22 Temmuz 2012

Biz aslında iki kişiydik..



Beş kardeşiz biz ama uzunca bir süre sadece iki kişiydik..

Biz Almanya'da doğduk. Weiden diye 40 bin kişilik bir kasabada. Anne-baba çalışınca çocuklarını oradaki gurbetçi kesim bakıcıya verirlermiş. Komik gelecek belki ama benim kafa çocukluğumda normalden büyük olduğundan mıdır yoksa tombulluğumdan mı bilemedim ama bakıcı bu çok fazla yemek yer diye ilk denemede beni reddetmiş. Başka da deneme olmamış.

Kırılma noktası bir..

Ben altıncı ayımı doldurduğumda Ablam da ikinci yaşını bitirdiğinde anne-baba bizi köye bırakır. En büyük abla orada kalır zira bir kişiye teyzem bakabilir durumdaymış. Uzunca bir süre iki kardeş olduğumuzu düşünüp dedemizi ve ninemizi de babamız-annemiz olarak bilip tozun toprağın arasında yaşayıp gittik. Hep derim, hayatımın en güzel günleriydi. Bakıcı ya da normalden büyük olan kafam sağolsun.

İlkokul 1 ve 2'yi ablam köyde okudu. Çok sonra ben de İzmir'de ilkokula giderken o okulu ziyaret ettim, bir dersine misafir öğrenci olarak kabul edildim. Beş ilkokul sınıfı bir arada ve onların başında tek bir öğretmen. Tahtaya her sınıfın yapması gerekenleri yazıp öğretmen her ders içerisinde kendisini beşe bölüyordu. Ablam birinci ve ikinci sınıfı burada okudu ama bana yaptığı en büyük kötülük de bu zamanda gerçekleşti. Henüz okula gitmiyor iken bana kerrat çetvelini ezberletti. Bu aslında ikimizin arasında oynanılan pek çok oyundan sadece birisiydi. O sorar, ben bilirdim. 8 kere 4 kolaydı ama 9 kere 7 en zoruydu. 9 kere 8'i hiç bilememezlik etmemişimdir bak.. Bazılarını bilemeyeceğimi öngördüğü sürece onu şaşırtmak için o zorlukları inadına ezberlerdim. Bu yüzden İzmir'e amcamın çocuklarıyla beraber dört kişi gitmemize rağmen ilkokul bitmeden herkes gitti, ben sonuna kadar kalmak durumunda kaldım zira o kerrat cetvelini ezberlediğimden dolayı "dahi" olarak anıldım uzunca bir süre.. Bugün elbette görüyoruz ki Fabreagas sahte dokuz, Silva sahte capun ve ben de o dönemin sahte dahisi oldum.. Damarıma basıldığında tahayyül bile edemeyeceğiniz her eylemi gerekleştirme gücüm var. Orta sahada gezinen adamın o pası aldığında forvetliğini hatırlaması gibi bir şey bu. Ama işte Amcamın oğlu gibi dersleri geçme konusunda sorun yaşasaydım belki beni de alırlardı yanlarına diyecektim sonrasında yaşanılanları düşününce.. Kırılma noktası 2..



Çok sonradan ve oldukça güçlü bir bağ kurduğum diğer ablamı da ayırmam ve hatta toplamda dünyanın en iyi ablalarına sahip olduğumu düşünürüm. 6-24 yaş arası geçirilen serserilik dönemi içerisinde bulaştığım bütün belalardan bu ikisi beni kurtarmıştır. Aslında Anne-Baba'nın yaptığı fahiş hatanın olağan sonucunu bu ikisi engelledi dersek daha iyi anlatmış olurum durumu.

Lakin büyüğünden farkı yarın sabahın ilk ışıklarında buraya gelecek olanın beni yaklaşık 25 yıldır koruyor olmasıdır.

Ortaokul zamanlarında ise içerisinde çikolatalar olan paketleri gelirdi. O çikolata dediğin şey hapishanedeki cep telefonu değerindeydi. Nasıl sevindiğimi anlatmak çok zor, doğru kelimeleri bulamayabilirim.

Misal bir gün yine "paketiniz var" notu iliştirildi yatılı okulun belletmenine.. aman allam..

Param yok, dışarı çıkma iznim hafta içi yok ama paket Alsancaktaki postanede beni bekliyor. Yurttan kaçtım, belediye otobüsüne bilet yerine kağıt attım ve sonunda postaneye ulaştım. Daha önceden de almıştım, yine alacaktım ama son bir engel beni yere düşürdü. Bu gerizekalı sistemde o dönem bu paketler için yılın altı ayında vergi alınıp diğer altı ayında alınmıyormuş. Yani benim herhangi bir para vermeden aldığım bu paket artık o dönemin parasıyla on bin lira vergisini ödemem koşuluyla bana verilecekti.

Yıkıldım..

Ağladığımı sanmıyorum ama öyle bir yıkıldım ki yere çöktüm. Bugün dahi yüzünü unutmadığım sakallı bir dindar amca halime acıyıp yanıma geldi. Derdimi öğrenince benim yerime parayı verdi ve ben paketime kavuştum. O gün bugündür insanlar konusunda ayrım yaparken dış görünüşüne, siyasi ideolojisine bakarak karar vermemeye itina ediyorum.

İzmir Özel Hatay yurdundayken neredeyse her perşembe kart atardı bana. Hızlı bir şekilde çiziktirilmiş iki cümlenin ardından bir elli mark çıkardı bazen seksen bazen kırk.. Bir gün sonrasında on yıl boyunca beraber yaşayacağım dostumla beraber bu abladan gelen kartları odada topladığımızda çuval aradık kendimize.. Siz düşünün adedini.. İki ev + bir tükkan parası en az.. Nice belalara bulaştım, son anda hep onun eli..

Yukarıdaki müzikleri sever. Benim ifrit olduğum hint filmlerini sevdiği gibi.. Olsun, o ki bu dünya üzerinde borcunu asla ödeyemeyeceğim belki de tek insan. Beni doğuran ve bugünlerde mükemmel ilişkimiz olan anneme bile borcumu öderim, ona asla.. Annemin bana ödeyemeyeceği şekilde borcu olmadıysa yine Ablam'ın sayesindedir..

İlk defa İstanbul'da sadece ikimizin olduğu iki gün geçireceğiz. Heyecanlıyım ve hatta uyuyamıyorum. Belki diyorum bir sefer de ben ona bir şey yaparım, belki 32 yıl sonra ona benim de bir iyiliğim dokunur, gülümsetirim bir şekilde.

Önce Abla, sonra iş sonra da tatil..

2 yorum:

Hayalmeyal dedi ki...

Az daha ağlıyordum zalımsın.. :) Annem ben 10 yaşındayken vefat ettikten sonra Ablam annem oldu benim için, geçmişe götürdün beni..

Anıl Altuntaş dedi ki...

Mükemmel. Duygusal değilim ama ne yaptın sen öyle ya.