31 Mayıs 2008

Almanya Milli Takimi Oyuncularinin Yillik Kazanci




Almanyanin yildizlarinin yillik gelirleri su sekildedir:

1- Michael Ballack FC Chelsea, 20.5 milyon Euro. Kontrati 2009 yilina kadar..

2- Miroslav Klose Bayern Münih, 9.5 Milyon Euro. Kontrati 2011 yilina kadar..

3-Philip Lahm Bayern Münih. 8.5 milyon Euro. Yeni sözlesmesinde alacagi rakam budur, 2012 yilina kadar.

4-Kevin Kuranyi Schalke O4, 6 milyon Euro. Kontrati 2010 yilina kadar.

5- Tim Borowski, Bayer Münih, 5,6 Milyon Euro. kontrati 2011 yilina kadar.

Ve belirtmek gerekir ki Borowskinin bu kadar para etmesinin nedeni elinde bonservisi ile Bayerne gelmis olmasindan kaynaklanir. Bir tek bizim ülkemizde ve sadece Emre-Okan olayinda sürekli ve sürekli bir sekilde dile getirilir klube para kazandirmadi geyigi.

6-Jens Lehmann Arsenal, 5,5 milyon Euro. Kontrati bitmistir, artik o parayi biraz zor alir.

7-Torsten Frings Werder Bremen, 5 milyon Euro. Kontrati 2011 yilina kadar.

8-Christoph Metzelder, Real Madrid, 5 milyon Euro. Eger ki mac basina anlastiysa tahmini rakam 40 bin euro filandir yillik. Ama o akillidir, yapmaz oyle kötü anlasmalar. Kontrati 2010 yilina kadar.

9. Lukas Podolski Bayern Münih, 4 milyon Euro. 2010 yilina kadar kontrati.

10- Arne Friedrich Hertha Berlin, 3.5 milyon Euro. 2009 yilina kadar kontrati var.

11-Jermaine Jones Schalke 04, 2.8 milyon Euro. 2011 yilina kadar kontrati var.

12-Bastian Schweinsteiger Bayer Münih, 2.8 milyon Euro. 2009 yilina kadar kontrati var. Hayvrani bi rakama imza atmasi da tarafimdan bekleniyor.

13-Per Mertesacker: Werder Bremen, 2.5 milyon Euro. 2010 yilina kadar kontrati var.

14-Mario Gomez: VFB Stuttgart 2.5 milyon Euro. 2011 yilina kadar kontrati var. Hayvani bir bonservis bedeline transfer olmasi bekleniyor.

15- Marcell Jansen: Bayern Münih 2.4 Milyon Euro. 2011 yilina kadar kontrati var.

16-Thomas Hitzlsperger: VFB Stuttgart 2.2 Milyon Euro 2010 yilina kadar kontrati var.

17-Piotr Trochowski: Hamburg, 2.2 milyon Euro. 2011 yilina kadar kontrati var.

18-Simon Rolfes: Bayern Leverkusen. 2.1 milyon Euro. 2010 yilina kadar kontrati var.

19-Clemens Fritz: Werder Bremen 2.1 milyon Euro. 2009 yilina kadar kontrati var.

20-Robert Enke, Hannover 96, 2.1 milyon Euro. 2010 yilina kadar kontrati var.

21-David Odonkor, Real Betis. 2 milyon Euro. 2011 yilina kadar kontrati var.

22-Heiko Westermann: Schalke 04, 1.8 milyon Euro. 2011 yilina kadar kontrati var.

23-Oliver Neuville: Borussia Mönchengladbach, 1.8 milyon Euro. 2009 yilina kadar kontrati var.

24-Rene Adler: Bayern Leverkusen. 1.7 milyon Euro. 2012 yilina kadar kontrati var.

25-Patrick Helmes: Bayer Leverkusen. Yenisi bilinmiyor, eskisi yani Kölnden aldigi senede 1.6 milyon Euro idi.

26: Marko Marin:Borussia Mönchengladbach, 350 bin dolar. 2010 yilina kadar. Sasirmayin efendim, yeni bir sözlesme öneriliyor, simdikinin üc kati alacakdir yakin zamanda.

En Cok Kar Yapan Avrupa Ligi: Bundesliga



Sportif acidan rakiplerine oranla daha basarisiz bir lig olarak addedilebilir Bundesliga. Lakin toplamda elde edilen gelir acisindan Avrupanin tartismasiz lideri olmus durumdalar.

Annual Review of Football Finance-in yaptigi arastirmaya göre 18 takimli birinci Bundesliga gectigimiz sezon 250 milyon euro kar yapmis durumda. Bu da toplam harcanilan paranin yüzde onsekizine tekabül ediyor.Bu rakam avrupada ilk defa Bundesligayi kar acisindan zirveye tasimis durumda. 20 takimli ingiltere Premiere Liginin yaptigi toplam kar 141 milyon euro. Bu isin kar kismi, toplam harcanilan para ya da ciroya baktigimiz vakit ingiltere premiere liginin rakibi olan diger dört lige oranla oldukca önde oldugu tartisilmaz bir gercek. Ilk defa 2 milyar Euro barajini asip toplamda 2,3 milyar euro ciro ile rekoru elinde bulunduruyor. Bundesliga her ne kadar gecmise oranla yüzde 15'lik bir sicrama yaptiysa da toplamda 1.4 milyar eurodur gideri. Ispanya ayni sekilde Bundesliga gibi yüzde 15'lik bir artis ile ilk üce girip Serie A'yi disari atmistir 1.33 milyar euro ile. Juventus'in küme düsürülmesi ve akabinde gelisen olaylardan dolayi toplam gider miktarinda düsüse gecer iken gecen sezonki rakam 1.16 milyar euro olarak belirlenmistir. . Son olarak besinci buyuk lig olarak anilan Fransa birinci Liginde bu rakamin 0,97 milyar Euro oldugunu belirtelim.

Toplamda avrupanin bes büyük liginin giderinde 402 milyon euroluk bir artis saglanmis ve 7 milyar euronun üzerine cikmistir. Bu rakam tüm avrupada ise 13.6 milyar euro.

Bundesliganin en cok kar yapan lig olmasinin en önemli sebebi oyunculara ödenen paranin diger liglere göre cok düsük olmasidir. Arastirmadaki rakamlardan bazilari soyledir. Oyunculara ödenen paranin orani diger dört klupte yüzde 62 -65 arasinda iken Bundesligada bu rakam yüzde 45'dir. Premiere Ligde sadece oyuculara ödenen para -bonservis, maaas v.s- Yüzde 13'lük bir artis ile 1.4 milyar euro..

Ekonomik acidan basarinin sportif aciya dönüsemediginin en güzel kanitlaridir bu analiz. Özellikle Bundesliga takimlarinin son buyuk basarisinin 2002'de Sampiyonlar Ligi finalini oynayan Leverkusen'e ait oldugunu düsünürsek..

Yalniz baska acidan ilgi buyumustur Bundesligaya. Yatirimcilarin yavas yavas gözdesi olmus durumda. ingiltere Premiere Ligindeki takimlarin satisi gibi bir durum olamaz. burada yasa kluplerin sadece yüzde 49'unun satisina izin veriyor, Abramovic veya bir baskasi bir klubu alamaz, söz sahibi olamaz durumda. Ancak bagis ve benzeri kurumlarda para verebilir, ama asla söz sahibi olamaz. Bu acidan da yasa tartisiliyor..

Fikrim ise böyle kalsin. Ben cok da ilginc gelecektir ama su anki haliyle Bundesligayi seviyorum.. Bir gün degisecek farkindayim aslinda. Ingiltere Premiere Liginin belki de gelecekteki tek rakibidir. Statlari, alt yapisi ve her seyiyle cok uygundur gelisime. Ama istemem.. nedenleri uzundur, baska bir zaman..

EURO 2008 Öncesi




Süper bir foto. Büyütüp evin salonuna asmalik tam..




Luca Toni ve olay adam Materazzi.. Toni'nin karakteri mi böyle yoksa diplerden fazla gezindigi icin daha mi cok keyif aliyor su durumundan anlayabilmis degilim.




Burada da sakaci kimligi..



Buffon ve Del Pierro

Toni, Bayern'e italyanlari anlatirken sik sik biz arkadasiz ve sürekli bulusuruz diyordu.. Güzel bir iliski var italya milli takimi futbolculari arasinda ve bu da ölüm grubunda onlara avantaj saglayacaktir..




iki firlama.. Sampiyonlar Ligi Sampiyonu olduktan sonra hemen kümelendi bunlar.. Yanina Anderson'u filan da aldilar.. Dedim ben feci bir alem yine onlari bekliyordu..




Rehagel..

Dallas filan gülüyor ve ayni zamanda da sakliyor gülümesemesini.. neden ?

Cevirmen olmadan yunanca konusuyor Rehagel. yüksek ihtimal gülmemek mümkün degildir..

Emre Belozoglu'nun Fenerbahce'ye Transferi



* Tribün Dergiden imis foto, Sporx'in belirttigine göre..


Emre nezdinde tüm futbolcular icin gecerlidir. Emre, Galatasaray takimindan 21 yasinda ayrilmistir. Bugün 28 yasini bitirmek üzere. Hayatindaki en önemli sözlesmeyi imzalayacak. Herhangi bir takima gitmesi ve bunun Fenerbahce olmasi gayet dogaldir bana göre. Surada oturur bilmem kac kurus icin cabalarken arada milyonlarca euronun döndügü bir arenada kimsenin secimini yargilayamam. on milyon icin dört türlü dönen, milyari bulmayan maas icin günde bilmem kac saat calisan adamlarin hemen hepsi maasinin iki katina her türlü firmada calisabilecek iken diger insanlari oturdugu yerden yargiliyor.

"Ben asla su takimda oynamam" demis geyikleri.

Adam klupten giderken yasi 21 di. Su an dahi 28. Siz hic mi yanlis düsünmediniz, zamaninda varmis oldugunuz fikirden hic mi vazgecmediniz ? 19 yasinda ne dusunduyseniz onu mu uyguladiginiz hayatiniz boyu. Kameralar önünde gaza gelmis bir sekilde demec verip ona bagli mi kalmalidir insan tüm hayati boyunca ? Nedir bu sacmalik anlamis degilim. Bu gibi demecleri futbolcular cok genc yasinda veriyorlar. Insan olmasindan doalyi zamanla degisiyor düsünceleri.. Olgunlasiyor, hayati taniyor, paraya önem veriyor, kimi durumlar anlamsiz kaliyor. Her seyden öte insanin cocuk denecek yasta sözlerine bagimli kalmasi pek de normal degil.

Emre Belozoglu iyi bir futbolcudur. Her türlü avrupa klubunde oynar, hicbir sekilde siritmaz. Christiano Ronaldo,Messi degildir ama onlarin yaninda da tuhaf durmaz. Velhasil tartisilmasi gereken en önemli özelligi citkirildim olmasi gerekir iken galatasarayliligindan, basina cektigi hareketten.. Benim hemen hemen taptigim, güzel dedigim onca oyuncularin hemen hepsi problemlidir. Basini döveninden, karakolluk olanina kadar onlarca futbolcu.. Emre nedir ki ?

Inter'e bedavaya gitmis. Tuncay Sanli ne kazandirmistir Fenerbahce klubune ? Flamini Arsenal'a ne kazandirmistir. ? onlarca, yüzlerce futbolcu bonservisi elinde takim takim kazanirken emre-okan kalmistir akillarda.. Bosman kuralnin henüz hayata gecirilmedigi ve "para kazandirma" zorunluluguna tabi tutulmus futbolculardir bunlar..

Eger ki benim alti ay sonra sözlesmem bitecek ve baska klube gitmeyi göze almissam, hicbir sekilde yeni sözlesme imzalamazdim. Bu yüzden de dünyanin hicbir yerinde beni kimse yargilayamamalidir.. Emre'nin sorunlari olsa da degerlendirilmesi gereken futbolculugudur.

30 Mayıs 2008

Yari Finallerin Ülkesi: Hollanda




Hollanda

Ispanyanin bir benzeridir aslinda. Kadro yapisi olarak inanilmaz güclü olmasina karsi son yirmi yildir turnuvalarda final yüzü göremiyor. Ofansiv futbol anlayisinin en iyi temsilcilerinden olan Hollanda futbolu kollektif oyun anlayisi konusunda sorunlar yasamis, kluplerinde dünya capinda yildiz olan futbolculari milli takimda beklenileni verememesinin hayal kirikligini yasamislardir.


Muhtesem ikili Gullit-Van Basten ile tarihlerindeki tek kupa olan 1988 Avrupa Sampiyonasini kaldirmislardir. Yari finalde van Basten'in Rusya karsisinda attigi gol bugün hala dünyanin en güzeller gollerinden biri olarak lanse edilir. Taffarel, penaltilarda yaptigi kurtarislarla Brezilyayi finale tasirken o turnuvanin/dünya kupasinin en iyi futbol oynayan takimni da finalden ediyordu.. Hollanda penaltilarla da arasi iyi olmayan, henüz kazandigini da görmedigim bir takimdir. 1988'deki kupanin harici oynadigi ve kaybettigi iki final vardir Hollandanin. 1974 ve 1978 Dünya Kupasi finalleri.



Teknik direktör Marco Van Basten, gecmise bakip kendisine ödev cikartmistir. Bireysel olarak inanilmaz yetenekleri olan takimin eksigi olan kollektif oyun anlayisini yaratmak adina kimi yildizlardan vazgecer iken ofansin aksine defans problemi adina ekol olan oyun sistemi 4-3-3'den4-5-1'e kaydirmistir. Elemelerde Romanyanin ardindan grup ikincisi olarak gelmis, toplamda 5 gol yiyerek tüm takimlar arasindaki en az gol yiyen takim olurken attigi 15 gol ile de (sanirim) tüm takimlar arasinda en az gol atan takim olmustur. 4-3-3'den ziyade 4-5-1 ile sahaya sürdügü takimin en önemli ismi ise tartismasiz son adam Ruud van Nistelrooy'dur..



Güzel futbol oynamak ile turnuvada basarili sonuclar almak arasinda malasef birbirlerini doguran sonuc ya da herhangi bir denklem yoktur, determine degildir. Güzel futbol oynayip kaybedebilir veyahut bir önceki Avrupa Sampiyonasinda oldugu gibi kötü futbol ile kupayi da kaldirabilirsiniz. Kimi zaman bu sizi ikisi arasinda secim yapmaya zorlar. Van Basten, elemelerdeki futbolunu mercek altina aldigimiz vakit böyle bir secim yapmis diyebiliriz.

Gruplardaki Sansi:

Ölüm grubu olarak addediliyor gruplari. Italya, Fransa,Romanya ile verecegi zorlu bir mücadele var önlerinde.. Sanirim buradan hangi iki takimin cikacagini bilmek ile lotodaki alti sayiyi tahmin etmek ile hemen hemen esdeger bir zorlukta. Ben Hollanda ve Fransa'nin gruptan cikacagini tahmin ediyorum, sürpiz ise italyanin aksine Hollanda ile ayni gruptan hollandayi yenerek ve yenilmeyerek grup lideri olarak cikan Romanyanin yapabilecegini düsünüyorum.

Sorunlari:

Öncelikle baslica sorunu kollektif oyun yapisi. Bununla beraber lider oyuncu eksikligi. Liderlik etmesi gereken oyuncularin olmasi gerekenden cok genc oldugunu soyleyebiliriz ya da birden fazla ayni klasa sahip oyuncu oldugunu.. Bunun yaninda elemelerde en az gol yiyen ekip olmasina ragmen defans problemlerinin devam ettigini de belirtelim. Bu mevkide klas bir defansa sahip olmamalari da ciddi bir handikap. Keza üst düzey futbolcularinin kluplerde sergiledigi performansin yarisini dahi milli takimda sergileyemedigini de söyleyebiliriz. Wesley Sneijder Madrid klubu icin cok önemli bir oyuncudur. Onun olmadigi sampiyonlar Ligi maclarinin hepsini kaybetti takim. Keza Van Nistelrooy'un sakatligi da ayni sekilde klubu etkilemistir, klupleri icin cok cok önemli futbolculardir. Van der Vaart'a deginmiyorum bile. Hamburg'un olmazsa olmazi, kaptani, her seyi. Ama milli takimda baskalasiyorlar.. Aidiyet ya da baska sorunlar var sanirim. AMC ya da 10 numara ya da Forvet arkasi oynayacak birden fazla oyuncu olmasindan dolayi da zorunlu bir sistem degisimine de gidilmis olabilir. Sneijder,Robben,Van Der Vaart, Van Persie ve hatta Ryan Babel.. Hepsi forvetin arkasinda ya da forvete yakin kanatta oynayabilecek oyuncular.. Hepsi klas.. Hepsi yildiz.. Bir tanesi olsun digerinden üstün degil ve belki de bu yüzden liderlik edecek konumda da degil.

Efsane:



Johann Cruyff.. Onunla hollanda tek bir kupa dahi kazanmadi ama bu onun degerine dokunamadi bile.

Parlayacakolangiller:

Huntelaar, eger ki Hollanda iyi bir futbol oynar ve kadroda sans bulabilirse turnuvanin yildiz adaylari arasindadir.

Sürpriz Cikis: Clarence Seedorf, milli takim davetini reddetti. Nedeni ise teknik direktör Marco van Basten'in kendisini sevmedigini belirtmesi. ilginc her bakimdan..

EURO 2008 Kadrosu:



Kaleciler: : , Edwin van der Sar (Manchester United), Maarten Stekelenburg (Ajax Amsterdam), Henk Timmer (Feyenoord Rotterdam)

Defans: Wilfried Bouma (Aston Villa), Tim de Cler (Feyenoord Rotterdam), John Heitinga (Ajax Amsterdam), Joris Mathijsen (Hamburger SV), Mario Melchiot (Wigan Athletic), André Ooijer (Blackburn Rovers)

Orta Saha: Ibrahim Afellay (PSV Eindhoven), Giovanni van Bronckhorst (Feyenoord Rotterdam), Orlando Engelaar (Twente Enschede), Nigel de Jong, Rafael van der Vaart (beide Hamburger SV), Wesley Sneijder (Real Madrid), Demy de Zeeuw (AZ Alkmaar)

Forvet: Ryan Babel (FC Liverpool), Klaas Jan Huntelaar (Ajax Amsterdam), Dirk Kuyt (FC Liverpool), Ruud van Nistelrooy (Real Madrid), Robin van Persie (Arsenal London), Arjen Robben (Real Madrid), Jan Vennegoor of Hesselink (Celtic Glasgow)




Kalecilerin Milli Takima Secilme Yasi

Aslinda konu Jens Lehmann seciminden kurtulma cabasi. Rene Adler'in oynamasinin imkan dahilinde olup olmadigi ya da ne kadar anlamli oldugudur. Önceki kalecilerden örnekler veriliyor. Almanyanin Tarihinde yer etmis kalecilerin hangi yaslarda milli takima secildigi/oynadigi tartisiliyor. Biraz geriye dogru gidersek eger;:

Wolfgan Fahrian



Bugün Löw Korkuyor.. 1962 Dünya Kupasinda zamanin teknik adami Sepp Herberger, 21 yasindaki genc kaleciyi tilkowski ile beraber kadroya almisti. Velakin Hans Tilkowski kenarda beklerken oynayan Fahrian oluyordu..

Sepp Meier



Otoriteler tarafindan gelmis gecmis en buyuk kaleci olarak gösterilir cokca zaman. 1968'den 1979'a kadar almanlarin kalesini korudu. 1966 yilinda Almanlar Irlandayi 4-0 ile gecerken o ilk macina cikiyordu. 1966 Dünya Kupasinda Hans Tilkowski ile beraber kadrodaydi o ama iste Horst Wolter ile kafa kafaya carpisinca bankda bekledi. Sonrasinda Almanlarin kalesini devraldi, henüz 24 yasinda idi.

Toni Schumacher



Bir dönem Fenerbahcenin de formasini giymis, alman kaleci tarihine damgasini vuran yildizlardandir Schumacher.. Sepp Meier gibi bir kalecinin boslugunu doldurabilmistir. Efsanenin arkasindan gelmis, 1979 yilinda 25 yasinda iken almistir görevi ..

Eike Immel



Gerci o sadece 1988 Avrupa Sampiyonasinda asil kaleciydi ama 1980 yilinda 19 yasinda iken görev almistir alman kalesinde. 1982-86 da klubede oturmustur.

Bodo Ilgner


1990 dünya kupasinin muhtesem onbirindedir Ilgner.. ilk kez 20 yasinda formayi giymis, 88'de bir üstteki Immel'in arkasinda yedek olsa da 23 yasinda Dünya Kupasini kazanan kadronun bir numarasi olurken tüm zamanlarin Dünya Kupasini kazanan en genc kalecisi oluyordu..

Andreas Köpke



Hali hazirda milli takimin kaleci antrenörü olan Köpke oldukca gec forma giymistir. Immel,ilgner derken 1994'(öncesinde) 32 yasinda forma giymis, 1998 dünya kupasinda oynamis ve Kahn'a yolu acmistir. (Ilk buyuk turnuvasi Euro 1996'da oynamistir..

Oliver Kahn


1994'de Köpkenin arkasindaydi ama oynamadi. Ilk macini 1995 yilinda isvicre karsisinda oynarken henüz 26 yasini doldurmamisti. Adam gibi kaleyi devraldigi zaman sene 1998 (sonrasi), yas 29 idi.

Jens Lehmann



Iste o Arsenal ile muhtesem performans gösterdigi ve ayni zamanda Kahn'in sorunlar yasadigi, Roberto Carlos'dan abuk subuk bir gol yedigi zaman dilimine kadar onun bunun arkasinda gezdi, durdu. 1998 yilinda Oman karsisinda ilk defa forma giydi -28 yasinda idi-, 1998,200 2002, 2004 de kadrodaydi velakin yedek olarak.. 2006 yilinda ilk defa 1 numarayi 34 yasinda sirtina gecirdi.

Gianluigi Buffon


Almanlarda durum bu iken dünyanin en iyi kalecisi olarak gösterilen Buffon ilk kez 19 yasinda formayi sirtina gecirmis ve bir sene sonra 1998 yilinda 2o yasinda Italyanin bir numarasi olarak kaleyi devralmistir.

Edwin van der Sar



Keza begendigim bir baska kaleci olan Edwin van der Sar da 24 yasinda kaleyi devralmis ve bugüne kadar o formayi cikarmamistir sirtindan..

Ilker Casillas



Cok fazla efsane var oynadigi takimda.. Isi zor ama her bakimdan "efsane" olmayi "raul" kadar hakeden bayrak adamidir Real Madrid'in. 18 yasinda Madrid gibi bir klubun kalesine gecmeyi basarmis, 2000 dünya kupasinda klubede bekledikten sonra kaleyi devralmistir 19 yasinda.. tam sayi nedir bilmem ama 27 yasinda 75 kez milli formayi giymek cok az insana nasip kismet olur futbol dünyasinda..

Kaleciler:

Rene Adler

Oliver Kahn Portesi

Igor Akinfeev

Manuel Neuer

Lehmann Secimi ve Löw



Lehmann 38 yasinda bir adam. Tüm sene boyunca Arsenal klubesinde yedek bekledi. Yasi gelmis, kendi klubunde dahi oynayamayan adam Turnuvanin favori takimlarinin kalesini koruyacak. Üstelik, Kaleci bu.. Almanlarin her daim ellerinde birden fazla dünya capinda yetenekleri bulundurdugu mevki..

Futbol cok ilginc, geriye ya da bize dogru geliyor. Insanlar uzun süre Fatih Terim'i elestirdiler, sadece takimi motive ediyor, baska bir sey yapmiyor gibisinden.. Simdi buyuk klupler hem futbolcu hem de teknik adam bazinda "Motivator" ariyor kendisine.. Klinsmann bunun en iyi örnegi. Löw'ler, Lucescular kucumseniyor. Klubun imaji, disaridan görüntüsü ve yetenekler ile iyi gecinebilecek karakterli teknik adamlar revacta. Yani Fatih Terim turnuva sonu büyük bir klube giderse sasirmayacagiz..

Lehmann aslen Hildebrand'in hakkini yemistir. Diger genc yeteneklerin de efsane olma yönünde önüne engel teskil etmistir. Kendisi efsane olmadigi gibi efsanelerin de önüne tikiyor. Bu secim aslinda sadece Löw'ün birinci adam olamayacaginin basli basina göstergesidir sadece. Stutgart gibi bir takimda UEFA kupasi finali oynamis bir teknik adam, Keza pek de kucumsenemeyecek klup olan Fenerbahcede yurt disi deneyimi yasamis ve daha futbolu yeni birakmis, hicbir kariyeri olmayan Klinssmann'in arkasinda co-trainer olarak görev yapmayi olagan karsiliyor. Neden ? Birinci adam degil, en basta bunu kendisi biliyor. Kendisine ait tek bir karari dahi yok su takimda..

Hakan Sükür Bayrak Adam midir ?



Özellikle "vefa" konusu icin önemli bir sorudur cunku takimin bayrak adamlarina her daim klupler cok baska sözlesmeler önerebilir, haketmedigi halde klupte yasamasina imkan yaratirlar.. Misal Mehmet Scholl.. Inanin bana Kahn ile ikisi Podyuma ciksa, bayernliler arada kalir, o kadar cok sevilir.. Ayagi kirildigi zaman hastanede bilmem kac ay oynayamayacagini ögrendigi zaman ziyaretine gelen Hoeness kendisine sözlesme imzalatmistir. Mehmet Scholl son üc yilinda hemen hemen takima hic katki saglamamistir buna ragmen sözlesme üzerine sözlesme sunulmustur kendisine.. Hoeness acik acik belirtiyordu bunu: O en önemli zamaninda bizi terketmedi, bize bagliligini gösterdi, bunu hakediyor. Scholl'un cok sevilmesinin altinda yatan neden klube olan bagliligidir. Kahn da keza ayni sekilde. Bir baska örnek Energie Cottbus'un kalecisi Tomislav Piplica.. 38 yasindaki kaleci, cok kötü bir performans sergiler durumda iken ikinci kalecilige dogru adim atti. Iste tam bu noktada yasi gelmis oyuncuya yeni sözlesme imzalattilar.. Nedeni ise klubun sembol olmus ismi olmasindan dolayi oynamayacak olmasi kesin olsa dahi yine de klupte tuttular.. Ama iste soyle bir soru var: Hakan Sükür, Mehmet Scholl kadar klube bagli kalmis midir ? En iyi zamaninda yurt disina gitmemezlik mi yapmistir ? Torino macerasinin altinda yatan neden kendisine olan güvensizligi midir Klube olan bagliligi midir ? Eger ikinci secenek dogruysa, kendisine güveni her bakimdan geldigi zaman diliminde -UEFA kupasinda 10 gol, ayni zamanda ceyrek finale cikaran gollerde imzasi olmasi- klube bagli mi kalmistir ? Galatasaraya dönüsünün altinda yatan neden klubu sevmesi midir en rahat edecegi ortamin Galatasaray oldugunun farkinda olmasi midir ? Keza sözlesme imzalanmasi sirasinda en zorluk cikaran isim olmasinin yaninda kendisine sunulan milyonlarca euroluk fener markali cekleri reddetmesi yeterli midir ? Nedir..

Galatasaray klubu vefasizlikla suclaniyor, haklari vardir. Ama bu klubun UEFA kupasini kazanmis oyuncularinin da futbol oynama yas siniri olarak Galatasaray gibi bir klupte 38 yas olarak belirlemeleri de tuhaf degil midir ? Su zamanki Ergün Pembe mi oynasin, Kucuk Hakan mi devam etseydi ?

Vefanin kistasi nedir ? 38 yasinda olan futbolcuya sözlesme teklif etmek midir ? hepimiz biliyoruz ki Hakan Sükür'e aylardir jubile teklif ediliyor. Boyle bir seyden klubun kactigi yok. Ve fakat oynamak istiyor. Energie Cottbus orneginde oldugu gibi kenarda duracagini bile bile takim ona sözlesme önerebilir, soru sudur: Hakan Sükür kenarda durur mu ? Genc, tecrübesi olmayan ama gelecek vaad eden bir hoca ile calisma karari alindigina göre; Mehmet Topalindan Hasan Sasina, Ardasindan Sabrisine arkasinda olan ve her türlü birligi, beraberligi saglayabilecegi gibi ayni zamanda istedigi vakit her türlü huzursuzlugu yaratabilecek kapasitede olan bir adamin kenarda durmasini ister misiniz ?

Acik acik fikrimi de yazayim. Onu menacer/oyuncu kivaminda, yaninda Cevat Güler ve arkadaslari ile takimin basina koyardim. Ama baska ve özellikle genc bir hoca getireceksem takimdan gönderirdim. ve bu da asla ve asla vefasizlik degil. Avrupadaki futbolcular -örnek makaay- takir takir haddini bilip kucuk takimlara dogru yelken acarken bizim takimin o muhtesem zamanlarinin futbolculari bu konuda biraz sorunlu davraniyorlar, bu da hemen hepsinin sorunlu olarak klupten ayrilmasini dogruyor.. Bayern dünyanin en vefali kluplerinin basinda gelir. Vefa aslen oyuncu futbolu biraktiktan sonra onu klube kazandirmaktir.. Gerd Müller'i alkol komasindan cikarip klupte görev vermek, Breitner'a yasanilan tüm kavgalara ragmen danismanlik görevini vermek, Elber Bayern sonrasinda Lyon ve hatta Gladbach'da oynar iken onu tutup takima almak degil, sonrasinda degerlendirmektir vefa.. Bugün bayern icin Scoutluk yapar takima.. Örnekleri coktur..

Hakan Sükür bir Raul mudur, Maldini, Mehmet Scholl, Kahn midir ? Baska türlü muamele derken sözlesmeli futbolcu olarak takimda kalmasi gerekir miydi, bu oynadigi yillarin olmasi gereken bir sonucu mudur ?

Cesur Löw.!



Cikacak olan üc kisi asagi yukari belliydi. Fazlaliklar ortadaydi. Defansif orta saha fazlaligi dedik, Jones ya da Trochowski.. Burada dogru bir secim. Trochowski akillica. Sonrasinda kanatlarda olusan fazlalik. Marin ya da Odonkor. Gerci birisi daha cok sag koridoru kullanan Marin, digeri sol acik oynayan Odonkor.. Marin tüm sene boyunca iyi oynadi, bu önemli bir veridir. Odonkor ise Betis'de kendisine gelemedi. Burada Marin tercih ettigim futbolcu olurdu ama sunu da eklemek gerekir. Cok fazla heyecanlandi, turnuvayi kaldirabilecek olgunluga erismemis de olabilir.. Digeri ise forvette olan fazlalikti. Neuville veya Helmes.. Helmes disari cikan isim oldu. Marin-Helmes-Jones.

Simdi kadro belli.Klinsmann'in kadrosundan farki nedir ? Odonkor,Lehmann o dönemde oldugu gibi formda degiller. Keza klose dahi..

Iyi bir taktisyendir, futbolculari rahat birakir, stresini alir üzerinden.. Güzel futbol oynatir ama bir üst tura dahi cikamayabilir bu takim. Sebebi de basli basina Löw'dür.. Birinci adamlik önemlidir. Bugün Klinsmann'a Liverpool hayvani bir kontrat önermisti, akabinide Bayern ile sözlesmesi olmasina ragmen Chelsea'nin isi bozmak üzere girisimleri oldugu yazilip ciziliyor ama herkes biliyor ki gecen DÜnya Kupasinin taktigi Löwden gelmedir. Velakin kimse bunun üzerinde durmuyor,Motivatör ariyorlar.. Gerekirse taktisyen de yanina koyariz diyor büyük klupler.. Löw Sampiyon dahi olsa Hansa Rostock'un basina gecer en fazla.. o da Sampiyon olursa.

Euro 2008: Türkiye




Kaleciler:

Volkan Demirel (Fenerbahçe)

Rüştü Reçber (Beşiktaş)

Tolga Zengin (Trabzonspor)

Savunma Oyuncuları:

Sabri Sarıoğlu (Galatasaray)

Gökhan Zan (Beşiktaş)

Emre Aşık (Ankaraspor)

Servet Çetin (Galatasaray)

Hakan Kadir Balta (Galatasaray)

Uğur Boral (Fenerbahçe)

Emre Güngör (Galatasaray)

Orta Saha Oyuncuları:

Mehmet Aurelio (Fenerbahçe)

Mehmet Topal (Galatasaray)

Emre Belözoğlu (Newcastle United)

Tümer Metin (Larissa)

Hamit Altıntop (Bayern Münih)

Ayhan Akman (Galatasaray)

Arda Turan (Galatasaray)

Tuncay Şanlı (Middlesbrough)

Kazım Kazım (Fenerbahçe)

Hücum Oyuncuları:

Gökdeniz Karadeniz (Rubin Kazan)

Nihat Kahveci (Villarreal)

Semih Şentürk (Fenerbahçe)

Mevlüt Erdinç (Sochaux)

Türkiye milli takimi hakkinda onlarca yazi okudum. Insan ister istemez merak ediyor, hali hazirda incelenecek olan 16 takimin arasina kaldiginda en buyuk keyiflerden birisi de budur. Dünya Kupasi gibi degil Avrupa Sampiyonasi. Toplamda 16 takim var ve hemen her web sitesi, dergisi takimlara genis analiz ile yer veriyorlar.. Türkiye icin ise ortalama konusulan sudur: Istikrarsizlik..

Analiz etme cabasi icerisinde olan siradan bir futbolsever afallayacaktir. Zira temelinde taktik, fizik su bu degil, "motivasyon" vardir. Bu yüzden 4-4-2'lerin, 4-3-3'lerin temelde bir önemi yok, gercekten yok.. Bugüne kadar oynadigi futbolun ortalamasi yoktur.. Belki de en buyuk kozu rakiplerinin milli takimi analiz edecek konumda olamamasidir. Pek cok macta forma giyen Hakan Sükür ve ona göre bicimlendirilen oyun sistemi artik yok. Benim buradaki nacizane tavsiyem Hakan Sükür'e cok yakin bir oyun anlayisi olan Semih Sentürk'ün kesinkez ilkonbire koymasi ve ona göre bir sablon cizilmesi gerektigidir.Nihat cok formda olsa dahi Semih, Nihattan da önemli bir konumdadir. Orta Saha mac boyunca basacak, prese bogacak ve topu sürekli elinde tutup Semih'in üzerinden kacacak olan Ardalar,Tuncaylar,nihatlar ile kotaracaktir.. baska da bir sablon yok. Nihat ile beraber Tuncay'in forvet oynamasi ve Arda'nin da kanatta kalmasi aslinda daha akillica ve tehlikeli bir takim yaratir. velakin o iki kisa forveti besleyecek yaratici orta sahasi yoktur milli takimin. Yildiray Bastürkün cikarilmasi basli basina aslinda felaket bir secim. Nihat ile oynayabilecek iki oyuncudan birisi Yildiray idi. Bu da Terim'in sükürlü günlere geri dönecegini belirtiyor. Yerden iki kisaya "yaraticilik" üzerine kurulu bir oyun düzeni düsünmüyor, baska acidan pek de mümkün degil zaten bu kadro yapisiyla. Yildiray'in pres yapamamasi da isin icerisinde girdigi vakit ona yol gözüktü.

Sorunu defans.. Türkiye Milli takiminin adam gibi tek bir stoperi dahi yoktur. Servet Cetin ortalamanin biraz iyisidir, baska acidan milli takimin da en iyisidir. Emre Güngör, kademe hatalari yapabiliyor, tecrübesizliginin kurbani oluyor cokca zaman. Iki yil sonra dünyanin en iyileri arasina girebilir ama bu mevki aynen kale gibi tecrübenin mutlaka ve mutlaka isin icerisinde oldugu, önemli rol oynadigi pozisyondur. Orta Sahaniz genc/dinamik olabilir, forvetleriniz kesinlikle genc olmasi daha avantajlidir ama Kale ve Defans tecrübe ile harmanlanir.. Milli takimin ne sol beki ne de sag beki vardir. Velakin olmazsa olmasi Sabridir. Sabri, belki de isin özetidir aslinda. Fatih Terim, kadro seciminde teknigine, yetenegine degil motive edebilme katsayisina, motive olabilmesine göre futbolcu seciyor. ve bu yüzden Topal, Sabri gibi oyuncularin ilkonbir baslayacagini düsünüyorum. Baska acidan varolan potansiyelinin üzerine cikabilir bu futbolcular..

Toplamda bir dönüsüm gerceklesmesi gerekiyor. Artik Avrupa liglerinde oynayan oyuncu sayimiz oldukca fazla. Kosmaktan ziyade topu kosturan bir oyun anlayisini kotarabilir oyuncu kadrosu mevcut. Tuncay Sanli,Nihat Kahveci, Arda Turan'i besleyecek defans/orta saha sikintisi mevcut. Türkiyenin son on yildir problemi defansindan orta sahasina adam gibi pas atabilecek, topu kullanabilecek defans dörtlüsünün olusamamasidir. Hakan Balta teknik adamdir velakin otuz metre adam gibi pas attigina sahit olmadim. Sabri kostugunun yarisi kadar akilli top kullanamaz. Servet Cetin yine bu ortalamaya göre oldukca iyidir ama topun kostugu, futbolun costugu bir anlayis icin yetersizdir. Oyuna hükmedebildiginiz zaman muhtemelen güzel oyun bizi bekler ama ciddi rakipler karsisinda yeteri kadar motive edilip varolan potansiyelin üzerine Terim takimi cikarabilir mi ? Bilmiyoruz..

Son olarak teknik direktör Terim, kariyeri ile beraber olgunlasmasi iki farkli aciyi doguruyor. Futbolcularla iletisimi adana kökenli terim zamanindan kalma degil, profesyonel olarak gerceklestiriyor. Bu oyuncularin gecmiste basariyi yakalamasini saglayan deli danalar gibi kosturmasinin önüne engel teskil eder iken, baska acidan avrupa görmüs, taktige göre kendinisi bicimlendiren üst düzey futbolculardan daha iyi verim almasini sagliyor. Kendisinin gelisimi ile beraber milli takim oyuncularinin gelisimi paralel gitmedigi vakit sorunlar yasiyor.. Topal gibi Sabri gibi Emre Asik gibi ve hatta Arda Turan gibi oyunculara eski Terim gerekiyor malasef.. Bu ikisinin ortalamasini alabilirse gruptan cikariz. Yüzlerce web sitesinin tahmini grupta en iyi ücüncü olacagidir.. Eger ki bu gruptan bu takim cikabilirse, benim icin "Basarili" olmustur, yine günü kurtarmistir ekol olmadan, hangi düzenin, hangi taktigin ve oyun anlayisinin sahada oldugu anlasilmadan..



Dogustan Kaybedengiller: Ispanya



Kadro: Iker Casillas, Reina, Palop, Sergio Ramos, Juanito, Puyol, Capdevila, Arbeloa, Albiol, Marchena, Fernando Navarro, Xabi Alonso, Marcos Senna, Xavi, Iniesta, Cesc, De la Red, Silva, Cazorla, Sergio García, Güiza, Villa, Fernando Torres.

En son 1964 yilinda Avrupa Sampiyonasinda kupayi kaldirmalarina ragmen hemen her Avrupa Sampiyonasi ve hatta Dünya Kupasinin bir numarali favorileri arasindadir. Basarisi olmamalarina ragmen turnuvalarda favori gösterilen baska takim da yoktur sanirim. Ülkenin dünya capinda iki büyük futbol klubu var. Milli takim yillar yili bu iki takimdan beslendi -Real Madrid ve Barcelona-. Fakat bu iki takimin aslolan yildizlari genelde yurt disindan, özellikle Güney Amerikadan oldu. Dolayisla klup bazinda varolan gücü milli takima yansiyamadi. Aragones bu kez kadroyu cok daha fazla takimdan oyuncuyu kapsayacak sekilde olusturdu. Elemeleri olabilecek en yuksek puanla bitirip favori olarak geldikleri turnuvalarda eli bos döndüler. Kupayi almayi birakin yari final yüzü görmesi dahi mucize olarak addedilecek. Ispanya Fedarasyonu isi inada bindirmis olacak ki Kupanin kazanilmasi halinde kisi basina 600 bin Euro prim verecegini acikladi. Kiyas olmasi bakimindan belirtmek gerekirse Almanya kupayi kaldirdigi zaman alacagi para kisi basina 250 bin Eurodur.

Aragones, cok güclü defans hattinin oldugundan bahsediyor. Basta kaleci Casillas bu görüsü dogruluyor. 26 yasinda ve 70 kez milli olan Ilker Casillas'in bana göre tek sikintisi tam da olmasi gereken yerde cektigi konsantrasyon sorunu. Yinede bugün Buffon ile beraber -cech de dairenin icindedir- dünyanin en iyi kalecileri arasinda yer aliyor. Keza Ramos, Puyol gibi birinci sinif defans adamlari kadroda. Bana göre ise güclü olan yani Orta Sahasidir. Oldukca genc olmasina ragmen Fabreagas,iniesta ve Xavi'den güzel bir üclü olusturmus durumdalar.. Her ne kadar mücadele gücü düsük olsa da yeterli baskiyi kurabildikleri andan itibaren rakiplerini pas manyagi yapabilecek kivamdalar..

Forvetlerinde Hakan Sükür misali Raul tercih edilmedi. Fernando Torres suphesiz ki takimin yildizi ve en cok güvenilen isim. Partneri de son üc sezondur basarili bir grafik cizen David Vila.. Yine de Raul gibi tecrübeli bir oyuncunun yoklugunu anlamli kilmiyor bu ikili..

" El Nino"

Hani bizim cocugumuz gibidir.. CM yildiziydi, Atletico Madrid ikinci ligdeydi o dönem. O gün bugündür takip altindaydi.. Cok genc yasinda idol oldu, kaptan oldu takimina. Alt yapidan geldi, sevgilisi oldu Madrid'in atletico tarafinin.. Üzerine bir de Liverpool gibi bir takima transferi sonrasi bambaska oldu. Premiere Ligin yaradigi kesin.. Robie Fowlerden bu yana 20 gol barajini gecen tek isim oldu Liverpool'da.. O bir önceki turnuvanin da yildiziydi, bu sefer biraz daha tecrübeli. Durdurmak cok zor.. Premiere Ligde attigi gollerin hemen hepsi jeneriklik.. Muhtesem bir performans cizdi ve ben Turnuvalarda istina olan bir kac futbolcu haric performanslarin sezon ici durumuna göre belirlendigini görebiliyorum. Bu yüzden Torres, Toni ve Gomez ile beraber bu turnuvanin gol krali adayidir..

D Grubu.

Rusya,isvec ve Yunanistan'dan olusuyor. Rehagel gibi iyi bir hoca olmasina ragmen bu sefer ben Ispanya'nin bu grubu birinci bitirecegine inaniyorum. Arkadan gelen ise o günün kosullarina göre belirlenecektir. Isvec'i cok fazla sansli görmüyorum, Rehagel korkum olmasa Ispanya-Rusya ikilisi yukari cikar derdim..

Son olarak.. Orta Sahasi beni büyülüyor ve gercekten seyretmesi cok keyifli bir takim olacaktir ispanya.. Sorun rakiplerinden ziyade kazanacaklarina olan inanclaridir. Yillar yili kaybetmis, sürekli bir üst tura cikamayan Ispanya önce kendisini asmasi gerekecektir.. Potansiyel konusunda sorun yok, velakin onun sahadaki islerligi ciddi sorun. Mentalite olarak kendilerini hazirlayabilirlerse eger, favori gösterilen Almanyayi duman edebilecek kadar kadro farki vardir digerleriyle arasinda..

27 Mayıs 2008

Bir daha onun gibisi gelmeyecek: Hakan Sükür



Bu video, bu blogun futbol ile ilgili olan ilk yazisi olan Hakan Sükür yazisinda vardi. Nedense tekrardan seyretmek benim cok hosuma gitti. Bologna'ya attigi o muhtesem kafa golünü, onun hemen arkasinda Leeds macinin 90 arti 4.dakikasinda deliler gibi pres yapar halini görmek, milyon kez seyretsek de Hagi'nin topu alisi, Sükür'e birakisi ve onun golü, Mallorca macindaki hareketliligi, Arsenal macinda yari saha depar atisi ve cok sey.. Bir daha böylesi gelmeyecektir.. Belki daha iyisi, daha laiki, cagdasi,yeteneklisi, kaleci ile karsi karsiya kaldigi anda golü daha iyi atani gelecektir ama böylesi bir daha gelmeyecektir.

-Bahsedilen yazinin linki de buradadir-

Michael Rensing #2



Kahn veda etti. Artin Numara 1 Michael Rensing.. Yakin zamanda alman milli takiminin da bir numarasi olacaktir. Digerleri simdi gözde olsa da tecrübesi ile kisa sürede hepsine fark atacaktir. Henüz Bayern München takimi onunla mac kaybetmedi.. Haril haril yedegi araniyor su an..

Raul.!



Ne yapiyor ?

Yaklasik alti-yedi ay önce Sport-Bild dergisine roportaj verir iken Kahn'in sezon sonu futbolu birakacagini ögreniyor. Akabinde arkadasina mesaj gönderiyor.

"Senin icin en iyisini diliyorum yasamda ve sahada seni özleyecegim. Sevgiler, Raul.."

Sanirim ona sempati duymayan tek insanoglu Aragones'dir su dünyada.

Son 20 Yilin En Iyi Bundesliga Onbiri



20 önemli teknik adamin görüsleri dogrultusunda son yirmi yilin en iyi onbiri belirlenmis. Pek cok teknik adam elbette beraber calistigi oyunculari isin icerisine karistirmis.. Ortalamasi da bu kadrodur. Simdi hepsini buraya alamam ama önemli isimlerin onbirleri de soyledir efendim :



Misal Rehagel, 1988'de sampiyon oldugu kadroyu aynen gecirmis. Ilginc tabii.. Normal sartlar altinda sadece "riedle" en iyi onbire girer idi.



Bayern icin üzgünüm ama ligin en spektekular oyuncusu Diego diye buyurmus efsane teknik adam..




Yasli Kurt Schneider üzerinde durmus, kupalar harci her seyi tamamdi gibisinden.. Effenberg'i de özel olarak belirtmis. Hemen hepsi siritan isim üzerine bir aciklama getirmis gibi sanki.



1990 kadrosu gercekten cok iyiydi. On yil ekmegini yedi. Tohumlari da 1988 de atilmistir. Beckenbauer teknik adam olarak Dünya Kupasini kazanmistir ve bu kadrodan 9 oyuncu secmistir.. Üzerine bir tek Ballack ve Kahn'i ekledim demis.. Gercekten de muhtesem bir Kadroydu.. oradan Kaleci Ilgner'i cikarmis, dogrudur da diger isim Littbarski mi Bein mi hatirlayamadim.. hangisi sürekli onbirin icerisindeydi ? Hafiza.. Galatasarayin kadrolari haric yillar gecse de unutmayacagim dedim ilkobirdir 1990 Almanya onbiri diyordum..




Kasmadan Schake ile UEFA'yi kazandigi kadroyu yazmis. Hatirlarsaniz trabzon ile cekismeli maclar oynamis, akabinde Stevens Hami Mandiraliyi transfer etmisti. Avni Akerdeki macta frikik öncesi tüm stadin gole yogunlasmasini hatirladim.. Hami'nin bir km topun arkasina gecip abanisini ve ne ilginctir hepsinin de tehlike yaratip ve hatta gol olmasi sonrasi verdigi keyif... güzel zamanlardi.



Lahm'i diyor ben sola kaydirdim. Nasil bir iz birakmissa artik kendisinde belirtiyor bunu. Magath iyi bir teknik adamdir ve ne kadar cok bayernde kalip wolfsburg takiminda paraya para demese ve hatta Hamburg da oynasa da etkilendigi takim Sampiyon yaptigi Stuttgart olmus.. Balakov,Elber zamanlari da oldukca iz birakmistir, bobic eksik tek..



Chapusiat'i anladik, basarili ve ülkedasi.. Isvircreli oldugundan girdi.. De yani Arne Friedrich ? Ve fakat orta sahasini begendim. Iki citkirildim oyuncunun arkasina iki Lider.. Leblebi gibi gol atar völler bu takimda..



Stuttgart'in hocasi da Scholl hayranlarindan. Matthäus'u tüm zamanlarin en basarili oyuncusu olarak görüyor. Halihazirda orta sahanin elemanlari schuster harici yan yana oynayabildi. Hatta Kahn ve Klinsmann dahil.. Hizfeld'in eski Bayerni gibi olmus bu takim.



Oraya Kaltz'i koyup da Hrubesch'den neden vazgeciyor anlamis degilim. O ortalayacak ki Hrubesch kafalayacak.. 1988'den beri deniliyor, Kaltz o dönem 35 yasindaydi.. oynuyor muydu ki hala ?



1990 kadrosundan 8 isim var. O da benim ve elbette Beckenbauer gibi 1990 Almanya kadrosu hastasi. Velakin Bein yerine Beckenbauer Ballack'i aldi. Brehme kesinlikle bence de cok iyiydi..

25 Mayıs 2008

Basarili Olmasina Ragmen Kovulanlar Listesi



Avraham Grant..

Sampiyonlar Liginde, kupada ve Ligde takimi finale kadar getirmis, hepsini birden finalde kaybetmis bir adam. Kesinlikle basarili bir performans göstermis ama bugün kovulmustur. Daha dün dört yillik antlasma imzalamis, dolayisla 6 milyon euro gibi bir tazminat almistir. Sportif acidan basarili olan bu adamin kovulmasi belki de zenginlerin futbola mudahelesinin "degerler" konusunda yipratici olmasinin somut bir tezahürüdür. Takimi o kurmadi, ligin basinda da takimda yoktu, Lig sampiyonlugu dahi mümkün degildi. Beklenti daha cok Sampiyonlar Ligi üzerine kuruluydu ve bir direk her seyi baska yapiyor, her kareye cok baska anlamlar yüklüyor. O Sut iceri dogru kivrim alsaydi bugün cok baskaydi. Ne kadar muhtesem oldugundan dem vuran söylemler olacakti basinin her bir karesinde.. Ama iste basarili olup da kovulanlar listesindedir..



Jupp Heynckes.. Benim sevemedigim teknik adamlarin listesindedir. Yine de bu "Basarili" oldugu gercegini degistirmiyor. "DOn Jupp" 1998 senesinde Sampiyonlar Ligini aldigi günden bir kac gün sonrasi kovulmustur Real Madrid klubunden..





Otto Rehagel.. Baskadir bu adam. Bayernden kovuldugu zaman UEFA kupasi final maci öncesine denk gelir. DFB kupasi ve UEFA'da finale getirmis oldugu takimdan kovuldu ve Finali televizyondan izledi, kenarda da onun yerine Beckenbauer vardi. Nerden bakarsaniz bakin haksizlikti bu. Velakin intikami feci oldu. Ikinci lige düsen Kaiserslautern'in basina gecti akabinde önce Ikinci ligden birinci Lige cikardi takimi ve ardindan Bundesliga sampiyonu olup bunu tarihte basaran ilk antrenör olurken kovuldugu Bayern Münih takimini icerde ve disarida yeniyordu.. Feci bir intikam almistir ve sonuna kadar haketmistir bu gururu..




Joachim Löw.. Birinci adamligi yakistiramadilar ona.. Yardimci antrenördü, Teknik adam takimdan kovuldu. Dogrusu su, 1995 yilinda Rolf Fringer'in arkasinda yardimci antrenördü. Takim ligi 10.bitirmis, UEFA hedefine dahi ulasamamis ve memnuniyetsizlikler olsa da yeni sezona baslanilmis. Liglerin baslamasina dört gün kala Fringer, isvicre milli takimindan teklif aldi, akabinde Klu yönetimi de önüne engel koymadi. Löw ile zorunlu bir iliski basladi. Ilk alti hafta-yeni teknik adam arayisi diliminde- alti galibiyet aliyordu bu yardimci adam. Teknik Direktör olarak anlasma saglandigi ilk hafta yenilse de Bermuda Seytan Ücgeni ile muhtesem isler basariyordu. Almanya Kupasini aldi, sonrasinda dördüncü bitirdi ligi, UEFA'da final oynatti -finalde chelsea'ye yeniliyordu- ve kovuldu.. Zira hicbir zaman kendisine inanilmamisti, güvenilmemisti. Haksizligi bugün cok daha iyi bir sekilde görüyorlar sanirim. Ben hala onun birinci adamligigin karizmasindan yoksun görürüm ama iyi bir taktisyendir.




Fabio Capello.. Barca hegomanyasini bir sekilde sona erdirdi. Ya da barca kendisi yapti bunu. Kimlerinin kaderidir.. Ikinci uluslararasi deneyimi ve yine ayni takim, ayni sonuc.. Milan'dan geldiginde de Juventusdan da geldigi gibi Sampiyon geldi Sampiyon gitti. Kovularak.. Schuster secimi bence de dogru bir secimdir. Kovulma nedeni Sampiyonlar Ligi BAsarisizligi ve SIKICI futbol oynatmasi..



Vicente del Bosque..

Önce basarilarina bir bakalim. 2001 ve 2003 La Liga Sampiyonlugu ve Ispanya Super Kupasi, 2000 ve 2002 yilinda Sampiyonlar Ligi Sampiyonlugu, Super Kupa ve Kitalararasi Sampiyonlugu.. 2002 yilinda Ispanyada yilin En iyi Teknik Direktörü ve Dünyanin En iyi Teknik Adami secildi.. Daha üst bir merci yoktur cikacagi.. 2003 yilinda takimi Sampiyon yapmasindan sonra kovuldu. "Bize herhangi bir teknik adam gelse de olur" gibi düsünceleri vardi Madrid Klubunun ardi arkasina yildizlari takima transfer ettikten sonra.. Madrid'in ve aslinda Besiktasin kaybolan yillarinin ismidir Bosque..




Willi Entenmann.. Yanlis zamanda teknik adam degisikligi gecmisten gelen bir aliskanliktir Nürnberg takiminda.. 1993 senesinde ortada cok da net nedenler yok iken üstelik Bayern Muncheni yendikten hemen sonra kovulmustur.. Nedeni bugün bile anlasilmaz.. Bayern galibiyetinin ayri bir önemi oldugunu ve basari acisindan cok önemli bir basari/galbiyet sonrasi olmasindan kelli burada ismi zikrediliyor.



Christoph Daum.. Hikaye eski.. Daum, Köln takiminin basina gectigi dönem 1986 yilidir ve o zaman Köln siradan bir takimdir, Bursaspor, Sakaryaspor gibi.. Velakin daumla beraber en güclü takimlar arasinda girmistir Köln. 1988'de ücüncü, 1989 ve 1990 yilinda ise lig ikincisi olarak bitirmistir sezonu. Bu muhtesem bir basaridir Köln takimi icin. Velakin 1990 dünya kupasi sirasinda kovulmustur. Ne o gün ne de bugün herhangi bir aciklama olmadi. Hala supheli bir durum olarak tarihte yerini almistir. Bir ara "Kokain" nedeniyle kovuldugu dahi yazilip cizilse de klup baskani Dietmar Artzinger Bolton'un neden kovdugunu bilen eden yok. Tek bilinen durum, sportif basarisizlik nedeniyle olmadigidir..



Didier Deschamps... o da keza ikinci lig dahi olsa sampiyon yapip kovulmustur. Anlasilamayan nokta ise bir teknik adam yapilabilecek en iyi neyse onu yapmistir baska acidan.. Yerini Ranieri'ye birakti.



Gelelim en önemlisine.. Mircae Lucescu. Daha yanlisi olamaz aslinda. Toplayalim da söyle.

Koyu bir Galatasaray taraftariyim. Galibiyetin her türlüsü beni memnun ederdi. Ama böyle bir yanlisin, haksizligin ardindan basarisizligina cok da üzülmedim. Arkadan gelecek olan Terim'in basarili olmasi durumunda yapilan yanlisi, haksizligi kapayacakti. Olmadigi daha iyi oldu, hatanin üzeri cizildi kalin kalin.. Yukaridaki örneklerin hemen hepsi bu haksiz kovulma sonrasi düsüse gecmislerdir.. Rehagel isi Tanriya havale etmemis, bizzat ikinci ligden gelip intikamini almistir, Lucescu da ona benzer bir durum yasanmis, rakibi Besiktas'a gidip Sampiyon yapmistir takimi. Taraftarlik ayridir, hak/hukuk baskadir, sonuna kadar hakkiydi Galatasarayin önünde ligi bitirmesi..

Yoruldum artik.. Bugün Hoffenheim'in basinda bulunan Ragnick ve keza bu sene yine Slomka, Schalke tarafindan kovulmasi da örnekler icerisine girebilir. Ragnick kendi zamaninda en iyi galibiyet yüzdesi almisti, baska acidan Slomka da onu gecen tek isimdi. her ikisi de kovuldu,Müller oldugu sürece Schalkeden cacik olmaz pek. Metin Diyadin de bir örnek olabilir kesinlikle..