21 Haziran 2012

Brownie Kavgası




İkimiz de diyet yapıyorduk .. Eve bir gün Brownie aldık. 9 tane çıkıyor içinden. Dolaba koyduk, sonra unuttuk aslında..

Gece bazen ben şeker komasına girerim. Uykudan uyanır, allah rızası için tatlı bir şeyler diye yalvaracak pozisyona düşerim. Ne varsa saldırırım. Göbeğin kendi başına bir cumhuriyet kurmaması için tatlı şeylerden uzak duruyorum ve bu durumlarda genelde kola(elbette zero), meyva suyu gibi tatlı içeceklere saldırırım ki o pozisyonda beni görseniz yeminle korkarsınız.. Sigara'sızlık bile o denli çıldırtmıyor beni. Aç yattığım o gecenin aç kalktığım bir vaktinde mutfağa koşturdum.

Baktım, dolapta gerçekten aldığımızı unuttuğum Brownie.. Önce bir elleri yukarı kaldırıp:

"Sağolasın, gerçekten bak.. Bu iyiliğini karşılıksız bırakmayacağım ve daha fazla yardım edeceğim insanlara.. sağol" deyip saldırdım Brownie'lere..

1..2...3..4..5.. Lan dedim.. 6!

Yok kesmedi hiçbir şekilde ama dedim sabaha onun da canı ister. Zaten normal bir insanı iki tanesi keser.. Bir de benden olsun 3! 3 tanesini de ona bıraktım. Lakin gözüm arkada.. Şöyle bir dolaba yöneliyorum sabahın köründe ona yenisini alırım diyorum ama belki kahveyle kitap okurken canı ister, ben geç kalkarım filan deyip gerisi gerisine yatağıma doğru gidiyorum.

Çok zorlandım ama bıraktım o üç tanesini!

Sabah...

"Sen var ya çok düşüncesiz, bencil, mencil v.s. bir adamsın".

Sana da Günaydın.. hayırdır?

"Brownie'lerin "çoğunu" yemişim.

Peki ne oldu? Bencil, egoist, onu hiç düşünmeyen vesaire.. Keşke o üç tanesini de yeseydim de hak etseydim bari şu sıfatları ama eline koz geçti bir kere. 9'u böl 2'ye. 4.5 tane yeme hakkım vardı sanırım ve ben 6 tane yedim. o 1.5 Brownie sağolsun, bencil, egoist, diğerini düşünmeyen konumuna düşürdü beni..

Peki mesele bu muydu ki?

Aslında o zaman ayrılmalıydık. Bunu takip eden gerekli gereksiz pek çok suçlama da peşini takip etti. Bitiyor bir şeyler, her absürdlüğüne roman yazma isteğinden her güzelliğine bir suç yapıştırmaya doğru ilerliyordu zaten. Mesele eylemlerden ziyade bakışınızın ne olduğudur. Ben artık kahraman değildim, o da prenses.. İki gerçek insan olarak birliktelik sanıldığından çok zor.

Her ilişkinin sonu budur. Araya evlilik, çocuk filan girmediyse sürdürmenin bir anlamı da yok. Aklınızda güzel kalmasını istiyorsanız azıcık da severken filan ayrılın, ufak bir acıyı da yanınızda götürün. Ama biraz da izin verin, yere doğru çakılın. Zira geride bıraktığınız iki buçuk yıldan ziyade akılda kalıcı olan o son üç geçimsiz ay oluyor. O görüntüler de geriye döndürmüyor sıklıkla.

Yaklaşık 40-45 gün önce "biz" ayrıldık. Hayatımın en "uzun" ilişkisi. 2,5 yıllık bir hikaye..

Geçenlerde arkadaşım hiç ayrılmış bir halin yok senin, pek üzülmüyorsun herhalde dedi. Mümkün mü böyle bir şey? Hele ki ben diyorum bazen zira o "burada kestik" sözünden sonra ilişkiyi yaşamaya yeniden başlarım. Yaşanmışlıklardan keyif alırım, bir gün Prag'da diğer gün Amsterdam sokaklarında yeniden ama yaşandığı zamandan daha canlı bir şekilde olurum. Elinde çok sevdiğimi bildiği için çaydanlıkla yurt odasından kapımdan girdiği günden başlarım Erbendorf, yurt odası, Amsterdam, Prag, Weiden, Augsburg Cafeler, Kuhsee, Münih, Galatasaray-Kayserispor maçı, Hastane odaları, Baba 1-2-3, Suada, sonsuza kadar uzatırım gerekirse..

..ama işte gel gör ki ilişki bu güzel zamanlardan ibaret bir şey değil.

Tatlı bir huzur her şeye rağmen var içimde. Yıllar yılı bir başkasını sevip de yaşadığım eksik ilişkilerden değildi bu. Genelde kısa süren ilişmelerin içerisinde dahi bir tarafım bir başkasına aitmiş gibiydi ve her seferinde istemeden verdiğim zararlardan ötürü vicdan azabından ölür, diğer açıdan da istediğim gibi bir ilişki yaşayamamış olmaktan dolayı da diğerlerini kıskanırdım.

Bu sefer oldu. ..son bir yıl içerisinde hayatımda sadece "o" vardı.

Bunu başardığı için ona her zaman minettar kalacağım. İlk defa bir ilişki sonrası kendimi suçlamıyorum. Rahatlığın ve huzurun kaynağı sanırım burada. Hayatının baharında kalp krizinden değil de eceliyle öldürebildiğim bir ilişkim olduğu için sanırım mutluyum. Katil yok, cinayet gerçekleşmedi ve bu yüzden kimse kimseyi suçlamıyor. Belki bazen içten içe bir daha dönmemek için her iki taraf da kendisine bir şeyleri bahane ediyordur ama gerçek aslında insanoğlunun bir diğeriyle olan ilişkisinin ömrünün maksimum üç yıl olmasında saklıdır. Hele ki aynı çatı altında yaşanıyorsa..

İnsanoğlu nankördür. Geride kalan 2.5 yılın içerisinde muazzam anların tadını çıkarmak yerine binbir tartışmalı, suçlamalı geçecek maksimum yaşanılacak olan bir altı ayı yaşayamamazlığının acısını çıkartartırcasına ilişkiye lanetler yağdırır. Biz öyle değiliz.

Yaşayamadığın ve aslında yaşadığın anda sandığın kadar güzel olmayacak hayallerine odaklandığın kadar yaşadıklarına konsantre olup hayatına devam etsen daha mutlu olacaksın kısmı önemlidir.

Zor kurulan bir cümledir ama gerçektir; Biz ayrıldık, hüzünlü olduğumuz kadar sanırım huzurluyuz.

4 yorum:

Erhan Cetin dedi ki...

yazının başını okudum.o gece kalkman bende de çok olur,tatlı için.
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=night+eating+syndrome

şu linki okuyup belirtilerin sende de olup olmadığını yazarsan sevinirim.

Borges dedi ki...

- *kişi, kahvaltıya çok düşkün değildir, sabahları uzun saatler kahvaltı etmeden durabilir.

Kahvaltıyı severim ama kahvaltıyla başlayan yemek yeme olayı hiç bitmiyor, kahveyle açıyorum günü ve uzun süre yemek yemiyorum.

Bunun dışında uyan bir durum yok.

pelezinho dedi ki...

''yıllar yılı bir başkasını sevipte yaşadığım eksik ilişkilerden değildi'' demişsin ya abi peki nasıl başarabiliyorsun bunu?yada şöyle sormak lazım bazen birine hiç takılıp kalmadın mı?o gitse bile senin gidemediğin oldu mu hiç?böyle olduğu durumlarda ne yaptın,ne yapmaya çalıştın?zira ben son 3 yıldır bu sorunun cevabını arıyorum da...

Borges dedi ki...

pelezinho: Günümüzde karşılıklı aşk yok denecek kadar azdır. Sen sevmzsin o koşar, sen istersin o gider, istemezsin gelir vesaire diye gider. Kadınlar bir mücadele içerisinde olmak isterler genelde. Ya da Erkekler bir yerde duramazlar hep v.s.

Bu yüzden hemen herkes birisini severken diğerindedir gözü ya da tersi.

Yapılması gereken bence elindeki ilşkine özen gösterip itina ile onda güzelliği yaşamak. Bakış'tır eni sonu sevginin kaynağı. Beceremiyorsan da çekip gitmelisin.

Birine takılıp kaldğım oldu ama artık öyle bir konumdayım ki kimseye takılı kalamıyorum maalasef. Zaman hızlanıyor, hayat kısa ve neyi kiminle yaşıyorsan onun keyfini almaya bak. Bu konuda kendini geliştir, kuruntularla önündekini ziyan etme. Büyük tavsiyedir bu, büyütme fazla derim senden uzakta olanı.