28 Ekim 2011

Bir Fotoğraf..


Üç gündür bu fotoğrafa bakıyorum. Kendi kendime işkence etmekte üzerime yoktur benim. Bu fotoğrafta bir ananın çocuğunun ölümüne verdiği tepkiyi görüyorsunuz.. Acıdan bayılmak!

Üç ihtimal var.

1- Oğlu askerde hain bir pusuya kurban gitmiş, öldürülmüş.

2- Oğlu PKK'ya katılmış ve yine öldürülmüş.

3-Depremde evladı göçük altında kalarak çıkarçı bir müteahhitin kurbanı olup öldürülmüş..

Çocuğunun nasıl öldüğü bu anaya bakış açısını değiştirir mi peki ? Üçünde de aslında acının gerçek sahibinin yapabileceği çok fazla bir şey yok. Ne oğlunu askere göndermekten kurtarabilir, ne doğuda yaşayan kesimin çoğunluğunun içerisinde olduğu bir durumun dışında kalabilir ne de evini yapmış olan devletin denetleyemediği müeahhitlerden koruyabilir.

Bu ananın acısına duyarsız kalabilir misin?

Depremzade Salih efendi bugünün lanetleneni. Yaptığı evlerin çöktüğünü ve pek çok ölümden sorumlu olduğundan bahsediliyor. Peki deprem Balıkesir civarında olsa, orada da buna benzer bir kahraman çıkmayacak mıdır? Mardin'de olsaydı orada?

Misal Salih efendi ve benzerlerinin fazlasıyla bulunduğunu çok çok iyi bildiğim çıkarcı zihniyetin Almanya'da, Norveç'te v.s neden eyleme geçemiyor?

Bugünün acısına bu adama küfredelim ama çözüm olmayacaktır. Bugün bu adamı asssanız da kesseniz de Erzurum'da yenisi çıkmayacak mıdır? İzmit'te yok muydu Veli Göçer ? Sorun bir kaç adamın paraya tapması sonucu insan hayatına önem vermemesi mi yoksa devletin denetleme sisteminin bu gibi adamlara prim tanıyıp onları ortaya çıkarması mıdır? Bu sorunu çözmek isterseniz, bu gibi acıların yaşanmasını engelleme yolu bu adamı asmaktan ziyade sistemin bu ve benzer adamlara yol vermeyeceği düzeyde yenilenmesini sağlamaktır. İlkokula giden velet dahi bu gerçeği görebilir sanırım.

Diyelim ki bu ananın oğlunu PKK'ya katılan x kişisi öldürdü. Astık onu, yenisi gelmeyecek midir? PKK'nın tamamını yok ettik, yenisi oluşmayacak mıdır? Sorun birbirlerinden bağımsız pek çok insanın anasının karnından katil doğması mıdır yoksa bir bölgenin koşullarının onları "katil" edecek konuma getirmesi midir? Haklarının gasp edilmesi,eğitimsizlik, cahillik, daha iyi bir seçeneğinin olmaması ya da adına ne dersen de.. Tüm bu gerekçeler onların zorunlu olarak oraya gitmiş gencecik insanları "öldürme" eylemini haklı çıkarmasa dahi sorunun çözümü nedir ? Bir "şey" eksik bıraktın orada ve o seni yiyip bitiriyor.. 24 tane gencecik insanın analarına bu acıyı yaşatanlara küfürü beraber edelim ama çözüm aşamasında bu işe yaramıyor, 30 yıldır bunu test ediyoruz biz..

Belki de şunu sormalısın kendine.. Zoruna giden bu ananın çektiği hakkı olmayan bir acı mıdır yoksa devlete karşı gelen bir güruhun cezalandırılması isteği midir? Tam da burada ayrılıyoruz pek çoğuyla zira bu gibi daha fazla ananın canı acıması pahasına "gününü gösterme" amacını güdüyorsunuz ve işte orada "barış" sözcüğü rahatsız ediyor.

Yukarıdaki fotoğraf bir annenin oğlunun askerlik görevi esnasında PKK teröründe kaybettiği evladının acısıdır. Zorda kalmadığım sürece şehit demiyorum zira ölümü ve öldürülmeyi ne amaç uğruna olursa olsun kutsallaştırıp yaşamı değersizleştiremiyorum. 2002 yılında F tipine karşı yapılan ölüm oruçlarında hayatını yitirenlere de çevremdekiler şehit diyorlardı, ben diyemedim. Her ikisinde de yaşamını yitirenlere saygım en azından benim sonsuz..

Ben her üç seçenekte de bu anaya acır, bu insanı öldürecek düzeyde acıların yaşanmaması için düşünür, taşınırım.

Ne zaman bu savaşın içerisinde bir ölü sayısı belirse ben tek tek her ölenin evine o haberin gidiş anını düşünürüm. Yaşamayı çok sevemedim, ölene de acısına ortak olamadığım için çok üzülemem ama geride bıraktıklarına bahşettiği acıya da dayanamam.. O ilk an, haberini aldığı ilk dakika.. Fotoğrafta gördüğünüz an.. Bunun babası var, sevgilisi var, iş arkadaşı, mahalle arkadaşı var, sıra arkadaşı,nişanlısı ve daha beteri çocuğu.. Çarp 24'le.. Çarp 30 binle.. 40 binle.. Çarp çarpabildiğin kadar, meselen hala birilerine gününü göstermek mi yoksa Barış mı..

Gerekirse bir 30 bin daha verir misin yoksa bu ölümlerin sonlanması için çabalar mısın?

Ben terör saçan bir örgüte istekte bulunamam ama sana arkadaşım, diyebilirim ki bu acı katlanılmaz bir şey. Hiç bir ana bunu hak etmiyor. Empati çok zor değil, ölüm haberinin anana, babana ulaştığı anı düşünmen yeter. Bu dünya üzerinde hiçbir değer bu acıyı anlamlı kılmıyor. Dünyadaki istisnasız her kavram "insan" evladının daha az acı çekip daha mutlu yaşaması için varolmuştur.

"önce.. her şeyden önce insan"

6 yorum:

M.Cagdas dedi ki...

Bu son cumle malesef cok iyimser bir dusunce olmaktan ote gitmiyor, sorunda bu zaten. Bazen bazi kavramlar insanlarin gozunu oyle buruyebiliyorki ( milliyetcilik gibi), karsisindakini insandan bile saymiyor adam. Su son bi kac hafta olanlar bana ne kadar safmisim diye dusundurdu, dunya ne kadar pis igrenc bir yermis. Adamin gozunu oyle burumuski sirf baska bir kokenden oldugu icin depremde aci cekerek olmesini isteyebiliyor. Bu millet, irk denen kavrami da kim cikardiysa Allah belasini versin.

GrandMaster dedi ki...

Müthiş,harika bir yazı eline sağlık abi

Unknown dedi ki...

Ellerine sağlık...

Adam dedi ki...

Fazla naif bir bakış açısı. Zengin-fakir, cahil-okumuş, dinli-dinsiz ayrımı yapmadan biz bağnaz bir milletiz. Karşımızdakine saygı duymayı asla öğrenemeyeceğiz gibi geliyor bana.

Borges dedi ki...

Adam: Çok kötü insanlar var aramızda ama acıya duyarlı çok güzel insanlar da var, biliyorum ben.

algılayabilirlerse eğer acıyı..

delgado dedi ki...

eline sağlık, çok güzel yazı.