30 Kasım 2011

Gitsem mi acaba?

video


Giderim yine, düşerim yollara. Biliyorum çünkü, bu benim. Sen belki gidemezsin, bilemem.

Çok zor, pek çok sıkıntı, şu bu. Boşver. Giderim biliyorum.Daha önce İstanbul'da yaşamadım Augsburg'da yaşamadığım gibi. Münih'i de bunların hemen öncesinde Ankara sonrası keşfetmiştim. İzmirli'ymişim gibi yaşadım uzunca bir süre ama aslında Balıkesir hatırladığım ilk duraktı. Bu arada..

..Almanya'da doğmuşum, öyle yazıyor kimliğimizde.

Bu benim dokuzuncu evim, altıncı şehrim. Otuzu da daha yeni devirdik..

Kimseye çok fazla alışamadan ve kimseyi de kendime alıştırmadan yola koyulduk hep.

Yaşamımın belki de en kestirmeden özeti bu.

Şimdi diyorsun ki Almanya'ya gideyim mi? Bilmem kaçıncı kez maillerde bunu soruyorsunuz. Sence böyle bir yaşamı geride bırakmış bir adamın sana vereceği tavsiye uygun mudur? Belki Anne'ni Baba'nı ya da halanı özleyeceksin ve fakat bunu benim görebilmeme imkan var mıdır?

Bilmem ben böyle şeyleri.

Yalnız tüm bu yolculuklarda şunu fark ettim: Ben Ankara'yı gerçekçi bir şekilde Münih'te yaşadım. Münih'i ise aralarında 70 km olmasına rağmen Augsburg'da ve elbette şimdi belki de Almanya'yı burada yaşayacağım Türkiye'yi Almanya'da keşfettiğim gibi. Ankara'da çekilen İzmir aşkına değinmiyorum bile hiç.

Şunu söylemeliyim ki buradan tamamen gittikten sonra ancak neyden vazgeçtiğinin farkında olacaksın. İleride çekeceğin sıkıntıları, yoklukları bugün farkında olmana imkan yok zira doğduğun günden beri bunlara sahipsin. Bugünkü yaşamının içerisinde dikkat çekici olmayan pek çok ayrıntıya orada sahip olmak için savaşacaksın. Dolayısla giderken "aslında burası güzelmiş, şöyle keyifliymiş böyle başkaymış" diyerek arkada bırakacaklarının hesabını yapamazsın. Asıl büyük sorun genelde budur.

Görme eylemine dair bir övgü düzüyor musun? Bugün görebildiğin için kendini şanslı hissediyor musun? Hayır. Kör olmadığın sürece bunun farkında olamazsın. Şehir değil de ülke değiştirmek de bunun gibidir. Kör olursun..Çevrendeki pek çok insana imrenerek bakarsın. Veledin dahi konuştuğu dili öğrenmek için kırk beş takla atar ve onun rahatlığını kırk beş yıl sonra dahi yaşayamazsın.

Cesur olun, gidin ve görün diyemiyorum. Bir başkasının yaşayacaklarının sorumluluğunu da alamıyorum. Sadece hazırlıklı olun, sorular çalışmadığınız yerden gelecektir ve toplamda güzellikleri olsa da kolay değil. Şu yukarıdaki türküyü bugün öylesine dinlersin, gidince belki de seni ağlatır ya da güldürür sözlerine baktığın vakit.. Bilinmez.

1 yorum:

M.Cagdas dedi ki...

Yabanci ulkede (dunyanin obur ucunda) yasayan biri olarak hislerime tercuman olmussun desem yalan olmaz. Sunu eklemem lazim ki gittikten sonra (ki gittigin yer yasam standardi TR'den yuksek olan bir yerse), TR'deki carpikliklar, yasam icindeki zorluklar cok daha fazla gozune batmaya, seni rahatsiz etmeye basliyor. Dolayisiyla kalbin geri donmeni istese bile mantigin dur diyor, iki arada bir derede kaliyorsun. Benim su anda yasadigim budur.

Ozledim, arkadasliklari, samimiyeti, kendi dilini konusmanin verdigi rahatligi, hatta bazen oradaki kaosu bile. Ama aklim diyorki donersen nasil basacikacaksin yasamin icindeki engellerle, is hayatindaki stresle, haksizliklarla.

Yani gideyim de olmazsa donerim mantigi gorundugu kadar basit degil, en azindan benim icin oyle olmadi.