16 Mayıs 2009

33.hafta Bundesliga.!



Bol gollü bir haftaydi aslinda..

Berlin iyi oynamasina ragmen sonuca gidemedi ve bunda Neuer'in etkisi fazlaydi. Castro göze hos gelen güzel bir gol atti ve girdigi bütün ikili mücadeleleri kazanmasinin yaninda attigi 61 pasin 51'ini orta sahayla bulusturmus. Cok güzel bir sag bektir. Andreas Beck ile anlasildigi söyleniyor ki ben buna pek inanamiyorum.. Bayern dahi alabilir Beck'i aslinda.. Ama o olmazsa bu Castro cok güzel olur.. Konu acilmis iken Fürth derbisinde seyrettigim cok da ucuza kapatabilinecek Schröck bu mevki icin bir numarali adayimdir.. Sebastian Kehl.. Her zaman derim Ofansif yönü en iyi olan defansif orta saha. Öyle ki bu adam aslinda Jones ya da Trochowski gibi degil ama yine de atiyor, attiriyor.. Asagida ayrintili egilecegiz ama Eduardo'nun bes mac sonrasi takima gelmesi aninda etki gösterdi.. Galatasaray'in Lincoln'ü diyelim siz anlayin, her bakimdan Lincoln'ü.. Bir gol bir Asist.. Dzeko üc Grafite 2 atti ki Wolfsburgu sampiyo(n) yaptilar.. Ribery buraya aliskanliktan eklenmistir daha cok.. Dortmund'un sag beki Kuba'yi sag tarafa eklerdim ben misal..







Hannover her seyden önce sever Wolfsburg'u.. Yatmistir demiyorum ama diger takimlara oranla biraz daha az zorluk cikarmislardir, bu kesin. Bunun disinda Dzeko-Grafite-Gentner-Misimovic dörtlüsünü durdurmak zordur ki bu takim bundan da öte bir seydir ve kesinlikle en cok Sampiyon olmasini istedigim ve tüm sezonu göz önünüze aldiginizda hakeden takimdir Wolfsburg.

Para babalarinin takimlarinin iyi islemesinin bence en önemli nedeni sudur: Futbolu yönetecek patron arayip klubu tek bir ismin sorumluluguna birakiyorlar ve köseye cekilmeyi cok iyi biliyorlar.. Magath tek patronu oldugu klubu gecen sene besinci yapmisti ki tarihinin en iyi derecesidir.. Bu sene de Sampiyo.. Dzeko postu gelecektir zaten..

Grafite 3 yas daha genc olsaydi su an Brezilya milli takimindaydi.. Cok iyi ve Dzeko ile cok uyumlu bir ikili ki birisi 26 digeri 25 gol ile bir takimdan iki forvet gol kralliginin ilk iki sirasini paylasiyor.. Keza Misimovic.. Bu sene muhtesemdiler ve böyle güzel takimin hocasinin takimi birakmasi ne kadar dogru karar olursa olsun biraz icimi burkuyor.. Basladigin isi bitir be Magath diyesi geliyor insanin.. Baska acidan Schalke dogru karar zira potansiyeli cok daha fazla. Bundesliganin dahi bu degisime ihtiyaci vardi, Bayern sonrasi diger bir büyük klup olabilir Magath altinda.. Haftaya bir beraberlik ve tarih yazilmis olacak..



Heynckes gelince hemen taktige el atmistir. Bayern'in sag beki en az Galatasaray kadar sorunludur her seyden önce. Son macta oraya Lucio'yu yerlestirdi ve fena da bir verim almadi aslinda. Yalniz bu Lucio'nun kaydirilmasi defans kurgusunda sorun yasatti.. Eduardo'nun golünde görülecegi üzere defans yerlesim hatasi yapti ve Hoffenheim'i öne geciren gol de bu sekilde geldi. Lucio'nun oradaki performansi degil defansdaki Luciosuluk problem oldu. Tüm sezon boyunca söylenilen burada da degismedi aslinda.. At topu Ribery'e o bir seyler yapar yoksa da takim yatar..

Carlos e Eduardo'dur.. Önce 2 mac cezasi akabinde 5 mac.. Bitirdi hoffenheim'i ve bir de sansizliklar.. Stuttgart'i evinde yeniyordu eger Eduardo'nun düsürülüsü sonrasi kazanilan son saniye penaltisini gole cevirebilseydiler.. Akabinde Bremen macinda dört direk ve Eduardosuzluk.. geldi hemen bir asist bir gol ile Bayernin Sampiyonluguna engeli koyuverdi. Cok önemli oyuncudur ama Brezilyalidir biraz..



Keyifsiz bir macti. Yalniz Gomez.. Hala düsünüyorum bu senenin en formda golcüsü kimdir diye.. Dzeko mu Gomez mi Grafite mi ? Dzeko-Grafite ikilisinin yaptigini Stuttgart'da tek basina üstleniyor Gomez.. Ilkonbir de yoktu sakatligi nedeniyle yedek klubesinde basladi maca.. 1-0 ve cok tehlikeli bir sekilde gidiyordu mac.. Babbel, onu almak zorunda kaldi zira isin ucunda Sampiyonluk ve hatta Sampiyonlar Ligi vardi. Bir dakika önce Cottbus capun oyuncusu ile cok önemli bir firsati degerlendiremedi ve top direkten döndü.. O top gitti gomez'i buldu ve onun asisti ile Cacau da macin sonucunu tayin etti.. Haftaya cok önemli bir mac var her bakimdan.. Bayern-Stuttgart.. Bakalim..



Bir garip takimdir Hertha.. Oynadigi futbol o yeri haketmiyordu düne kadar.. Yalniz sonuc alamadigi son haftalarda da o kadar güzel oynadi ki gecmiste oynamadan aldigi puanlarin diyetini ödüyordu.. Schalke karsisinda da baskin futbolcu sonuc getirmedi.. Biraz Pantelic biraz da Neuer bu skoru dogurdu. Lakin Favre'yi her acidan tebrik ediyoruz.. Berlin, sonunda onun sayesinde o stadi doldurmayi basardi.. O dolu stadin golü görememesi büyük eksiklik idi.

Berlin, haftaya ligin son sirasinda olup sondan ücüncü olma ihtimalini bremeni Bremende yenerek saglayan Karslruhe'yi konuk edecek.. Stuttgart macinin disinda ikinci seyiri keyifli mac bu olacaktir.. Sampiyonlar Ligi ihtimali mi küme düsme korkusu mu galip gelecek haftaya görecegiz.. Ben Karlsruhe o maci alir derim ama mac icerisinde ögrenilen sonuclara göre her sey degisebilir..

Diger Sonuclar:

VfL Bochum - Eintracht Frankfurt 2:0 (1:0)
Werder Bremen - Karlsruher SC 1:3 (0:2)
Borussia Dortmund - Arminia Bielefeld 6:0 (1:0) (oha)
Bayer Leverkusen - Borussia M'gladbach 5:0 (2:0) (cüss)
Hamburger SV - 1. FC Köln 0:1 (0:1)(haftanin sürprizi)

Tabela:

1 VfL Wolfsburg
33
20 6 7
75:40 35
66
2 Bayern München (M, P)
33
19 7 7
69:41 28
64
3 VfB Stuttgart
33
19 7 7
62:41 21
64
4 Hertha BSC
33
19 6 8
48:37 11
63

Wolfsburg, UEFA finali oynamis yorgun bremeni evinde konuk edecek.. Beraberlik dahi onlari sampiyon yapiyor.. Yenilse dahi Bayern-Stuttgart macinin beraberligi onlari yine sampiyon yapiyor.. Hertha, olasi Bayern-Stuttgart beraberligi ve Bremenin Wolgsburgu yenmesi durumunda 26 - 0 Karslruhe'yi yenerse Sampiyon oluyor.. Su durumda Wolfsburg her bakimdan Sampiyonlar Ligini ve bence Sampiyonlugu da garantilemistir sorun daha cok Sampiyonlar Ligine önelemesiz ve önelemeli gidecek iki takimin belirlenmesi.. Hertha'nin sansi cok dedik zira Karlsruhe'yi deplasmanda yenerse -kolay degil- Bayern-Stuttgart macinin sonucu ne olursa olsun Sampiyonlar Liginde..

Düsme Potasi:

15 Borussia M'gladbach (N)
33
8 6 19
38:61 -23
30
16 Arminia Bielefeld
33
4 15 14
27:54 -27
27
17 Energie Cottbus
33
7 6 20
27:57 -30
27
18 Karlsruher SC
33
7 5 21
26:54 -28
26

Sondan ücüncü takim ikinci Bundesliganin bastan ücüncüsü ile Birinci Bundesliga icin kapisacak.. Bu acidan bu dört takimin da ligde kalma sansi vardir.. Karlsruhe, berlin ile evinde oynayacak ve isi cok zor.. Gladbach, bu hafta rakibi Bielefeld'e 6 atmis Dortmund ile oynayacak olsa da yenecektir bana göre.. Lakin kolay olmayacak.. COttbus evinde keza formda Leverkusen ile oynayacaktir ama yenilmez degil Leverkusen disarida.. Bielefeld de Hannover ile.. Bekleyelim ve görelim..

15 Mayıs 2009

Dört Takim Bir Kupa ve Kalan Iki Mac.!



Bundesliga uzun zamandir böyle bir yaris yasamadi aslinda.. Bitime sadece iki hafta var ve dört takimin da Sampiyon olma umudu oldukca kuvvetli.. Tabelaya bir daha bakalim:


1 VfL Wolfsburg
32
19 6 7
70:40 30
63
2 Bayern München (M, P)
32
19 6 7
67:39 28
63
3 Hertha BSC
32
19 5 8
48:37 11
62
4 VfB Stuttgart
32
18 7 7
60:41 19
61

BU haftaki maclari da verelim tekrardan;


1899 Hoffenheim - Bayern München

Hertha BSC - FC Schalke 04

Hannover 96 - VfL Wolfsburg

VfB Stuttgart - Energie Cottbus


Dört takimin da olasi galibiyeti sonrasi isler son haftaya belki de ilk defa dört takimin birden Sampiyon olma ihtimali ile girilecek.. Nerden baksan acaip keyifli bir cumartesi günü bizi bekler durumdadir..

Betty Blue.!



Kitap bittiginde sunu dedim.. Bir gün bir kadini bu adam gibi sevebilir miyim ? Iki siradan insanin aslinda son derece basit yasam kurgusu icerisinde öyle akil-almaz bir ask var ki tüm gücünü gercekciliginden aldigini belirtmeliyim. Hayatimda ilk defa bir erkegin bir kadina olan tutkusunu kiskandim.. Bir adamin bir kadini gercekci bir sekilde sevisini gördüm, olmaz dedigimin olabilecegine inanc getirdim. beni artik az cok bilirsiniz, gercekdisi olan her sey cok fazla etkilemez ama o kadar gercek ve o kadar güzel bir sevgiydi ki inanamadim, hayran kaldim ve kendi icimde dönüsüm de bu kitap ile baslamistir.. Üstelik hani diger tavsiyelerin aksine hayatinda hic kitap yüzü acmamis bir insanin dahi rahatlikla okuyabilecegi sadelikte bir dili olan muhtesem bir philippe djian eserinden bahsediyorum ben size..

Uzunca süre asik olamadan ama asik olmaya asik bir sekilde gecirdim ben vaktimi. Cok fazla iliskiler olmasi cok insana keyifli gelse de tutkusuz iliskiler agi genelde cok da hos degildir. Bir insani sevmeyi bir süre sonra beceremedigimi düsünmeye basladim. Sevmek, asik olmak gercekten cok zormus. Eskiden bir bakisa dikerdim ben ask masallarini ama birden cok zorlasti. Olmuyordu hep.. Hepsinde bir kusur, hepsinde bir sorun vardi..

Cok sonra farkettik ki sorun onlarda degil benim bakis acimdaydi ve Betty Blue tek basina bunu bana göstermistir ve o denli yikici etkisi vardir yasamimda zira bir arayis son bulmustur bu kitabin sonunda..

Ben bu modern dünyada benim kafamin icerisine sokulmus gercekdisi kimliklerin farkinda degildim. Coktan asik olmusum ama bu dünyada karsiligi yokmus aslinda. Bazen o tutkuyla bagimli oldugum karakterler ile disarida gezinen iki bacaklilar arasinda ortak bir payda üzerinden biraz ileriye gittigim olsa da yakinlasmanin sonunda tanidigim gercek insan ile kafamdaki uyusmayinca hep ayni aci son ile karsilastik. Gercekten, yüzde yüz ciplak bir sekilde karsida duran insani sevmek inanin bana sanildigindan cok daha zordur.

bir insani sevebilmek icin onu tanimalisiniz. Onun size saf halini sunabilmesi icin sizin varolan gercege katlanabilme gücünüz olmasi gerekiyor. Cinsiyeti önemsiz partnerler cokca zaman sikayet eder sahtelikten ya da binbir türlü kendisini farkli göstermek isteyen tipolojilerden.. Oysa garip garip isteklerle onlari bu yöne dogru ittiklerinden habersizdirler. hemen hepsi bir kabul edilme ugrasisi icerisinde oldugundan cok baska bir role soyunma hevesinde olmasi, saf varliginin kabul edilmeyeceginin farkindaligindandir. neyse o oldugu vakit kabul edilmenin imkansiz oldugunun bilincindeler.. Benim yillar yili insanlari kabul etmeyip kendi kafamin icerisinde filmler, kitaplar ve daha baska araclarla cok baska insanlarin yaratilip onlara sevdalanip gercegi, gercek insanlari distalamam gibi bir sey bu.. Betty Blue, gercek bir insanin da sevilebileceginin kitabidir ki üstelik öyle güzel bir sekilde ki..

Sevme becerisi karsidaki insanin özelliklerinden bagimsiz insanin kendi bakis acisinda gizlidir. Betty Blue kitabinda isminin hicbir yerde gecmedigi o muhtesem adam bir kadini oldugu gibi seviyor, tüm sacmaliklariyla bütün yapip gercek bir insana asik oluyor. Ötekiye göre kusur olan Betty Blue'nun her ayrintisi onun kendi mükemmelinin parcalarini olusturuyor. Bir adam bir insani sevebiliyor, isin özü budur, karsidaki insandan bagimsiz gelisiyor aslinda..

Proust, güzel kadinlar hayal gücünden yoksun erkeklere göredir derdi. Zira insanin hayalindeki yarattigi güzele asik olmak oldukca kolaydir ama varolan saf gercek bir insana tutkuyla bagimli olmak icin biraz beceri gerekiyor.. Betty Blue'da bu isi sanat eseri kivaminda becermis bir adamin aski anlatiliyor ve mutlaka ama mutlaka okumanizi tavsiye ediyorum..



Okudugum ve muhtesem dedigim pek cok kitabin filmini izledikten sonra hep pisman oldum. Lanet ettim, keske izlemeseydim dedim.. Misal Milan Kundera'nin muhtesem bir kitabi olan varolmanin dayanilmaz hafifligini bu gercegi bilmeme ragmen Juliette Binoche oynadigi icin seyrettim yine ayni sonuc.. cok kötü oldu. Lakin ilk defa bir kitabin bir filmi icin hep olumlu elestiri duydum cevremden.. Benim icin Betty Blue'nun yasamimdaki yeri cok önemli oldugu icin seyretme riskini göze alamadim lakin tavsiye etmeyi göze aliyorum kendi arkadas grubumun elestirileri dogrultusunda.. pek cogu bir kitap ancak bu kadar güzel filme cevrilir demistir..

Bir baska Fatih Terim: Louis Van Gaal.!



Bir sonraki secimlerinizi bir önceki tecrübeleriniz tayin eder gercegi burada da ayni sekilde kendisini gösteriyor. Bayern Münih, aslinda Van Gaal yerine kendi degeri olan Mehmet Scholl'ü düsünüyordu, Beckenbauer'in bir mac ortasinda canli yayindaki söyleminden bunu gördük ve fakat genc ve tecrübesiz teknik adamin zararindan sonra bunun tam aksine dogru yönelmek durumunda kaldilar.. Klinsmann'in en önemli eksikligi bana göre de taktiksel acilimlarin yetersizligi ve tecrübe eksikligiydi. Bu acidan Taktiksel bir deha ve ayni zamanda tecrübeli bir teknik adam arayisinin sonucunda Van Gaal isminde karar kildilar..

Nasil bir teknik adamdir Van Gaal ?

Fatih Terim teknik adamligi icin "motivasyon" neyse Van Gaal icin de "Taktik" odur. Cok büyük farktir temelde ama toplamda benzesirler..

O Taktik uzmanidir. Her maca göre bir taktik belirler Van Gaal.. Isin sirri onun icin ayrintilardadir hep ve bu yüzden Barca zamaninda elinde not defteri olan bir adami saha kenarinda sürekli not tutar sekilde görmüssünüzdür. Alkmaar'dan yaninda getirdigi en önemli isim video analizcisidir. zira sahada olup biten her ayrinti Van Gaal icin macin sonucundan da önemlidir..

11 yil gibi uzunca bir süre Pedagoji egitimi görüp spor ögretmenligi yapmasindan dolayi oyuncularla nasil anlasacagini Hitzfeld gibi "bir anlamda" cok iyi bilir. Van Bommel ondan sikayet eden tek bir oyuncunun olmadigini söyler. O böyle söyler ama Van Gaal altinda calisan her yildiz oyuncu sorun yasayacaktir. Rivaldo kavgasi iyi bir örnektir. Ajax'ta Leo Beenhaker sonrasi yasadigi muazzam basarilarinin temelinde Ajax kadrosunun onun kati disipline sorunsuz itaat edecek genc oyunculardan kurulu olmasi yatar.. Yildizlardan uzak bir yasam.. Kluivert'lar,Overmars'lar, De Boer kardesler filan hepsi genc yildiz adayiydi.. Hiddink gibi kendisine güveni sonsuz ve sahada sözünü sonuna kadar dinleyebilecegi oyuncularin olmasini ister.. Teknik adamin bire bir sözlük anlami karsiligidir aslinda.. Van Gaal, Trapattoni gibi taktik üzerine cok fazla egilir ve yildiz oyuncularin o serbestligini kisitlar. kayda deger ayrinti her oyuncunun sahada ne yapmasi gerektigini ayrintilariyla mac öncesi belirler, kendi basina buyruk takilmak bu hocanin en nefret ettigi davranis bicimidir. Video Analizi önemli yer tutar ve bu sadece rakip takim maclarini kapsamiyor.. Siki bir Katolik egitimden gecmistir kendisi ve bunun etkilerini her zaman onun yönetiminde görebilirsiniz. Cok siki bir disiplin ister. Yeni gelen oyunculara psikolojik test yaptirir ve hakkinda her seyi bilmek ister.. Futbolcular her hafta kendi fizik durumlarini belirlenmesi icin soru kutucuklarini doldurmak zorundadir. Oyuncularin özel yasamina da gözünü diker.. Oyuncularla her kosula ragmen anlasmasi gibi bir tanim olamaz. Önem verdiginiz kriterler nelerdir ? Misal Van Gaal icin oyuncusunun dogum gününü unutmak ya da unutmamak cok önemli bir detaydir.. Disiplin ve Saygi ile onu tanimliyorlar ama ben yine de onun icin tek bir kelimeden olusan tanim getirseydim "ayrinti" derdim.. Ayrintilar, o kucuk ayrintilar onu basariya götüren en önemli "ayrinti" dir..

Büyük liglerdeki tek ve basarili deneyimi Barcelona klubundeki ilk dönemidir, ikinci dönemi cok da uzun olmamistir zaten.

Hem ispanyol ve ayni zamanda Hollanda medyasi ile anlasamamistir ve oldukca mesafeli bir tutum izlemistir basina karsi. Cok baska yerde de üzerinde durdugumuz gibi medyada arkadasi olmayanin yaptigi basarilar yoksanir ki Barcadaki sonunu hazirlayan etkenlerden birisi onun medyaya karsi bu kati tutumudur derler.. Calistigi üc yil icerisinde iki La Liga, Ispanya Kral Kupasi ve UEFA Super kupa bulunurdu ki kovuldugu yilin sonunda ligi ikinci bitirmis, Sampiyonlar Liginde de yari finalde elenmistir. Onun Barca kariyeri ve yaptiklari aslinda güzel bir yaz tatilini hakeder iken Barca yönetimi teknik adamin isine 2000 yilinda son vermistir.. Lincoln futbolunu görünmez kilan etkenler aslinda burada Van Gaal icin de gecerlidir. Basin.. Üc yilda iki sampiyonluk ve son yil ikincilik.. Bu basarili döneme ragmen Barcalilar tarafindan pek de sevilmemistir. Eger ikinci kez barcada görev aldiysa bu gecmisteki basarilarindan ziyade barcada "Kubala" gibi "kurtarici" olmasindan dolayi cok baska bakilan, ilah olarak belirlenmis Cruyff'un yani "el salvador" un onu tavsiye etmesinden kaynaklidir.. Sevilmemesinin nedenleri Ajax'ta basardiklarinin onu diktatör konumuna getirecek kisilik dönüsümünü saglamasi yatar, kibirlidir ve bu acidan ben Terim'e benzetirim aslinda..



Barca bildiginiz üzere cok baska degerleri olan katalan bir ekiptir ve yaklasik 8 tane Hollandali oyuncu takima onun döneminde katilmistir. Bu kimlige bir tecavüz olarak algilanmisitir o yillarda.. Basari katalanlardan ziyade teknik adamina kadar yansiyan hollandalilara gecmistir ki önemli bir ayrintidir.. 8 farkli milletten oyuncu olmasi baskadir sekiz tane hollandali futbolcu ve teknik adamin basarisinin kimliksel acilimi cok baskadir..

Biraz basa dönelim ve kisa bir özet gecelim.

1986'da Leo Beenhaker'in yardimcisi olur Ajax takiminda ve 1991 yilinda sürpriz bir kararla takimin basina gecer. 1997 yilina kadar Ajax ile kazandigi basarilar muazzamdir, inanilmazdir.

Ajax ile;

Üc kez Hollanda Ligi Sampiyonlugu
Hollanda ligi kupasi
Hollanda Süper Kupasi
UEFA kupasi(1992)
Sampiyonlar Ligi Sampiyonlugu(1995)
Avrupa Süper Kupasi
Kitalar arasi Sampiyonlugu
1996 Sampiyonlar Ligi Finali(Juventus'a karsi kaybetmistir)

Bu beklenmedik bir basaridir ve Terim gibi basariya ulastigi yolun esiri olmustur.

Artik o kendisine inanilmaz güveniyordur, öyle ya o basarilari kim kazanmistir? Kibir dogmustur.. Kabaca 4-3-3 sistemi elestirilse de o kendisine tek bir laf ettirmeme cabasindadir. Artik elestiri kabul etmez bir adamin yarattigi antipati de Barcelona semahlarinda görülmektedir.. Hollanda basini Van Gaal'i profesyonel yardim/psikolojik destek almasi konusunda uyari dahi ceker, tanidik geliyor mu size bu yaklasim ?

Yukarida bahsedilen basarilara ragmen seveni cok azdir, yine Terim gibi.. Barca onu kovar, Hollanda milli takimi ona kapilarini acar.. Basarisiz dönemi baslar artik.. Alkmaar'a gelesiye kadar yerlerde sürünmüstür.. Ne bir kupasi ne de bir basarisi vardir. Yine de o Barcadan kovulurken söyle der..

"Ben alti yilda Ajax takiminda, Barcelonanin yüz yilda kazandigindan fazla basari/kupa kazandim"

Kibiri görüyor musunuz ?

Terimden bir farki yoktur Van Gaal'in. Onca basariya ragmen yeni kusak ona Terime oldugu gibi sirtini dönmüstür,bu kusagin teknik adamlarindan Rijkaard, Van Basten gibi isimler onun yetkinligini kabul etseler de yeni bir dönemden ve devrimden bahsederler, Van Gaal'i da maziye gömerler yorumlarinda.. Burasi bana göre cok fazla önemlidir.. Yasadigi muazzam basarilara ragmen sürekli elestirilmesini saglayan kibiri ona yine yardim elini uzatmistir aslinda.. Kendisini tekrardan ispatlama ihtiyacini hissetmistir yeni kusaklara.. Terimden farkini da bu sekilde ortaya koymustur zira degisim göstermistir her bakimdan...

Artik o cok elestirilen teknik adam bir süre sonra hicbir sekilde vazgecmedigi ve bütün basarilarina temel olusturmus 4-3-3 yerine Alkmaar'da 4-4-2 oynatmaya baslamis, basarilarindan dolayi basariyi getiren formüllerin onu esir aldiginin farkina varip yeniliklere kucak acmistir ve yillar sonra muhtesem bir geridönüs yasamistir.. Dönüsüm aslinda her alanda gerceklesmistir..

Arda Turan, büyük basarilar yasayan Hakan Sükür ve Fatih Terim kadar elestirilmedikce dogru yola girmeyecek, kendisini sikintiya sokmaya göze almayacaktir ve o ilk yillarinda oynadigi maclarin gölgesinde Galatasarayliligiyla siyrilacaktir isin icerisinden demistik burada.. Ayni durum burada da gecerlidir. Hirs ister saha disi ister saha ici olsun, elestirilmedikce bulasmiyor futbolculara ve teknik adamlara.. Özelikle degisen futbol dünyasinda yakladigi büyük basarilarinin sonucunda vazgecemedigi dogrulari varsa bir insanin.. Van Gaal o muhtesem basarilari sonrasi ayni sekilde muazzam bir cöküs de yasamistir..Su kiyasi yapmak durumundayiz. Van Gaal'in Ajax ve Barcelona ile yasadigi takdire sayan basarilar, Terim'in Galatasaray ve Milan teknik direktörlügünden fazladir. Lakin yasanilanlardan sonra van Gaal o ülkede Alkmaar gibi ücüncü büyük olarak dahi anilmayan bir takimin basina gecip basari yakalamaya zorunlu kiliniyorsa bu Terim icin de gecerli olmasi gerekir.. Elemeler sonrasi ister yunan liginden bir takima isterse de Bursaspor,Genclerbirligi gibi cok baska takima gidip tekrardan baslamalidir futbola..

Onun taktiksel deha oldugunun herkes farkindadir. Lakin kendisini basariya götüren yolun esiri olmamak cok da kolay degildir. Terim'in 37 yasina kadar Hakan Sükür'e sarilmasinin tek nedeni taktiksel acilimsizligi degil ayni zamanda o hamlesiyle yakaladigi basarilarinin bilincaltinda esiri olmasidir.. Terim Hakan Sükür'ü, Van Gaal'in 4-3-3 sisteminin icerisindeki bagimliliklari özdestir temelde.

9 yil sonra Van Gaal Alkmaar ile tekrardan Sampiyonluk yasamis ve simdi Louis Van Gaal ya da onunla beraber siklikla anilan Totalfutbol2.0 versyionu ile Bayern Münihin basindadir ve ben inaniyorum ki basarili olacaktir bu adam.. O cöküsü ve gecis dönemini yasamistir.. Trapattoni misal bu degisimi gerceklestirememis ve her seferinde tökezlemesine ragmen sucu hep kendisinin disinda bir yerde aramanin zararinda cakili kalmistir..

Son olarak Van Gaal'in Ajax'taki basarilari, Trapattoni'nin üc ayri avrupa kupasi basarisi ve Terim'in Milli takim, Galatasaray, Milan Teknik Direktörlügü basarilari.. Bu insanlarin kibirleri onlari basari sonrasi Alkmaar'a, Salzburg'a götürmüstür ve Terim de bu yola girmeye aslinda zorunludur.. Degisimi yani sizi basariya götüren yolun esiri olmamayi basarabiliyorsaniz elbette Alkmaar basarisi ve Bayern Teknik adamligi sizi bekler.. Bir deha, bir yetenek, bir yetkinlikten kimsenin süphesi yoktur lakin is bununla bitmiyor, bitmemelidir..

14 Mayıs 2009

Falco Götz.!



Falco Götz, en son Hertha Berlin takimini üc yil calistirdiktan sonra isine 2007 yilinda son verilen bir teknik adam idi. Sonrasinda birinci ve ikinci Bundesliganin sayisiz takimindan is teklifi aliyor ama o bugün bakin nerede..

Ücüncü Bundesliganin da asagisinda yer alan kuzey bölgesel ligi takimlarindan Holstein Kiel'in basinda takimin Magathvari her seyi konumunda. Bir bakima dördüncü lig takimi calistirmayi caresizlikten degil bilincli olarak tercih etti. Sampiyonlar Liginde Schalkenin basinda olan Ralf Rangnick'in Hoffenheim'in basina gecmesi gibi bir durum ama tam da uyusmuyor, burada Hopp'un parasi yok..

Daha da baska bir ayrinti, Kiel takimi devreyi lider bitirmesine ragmen teknik adam degisikligine gidiyor.. Hem Kiel takiminin hem de Götz'ün istedigi sey aslinda ayni. Takimi birinci Bundesligaya her bakimdan hazirlanmasi ve bu yolda ilerlerken Götz sadece teknik adam degil o futbol klubunun hemen her seyi oluyor.. Bu yüzden birinci Bundesliga takimi calistirmak yerine burasini secmis.. Diyor ki bana gelen teklifler hep düsme takimlarinin cankurtarani olmam seklindeydi.. Oysa ben futbol ögretmeniyim isim kisa vadede heyecan katmak degil futbolu ögretmek..

Magath'in bu Cankurtaran teknik adamligi sonrasinda delirdigini ve artik Stuttgart takiminda hem teknik adam ayni zamanda menajer olduktan sonra bir basari yakaladigini da hatirlatalim.

Bundesliga bu proje isine sarilmis durumda. Hoffenheim,Wolfsburg gibi takimlarin basarisi ortadadir keza her yöneticinin teknik adamliga soyundugu ve ayri ayri onbes adamin teknik adam oldugu Galatasarayin basarisizliginin da ortada olmasi gibi.. Mesele iyi bir futbolcu ya da teknik adami takimin basina getirmekten ziyade hangi kosullarda görev yaptigi olsa gerek..

Götz, basarili olacaktir ve Kiel takimini da ileride bir gün Bundesligada görecegiz..

Van Basten & Jürgen Klinsmann



Öyle ki basarili futbolculuklari bir yana teknik adam olarak "yenilikci" "devrimci" kavramlariyla anilmalarinin yani sira basarisizliklari bile paralellik gösteriyor her iki futbolcu olarak efsane olmus teknik adamin.. Ben futbolcu olarak her ikisini de cok severdim, teknik adam olarak da eksik bulurum.. Yine de gelecegin teknik adam profilini cizmeleri bakimindan takdir etmisimdir her daim..

Kisa Kisa Notlar..



Markus Schuler.. Bielefeld'in sol beki. Dün oynanilan Hoffenheim macinda sakatligindan dolayi yer almadi. 1977 dogumlu ve Leverkusen maci bittiginde Bundesliganin en tehlikesiz topcusu oluyordu. Gladbachli eski oyuncu Eichin 180 mac gol atamayarak bu rekoru elinde tutar iken leverkusen macinda buna bir ortak geldi. Simdi Dortmund macinda oynar ve gol atamaz ise bu rekorun sahibi olacaktir.. ben hep merak etmisimdir aslinda bir oyuncu oynadigi mevkiye aldirmaksizin en fazla kac mactir gol atamamistir diye.. Iste onun Bundesliga cevabi Markus Schuler'dir. Buzhokey liginde Köln takiminda tükkani isleten eski rekorun sahibinin aciklamalari cok güzeldi.. Bana diyor takim arkadaslarim penalti atmam icin geldiklerine onlari reddettim. 11 yildir bu rekoru elimde tutuyorum ki hic yoktan cok cok iyidir böyle bir rekora sahip olmak.. Ilginc bir bakis acisi.



Adler su yaninda duran sevgilisinden ayrilmis. Isin dogrusu bir erkek olarak belirtirim ki yakisikli adam.. Baska acidan futbolsever olarak cok fazla severim ben bu oyuncuyu.. Demecleri o kadar güzel ki böyle bir futbolcu olsun varsin arada bir hatali gol yesin.. bir de su var: Bu sezon ilk defa büyük hatalar yapmaya basladi.. Burdan da anliyoruz ki özel hayatinda sorun var. Örnekleri de var bu özel hayatin sahaya yansimasinin.. Kahn eger o zengin erkek avcisi hatun ile iliskisi olmasaydi kesinlikle Roberto Carlos'un o frikikigini yemez ve ayni zamanda 2006 dünya kupasinda da Lehmann yerine forma giyerdi.. Bazan cok acimasiz oldugumuzu da düsünüyorum.. Adamlarin kötü günleri oluyor, özel hayatlarinda türlü türlü soklar yasiyorlar ve biz her seye ragmen maca asilsin diye bekliyoruz..

Ligde Son Durum..

1 VfL Wolfsburg
32
19 6 7
70:40 30
63
2 Bayern München (M, P)
32
19 6 7
67:39 28
63
3 Hertha BSC
32
19 5 8
48:37 11
62
4 VfB Stuttgart
32
18 7 7
60:41 19
61
5 Hamburger SV
32
18 4 10
46:44 2
58
6 Borussia Dortmund
32
14 13 5
53:36 17
55

Iki mac kaldi.. Dört takim Sampiyonluk ve Sampiyonlar Ligi icin savasiyor.. Bir takim Sampiyon olacak, ilk iki sira önelemesiz Sampiyonlar Ligine gidecek ve ücüncü takim Ön eleme oynayacak Sampiyonlar Ligi icin.. Dördüncü ve besinci takimlar UEFA'ya gidecek.. Altinci takim da gönüllerin sampiyonu olacaktir.. Ihtimallere bakalim:

Wolfsburg bugünün Lideridir. Yalniz averaj farkinin cok fazla olmadigini görebiliyoruz. Bayern Münih ile iki gol farki vardir sadece. Bu hafta Hannover deplasmanina gidecek ve son haftada da kendi evinde ligde hicbir iddiasi kalmamis Bremeni konuk edecek. bir aksilik olmazsa eger alti puan ceptedir diyebiliriz.. Yine de sonucu belirleyecek olan bayernin alacagi puanlarin yani sira her iki takimin da atacagi goller..

Bayern Münih ise ikinci devre hic mac kazanamadiktan sonra cikisa gecen ve son iki haftayi galibyietle kapatan Hoffenheim'a konuk olacak.. Bu macin cok kolay gecmeyecegini belirtmek isterim. baska acidan Munih forma girmistir.. Güzel bir hava yakalamasi bir yana Hoffenheim'in cok da bir iddiasi olmamasi isleri kolaylastirabilir.. Son hafta ise evinde Stuttgart ile oynayacak.. Iste bu mac hem Stuttgart icin hem de Bayern icin belirleyici olacaktir. Iki takim inanilmaz form tutmus durumda ve her ikisi de aslinda iddiali..

Berlin.. bu takimin burada ne isi var diyoruz oynadigi futbolu göz önünde tutarak.. Yalniz daha önceden de belirttik ki topa sahip olup oynama orani ligin en iyisidir, 1,1 saniye. Favre konusunda inat etmeleri bir baska güzellikleri.. Bayern Munih ve Wolfsburg'un olasi maglubiyetlerinde liderler.. Bu hafta kendi evinde oynayacagi Schalke maci isin en önemli kismi. En azindan bu maci yenerlerse Sampiyonlar Ligi garanti ve sampiyonluk da rakiplerin durumuna göre degisecektir.. Bayern-Stuttgart macini da düsündügümüz zaman Sampiyonlar Ligi icin Wolfsburg'dan sonra yeri garanti olan ikinci takim zira son hafta düsmesi kesinlesen Karlsruhe'ye konuk olacaklar..

Stuttgart ise.. bu hafta düsme potasindaki cottbus ile karsilasacaklar.. Kendi evlerinde oynayacagi bu maci zorlansalar da alacaklarini dusunuyorum ve son hafta Bayern Münih icin duruma göre Sampiyonlar Ligi veya Sampiyonluk macina cikacaklardir.. Baslarinda en son gittigi konser Judas Priest olan cok baska bir teknik adam vardir..(portresi yakindir) Guardiola'dan sonra bu sene Avrupada en begendigim belki de ikinci genc teknik adamdir.. Bayernin isi son hafta cok da kolay olmayacaktir..

Düsme Potasi..

13 Eintracht Frankfurt
32
8 9 15
37:55 -18
33
14 Borussia M'gladbach (N)
32
8 6 18
38:56 -18
30
15 VfL Bochum
32
6 10 16
36:54 -18
28
16 Arminia Bielefeld
32
4 15 13
27:48 -21
27
17 Energie Cottbus
32
7 6 19
27:55 -28
27
18 Karlsruher SC
32
6 5 21
23:53 -30
23

Karlsruhe düsmüstür, kesinlesti. Cottbus, Bielefeld,Bochum,Gladbach ve hatta Frankfurt tehlikeli bögedeki isimler..

Son iki takim düsüyor, sondan ücüncü takim ikinci Bundesligadaki bastan ücüncü takim ile birinci Bundesliga icin play off macina cikacaklar.. C

Cottbus bu hafta sonu deplasmanda Stuttgart ile oynayacaklar.. Bu macin sonucu ne olur inanin bilmiyorum. Yillar önce Duisburg sampiyonluk adayi Bremeni evinde yenmisti, tüm sene berbat bir performans göstermesine karsilik can havliyle inanilmaz oyun ortaya koyabiliyorlar.. Burada da bilemiyoruz. Son hafta evlerinde iddiasiz Leverkusen karsisinda galip gelebilirler..

Bielefeld, bu hafta sonu evinde hicbir maglubiyet yüzü görmeyen Dortmund'un o muhtesem stadina konuk olacak ve bu mac benim sonucunu en kestiremedigim mac olacaktir. Dortmund avrupa macerasi acisindan bu maca asilacaktir baska acidan evinde zaten hic yenilmemislerdir.. Bielefeld icin ölüm-kalim macidir.. Üstelik Wolfsburg macina kadar Dortmund takimi inanilmaz bir seri yakalamistir. Seyri en keyifli maclardan birisi bu haftasonu bu mactir. Akabinde rahatlikla yenebilecegi Hannover maci onlari bekler.. Dortmund macindan puan cikarirsa en azindan sondan ücüncü siraya yerlesebilme ihtimali var..

Bochum ise bu hafta kendi evinde Frankfurt ile karsilasacak.. Bremen, Özil'in de muthis oyunu ile bes atti Frankfurt takimina ki o macta bana göre bu sezon frankfurt'un en iyisi olan Ochs'un kirmiziyi görmesiyle dagildi. Keza Bochum macinda da olmayacaktir.. Frankfurt rahat bir pozisyonda ama yine de tam olarak nefes almak istiyorsa bu mactan en az bir puan cikarmak durumunda.. Bochum ise ilk devrenin ekmegini yedi ikinci yari. Sonrasinda kendi evinde cok da iyi olamayan Köln takima misafir olacak.. Her iki maci da almak durumunda.

Gladbach, zor olani beceriyor kolay olani yapamiyor ama son iki macinda iki son ceyrekde atilan gol onlari kümede tutacak gibi duruyor.. Bu hafta Leverkusen ile oynuyor ki isleri kolay degil aslinda. iddiasiz olsa da Leverkusen takiminda isler karisik. Öyle bir ikinci yari cöküsü yasadilar ki Skibbe'nin yasadigindan daha beter..Gladbach'a zorluk cikartacaklardir.. Yine de Meyer'in takimi favori.. Son hafta ise Dortmund takimini evinde konuk edeceklerdir..Is buraya kalirsa Dortmund'u yine muhtemelen son ceyrekte atacaklari gol ile maglup edeceklerdir..

Frankfurt ola ki Bochuma yenilir ve isi son haftaya birakirsa.. Diger takimlar da yenerse.. kendi evinde Hamburg gibi bir takimla en kötü beraberlik icin savasacaklardir ki sanmiyorum bu duruma gelsin.. Diger takimlarin her iki macini da galibiyet ile kapatmasi cok da olasi degildir..

Toplamda benim siralamam ise su sekildedir:

1-Wolfsburg
2-Stuttgart
3-Bayern Münih
4-Hertha Berlin

16.Bochum
17.Cottbus
18.Karlsruhe

Bielefeld'in bu hafta sonu Dortmund takimina sürpriz yapabilecegini düsünüyorum ama yanilma payim cok yüksektir, bilesiniz..



Cok yoruldum, uzun analizler filan yapacak durumda degilim. Dünyanin iki en iyi oyuncusudur pek coguna göre.. Bana göre de performans acisindan en önde duran iki isimdir. Ben Messi'yi severim, pek cogu Ronaldo'yu. Lakin bu ikisi arasinda oyun stili acisindan bugün ucurum yaratan fark oynadigi liglerin karakterinden kaynaklandigini düsünüyorum.. Öyle ki ben Ronaldo'nun Man U takimina ilk geldigi günleri cok iyi bilirim.. Bugün Messi'de olan ama Ronaldo da cok da aciga cikmayan driplingleri, adam gecmeleri ve inanilmaz bir kanat oyuncusu yapan özelliklerine hayran kalmistik.. Topu önüne her ama her aldiginda karsisindaki rakibi gecmek icin sabirsizlanan bir oyuncuydu ve bunu bazen degil cogu zaman basarirdi.. Ama iste bu lanet ingiliz futboluna yerlestikten sonra geriye kalan sanat eseri olarak algilanabilecek sutlari, sut teknigi ve frikilkleri, kafasi kaldi.. O Ronaldo'dan eser kalmadi ve bir de kendinibegenmisligi gelince Messi sevgisi fark atti gönlümde.. Ama böyle degildi bu adam, bilesiniz..

Demek istedigim odur ki cok genc yaslarda herhangi bir lige kapak attiginiz vakit dönüsüm bazen yüzseksen dereceye ulasiyor.. Ronaldo'nun olasi bir ispanya ligine transferi futbolunda da dönüsümler saglayacaktir bana göre.. Isin avantaj kismi da mevcut. Bu adam bu kadar güclü kalamayabilirdi sahada.. Bu kadar güzel sutlari olamayabilirdi ya da taktiksel acidan premiere lig futbolcularin daha cok gelistigini de belirtmeliyim.. Son dönemde bu ikilinin cok fazla macini seyrettigim icin söyleyebilirim ki Messi'nin seyir zevki cok baskadir.. Lakin Ronaldo'nun hem milli takimda hem de Man U'nun ilk günlerinde Messi'den cok da farkli degildi..

Hepinize Danke.!



Öncelikle tesekkürler.. Sadece burada yorum yapan, mail atan okurlara degil ayni zamanda Eksi Sözlük,Itü Sözlük,Galatasaray Sözlük, Alisamiyen.Net,Ultraslan ve daha onlarca forum sayfasinda yazi hakkinda yorum yapan güzel insanlara ve parcasi oldugum bloglar aleminin destegine.. Yaziyi tek basina post yapan bloglara.. Unuttuklarim vardir, özür hepsinden..

Lakin umutlarinizi bosa cikarmak istemem ama yazinin da özünü olusturan gercek burada da karsimiza dikildi.. Degil oyuncularin performansi ve olan bitenin cok baska yorumunun kabul ettirilmesi bizzat yazdigim yazinin icerigini dahi onlar belirliyor. Sadece benim yazimin dahi oldugundan cok baska bir sekilde gösterilmesi ne dedigimi anlatmak icin güzel bir örnektir. Bloglar alemi ne zaman ki binlerle degil yüzbinlerle anilacaktir o zaman belk i cok sey cok baska olacaktir.. O günlere kadar simdilik zafer sarkilari söyleyedursunlar.. Baska acidan pek cok okurdan özür diliyorum.. Her bir yorumu post atilacak seklinde degerli iken benim bunlara ayiracak zamanim oldukca kisitli oldu. Gelen maillerin hepsine cevap veremedim ama baska türlü sansim da yoktu.. En son ti esti to'nun mailine cevap verir iken sabahin altisi oluyordu ve ben bir saat sonra kalkacagim yatagima gider iken cevapsiz biraktiklarim oldu, hepsinden özür.. tek tek her satiri okunmustur yazdiklkarinizin bilesiniz..

Bizim meselemiz cirkin bir melodiden duydugumuz rahatsizliktir. Ihtimal odur ki bu melodiyi olusturan her bir nota kendisini sadece cikardiklari tek bir tondan sorumlu tutuyorlar. Biz "mi" diyoruz sadece.. Biz sadece "si" diyoruz.. Toplamda ortaya cikardiklari melodinin rahatsizligindan hicbir nota sorumlu hissetmiyor ama biz onu her gün dinlemekten biktik..

Basinin her kösesine gidin ayni gercek ile karsi karsiya kalacaksiniz.. Sevgili Oguz Atayimin ilk mürdilerinden olan Enginc Ardic otuz yildir neyse bugün de odur. Zekasindan, bilgi ve birkiminden kusku duymadigim ve görüslerine siklikla katilmadigim bu yazar birden önemli bir pozisyona gecip ederinden cok fazla paraya yazi yazmaya basliyorsa bu onun niteligi kadar varolan özelliginin bir kisminin olusuturulmak istenen portreye ya da o rahatsiz edici melodinin olmazsa olmaz notasi konumuna dönüsmesinden kaynaklidir.

Siz sadece isinizi yapiyorsunuz ve birileri gelip size para veriyor bu is icin. Notalar icin durum budur ama melodiyi her gün dinlemek zorunda birakilan bizler icin is cok baskadir, anlasamiyoruz ama isterseniz bence anlayabilirsiniz..

Mehmet Demirkol elestirilse dahi bu ülkenin cok iyi analizcilerinden birisidir, iyi bir yorumcudur. Keza Guccuk Hakan galatasarayli kimligi olmasina ragmen bu ülkenin gördügü en berbat, en kisiye endeksli yorum yapan, benim degil yazinin yazildigi, hakkinda yorum yapildigi,isminin gectigi tonlarca internet sitesinde dahi onaylanan cok kötü bir yorumcudur. Toplamda Mehmet Demirkol ile Kucuk Hakan Ünsali bir araya getiren, ayni kabin icine koydurtan birbirlerinden oldukca farkli nitelikte olan yorumcu özelliklerinden ziyade olusturulmak istenilen görüntüye bire-bir uyan kimi özellikleridir.. Yüzlerce internet sitesinde görüs bildiren onca insanin Kucuk Hakan'in yorumculugu hakkinda tek bir olumlu özelligini dile getirilmez iken böyle güzel paraya kusurlu da olsalar böyle güzel adamlarin yaninda is bulmasinin sirrini notalar bilmez belki ama biz az cok görüyoruz..

Rahatsiz edici melodinin bestecisi kimdir bilmiyoruz ama mevzubahis konu cikarlar oldugu vakit birileri en güzel melodileri bestelerler.. Notalarin sorumlulugu belki sinirlidir bu yine de bütünü gösteren bizlerin sucu degildir.

Iste biz hem bu tümdengelimci mantik icerisinde hem de rahatsiz edici melodiyi uzun zamandir dinlemis insanlar olarak cigiriyoruz.. Ve bilin ki simdilik bes-alti bin kisiye gidiyor sesimiz, ileride degisecektir.

Her seye ragmen en azindan Karisik Pizza postu balik hafizali o güzel toplumumuzun herhangi bir neferinin bir gün gelip yapilan eylemleri ama bes yil ama on yil sonra önünüze koyabileceginin kucuk bir göstergesidir sadece.. Verdigimiz bu kucuk rahatsizlik icin özür dilemiyoruz ileride daha baska sekilde olacaktir, simdiden söylüyoruz..

12 Mayıs 2009

Diego Bayern Münih'te.!

*****  Post yalan olmustur, Diego Juventus'a gitmistir*****


Düne kadar sene sonu gidecegi klup Juventus idi ama bugün Alman basini bayern ile anlastigini yazip cizdi ki bana da inandirici geliyor.. Her seyden öte Diego Almanyada mutlu ve burasini seviyor.. Bayern'in etkisi bundesligist futbolcularda oldukca fazladir. Her seye ragmen Bremen böyle kötü bir sezon gecirmeseydi kesinlikle Diego buradan ayrilmak durumunda kalmazdi.

Simdi gelisme asagi yukari su sekilde olacaktir:

Man U, Ronaldo'yu Madrid klubune oldukca saglam bir bonservise satacaktir.. o bonservisin biraz asagisina kendisine Ribery'i alacaktir ve Diego da o boslugu dolduracaktir yüksek ithimal.. Baska acidan Mesut Özil de Diegoluga soyunacaktir su transfer sonrasi..

?



Kupayi kaldiranin arkasina bakin bakalim tanidik bir sima görebilecek misiniz ?

Bahsedilen insanoglu ellerini yumruk yapip kendisine dogru cekmistir ve baska acidan almandir..

Resimi ayri bir yerde actiginiz vakit anlasilacagi gibi Michael Skibbe'dir resimdeki.

Radio Tarifa - Manana.!

Spor Servisi.!



Spor servisinde "Karisik Pizza" baslikli postu gündeme getirdiler Mehmet Demirkol ve Fuat Akdag. Suradan izleyebilirsiniz.. Yorumcu arkadaslar yazidan iki cümle okuyup kahkahalar atilmasini hakaret olarak yorumladilar. Ben daha cok terbiyesizlik diyorum ama burasi cok da önemli degil. Program icerisinde güzel yazi diye onlarca kez belirtilmis ya da Amerikadan Mehmet Demirkol'u aratacak kadar etki ettigi de keza kendisi tarafindan dile getirilmistir. Baska acidan yazinin altindaki yorumlardan tutun da en az yirmi farkli sitede linklenmesi yazinin ne oldugunu ya da onlarin deyimiyle saglamasi yapilmistir coktan.. Öyle ya, edebi bir dil kullanmadigimiza göre ortada bir gercek olmali ki bu kadar insan mail-yorum atsin, sagda solda linklesin ve benim günlük gelen okur kitlesini bir anda üce-bese katlasin..

Yalniz, yazi cevresinde konusulan konulari anlamadigimi belirtmek istiyorum sadece..

Emre-Arda bir kümede ele alinip siradisi ya da yildiz oyuncu olarak nitelendiriliyor, Lincoln cok baska.. Anlamiyorum abi. Anlayan varsa lütfen yorumlarda bana bu ayrimi anlatsin. Isini yapsa Lincoln'ü de severim diyor.. Emre isini yapmis, Lincoln yapmamis..

Emre ve Lincoln bu sezon 38 mac oynamislar.. Bu acidan her ikisi de isini ayni derecede iyi yapmis.

Lincoln 38 macta 9 gol ve 22 asist ile oynamis.

Emre 38 macta 3 gol ve herhangi bir asisti yok.

Keza aldiklari paradan bonservislerine ödenen paralara ve hatta yaslarina kadar cok da bir fark yoktur aralarinda.. Her ikisinin de klube maliyeti ve yasi ortadadir.

Kim isini yapmis ve kim yildizdir su durumda ? Hani Lincoln'ün attigi calimlara, futbolseverin gözüne hitap eden, o stada götüren, Lincoln'ün spektekular hareketlerine de deginmiyoruz.. Ki fark cok fazla acilmasin..

Diyeceksiniz ki birisi defansif orta saha.. Iyi de bunu Mehmet Demirkol bilmez ki. Yüz yazidir ona göre Lincoln defansif orta sahadir ve kosmuyor diye sacma sapan bir elestiri getirmistir. Eger Lincoln kosmuyor ya da savunma adina digerlerine arti bir yük bindiriyor elestirisi yapiliyorsa burada birisi ofansif digeri defansif orta saha diye ayrim söz konusu olamaz. Emre'ye yapamadigi asistleri, atamadigi gollerin hesabini soruyor musunuz ki Lincoln kosmuyor olsun degil mi ?

Sevgili Mehmet Demirkol, kim isini iyi yapmistir ? Kim yildiz, siradisi oyuncudur ?

Ki bizim sormak istedigimiz bu degildi. Biz daha cok Emre hakkinda degisen Mehmet Demirkol yorumunun altindaki acilimi istedik, bunun üzerine durulmadi. Görüsme olmus mudur ? Bu görüsmenin Emre yorumlarina etkisi nedir ? Bakin Macaristan maci sonrasi nasil bir Emre Belözoglu yorumu vardi Mehmet Demirkol'ün..

"Terbiyesizliğin kaptanı
O terbiyesiz adam 27 yaşında. 11 yıldır uluslararası arenada. 2 büyük ligde oynadı. 44 kez A Milli. İsviçre maçında rakip kovalayan, İngiltere'de hakkında ırkçılık soruşturması açılan, nihayet sahada milli formayla ve kaptanlık bandıyla hareket çeken adam benim milli takımımın kaptanı. Özür dilemiş. Tıpkı TSYD'nin açıklamasındaki gibi ben de kabul etmiyorum.
Eğer bu ahlak yoksunu adam, bir daha milli takım forması giyerse, onu çağıran da bu suça, bu terbiyesizliğe ortak olacak. Eğer bu adama bir ceza verilmez üstüne de prim alırsa bu ahlak yoksunluğunu federasyon da üstüne alacak. Ya maçı kaybetseydik ne olacaktı? Kime çekecekti o hareketi, koridorda Macar mı kovalayacaktı? Yoksa mixed zone'da muhabir mi dövecekti? Onu İngiltere'de buradakinden 5 kat fazla eleştiriyorlar. Yapabilecek mi oradaki basına aynı şeyi? Bekliyorum. Bir gün oynarsa görürüz herhalde."


Simdi degisim derken ne demek istedigimi sanirim anlamistir Spor Servisi yetkilileri.. Saglama isine ben de giriyorum ve aldigim maillerden yoruma kadar birbirlerinden farkli kesim "haklisin" diyorsa.. Demek ki dogru bir noktanin üzerinden gecmisimdir.

Bizim bu isimiz diyorlar.. Farkli bakiyoruz diye konuyu cok baska yere saptiriyorlar. Yahu nedir, futbol maci yorumluyorsunuz.. Ben de burada belki cok kötü de olsa yorum yapiyorum iste, nasil bir farktir ki bu ?

Ben bu yazimin konu oldugu programin yüklenmesini beklerken bir gün öncesi yani pazartesi yayimlanan Spor Servisine baktim.. Magath, Lincoln'ü alacakmis efendim bu nasil olur.. Magath altinda Lincoln nasil verimli olur, anlamiyorum ben geyikleri.. Emre'yi gectim siz isinizi bari iyi yapin ki böyle sacmaliklar üretmeyin. Hayir Bundesligaya özel bir durum degil ve simdi bunu ben nasil yorumlamaliyim izleyici olarak ?

Arkadas bundesliganin gördügü en disiplinsiz brezilyali kimdir deseniz pek cok insanin cevabi Marcelinho'dur. Bu adam ülkemize de gelmis ve Trabzonspor'da kisa dönem oynamistir. Onu alan ismin Magath oldugu unutulmus mudur ki ? Ya da Marcelinho'nun Trabzonspor sonrasi Magath'in altinda nasil bir performans göstermis bilmiyorlar mi ? Bu bilgiler esliginde Magath neden Lincoln'ü aliyor sorusu sorulabilir mi ? bu sizin isiniz degil mi ? Ben size bunlari ögretecek degilim ya ?

Simdi iki sonuc var benim elimde. Mehmet Demirkol, Marcelinho ve Trabzonspor transflerlerinden bihaber seklinde yorumculuk yapiyor ya da Lincoln'ü komik duruma düsürmek icin takla atiyor..

Hangisi ?

Aslinda daha cok uzar ama gerek yok..

P.S: Bir daha en azindan spor servisine konu olacagimi düsünmüyorum ama olur da birisi bir yerde konu ederse "borges" diye hitap etmelerinde sakinca yoktur. ismin ne önemi var, fikirler dogru yere gitsin yeter ki.

11 Mayıs 2009

1967.!!



1967'de evleniyor Gerd Müller.. Hatunu su acidan önemlidir ki 1974 Dünya Kupasi sampiyonlugu sonrasi Alman Fedarasyonun düzenledigi kutlamalar icin verdigi davette karisinin ismi gecmedigi icin Almanya adina bir daha milli takim formasini giymeyecegini söyler ve giymez.. Sonradan ama baska baska nedenler de vardi der.. Yine de alman futboluna etki eden yengelerdir diyebiliriz..

10 Mayıs 2009

Karisik Pizza.!



Bu yazinin bir basligi aslinda yok, konusur gibi yaziyoruz iste.. 45 tane postu birlestirdim bu cikti efendim..

Dün gece Münihdeydim. Uzun zamandir görmedigim dostlarimla görüsmeye gittim, kardesimi de artik yanima aldim ki büyümüs gitmis artik bizimle ayni masaya oturacak konuma gelmis. Her zaman gittigimiz Mocca adinda güzel bir cafeye gittik.. Mocca'nin yukarisinda tanidik bir isim vardi.. Hamit Altintop. Ben arkadaslara bakinirken yanimdaki masadaydi. Hemen gittim, sadece tek bir koruma vardi ama biz onunla muhabbete baslamistik bile.. Sonrasinda Fotograf dedim.. Borges dedi, simdi burdan kalkarsam seninle ayakta bir foto cektirirsem bütün bu insanlarin hepsi siraya gececek, yemek filan da hikaye olacak.. Su yemek bitsin, cikista olmazsa yapalim bir seyler.. Baktim ki anlasilir bir durumu var, sagolasin dedim bizimkilerde asagiya gelmis zaten.. Baska bir zamana kalsin deyip arkadaslarimin yanina döndüm ve gece öyle bir ilerledi ki Hamiti filan unuttuk biz yukarida.. Ama yaklasimi, nezaketi görülmeye degerdi..

Simdi beni basin olarak düsünün. Yukaridaki muhabbet gercektir ama ben size onu nasil anlatiyorum, mesele daha cok budur. Su hikaye yasanilip bitmis olsa da benim bakis acima göre suradan istedigim sonucu okuyucu gözünde yaratirim. Siz Hamit'i iyi ya da kötü olarak bilebilirsiniz. Satürn(Mediamarkt in kardesi) magazasinda Lucio ile olan cok güzel bir muhabbeti eklerim fotodan da ileri gecen Hamiti baska yani kötü gösteririm ya da Sifo Mehmet ile cocuklugumun yasadigi kötü bir tecrübe vardir.. Besiktas bana 100 km olan Hof'a Nürnberg ile arkadaslik macina geldikleri zamanda.. Uzun sacli zarate zamanlari.. O zamani kiyasa sokariz isler degisir. Ben Basinim, canim nasil isterse gercegi o sekilde egip bükerim. Anlattiklarimin hepsinin gercek olmasi aynen Mehmet Demirkol'un tamamen dogru analizlerle isi ele almasi gibi sonucu istedigim sekilde ve belirli bir hedef dogrultusunda belirledigim gercegini degistirmiyor.. Ayni zamanda surada dogan iliski nedeniyle Hamit'i hicbir sekilde elestirmem ve istedigim zaman onu her türlü korurum gerekirse.. Belirleyicidir ve bunlar türk futbolunda önemlidir. Bu yüzden bu ülkede Fenerbahce,Galatasaray,Besiktas medyasi diye ayrilir ve bu cok önemlidir. Arada tuhafliklar olursa da karsit takimli futbolcularla kurulan iliskiden kaynaklidir daha cok..Zira her sey niyetinize göre yargilanir ki dogrusu da budur. Niyetini bildiginiz bir adamin yaptigi haber/analiz/yorum baskadir.. Bazen rakip takimin teknik adamini övmek, on numarasina karsilik gelecek bir adami piyasaya baska sunmak ya da iste cok güzel bir örnek vardir Mehmet Demirkol özelinde: Emre Belözoglu ve Cassio Lincoln.



(Beni affetsin, basinda gördügüm ve bu konunun üzerine örnek teskil edebilecek insan Mehmet Demirkol oldugu icin burada konu edilmistir yoksa okunacak dört-bes yazardan birisidir o cok baska..)


Biraz zamani geri alalim.. Macaristan maci önces.. Mehmet Demirkol'ün bütün elestirileri nedense Milli takimdaki Galatasarayli veyahut Galatasaray kökenli oyuncular ve hatta teknik direktör olmasindan dolayi icimize kurt düstü. Hakan Sükür gecmisi ne olursa olsun sürekli elestiriliyor, Emre Belozoglu, Fatih Terim keza.. Inanilmaz ama.. Avrupa Sampiyonasinda ya da Emre'yi o zaman deli gibi elestirdigi Malta macinda hicbir sekilde oynamayan Tuncay Sanli'ya tek bir elestiri getirmez ama mevzubahis Galatasarayli bir oyuncu oldugu vakit isler inanilmaz degisiyordu.. Deliren Tuncay degil de Emre olmustur ki o dönem aslinda performans olarak cok da kötü degildi, bunu kimse görmedi. Bilincli bir saptirma söz konusuydu. Bu yani Demirkol yazilarini okurken bunu hissediyorum. Ugur Meleke, Altan Tanrikulu ya da Ömer Üründül gibi cok yazar var, Galatasarayli degildir ama böyle bir his vermedi onlar bana. Aslinda bu niyete dair daha bes yüz tane ayrinti vardir.. Satir arasi calisir ve cok sinsidir bana göre.. Bu gercege etkisi bu denli belirleyici oldugu vakit maalasef gözünüzü kapayamazsiniz, gecen Milliyetteki haberini gördüm koca bir Spor sayfasi resimlerle Bülent Korkmaz lehine kamuoyu yaratma sevdasina harcanmis ki bunlar önemlidir.. Bunlarin cikardigi ses dogrultusunda yönetiliyoruz biz, ne yaptigini bilen bir Galatasaray yönetimi olmadigi icin basinin cikardigi ses cok daha önemli oluyor. Misal ben Mehmet Demirkol'den ne kadar basarisiz olursa olsun Bülent Korkmaz savunmasi bekliyordum.. Ya da Hasan Sas'in basit bir röportajina Stadyum programinda öyle bir anlam yükler ki süper fanatik olmaniz gerekir o basit söylemden böylesi kötü niyetli anlam cikarmak icin.. Yuh dedim milyon kez ve bunun cok azini disariya vurduk.. Keza Yaser'in kötü performansi yerine konu Lincoln'ün asagida videosunun oldugu No-look pasi olur, nasil bakar ve nasil göstermek isterseniz..

Henüz Galatasarayli oyuncu olarak anilirken Emre'yi hedef tahtasi haline getirdi. Sürekli ama sürekli elestiriyordu ki ülke basini da üzerine gitti bu sayede..

Önce Emre ve Yildiray gibi iki sakat futbolcunun üzerine milli takimin iskeletini kurmanin ne kadar anlamsiz olduguna degindi. Ne kadar dogru bir analiz degil mi ? Mesele bu, bakis acisidir, nerden baktiginiza göre her sey degisir. O macta sorgulanmasi gereken Tuncay Sanli'nin futboludur ama yine "dogru analizlerle" konuyu baska yere kaydirabilirsiniz.. Basin size istedigi yerden baktirip istedigi sonucu alir. Siz Hamit'in masasinda yoktunuz ve ben nasil anlatirsam odur gercek.. Bu yüzden yazarin ne kadar akilli bir sekilde o yere oynadiginin önemi yok.. niyeti nedir, bunu ülkede sürekli sorgulamaniz gerekir, nedir bu adamin niyeti ?



Sonra Emre güzel bir mac cikarip arkasindan basina o malum hareketi de yapinca Demirkol basladi Emre analizlerine.. Yahu bir olur, iki olur da az daha idam sehpasini koyup idam edeceklerdi Emre'yi. Biz o dönemde sözlükte savunuyoruz, bugün de savunuyorum. Bir hata olsa da bu denli yüklenme olamaz. Cantona'ya bakin dedim, neler neler yapmis ingiliz futbolunun en sevilen ismi olmus. Gascoigne'i isaret ettik.. ingiliz milli takimiyla yaptiklarina.. Effenberg basina degil kendi seyircisine orta parmagini digerlerinden ayirip göstermis.. Vesairesi coktur. Sucu vardir ama futbolun icerisinde olabilir bu gibi durumlar.. Ama Demirkol durmuyor, vuruyor da vuruyor.. Emre'nin babasi aciklama yapiyor, cocugumun yüzünde sivilceler cikti, birakin artik diyor.. Ama Demirkol ve basin durmuyor.. oha diyoruz yeter diyoruz kimse durmuyor.. Emre o zaman Galatasaray kökenli olarak biliniyor ve Demirkol ile bir cay icmemistir. Biz Eksi Sözlükte yazsak da sesimiz 500 kisiye ancak ulasiyor.. Yine de yaziyoruz, Cantona diyoruz..

Gecen hafta Spor Servisinde Fuat Akdag, Emre hakkinda bir doktorun psikolojik sorunu var mealinden aciklamasinin gectigi haberi masaya tasidiginda ise Demirkol cildiriyor.. Emre'sine saldirilmistir cünkü. bir doktor bunu nasil yapar diyor, hangi hakla.. Doktorlugu sorgulaniyor, Etik acidan bakiliyor ve Emre'ye söz gelgidinde ise zamaninda "dur saldirma be adam artik Emre"ye" dedigimiz yazar söyle diyor..

"Emre öyle.. yani öyle o. Ben onu o sekilde kabul ettim. Cantona da öyle.. Seyirciye tekme atiyor o da"

Degisime bakar misiniz ? Bu her olayda böyledir. Mesele basinin size onu nasil göstermek istedigidir. Emre ile demirkol görüsmüstür ve Fenerbahce ile ilgili cok iyi bilgileri de bu sekilde aliyor belki. Ayni durum Galatasaray kadrosunda da söz konusu ki olaylar cikmadan önce "Lincoln sevilmiyor, lincoln sevilmiyor" geyigi hep buradan gelir.. Velhasil ne olmussa olmus birden cirkefligin adi Cantonacilik olmustur.. "o öyle".. Cantona'dir Emre.. Lincoln ise ne kadar sorun varsa onun bire bir acilimidir Demirkol ve her yerde.

Önceki söyledikleri ne kadar mantikli geliyorsa okura bu da aslinda o kadar mantikli. Ortada duran bir Emre,Lincoln ve olaylar serisi var.. Yazar, basin buna nasil bakarsa halk da o sekilde bakiyor.. Iki mantikli cümle üst üste kuruldugu vakit idam sehpasini hemen hazirliyoruz.. Emre'nin o dönem hirpalanmasinin ve bu dönem yaptigi tüm kavgalara ragmen cok da sorun edilmemesinin nedenlerinden birisi Basin ve Mehmet Demirkol'dur. Demirkol veya x yazari , önemli degil ama basinin yönlendirmesi konusuna cok cok iyi bir örnektir.. Yanlis anlamayin, ben Emre'yi bugün de savunuyorum. O bu sekilde de olsa liderlik etmesi ve eksik olan ruhun giderilmesi adina transfer edilmistir. tam da bu yüzden transfer edilmis ve Brezilyalilarin takima etki eden rahatligini gerekirse kavgayla delinmesi gerektigine inanmistir ki dogru bir hamledir totalde Emre ve hareketleri de bir degisimin göstergesidir ama ben iki yil önce de bu sekilde bakiyordum ve Demirkol cok cok cok cok baska bakar idi.. Keza Lincoln'ün bloglarin disinda bir yerde sahiplenilmemesinin nedeni de budur. Onun disiplin acisindan bes kat beteri bir adam yani Diego 25 milyon euro'ya transfer oluyor.. Inanin size burada sadece bu sene Diego'nun yaptiklarini saysam Lincoln süper bir karakteri varmis dersiniz.. Baska acidan basinin gücü adina sunu da eklemeliyim..





Lincoln hep problemli bir insan olarak lanse edildi. Peki söyle bir geriye dönüp Schalkede yaptiklarina baktiginiz vakit ne tür problemler cikarmis biliyor musunuz ? Ridvan Dilmen, Mehmet Demirkol ve daha pek cok yazar-cizer gönderildi diyor.. Problemli diyor,kariyeri düsüste filan. Kewell, gönderilmistir Liverpool'dan. Baros, Lyon'dan gönderilmistir. yalniz Lincoln'de ve hatta aslinda Meira'da durum tersidir. O puan puana gidilen bir yarista gereksiz yere gördügü kirmizi kart ile 5 mac ceza almistir hatta mesut özil de forma giymeye baslamistir onun yoklugunda.. Simdi onun yoklugu Sampiyonlugun kacisi ile esanlamli ise bir takim Lincoln'ü gönderebilir mi ? Aradan gecen bilmem kac yila ragmen bir takimda hala Lincoln'ün gönderilmesi tartisma konusu olabilir mi ? Bu kirmizi kartin disinda Lincoln'ün yasadigi disiplin problemi nedir deseniz kim size neyi aciklayacaktir ? Yoktur abi.. Yoktur. Ama bugün 25 milyon euro'ya transfer olan Diego'nun disiplinsizliklerini anlatsam surdan misira yol olur.. Bayern'e transfer oldugu söylenilen muhtesem sag bek Rafinha'nin yaptiklarini yazsam oha dersiniz.. Keza Demirkola göre "ne var Emre öyle, kabul edin" iyi de sen Lincoln'ün kabul görmemesi icin neden caba sarfediyorsun ki ? Lincoln ne yapmistir Schalke döneminde ki izinsiz ülkeye gidip gelmeleri artik Brezilyalilar konu oldugunda problem olarak dahi kimse görmüyor.. Lincoln sezon basi bir hafta gec kaldigi icin o dönem kötü mü oynamistir yoksa hayatinin en iyi sezonunu mu gecirmistir asist-gol olarak ? Üstelik Klube binlerce euro ceza ödemis filan. Rafinha kendisine kesilen cezayi da ödemez, simdiden söyleyeyim ben. Nedir ki bu ? Adamlar bunun bilincinde Brezilyalidir diye sallamiyor cok fazla.. Bunun disinda Schalke'de ne yapmis.. Ki Demirkol-Ridvan gibi adamlar Mesut Özil'i izlememisler, Schalke-bremen kimdir bilmezler ama yorumlara gelince Saftig-Skibbe,Lincoln söyle diye susmazlar.. susmadilar ve Galatasarayin en önemli zaman diliminde Lincolnsuzluga giden yoluda bu sekilde acmis oldular maalasef.. Bir Sampiyonlar Ligi kaybi esittir 20 milyon euro arti adam gibi transfer, karizma ve büyümektir bir klup icin.. Futbolcular bu basini okuyor ve gruplasmanin bir diger nedeni hep bu yorumlardir.. Adam gibi Galatasarayli yorumcu eksikligidir baska acidan..

Ben neden deliriyorum ? Simdi ben burada Galatasarayin anlasti dedigi oyuncu olan Andreas Beck'i izliyorum ki onunla ilgili bir post da vardir burada. Ülkemizde avrupa futbolu diye basimizin etini yiyen ve oyuncularin hayati konusunda etkili olan spor adamlarinin bu is meslegi olmasina ragmen misal eminim ki Beck kimdir bilmezler.. gecmisinde ne yapmistir kimse izlememistir. Mehmet Demirkol Mesut Özil'i dahi izlemeden onun tartismasinin yapildigi programda konusabiliyor, Ridvan Dilmen barcayi ömrü boyunca izlememis olacak ki forvetlerin arkadaki dörtlünün arasini acmak icin kenarlara bilincli bir sekilde kaydirildigindan bihaber "etoo diyor.. neden kenarda sürekli oysa iceri gecse süper olacak" diyor.. ya da cok sey.. Izlemiyorlar, bilmiyorlar ama her iki kelimenin birisi de Avrupa Futbolu.. Burada yakindan izleyen insanlar da gecmisini de konu eden bu adamlarin yalanlarina, dolanlarina, isbilmezliklerine deliriyor.. Ya da niyetlerini daha iyi görebiliyoruz. Ifrit oluyorum. Bayern alacakti Lincoln'ü diyoruz inandiramiyoruz insanlara ama bugün Magath haberlerinin altinda bu bilgi geciyor.. Lincoln bugün Barcelonaya transfer olmus Hleb'den daha iyiydi, daha iyi bir yildizdi Bundesligada derken bu insanlar cok baska seyler konusuyor.. Haliyle hepsi de bu sezon cuvallayinca kimse "yanildim, bilmiyordum" demiyor.. biz zaten karakterini sey etmistik diye geciniyorlar.. Ki yüzsüzlük de cok baska bir durum belirtisi. Degisen bir sey olmayacak, hazirlik macinda iki mac seyrettikleri Beck hakkinda atip tutacaklar.. Sonra yanildim diyemecekleri icin tüm sezon oyuncuya burasini cehennem edecekler.. bu yüzden yaziyoruz yoksa Lincoln olayi bitmis, gecmistir.. ama tehlike maalasef hala oradadir. Oysa Hoffenheim tüm avrupaya konu oldu, ac iki macini izle, milli takima verdigi iki oyuncusuna göz at... Bizim gibi Abitur yapmis midir diye yakindan bakma da oyununa biraz bak.. Sonra belki daha az sacmalarsin ?

Lincoln oynuyor, oynadigi vakit fark yaratiyor, Galatasaray yeniyor, zaferlere kosuyor ve onu koruyabilecek tek bir Galatasarayli yazar yoktu meydanda ve bugün olusan durumun en büyük sorumlulularindan birisi de Galatasarayli basinin etkisizligidir. Pek cogu gecen sene söyledigi sözleri geri alamadigi, yanildigini kabul etmek istemedigi icin hep Lincoln'e inatla kötü bakmistir.. Mehmet Demirkol'ün etkiliginde bir Galatasarayli spor yazari maalasef yoktur. 90 Dakika Programinda Mehmet Yakup Yilmaz yine Fenerbahceli olarak Hincal Uluc ve gercekten de futbolla iliskisi cok da olmayan Hasmet Babaogluna Lincoln dersi verebielcek tek yazar olarak kalmistir.. Bir Fenerbahceli adam gerekirse Hincali dahi susturmustur.. Hadi len demistir, tek basina bir devreyi götürdü, oynadi mi fark yaratiyor takimda.. Bir tek bu adam, baska da yoktur.. Iste budur Galatasarayin sorunu. Bugün Polat yönetimini analiz edip dogru bir sekilde ortaya serecek Galatasarayli basindan tek bir insan yoktur.. Bu meydan boslugunda Fenerbahceli bir adam cikiyor kendi kisisel keyfi-nefreti ugruna yarim yamalak bir yönetim analizi ile Lincolnü yedek birakarak Galatasarayi sampiyonlar liginden etmis Bülent Korkmazi sahipleniyor..

Bir tam sayfaya iki gün boyunca Mehmet Demirkol neden Polat yönetimi elestirisi ve Bülent Korkmaz sahiplenmesi gerceklestiriyor ?Neden sahipleniyor Demirkol Bülent Korkmazi? Niyeti nedir..? Abi Galatasaray sana uysaydi sezon basi Lincoln'ü yedek birakacakti ama allahtan uymadi ki böyle bir performans sergiledi. Keza birileri sana uydu simdi Schuster onun yerini alacak, bu yüzden mi bir savunma yoksa sadece Futbolseverliginden midir ? iyi de futbolseverin görebilecegi bir "futbol" olmadi. Hadi bizim gibi genc teknik adam sevdalisi desek, adam Skibbe'nin ikinci macinda Saftig dedi, anlamadigi bilmedigi bir adamin üzerine abuk subuk kahvehane yorumlariyla gitti, güvensizligi yaratti ki yönetim kadar olmasa da teknik adami islevsizlestiren onlarca kalemden birisidir.. Hiddinkler gelmez der iken Hiddinkleri de kovusturan adamlardan olduklarini görmezler..

Neden Milliyet gibi önemli bir gazeteden tam sayfa Bülent Korkmaz kovulmasin niyetiyle yazilar yaziliyor ? Gercekten köküne kadar Fenerbahceli bir adam Galatasarayin gelecegi adina mi endiseleniyor ?Avrupa futbolundan dem vuruyor Demirkol, hani oyunun iki yönü geyigi ve on numarasiz futbol diyor ama nerden baksan yirmi yil önceki doldur bosaltlari takima getiren ve en azindan su zamana kadar pek de modern ve avcrupali olmayan Bülent Korkmaz futbolunu savunuyor ? Celiski yok mudur sizce de ? Düne kadar elestirdigi kaos futboluna "evet kalsin devam etsin" derken gercek anlamda modern bir futbol oynatan Skibbe'yi birakin tam sayfayi yarim agizla dahi koruyamamistir.. Emre konusunda böyle dönüsümü sergiler, Avrupadan bihaber olup Avrupa Futboluna dair söylemler gerceklestirir ve Bülent Korkmaz'in futbolunu savunur ?

Bir Fenerbahceli Spor yazari.. Spor servisi var haftanin dört günü.. Stadyum da her hafta bir kere.. Milliyet'de de haftada üc yazi desen.. Seyredilme ve okunma oraniyla benim takimim icin inanilmaz önemli ve etkili bir spor adamidir.. Yalniz bu etkililik de Galatasaray medyasinin boslugundan kaynaklaniyor.. Niyeti bellidir.Skibbe'ye tanimadan salla, Korkmaz'i hicbir basari göstermemesine ragmen savun, Emre Belozoglunu cantona yap, o sekilde kabul et, Lincoln al da at dercesine üstelik her futbolseverin hoslanacagi o No-Look pasi attigi icin suclu göstermek adina elinden geleni yap ki Hakan Sükür zoraki destegi dahi veremedi programda.. Yuh cunkü.. Yaser golü o yüzden atamamis.. Lincoln cunku arkaya bakmis.. hakkaten yuh.. Hakan Sükür .icinden dedi o yuhu, gördü insanlar




Avrupa Futbolu agizda sakiz ama top sektirdigi icin linc edin kampanyasina destek verin.. Böyle bir nefret, bu nefret dolayinda bir acilimlar olamaz yahu.. Simdi Emre'nin aldigi paraya, oynadigi futbola, bonservisine verilenlere ve Fenerbahceyi kacinci yaptigina bakin.. Oyunculari tehtit etmesine, saha icerisindeki kavgalarina, rakip oyuncuya yaptiklarina,Sabri-Emre dalasmalarina ve daha kacinci macinda takimda kaptan olmasina.. Bir de problemli oyuncu Lincoln.. Yahu bakin bakin ve Mehmet Demirkol'ün ve hatta tüm basinin ardindan Lincoln'e bakisina bir de.. Ama bu Demirkol ile sinirli kalmiyor, Galatasatay bir oyuncusunu neden bu sekilde yem ettiriyor.. Sorun budur. Büyük bir sorundur ve ne zaman Galatasaray basini adam gibi okunabilir insanlari mansetlere tasiyacak o zaman kurtulus receteleri cok daha dogru bir sekilde yazilacaktir.. Geretsler gidiyor, Lincolnler gönderilecektir.. Bunun da birincil nedeni basindir.. Galatasaray bir dönem cok daha kariyersiz hocalarinin arkasinda basina ragmen durarak kimi basarilarini kazandigini unuttuk biz.. Basin ne derse Polat yönetimi onu yapiyor ve kimsenin yeri garanti degil maalasef..


Demirkol bir yere kadar hakli bir elestiri getirmistir Polat yönetimine lakin tek amaci Korkmaz'in kovulmamasi oldugu icin daha da ileri gidememistir maalasef.. Zaten neden gitsin ?

Polat yönetimi Demirkol'ün dedigi gibi secme kabiliyeti olmamasindan dolayi beceriksiz degildir aksine cok iyi adamlari teknik adam olarak takimin basina getirmistir buna Bülent Korkmaz dahildir. Keza oyuncu konusunda da inanilmaz bir basari vardir ve bu yönetim bu acidan isbilir durumdadir. Yalniz bu Galatasaray yönetimi teknik adamlar icin olabilecek en kötü kosullari yaratmak adina varini yogunu ortaya koymustur mesele secmek degil o insanlarin basarili olmasini istemeyecek sekilde hareket etmesidir. Gerets örnegi cok iyi anlatir belki de..

Erik Gerets, yükseliste olan bir teknik adamdir. Wolfsburg'da iken baslamis Galatasaray ile devam etmistir ve Marsilyada da Avrupa pazarina cikmistir ki Bayern dahi alabilirdi Van Gaal olmasaydi.. Yalniz bu teknik adamin inise gectigi tek zaman dilimi Özhan Canaydin'in yönetime veda etmeden son sene icerisinde isleri tamamen Adnan Polat'a devretmesi dönemine denk düser.. Zira Polat yönetimi altinda herhangi bir teknik adam inanin basarili olamaz.. Ivme sürekli yükselir iken inise gectigi vakit Polat'in söz sahibi oldugu zamandir ki diyorum benim kadar Adnan Polat'in basarili olmasini isteyecek adam yoktur o cok baska.. Ama gercek de bu. Basarisiz, teknik adamlara cok kötü kosullari hazirliyor ve sorumlulari da genelde o rezil kosullarda teknik adamlik yapan teknik direktörler oluyor, onu da anlamiyorum ben.. Galatasarayli akli calisan kalem eksikligi de bu sorunlari görünmez kiliyor, is Fenerbahceli Mehmet Demirkol'ün nefretinden dogan analizlerine kaliyor.. Ki onun kadar dahi dogru bir acilim getiremiyor bu Galatasarayli basin..

Temelde sorun teknik adama güven de degildir sadece. Feldkamp'a Adnan Polat'in güveni sonsuzdu. O dahi istifa etmek durumunda kaldi ve hakliydi.. Ben dahil hepimiz Feldkamp'a yüklendik ama o zaman varolan soruna kimse odaklanmadi. O sorun geldi Skibbe'yi yedi ve yakin bir zamanda Bülent Korkmazi ya da yerine gelecek teknik adami da yiyecektir ve bunlar olur iken bizler inatla teknik adamlarin kapasitesinden bahsediyor olacagiz.. Bu yönetimin altinda kim teknik adam olursa olsun futbolcularin hepsinin birer yönetici agabeyisi vardir ve aslolan odur, teknik adam degildir. Feldkamp benden gizli yönetim toplantilar yaptigi icin istifa ediyorum demisti ki bugün dahi devam eder.. Galatasarayli yöneticilerin ismini neden sürekli futbolcularla ilgili konuda duyuyorum.. Lincoln ona küsmüs, Arda ona selam vermemis.. Adnan Sezgin neden bu kadar isin icerisindedir.. Is böyle oldugu vakit teknik adam nasil söz gecirsin.. Gruplasmamanin olmamasi mümkün müdür ? Iste basin burada yine devreye giriyor.. Futbolcular Lincoln'ü sevmiyor.. Iyi de Matthaus ve Klinsmann birbirlerinden nefret ederlerdi.. Matthaus, Klinsmann'in 15 gol atamayacagina bilmem kac bin euro yatirip iddiaya girmis adamdir, günlüklerinde acikladigi nefretin haddi hesabi yoktur.. Ama Demirkol'ün niyeti bellidir ve her olayda oldugu gibi bunu da kendi capinda istedigi görüntüyü vermek adina kullanir.. Ya da bu bilgileri aldigi oyuncunun gözünden Galatasarayi degerlendiriyor, orasini bilemiyoruz ama cok da elestirmiyoruz zira Fenerbahcelidir cunku.. De Galatasaraylilar nerede ? Blog yazarlarinin artik daha cok okuyucu kitlesine ulasmasi degil basin icerisinde Aceto Balsamico gibi daha islevsel konuma gelmelidir, NTV'de yayimlanan "Yensen de yenilsen de " programinda söylenilenler daha cok yerde ve daha sesli bir sekilde söylenmelidir.. Cok müthis elestiriler geldi o programda.. Onlar daha sesli bir sekilde duyurulamaz ise isimiz gercekten cok zor.. Teknik adamin olmadigi yerde oyuncular konusur.. Sen Magath'in oldugu yerde gruplasmadan bahsedemezsin. Ancak teknik adamin kovulacagi dönemde cikar futbolcular kendi görüslerini takima yansitirlar..




Simdi örnek iki: Adnan Polat diyor ki.. Skibbe disiplini saglayamadigi icin kovuldu, bu konuda gec kaldik.

Skibbe kalsaydi su durumdan daha kötü olabilir miydi ? Lig altincisi filan mi olacaktik o futbolla..

Kendinizi lütfen Skibbe'nin yerine koyun. Yardimcilarinizi görevden almis, sizi oyuncularinin önünde "gurursuz" bir insan yapmis daha da kötüsü oyuncularin gözünde siz bugün var yarin yoksunuz.. Daha da kötüsü oyuncular size acidigindan artik galibiyet sonrasi gelip sizin elinizi kaldirmis ve bu sevgi ile ayakta kaliyorsunuz.. Sizin bu oyunculara ceza verme, cezalandirma, kizma-bagirma hakkiniz var midir? Disiplin saglayabilir misiniz ? Arda Turan hata yapsa onu kadro disi birakabilir misiniz ? Yahu onun destegi ile ayaktasiniz zaten.. Peki bu durumda Arda Turan'in teknik adamdan beklentisi nedir ? Bu beklenti bir hayal kirikligina dönüsebilir mi ? Bir gruplasmanin yolu bu sekilde acilmis olamaz mi ? Bu kosullarda bir teknik adam disiplin saglayabilir mi ? Saglayamadigi icin suc nasil teknik adamin olabilir ve yönetimin her kademesinin futbola el atmasinin absürdlügünü de ekleyin.. Belki üclü defans dahi kesemedigi oyuncusunun yarattigi kaosun bir parcasidir, kim neyi biliyor ki ? Feldkamp gibi kati disiplinli ve prensip sahibi adami dahi istifa ettirmistir bu yönetim.. Bütün yöneticiler teknik direktör, takima teknik adamin etkisi yok.. Bu yönetime dahil olan her insanin futbolcularla telefonla dahi görüsmesini yasaklayacaksiniz ki biraz olsun düzgün kosullara sahip bir futbol ortami olsun teknik adam icin... Sadece bu yüzden Van Gaal'i cok istemisimdir ama Bayern aldi maaalasef..



Welt Gazetesi gecenlerde türkiyede calismmis teknik adamlarin yasadigi garip olaylara el atmisti.. bursaspor'da calisan alman abi anlatiyor: Yönetimde bulunan her adamin transfer ettirdigi bir oyuncu vardi ve hepsi tek tek gelip o oyuncunun oynatilmasi icin baski yapiyordu bana.. Ben de caresiz hepsini oynatiyordum ki oynatmadigim zaman bu baski sonucu eller silahlara bile gidiyordu diyor.. Galatasaraydaki durum da bundan farksiz.. Lincoln'cüler var, Kewell'ciler var, Arda'cilar var, Hasan Sas'cilar var.. Hepsinin arkasini yasladigi bir abi var ve bu abinin söyledikleri teknik adamdan cok daha etkilidir.. Keza ben de futbolcu olsam her an gidecek gibi duran Skibbe- Korkmaz'a degil de bir yöneticiye sirtimi dayardim.. Polat yönetimi teknik adamidir Galatasarayin.. Mesele budur, teknik adamin da islevi yoktur. Daha rahat takimla beraber calisma yapmak icin Teknik direktörü her an kovulacak konuma getiriyorlar ki sorun cikmasin, istedigimizi daha hizli bir sekilde gerceklestirsin .. Baska türlü bir yönetim kendi takimina liderlik edecek teknik adamin arkasindan bu kadar is ceviremez.. Herkes Feldkamp degil ki istifa etsin ki Skibbe,Korkmaz Galatasarayla beraber büyümeyi hedefleyen hocalardir.. Gerets,Skibbe ya da Korkmaz. Sorun Polat yönetimidir ve bu kosulllarda mümkün degil bir basari gelsin..

Galatasaray teknik direktörsüz iken Sampiyon oldugu vakit gercekten de bunu cok önce gören Mehmet Demirkol'un öngörüsü gerceklesmistir. Bu konuda da tebrik ediyorum, cok saglam bir analiz yapmis o dönemde. Yalniz zihniyet Sampiyonluk öncesi de yönetimde var idi. Bu teknikdirektörcü yönetim anlayisi zaten Feldkamp'in istifasinin nedenidir. Sampiyonluk sonrasi artik o zihniyet o kadar güclü oldu ki teknik adamin önemi kalmadi. Baska türlü Skibbe hamlesini yapan bir yönetimin sezon sonuna kadar o teknik adamin arkasinda durmasi gerekiyordu. Temelde iyi bir sey yaptiklari sanrisi ile hareket etseler de basarisizligi en azindan kabul etmeyip teknik adamlara yükleyerek cok buyuk zarar verdiler hem takima hem de o insanlara.. Futbol macini seyreden futbolsever hemen her seyin nedenini oyuncu degisikliklerinden kaynaklandigini düsünüp teknik adama yüklenmislerdir.. Oysa o oyuncu degisikliklerin arkasinda dahi onu belirleyen teknik adamdan bagimsiz cok baska kosullar yatar.. Bülent Korkmaz'a basta ben dahil hemen herkes kizmis, bagirmistir ama ona dahi bugün tüm sucu yüklemek cok da olagan degil. Polat yönetiminin oldugu yerde icisleri cok karisiktir ve teknik adam cogunlukla eli-kolu bagli sekilde hareket eder. Bülent Korkmaz, Lincoln'e tavir aldi belki istemedi ama almak durumunda kaldi. Zira oyuncular Skibbe'yi gönderdi.. Lincoln'ü kayiriyor diye.. Düsünün siz durumun vehametini. Korkmaz eger kayirmiyor görüntüsü cizmeseydi ayni oyuncular Korkmazi iki macta da belki gönderecekti. Yönetimin sagi solu belli degil, prensip-ilke denen seyler ugramiyor bizim köye ve her an her sey olabilir. Skibbe'yi alan zihniyet bilincli bir atilimi gerceklestirecek olsaydi bu seneyi cöpe atar ve sene icerisinde oynanan futboldan gelecege dogru kendisine yön cizerdi. Daha ücüncü macta bitirdiler Skibbe'nin isini.. Gerets de keza.. Korkmaz'a da bu sorunlar yumagi kaldi ki onlar kararlari almak durumunda kaldi. Hicbir teknik adam kendisi gelesiye kadar tüm takimin ofans yükünün bel kemigi durumunda olan adama tavir almaz. Emre, gecenlerde cikarken Aragones'i az daha dövecekti.. Aragones, cocuguymus gibi yaklasti, sevdi.. Simdi sevgili Demirkol, bir kiyas da burada yapsak ? Emre-Lincoln, Aragones-Korkmaz.. Ki Lincoln mevzusu olmasaydi ayni tepkiyi Kewell,Baros da verecekti zaten..



Eger böyle bir yönetim olmamis olsaydi bugün ben Bülent Korkmaz'in bir yil daha takimda kalmasini isterdim. Etik olarak dogrusu budur isin. Burada bir kazanim cok da kolay degil lakin olursa eger meyvesi uzun yillarca yenebilecek konumdadir. Bu sorunlar ve yönetim altinda caylaklik etmis olabilir yine de bu Bülent Korkmaz'in degerini belirlemiyor.. Son iki macta oynattigi futbol fena degildir, zaman verilirse kesinlikle bugün cizdigi görüntünün cok daha güzelini gerceklestirebilecektir. Genctir, azimlidir, oyunculariyla mac sonrasi sevincini gördüm, oynattigi futbolu da.. Fena degildir bana göre.Cok kötü kosullarda takimin basina gecti. Takimdaki gruplasmanin nedeni Bülent Korkmaz degildir.. Yönetimdir. O bunu sadece belki de oyuncularin gücünden korkup yönetememistir, sorunu büyütmüstür. Peki gruplasma nasil olur ? Ancak teknik adamin gidecegine olan inancin varsa yavas yavas onu gönderme hevesine düsersin. Dediklerini yapmazsin ve yaptiklarini sürekli elestirirsin.. Koltugu sallantida olan adam Magath olsa otoritesi bellidir, yoktur yani. Lincoln kayriliyormus diye bir grup cikmis. Cikar.. Galatasaray takiminda herkesin beklentisi Skibbe döneminde teknik adamdan cok fazlaydi.. cunku onu ayakta tutan onlardir.. "bizim sayemizde kaliyorsun ama sen su oyuncuyu kayiriyorsun.." oysa Skibbe sadece Lincoln'ün dilinden anliyordu.. Diego gelseydi iki kafa cakmisti kendisine biraz cikisan adama.. Takimin yildizi Bremende Diegodur, oynamadigi zaman takim galip gelemiyorsa o oyuncu kraldir.. Bu dünyanin her yerinde böyledir. Bremende de öyledir olursa Juventus takiminda da ayni sekilde.. Lincolnsuz kazanabilseydiniz "hadi len" deme hakkina sahiptiniz ve fakat onun yoklugunda yoklari oynadi takim.. Eskisehir'e iki macta da lincolnsuz cikip fark yiyorsunuz.. On kisi yenemiyorsunuz.. Oynamadigi maclarda durum yüzde doksan degisiyor. 21 asist yapiyor ligin bitimine haftalar kala, rakip takimin kurt teknik adami Martin Jol "o cikinca biz turun gelecegine inandik" diyor ama benim ülkemdeki spor basini sorunlu futbolcudan baska bir acilimi Lincoln icin yok.. Benim olmadigim zaman sen yenemeyeceksin, sonra gelip bana artislik yapacaksin.. Ben olacaktim orada.. o pozisyonda.. cik cik cik..

Basina dönelim.. Basindaki her adamin oyuncusu vardir. Ridvan Dilmen, örnek olsun diye söylüyorum Arda Turan'i elestirmez,nasil oynadigi önemsiz, elestirmez.. Terim'in oynattigi hicbir takimi elestirmez.. Hirvatistan macinda koca Avrupa basini baska yazmistir, Ridvan Dilmen cok baska yorumlamistir.. Nesnellik yoktur. Objektif olma durumu yalandir. Arkadas kayirma inanilmazdir. Bilgi aldigi futbolcular vardir ve onlari korurlar her zaman.. Fenerbahceli yazar, Fenerbahcelidir. Galatasarayli da keza ayni sekilde. Birbirlerine tehtit olusturdugu vakit hepsi kendi takimi adina calisir.. Kimisi cok sinsidir ama.. Birisi herhangi birisinden cok daha alt seviyede oynuyorsa ancak o zaman objektif olurlar.. Asagidaki yukarisini kendi takiminin kötü durumunu elestirmek icin dogru bir sekilde ancak o zaman bakar, yukaridaki de asagidakinin tehtit olusturmadiginin bilincinde bildigini esirgemez... Bu bahsedilen iyi yazarlar yüzde yetmis dogru analizler yapsa da yüzde 30 gibi kötü niyetli, gercekten yanlis ve bilincli bir saptirma olarak bu yüzde yetmisin olusturdugu güveni kötüye de kullanirlar.. Mevzubahis konu Avrupa futbolu olursa yüzde sekseni cuvallar..

Bu bahsedilen insanlar futbol otoritesi olarak komedi figürü gibi sunulan Hincal Uluc'lardan, guccuk hakan, Ali Sami Alkis, Turgay Seren, Coskun Özari, Sergen Yalcin,Ilker Ates, Gökmen Özdenak,Ahmet Cakar,Erman Toroglu ve daha sayamadigim tonla adami yanina koydugunuz vakit okunabilir, dinlenilebilir en iyi spor yazarlaridir ki katilirim da.. Ama Demirkol ve Dilmen'i benim Premiere kanalinda mac sunan alman spikerlerin yanina koyun is cok baska olacaktir, benim de bakisim bu yöndedir..

Imdi, Demirkol'ün her seyden bagimsiz Bülent Korkmaz analizine gelelim. kI bir daha tekrar edelim, bir Galatasarayli olarak seni dinleseydik bugün cok daha kötü durumda olacaktik, Kewell'i AMC oynat, Lincoln'ü yedek birak ama sonra Lincoln cok baska oynuyor olsun.. Skibbe Saftig ama Korkmaz hepsinden beter cikti.. Simdi neden seni dinleyelim ki biz ?

Demirkol bilinen nedenlerden dolayi Bülent Korkmazi savunuyor. Bülent Korkmazi isterseniz sezon arasi takimin basina gectigi icin belirli nedenlerden dolayi savunabilirsiniz. Hiddink gibi bir antrenör gerci basarili oluyor diye ekleyin ama onu da buraya gelmez diye kategori disina cikarin.. Oysa Hiddink buraya gelmistir ve Skibbe gibi gönderilmistir, buna deginilmez.. Bizim bahsettigimiz kimi nedenlerden dolayi da Hiddink, Fenerbahcenin Sigi held'i olmustur, o basin da iste bu basindir aslinda.. Ama simdi o ulasilmazdir. Cok da bilmediginiz zaman ancak iyi demeniz icin Chelsea,Liverpool geyikleri olacaktir.. Baska türlü ne yaparsa yapsin size göre acemidir filan.. Sonrasinda isi Hiddink ile sinirli tutacaksiniz ki Bülent Korkmaza sükredelim.. Lakin Ertugrul Saglam'in da kendi kadrosu ve hatta ele aldigindaki en iyi oyuncusunu satmis olmasina ragmen nasil bir performans cizgidiginden bahsetmeyeceksiniz .. Stuttgart takiminda Bülent Korkmaz yasindaki sonradan takimin basina gecmis Babbel'in basarisini da görmezden geleceksiniz.. Sadece Hiddink deyip meseleyi kapatacaksiniz ki futbol adina tek bir dogrusu olmayan Bülent Korkmazi Galatasarayin basinda daha tutmak icin analiz adi altinda yazi yazmis olmalisiniz.. Üstelik bunu da Galatasaray takimi adina degil kendi kisisel saplantilarindan dolayi.. Kim bilir Korkmaz'in Lincoln hamlesinde demirkol'un haberlerinin ya da bizzat kendisinin payi vardir ve bir sorumluluk duygusu ile hareket ediyordur.. Biz de basincilik oynuyoruz bu sekilde yorumlarla.. Her sey aslinda basta degindigim Hamit ile benim kisa görüsmem gibi.. Nasil size göstermek istersem o sekilde bakarim.. Ister Emre-Lincoln olsun, Ister cok para alan Roberto Carlos-Lincoln olsun.. Ister Bülent Korkmaz-Skibbe yaklasim farkliliklari.. Kiyaslar..

Avrupa Futbolu dersiniz ama bir oyuncu top sektirdi diye linc edilmesini istersiniz.. Ama Avrupa Futbolu..

Avrupa futbolu, Avrupadan futbol, modern futbol kavramlarini dilinizden eksik etmezsiniz, o futbolun geregi kavgaya karismayan iki adami yine takimdas olmadi diye suclama derdine düsersiniz..

Avrupa futbolu dersiniz bir iki derbi haric avrupadan futbol filan izlemezsiniz.. Lincoln, Mesut Özil,Andreas Beck, Meira,Skibbe gibi ligimize geldigi zaman kiytirik analizlerle futbolcu-teknik adam degerlendirmesi yaparsiniz.

Avrupa Futbolu diye iflahimizi kurutuyorsunuz, oradaki gelismeyi algilayamayip modern defansif orta sahalari ligimizin bana göre su konumda iki pas yapamayan oyuncularin oldugu yerde ihtiyaci olan On numaralar ile kiyaslayip abuk subuk bir sonuc elde edersiniz.. Gerard ve Arshavin'i ayni potada eritirsiniz..


Velhasil gercek yoktur, kimi dogrular vardir.. Avrupa üst düzey liglerinin kendisine ait dogrulari vardir cunku onlar cok baska kosullarda mücadele ederler. Takimlarina belki 10 numaraya dahi ihtiyac duymazlar zira Türkiye Süper Ligine göre bir defansi dahi on numara seklinde top dagitabilir, ama bizde durum cok baskadir. Kale önüne geldiginde dogru bir ara pasi yapmaktan aciz futbolcularin oldugu yerde 10 numara ya da teknik-yaratici futbolcu ihtiyactir. Premiere Lig ise 50 yildir on numarasiz oynar bu futbolu ve keyifsizdi düne kadar.. Eskiden uzun toplarla gecerdi orta alani simdi kisa paslarla veyahut teknigi yüksek futbolculardan kurulu takimin böyle bir gereksinimi yoktur zaten.. Böyle bir ligin inanilmaz para harcayarak her kademesine cift haneli rakamlardan olusan oyunculari koyarak bir basari kazanmasinin modelini buraya getirme ugrasisi icerisinde yanlis tavsiyeler, sacma analizlerde bulunuyor basin dedigimiz sey.. Bu ve tüm sacmaliklar icin bu isi biraz olsun bilen tek bir insanin muhabbete konu olmamasi isin trajik yönüdür zaten..

Velhasil bizim futbolu yöneten kesim aslinda basindir. En cok da basin futbolu elestirir.. "Bizde maalasef böyle" der iken bizde kismini bizzat insa edenin kendisi oldugunu görmez.. Isine geldiginde isine gelene sahip cikar, isine gelmeyene türlü türlü ali-cengiz oyunlari hazirlar.. Terim UEFA kupasina gider iken en önemli özelligi kendisine güven idi. Bu basina Galatasaray yönetimi gibi ayak uydurma sevdasina düsseydi simdi UEFA filan hikayeydi.. Basin, türk futbolunda gecilmesi gereken bir engeldir. Ben bunu en cok Lincoln olayinda görebilmisimdir. Bir adamin oynadigi futbol nasil görmezden gelinmis, oyunculari dahi ona karsi nasil kiskirtmis cok iyi bir sekilde izledik gördük.. Toplamda onun cikardigi sesin Galatasarayi yönettigini maalasef cok iyi biliyoruz. Skibbe'yi o gönderdi ve bence basarili olma ihtimali olan Bülent Korkmazi da yine basin gönderecektir zira yönetim bu isten cok da anlamaz ve haliyle ne kadar dogru yaptiklarini ölcmek icin baktiklari yer de onlari kaosa, basarisizliga sürüklüyor.. Burada mevzu Lincoln degil ya da Mehmet Demirkol.. Bu islerin ne kadar göreceli oldugunu ve futbolcunun tuttugu takima ya da onu inceleyen insanlara göre Cantona ya da Cirkef futbolcu oldugunu görebilesiniz..

Simdi Schuster geldi ama bunun önemi yoktur. Galatasaray tarihi basarisini Fatih Terim ile yakalar iken Besiktas takimin basina Real Madrid'i calistirmis Toschak'i getiriyordu. Bizim basin misal Hincal Uluc Toschak'a inanilmaz övgüler düzer ve Terim'i elestirir iken arkasinda Faruk Süren gibi onu takimin basinda tutacak irade vardi ve bu yüzden Real Madrid'i calistirmis Toschak degil de Fatih Terim kazanmistir. Mesele teknik adamdan da öte yönetimin kimligi ve niteligidir. Cok sevdigim, Getafeli kiralik oyuncular ile büyük basari kazanmis Schuster gelse de bu yönetim ve zihniyet var iken cok da bir sey beklemiyorum.. Baska acidan ne yaptigini bilmeyen, basinda cikan en ufak bir elestiriye kulak kabartip ona göre yönünü belirleyen yönetim icin kariyerli bir hocadan baska cikis yolu yoktur.. Bizim ikinci bir Terim yaratma imkanimiz su durumda yoktur zaten.. Mesele takimin basinda kim var degil Haldun Üstünel hangi oyuncunu arkasinda, Adnan Sezgin hangi oyuncunun ? budur Galatasaray tarihinin kac yillik kimliginin yakilmasi, yikilmasi ve sezonda iki teknik adam harcayacak noktaya ulasilmasi.. Keske basinin cok da önemli olmadigi bir yönetime sahip olsaydik da ben de icerisinde en az milyon hata olan böyle uzun bir yazi yazmak durumunda kalmasaydim ve onun yerine Schuster'i analiz etseydik..

(Tüm hatalar icin özür, yarin düzeltilecektir ancak..)