Hummmmels!


İlginç bir tişört seçimi olmuş. 

Geçenlerde Hummels röportajı okuyordum. Bunalımda olduğu dönemi anlatıyor. Avrupa Şampiyonası sonrası futbol oynamayı bırakın topu görmek dahi istememiş, Kısa süreli tükenmişlik sendromuna yakalandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Akü bitmiş, meslekten soğuma v.s. ama işte kaçarınız yok bu gibi durumda oynayarak ancak bunu aşabilirsiniz diyor ve oynamış da oynamış.. sorunu bu şekilde çözmüş. Bu ve benzeri pek çok ayrıntıdan yoksun bir şekilde performans değerlendirmesi yapıyoruz sıklıkla ve bu yüzden yazdıklarımızın pek çoğu anlamını yitiriyor.

Şu unutuluyor: 11 tane insan çıkıyor sahaya. Dünyanın en güzel taktiğini verip en yeteneklileri bir araya getirseniz o "insan" gününde olmazsa, eşiyle kavga etmişse, hayata küsmüşse, intiharın eşiğine gelmişse, moralsizse, isteksizse, psikolojik sorunları varsa v.s. her şey biter. 

Rakitic örneğini sıklıkla veriyorum. Bugün Sevilla'da harikalar yaratan adama bir şeyler olmuştu. Evine hırsız girmiş, evinde yatamıyor, psikoloğa gidip evini değiştirmesine rağmen evinde yine yatamayan adamın sahada verimi ne olabilir ki? Ülke değiştirdi, kendisine gelmiş. 

Hummels en beğendiğim stoper.. Yaşı genç ve ben bir sonraki sözlemeyi Dortmund ile yapmayacağını düşünüyorum. Umarım yanılırım..

Fark yaratmak..

Matadorlar..

Baletler..

farkı "çalışarak" yaratırlar..

Ruhr!


Bugün TSİ 16:30'da.. TRT Haber'de..

19 Ekim 2012

Dominic Adiyiah


1989’da Accra’da doğdu. 11 yaşında Feyenoord bu yetenekli çocuğu akademisine alır.  7 yıl burada eğitim aldıktan sonra 2007 yılında Gana Ligindeki Heart of Lions kulübüne gider.. 2007/08 sezonunun sonunda Gana’da ligin yenilerinin en iyisi ödülüne layık görülür. Attığı 13 golle de krallıkta ikinci sırada kendisine yer bulur. 2008 Ağustos ayında Norveç kulübü Fredrikstad onu transfer eder. Başlarda tutunamaz, ikinci yılı da sönük geçer.  2009 Gençler Dünya Kupası’nda ise asıl çıkışını yapar. Turnuvanın gol kralı ve en iyi oyuncusu seçilir.  Dedikodular  bitmek bilmez, o istiyor, şu dev onun peşinde diye ama Milan’dan  Galliani’nin açıklamaları dedikodudan öteye götürür işi.
“Sistemimizi değiştirdik (4-3-3’e geçiyorlardı) bize kenar forvet gerekir ve Norveç kulübü ile Adiyiah konusunda anlaştık. Şimdi sadece İtalya’dan çalışma izni alıp sağlık testlerinden geçmesi gerekiyor”

2 Ocak 2010'da Milan'a transfer olur. Sezon sonu da Dünya Kupası'nda Gana kadrosuna seçilmeyi başarır. Hepimizin hatırladığı o Suarez'in kaleden topu elle çıkardığı top Aidiyah'ın kafasıdır. Aslında Suarez sadece Uruguay'ın turu geçmesini değil bu şekilde Adiyiah'ın belki çok daha başka gelişecek olan kariyerini de etkilemiştir bir bakıma.


Dünya Kupası sonrası Milan'a bir boy büyük gelen oyuncu  kiralanmaya başladı. Önce Partizan'a gitti.Oturmuş bir kadrosu vardı, fazla forma giyme şansı olmadı ama onlarla beraber  iki kupa kazanmış oldu. İkinci durağı ise ilginç bir şekilde Karşıyaka oldu. 550 bin euro maliyet ile Milan'dan Bank Asya'ya transferi gerçekleşti. Havaalanında binlerce taraftar onu karşıladı.

Sonuç nedir derseniz eğer..

8 maçta forma giydi. 7'si ilk 11 oldu.  Gol atamadı, 1 sarı kart gördü. İki ay sonra da Ukrayna'nın son dönemde formda takımı Arsenal Kiew'e transfer oldu. Bank Asya'da tutunamayan adam Ukrayna Süper Lig takımlarından Arsenal Kiew'de başarılı oldu. Bu sezonun başında ise Arsenal bu oyuncuyu bonservisiyle transfer etti.

Bu sezon Arsenal Kiew'in oynadığı 11 maçın 9'unda forma giydi. Ütelik ilk iki maçını kaybederek lige kötü başlayan Arsenal, son 9 maçında 1 yenilgi alarak beşinci sıraya yükseldi. Sağ kenar forvet olarak oynuyor ki zamanında Milan'a gitme sebebi de 4-3-3'ün kenarına çok uygun olması nedeniyleydi.  Burada ise 4-2-3-1'in ön sağ oyuncusu olarak Arsenal'in son dönemde gerçekleştirdiği çıkışta önemli bir rolü oldu. Karpaty deplasmanında onun golüyle beraberliği kurtardı.Geleceği ne olacak takip edeceğiz..

 Bu oyuncu profili yorucu iş gününün ardından Uğur Meleke, Onur Dinçer ile beraber yapılan muhabbetin  sonucu ortaya çıktı. Başlangıç noktası ise pahalı, şımarık, disiplinsiz ya da yaşlı oyunculardan şikayet etmenin anlamsız olduğunu ve bunlardan kurtulmanın tek yolunun yetenek keşfi dir ve biz bunu beceremiyoruz" analizi ile olduğu ayrıntısını da ekleyeyim.

Pepe-Jastin


Son karedeki ifade.. oy anam oy..

Değişim


Blogun derinlerinde çok daha iyi Löw fotoğrafları var ama bu da iyiymiş. Stuttgart zamanı..


Bu çok iyi. Magath..


Jürgen Klopp demesem tanıyabilir miydiniz?


Misal ben fotoğrafın altında ismi yazmasa bilemezdim sanırım..



Van Gaal..

"Kunst Schuss"

11Freunde güzel bir işe imza atmıştı. Sanat eseri kıvamında futbol fotoğrafları yayınlandı. Ben size bir kaç örnek göstereyim..


2004'de Sao Paulo'dan bir kare. Hakem ağaçın gölgesinde sorunsuz mesleğini icra ediyor. Aslında sıcak günlerde her futbol sahasına böyle bir agaç yerleştirilmeli.



Pele'nin ilk Dünya Kupası olan 1958 İsveç'ten.. Çok genç..

Kutsal mabed La Bombonera...

1955'deki Chelsea antrenmanından bir görüntü.
 1999'da Owen'ın yüzde yüzlük bir golü kaçırdıktan sonra verilen "ortak" tepki..

Antrenör olmanın dayanılmaz hafifliği. Herkes koşar, Ernst Happel motorsikletle eşlik eder..

18 Ekim 2012

Yeni gözdemiz..


Maria İmizcoz.. Javi Martinez'in yavuklusu.. İnanılmaz kareleri var. Sara & Sarah'ı hürremleştirebilir, unutturur, o denli..  

David Villa!!



Çocuklarla oynayamayan adamdan korkacaksın.. Villa'dan ise sadece çaprazdan göründüğünde kaleciysen korkarsın.. Güzel adam!

Marcelo & Di Maria


Bir masa yetmemiş arkadaşlara..   Kuş sütü eksik!

Dortmund & Schalke


Geçen sezon Gladbach forması altında beraber oynayan Reus ve Neustaedter Cumartesi Ruhr derbisinde birbirlerine rakip olacak. 

 Watzke eskiden olduğu gibi yüksek prim verecek misiniz sorusuna "Artık 2008 de olduğu gibi Schalke'nin 24 puan gerisinde değiliz ve bir daha da olacağımı düşünmüyorum ve haliyle ekstra prim gereksiz. Rahatlıkla kazanabiliriz" diyordu röportajında ama benim fikrim bu sefer çok başka..



Hülasa Cumartesi çok güzel bir maç olacak ve sonunda da böyle güzel bitecek.. Hadi bakalım diyoruz..

Van Hitler!

Rumenler biraz abartmış.. Farklı kişiliği ve inatçı tutumu nedeniyle Hitler'e benzetince Hollanda fedarasyonu da davayı açmaya hazırlanıyormuş. Yani Almanlar da bu karakteri bilirler ama toplamda buna Hitler değil "General" derler..

104 yılda 1 olur böylesi



İlk yarı muazzam oynadılar. Şiir gibi paslaşarak goller atıldı. Dakika 60 durum 4-0 Almanlar’ın lehineydi.  Sonrası ise 104 yıllık Alman Futbol tarihinde bir ilk.. Dört farka ulaştıktan sonra galibiyeti ilk defa koruyamadılar. Aslında üç farka ulaştıklarında da sadece 1 kez 1912 yılında Macaristan’a karşı benzer durum yaşanmış. Bunun dışındakiler en fazla 2 fark..
İlk yarı Almanlar beş pozisyon buldu üçünü gole çevirdi. İkinci yarı ise İsveç oyuna Kallstrom ve Faroe Adaları maçının yıldızlarından Kacaniklic’i devreye sokarak fark yaratıp farkı kapattılar. İki gol de Kallström’ün defansın arkasına bıraktığı toplardan geldi. İlk yarının oldukça etkili ismi olan Boateng’i durduran Kacaniklic ise üçüncü golü hazırladı. Gollerin hemen hepsinde Badstuber’in hatası vardı. 

Görenler bilir, Milliyet’de manşetim “Berlinde goller” olur şeklindeydi. Son 8 maçın 7’sinde gol yemeyi başardı Almanlar. O gol atamayan istisna takım ise Faroe Adaları’ydı. Savunması sorunlu ve yıllardır sağ veya sol olması fark etmeyen bir “bek oyuncusu” yetiştiremedi bu son yılların futbolcu yetiştirme makinası olan Almanya. Lahm sağ bek oynayacaktı  ve fakat maç öncesi Schmelzer sakatlanınca sola geçti.  Lahm da iyi idare ediyor.. 

Defans dörtlüsü sıklıkla değişirse işiniz çok zor. Üzerinde bir de tandemde değişim gerçekleşirse..  Lahm solda, Hummels yok, Badstuber çok fazla hata yaptı ve Boateng de genç ve etkili bir hücum kenarı oyuna girmemişçesine o alanı boş bırakırsa Elmander de affetmez..

Bu maç öncesi Almanya Bayern Münih başkanı Uli Höness’in eleştirisini tartışıyordu. Önce Löw’e giydirdi. Her maç öncesi artık bu takımın en büyük sorunu hangi Formula 1 yarışını izlemesi gerektiği, masa tenisini hangi yerde nasıl oynayacağı olmamalı ve teknik direktör baskıyı biraz arttırmalı dedi. İyi niyet sempati kazandırır ama turnuva kazandırmaz diyerek de sonlandırdı.
E bir defa da şu adam haksız çıksın..

17 Ekim 2012

İsrail yenemez dediydim..



Milliyet Taktik’e ulusal maçları yazmıştım geçen Pazar gecesi. Cuma oynanacak olan maçı Pazar gecesinden yazmak zordur ve biz yine de yazdık. Sürpriz olarak Lüksemburg deplasmanına gidecek olan İsrail’i göstermiştim. Lüksemburg yenilmez dedim Salı günü ama Perşembe günü aslında fikrim değişmişti, yine de dönmedim.

Lüksemburg yenilmez dediğim maçı İsrail’e karşı 6-0 kaybetti.

Neden İsrail yenilir diye düşündük?

Teknik adam performans kriterine bakmıyordu. Ülke dışında oynaması yeterliydi. Bu şekilde oluşturduğu kadrolarla oynadığı iki maçı da çok kötüydü. Hülasa İsrail Avrupa’da oynayan yabancıların performansına bakmadan sürekli forma veriyordu.  K’lautern’den çok iyi tanıdığım Shechter misal. K’lautern’den Swansea’ye geçti ama yedek oturmaktan vazgeçmedi.  Misal Benayoun o 4 gol yedikleri Rusya maçının kadrosundaydı ve bu sezon West Ham’da sadece 39 dakika forma giymişti. Keza Ben Sahar ikinci ligde, Tal Ben Haim ise kulüpsüz geziyordu. Cohen Nürnberg'de forma giyse de verimsizdi.

Beklenen oldu Lüksemburg maçı öncesi.

Devrim yaptılar..

Benayoun, Ben Sahar, İtay Shechter, Tal Ben Haim, Almog Cohen gibi yurt dışında top koşturup da kulübünde forma giyemeyen ya da performansı yetersiz olan bütün lejyonerlerini kadrodan çıkardı. Performansa göre rol biçtiler.  Eliran Atar, Shion Abuhatzira gibi ilk defa milli davet alan yerli futbolcuları kadroya çağırdılar. Çok uzun zaman sonra milli kadronun sadece 8 tanesi yurt dışında top koşturan oyunculardan oluştu, bu kadar az olmamıştı uzun uzun zaman içerisinde.. 

Portekiz’in son çeyrekte 2-1 yenebildiği Lüksemburg’a iki maçta 9 gol atıp bunun meyvesini de güzel bir şekilde yediler.. Mesele yurt dışı-içi ayrımı değil. Bu maçlarda güzel oynayan, goller atan Tomer Hemed de Mallorca'da oynuyor ama oynuyor..  7 maçta 5 golü var. Performansa göre kadro seçimi olduğunda işleri düzelttiler..

Biz de yanılmış olduk.

16 Ekim 2012

Sorun Türk Futbolu'nda mı?




Öncelikle bir kesim Abdullah Avcı’nın eleştirilmesine karşı duruyor.  Ki ben böyle hoşgörülü insanları severim, sakin bir şekilde dinlemek isterim.  Muhtemelen en önemli argümanları, bu ülke toplamda kaç kez Dünya Kupası’na katılım gösterdi, futbolumuz zaten bitik olacaktır. E bizim de yaşımız var arkadaşım. Söyler misin en son ne zaman bir turnuvaya bu kadar erken veda ettik? Yerin dibine sokulan Hiddink dahi baraj maçı oynatmadı mı? İkincisi.. Tunay’ından Nuri’sinden, Emre’sinden Arda’sından Sercan’ından, Mehmet Ekici’sinden, Ömer’inden, Hamit’ine kadar Türk Futbolu’yla ilgisi olmayan bir kadro sahada yok muydu? Bu sonuçlar sonrası Alman Fedarasyonu oturup düşünmeli diyeceğim ama Mehmet Ekici ayrıntısı var ki..

Asıl soru şudur.

Türk Futbolu gerçekten Almanya’da kulübünde takımın 18 kişilik maç kadrosuna dahi giremeyen, bu yıl sadece 10 dakika sahada yer almış ve geçmişinde de henüz bu takıma fayda sağlamamış Mehmet Ekici’yi kadroya alıp oynatacak kadar kötü müdür?

Bu sonuçlar ülke futbolunun iyi veya kötülüğünü göstermez ama neden bu lige bu kadar güven duyulmadığını düşünmeliyiz. 

Türkiye Süper Ligi’nin futbolcu opsiyonları bu kadar değildir. 

Peki Bundesliga kötü müdür?

Hayır, takip edilmiyor. Beşinci sınıf teknik direktör, Maradona olsa Mehmet Ekici konumunda olan bir insanı kadroya çağırmaz. Çağırsa da oynatmaz. Sezon başlayalı bilmem kaç hafta olmuş ve kupa ile beraber ligde “sadece 10” dakika forma giyebilmiş, ilk 18’e dahi girememiş, yerine de çok daha başka futbolcular oynamış. Mehmet Ekici belki 12 ay sonra başka olur ama bugün bu oyuncuyu kadroya alıp performans beklemek çok ciddi bir teknik direktör yanlışıdır. Bunun Türk Futbolu’yla ilgisi yok..  Bremen şu an orta sınıf bir Bundesliga takımı olmasına rağmen o kadroya giremeyen oyuncu. Üstelik Hamit gibi geçmişinde bu kadroda yer almış, oyuncularla kaynaşmış da değil. Neden çağrılır? Bremen verdiği beş milyonu masaya yatırıyor, yanlış mı yaptık diye..   24 kişiden 18 tanesini seçtiği maç kadrosuna almıyor, sen 70 milyondan oyuncu seçerken Mehmet’i alıyorsun..

Keza Tunay.. 

Stuttgart ilk defa 7 maç üst üste galibiyet göremedi. Dahası bu kötü durumda dahi Tunay “az çok” oynadı sadece. Ne bir yıldız performansı ne de her maç kadroya girebilme başarısını gösterdi. Sercan Sararer muazzam bir performans gösterdi geçen sene.. Lakin Fürth lig sonunculuğuna oynuyor ve Sercan da henüz Bundesligayı kaldıramadı. Her açıdan formda değil. 

Benzer hatayı Hiddink, Berlin’de oynanılan Almanya maçında yapmıştı. Skibbe’nin  çok uzun zamandır Frankfurt'da orta saha oynattığı Halil’i forvete yerleştirdi. Almanya maçındaki tek pozisyonumuz da bu şekilde kaçtı.

Merak ediyor insan,  takip etmek, kim formda, kim değil bakmak bu kadar zor mu? Maradona + Messi yeteneğinde dahi olsanız sezon başlayalı aylar olmuş, sadece 10 dakika oynayarak milli takım ilk 11’ine çağırmak ne kadar anlamlı olur? 

Bu yanlışın Türk futboluyla alakası nedir?

Van Gaal, transfer görüşmeleri nedeniyle konsantrasyon sorunu yaşayan PSG, Hamburg ve Milan’a transfer olmuş oyuncuları dahi kadroya almıyor, o anki koşulları gözetiyor. Abdullah Avcı’nın futbol oynamamışlığı ya da tecübesizliği.. Bana da bu cümleyi kurdurttuysa otursun o düşünsün derim ben.
Tek kazanım Sercan-Semih vardı (Ömer’i Hiddink yerleştirmişti) Macaristan maçında kaybederken o kötü dönemde elde kalan tek değer dediğimiz ayrıntı dahi kayboldu. Sıfıra sıfır, elde var sıfır. Şmdi hedef 2016’ysa Emre muazzam oynasa ne olur Hamit takıma otursa ne olur, bunnların hiçbirisi 2016’da olmayacak.. O zamanın genç yeteneği de şimdi beslenme çantasını alıp okuluna gidiyordur muhtemelen..

Bunun dışında futbolumuzun bitik olduğu argümanından devam edersek Romanya ile kadro kıyasıya girersek sonuç ne olur? Romanya’nın forveti senin  “kötü” dediğin ligin Orduspor’unda forma giyiyor. Marica Schalke’de yedek.. Üstelik Romanya’nın bir başka alternatifi yok.  Bu yüzden savunması ve akıllı taktiğiyle puanları topluyor, muazzam kadrosu ile değil. Bizler Almanya, İngiltere, İspanya'ya göre kötüyüz belki ama kağıt üzerinde bugün Macaristan'dan çok daha iyiyiz. Adam Szalai dediğin adam Mainz'da oynuyor işte.

ÜLKE FUTBOLU

Milli takım teknik direktörlerini kimler seçiyor? Türkiye Futbol Fedarasyonu. Peki bu ülke fedarasyon başkanını nasıl seçiyor? Beşiktaş kulübünde hemen herkesin nefretini kazanan, kulübü borç batağına götüren ve toplamda futbol yönetimi ve idare konusunda sınıfta kalan Yıldırım Demirören’in başkanlğa getirilişi tartışılmaya açılırsa, böyle bir absürdlüğün nasıl ve ne şekilde olageldiği analiz edilirse en azından tartışmayı doğru bir şekilde yapmış oluruz. Lakin bugün Türkiye’nin Macaristan’a yenilmesi Türk Futbolu’nun değil Bundesliganın  sorunudur.  Onlar da “biz 18’e koymuyoruz siz 11’e koyuyorsunuz Mehmet Ekici’yi “ der çıkar işin içerisinden. Bizim gönderdiklerimiz Premier Lig'i sallıyor v.s. der 

ÖZET

4 maçta alınan 3 mağlubiyetin tek başına sorumlusu Türk Futbolu’nun kalitesi değildir. Kalitesizlik zorunluluktan dolayı Schalke’nin arada sırada forma verdiği yedek Marica’ya zorunlu bırakan Romanya’nın sorunudur, Türkiye’nin değil. Bu ligin ne kadar iyi ya da kötü olduğunu biz göremedik zira ligimizdeki maçlarda zaman zaman parlayan (Hüseyin Kala, Hasan Kabze v.s.) pek çok yeteneği denemedik bile.. 2014’de bir hedef vardır ve biz onu gerçekleştiremiyoruz. Başarısız oluyoruz.  Üstelik bu başarısızlıkta Abdullah Avcı’nın oyuncu tercihlerinden oyuncuları motivasyona  ve hatta taktiğe kadar (Hollanda+Macaristan’a gol attıktan sonraki saçmalık) her açıdan sorumludur.  

Bundesligayı seven, bundesligist futbolculara başka bakan, hakkı yenildiğini düşünen ve bu oyunculara kadroda yer verilimesini yıllardır dile getiren ben dahi "Mehmet Ekici" seçimi konusunda büyük bir "şok" yaşıyorsam varın gerisini siz düşünün..  

Bu ülkenin opsiyonlarını tartışırken lütfen şunu da okuyup öyle sonuca ulaşın.