncesinin şampiyonu.fenerin üzerine oynamaya gerek yok zaten kötü durumda.2001 deki fener şampiyonluğu ne hatırlatıyor?konjöktür! gs almış başını gitmiş.fb ve bjk de reytingler çok düşmüş.lig tek taraflı oynanmaya başlamış.bunu endüstriyel futbol ulemaları arzu etmezler.2001 deki hakem hatalarını bilmeyen yok.lucescu zaten bunu dile getirmişti.garip penaltılar verildi.fener 34 maçın en az 25 inde kötü futbol oynayıp kazanıyordu.o yıllarda bu yıllara göre hakem hataları daha çoktu.bu yıl biraz daha azaldı.bu yılki sonuçlara elbette hakem hataları değil ama medyanın psikolojik baskısı etki etmiştir diyebiliriz.özellikle gs ın üzerinde!en basit örnek.lincoln top sektirdi olay oldu.bir hafta sonra carlos top sektirdi konuşan çıkmadı.lincoln un kalitesini tartışmak anlamsız.shalkede 10 numara oynuyordu.bugün werderli diego neyse o zamanda lincoln oydu.bugün diego gelse onada koşmuyor diyecekler.ama juve 30 milyon avroyu verebiliyor.ntv spor un fb ağırlıklı bir grup olduğunu bilmeyen yoktur.rıdvan son bjk-fb maçında fb için barca gibi oynuyor diye yazdı.gs ın ilk yarıdaki harika oyunundan sonra ise neler yazdığını biliyoruz.taraf olmak önemli değil.taraflı konuşmasında da bir sakınca yoktur.ama bunu kamuoyu sanki objektif yorumlar yapıyor gibi algılıyor algılatılıyor.sizden medya neden gsın üzerine oynuyorun bir araştırmasını bekliyorum.ilginç bir araştırma olabilir.özelde lincoln ama aslında gs üzerine oynanıyor.lincoln bir araçtır.benim aklıma şu anda sadece konjöktür ve endüsriyel futbol geldi.senin?

Ferhat dedi ki...

Artık suyu mu çıktı ne?

Ben artık bu konunun altında yorum yazmıycam konu nerden nereye geldi.

Fanatizmden uzak fazlasıyla ütopik bir spor medyası arzularken konu dallandı budaklandı asıl mevzu unutuldu.Hatta okuduğum Aceto'nun yazısından bile nem kaptım diğer bir çok kişi gibi.Kendime göre yanlış anlamamdan ötürü masumum ama hata ettiğim ve kişilere kırıcı olduğum için suçluyum.


Artık bunu burada sonlandırmak lazım.Yoksa yorumlar en başta olduğu gibi bir amaçtan çok, daha fanatik savunmalar şeklinde devam ediyor.


Oysa tarafsızlık istemiştim ben şimdi o fanatizmin bir parçası olmak istemiyorum.Bu son yorumumdur.Yorum yazacak arkadaşlara da; baştaki yorumlar gibi tarafsızlık arayan ve buluttan nem kapmadan komplo teorileri üretmeden ilk yorumlardaki düzeye dönerek yorum yazmalarını rica ediyorum.Yoksa bu tartışma kardeşi kardeşe düşüren bir geyik muhabbetine döndü.

Etkinson dedi ki...

@BT

Okay Bey'in yazisini dun gece okuduktan sonra Borges'e karisik pizza'ya bir atif olup olmadigini soran bir email attim. Asagiya ekledim:

"Yazidaki siz onunuzdeki pizzaya bakin demesi bana atif gibi geldi. Ustune yazdigi yazinin bir Lincoln guzellemesi olmadigini dusunuyorum. Hatta Lincoln'u iki Brezilyaliyla benzestirmesi de (ustu kapali olarak), karakter olarak, ve aslolanin takimdaki gencler ve takim ruhu olmasi gerektigini belirtmesi de sizin yaziniza bir antitez gibi. Insanlarin farkli fikirleri olmasi normaldir ve guzeldir, ama pizza atifi hos durmamistir (nacizane fikrim)."

Papermoon'a daha once gitmedigim icin bahsi gecen pizza ile Papermoon'u iliskilendiremedim, kusura bakmayin. Borges Okay Bey'in boyle bir atif yapacagini dusunmedigi belirtmesi sonrasi benim acimdan konu kapanmisti. Yaptigimin birisinin arkasindan sallamak oldugunu dusunmemistim, sonucta insanlarin farkli seyler dusunebilmesi guzeldir ve fikirler elestirilebilmelidir.

Borges'i zor durumda biraktigimi dusundugum icin bahsi gecen emaili aciklamak istedim.

Saygilarimla,

Etkin

Borges dedi ki...

Etkinson: Sadece mail atan sen olmadigin icin senden ve mailinden kaynaklanan kötü bir durum yasanmamistir.. Aksine; senin nezdinde diger arkadaslara iyi niyetinizden dolayi cok cok tesekkürler.

Konu acikliga kavusmus ve kapanmistir artik.

dark knight dedi ki...

fuat akdağ ın ekran arkasını, yöneticiliğini falan bilemem ama ekran önünde son derece başarısız birisi olduğunu düşünüyorum hatta "bu adamlar para kazanıyor" gibi cümleler bile kuruyorum.. hiç komik olmayan şeylere abartılı şekilde gülen, sohbetleri yönlendiremeyen, "haftanın sözü" gibi şeyleri doğru dürüst okuyamayan (program öncesi bakmıyor hiç sanırım) birisi.. 90 dakika, not defteri, spor servisi hepsinde kötü.. hız kesici.. özellikle esprili durumlarda kendisi tam anlamıyla "fıkraları açıklayan adam" :)

Pads dedi ki...

Bu tartışmada yer almadı ama, Mehmet Demirkol'un ortada fol yok yumurta yokken geçen hafta birkaç yerde birden (Maşallah Radyo,TV, Gazete her yerde konuşuyor zat-ı şahane) 'Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nı 26 yıldır kazanamaması önemli değil. Türkiye Kupası da hedef değil.' demesinden hiç bahsedilmedi. Benim bildiğim kritik maçlardan önce bu açıklamaları kluplerin yöneticileri veya teknik sorumluları yaparlar, oyuncuların üzerindeki stresi atmak ve muhtemel bir yenilgiye kılıf hazırlamak için. Mehmet Demirkol kim ki, Fenerbahçe'yi muhtemel darbelerden koruyan bu fetvayı veriyor?

Atılan kahkahalar için de bir yorum: Maalesef okul eğitimi (Galatasaray Lisesi bile olsa) görgü ve terbiye için yeterli olmuyor, 40'lı yaşlarına dayanan bir adam bile ilkokul çocuğu gibi öfke duyduğu kişiyi söz ve zeka ile yenemeyeceğini anlayınca parmağıyla göstererek kahkahalar atabiliyor.

Keçinin olmadığı yerde koyuna Abdurrahman Çelebi denirmiş. Artık keçiler meydan çıkmaya başladığından Abdurrahman'ların gerilmesi normal.

Yakında blog'lara köşe yazarları tarafından taraftar sitesi muamelesi yapılmaya başlanacak, 'Dünkü çocuklar' söylemleri başlayacak, hazırlıklı olun, söylemişti dersiniz.

The Spirit of Turkey dedi ki...

Mehmet Demirkol'a saygı duymakla birlikte(gerek yorumlarını seviyeli bulmam gerekse bir gazete röportajında hayalin ne? sorusuna kızının büyüyüp kendisi ile rakı içmesi cevabını vermesi ve en beğendiği sesi Fender Stratocaster sesi olarak tanımlaması vb kafa dengi bulduğum ayrıntılar nedeniyle) ile ilgili en çarpıcı hatırladığım,
beni arada sırada ego'nun insanı nasıl duvardan duvara vurabileceğine güzel bir örnek olarak bilgiç bir eda ile
Ribery olayında “koskoca Marsilya klubünün yalan söyleyeceğini herhalde iddia edemeyiz” gibi bir ifade kullanmasıdır. Burada son dönem Ribery ve menejeri arasındaki son dönem haberleri gözümüzün önüne getirelim ve Marsilyanın son yirmi seneden sanırım iki kere şike nedeniyle 1. ligden düşürülmüş bir klüp olduğunu hatırlayalım...

allworldfree dedi ki...

selamlar,

mehmet demirkol icin yaptıgın analizde, degismesi konusunda haklısın. Bende anlamıyorum bu adamlar neden 180 derece dönüyor. Ama Mehmet Demirkol 'u fenerbahcecilik yapıyor diyip, Adnan polat ın eksikligini ve Aziz yıldırımın baskınlıgından dem vuruyorsun. Adnan X kardesleri sucluyorsun lobi yapamadılar diye. Peki neden takımlar lobi yapma, kendine uygun yazarları piyasaya sürmelerini elestirmiyorsun. Bence burada öenmli olan güclü olan Aziz yıldırımın baskın cıkıp yönetmesi. Bunu tüzel kisiler üzerinden yapıyor ve saglam dedigimiz adamlar bile degisiyor. İcindeki Adnan X basiretsizliklerini kızgınlıga dönüsüp kökünü buna dayandırıyorsun. Herkes biliyor piyasadaki yazarlar piyon. Kendi iradeleri yok mu? Bence var İbrahim altınsay, ugur vardan gibi ama ortamın tarafsız gazetecileri olması gerekirken sen herkesin bir taraf secmesini istiyorsun, buda günümüz türkiyede yapılan büyük hatalardan birisinie yol acıyor o da NEFRET. Yazdıgın yazıları okurken cidden Adnan x lerin bisey yapamamsına ve aziz diktatörlügüne nefretin görülüyor ama neden Aziz yaptı diye Adnan X lerde yapsın. Bagımsız olsunlar yeter. Ben istemiyorum Mehmet demirkolun fenerbahce sovenistligi yapmasını. yeter ki iradelerini ortaya koysunlar. Bunun sonu fasizanlıktır.