16 Şubat 2008

Vagner Love



CSKA Moskovanin brezilyali yildizi. Uzun zamandir Ronaldo'ya ait olan 9 numarali brezilya milli takim formasini giyiyor. Bugünlerde ismi Fenerbahce ile aniliyor. Kendisi ile yapilan roportajinda ise gitmek istedigini acik acik söylüyor. Türkiye ve Fenerbahce ismi gecmiyor efendim bastan belirteyim. Klubune de soylemis, teklif gelirse gitmek isterim diye.. Ispanya,ingiltere veya italya tercihi. Daha büyük bir klupte oynamak istiyor. Su ana kadar herhangi bir teklif almamis, alirsa klubun de karli cikacagi bir transfer yapmak istiyor..

Aslinda ismi Vágner Silva de Souza. Love ise takma adi.. Genc takimda iken hatun ile basiyor hocasi bunu. Klupten kovulma noktasina kadar geliyor ve o günden sonra arkadaslari isminin sonuna "love"u ekliyorlar.. Bunlarda bizim dedekorkut zamanindan kalma gelenek gibi bir sey bu..

Son olarak Rus liginde mevkisine göre en Vagner Love'un en iyilerini siralayalim:

Kaleci tartismasiz Igor Akinfeev diyor, defansa da kendi takiminda kiyak geciyor.. Wasili Beresutzki.. Orta Saha icin Andrej Arschawin ve forvette de kendisini gösteriyor sonuna smiley koyarak..

15 Şubat 2008

Pembe Kazakli Hincal Uluc.!




“Ne” olduğu ya da olmadığı kamuoyu tarafından yıllardır çok iyi bilinen “pembe kazaklı” Hıncal Uluç’un, temsil ettiği ahlak anlayışının pisliği içinde er ya da geç boğulacağına inanıyor ve bu zat’a cevap dahi vermenin lüzumsuz olduğunu düşünüyoruz."


Ben, böyle bir uslubun, cevabin, icerigin sacmaligini dahi tartismayi abes buluyorum. Besiktas takiminin bir kimligi varsa eger, bu beyanatin sorumlularinin sonunu hazirlamasi gerekir. Sadece böyle bir yaklasimdan dolayi "basarili yönetim" dahi olsa istifaya zorlanmalidir.

Mehmet Demirkol bugünkü yazisinda bu konuya deginmis. En azindan bir kisi üzerinde durmus, onca sesizlige karsi bir "ses" olmus. Velakin üzerinde durulmasi gereken yönetimin yanlislari/basarilari degil, her seyi dogru yapan ya da yapmis bir yönetim dahi olsa böyle bir anlayisin olagan karsilanmamasi, sorumlularin gerekli cezayi almasi, yönetim ise sorumlusu, istifaya zorlanmasidir. Zira Besiktas takiminin bir kimligi var.. Ben de bu görüse katilanlardanim ama eger varsa bir kimlik, insani konularda duyarliligi ve basaridan da önce gelen karakteri, burada ortaya konmalidir.

Ben acikcasi pek cok yazardan yönetimin, teknik kadronun basari ya da basarisizligina deginmeden tek basina bu aciklamayi yapan insanlarin insansizligindan, etik degerleri yerle bir etmesinden ve üzerine Süleyman Seba ile olgunlasmis Besiktas kimliginin varligina deginirdim. Mesele 11 Milyon,Topuz ya da baska bir sey degil. Yapilan sportif ya da ekonomik yanlislar hic degil.. oldukca basit ve ortada olan saygisizlik var ki tek basina Hincal Uluc degil muhattabi..

Eger ki bu olay hicbir sey olmadan gecistirilirse, taraftar kimligine sahip cikip baski kurup bir sonuc elde edemezse basaridan da önce tutup her yerde öne sürdükleri kimligin iki üc pankarttan öte islevi olmayan sahte bir karakter parcasi oldugu anlasilacaktir..

Berber Tükkani.!



Güzel bir kültürel cikti aslinda.. Hindistan burasi.

Aramiyorum burada su berberleri desem dogru olmaz pek.. o özlemden koyduk suraya..

Bayer Leverkusen Maci Üzerine




"Bunu içime sindiremiyorum. Tam 80 dakika ne zaman gireceğim diye bekledim. Bu maça olan hırsımı herkes biliyordu. Kendimi günlerce Leverkusen’e hazırladım. G.Saray takımına fayda sağlamak isterken, maçı ancak kenardan ısınarak izleyebildim. Gerçekten çok yazık. Ben 83.dakikada oyuna girecek futbolcu değilim"

Lincoln boyle buyurmus.

Leverkusen macinin tek ve buyuk hatasi Lincoln'un sahada olmamasidir. Eksik olan gol ve biraz olsun baskiya oranla cok daha az pozisyon olmasi ve hepsi.

Her iki teknik adam da korktu. Skibbe cok fazla korkmus, etkilenmis ya da her neyse. Oynamadi Leverkusen.. bekledi rakibi üzerine gelsin. Boyle bir takim beklemiyordum Carsamba aksami.. Ama oldu, geldi boyle önünüze cöreklendi. Öncelikle sunu belirteyim. Su en formda halinde iken soyleyeyim: Ayagi kirik Lincoln, on asist bes gol ile oynayan Baris Özbek'e her daim tercihimdir.

Baris Özbek süper, muhtesem diyorlar. Bence degil. Bugünkü Ayhanin biraz genci ve bir sinif asagisinda yer alir kategorizasyona soktugunuz vakit.. Bir gram da yetenek barindirmayan daha cok alt yapisinin saglamligi ve dinamizmi, caliskanligi ile sahada kendisine yer bulan futbolcu. Saygim sonsuz, hakediyor formayi ama ben televizyon basina Baris Özbek ve benzerlerini seyretmek icin gecmiyorum isin asli.. Cok da adil degilim..

Baskili oynuyormusuz, top daha cok bizde kaliyormus..

Dogrudur. velakin Leverkusen macinda hatirladigim net üc tane pozisyon var, baslamadan rakibe kaptirarak bitirdigi.. Ayni zamanda kendisini yere atisi vardi ki DSF kanali spikeri kendisine gelemedi üzerine itiraz eden Baris Özbek'i görünce..

Lincoln bu macta ne olursa olsun oynamaliydi.. Böyle konsantre olmus bir adami oynatmamak da pek dogru degil. Kondüsyon bakimindan yerlerde gezindigi zaman dahi ilkonbir oynuyordu sakatlanmadan az biraz önce.. Simdi ise öyle degil..Sonradan girdigi macta üc tane tam saha depar atti, azimli ve hirsliydi. Oynardi .. "bence".

Leverkusen maci cok güzeldi gibi inanilmaz yorumlar peydah oluyor basinda. Oysa üzerinize gelmeyen bir rakip karsisinda Ümit Karan ve Hakan Sükür'ün birer pozisyonu haric - cok netti ama bunlar- aman aman bir üretkenlik yoktu sahada. Olmasi da mümkün degil, tek basina Arda Turan var yaratici Orta Saha..

Arda Turan, yine bu basinin yüzde doksan besinin papagan misali tekrarladigi gibi kondüsyon sorunu olan futbolcu degil. Gereginden fazla kosuyor sahada. Istatistiklere vurdugunuzda Topal'in hemen arkasinda yer aliyor.. Dolayisla erken bitiyor pili. Eskiden altmis bes dedi mi biterdi ,simdi yetmisbeslere cikardi.. Baska bir acidan o kadar cok yoruluyor ki kosmaktan, presden, baskidan, ayagina top geldigi vakit savruk bir sekilde pas atiyor, yapabilecegi, becerisi olan calimlari atamiyor.. Velhasil, Mücadele gücünü takdir etsem de yetenegini göstermekten alikoyan yorgunlugu getirdigi icin sakinmasi gerekir gereginden fazla "mücadeleden". Misal Baris Özbek hic durmadan doksan dakika kosmasi gerekiyor, baska türlü takima aman aman katki saglamayacaktir, sonu da bana göre Cihan Haspolatlidan farkli olmayacaktir kosmayi kestigi vakit..

Godfather kareografisi muhtesemdi.. Basta düsünen,eden,eyleyen herkese tesekkür.. Farkliligi yasattilar bizlere.. Herseyiyle muhtesemdi.

Genel kaninin aksine boyle durgun ve oynamayan bir takim karsisinda olmasi gerekenden daha az pozisyona girmis bir takim ve ayni zamanda oynatilmasi gereken bir Lincoln oldugunu düsünüyorum.. Oradaki mac icin ne desek yalan olur, zira nasil bir Leverkusen olacagi mechul.. Mesele Leverkusen'in Galatasarayi nasil gördügüdür..

Söyle ki bu takim kendisinden kucuk ya da esit seviyede olanlari Bundesligada dagitmistir.. Evinde veya Deplasman, hemen hepsini yenmistir. oyle istikrarli bir sekilde oynamis ki bunu Bayern ya da Bremen dahi basaramamistir.. Velakin buyuk takimlairn hemen hepsine de kaybetmistir. Kimligi ve Karakteri yok, cok cok buyuk futbolculari yok, Barbarez var, velakin o Hamburglu aslinda.. Schneider sakatliklardan dolayi ancak takimla beraber.. Geriye kalanlar da yeni transfer ve yirmili yaslardaki oyuncular.. Voroninden, Berabtovuna, Ballackindan Luciosuna kadar, her sene buyuk futbolculairni vermis bir klube..

Bir Hakan Sükür önemlidir, her bakimdan.. Bugün Galatasaray Feldkamp'in arkasini düsünüyor, bence hic düsünmesin, koysun Hakan Sükür'ü oraya.. Kizsaniz da gercek bu. Yapabilir bu isi.. Eskiden bunun esprisine gülerdik yarim saat, simdi bu adam bu isi becerebilir diyorum..

12 Şubat 2008

Sin Palabras

video


"Ben kimseye hangi irktan oldugunu sormam; insan olmasi yeterli, daha beter ne olacak" ( The Man That Corrupted Hadleyburg, Mark Twain )



Daha beteri yok, insaniz iste.. Bir seyleri düzeltmeye cabaliyoruz, zira carpiklik, hasar söz konusu. Bu hasarli, carpik curpuk sistem tarafindan bicimlendiriliyoruz. Kusurluyuz.. Su halimizle kusursuz bir toplum yaratma ugrasimiz var ama nafile.

Asik oluyoruz.. Ancak ve ancak özünü kavrayamadigimiz, ucundan biraz taniyip geri kalanini bizim uydurdugumuz kimliklere.. Askin bir zamani var, zira o kusur ne kadar daha saklanilabilir ki ? Nereye kadar.. Her seyin bir sonu var.. Bu sizin kendinizi nereye kadar kandirabileceginiz ve muhattabinizin özüne ulasma süresi ile ilintilidir.. Kusurludur cünkü o. Bu yüzden evlilik ya da kusurlari saklayamayacaginiz ölcüde rahat birakilmislik hali biraz öldürür aski, kimileri sonrandan yeseren yeni kusurlu kimliklere kendi defolarina karsilik görür ve "ok" der, devam eder, en kötüsü de ali$ir.. Aslinda bastan bu sekilde kabul etseydik, her seyi oldugu gibi algilamaya yönelik bir yasam sürseydik, belki cok baska olurdu cok sey.. Hala ve inatla Simulakrlar dünyasinda yasiyoruz.. öyle bir sey ki, tasarladigimiz, hayalini kurdugumuzun karsiligi yok bu dünyada. O sekilde inandirilmis, hayalini dahi kurabiliyoruz asli olmayan sahtenin sahtesine ya da Baudrillard deyimiyle Simulakr..

Dostunuz da aksamlari evine gittigi sürece iyidir.. Sizinle kendi kusurlarini saklayabilecek ölcüde uzak kaldigi sürece dosttur, arkadastir.. Kolay degil her seyden önce. Ben 10 yil, 24 saat bir adam, bir kadinla yasadim dostlugu,, kendimden, yanimdakinden,karsimdakinden igrendim sonunda. bir daha dünyaya gelsem kimseye karsi bu denli ciplak kalmamaya yemin ettim. Gerek yok.. Cafelerde bulusup arada sirada beraber sabahlamak varken ne gerek var böyle icini acmaya, röntgenini cektirmeye.. Ben degilim ki sorumlusu ? neyim varsa benden izinsiz insa ettiler bedenime. Engelleyemiyorsun bilsen de.. Sey gibi bu.. Misal batil inancim yok, bir dine dahi inanamiyoruz, birak batilini filan.. Velakin uyurken iki elimi iki bacagimin arasina koyamiyorum, fakir kalirim korkusu nedeniyle.. Babaanne alti yasina kadar isledi bunu bana.. Bilsem de olmayacagimi, en kötüsü fakirlikten dahi korkmasam da yapamiyorum.. böyle bir sey bu. Derinlemesine analiz ettiginiz vakit neden diye kimseye kizamiyorsunuz en ala kaziklari yeseniz ve hatta cikaramasaniz da icinizden.. Sizin ya da onun sucu degil ama bu bir seyi degistiriyor mu? farkinda olsaniz dahi otomatige baglanmis pisliklerinizi temizleyebiliyor musunuz ? Cokca zaman evet kötü, bencil, egoistce ama bu sekilde düsünüyorum ben diye kendinizi kandirmiyor musunuz ? hayir kandirmiyorsunuz ,gercek bu. Asilmasi uzunca bir zaman sürer, üzerinize kimin nasil isledigini bilmediginiz insansizliklarinizdan.. Oysa gercegi oldugu gibi en basindan kabul edebilseydik, bizlere abuk subuk masallar ve masal kahramanlari yerine gercek ve pek de kahraman olmayan insanlari tanitsaydilar, daha az yikim olurdu yasamimizda muhtemelen.. Bu yüzden maskelere, yalanlara, dolanlara, bir baska türlü kendimizi göstermeye zorunlu kilinmisiz.. Burada Maske aslinda bizim taktigimiz degil, toplum tarafindan bize takilan, zorunlu olarak üzerimize gecirmek durumunda kaldigimiz kimlikler.. Sonra yalan, Sonra kazik atti.. Sonra "gercek"..


Bir sekilde kesisiveriyor öteki ile yolunuz.. Ben bir sey yapmiyorum, bir kelimemden, giyimimden, kiyafetimden kendisine benim icin kimlik biciyor varolan kimliklerinden.. Sandiginda bana uygun düseni yok, olmasi da mümkün degil. Izledigi filmler, taniyabildigi kadari ile kefesine attigi insanciklardan derledigi torbasinda malasef benimle uyusani yok, sizinle uyusani da yok, öyle kimlikler, insanciklar, karakterler bu dünyada yok her seyden önce.. Big Brother ya da 1984 geyigine girmiyorum ama bakin cevrenize, size sunulan yasamlara, kimliklere.. Ne kadar gercek ? baska türlü görüyor beni ve tanimliyor. hayal kirikligi kacinilmaz ve yalan..

Buraya kadar gelmis iken..

insanoglu cok seyi bilmiyor, bu cok iyi iste.. Yalan, iki insanin yan yana dolasabilmesinin, bir araya gelebilmesinin, ortak zeminde bulusabilmesinin en önemli sebebi.. digerine dokunabilmenin tek yolu. Borges'in öteki adli hikayesindeki gibi..

Borges, bir gün köprüdeki bir bankta gencligi ile karsilasir.. Kendisinin 35 yasindaki hali ile.. Eh, hos bes muhabbet ederler, uzunca bir süre beraber vakit gecirildikten sonra gecen zamanin özeti akilda kalan haliyle su sekildedir:

"..birbirimizi o kadar iyi taniyorduk ki birbirimize hicbir sekilde yalan söyleyemiyorduk ve konusma hic ilerlemiyordu.."


insaniz iste.. Yetinmiyoruz, Mesele neye sahip oldugumuz, hangi yasam kosullarinda su bedeni itekledigimiz degil, bir baskasina göre hangi konumdayiz.. Cevre, konumlandirma.. Cok önemli.

Cocuklarina iyi bir gelecek vermek adina ebeveynler cabalar, durur.. Iyi bir gelecek nedir her seyden önce ? bir cocuk eger ki dogru bir sekilde iletisim saglandigi vakit her seyden mutlu olabilme becerisine kavusabilir, digeri luks arabasinda alkole bogulup intihardan bahsederken.. Neye sahip oldugunuzun hicbir önemi yoktur özünde. Ama güvenemezsiniz.. Cevreye karsi yenik düsersiniz. bu yüzden cevreye soyle bir bakar, ona göre en iyisini verme cabasina girer insanoglu.. Olmasi gereken kendi varolan yasam kosullari ile barisik bir sekilde cocuk yetistirmektir. Zira algisaldir aslinda her sey. Kit kanaat gecinirken cocugunuza Audi R8 almak oldukca yorucudur bir ölcüde de imkansiz. velakin onun bu arabaya ihtiyaci olmadigini anlatmak cok daha kolaydir. Kisa ve zahmetsizce bu ve benzeri onbinlerce sorundan kendinizi kurtarabilirsiniz.. Cevreye yenik dusmeyin, cabalayin, iletisimi sonsuz kilin, önemli olan o elinizdeki veletlere varolanla yetinmesini ogretebilmek.. Budur büyük miras..

Su an hayal ettigim veya olmasini istedigim hemen herseyin oldugu takdirde dahi mutlu olamayacagimi biliyorum. Her seye alisacagimi.. Bir baska acidan herhangi bir seyin yoklugunun acisini cekmeden varligindan keyf alamayacagimi.. Bugün bilmem kac menülü yemeklerden tiksinme noktasina gelir iken ögrencilik zamani cm basinda yemeksiz bilmem kac vakit gecirdikten sonra yapilan menemenden alinan tadi, keyfi, hazzi düsünüyorum.. Üc yil önce özlemledigim, ah su olsa dedigim ne varsa sahip olmama ragmen bugün sahip olamadigim, coktan yitirdigim basta safligimi, asik olma becerimi, inancimi, sorgulamadan yasama kabiliyetimi ariyorum.. Aptalca bir oyun bu yasam baska bir sey degil..

Beynimin her tarafina yayilmis cam parcaciklari var, düsündükce, aciyorum, düsündükce..

Ve evet., Futbol bir kacis, futbol tutkuyu doguracak ölcüde bagimlilik yarattigi icin birilerinin üzerine el attigi, baska baska sekilde kullanima yol acildigi bir oyun. Ve ben, tüm bunlarin disinda kafamda cöreklenmis 75 milyon sorunu dusunup evime gelmektense, Galatasaray'in lincolnü neden oynatti veya oynatmadiyi dert etmek istiyorum.. Bilincli bir secim bu, baska bir sey degil. Yarin Galatasaray maci var, simdiden mutlu oluyorum, daha ne diyeyim ? Dünyayi kurtarmaktan vazgeceli uzunca zaman oluyo ki kendisi batakliga sapli kalmis bir adamin bir baskasini kurtarma cabasinin ironiden baska bir anlama tekabül etmesi yeterince ironik midir ki ?


....

bir süre yokum,

iyi bakin kendinize..

Kim Hangi Arabayi Sürüyor ?



Kaleci Raphael Schäfer ve arabasi Audi R8




Alex Farnerud.. Porsche Cayman..



Roberto Hilbert.. Mercedes 500 Cl..


Aslinda konunun dandik bir cikisi var. Stiutgart, Schalkeden dört yedi, Evinde Berlinden üc derken kötü bir performans gösterdi. Dokundurma da lüks arabalari var ama sahada pek "luks" degiller geyigi... beni pek ilgilendirmiyor ama oyuncularin arabalarini ogrendik, bu biraz olsun ilgi cekici aslinda.. Buyrun Stutgartli oyuncularin arabalarini ve Euro bazinda degerlerini..


Schäfer Audi R8 125.000*

Meira Porsche Cayenne 120.000

Farnerud Porsche Cayman S 80.000

Bastürk Mercedes SL 500 115.000

Hitzlsperger Aston Martin DB9 170.000

Pardo Mercedes CLS 80.000

Osorio BMW 525d 50.000

Boka Mercedes SL 500 115.000

Delpierre BMW X5 80.000

Cacau VW Phaeton 80.000

Hilbert Mercedes 500 CL 130.000

Marica Mercedes E-Klasse 50.000

Magnin Mercedes M-Klasse 70.000

Khedira Mercedes SLK 50.000

Gomez Audi Q7 75.000

" Diego ist ein Schwalbenkönig"



Schwalbe, kendisini faul olmadigi halde yere birakma, hakemi kandirmaya yönelik yere düsme eylemi icin kullanilan bir terim. Van Bommel'a göre bu isin krali Bremenli Diego. Diego, Bundesligada en cok faul yapilan oyuncu. Bommel amca, eger ben de her "dokunusta" kendimi yere atsam bu rekora sahip olurdum diyor.. Diego daha cok "scwalbenkönig" diyor.. Bu yorum karsisinda ortaligi iyiden iyiye kizistirmak isteyen Bild solugu Diego'nun yaninda aliyor, oun cevabi da su:

"böyle bir tartismanin icinde olmak istemiyorum, yorum yok".

Velakin yorum daha cok sessizligi ve olgunlugu ile taninan Bremen teknik adamindan geliyor.. Thomas Schaaf, Van Bommel'in daha cok baskasindan ziyade kendisine bakip bir degerlendirme yapmasi gerektigini belirtiyor. Bayern macinda Bayernin beraberlik golü öncesi Jensen'in üzerine tehtitvari bir sekilde gidip ortaligi provake eden bir insanin fazla konusmamasi gerektigini soyluyor ki sonuna kadar haklidir da... Mac boyunca hakli veya haksiz olsun sürekli konusup durdu, hakem olsaydim ne geveze adamsin sen der basardim sariyi.. Kucuk Hakan geldi aklima.. O da beni ifrit ederdi.. Ki sert adamdir van Bommel, sert oynar bu oyunu velakin Diego'ya da haksizlik etmis..

Jürgen Fromme



Jürgen Fromme aslinda Van der Vaart'i izlemekle yükümlü muhabir.. Birden karsisina bu cocuk cikiyor.. Vincent Kompany cocugu birakmis gidiyor, neden agliyor o da bilmiyor.. Bochum Hamburg maci..

2007 yilinin en iyi spor fotosu bu arada.

11 Şubat 2008

Dön babam Dön.!



Bu sanirim varolanlarin en büyügü.. Singapurda.. o degil de manzaraya bak bir de.

Gecen Hafta Bundesliga



Toplu Sonuclar:

Eintracht Frankfurt - Arminia Bielefeld 2:1
Bayer Leverkusen - Hamburger SV 1:1
VfB Stuttgart - Hertha BSC 1:3
VfL Bochum - Energie Cottbus 3:3
Hannover 96 - Karlsruher SC 2:2
1. FC Nürnberg - Hansa Rostock 1:1
VfL Wolfsburg - MSV Duisburg 2:1
Borussia Dortmund - FC Schalke 04 2:3
Bayern München - Werder Bremen 1:1

Ruhr Derbisi.

Güzel olan Asamoah'in macin adami olmasi. Yukaridaki top 11'de Koller'in yerine olmasi gerekendir aslinda. Gecen sene oynanilan derbide kendisine karsi "irkci" yaklasimi ile olay olmustu. Weidenfeller her ne kadar özür dilemis olsa da bir gerginligin baslangici olmustu soylemleri ile. Akabinde ucundan fasist olarak tanimlamakta sakinca görmedigim Dortmund taraftarinin da Asamoah'a olan yaklasimina dün en iyi cevabi sahada verdi. Önce Halil'in kaptigi topu kaleye gönderereki takimini öne gecirdi, akabinde kendisine yapilan faul sonrasi dortmund'un kendi kalesine gol atmasinda pasif de olsa bir rol oynadi ve en önemlisi 2-2 devam eder iken muhtesem bir calim ile Fabian Ernst'e galibiyet golü asistini verdi. Bu acidan sevindirici bir gelismeydi..

Dortmund ile Schalke arasinda bugun artik fark var. Son üc yilda Schalke buyuk asama kaydetti gelisim yolunda.. Tam aksi yönde Dortmund.. Bir zamanlar saga sola sactiklari paralarin/bedelini feci sekilde ödüyorlar, stadin ismi sigorta sirketinin ismi ile yer degistirdi, yetenekli futbolcularini satmak zorunda kaldilar ve her bakimdan bir düsüs gerceklesti.. Simdi toparlanma zamani, burada da istikrarsizlik basa bela oldu.


Maca gelirsek Kevin Kuranyi Stuttgart macinda attigi iki golden sonra da formasini cikarttigi icin gördügü karttan dolayi cezali duruma düstü. gerci burada kimse Dortmunddan korktugu icin boyle bir sey yaptigini dile getirmedi ama yine de pek anlamli degildi. Bu da Halil Altintop'un isine yaradi, ilk onbir basladi maca.. Ki basinda da topu kapti, asamoah'in golünün yaraticisi oldu.
macin genis özetini seyrettigim icin detayli yorum olmayacak belki ama sezon basindan beri olmasi gereken forvet ikilisi dortmundda yerini buldu. Takimin özüne inat her daim istikrarli oynamis ve oynayacak olan adam vardir orada, eski Karlsruhe'li Giovanni Federico.. ortalamasi hep aynidir, 14-15 gol.. Bunun yaninda ara ara yedek basliyordu velakin yavas yavas formunu buldu ve bana göre o takimin en tehlikeli adami, 10 numarasi Mladen Petric.. Gole cok yakin bir Orta Saha/Forvet. Teknigi, frikikleri ve asistleri ile güzel bir performans ciziyor..

Dortmund bu malubiyeti ile 13.siraya yerlesirken Schalke haftanin en karlisi olarak 3.siraya cikiyor.. Tüm rakipleri birbirleri ile oynadilar ve beraberlik sonucu hepsi iki puan biraktilar.. Schalke'nin toplamda bir maglubiyeti var. Eger ki Lincoln yerine yirmili yaslardaki yeteneklerin yani sira öne gectilerinde baskiya boyun egmeyecek tecrübeli bir isim alabilselerdi su an liderdi belki de.. Yine de güzel bir bir form yakaladilar..

Bayer Leverkusen - Hamburg Maci.

Iki zit karakterli takim. Birisi Galatasarayin simdiki rakibi, digeri de turu gecerse muhtemel rakibi.. Sikavü sov filan yapmazsa eger..

Leverkusen genc, dinamik bir takim. Atak futbolu seviyor. Hamburg 1-0 'a oynar. Her seyi olan gözde futbolcusu Van der Vaart'a baglidir. Van Der Vaart ve Olic atilan 26 golün 18inde imzasi olan isimler.. Diger yandan Leverkusen 36 gol atar iken en cok gol atan ismi Hamburg macinda yedek olan Gekas: 8 gol.. geri kalan 28 gol takim icerisine yayilmis durumda.. Birisi ne olursa olsun hucumdan yana, digeri her daim kontrollü oyun..

Macin en iyi oyunculari kalecileri idi.. Rost ve Adler alaman gazetelerinin de üzerinde durdugu gibi yaza uygun bir form gösterdiler macta.. Adler'den ziyade daha cok Rost'a is düstü macta.. Özellikle Barnetta'nin bir sutunu cikardi ki, gercekten görülmeye degerdi. Bir baska acidan ilk yari Hamburg daha üstün olan tarafti. Pek pozisyon olamasa da .. Ikinci beraberligi bulan ve bastiran, ve ayni zamanda galibiyeti kaciran Leverkusen di. Stefan Kiessling inanilmaz bir oyuncu. Defansa koysak siritmadan oynar kesinlikle. Oyle top aliyor ve baski kuruyor forvette iken.. Bu yüzden Servet Cetin'in biraz daha dikkatli olmasi gerekiyor carsamba günü. Barnetta iyi bir form tutmus bunun yaninda yasli kurtlari cosmus durumda.. Özellikle Schneider'in formu , takimi toplarlayisi, o yasina ragmen sahanin her alaninda kendisini göstermesi, isabetli paslari, oyunu kurmasi etmesi.. Schneider ve Barbarez'in kilitlenmesi sonucu bu genc takim dagilir aslinda.. Bu yüzden simdiye kadar olan bölümde buyuk takimlara karsi pek bir basari saglayamadilar.. Velakin digerlerini de evinde/deplasmanda dagittilar.. bu da takimin karakteri hakkinda yeterli bilgiyi veriyor aslinda..

Hamburg gercekten zor durumda. BU güzel takimi kurmus teknik adamlari, su takimda geldigi günden beri ortanin hep üzerinde oynayan, Bundesliganin sayili üc orta saha yildizindan birisi olan Van der Vaart yüksek ihtimal seneye yok.. Teknik adamlari hali hazirda anlasmis durumda, van der vaart'in isi arap sacina dönmüs durumda..

Velhasil yenisemediler..

Haftanin sürprizi Hertha Berlin'den geldi ama benim bekledigim bir sonuctu. Yeni transferleri rafael golünü de atti velakin bundesliga'ya adim attigi günden beri iyi bir grafik cizmis olan Pantelic ikiledi Stutgarti.. Schalke macinda Schalke cok iyi oynadigi icin degil Stutgart oynayamadigi icin galip gelmisti.. Keza formsuzluk devam ediyor. Mario Gomez tek basina kalmis durumda. Ayni sekilde sürpriz olmayan Wolfsburg galibiyeti. Magath isleri oturttu ve bir kac hafta daha Wolfsburg buyuk bir sürpriz yapmadan ilerleyecektir, Grafiteleri keza paranin bir kismini daha cikardi galbiyet golünü atarak.. Nürnberg hayati önem tasiyan macta Rostock'u yenemedi. Rostock düsecek diyorum ama bir yandan da tas gibi takim kimligine bürünmüs durumda ve hans Meyer'in sonunu hazirladi. Meyer.. Futbol bu iste Daha dün kalmasi icin baski yapilan Hans Meyer bugun klupten kovuldu. Tuhaf baska bir durum ise Nurnberglilerin düsmeye takmis durumda olmasi. Meyer'in sözlesmesi birinci Bundesliga icin gecerli ve bunu sorun ediyorlardi en son.. Velhasil Nurnbergin hocasi kovulmustur. Keza beklenilmeyen Bundesliganin Sivasspor'u Karlsruhe'nin formunun devam etmesi. Hannover son dakikalarda beraberligi yakaladi evinde oynadigi macta. Thomas Hajnal dortmund'a satildi ama sezon sonu. Sunu demisken besiktas'in teklif ettigi 11 milyon euro geldi aklima. Dehset bir rakam. Bu rakami teklif etmek bir cilginlik iken bir baska cilginlik bunu kabul etmeyen yönetim. Acik ve Net bir sekilde soyleyeyim, lincoln dahil Galatasarayin 11 milyon bonservisine verilmeyecek futbolcusu yoktur, keza türkiye liginde bir baska oyuncunun da.. Besiktas takimi da sapitmis durumda. Git o parayi Yassine Sikavü'ye ver.. Dört tane Mehmet Topuz alirim ben o paraya.. Abarti filan da degil. Hajnal, bu ufak macar adam feci isler yapiyor bu sene. Özellikle öldürücü paslari öldürüyor adami velakin satildi sonucta.. Kucuk takimlarin kaderi budur, basarisi da budur zaten. Satacaksin ve o parayi kendi gelisimine yatiracaksin. onda birine aynisini bulacaksin, ayni sekilde devam edeceksin Alacaksin, satacaksin.. Korkmayin Ajax, lyon salak olduklari ya da bu isi bilmedikleri icin elindeki butun futbolculari satiliga cikarmiyorlar, bu isin olmazsa olmazi. Madrid, Barcelona.Chelsea olmadiginiz takdirde bu böyle. Bu arada dortmund takimi cökertti Karlsruhe'yi. Federicolarini aldilar, Hajnal'ini aldilar, kaptanlarinda gözü, du bakalim. Bochum'da sestak tek basina oynuyor gibi. Cottbus'un formu da göz kamastirici. Isterim ki Cottbus ve pek de sevemedigim Rostock kalsinlar ama isleri gercekten zor.

Fenin yine costu. Attigi gol pek bir sey degildi de asisti gayet yerindeydi. Toplamda bir gol bir asist ile galibiyet geliyor ve öncesinde üc gol atmis olup toplamda iki mac oynamis iseniz "dogru" bir adam ve güzel bir futbolcu oldugunuzun en güzel göstergesidir. Transferlerde tuhaf bir degisim oldu. Fenin'in pesinde pek cok klup vardi ama Frankfurt'u tercih etti. Sadece Fenin degil pek coklari artik teklif almasina ragmen daha kucuk takimlarda oynamak istiyorlar ,yaslari oldukca genc olangiller.. Zira buyuk takimlarin kadrosu korkutuyor adami. Orada bu önemli "gelisim" caginda yokolma tehlikesi basgösterdi. Aralarindan siyrilmak mucize gibi. 20 milyona alinan bir oyuncu yer yer 8 ay bekleyebiliyor, siraya geciyor.. Velhasil dogru bir tercih bu. Su an Van der Vaart, Diego bütün büyük kluplerin gözdesi durumda. Burada sahneye cikarsan oradaki yerin de bir baska acidan garanti olur gibi..


Ikinci Bundesliga'da Hoffenheim Gladbach'i dagitti ki beklenilmeyen degildi. SAP'nin destegi ile 19 milyon euroluk transferleri sonucu 6600 kapasiteli stadlarinda sov yaptilar, 2-0 dan geldiler, eski frankfurtlu Copado'nun sonradan girip macin yildizi oldugu macta 4-2 lik skorla Gladbach'a ikinci yenilgilerini tattirdilar.. Fürth cikisini sürdürdü, deplasmanda Mainz karsisinda galip gelmek oyle her babayigidin isi degil. Thurk'u alarak atak yapan Augsburg kendi sahasinda galip geldi. 1860 Münih Kaiserslautern deplasmaninda galip ki tarihinin belki de en kötü dönemini yasiyor Halil'in eski takimi, bir kac sene evvelinin Bundesliga Sampiyonu. Teknik adam degisikligi Paderborn'a yaramis ve evinde zor da olsa Freiburg gibi bir takimi yendiler.. Wehen aynen ilk devre oldugu gibi iyi basladi ve devam ediyor, deplasmanda Osnabrück'ü yendiler.. St.Pauli ise deplasmanda yendigi jena karsisinda evinde son dakikalarda beraberligi kurtardi Brunns'un sol ayagi ile.. Aue evinde Suat Türker'in Kickers Offenbach'ini ücledi.. Bu takim, Kickers Offenbach.. Motivasyon takimi. Düsme tehlikesine karsi gecen sezon öyle bi oynadilar ki Mainz,Gladbach hikaye yaninda.. Yine onu bekliyor, potaya yaklastilar, her sene ayni durum..

Bayern München Werder Bremen Maci #2



Bu maci seyrettim,Dortmund-Schalke macini bir baska bahara dedik.. Konferans seklinde seyretmek de keyfli ama bir maci doksan dakika tüm yanlariyla izlemek daha iyi. her iki mactan da ortalama keyf almaktansa bir macin tadina varmak istedik.. Ve ben hala "konferans" seklinde mac izleme, tüm maclarin naklen yayininin neden gerceklesmedigini anlayabilmis degilim, bilen varsa bildirsin kendisini. Almanyada da Bayern ve hatta Bremen ile diger klupler arasinda fark oldukca büyük.. son 20 yilda 26 kupa kaldirmis bu ikisi.. Yine de Sadece Bayern'in ya da Bremen,Schalke Dortmund'un maclarini vermek gibi absürdlük peydah olmuyor bu ülkede Her mac ayni öneme sahip ve ona göre düzenleme mümkün. Premiere Kanalina para veren insanoglu her maci doksan dakika canli canli izleyebilme hakkina sahip.. Olmasi gerektigi gibi..

Maca dönersek, Berabere bitti mac. 1-1. Baskili oynayan taraf Bayern München idi. Mac icerisinde Ribery'nin yoklugunu hissetti takim. Her seyi halletse de yaraticilik konusunda sorun yasadi. Kapanan Bremen karsisinda baski kurmasina ragmen "aman aman" pozisyon da bulabilmis degildi. Klose kötü günündeydi, Ze Roberto parmak isirtan bir performans ortaya koydu. Sol bek olarak tanidigimiz adamin defansiv orta sahadaki basarisi, Ikili mücadelelerdeki etkinligi göz kamastirici. Orta Sahanin hemen her yerinde oynayabilir.. Keza Defansiv orta saha olan De Michelis'in defansin göbegindeki performansi da beklenilmeyen idi sezon basi. Ismael bu surpriz gelisme sonucu kadro disi kaldi ve Hannover yolunu tuttu devre arasi. Hamit macta etkin ve belirleyici bir rol üstlendi. Ribery'nin yoklugunda ve Schweinsteiger'in etkisizliginde tüm yük onun üzerindeydi.. Toplamda iyi bir mac cikardi diyebiliriz..

Bremen, eksik idi her zamanki gibi. Naldo cezali, Sanogo Afrika Kupasinda ve bu ikisinden de önemli olan "Frings" sakat.. Buna ragmen mac boyunca orta sahada basti.. Forvetlerin her ikisi de -Rosenberg ve Harnik- formsuz olsa da Rosenberg'un güzel asistigini cabuklugu ve teknigi ile gole cevirip bir sifir öne gecti diegolari ile.. Maca genc Harnik yerine Mesut Özil ile baslamak daha iyi olurdu.. Son yarim saatte her iki klup de genc yeteneklerini oyuna soktular.. Bremen Mesut Özil'i, Bayern Toni Kroos'u. Hem Özil hem de Kroos topla az bulussalar da etkili oldular kisa süre icerisinde. Schweinsteiger ve Harnik'ten daha faydalilydilar.. Mesut Özil'in sahadaki durusu, kendine olan güveni.. Daha on gün önce transfer oldugu klupte kimin topu nereye atmasi gerektigine karisacak kadar oyun kuruculugu benimsemesi, asaleti görülmeye degerdi. Cok süper yetenek oldugu icin degil, ne yaptigini bilen tavri ve kendine güveni ile bir yerlere gelecektir kesinlikle. Ileriki on yilda Toni Kroos ile beraber malasef alman milli takimin kilit ve degismez ikilisinden birisi olacaktir.. Her seyiyle "Play Maker".

Mertesacker Bremen'in etkili isimlerinden oldu. yaklasik iki metre olan boyu ile Klose-Toni ikilisine nefes aldirmaz iken ikili mücadeleki "bilinen" basarisi yüklenen Bayern'i durduran etkenlerendi.

Toni penalti kacirdi. Kaos icerisinde kaleci tarafindan pozisyon geregi düsürülen Toni, nedendir bilmem penaltiyi atmaya calisinca beraberligi yakalam sansini tepmis oldu. Sonrasinda Hamit'in caliskanligi sonucu kaptigi top ile baslattigi atakta Ze Roberto'ya yaptigi asist ile biraz olsun affetirse de devre arasi yorumculugunda Beckenbauer'in ironisinden kacamadi.. Klose'nin formsuzlugu üzerine yorum yapmasi beklenen Beckenbauer'in klose taniminda "yerden iyi, havadan iyi, penalti atabiliyor" gibi hafif dokundurma da söz konusuydu..

Aslinda Toni bir gol daha atti, ofsayt gerekcesi ile sayilmadi. yüzde yüz gol ve ofsayt ile alakasi yoktu.. Toni , Baumann ile ayni cizgideydi.. Gecen hafta yapilan haksizligi bu hafta bir baska "haksizlik" ile örtme cabasi sanirim bizim ülkeye ait bir hesaplasma bicimi degil, Hoeness de yine bunun üzerinden polemige yelken acti..
velakin Hakem bu.. Gecen hafta Bremen'i yakti, bu hafta da biraz olsun Bayern'in canini acitti..

Toplamda Bayern'de sorun var. Etkisizlik.. Durgun. Kimin ne yapacagi az cok kestirilebiliyor, farkli varyasyonlari göremiyoruz.. Bremen Macinda özellikle kötü olan bir baska isim Wili Sagnol'du. Kanat organizasyonu tek basina Ribery misali adam gecip orta yapmaktan ibaret degil, Hamit'i yalniz birakti cokca zaman... Daha erken oyundan cikarilabilirdi.. Hamit'i beke cekip sosa'yi soktu Hitzfeld. Velakin toplamda bu degisiklik pek bir farklilik yaratmadi, zaman yetmedi.. Lahm da keza Bayern'in diger etkisiz beki. Marcell Jansen iyilestigi vakit forma sansi gercekten zor.. Üzerine RIbery'nin yoklugu ve Klose'nin son dönemdeki etkisizligi.. Son on bundesliga macinda bir golü var sadece.. Hitzfeld onun icin daha cok golü düsünüyor ve biraz kendisini salmis bir hali var, kisa zamanda bize daha cok katki saglamasi icin harekete gecmesi gerek gibi bir yorum yapmisti.. haklidir da..

Bremen'de ise kadro sikintisi söz konusu. Borowski transfer oldu, kendisini sakatlamamak adina mücadele gücünden vazgececektir, Frings sakatlandi.. Diego tek basina kaliyor cokca zaman.. Sanogo yok, Klasnic sansini iyi kullanamadi ve diger iki forvet de ahim sahim degil su an icin. Almeida da sakat.. Cezalilar,Sakatlar ve baska bir klup ile anlasmis olanlari cikardigin zaman geriye cok bir sey kalmiyor.. Etkili bir oyun oynayamadilar velakin savastilar.. durdurmak üzerine kuruluydu oyun felsefesi.. Yer yer baski kurdugu zaman diego ile sinirli kaldi her sey.. Mesut Özil Diego'nun yedegi degil derken sanirim hakliydi Allofs.. Zira tek basina kalan Diego oyunu mu kursun, ileride gol mü atsin, forvetlerin arkasinda mi oynasin ? Hepsini birden yapmaya calisti Bayern macinda.. Oyunu kurdu, Forvetimsi oyun yapisi ile gol buldu ve ayni zamanda ataklari kesmek adina kosup da durdu.. Mesut Özil bu acidan cok yerinde bir transfer..

Velhasil savasan iki takim vardi sahada.. Olmayan futbolculardan dolayi daha az pozisyon üretilmese de keyfli bir doksan dakikaydi..

10 Şubat 2008

Reimond Manco PSV'de



Raimond Manco PSV'ye transfer oldu.

PSV kapti genc yetenegi.. Bu transfer isine aklim ermiyor benim artik. 1.400 bin euro'ya aldi. Haziran ayindan baslamak üzere bes yillik da kontrat imzalatti. Yuksek ihtimal bu yaz gidecek olan Farfan'in yerine..

Super bir orta saha.. Teknik,hizli,calim atabilen, onbinbesyüz farkli sekilde adam gecen, Güney Amerika U-17'nin en iyi ve degerli oyuncusu.. 1 milyon 400 bin euro..

Adamlar isi biliyor, bir gün bizimkiler de ögrenecekler.. Umuyorum en azindan. Baska türlü sinif atlanilamayacaginin bilincine varip kisa yoldan maddi kar ve basari yolunun en azindan basinda genc yetenekleri kesfetmekten gectiginin farkina varacaklar..

Lahanalar



Hintli isci ve Lahanalari.. Khsetri'de.. Hindistan'in güneyinde.

Etiket olarak aslinda Düzen, Disiplin,Lahana,Hindistan, saati bir dolardan az olan iscilikler vesaire diye ekleyesim de gelmedi degil.

Ah Ridvan Ah.!



6-3 gibi bir skor var.. Simdi boyle bir macin skoru bu olsa da aslinda aldatici yani var. Galatasaray takimi Fatih Terim'in özellikle birinci senesinde yasadigi gibi defans problemi yasayan bir takim görüntüsü veriyor, pek dogru degil. Manisaspor karsisinda 3 ve hatta 4-0 öne gecesiye kadar rakibin tek bir pozisyonu dahi yok. Ridvan Dilmen tuhaf yorumlar yapiyor, bäyle güzel bir macin ardindan bir ihtimal tek kusur "Kaleci" problemi idi ona da deginmiyor, Yilmaz Vural ile Kalli'yi ayni potada eritme cabasi ve "cag disi" sistem olarak yaftalama derdinde.. Ne alaka ?

Feldkamp Lincoln'u sokarmiy mis, hataymis da suymus buymus. Yahu Mac 5-1 iken Lincoln girdi. Manisaspor bastirmadi kirk yilda bir atacagi iki golü ayni macta atti.. Üstelik yine kurtaran Lincoln'un ortasi olmadi mi ? Beklenilen aksine Lincoln yorgun,antrenmansiz degil idmanli,eskisinden de fizik acidan daha iyi bir durumda döndü sahaya.. Macin 5-1 oldugu bir vakit yapilan degisiklik "hata, sacma" olarak yorumlamak da neyin nesidir.. Rakip üzerine gelse de zaten seni lincoln kurtaracaktir, baska birisi degil. Daha önceden de yazdim, gecen hafta Schalkede ayrintili analiz icerisinde Lincoln elestirisi vardi. O bu takima gelmeden önce herkesin seyrettigi asirtma golü vardir Bremen'e karsi.. Schalke 1-0 önde iken topu alip aynen dün gibi sahayi fisek gibi gecip golü atmisti ve takim rahatlamisti.. Schalke Bu sezon alti kez öne gecmesine ragmen galibiyeti kurtaramadi, o anlarda sazi eline alacak Lincolnleri yok ve simdi tekrardan yeni lincoln arama telasindalar.. Dün yine mac zora girer iken bir ortasi ile isi bitirmistir, böyle bir secimin neresi hatadir.. yorum soyledir efendim.

"Vestel maçı 5-1'den 5-3'e getirdi. Bunda birinci neden Feldkamp'tı. Lincoln değişikliğinde Serkan'ı çıkararak yanlış yaptı. Oyunda kalan oyunculara bakın; Hakan Şükür yorgun, Ümit Karan yorgun, Arda yorgun. Bir de uzun zamandır oynamayan, fizik olarak iyi olmayan Lincoln sahaya girince Manisa'nın golleri ve pozisyonları geldi. Gidin ülkedeki bütün kalecilere "Hangi takımın kalesine geçmek istemezsiniz?" diye sorun... Galatasaray ve Vestel'in kalesine geçmek istemezler. Bu anlayıştaki antrenörler varken... Çünkü rakip forvetlerle sürekli akraba oluyorsunuz.
Bünyamin Gezer gördüğünü çalan düzgün bir hakem. Küçük hataları olsa da iyi yönetti. "

Serkan da olsa Manisaspor ceza sahasina gelebilecek kadar top oynayabilir. Her sut böyle iceriye girerse on serkan, dokuz baris olsa bir sey yapamaz. Önemli olan son golde yapilan hatalardir, bu da mac boyunca cok fazla tekrar etmedigi icin aman aman problemi yoktur, en azindan Rize,Ankaragücü ve Manisaspor karisisinda fark atmasina ragmen yüregimiz agzimiza gelmedi. Aynen Ankaragücü macinda oldugu gibi fark acilasiya kadar rakiplerin tek bir pozisyonu yoktu..

Gözünü seveyim bu nedir, 5-1 den sonraki oyuncu degisikligi mi sorgulanir ki o oyuna soktugu oyuncu tüm baskilari eritmis iken.. ?


Bayern Münih Werder Bremen Maci



Bayern'in en buyuk rakibi Werder Bremen takimidir. Bu yüzden olsa gerek Munih takimi Ismael,Klose,Frings gibi her sene bir bremenli kadroya katmaya özen gösteriyor.. Futbolculari alarak pek de bir zarar veremedigini anlayan Bayern, Uli Hoeness'i emekli edip basaridan sorumlu tuttugu sportif direktörü Klaus Allofs'a transfer etmeyi dusunuyor.. Bu sene Borowski'yi aldilar gerci ama yetinmeyecek gibiler.. Höness ve Allofs.. Bu sezonun ilk macinda Premiere kanalinda bir araya gelen ikili az daha yumruk yumruga gelecek idi Klose davasi yüzünden..


Klose'ye mac icerisinde atilan tekmeler bir yana, seyircinin ona olan tavrini elestiren Hoeness, ben olsaydim cikar sahaya engellerdim diyerek Allofs'a yukleniyordu filan ama hikaye eski aslinda... Basindan alalim.

1985 yilinda Bayern Bremen ile oynuyor.. O dönem Bayernin kaptani Klaus Augenthaler.. Bremen'in parlayan yildizi, bugünün Leverkusen'in sportif direktörü Rudi Völler.. Augenthaler, Völleri biraz da kasti olarak biciyor.. Oyle biciyor ki voller bir bucuk yil sahalardan uzak kaliyor, iki ameliyat geciriyor, 1986 dünya kupasini kaciriyor.. O dönemin Allofs'u Lemke. Lemke ile Hoeness arasinda kucuk bir kavga basliyor.. Bu arada Augenthaler'in aciklamasi da ilginctir bu sakatlik icin "ben ne yapayim, o cok hizliydi" Milli oyuncuyu bicitiler de, suydu da buydu da derken Lemke futbolu birakip siyasete atiliyor, Bremen eyaletinin egitim bakani oluyor ama kavga devam ediyor.. Almanlarin utanc kaynagi olan Pisa testi vardir, orada da Bremen eyaleti sonuncu oldugu vakit Hoeness yükleniyor eski düsmani Lemkeye..

"böyle karakteri olan bir adamin Bremen gibi eyaletin egitim bakani olmasi tuhaf.. o tüm olup biteni futbol problemi gibi ele alir ve o futboldan hic anlamazdi ve uzun zamandir da anlamiyor".


Velakin Bayern-Bremen kavgasi vardir, bitmeyecek gibi de.. Klose akli-selim aciklamalar yaparak biraz olsun arayi yumusatmis durumda..

Maca gelirsek; Ortadadir.. Bayern Rostock karsisinda iyi degildi, Ribery yok.. Yerine Schweinsteiger oynayacak, mac icerisinde duruma göre genc yetenek Kroos girecek yüksek ihtimal.. Bir baska acidan Mesut Özil forma giyme olasiligi da söz konusu..

Ilk macta Bayern 4-0 gibi net bir skorla kazanmisti velakin Bremen takiminda onlarca sakat vardi, tam sekiz oyuncusu sakatti.. Simdi Naldo'lari cezali,Sanogo'nun yetismesi mucize filan.. Yine de keyfli ve zevkli bir mac olarak.. Ben hem Dortmund-Schalke ve ayni zamanda Bayern-Bremen macini konferans seklinde izlemeyi dusunuyorum.. Secim yapamadim zira..

Olasi kadrolari su sekildedir efendim :




Feldkamp Resitali


Feldkamp'in günüydü aslinda dün. Bugüne kadar verdigi kararlarin kendi sisteminin islerliligi acisindan öneminin anlasilmasi bir yana, bizim gibi maclarda olan performansinin disinda sürekli idmanda beraber oldugu kalecilerinin yetersizligi hakkinda verdigi kararin dogrulugu da bir baska acidan tescil edildi. Sabri affedildi, Sabri kendisine ceza kesildiginden bu yana ne yaptiginin neden bu duruma düstügünün farkindaydi. Sanirim o haric herkes isyan etti. Velakin Sabri de geldi, Feldkamp'in her seyi olan disiplin de saglanmis oldu..

Devami icin ------>