3 Mart 2016

DEMİRKOL YAZISI HAKKINDA




Şimdi diyecekler ki kariyerini düşünüyor, basının içerisine girdi ondan böyle de şöyle de. Bunu da göze almak zorundayım. Her hatanın bir diyeti vardır, gerekise ödenmek zorundadır.


Ben bir Pazar günü bundan 7 yıl önce Augsburg’da yurt odasında demlenirken kafama eseni düzensiz ve oldukça uzun bir şekilde ve son derece samimi olarak yazıya geçirdim. Lincoln ve Emre eleştirileri üzerinden Mehmet Demirkol’un “taraflı” yorumlar yaptığını iddia ettim  uzun ve okunması benim için bile bugün çok zor olan bir yazı sonrası.  Akabinde “Spor Servisi” üzerinden bu yazıya cevap verildi.

Şık bir davranıştı. Sapına kadar eleştirildiği bir yazıya cevap verdiler, gündeme taşıdılar.

Aradan geçen 7 yıl sonunda o yazı için şunu söylüyorum: İçerisinde pek çok hata ve yanlış analiz barındırıyor. Ortaya koyduğum yazarın çelişik yorumları vardır ama arkasındaki niyet konusunda hatalı tespitte bulundum. En önemlisi Mehmet Demirkol Fenerbahçeli olduğu için bilinçli olarak bir yorumda bulunduğuna bugün inanmıyorum. Çelişkili ve doğru olmayan tespitleri olsa dahi bunun altında “Dur şurdan Galatasaray’a çakayım da Fenerbahçem ilerlesin” diye bir niyet olduğunu düşünmüyorum. Bu şekilde insanları yönlendirerek yanlış yaptığımı, hatalı bir şekilde bir insanı eleştirdiğimi en azından bugün biliyorum ve özürümü de diliyorum buradan.

O yazının içerisinde olan zamanın doğru tespiti şuydu: Avrupa futboluna uzak olan insanlar, tanımadıkları bir futbolcu hakkında üç beş maç sonrası yorum yapıp hata yapıyorlar. Daha sonra “ben yanıldım” diyemedikleri için o yorumun gerçeğe dönüşmesi için çaba sarfediyorlar. Bugün artık insanlar “özür diliyorum” diyor, başta öyle düşündüm ama beni yanılttı” cümlelerini kurabiliyorlar. Bloglar dönemi sonrası yazarlar Avrupa Futbolu’na bundan 10 sene önce olduğu kadar uzak da değil artık. Belki de bunları mesleki olarak kendilerini ispat ettiğini düşünen insanlar çok daha kolay bir şekilde yapıyorlar ya da farklı bir savunma mekanizması. Ama artık yapıyorlar ve yanlış yorumunda inat etmiyorlar. Demirkol de yapıyor, diğerleri de.

Diğer önemli bir tespitini de Mehmet Demirkol da olmak üzere pek çok yazar sonraları sık sık dile getirdi ve o da şuydu: “Yabancı teknik direktörlere başarısız olduğunda dilediğimiz gibi saydırıyoruz lakin yerli olunca bir yerde karşılaşırsak sorun olmasın, üç beş muhabbetimiz var diye “sınırlı eleştiri” getiriyoruz.

Bunlar bugün de savunduğum içerikler..

Arkadaşlar insanlar sürekli her gün yeni bilgi ile yenileniyor, farklı görüşe sahip oluyorlar. Burada her şey samimiyet üzerinden değerlendirilir. Misal ben o gün sonuna kadar savunduğumu bugün “hatalıyım” diye üzerinden geçerken ne kadar samimiyim? Soru şudur: Acaba Demirkol’den çıkarım var da mı bir “U” dönüşü sergiliyorum yoksa o gün inandığım şey bugün bana “komik” geldiği için mi? Bunun kararını sizler vereceksiniz, ben de saygı duyacağım.

Size spor yazarları hakkında genel olarak şunu söyleyeyim: İstisnalar olsa da geneli “tarafsız” bakarlar.  İştahları “yeni bir şey söyleme” dir. “farklı bir şey” dile getirme. “Doğru tespit” yapma adına tarafı olduğu camiayı dahi asmaktan geri durmazlar. Gerçekten mesleğine aşık olanlar bir süre sonra da tarafsız olurlar, ben mesleğime aşık değilim mesela. Misal Fenerbahçeli bir spor yazarı “Kjaer çok kötü futbolcu” diyorsa onun kötü oynamasını bekler. Aslolan kulüpler değil ayrıksı bir şekilde dile getirdiği öngörülerinin doğru olmasıdır. Bu düşüncelerin esiri olurlar. Mesele Galatasaray-Fenerbahçe-Beşiktaş değildir.

Mesela Mehmet Demirkol’ü illa bugün eleştireceksem zamanında “Sercan Sararer” için ekran başından “Türkçe konuşacak” diyerek gürlediği bir programı sonuna kadar eleştiririm. Annesi ve Babası iki ayrı milletten olan insanın Türkçe öğrenme şansının olmadığı yerde bu zorlayıcı faşizan baskısı hakkında sabaha kadar yazıp çizebilirim eğer o da bu görüşü bugün hala paylaşıyorsa.. Hatta bu konu hakkında diretirse Demirkol’e “faşişt” bile derim hiç çekinmeden..  Çok daha yeni bir eleştiri ise hakem Deniz Ateş Bitnel’i asıp kesmesi. Oysa bir iki yıldır hakemler konusunda ne kadar doğru tespitleri vardı? Bundesliga’da çok sık görülen hatalardan birkaçını aynı anda yapmış talihsiz bir hakeme herkesin yüklendiği noktada yıllarca söylediklerinin aksini yaparak toplumsal nefrete ayak uydurması. Onun da sık sık dile getirdiği gibi "hakemlerin taraftarı" yok. Belki bunun üzerinden de çeşitli yorumlar yapabilirsiniz.. Gelin görün ki “Dur şurdan çakayım da Fenerbahçe ilerlesin, GS kaybetsin” tarzı düşünce içerisinde olmadığına da sonuna kadar inanıyorum. Bu konuda insanları yanlış yönlendirdiğimi de kabul edip tekrar özür diliyorum kendisinden. Yani 7 yıl önceki yazı “çok iyi, müthiş, demirkolü anladık” değil.

Memlekette "taraflı" olmak zorunda bırakılan gazetelerin muhabirleridir. O insanlar da maalesef "taraflı" olmak zorundadır mesleğini devam ettirmek adına. Öyle bir sistem ki birilerinin insiyatifi ile iş yapmak zorundasın. Eğer eleştiri dozunu kaçırırsan seni kulüp iş yapamaz duruma getirebilir. Bu da birilerinin "taraflı" olduğundan ziyade sistemin sakat olmasından kaynaklanan düzeltilmesi zor bir durumdur.

İnsanlar hızlı bir şekilde övgüden sövgüye geçecek ve “kariyeri için onu bunu yapıyor” diyeceklerdir. Başta da söylediğim gibi bir hata varsa bedeli de olacak.  İnsanların niyetleri hakkında daha özenli bir şekilde yazıp çizmek gerekir.  Mehmet Demirkol’un yorumlarında tutarsızlık ya da çelişki vardı ve olacaktır ve fakat benim gözümde mesleğine aşık bir insan olarak “tarafsız” olarak yorum yapan bir gazetecidir. Uğur Meleke ile beraber ülkede olması gereken üç beş spor yazarından birisidir. (Bunu 7 yıl önce de sık sık dile getirdim, asıp kesmeden önce bilginiz olsun)

SNEIJDER MESELESİ


NTV Spor’un haber müdürü Özgür Buzbaş bizzat birinci elden haber getiriyor. Sneijder’in menajerinin söylediği sözler. Bu bilgiyi alan Demirkol da bunu ekrana taşıyor. Bana bu bilgi Özgür Buzbaş’tan gelmiş olsa aynısını ben de bugün ekrana taşırdım. Siz de takdir edersiniz ki haber müdürü adam. (Bence güvenilir bir insan ama bu "bence" )  Yalnız Galatasaraylıların  bu bilgiden ziyade bunun açığa çıkmasıyla meşgul olması doğru değildir. Çünkü kulübün içerisinde olup biteni kaçırarak gerçeği ıskalıyorsunuz.  Gerçek ise şudur: Yönetimin idare becerisi olmaması ve işinde uzmanlaşmış konumda bulunmaması nedeniyle gerek sosyal medyada kopan kuru gürültüye gerekse de herhangi bir oyuncusunun analizine göre kendisine tavır biçmesi. Ne taraftara ne de oyuncusuna “Yapılması gereken budur, siz işinize bakın” diyemiyor zira o işbilir durumu yok. Maaalesef gerçek budur. Sneijder meselesinde basit bir haberi açık eden insana yüklenmekten ziyade "Galatasaray'da neler oluyor" konusunda daha çok bilgi alıp süzgeçten geçirerek iyi analizler yapılmalı. X yazar  iyi ya da kötü değil mesele çünkü. 

54 yorum:

lamhaltas dedi ki...

Bugün tesadüfen önüme geldi 2009'daki yazın ve büyük kısmını okudum (hakikaten çok uzun olmuş:))

Uzun zamanlı okuyucularından biri olarak (hatta YDYD'lerden birinde sohbet de etmiştik) samimiyetinden şüphem yok. İnsanlar tecrübe ettikçe düşünceleri ve yargıları değişiyor tabi ki. Cesaret edip bunu söylemek özgürleştirir. Bu sebeple tebrik ediyorum seni.

Mehmet Demirkol'un bu ülkede son bir yılda bu kadar hedefe alınmasını ise hiç anlayamıyorum. Önce Fatih Terim'in yüklenmesi (Çapa mevzusu şahikası oldu tartışmanın), şimdi Sneijder'le olan konu.Ülke spor basınının en az %50si bataklıkken MD'nin hedefe alınması inanılmaz. Hakikaten hiçbir konuda rasyonel ve mantık çerçevesi içinde tartışma yapılamıyor. Niyet tartışmadan önce peşinen okunuyor, böyle olunca da tartışma gereksiz hale geliyor.

Saygılar.

Borges dedi ki...

lamhaltas: Evet, eski zamanlardan hatırlıyorum seni çok iyi.

Ben doğru bildiğimi, inandığımı yazıyorum. Övgüye karşı gelerek yazmak kolay değil tıpkı herkesin tefe koyduğu noktada "Sabri iyidir" yazmak gibi. Ama önemli olan benim için şu: İnandığım neyse onu yazıyorum. İnanmadığım bir şeyin övgü alması dahi beni rahatsız eder. Bu ülkede yazmak en az yaşamak kadar zor ama yine de..

burak arifioglu dedi ki...

Bu yazinin basindan sonuna kadar her noktasi bence skandal ve son derece de samimiyetsiz. Demirkol'a getirilen elestiricikler de bakin ben U donusu yapmiyorum dusuncesini beslemek icin atilmis yemler. Twitter'da ve bu yazinin arasinda serpistirilen "ben de medya sektorune girdim ama dusuncemi degistirme sebebim bu degil" cumleleri de bu yonde gelecek elestirilerin onunu tikamak icin yazilmis gaz alma cumleleri. Ama mesele bence tam olarak bu.

Sercan Sararer'i yazida okuyana kadar varligini bile unutmusum. Kimse de kolay kolay manyak degilse hatirlamaz. Bu yuzden de mukemmel bir yem malzemesi. Bunu yaziya katmak ve burdan DEMIRCOLN'Ü vurmak, U donusu yapmadiginizi gostermek icin atilmis bir yem dedigim gibi. Fasist oldugunu dusundugunuz icin degil, muhtemelen Almanya'da buyurken maruz kaldiginiz bir kac vakadan dolayi sempati kurarak ortaya attiginiz dusunceler.

Memlekette muhabirler tarafsiz olmak zorunda birakilmiyor. Hepsinin tuttugu bir takim var, tuttuklari takimlara muhabir olarak ataniyorlar. Yorumlari da bu sekilde evriliyor. 2010 yilinda yanilmiyorsam Emek Ege ile arkadas olan bir arkadasimin facebook'undan, Emek Ege'nin Volkan demirel'in kiciyla topu kontrol ettigi fotografi paylastigini gormustum. Bunu paylasan bir adami kimse hicbir seyi yapma zorunda birakmiyordur bence.

burak arifioglu dedi ki...

Mehmet Demirkol'un soylediklerinde taraflilik ve tutarsizlik bence var. Ama bunun olmadigi konusunda biriyle belki anlasabilirim. Anlasamayacagim nokta Demirkol'un olaylarin icindeki kisilere gore tutum ve yorum degistirmesidir. Hincal Uluc icin neredeyse paranoyak, komplocu diyen adam daha 10 gun once hakemin birini apacik bahis sikesiyle sucladi. Uluc benim gulup gectigim bir adamdir, ama ahmet cakar ne kadar farkli ki ondan? Ahmet cakar ulkenin en civik programini yapiyor, ama ona hurmet gosteriyor? Demirkol daha dolambacli cumleler kurdugu ve ulkenin guyya spor kanalinda yorum yaptigi icin soylediklerine hurmet gosteriliyor. Ustelik karsisina aldigi sirin baba kilikli Sinan Engin'den farksiz o adamla 4 senedir ne zaman sike konusu acilsa sanki canli yayinda kufredilmis gibi tuyleri urperiyor. Emaan kapayak bunu yav biz anlamadik diyip gecistiriyorlar. Kolay hedef bir hakemle ilgili skandal ortaya cikinca da canli yayinda birbirlerini gazliyorlar. 4 sene once nerdeydi o gazlariniz. Konus mehmetcigim ooh der gibi bakislariniz. Beyaz futbol'daki Sinan engin zihniyetinden zerre farki yoktur o programin. Aman ayip olmasin.

Bloggerlarin rolunu cok abartiyorsunuz. Sizin yuzunuzden hicbir spor yazari avrupa futbolunu daha iyi takip eder olmadi. Hala ezber, hala izleyeciye serbet vermelik laflar kullaniliyor. Cok ovdugunuz ve begendiginiz icin oradan ornek vereyim, Mehmet Demirkol daha dun Alex Ferguson icin son sezonunda en fazla antrenmanlarin %30'una katilmistir dedi. Sabahlari herkesten once tesislere giden Alex Ferguson'a. Biz de guyya inandik.

Butun bunlari gectim, Sneijder'le ilgili olan kismi keske yazmasaydiniz. Demirkol ile bir cay icmisler der gecerdik. Adamin yaptigi apacik hukuka aykiri bir sey. Hadi hukuk bu ulkede yok, yabanci isin icindeyse zaten hic yok ama etik olarak skandal bir davranis yaptigi. Adamin menajeri Ozgur Buzbas'la konustum diyor. Demircoln'ü baglayan hicbir sey soylemiyor. CIkmis dava acsinlar kazanirim diyor. Sen bir kere adamin ozel mesajini apacik ortaya dokuyorsun. Cok niyetliyse Buzbas aciklasin. Herif cikmis elimde kanit var diyor. Yahu Sneijder'in Denizli'yle dalga gectigini nereden duydu, gordu, biliyor? Hocayi cimdiklerken kameraya mi aldi? Nedir yani? Selcuk, Burak vb. bir cok adamin yabanci ve Turk hocalara yaptiklari ahlaksizliklari herkes biliyor, tahmin ediyor. Bunlari konusmayip ustunu kapatiyor. Sneijder soz konusu olunca ustune cullaniyor. Bu kadar Biliyorsa o kanitlari ciksin aciklasin. Hukuka ve etige hazir saygisi yokken, onlari de koysun ortaya. Bir seyi cikip kanitim var elimde diye aciklayinca bir baglayiciligi olmuyor. Kendine atilmayan bir mesaji "muhtemelen sneijder sallamaz zaten" diye guvenerek ortaya saldiktan sonra, cevap gelince de Menajerine sorsun hatali biz degiliz diye geri vites atmasin o zaman.

Gereksiz uzun oldu. Ama hem siz, hem demirkol haksizsiniz.

Borges dedi ki...

Burak Arifioğlu:

1- Ben adamı yargıladım. "Fenerbahçeli, ondan böyle yapıyor" dedim. bu yargı doğru değil ve buna inanmıyorum. Bu şekilde yazının dolaşıma girmesi beni rahatsız eder. Fenerbahçeliliği v.s. komik. Yok böyle bir şey çünkü herkes kendisini tutuyor, bunu görüyorum. Ne kadar samimi gelir size ona ben hükmedemem. Bildiğimi yazarım.

2- Twitter'da da açıkladım. Bu ülkede sıklıkla şahsiyetler etkiler yorumcuyu. Bu konuda Demirkol da etkilenir, buna da katılırım zaten. Ama burada kulüp kimliği yoktur. Misal adam Fatih Terim'i öyle kolay eleştiremez ama tutar Dursun Özbek'i yerden yere vurabilir. Aziz Yıldırım'ı eleştiremez ama Vitor Perreira'yı eleştirebilir. Camiaları karşısına alma konusunda da camiaların baskın tutumuna göre kendilerine rol biçebilirler, ama taraflılık adına bunları yapmazlar.

3-Alex Ferguson. Doğrudur, yüzde otuzuna ancak katılır. Bir hafta önce Kagawa röportajında söyledi. "Karizması çok sağlam. Antrenmanları genelde asistanları yapar ama kendisi göründü mü o hava değişir, aurası tüm takımı etkiler." Şimdi siz eksik bilgiyle Demirkol'ü eleştirdiniz. Ne olacak? Hayır siz hatalısınız, yanlış biliyorsunuz ve yanlış bilginizle de adama gider yapıyorsun. Burada gelip bana atar yaptığınız gibi "eksik" bilgilerle.

4-Sneijder meselesinde Özgür Buzbaş'a geldi, bana değil dedi. Muhattabı ortada. Bir haberse bunu girer, ben de girerdim Özgür bana böyle bir haber getirseydi.

5- Bakın çok güzel bu. "Demirkol'un olaylarin icindeki kisilere gore tutum ve yorum degistirmesidir." Ben bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da hemfikiriz.

6- "Adamin menajeri Ozgur Buzbas'la konustum diyor. Demircoln'ü baglayan hicbir sey soylemiyor. CIkmis dava acsinlar kazanirim diyor. " Dava açılacaksa onu açık edene açarlar. Bu durumda da hedefteki isim Demirkol. Özgür Buzbaş sadece kanıtı getirmekle yetinir. üzerine alıp cevap vermesi olağan.

7-Sneijder meselesini ben sadece Demirkol'dan duymadığım için onu da yazdım. Benzer haberler bir şekilde bize de geldi. İçeriği bu kadar keskin değil ama tablo genel olarak bu. Sneijder "yabancı" hoca istedi. Sneijder teknik idman ve benzeri konuda rahatsızlıklarını yönetimle paylaştı. Bunu da Demirkol'den duymadım ben.

8- Demirkol'ü hiç görmedim. Hiçbir iletişimim onunla olmadı. En ufak bir çıkarım yok. Düşüncem neyse onu söyledim, gerisi okuyanların kirliliği benim değil. Zaman zaman arkadaşlarla bu post televizyona taşındığı zaman bu muhabbet geçtiğinde her zaman bu cümleleri kurdum ben. Bilenler bilir. Burada da herkese söyledim herkesin yazımı övdüğü zamanda.

Ne övgüyle ne de sövgüyle ilgileniyorum.

Bizzat benim yazım üzerimden bugün inanmadığım bir gerçeği bir insana yamanmasına karşıyım. Ben inanmıyorum çünkü meselelerin ardında Galatasaraylılık Fenerbahçelilk olduğuna. Daha çok "şahsiyetlerle" ilgilidir. Terim, Aziz Yıldırım başkadır, yabancılar başka v.s.

Övünç Şentürk dedi ki...

Hocam çelişkili yorumları olabilir demişsin ama bu normal bir şey değil . Çelişkili yorumları olan bir insana güvenemessin . Bu bağlamda da Sneijder mevzusu tutumu tartışmalıdır.

Daha geçen yıl "Beşiktaş 2 sene önce Feda demişken hangi parayla transfer yapıyor diye sormuşluğu varken üzerine Fenerbahçe için ben paranın nerden geldiğiyle ilgilenmem saha içine bakarım kaliteye bakarım" demişliği var.

Spor yazarlarının tarafsız olması gibi bir yükümlülüğü yoktur . Gayet taraflı olabilirler ama yukarıdaki ve benzeri olaylar işin taraflılığı ile ilgili değildir , yaptığın işe ve seni dinleyen , sana güvenen insanlara saygı ile ilgilidir.

Borges dedi ki...

Övünç Şentürk: Aziz Yıldırım'a da geçirmişliği var. X'e de Y'ye de. Yani hangi üç parçayı birleştirirsen birilerine arka çıkıyor niyeti çıkarılır.. Ben "tutarsızlık" olarak algılıyorum. Çelişki her yorumcuda mevcut. Süper, güzel iyi demiyorum.. Sadece niyeti bir takımın altını "bilinçli" olarak oymak olduğuna ben inanmıyorum.

Saygılı değil dersen, haklı da olabilirsin. Lakin konu bu değil. Ben "X insanı y takımın korumak için bilinçli planlı yorum yapıyor" yargısını koydum. Bugün buna inanmıyorum. Bu konuda da bunu ortaya koyuyorum, hepsi bu.

Katılmadığım, yanlış bulduğum, saçmalıyor dediğim tonla yorumu mevcut, süper, güzel iyi diye yorumladığım gibi. BUnlar konuşuluyor, tartışılıyor zaten.

Valandil dedi ki...

Öncelikle merhabalar;

Açıkçası Mehmet Demirkol hakkındaki fikirlerinizin değişmiş olabileceği konusunda size hak verebiliyorum. Sonuçta hangimiz 7 sene önce ne düşünüyorsak şimdi de tam olarak aynısını düşünüyoruz ki.. Ancak, bunu yaparken bir yandan hem kendinizi "aklamaya" hem de Demirkol'u alttan alta "övmeye" çalışmanız ciddi manada göze batıyor..

Mehmet Demirkol, spor medyası içindeki kafası en fazla çalışan insanlardan biri. Onu diğer "fanatik" yazarlardan ayıran da bu zaten. Demirkol hiçbir zaman siyah'a beyaz - beyaz'a siyah demez, kör gözün parmağına algı manipülasyonu yapmaz. Lâkin o "siyah ya da beyaz" takımına göre gri olabilir..

Çok basit bir örnek vermek gerekirse; sezon öncesinde gs ve bjk transfer peşinde koşarken, "Kim verecek o paraları! X kaç para alacak!?" diye yeri göğü inleten şahsı, Aziz Yıldırım sadece 2 ay evvelki seçim sırasında, kendisine yönelik devre arasında transfer yapmadığı eleştirilerine karşı, "50 m dolar harcayıp transfer yapsaydım kulüp batardı!" demiş olmasına rağmen.. Fenerbahçe yaz sezonunda arka arkaya yüksek ücretli trasferler yaptığında şu yorumu yapmıştır; "Pahalı transferler beni ilgilendirmez, ben seyrederken alacağım keyfe bakarım."

Kendisinin alacağı keyfi bir türlü sergileyemeyen Van Persie için sene başından beri sürekli teknik direktörü suçlayan ve oyuncuya toz kondurmayan aynı Demirkol, sadece iki hafta önce üstüne basa basa şu yorumu da yapmıştır. "Van Persie'ye yeterli top gelsin, gol kralı olur! Hem de şu andan itibaren gelse de olur! Bak tekrar ediyorum, şu andan itibaren Van Persie'ye yeterli top gelsin, tüm rakiplerini geçer gol kralı olur!!"

Şimdi şöyle bir hafızamızı ve bugüne kadar neye nasıl yorum yaptığını bildiğimiz Demirkol'u tekrar düşünelim. Eğer Gomez ile Van Persie'nin performansları tam tersi olsaydı şu ana kadar, kendisi yine sabah akşam Gomez güzellemesi yapıp hoca'yı mı eleştirirdi? Yoksa Gomez'in zaten bitmiş bir futbolcu olduğunu, yönetimin göz göre göre büyük bir maliyetle takımı daha da borca soktuğunu mu dile getirirdi?

Yani, demeye çalıştığım şu.. Demirkol çoğu zaman doğru yorumlar yapan biri olabilir, fakat işine geldiği zaman siyah ile beyaz'ı griye çevirmesi şahsım adına benim midemi bulandırmaktadır..

Borges dedi ki...

Valandil: Şunu söylemek isterim. Bu eleştiriden hangi sonucu çıkarıyorsunuz? Problem burada. Ben o zamanki çelişkili yorumlarında kendime özeleştiri yapmadım ama bunun arkasında barındırdığı niyeti kulüpçülük olarak görmüyorum ve haksız bir yargı, kabul etmek gerekir bana çok övgü getirse de. Dediğiniz konuda haklı olabilirsiniz ve bu da daha çok Van Persie ve Gomez'in geçmişinin Demirkol'da yarattığı etkiyle ilgilidir. FB'ye ayrı BJK'ye ayrı derseniz benim gibi size katılmam. 7 yıl önceki kendime de katılmadığım gibi.

7 yıl önceki yazıda iyi ayrıntılar ve yakalanmış çelişkiler mevcut ki bu yüzden de bu yazıyı silme ihtiyacı duymadım. Sadece niyetinin kulüpçülük olmadığını bugün düşünüyorum dedim. Nihayetinde ben bir insana haksız yargıda bulundum, övgü aldım, blogum okundu, tvlere taşındı tartışma. Ve bugün de almaya devam ederken diyorum ki orası yanlış.

Bu ne biliyor musun? Hakem eleştirisi gibi. Ortada hata yapan bir hakem olduğunda hemen onun niyetine dair açıklamalar yaparız. "Kötü hakem" yerine bilinçli olarak x takımı kolluyor demek inanılmaz rahatlatıcı. Geçmişini dökerler, şu hatayı burada yaptı derler v.s. Her kulüp "bize operasyon yapılıyor" temalı minumum bir basın açıklaması düzenler. İstisnasız her td hakemlerden şikayet eder ama niyetlerini de kötüye yorarlar. Oysa bildiğin kötü hakemdir aslında. En kötüsü baskı karşısında dayanaksızdır. Yorumcuda da bu böyledir. Adam "kötü" ya da dengesiz bir yorum yaptığında bunu bilinçli olarak kurguladığını düşünüyoruz. Oysa kötü yorumdur en fazlası.

Ben de diyorum ki: Hiçbir yorumcu kendisinden öte herhangi bir kulübü düşünmez. Gerçek budur.

Soruna gelirsek: Belki haklısın, Gomez'e başka Van Persie'ye başka bakardı. Ama şunu ekliyorum hemen arkasından: VAn Persie'yi Beşiktaş, Gomez'i Fener alsaydı da Demirkol böyle bakardı. Aslında tüm söylemek istediğimin özeti oldu bu da. Amacı doğru öngörüyü ortaya koymak. Kjaer'e iyi diyor, Perreiya'ya kötü diyor. Ve FBli olduğu iddia edilen Demirkol ise bence Kjaer iyi oynadığında keyifleniyor, Pereira şampiyonluğa koşarken daha şimdiden söylediklerinin sosyal medyada alay konusu olacağını düşünerek endişe ediyordur ya da benim gibi sosyal medyaya verdiği anlam çok değildir, bilemem.


Valandil dedi ki...

Tekrardan merhabalar; Sırayla gitmekte fayda var..

Hakemlerden yola çıkmışsınız oradan örnekleyelim.. Sizin dediğinize göre aynı Cüneyt Çakır; Veli kendisine doğru vurmaya çalışıp denk getiremeyen Sneijder'in yüzüne doğru karşılık verip arada bir sürü insan olmasından ötürü denk getiremediğinde (sadece parmakları değmişti) kırmızı görür. Ancak aynı Cüneyt Çakır; Sivok'a kafa atan Emenike'ye kalkıp sarı kart verir. Tıpkı, Sosa'nın boğazına vuran Volkan Şen'e yaptığı gibi.. Size göre bu "kötü hakemlik." ama ne hikmetse hep tek tarafa yönelik denk geliyor bu kötü "yorumlar." Aynı tarz hareketlere, aynı adamın farklı yorumlar yapması ve bunun süreklilik arz etmesi sadece kötü hakemlik mi? Yani bahsettiğim konu Veli'nin kırmızı kartının haklılığı ya da haksızlığı değil.

Keza Demirkol'un fikirleri de öyle.. Ne dediniz? " Gomez'e başka Van Persie'ye başka bakardı. Ama şunu ekliyorum hemen arkasından: VAn Persie'yi Beşiktaş, Gomez'i Fener alsaydı da Demirkol böyle bakardı."

İşte tam olarak ayrıldığımız nokta burada.. Eğer Rvp'yi Bjk, Gomez'i Fenerbahçe alsaydı sezon başındaki yorumlar da tam olarak tersi olacaktı. Ne gibi mi?

Sizce Demirkol; tüm kariyeri boyunca Gomez'in, Rvp'den daha golcü bir oyuncu olduğunu bilmiyor olabilir mi?

"daha önceki 9 sezonluk kariyerinde ortalaması 12 gol olan rvp'nin asıl pik yaptığı sezonlar 10-11 / 11-12 / 12-13 sezonlarıdır ve bu sezonlarda sırasıyla 22 - 37 - 30 gol atmıştır..

mario gomez ise 10-11 / 11-12 / 12-13 sezonlarında sırasıyla 39 - 41 ve 19 gol atmıştır.. ha keza bahsettiğim 12 gol ortalamalı kariyeri boyunca rvp sadece 1 kez 20 gol barajına çıkabilmişken gomez'in bayern öncesi kariyerinde de 2007-08 ve 2008-09 da 28 ve 35 gol sayılarına ulaşabilmişliği vardır.."

Gomez Stutgart ile Bundesliga kazanan biriyken, Rvp'nin son 7 senesi boyunca Arsenal formasıyla tek bir kupa kazanamadığını bilmiyor olabilir mi? Gomez'in toplamda 3 şampiyonlar ligi finali ve 1 şampiyonluğu varken, Van Persie'nin sadece 2006'da o finale çıktığını bilmiyor olabilir mi? Gomez iki senedir formsuzken, Rvp'nin de Manu gibi bir takımla ligi 7. bitirdiğini bilmiyor olabilir mi?

Bu ve benzeri onlarca done daha sayabilirim ki zaten siz çok daha detaylı araştırma verilerine sahipsinizdir.. Demeye çalıştığım ise şu.. Eğer transferler tam ters gerçekleşseydi, Demirkol'un aslında nasıl büyük bir Gomez hayranı olduğunu görecektik, tıpkı son 2 senesinde bariz form düşüklüğü yaşayan 32 yaşındaki Van Persie'nin "artık" üst klasmana dahil olmadığını anlatacağı gibi.. Burada anlatmaya çalıştığım olay da "Gomez mi daha iyi yoksa Van Persie mi?" değil, takdir edersiniz ki..

Size göre bunlar niyet okumak.. Ancak bu ve benzeri şeyler yüzlerce ayrı konuda yüzlerce defa karşımıza çıktı bugüne kadar.. Haliyle de bunların sadece "kötü yorum" olduğuna büyük bir çoğunluk inanmıyor..

Sözün özü; Sorun Fener'in Bjk'nin Gs'nin x'in eleştirilmesi ya da övülmesi değil.. Sorun, birebir aynı olaylar karşısında takımına göre yorum farkının alttan alta yapılıyor olması.. Tıpkı bir önceki mesajda örneğini verdiğim gibi; aynı transfer sezonu içinde Bjk ve Gs transfer yapmaya çalışırken "Nereden geliyor bu değirmenin suyu!" Fb yapınca ise "Pahalı transferler beni ilgilendirmez, ben seyrederken alacağım keyfe bakarım."

Tek istediğimiz eğer ortada eleştirilecek ya da övülecek bir şey varsa bunun herkese karşı aynı düzeyde yapılması.. Ve ne yazık ki bu yapılmıyor, siz her ne kadar "bugün" bunu reddediyor olsanız da..

..

Kişilerin "öngörülerinin" tutmasını beklemesi konusunda dediklerinize katılıyorum. Bu yüzden de çok kötü bir oyuncuya bilerek toz kondurmayanları da gayet kötü oynayan bir oyuncu için sürekli bahaneler yaratanları da sizin gibi bizler de görüyoruz zaten.. Lâkin tekrardan altını çizmek gerek; o iş başka bu iş başka..

Borges dedi ki...

Valandil: Yani demeye çalıştığınız şudur: Cüneyt Çakır Beşiktaş düşmanı. Amacı Beşiktaş'ın puan almasının önüne geçmek? Samimi bir şekilde buna inanıyor oluşunuz bence bu ülkenin gerçek sorunu. Slaven Bilic İngiltere'de bunu dile getirdi "Bir hakem atanıyor, onun geçmişiyle ilgili herkes bir şeyler söyleniyor v.s." diye.

Şimdi devam edelim: Galatasaray'da Ünal Aysal "Bu hakemi istemiyoruz dedi". Tam sayfa manşet derbi öncesi GS Çakır'a verdi veriştirdi, sizin gibi verdiği tonla karardan ikisini yan yana koyup dünyanın en kolay yargısını yapıştırıverdi hemen. (Siz de takdir edersiniz ki bu çok kolay) Yani Çakır GS'a da pek kıyak geçmemiş Galatasaraylılara göre.

Fenerbahçe'de en son Aziz Yıldırım da fikir değiştirdi, "Trabzon'da Cüneyt Çakır'ı da gördük. Ben hakem olmadığını söylüyorum. Herkes "Avrupa'nın, Türkiye'nin en iyi hakemi" diyor. Öyle olsa Trabzonspor en azından Galatasaray ile berabere kalırdı." Çakır hakem değil başlığıyla verilen haber bu.

Aynı şeyleri Trabzonlu ve Beşiktaşlılar da söylüyor.

Şimdi oturup şunu düşünmek gerekir: Haftanın dört günü spor gündeminde her Allah'ın günü her habere yorum yapan adamın yorumlarından kolaj yaparak her yere yakıştırabilirsiniz tam da sizin iki tane "öznel" yorumu yan yana koyup "bu hakem taraf tutuyor" yaklaşımını sergilemeniz gerekir.

Bu ülkede bu satıyor. Bu ülke insanı bu şekilde yetişiyor. Siz de onlardan birisiniz. Ben de bunları yazarsam takipçim artar, gündem olurum ve bunun farkındayım da. Gerçek maalesef bu. BUgün çıkayım "Şu kurum bizim kulübe operasyon yapıyor" diyeyim milyon tane ergen var.. Gerçek bu. Futbola bakışınız bu. Sorun da budur kusur da budur.

İster hakem olsun ister Demirkol olsun.

Mesela bugün Galatasaraylılar Demirkol'un Aziz Yıldırım'a olan eleştirisini unuturlar, binlerce yorumda GS lehine olduğunda onları bırakıp işine yarayanı alarak istediği sonucu aldıkları gibi. Örnek: Demirkol'dan Aziz YIldırım'a eleştiri.

Şike'yi GS yapmıştır diyen Aziz YIldırım'a gayet iyi kapak yaptı. "Sen bizzat kendin yargıya güvenerek "suçsuzum" dediğin noktada bir başkasını nasıl hukuksuz suçlarsın diye verdi veriştirdi. Fenerbahçeliydi Demirkol hani?

Mesela size diyeyim: Perreira kötü diyor takım puanları toplarken.. Amacı ne? Beşiktaş'ın oyununu sayısız kez övüyor Demirkol'un amacı ne? YAhu ben size hakem kararları ve demirkol demeçlerinden öyle olmadığını anlatan tonla ayrıntıyı buraya koysam da sizin ihtiyacınız olan şey birinin size operasyon yaptığıdır.

Gerçek bu. Buna ihtiyacınız var.

Almanya'da hakemler hata yapınca üst üste.. Adamlar video hakemliğini tartışır, modern fubtola yetişemediklerini v.s. Burada "Beşiktaş düşmanı.. fb düşmanı". Bunlar ihtiyaç. Satar.. ve bu malzemelerle futbol tartışması yapmak gelenekselleşmiş.

Bunu yöneticiler yapıyor. FB Barkovizyonlu basın toplantısı düzenleyip Çakır'ı eleştiriyor. Bugün Beşiktaş.. Yarın başka bir kulüp.

Kİmse mesela kötü niyeti olsa Deniz Ateş Bitnel'in Trabzonspor'a neden penaltı verdiğinden bahsetmez. hakemler, yorumcular iyi ve kötü kararları-yorumları lehte ve aleyhte yapar, birileri de gelip kolaj yaparak art niyetini besler. Bu kadar basittir bu iş.

Valandil dedi ki...

Tekrardan merhabalar;

Çok net bir şekilde dediklerimi çarpıtıyorsunuz. Benim yazdıklarım ve sorduğum sorularda sizin verdiğiniz cevapların en ufak bir alakası yok. Siz hakemlerden konuyu açtınız, ben de size reel ve en yakın örneği sundum. Bir hakemin tamamen aynı harekete verdiği 3 ayrı tepkiyle. Ki bu ve benzeri 100 ayrı pozisyon daha sayabilirdim - her takım özelinde. Ayrıca amacım %100 Cüneyt Çakır'ı konunun odağına çekmek olsa, gider Caner'i göz göre göre "bilerek" ve "isteyerek" atmamasından dem vururdum. Size göre bu basit ve son derece doğal "hatanın" 10 dakika arayla 2. defa tekrarlanmasının hemen ardından; suratına zoom yapılan Volkan Demirel'in Caner'e yönelik ağzından çıkan "cümleleri" eminim hatırlıyorsunuzdur..

Eğer bunlar sadece hata ise bu ve benzeri basit "hataları" siz nasıl açıklıyorsunuz mesela dendiğinde ise, verilen soruya cevap vermek yerine; x de şunu demişti y de bunu yapmıştı şeklinde konuyu saptırma çabanız nedendir? Halbuki soru basit; sizce bu kadar net yapılan "hatalar" gerçekten "hata" mı? Cevap vermeniz gereken soru bu. Evet bence hata -x sebebiyle- ya da hayır hata değildir.

Olayı daha fazla saptırmanıza olanak vermeden tekrar öze dönmek gerekirse, bir önceki mesajda da üstüne bastığım nokta "Bizi doğruyorlar!" değildir. Bugün doğranması gereken "x" ise o doğranmaktadır, yarın "y'nin" doğranması gerekirse aynı kişiler bu sefer hiç çekinmeden "y'yi" doğrayacaktır. Benim eleştirdiğim nokta; "duruma göre muamele" yapılmasıdır hakemler özelinde.. Bu yüzden de bugün x yarın y ertesi gün ise z'nin isyan etmesi bu gerçeği değiştirmez. Çünkü mantıken hepsini aynı anda doğrayamazsınız.

Mehmet Demirkol konusuna dönersek; size göre son derece basit iki olayın üst üste yapıştırılması olabilir yazdıklarım. Ancak sizin zamanında yazdığınızın daha kapsamlısını da yaparım ve hiç de olay "iki" basit örnek ile sınırlı kalmaz. Ayrıca ben herhangi birinin farklı yorumlarından kolaj yapıp alakasız şeyleri üst üste yapıştırarak, manipülasyon yapmıyorum. Bilakis Demirkol'un aynı konu hakkında 1-2 gün arayla tamamen zıt yorumlarını öne sürüyorum ve sizin cevabınız; "dünyanın en kolay yargısı." Bizim eleştirdiğimiz nokta bakış açısıdır. O bakışın işine gelince at gözlüğüyle, işine gelince 360. dereceyle etrafı görmesidir..

Ayrıca; dünyanın en kolay yargısı ve asıl sorun ile kusur nelerdir biliyor musunuz? Bir konuda fikir beyan ederken, sinirlenerek kontrolü kaybetmek. Bu yüzden de her önüne gelene "ergen" şeklinde hitap edebilmek. Alttan alta karşı tarafa "işte sizler hep böylesiniz" tavrıyla cevap verebilmek. Bence asıl üstüne durup düşünülmesi gereken bu.

talipyeşiltepe dedi ki...

2009 da ki yazınızı okumadım,lakin yukarıyı ve tum yorumları okudum.bu demirkol olayı çok karışık.benim gördüğüm demirkol futbol ve saha içinden bahsederken dinlenilesi bir adamdır.ancak söz kişilere ve sahanın dışına çıktığında çok daha idareci ve yerine göre koruyucu olabiliyor.işte bu da onun samimiyet duygusunu tartışılabilir hale getiriyor ve bu 7 yıl önce de şimdi de aynıydı.

haa bir de perreıra yı eleştirmesi yüzünden şampiyonluğa giden fener den ürküyor demişsiniz,madara olmaktan korkuyordur diye.
emin olun ki fener şampiyon olsun ben madara olurum diyordur.ondan kolayı yok ki çıkar tv de perreıra yanlışlarından döndü ve kazandı der herkes te onun eleştirilerini ve yanılgısını unutuverir.:)

Borges dedi ki...

talipyeşiltepe: Belki de sinsilik onda değildir.

Neyi idare etti? Ülkede en zoru Terim'i Aziz Yıldırım'ı eleştirmektir.

Bu ülkede Terim'in silah olayına verdiği-vermediği tepki olay oldu. TV başında Uğur Meleke ile beraber tepki gösterme cesareti gösteren iki-üç insandan birisi değil miydi?(Bunu o zaman da yazdım şimdi de tekrar ediyorum) Terim ile Arda Turan basın toplantısıyla adamı makaraya aldılar "Kaos diye bir şey futbolda yoktur ahahaha." diye. "Bizim kadar diyor Arda ile Terim siz de kendinizi geliştireceksiniz" Tek bir eleştiriye dayanamadılar. Oysa geçenlerde Leverkusenli Kramer takımının oyun felsefesini açıklarken birebir şunları söyledi "Bizim oynadığımız oyunun adı Planlanmış KAOS" .Yukarıda adam diyor ki "Ferguson nerede yüzde 30 antrenmana gidiyor" diye sallıyor. Bilmiyor, araştırmıyor, futbolla da ilintisi bize oyun oynanıyor gençler ergenliğinde ama sallıyor neden? Çünkü takımını eleştirmiş.

Velhasıl; kolaj yapmak kolaydır. Bütün kararlardan, bütün yorumlardan işinize yarayan iki tanesini yan yana koyup "Bize oyun oynuyorlar, bize operasyon çekiyorlar" tartışmasına girmek kısaca başarısızlıklara kılıf uydurmak. Üşenmeşem ve işim gücüm olmasa size Demirkol'ün Aziz Yıldırım, Volkan Demirel ve hatta Emre BELEZOĞLU yorumlarından bir kolaj çıkartıp "FB Düşmanı" diye post atacağım.

Bir daha altını çizelim: Aziz Yıldırım dünyanın en alıngan insanı modunda Dursun Özbek'in sözlerini "yanlış anlayıp" gider yaptığında verilmesi gereken cevabı veren tek insan MEHMET DEMİRKOL oldu.

Bu arada yorumlardaki tek bir cümleye on tane tivit atan ergenlere de şunu demek isterim: Beni bu kadar önemseme yaşamında daha güzel ve önemli şeyler vardır. Ben çeyrek ünlü bile diyemeyeceğin bir adamım. Öte yandan yazmak, yaşamak, yorum yapmak ve karşıdakinin algısına dayanan her iş gerçekten zor zira kavrayışşızlığını makineli tüfek gibi sana doğrultan soytarılar var. Laf anlatmak zor karşim.

E bu kadarı yeter;)

Valandil dedi ki...

Verecek cevabı olmayınca, en ufak bir hakaret ve hatta aşağılama dahi içermeyen bir mesaja sansür uygulayıp onu yayına sokmayan üstüne de insanlara "soytarı" vs gibi laflarla hakaret eden bir şahıs olarak insani kalite bakımından ne seviyede olduğunuzu gösterdiniz.. "Sinsilik" kimdeymiş, gerçekten anlamış oluyoruz bu sayede.. Teşekkür ederim.. Bunu da yayına sokmayın, bir önceki mesajı hasır altı ettiğiniz gibi..

Borges dedi ki...

Valandil: Yorumlar bazen mailde çıkmıyor. Sen söylediğin için girip baktım, bir sürü de yorum birikmiş, hepsini yayına aldım. Haberim yok bu bir. İkincisi "soytarılık" v.s. seninle ya da burada gayet güzel içeriklerle yorum yapan insanları kast etmedim. aksine bir tartışma kültürü içeriisnde değerlendiriyoruz buraya gelen insanları. En ağır eleştiri dahil sebep-sonuç ile yazılıp çiziliyor.

Cevap vereyim hepsine ki ömrümde cevaplamaktan kaçındığım tek bir metin yoktur.

"Eğer bunlar sadece hata ise bu ve benzeri basit "hataları" siz nasıl açıklıyorsunuz mesela dendiğinde ise, verilen soruya cevap vermek yerine; x de şunu demişti y de bunu yapmıştı şeklinde konuyu saptırma çabanız nedendir?"

Çok basit bir cevabı var. Derbilerde mümkün mertebe kırmızı kart çıkartmamaya çalışıyor. Böyle değildi, ama bu derbide bu ruh hali vardı. Almanya'da Knut Kircher var, kolay kolay kartına başvurmaz. Ama mesela Kinhöfer tak diye atar. Bildiğimiz Cüneyt Çakır ise sizin yine "algı yaratmak için" oluşturmanız üzere sadece Caner'i değil ANDREAS BECK'İ de atardı. Sonradan izlediğimde vardığım tarafsız kanı bilinçli yapsın yapmasın hareketi net KIRMIZI Karttı. Çok daha azını ŞL'nde kırmızıyla göndermişti. Probleminiz burada. Mesela Demirkol üstelik taraftarı olduğu diye söylenilen Fenerbahçe'ye karşı gayet sert bir şekilde GS'ın hakkını korur, görülmez. Kolaj yapılır. Siz de yapıyorsunuz. Adam atma konusunda çekingen davrandı. Amacı budur, derbiyi 11 kişi ile mümkün mertebe bitirmek. Hatalı mı? Belki ama niyet simsarlığı yapmamak gerek. Önce Beck'i atmayarak başladı, derdi BJK-FB değildi. Ama her zaman bir tarafa daha çok yapılır, bu çok başka.

"Çünkü mantıken hepsini aynı anda doğrayamazsınız."

Hayır. Problem o maçın on dakikasında. öyle yoğun itirazlar.. A'ya verse B'yi doğradı diye bekleşen futbol cahili niyet simsarları. Oysa soru şu: Cüneyt Çakır neden x takımı doğrasın? Neden mesleğinin zirvesindeyken bir takımın derdiyle ilgilensin? Bunu düşünüyor olmanız problemdir. Deniz Ateş Bitnel kötü yönetim gösterdi ama bunu Trabzonspor'a haksız penaltı yaparak başlattı. Cüneyt Çakır atmadı ama bunu sizin sandığınızn ve görmek istememenizin aksine Beck'i atmayarak başladı. bu kadar basit ve net!

Siz de biliyorsunuz o hakemin tek derdi problemsiz maç yönetmek. Yorumcuların yüzde doksanını derdi doğru teşhis, öngörü v.s. Yoksa Hakan Ünsal da Galatasaraylıdır ama doğru teşhis adına doğrar da durur v.s.

Demirkol Beiktaş'ın oyunu hakkında ne kadar övgü yaptı? Şenol Güneş'e neler neler söyledi? Saygısı? Peki Galatasaray'da Selçuk'u Burak'ı en çok kim sahiplendi son süreç hariç. Üstelik burada mevzu Galatasaray. Son 4 yılda 3 kere şampiyon olmuş takımın taraftarları ülkedeki sistemin kendilerine arıza çıkardığını düşünüyor, komik değil mi? Arıza çıkarmasa demek ki 10 yıl üst üste.. 2 teknik direktör 3 başkan değiştirmiş takım 3 kupa alıyor, sistem, basın bize karşı diyor. 3 kupayı veren sistemi sorguluyor. "Ergen" derim, üzerine alınma sen. Kendimi kaybetmek filan da yoktur pek. Ama sizin özelinizde genel taraftar algısının bir kısmını eleştirirken üzerinize alınmamanızı..

aksilaz dedi ki...

Demirkol zeki bir insan, bu sebeple yaptığı bilinçli yorumları ilüzyon gibi saklayabiliyor. çok sevdiği fenerbahçesi için şike dönemi sadece sahayı konuşalım, biz spor yazarıyız derken, deniz bitnel üstünden türk futbolu, hakemleri, federasyonları için neler neler söylemiştir. kısacası Demirkol sinsi ve aşırı taraflı bir yorumcudur. ekürisi fuat ve aynı kanalda bu sıralar zevkten ölecek rıdvan gibi.

bu sinsilik konusunda hıncal uluç'ta yeralabilir. zira o da zekidir ve olayları istediği sonuca göre yorumlayıp, algı yaratabiliyor.

son sözüm ise şudur : medyada yada dışarıda sosyal hayatınızda çok ama çok az tarafsız gözle yorum yapabilen fenerbahçeli görebilirsiniz. fenerbahçeli psikolojisi diye bir tez ne zaman yazılacak bunu merakla bekliyorum. zira bu araştırılmaya değer bir konudur.

sevgiler

ibrahim dik dedi ki...

Merhaba.
7 sene önceki görüşünüzle şuanki görüşünüz değişmiş olabilir. Hatta zıt bile olabilir. Fakat siz malum konuda fikrinizin bu şekilde değiştiğini söylemekten öte konuya başkahraman olan kişiyi bugün bildiğiniz övüyorsunuz. Daha uzun yazmak isterdim. Ama cevabını merak ettiğim en ilk konu bu.
İyi günler

Borges dedi ki...

İbrahim Dink: Ben bugün övmüyorum. 7 sene önce de her zaman olması gereken yazarlardan birisi olduğunu düşündüm. Ama tartışma zaten benim değişen fikrim üzerinden ilerliyor ve haliyle arkadaşlar fikirlerini değiştirdikçe ben de bunun böyle olmadığını dile getiriyorum.

Konu başka olsun, eleştirelim.

Mesela örnek veriyorum: Yetersizlik vardır pek çoğunda. Bir Barça takımı geçti, kimse "gegenpressing, taktik v.s." üzerinde durmadı. Demirkol'ün hepi topu dediği "uzay takımı ahaha". Rıdvan Dilmen "Xavi-İniesta abi". Hepsi buydu. Yetersizdiler. Oysa Almanlar topu kaybeder kaybetmez yapılan presten yola çıkıp bugünkü "umschaltspiel" i farklı yorumladılar Barça sayesinde. Topsuz alanda Barça'yı derinlemesine analiz ettiler ki yaptıları orada yetenek değil taktik ayrıntısıydı. Geliştirdiler kendilerini. Klopp'u Tuchel'i en fazla etkileyen takım oldular.. Yazarları da üzerinde durdu, akabinde teknik adamları da.

Sadece aklımda olan bir eleştiri bu. Dahası da çok olur.

Amma velakin buraya başka sekiz insan gelip iki tane kolaj yaparak "FBli yaaa GS'ın altını oyuyor" diye devam ederse bu yorum sayfası Demirkol övgüsüne dönüşür maalesef.

Bizzat yazının içerisinde son dönem Deniz Ateş Bitnel ile nabza şerbet verme iştahını eleştirdim. Bir de eski bir eleştiri koydum. Yani yüz yüze gelemeeycek şekilde eleştiririm, sorun değil.

Benim niyeti konusundaki fikrim değişti sadece. Çelişkili tavırları konusunda değil.

Hepi topu tek dediğim şey "Spor yazarları takımlarının lehine-aleyhine çalışmaz" oldu.

Valandil dedi ki...

Tekrardan merhabalar;

Ortada iki seçenek var, ya kendinizi haklı çıkarmak için "bilerek" gerçekleri saptırıyorsunuz ya da kendi fikrinize o kadar aşıksınız ki "gerçekleri göremiyor" ve inanılmaz hatalar yapıyorsunuz.. Çünkü tüm konuşmanızı "Önce Beck'i atmadı!" teması üstüne kurmanız cidden affedilemeyecek bir "hata."

Birincisi; Cüneyt Çakır önce Caner'i atmadı, Sosa'ya çift daldığı pozisyonda. O pozisyondan 3-4 dakika sonra Beck gitti adama tekme attı. Cüneyt Çakır da göz göre göre Caner'i atmadığını bildiği için Beck'i de "atamadı!"

Peki, sonra ne oldu? Cüneyt Çakır, Caner'in devre bitmeden tekrardan yaptığı ikinci sarı kartlık hareketi "bir daha" görmezden geldi. Tüm Fenerliler o pozisyonda Caner'in kırmızı göreceğini sandı, çünkü birincisini hadi arada kaynattı ama bu ikincisini artık vermemezlik edemez diye düşündüler. Çakır "yine" kart vermemesine rağmen Volkan, Caner'in üstüne gidip etmediği laf kalmadı.

Demek ki neymiş? Cüneyt Çakır önce Caner'i atmayarak haksızlığa başlamış.. Ha tabii bu size göre "problemsiz maç yönetmek."

Ayrıca her iki lafınızdan biri "Fenerbahçeli olduğu iddia edilen Demirkol.." Bunu ben ya da x bir kişi iddia etmiyor, adam zaten daha önce 40 defa Fenerbahçeli olduğunu deklare etti. Kısa bir araştırmayla bulabilirsiniz..

Ve en önemlisi, asıl sizin yapmaya çalıştığınız algı yönetimi. Daha ilk lafımda bile ne dedim? Mehmet Demirkol'u diğerlerinden ayıran "fanatik" şeklinde körü körüne bir şeyler yapmaması. Çoğu zaman doğru konuşurken, arada işine geldiğine göre siyah ve beyaz'a gri demesi. Yani Demirkol'un birçok dediğinin mantıklı olması başka, "birebir aynı durumla" karşılaştığında Fb'ye başka GS ve BJK'ye başka yorum yapması başka. Ki bunların birkaç basit örneğini verdim zaten.. Yani, sürekli; Demirkol şurada Bjk'yi övdü, burada Gs'yi övdü hani Fenerbahçeliydi bu adam!!! vs demeniz ile benim dediklerimin zerre alakası yok.

Son olarak size göre derbilerde kart çıkarmayan Çakır'ın derbiler karnesi;

Fenerbahçe, Çakır'ın yönettiği 11 derbide 6 kez kazanırken, Beşiktaş 10 maçta sadece 1 kez galip gelebildi.

"Cüneyt Çakır, yönettiği derbi maçlarda Fenerbahçe'ye ve rakiplerine 7 kırmızı kart gösterirken, Beşiktaş'a 3, rakiplerine ise 1 kez kırmızı kart çıkardı. Toplamda ise Cüneyt Çakır yönetiminde Fenerbahçe'nin rakipleri 13 kırmızı kart görürken, Beşiktaş'ın rakipleri 4 kırmızı kart gördü."

Bak sen şu Allah'ın işine..

Borges dedi ki...

Valandil: "Problemsiz maç yönetmek" değil. Art niyeti yok. Ya da hakemlerin genel olarak gözettiği bir takımın çıkarı değil. saçmalamayın.

Cüneyt Çakır'dan bağımsız son 5 yılda Fenerbahçe derbilerin kaçını kazanmış, Beşiktaş kaçını?

FB kaç maçtır evinde yenilmiyor? Dolayısyla hakemler için istatistik genel olarak bu şekilde çıkacak. Çünkü FB'nin son dönemde inanılmaz bir iç saha derbi istatistiği mevcut. Yani istatistikleri takımların son 10 yıldaki derbi başarısından bağımsız olarak yorumlayıp "Cüneyt Çakır maçlara Beşiktaşımızı dopğramak için çıkıyor" düşüncesini beslemek işinize gelebiir, ama doğru değil maalesef.

Derbilerde kart çıkartmaz demiyorum, aksine sürekli çıkartırdı ama son derbide iki takıma karşı da kartlar konusunda oldukça toleranslı davrandı.

Gerisi tekrar..

Valandil dedi ki...

Yine yeniden..

İlk olarak 2 gündür tüm konuşmalarınızı üstüne kurduğunuz; Cüneyt Çakır ilk haksızlığı Fener'e yaptı ve Beck'i atmadı!! Beşiktaş'ı yakacak olsa onu yapardı!! tarzı tutumunuzun tamamen hayal ürünü olduğunu kanıtlarıyla dile getirdim. Tabii ki görmezden gelerek, o konuyu hiç yaşanmamış gibi gösterme yoluna gitmişsiniz üstüne tek kelime dahi edemeyerek.. Halbuki ben göstere göstere gerçekleri nasıl saptırdığınızı ve sürekli beni itham ettiğiniz "algı yönetimini" Beck üstünden aslında sizin nasıl yaptığınızı herkesin gözüne sokmuştum. Lâkin tabii ki bunlar "tekrar." Üstüne laf söylemeye gerek yok, nasılsa millet unutur..

Siz Cüneyt Çakır zaten kırmızı kart çıkarmaz dediniz, ben de size bunun da doğru olmadığını gösterdim. Bu sefer de yine gerçekleri saptırararak, olayı galibiyet mağlubiyet eksenine çekmişsiniz..

Sözün özü; tartışmayı sürdürmenin anlamı kalmadı. Çünkü siz bana cevap verirken her seferinde ortaya yeni bir "fikir" atıyorsunuz, cevabını verince ise söylediğim cevabın üstüne yorum yapmak yerine, bambaşka bir eksene çekiyorsunuz yeni cevabınızın temasını.. Haliyle sürekli konunun özünden sapmak zorunda kalıyoruz.. Kısacası; bu tarz bir konuşma sürdürülemez, çünkü amacınız üzüm yemek değil..

Borges dedi ki...

"İlk olarak 2 gündür tüm konuşmalarınızı üstüne kurduğunuz; Cüneyt Çakır ilk haksızlığı Fener'e yaptı ve Beck'i atmadı!! Beşiktaş'ı yakacak olsa onu yapardı!! tarzı tutumunuzun tamamen hayal ürünü olduğunu kanıtlarıyla dile getirdim"

Kanıt ne? Bir pozisyonda sizin öznel görüşünüz. ;)

Ki kanıt olsa ne olur? İlk hatayı x'e ya da y takımına yapsa ne değişir? BU sizin "Cüneyt Çakır" Beşiktaş'ı doğruyor tezinize kanıt mı?


"millet unutur" ? Millet unutsa ne olur, bu tartışma başından itibaren burada ve ilelebet kalacak, derdiniz olmasın;)

"Siz Cüneyt Çakır zaten kırmızı kart çıkarmaz dediniz, ben de size bunun da doğru olmadığını gösterdim"

Ben çıkartmaz demedim, siz de bana bir şey göstermediniz. Algınız düşük, kavrayışınız kıtsa bunun cezasını ben her cümleyi açıklayarak geçiremem. Dedim ki: Cüneyt Çakır gerçekte kartına başvurmayı sever, hatta kişisel görüşüm kırmızı karttan penaltıdan keyif alır. Amma velakin bu maç içerisinde tavır ve tutum değiştirdi. Mümkün mertebe İKİ TAKIMDAN DA oyuncu atmamak için gereksiz hoşgörü gösterdi. İSter Caner'e ister Beck'e.

fark etmez.

Önce kime olduğu da fark etmez.

Ayrıca.. size göre önce Beşiktaş'ın hakkın yedi sonra bu yüzden Beck'i atmadı. E yani eyyamcılık yapmış oluyor diyorsunuz ama bu sizin "Beşiktaş'ı doğruyor" tezinizle pek örtüşmüyor. Beşiktaş'ı doğramak isteyen hakem haksızlık yaptım, Beck'i atmayayım mı der?

Siz aynı zamanda bırakın okuyanlar burada değerlendirmede bulunsun, kim çürüttü kim saçmaladı vesaire.


Ben her seferinde size "yeni fikir" atmıyorum, sadece sizi doğru bir şekilde cümleleri anlamanız için ekstra açıklama yapıyorum. Örnek: "Derbilerde mümkün mertebe kırmızı kart çıkartmamaya çalışıyor. Böyle değildi, ama bu derbide bu ruh hali vardı."

"Böyle değildi." diyorum "bu derbide böyleydi" diyorum gibi sayısız yanlış anlama v.s. Siz kendi kendinize neyi çürütüp neyi gösteriyorsunuz onu yorumları okuyanlar karar verir merak etmeyin.

talipyeşiltepe dedi ki...

tam anlaşamamış ız ama yıne de teşekkurler..

Valandil dedi ki...

"Kanıt ne? Bir pozisyonda sizin öznel görüşünüz. ;)"

Caner'in, Sosa'ya yaptığı hareketin %100 ikinci sarıyı gerektirdiğini Türkiye Cumhuriyeti içinde yayın yapan tüm kanallar dile getirdi. Tabii ki siz bunlara denk gelmemişsinizdir muhakkak.. Haliyle de o pozisyonu ilk kez benden duyduğunuz için, o pozisyon birden benim "öznel" görüşüm oldu.. Engin yabancı diliniz ve yabancı futbol görüşünüz ile o pozisyonu istediğiniz kişiye gösterin, herkes aynı cevabı verecektir.

Ancak bu sizin için önemli değildir, çünkü maksat konuyu saptırmak. Çünkü maksat, gerçeği nasıl "bilerek ve isteyerek" çarpıttığınızın ortaya çıkmış olmasını karambole getirmek.. Çünkü maksat üzüm yemek değil..

"Ki kanıt olsa ne olur?"

İki gündür göz göre göre bana itham ettiğiniz "algı manipülasyonu" yapıyorsun lafınızın nasıl gerçek dışı olduğunu gösterir.. Asıl manipülasyon yapanın, asıl gerçekleri "bilerek" ve "isteyerek" çarpıtanın kim olduğunu gösterir..

Daha önce de dediğim gibi; sizinle ortak bir payda da buluşabileceğimi düşünerek mesaj attım, lâkin hata yapmışım.. Göz göre göre 2 gün boyunca yalan konuşan, sonra da bu durumu ortaya dökünce karşı tarafa hakaret etmeye başlayan biri var ne yazık ki karşımda.. Bilseydim, hiç muhatap almazdım..

Son olarak; ben şu ana kadar hiçbir zaman Cüneyt Çakır Beşiktaş'ı doğruyor demedim. Bu zihniyet, bugün öyle istendiği için x'i yarın gerekiyorsa y'yi ertesi gün ise hiç çekinmeden x'i doğrayacaktır bugüne kadar hep olduğu gibi. O yüzden asıl değişmesi gereken bu zihniyettir dedim. Laflarımı doğru "algılayıp" ona göre yorum yapmanızı beklemiyorum, çünkü sorunun "algılama" ile alakası olmadığı ortada. Ne demiştik? Maksat üzüm yemek değil..

Borges dedi ki...

Burada kim niye yalan konuşsun yahu?

"Kanıt olsa ne olur" Yani pozisyon burada tartışamam ama ilk kırmızıyı Fenere değil de Beşiktaş'a çıkarması gerekse ne olur?

Hepi topu bu "eyyamcılık" yaptı deriz. Eee?

Bir daha söylüyorum: Kanıt olsa ne olur? İlkinde Beşiktaş'a çıkması gerekse ne olur? Gerçek iki tarafa da kırmızı konusunda problemli davrandığı olur.

İlk hatayı Fenerbahçe'ye yapsa ne olur Beşiktaş'a yapsa ne olur? Nihayetinde siz Beşiktaş'a vermediği için Fenerbahçe'ye de vermediğini savunuyorsunuz. Bu hangi zihniyetin planı?

"Sevgili Çakır,ilk kime hata yaparsan diğerine de aynı hatayı yap" diye üst yerden emir mi geldi Çakır'a.? Yok edilmesi gereken zihniyet nedir? Ucu açık, her beş kişiden dördünün ortaya koyduğu iddia zaten bu.

Valandil dedi ki...

Öncelikle üslubunuzu düzelttiğiniz için teşekkürler, aksi takdirde tartışmayı sürdürmenin bir anlamı olmayacaktı. Şimdi ortada bir problem var; ya siz ne yazdığınızın farkında değilsiniz ya da benim ne söylediğimi ve neyden bahsettiğimi görmemek için extra bir çaba içerisindesiniz.

Sıradan gidelim;

"Burada kim niye yalan konuşsun yahu?"
Bilmem, ben de onu anlamaya çalışıyorum zaten. Neden 2 gün boyunca üstüne basa basa BÜYÜK HARFLER KULLANARAK aslında olmayan bir şeyi olmuş gibi gösteriyorsunuz? Söylemediğim şeyleri sanki söylemişim gibi yazıyorsunuz?

"Kanıt olsa ne olur? İlkinde Beşiktaş'a çıkması gerekse ne olur?"
Basit.. Siz ısrarla benim algı manipülasyonu yaptığımı söylediniz ve bu düşüncenizin dayanağını da aslında olmayan bir "duruma" yüklediniz. Neydi o? Cüneyt Çakır ilk olarak Fenerbahçe'ye haksızlık yaptı. Defaatle bunu dile getirdiniz, ben de aslında haksızlığın ilk Beşiktaş'a yapıldığını gösterdim. Kanıt o işe yarıyor. Tıpkı ikide birde gelip Demirkol için Fenerbahçeli algısı yaratan sizler!! yazmanız gibi. Halbuki adam bunu kendi deklare etti, benle ne alakası var? Şimdi sorduğunuz soruya cevap verelim..

Eğer Cüneyt Çakır, göz göre göre Caner'i atmamazlık etmeseydi 3 dakika geçmeden meydana gelen pozisyonda Beck'i kesinlikle oyundan atardı. Kısacası Beck'in şansı, Caner'in dengesizliğiydi. İlk hareket Beck'den gelmiş olsaydı, Cüneyt Çakır kesinlikle kendisini oyundan atacaktı, bundan önce defalarca yaptığı gibi. Ha Beck'i atmadı da ne oldu? O pozisyondan sonra Caner'e tekrardan çıkmayan bir ikinci sarı kart, ayrıca Volkan Şen'e çıkmayan bir kırmızı kart var.

"Hepi topu bu "eyyamcılık" yaptı deriz. Eee?"
Ne kadar da kolay söylüyorsunuz. Yani size göre; şu anda dünyanın en iyi hakemlerinden biri olarak gösterilen ve yurt dışında neredeyse sıfır hata ile maç yöneten birinin, her derbi mücadelesinde - fb-bjk-gs fark etmeksizin o anki konjonktüre göre- "skandal" olarak nitelenebilecek en az 2-3 hatasının olması geçiştirilebilecek bir şey. Cidden hayretler içinde okuyorum yazdıklarınızı. Eyyamcılık, günümüzde hangi sıfatlar yerine kullanılıyor bir düşünün tekrar isterseniz. Size biri gelip, yaptığınız iş için; "Eyyamcısın sen!" dese, bunu kendinize yedirebilir misiniz?

Ne dedik? Asıl savaşılması gereken bu "zihniyettir."
Ligin bitmesine daha koca bir yarı varken 8 puan fark mı olur? Aç kalacağız, susuz kalacağız, kimse dekoder almıyor! Lige renk gelmesi lazım denilen günleri ne çabuk unuttunuz? Ertesi gün çıkan gazetelerin manşetlerini de mi hatırlamıyorsunuz? "Lige renk geldi!"

2004 ile günümüz arasında ne fark var? Sıfır. Eğer geçen hafta Beşiktaş Fenerbahçe'yi yenebilseydi, lig zaten gayriresmi olarak bitmiş olacaktı. En azından tamamen nefretten beslenen, "skor" taraftarlarının gözünde. Bunun kime zararı var peki, söylememe gerek var mı?

Sözün özü; lig yarışı daha 10+ hafta varken bitmedi. Bugüne kadar defalarca olduğu gibi, yine "dengeler" konuştu. Ne demiştiniz? Cüneyt Çakır normalde çok kırmızı kart çıkarır, ama bu seferlik kırmızı kart kullanmaktan imtina etti. Allah Allah? Bilmem kaç yıllık hakem birden neden titredi acaba? Daha maçın 25. dakikasında Fenerbahçe 10 kişi kalmasın diye olabilir mi?

Size göre; bu tarz "ani" değişimler son derece olağan, hayatın akışında olan şeyler. Bize göre ise mide bulandırıcı..

Dediğim gibi; bunun kimin başına geldiği önemli değil. Önemli olan bu zihniyetin yok edilmesi ki adil bir oyun izleyebilelim. Yoksa bu gözler, haftalarca bir takımı doğradıktan sonra dalga geçer gibi verilen 2 penaltıyla o takımın ağzına bal çalan mhk'ları ve düdüğü asmak zorunda kalan hakemleri de gördü.

Son olarak; "Sevgili Çakır,ilk kime hata yaparsan diğerine de aynı hatayı yap" diye üst yerden emir mi geldi Çakır'a.?

Ortaya konan bir fikirden, bu kadar alakasız bir çıkarım yapabilmek.. Ciddi manada hayal gücümü zorluyor..

Borges dedi ki...

Çok sıkıldım aynı şeyleri açıklamaktan.

Eyw.

Hikmet Pınarbaş dedi ki...

Tebrikler. Kimine göre haksız, eksik yahut maksatlı da bulunsa anafikir olarak bence muazzam bir düşünce. Fikrinizi değiştiğini yahut yanıldığınızı belirtmeniz bence çok güzel. Ayrıca yorum yapan arkadaşları da tebrik ediyorum. Sabırla saygıyla sinirlenmeden karşılıklı farklı fikirleri savunmak seviyeyi düşürmeden itham etmeden konuşabilmek şu ortamda yine çok güzel bir durum. Kim haklı kim haksız bakmadan ironi yapmadan laf sokma v.b. gibi herhangi bir amaç gütmeden samimiyetimle tebrik ediyorum. Laubali ve tahkir edici popüler internet dile kullanılmadan ortak nokta bularak veya bulamayarak sabırla konuşabilmek şu dönem için apayrı güzel. Buradan şu kanaate varıyoruzçm, demek ki ülkenin tamamı verilen/istenilen komplo teorisyeni paranoyak topluluk haline dönüştürülememiş.

Basar dedi ki...

@borges
Senelerdir okur, takip eder beğenirim fakat şu son yadzığın Cüneyt Çakır yorumlarından sonra tüm düşüncelerimi değiştirdin.

Vay vay vay... Son maçta Cüneyt Çakır'ın taraflı olmadığını söylemek için futbolun katili olmak gerekir. Arkadaşlar sana o pozisyon ofsayttı bu pozisyon penaltıydı gibi subjektif yoruma açık pozisyonla gelmiyor. Geçen yıl Veli'yi atışı ile bu yıl Volkan'ı atamayışını vurguluyorlar! Buna karşın yaptığın yorumlar yazında değindiğin "kariyerini düşünüyor, basının içerisine girdi ondan böyle" cümlesini doğruluyor. Irmağın akışına sende katılmışsın, aman feneri eleştirmeyeyim konumuna gelmişsin.

Sırf bu yüzden gazete değil blog okuyorduk, artık bir blog eksik okuyacağız. Allah işini rast getirsin!

Borges dedi ki...

@basar Yani senin beni okuman için ben hakem şu takımı doğradı diyeceğim, öyle mi?

Demiyorum. Eskiden de demezdim ki, sen kimi okudun acaba? 4-5 yıl önce bizzat GS'ı Çakır doğrmamadı dediğim için bir sürü tartışma yaşadım ben derbide. Sen kimi ve neyi okuyorsun yahu?

Cüneyt Çakır hata yapar, Bundesliga'da bunların on misli yapıldı ilk devrede. Bir değil iki değil arkadaş. On misli yapıldı. Tüm Almanya değişen ve hızlanan futbolda video hakemliğini konuşuyor, seneye de başlayacak gibi. Bunu siz hep yaptınız, ben değil.

Hiçbir zaman demedim zaten. Kariyer içn "hakem doğramadı" mı deniliyor, ne saçmalıyorsunuz siz allahaşkına? sıyırmış gibisiniz. Ne skim bir kariyermiş bu hakemleri desteklemek zorunda bırakıyor beni?

Medyada "kariyeri olan" her yorumcu Deniz Ateş Bitnel'i doğramıştır. Bir insaoğlu da "SİZİN GİBİ" oluşturulan taraftar baskısı nedeniyle "hakemler hata yapar ama tek tarafa doğru bilinçli" değil diyememiştir.

İSter okuyun ister okumayın ve fakat şunu bilin ki; Ne demirkol yazısı ne de hakem yorumların görüldüğü üzere kariyerime yardım etmez.

Yine de diyorum:

Bu komploları bırakın artık.. SIKILIN her yenilgide buraya bakmaktan. Lütfen SIKILIN Atık bu bayat muhabbetlerden.

aksilaz dedi ki...

Borges sanırım karıştırdığın nokta şu, yada bizim anlatamadığımız:

Fransa, Almanya, İngiltere'de futbol bir spor olarak kabul ediliyor. hata yapanda suç aranmıyor yada art niyetli olduğu söylenmiyor. fakat Türkiyede öyle değil. bunu kabul etmesekte bu böyle. fenerbahçe resmi sitesinden zaman gazetesi, fetöyü suçlayarak herşeyden kendini temizlemiş sayıyor. bu sebeple türkiye gerçeklerine göre yorumlamalısınız.

Borges dedi ki...

Aksilaz: Haklısın ama es geçtiğin durum şu. Cüneyt Çakır gibi konumda olan insanın en son takacağı konu x takıma kıyak geçilmesi. ŞL zirvesi ve kimseye bir borcu da yok ki. Amacı ne Çakır'ın? Tüm takımlar hakemlerden şikayet ediyor, her hata bir yere kötü niyet ile yamalanıyor. Evet Avrupa'da değiliz ama bil ki farkı oluşturan o ülkelerde hakem kalitesi değil onları yorumlayan insan kalitesi.

aksilaz dedi ki...

Borges: Cüneyt çakırın ŞL performansı ile Tr performansı ortada. tüm takımlar hakemden şikayet ediyor demek bence eksik kalıyor. şikayet edenlerden bir tanesi hakemleri atıyordu daha 2-3 sene öncesine kadar. tff başkanına aleni küfür ediyordu, yeniden yargılanacağız deyip yargılanıp aklandı. Cüneyt çakır tüm bunlardan etkilenmiyor mu yani?

Türk futbol ve sporunda sorun çok fazla ancak tüm bunlar müsebbibi demirkol gibi yazarların gerçekleri gizlemeye çalışması. zira o gerçekleri gizleyerek kendilerine bir yer edinebileceklerini biliyorlar.

Basar dedi ki...

Anlaşamadığımız noktaları yazayım, zira okuduğunu anlayamamışsın.

1) Buraya hakem doğradı yazısı okumak için girmiyorum. Hakemler ile ilgili yazı yazmanı da beklemiyorum. Cüneyt Çakır için yorum kısmına yazdığın kısım ile ilgili sana eleştiri getiriyorum.

2) Kariyer için "hakem doğramak" gerekmiyor, kariyer için fenerbahçeyi ve Türk futbolunun önüne geçen fenerbahçe zihniyetini eleştirmemek gerekiyor. Örnek vermek gerekirse Cüneyt Çakır gösterdiği yanlı yönetim ve çifte standart ile fenerbahçe'ye avantaj sağladı diye yazmak kariyer açısından olumsuz bir durum.

3) Olay Cüneyt Çakır'ı eleştirmek veya eleştirmemek değil. fenerbahçe Beşiktaş maçında yapılan yanlı yönetimi eleştirmek. 10 senedir Almanlar ile birlikte iş yapıyorum, Cüneyt Çakır tarzı ahlaksızca hareket edeceklerini hiç sanmam. Bu yüzden Bundesliga'da mutlaka hata oluyordur fakat son maçta yaşanan gibi (yumruğa kırmızı çıkartmamak) bir bilinçli hata olmuyordur.

4) Ben bloğunu yenilgilerden sonra okumuyorum. Kendimi geliştirmek, yeni bir şeyler öğrenmek, işten-çocuktan dolayı artık takip edemediğim Türkiye dışındaki futbol ile ilgili bilgi almak için okuyorum. En önemlisi, gazetelerde bulamadığım objektifliği ve bilgiyi takip edebilmek adına okuyorum.

5) Komplocu da değilim ama Türkiye'de futbolun sadece futbol olmadığı aşikar. Kabul et veya etme son maçta fenerin Beşiktaş'ı kilitlediği kadar hakem de Beşiktaş'ı kilitledi. İsteğimiz, anlık penaltı, ofsayt kararlarının doğru verilmesi değil. Tekme ve yumruk olaylarında hakemlerin kitapta ne yazıyorsa onu uygulaması.


Basar dedi ki...

Yorumlarıma yasak mı geldi? Cevap yazmıştım...

Borges dedi ki...

Basar: "Kariyer için fenerbahçeyi ve Türk futbolunun önüne geçen fenerbahçe zihniyetini eleştirmemek gerekiyor" aynı şeyi her insan kendi takımı için söylüyor yahu. Gelin görün artık şu yukarıdan baktığınızda resmin komik durduğunu. Gerçekdışılık söz konusu.

Ve Siz benim gibi Galatasaraylı olarak son 4 yılda 3 kez Şampiyon olmuş takımın taraftarı olarak "zihniyet" sorunlu diyorsunuz. Olmsaydı nasıl olacaktı acaba? Konyaspor, Başakşehir? İki tane başakşehir maçı oynadı Galatasaray. Podoolski'nin eli, Umut'Un penaltısı. Yani her takım için "komplo teori" üretmesine yetecek hakem hataları mevcut. Buradan bakmak, futbolu sürekli olarak bunun üzerinden yorumlamak gerçek anlamda futbolu baltalayan eylemlerdir.

Keşke sizler zaman zaman saçmalıkların da olduğu bu ülkenin futbolunu saha içerisinde yorumlayarak kalsanız da ekranlar da temizlense, bizler de futbol konuşsak.. Resmin bozuk taraftarını oluşturan kesim futbolun tüm güzelliklerini geride bırakıp "hakemler" ve "komplo teorileri" üzerinden yorumlanmasıdır.

" En önemlisi, gazetelerde bulamadığım objektifliği ve bilgiyi takip edebilmek adına okuyorum. " demişsiniz.

Gazetelerde sürekli bunlar var. TV programlarında sürekli bunlar var..







Borges dedi ki...

NOT: Küfür içermeyen her yorum yayınlanır. Yayımlanmazsa bir mail atarsanız ki bu yorum yoluyla da olur. Bazen maile düşmüyor yorum, sorun bu.

ideal 11 dedi ki...

''Hatta bu konu hakkında diretirse Demirkol’e “faşişt” bile derim hiç çekinmeden..''

almanyaya her gelen almanca öğrenmek zorunda olunca faşist olmuyorda türkçe öğren denince mi faşist olunuyor.

pep daha almanyaya gelmeden almanca öğrenmeye başlamış.eee. demirkol da milli takıma gelirken türkçe öğren diyor.ne var bunda.

Maxim Tsigalko dedi ki...

Borges, seni uzun süreden beri takip ediyorum ve senin samimiyetine inanıyorum ya da inanmak istiyorum diyelim. Mehmet Demirkol'un samimiyetine ve tarafsızlığına ise kesinlikle inanmıyorum.

Özellikle son 2 yıldır neredeyse Demirkol'un tüm programlarını izliyorum. İstediği algıyı yaratmada şuanda zirve noktaya ulaştığını izleyerek görüyoruz. Ben de tarafsız bir gözle izlemediğim için kendisini, abartıyor olabilirim.

Tarafsızlığına vurgu yapmak için zamanında Aziz Yıldırım'ı da, Fatih Terim'i de eleştiriyordu demişsin. Bu eleştirileri hep o kişilerin zayıf oldukları, tüm medya tarafından eleştirildikleri dönemlerde olmuştur. Demirkol doğası gereği hep güçlünün yanında oldu ve olacak.

"Medya sektörüne girdin, o yüzden böyle konuşuyorsun" eleştirisini haklı bulmuyorum ancak Demirkol da burada çizmeye çalıştığın adam değil. Senin yazında da tam bir Demirkol tarzı manipülasyon hissettim. Olduğundan iyi, tarafsız, samimi göstermişsin. Kasıtlı ya da kasıtsız bilmiyorum ama böyle bir hisse kapıldım.

Burada benzer manipülasyonla Demirkol'un belli söylemleri alınarak tam tersi bir etki de çok rahat yaratılabilir. Mesela geçenlerde twitter'da gördüm. Bruma transfer olduğunda övgüye boğup, çok iyi transfer demiş. Geçenlerde de Bruma'ya 13M euro kim verdiyse GS'nin bugünkü halinden o sorumludur gibi bişeey demiş. O dönem GS başarılı ve güçlüydü, GS'yi savunmak kolaydı ve reytingi vardı. Bugün de GS çok zor durumda ve GS'yi eleştirmek para ediyor. O yüzden de hiç gocunmadan aynı transfer üstünden vurabiliyor.

Şuanda Vitor Pereira'ya Mourinho, Josef de Souza'ya Fernandinho muamelesi yapıyor ama olur da Beşiktaş şampiyon olabilirse aynı kişileri en çok eleştirecek, gönderilmelerini ilk isteyecek kişi de Demirkol olacaktır.

Borges dedi ki...

Maxim Tsigalko: Yaptığın eleştiri tartışılır. Net bir şekilde "hayır" ya da " evet " diyemem. Yalnız "fb-gs" muhabbeti olmadığı kesin.

Bruma konusuna gelirsek şunu diyelim.. Hepimiz ilk başta Bruma'dan etkilendik, iyi şeyler söyledik. Yalnız tam bu zamanda Demirkol "burası yetiştirici bir lig değil, doğru değil" yaklaşımını da sergiledi, hakkını yemeyelim. Olması gereken eleştiri sanırım buydu.

Öte yandna iyi oynadığı maç sonrası çok iyi, güzel v.s. dedik hepimiz. Ben kendi adıma konuşmam gerekirse çok sonraları gelişmesi ve değişmesi zor olan oyun zekasının düşüklüğü üzerine eleştiriler yapmaya başladım. Ama ilk geldiği anda oyuncu hakkında iyi şeyler söyledik. Çünkü ben o zaman yaptığım araştırmalarda bu oyuncuyu Bayern'in almak istediğini ve kapısından döndüğünü de v.s. Zaten futbolcunun koşulları önemlidir.

Coman mesela...Juventus'ta başka.. Bayern'de çok başka. Koşullar burada belirleyici. Sanırım bu konuda son tespit şu olmalı: Konumumuz gereği biz Türk takımları olarak Messi olacağını bilsek genç bir oyuncuya 10-13 milyon euro veremeyiz çünkü bizde yıldız olsalar en fazla zaten 10 milyon edecek. Bu gerçek anlamda bir hata. 10 milyon verilen oyuncu keşif de değildir zaten ve bzim işimiz de değil. Yetiştiremiyoruz gerçeği var.

Medya'da seni de koyalım. Haber önünde, GS cezayı yemiş. Ne diyeceksin? Ya da GS-FB-BJK Şampiyon olmuş. Ne diyeceksin? Bunları dedi diye duruma göre konuşmuş oluyor bana çok..

Bir de şu var: Başta bir bilgi gelir, ona göre yorum yaparsın. Bruma 10 milyona alındı. Efendim sonra gün gelir sözleşme içeriğini öğrenirsin, aslında sadece şu kadarını alınmış, şöyle şartlar konulmuş v.s. gibi.. fikrin değişir.

Emre Arıkan dedi ki...

Sneijder meselesinde demirkol yasalara kişisel verileri saklama suçundan ceza almalı. Adam özgür buzbaş-menajer arasında geçen konuşmalar bende var diyor. sizin gibi haklar konusunda duyarlı olmaya çalışan bi adam bunu görmezden geliyor. ben buna şaşırıyorum açıkçası. adam bildiğin 2-3 yıl hapis cezası olan bir şuçu işliyor kimse bir şey demiyor yav. sonra daha çok akpye laf edersiniz. şikayetçi olan kesim bile bu hukuksuzluğu öyle ya da böyle savunurken bu hukuksuzluk bitmez. zaten sorunun hiç bir zaman akp değil yüzsüz insanlar olduğunu düşünmüşümdür.

Borges dedi ki...

Emre Arıkan: Dürüst olayım. Ben bu yazıyı yazdığım zaman haberin ilk çıktığı anki programı ve sonrasındaki programı izledim. Birincisinde "Sneijder bunu istiyor, kesin bilgi" dedi. İkincisinde de bu bilgiyi ben haber müdürümüz Özgür Buzbaş'dan aldım dedi.

Buraya kadar olan kısımda ben Demirkol'ü eleştirmem. Eline geçen üstelik haber müdüründen bilgi.

Belki eleştirilmesi gereken NTV gibi "HABER KANALI" olan bir spor yayıncısının böylesine değerli bir bilgiyi neden Demirkol üzerinden medyaya taşıyor? Bilgi netse.. Yaz metnini, koy DSF'sini bas haberini. Burası kafa karıştırıcı.

Sonrasındaki mesaj geyiğini sonrasında okudum, işler tuhaflaştı. Ne gerek vardı?

Başta da söylediğim gibi bir tv kanalının haber müdürüne bir menajer bir şeyler söylüyorsa bu açığa çıkar. Burada açığa çıkaranları suçlamak yersiz gelir bana. Haber müdüründen kanka olmaz, off the rekord da olmaz gibi.

Basar dedi ki...

Sevgili Borges diğer güzel ve hüzünlü yazını devam yorumu ile kirletmek istemedim.

Lakin ben hala "Resmin bozuk taraftarını oluşturan kesim futbolun tüm güzelliklerini geride bırakıp "hakemler" ve "komplo teorileri" üzerinden yorumlanmasıdır." cümlene takıldım.

Trabzon-Beşiktaş maçını örnek verip bu da mı gol değil demek istiyorum. Yerde kaleci gibi elle top çıkaran stoper, geri pas veren sağbek... Bunlar da aynı fenerbahçe maçında verilmeyen kırmızı kartlar gibi kasıtlı pozisyonlar. Bu kadar tesadüf üst üste olamaz. Artık fenerli arkadaşlarım bile hakemler bizi kolluyor diye mesaj atıyor. Onlar da mı komplocu?

Bize komplocu diyedur ben sana olayı özetleyeyim. 4 senede 3 şampiyonluğu GS'ye kaptıran aziz yıldırım bu yıl kesenin ağzını açtı ve transfere bir tomar para yatırdı. Sadece bonservis değil maaşları da çok yüksek. Bu geminin yüzmesi için şampiyon olunması gerekiyor yoksa Galatasaray örneği ortada (şampiyonluğuna rağmen döndüremedi) feneri de UEFA kriterleri aportta bekliyor.

Bunca hakem rezaletini bu yüzden yaşıyoruz. Allah'tan Beşiktaş var da her hafta taraflı tarafsız futbol izleyebiliyoruz veya senin deyiminle futbolun güzelliklerini izleyebiliyoruz.

Not: fenerli futbolcu her poziyonda hakeme koşarak el kol itiraz ederken, Beşiktaşlı futbolcular stoperin kalecilik yapmasını bile kanıksamış 10 saniye içinde maça geri dönüyorlar. Bu da futbolun çirkin ve güzel yüzünü temsil ediyor sanırım.

Borges dedi ki...

Basar: Hakem hata yaptı. Bu kadar basit ve net. Maçı 90 dakika izledim. Geri pas ve o pozisyon hariç takdir haklarını kullanırken ayrımcılık görmedim. Hakem o tuhaf pozisyonda dağıldı yahu, hepsi bu. Çok kötü, bariz bir hata ama sana şunu söylüyorum: Benzerleri her gün yapılıyor başka liglerde. bu geyiği bırakmazsanız iş çok zor. Türkiye Futbolu'nda mesele hakemler değil, izleyiciler. Kötü niyetliler. Maalesef hakem performansı yetersiz olsa dahi bu kadar çok "satma" geyiği hoş değil.

aksilaz dedi ki...

Borges: suçu hala biz izleyicilerde arıyorsun. bizi maç izlerken 40 türlü tilkiyle izlettirenlere biraz laf söyleyin artık. bu ülkede şike oldu bilmem farkında mısın. o şikeyi yapanlar hala devam ediyorlar zira devlet eli ile bu suçun üstü örtülüyor. bence sahadaki futboldan çok bunları konuşmalı, yazmalısınız? zira gazetecilik bunu gerektirir. mesela son olarak hidayet türkoğlunun danışman olması, ülkerin dev fener sevgisi, rte nin kulüpler kişiler ayrı demeçleri, yeniden yargılanma gibi konuları inceleyelim.

demirkol, rıdvan ve nice sinsiler bizi değilde sizin gibi bu işi sportmence yapmaya çalışanları kör ediyor.

Borges dedi ki...

Aksilaz: Ülke futbolunda sorun yok demiyorum ama bir varsa beşi de biz ekliyoruz. Futbolun kendisine de eziyet etmeyelim artık yahu. Bir sorun da futbol yerine bunları konuşmayı seven bir kitlenin oluşması. GS diyorum 4 yılda 3 kez şampiyon. Fenerbahçe Beşiktaş neyse. Sorun varsa bu daha çok anadolu takımlarının..

Hidayet Türkoğlu başlı başına bir vakka ama onu işin uzmanları yazsın altın dilenildiği günden bu yana gerçekleşen süreci.

aksilaz dedi ki...

Borges : futbole eziyet etmiyoruz , çünkü isteğimiz zaten saf futbolun olması. evet bunları daha fazla konuşuyorum çünkü saha çamurlu. Galatasaraylıyım ve 4 yılda dediğiniz gibi 3 şampiyonluk var. Nasıl şampiyon olduğunu hepimiz biliyoruz. Oynatılan playoff saçmalığı, yabancı kısıtlaması, sonrasında özgür bırakılması bile bu şikenin içindedir. Meloyu istemeyen Tff başkanı var hala görevde :)

Anadolu takımları 3 Temmuz sonrası figüran olmayı kabul ettiler. o zamanki demeçleri hala dimağlarımızda. alacakları 3-5 milyon fazla yayın geliri uğruna bu pisliğe göz yumdular.

Galatasaray , Trabzonspor ve Bursaspor bu kirle düzene karşı biryere kadar direndi ama bence bu direnişte medya ayağı hep eksik kaldı. o destek olsaydı bence şuanda çok güzel şeyler konuşuyor olurduk.

Hidayet konusuna daha fazla girmeye gerek yok hepimiz biliyoruz. yeni türkiye dedikleri saçmalıkta tek bir takım öne çıksın isteniyor ve bu yolda da hızla ilerliyorlar.

sevgiler

Basar dedi ki...

Evet bu akşamki maç sizin zihniyetinizi rezil eden bir maç oldu. Bizimle Avrupalı futbolseverlerin bir farkı yok ama Avrupalı hakemler ile bizim hakemlerin baya farkı var. Sanıyorum spor yazarları da bir hayli farklıdır! Bu 2 kırmızı kart siz sevgili basın mensuplarına gelsin...! Türk futbolunu aşağı çeken en büyük unsur budur.

Basar dedi ki...

Sosaya yumruk atan Volkan o gun kırmızı kart görse muhtemelen bugun dersini almış olurdu. Tahminen 5 maç ceza yiyecek. Bu aksam Avrupa arenasının Türkiye ligini çiftliğe Çeviren hakemler gibi yönetilmediğini gormuş olduk!

Borges dedi ki...

Basar: Bu akşamki maç ne yahu? Nasıl yaşıyorsunuz siz.. Neyle ney arasında bağlantı kuruyorsunuz?

Fenerbahçe maçında skandal hakem hataları oldu. Bak az önce Alman SKY kanalı da "rezalet" diyerek duyurdu olayı. Ofsayt gol ve haksız penaltı ile maçı hakem katletti diyor alman televizyonu.

Bununla bu tartışmanın ilişiği nedir?

Siz kör fanatizmden önünüzü göremeyecek durumdasınız. Şu hatalar kendi takımına yapılsa kıyameti koparacak olan gelmiş burada Fenerbahçe'yi haksızlığa uğradığı noktada eleştiriyor.

Bakın arkadaşlar, bir takım taraftarlığı "üst kimliğiniz" olmasın. Şirazeniz kayıyor, ayıp ediyorsunuz..

Basar dedi ki...

Sevgili Borges,

Neyle ne arasında bağlantı kuralım?

Türkiye liginde her hafta kayırılan, rakiplerine karşı haksız avantaj sağlayan, aşırı faullü ve hakeme karşı saygısız tavırlar takınarak oynayan takımın aynı hareketleri Avrupa'da yapınca nasıl 3 kırmızı kart ile cezalandırıldığını anlatıyorum. Kabul etsen de etmesen de arada bir bağlantı var.

Sen nasıl bir kafa yapısındasın anlamak mümkün değil! Takılmışsın bir fanatizme. Fanatizmle bunun ne alakası var? Türkiye ligindeki kollamacı hakem zihniyeti bize Avrupa'da zarar veriyor. fener dünkü maçta turu atlayabilirdi (hakemin penaltısına rağmen) ama alıştığı hakem düzenini bulamayınca şirazesi kaydı. En iyi Türk kaleci Volkan muhtemelen aynı hadiseye takıldığından konsantrasyonu bozuldu ve gereksiz goller yedi.

Siz bunları görüp yazmadıkça, objektif olamadıkça futbolumuz atılımını yapamayacak.

Borges dedi ki...

Basar: Dün Fenerbahçe hakem tarafından katledildi. Bunu ben değil Alman basını yazıyor.

Bu hakem hataları Galatasaray'a olsa bugün nasıl olurdun?

Buradan kalkıp da "Tr'de kollanıyorlar o yüzden" mantığı yersiz ve gereksiz.

Mehmet Reşit dedi ki...

Hakemlerimizin, maalesef, oldukça yüksek bir "olmayan şeye hükmetme" yüzdesi var. Avrupa'nın, eli-ayağı düzgün hiçbir liginin bu hususta bizimle yarışabileceğini sanmam. "Olan bir şey"i görmemek başka, "olmayan bir şey"i görmek başka bir şey. Birincisinin fazlaca vukuu yine yeteneksizlikle açıklanabilir, ama ikincisini, bir yerden sonra, yeteneksizlikle açıklamak mümkün değil. Bu ortamın futbolseveri için de, spekülasyonun, artık fikir seviyesini de aşmış, bilgi seviyesine gelmiş olması çok garip olmamalı.

Braga-Fenerbahçe maçı, tam da bu açıdan güzel bir örnek. Hakem, olmayan bir elle oynamadan dolayı bir penaltı ve bir kırmızı kart verdi ve maçın seyrini değiştirdi; resmen paralel bir evrene kapı araladı. Benim, maç hakkında en çok okuduğum/duyduğum şeylerden biri: "Hiçbir Avrupa Kupası maçında böyle şey görmedim" oldu. Halbuki bu, yani hakemin "olmayan bir şeye hükmetme"si, Türkiye'de vaka-yı adiyeden, neredeyse her hafta bir örneği var.

Hakemlerin "kasten" maçların seyrini değiştirdiğini söylemek, evet, abartı olur. Ama, karar verme noktasında onlara etki eden türlü saiki yok saymak da bir o kadar abartılı bence. Taraflardan birinin taraftarları, yönetimi, medya ve kamuoyundaki itibarı... Hakemin, o esnada futbolcular, maçın hemen ertesinde yönetici ve yorumcular, ertesi gün basın-yayın ve kamuoyu eliyle maruz kalacağı psikolojik baskı... Bir hakemin, maç esnasında net olarak süzemediği bir pozisyon olduğu anda, zihninde devreye giren/girebilecek olan psikolojik etkenlerden bazıları bunlar.

Buraya kadar yazdıklarımda geçen "hakem" ibarelerini "yazar/yorumcu" olarak, "hüküm" ifadelerini de "yazı/yorum" olarak değiştirip aynı şeyleri söylemek mümkün.