23 Şubat 2012

El Sıkma Meselesi!



Bayern Münih önemli oyuncusu Schweinsteiger olmadan kazanamamaya devam ediyor. Basel'de bana göre çok tehlikeli bir skorla ayrıldılar ve Man U'ya çıkardığı zorluğu düşünürsek Bayern Münih'in an itibari ile Basel'e elenme ihtimali bir hayli fazla. Herkes gergin ve elbette konu daha çok Ribery'nin çıkarken teknik direktör Heynckes'in elini sıkmama meslesine gelince adamımız deliriyor..

"Bırakın artık bu el sıkma meslelesini.. sıktınız artık" diyor. "Oyuncu bu, her şey kötü gittiğinde elbette o da bir tepki verecek.. çok da önemli değil teknik adamın elini sıkıp sıkmaması.." ya da genel olarak asıl mesele bu değil diyor.

Futbolcu robot mudur ki? Sinirlenecek, kızacak ve belki tepki de verecek sonrasında kendisinin de bakıp çok da onaylamayacağı..

Ben şunu hiç anlamam bak kısaca anlatayım.

Hem futbolcuları gaza getirecek, neredeyse bir savaş ortamı yaratacaksın.. Kazanmayı, oynamayı ve galibiyeti "zafer" ile eş değer tutup adrenali yukarı çıkaracaksın ve aynı zamanda bunların doğal sonucu bu gibi tepkileri de "olağan dışı" "çok kötü" olarak yorumlayacaksın. Çok daha kısa bir şekilde Höness cevap vermiş "bırakın olm artık şu geyikleri" diyor kısaca. futbolcu bu insan, tepki verecek bir şekilde diyor ki çok çok çok çok doğru..

Rehhagel Mucizeleri



Söylemenize gerek yok, çok kötüyüm. Bildiğimi dahi unutuyorum, Bremen'e Berlin A'ya B diyorum neden? Hiçbir fikrim yok.

Dünya Kupası boyunca Lig Radyo'ya bağlandık. İlk telefon bağlantısında inanılmaz heyecanlanmıştım ama sonra Ali Ece ve Mustafa Sapmaz'ın tecrübesi ile arkadaş arası muhabbete dönüştü, geçti gitti. Sonra TRT Spor'da "Almanya'dan Futbol" a yorumcu oldum 3 program. Hiç böyle heyecan yapmamıştık. NTV Spor'da "Yensen de Yenilsen de" aynı şekilde çıktık ama oradaki Bağış Abi'nin ve Banu Abla'nın tecrübesi bir yana kalabalık bir grup olduğumuzdan lay lay lom geçti gitti .. Lakin bu tek başına kamera karşısında monolog çok kötü..

İkidir yapıyorum rezil performans. anlatacaklarımın yarısı uçup gitmiş bazen çok bariz hata yanlış şu bu.. oy anam oy..

Haftaya da olacak ama böyle kötü olmamasını diliyorum:)

22 Şubat 2012

Rumeli Hisarı'nda Büyüleyen Fantastik Gösteri!




Daha önce Galata Kulesi'nde yaptığı project mapping ile dikkatleri üzerine çeken 8x4, yeni ürünleri olan Beauty ve Beast için bu sefer de Rumeli Hisarı'nda görkemli bir project mapping uygulaması yapmış. Fantastik gösteriye, hepimizin yakından bildiği Güzel ve Çirkin masalı ilham vermiş. Birbirine kavuşamayan iki aşığın kötü niyetli ejderhaya karşı olan savaşı konu edilmiş. Ejderha masalın sonunda 8x4'ün yeni kokularına yenik düşüyor ve aşıklar kavuşuyor.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim; 8x4 gerçekten de hoş ve güçlü kokulara sahip... Deodorant özelliğinin yanında bir parfüm gibi de rahatlıkla kullanılabilir. Gösteriyi Rumeli Hisarı'nda seyredemeyenler için aşağıda paylaşıyorum.

8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Otto Rehhagel ve Mario Basler



Sergen için ne diyorsanız aynısını da Mario Basler için de söyleyebilirsiniz. Yetenek açısından bakarsanız eğer dünyanın en iyileri arasında yer alırken geldiği nokta yeteneğine göre kıyasladığınızda potansiyelinin çok çok altındaydı. Ve onun "disiplinli" olarak bilinen Otto Rehhagel ile olan anıları da oldukça ilginç.. Türkiye'de Sergen, Barça'da Romario ve Almanya'da da Basler.. Romario'nun da şu kadar gol atarsam ancak antrenmanların hepsine katılırım demecini çok iyi hatırlıyoruz, aynı durum Basler için de geçerliydi..

"Otto bana sonsuz özgürlük verirdi. Misal bir gün antrenmana geç gelmiştim ve kale çizgisindeki topu gösterip Rehhagel bana söyle dedi "Mario eğer o topu kaleden içeriye sokarsan tekrar geri gidebilirsin".Ben de o topu inanılmazı başarıp iki kale direğinin arasından geçirip kalan zamanımı da kendime ayırırdım. Mario Basler'in bir başka önemli özelliği ise kornerden attığı gollerdir.



Sigara tiryakisi Basler'e verilen özgürlük bununla da sınırlı değildi. Doktorlar onun ameliyat olmasını söyledikleri vakit Otto Rehhagel bunu istemiyordu ve çözüm her iki tarafı da memnun ediyordu: Antrenmana sadece cuma günleri gel ve cumartesi maçını oyna git. Bu şekilde aylarca tatil yaptım diyor ama sonuçta da kazandık hep diye ekliyor Mario Basler.

Sonuç itibari ile böyle bir futbolcudan o dönem başka türlü faydalanmak çok da mümkün değildi belki. Bayern Münih macerası pizzacıda karıştığı bir kavga sonrası sona eren Mario Basler'in anıları Sergen'inkiler ile yarışır. Lakin disiplinli olarak bilinen Otto Rehhagel'in bu tavrı ise onun mucizeleri yaratan başarısının şifrelerinden sadece birisi.

ZDN!



Öncelikle bu fotoğrafın orijinal boyutunda olanına şuradan bakınız

Yıllar önce henüz bekım Madrid'de oynar iken bir röportajını okumuştum. Her futbolcu hakkında tek kelimelik bir açıklaması vardı. Raul denildiğinde "Burası Raul'un kulübü" derdi. Raul Madrid olarak açıklıyordu efendim şudur budur derken Zidane'ı ise Balet olarak açıklıyordu. Onunla ne kadar sıklıkla antrenman yapsak da o ve biz bu futbolu çok farklı oynuyorduk diyordu. Tam anlamıyla bir sanatçı olduğunun altını çiziyor ve topla hareket edişinin muazzam bir şey olduğunu anlatmaya çabalıyordu.

O bir "futbol sanatçıcısı" etiketi pek çok futbolcu için söylenir ama bu terim Zidane sonrası Zidane'la beraber sonlanmalıydı.

Sami Khedira & Lena Gercke #3

Feuerwehrmann (Cankurtaran)


Aşağıdaki yazı 20 Şubat 2012 tarihinde BirGün gazetesine yazılmıştır.

................

Bahis oynayanlar çok iyi bilir ki teknik direktörünü değiştiren takım ilk maçında kazanır ya da en kötü kaybetmez. İlk maçında bir şekilde başarılı olur. Elbette istisnalar mevcut fakat bu futbolun yazılı olmayan bir kuralıdır adeta. Peki neden? Henüz daha teknik adam imzasını atacak eylemlerde bulunmamasına rağmen neden çıktığı ilk maçta başarı oranı bu kadar yüksek?

İsimlerden bağımsız bir şekilde "yeni teknik direktör" olması başarıya yetiyorsa bunun açıklaması daha çok oyuncularla ilgilidir. Teknik adamın değişmesi ile oyuncular o "güvenli" yerini kaybeder ve hemen herkes tekrardan yeni patronunun güvenini kazanıp vazgeçilmezi olmak için final maçıymışçasına kendisini gösterir. Aslında gereğinden fazla mücadele eder. Her oyuncu kendisini yeniden kanıtlamak zorundadır artık. Yeni işine başlayan teknik direktörde ise azim, çalışma ve oyuncularına aşılayacağı yüksek motivasyonun da bu geçici başarılı olma durumuna etkisi fazladır. Sıklıkla düşme potasında yer alan takımlar son düzlükte teknik direktör değiştirir. Teknik direktör gemiyi kurtaracak olan kaptandır ve onun artık burada kovulması mümkün değildir. Dolayısla bu zorlu süreçte patronun oyunculardan istediği ağır istekleri de bu ortam içerisinde kabul ettirme gücü vardır. Felix Magath'ın "işkenceci“ teknik adam imajı bu zorlu koşullarda bir dönem sürekli bulunmasından dolayıdır örneğin.

Bu doping etkisini gösteren yeni teknik direktör atama eylemini kulüpler sıklıkla düşme potasında yer aldığı vakit ligin bitmesine az bir süre kala gerçekleştirirler. Bizler bu satırlar içerisinde sıklıkla plan ve programdan bahsedip sabır konusunu işlesek de büyük liglerde teknik direktör değişiklikleri son hızla devam ediyor. Ülkemizde Gaziantepspor, Bundesliga'da Hertha Berlin ve Serie A'da ise Palermo bu sezon içerisinde bu eylemi iki kez gerçekleştiren takımlar.

Son çeyrekte gösterilen başarının asıl sahibi düşme korkusu ve yeni teknik direktörün oyuncular üzerindeki etkisi. Aldatıcıdır. Başarılı olan teknik adamla yeni sezona girerler ve asıl performans ölçümü burada yapılır. Genelde bu şekilde takımı ligde tutan kulüpleri aynı son bekler ve son çeyrekte yine motivasyon üzerinden yürüyecek, üç beş maçı o korku ortamı içerisinde farklı şekilde oynayıp kazanacak bir başka teknik direktörü atayarak geçirecektir ömrünü. Almanya'da tam da bu zamanda takımın başına geçen teknik direktörlere "Feuerwehrmann" (cankurtaran) teknik direktör denir. Kulüplerin zora girdiklerinde başına üşüştükleri bu adamlar takımı ligde tutunca ilk başarısızlığında gönderirler. Zira, onların iyi bir teknik direktör olduğuna inanmazlar.

Bunların en ünlüsü ise Felix Magath'dır. Hamburg'un başına takım düşme potasına girince geçer. Orada o zorlu koşullar içerisinde futbolcularına isteği zorlu idmanları yaptırabilen Magath yeni sezonun içerisinde ise kovulur. Keza, Bremen ve Frankfurt maceraları da aynı şekildedir. Kulüpler Felix Magath'ı düşme potasına girince çağırır ve kümede kalınca da gönderirdi. "Feuerwehrmann“ bir teknik direktörün çok da hoşlanmadığı etikettir ve aslında hakaret niteliği taşır. Magath buradan kendisini sıyırıp büyük teknik direktörler arasında yer alabilmiştir. Peki nasıl?

Başarılı olduğu o korku dolu atmosferi kulüplerin içerisinde daimi kılmıştır. Kendisini kovacak sportif direktörün de yerine geçen Magath oyuncuların pestilini çıkarırken bu eşiği geçtiği Stuttgart'da hemen herkes onun gönderilmeyeceğinin farkındaydı zira takımın sportif direktörü de Magath'dır artık. Lakin toplamda Magath buradan sıyrılıp başarılı ve büyük teknik direktörler arasında yer alsa da sadece bir istisnadır.
Sıklıkla sorulan soru bugünlerde şudur: Michael Skibbe neden dört maç sonunda Hertha Berlin'den gönderildi? Cevap basit: Çünkü o bir "Feuerwehrmann“ değildir. Rangnick, Slomka, Klopp gibi futbolun bilimsel yönünü daha çok işler ve uzun sürecin sonunda etkisini gösterir. Hannover'e mucizeleri yaşatan Mirko Slomka sezon içerisinde aldığı takım ile çıktığı ilk altı maçı kaybetmiştir. Keza Louis Van Gaal asla sezon ortasında takımın başına geçmezken uzun yaz döneminin ardından dahi bocalaması devam eder ve oldukça geç açılır.

Başka açıdan kulüpler her zaman cankurtaran hocalardan ziyade belli bir program içerisinde hareket edecek plancı hocaları arasa da basit bir ligden düşmenin milyonlarca avro zarar olduğu bu yeni futbolun içerisinde cankurtaran hocalara sarılmaya devam ediyorlar. O teknik direktörün isminden bağımsız yeniliğinin kazandıracağı üç beş maç ile ligde kalıp plansız bir şekilde ilerlemeye devam ediyor pek çoğu.

Kral'ın Dönüşü!




Bu skorun altında da Rehhagel'in imzası vardır. Otto "Kral" Rehhagel Bundesliga'ya geri dönmüş ve onun kabaca bir analizini yaptık. Şuraya tıklarsanız okuyabilirsiniz. Kabaca diyoruz zira 40 yıllık meslek hayatının içerisine öyle mucizeleri ve başarıları sığdırmış ki ancak bir kitap yazarsanız gerçekçi bir şekilde Rehhagel'i analiz edebilirsiniz.. Bremen,Kaiserslautern ve Yunanistan başarılarının yanı sıra başarısızlıkları da söz konusu yukarıdaki tabelada olduğu gibi..