13 Ağustos 2010

33 Yil Sonra Gelen Jubile.!



33 yil sonra gelen Jubile.. Bu jubile maci icin Bekcenbauer'e yakisacak bir rakip: Real Madrid.. Bayern München ile Real Madrid arasinda sicak ve keyifli bir rekabet de söz konusu.Ayni zamanda Van Gaal-Mourinho ikilisini de yeniden karsi karsiya getirecek. Bilet alip gitmek istedim ve hatta arkadaslarimi da devreye soktum ama cok zor.. son kalan on bes biletten ikisi icin 400 euro da bayilamadim acikcasi ve vazgectim.

Oldukca uzun bir Beckenbauer portresi burada yazilmisti. Kaiser Portresi.! Bunun disinda kalan 11freunde'den asirttigimiz bir kac fotoya da bugünün anisina yer verelim.



17 yasindaki fotosu. Benim görebildigim en eski resmi budur. Henüz bölgesel ligde oynar iken Bayern.. Bayern efsanesini baslatan isimdir bir bakima.




1965.

25 Eylül 1965 tarihinde ilk milli macina ciktigindan dolayi hocasi tarafindan tebrik edilir iken.. Henüz daha bu zamanlar icerisinde sadece 6 Bundesliga maci yapmisti.



1966..

Sezonun en iyi oyuncusu ödülünü alir iken..



1966.. Bobby Charlton tarafindan marke edilir iken..

Bir defans oyuncusu da marke edilmek durumunda kalabiliyor zaman zaman.. Beckenbauer, Charlton'u ve o da Beckenbauer'i 120 dakika boyunca tutmak durumunda kalmisti Dünya Kupasinda..

Bobby Charlton "Sir Ramsey, ben bu cocugun arkasindan tüm mac boyunca kosmayacagim degil mi ? "



1966 Helmut Haller ve Beckenbauer, esleriyle beraber iken..



Soldan ücüncü.. 1968.

Bir takim fotografi ve elbette forma reklami olmadan..



1970 iki cocugu ile beraber..(Michael ve Stefan) Her ikisi de dogustan Bayernli olsa gerek..



1972.. Bayern üzerine film cekilir iken otobüsün önünde poz veren Beckenbauer..



1973. Bir karneval icerisinde Beckenbauer ve Breitner..



1974. Hoeness ile beraber Adidas'in ayakkabilarini dener iken..



1974 finalinden bir gün önce Kaiser..



1976. Hoeness'in daglara taslara attigi penalti sonrasi Panenka penaltisi sonrasi kaybedilen Avrupa Sampiyonasi finali sonrasi..

Di Canio Celiskisi.!



Raul ile beraber biraz gecmise gidip bana celisik duygular yasatip bir öyle bir böyle düsünmemi saglayan futbolcular aklima geldi.

Di Canio da bunlardan birisidir.

Hitler selaminin yaninda yaptigi aciklamalar sonrasi sempati ile bakilacak bir tarafi yoktur. Onun Aston Villa'da attigi o müthis gelisine vole futbolun atilmis en güzel gollerinden birisidir ki bir de kime oldugunu hatirlamiyorum önünde sektirip ceza sahasinin disindan voleyi doksana asmisligi da vardir.. Lazio degil de West Ham formasiyla oynadigi vakitler cok güzel seyler beceriyordu lakin futbol burada yetersiz kaliyordu.. Istedigi golü atsin sempati ile yaklasamiyorduk zira Hitler sevgisi olan adamin en fazla futbolculuguna "iyi" deyip gecebilirim. Uzunca süre hep "kötü" olsun, cocuklugun verdigi sinirsiz nefret etme duygusuyla "sakatlansin" diye ic gecirip durduk hep..

Lakin bir an geldi iste o celiskiye düstük.. Videosu asagidadir, izleyin.

video

Sizin Raul'unuz Kim?



Benim Madrid nefretimin temelinde sadece Barcelona karsitligi, Franco zamani yasanilanlar filan yatmiyor. Pek cok ayrinti var isin icerisinde.. Özellikle 2002 Sampiyonlar Ligi Kupasi sonrasi Del Bosque'yi kovarken ki tavirlarina sinir olmustum. Keza biraz geriye giderseniz yine SL'ini almis Heynckes'in kovulusu filan.. Futbolun kendisini kucumsuyorlar, para ile transfer ederek her seyi basaracaklarina dair bir inanc bir bakima rahatsiz edici. O gitsin, bu gitsin zira bizim yildizlarimiz tek basina da alir o kupalari.. Bunlari söyledikten sonra bir daha SL kupasi göremedi zira futbol tanrisi carpar adami... Bir Makalele iki Del Bosque. Bu ikisinin cezasini fazlasiyla cekmistir Madrid..

Nerden baksan benim icin Madrid'in Real olani cok hos degildi. Eskiden daha da düsmanca bir tavir söz konusuydu ama o günlerde dahi bir futbolcuyu her zaman sevmistim.

Raul..

17 yasinda aynen gecenlerde Bayern'e attigi asirtma golününün benzerlerini siklikla attigi o ilk günlerinden bu yana takip ederim ve hep cok baska bakmisimdir.

Sevmediginiz bir klubun futbolcusunun yetenekli oldugunu kabul etmek baskadir onun basarili olmasini istemek cok baska. Ben ikincisinden bahsediyorum. Ispanya Milli Takimina almadigi icin Aragones'den nefret ettirecek seviyede bir yaklasim da söz konusuydu.

Barca'li olarak Real'den Raul.. Galatasarayli olarak Fenerbahce'den gecmiste Ümit Özat, simdi Lugano, Besiktas'tan Riza Calimbay.. Trabzonspor'dan Hami Mandirali benim sevdiklerim idi.

Derbisel rakibinize yeni gelmis yabanci oyuncudan ya da bir yil kalip gidenlerden bahsetmiyorum daha cok Arda Turan, Tuncay Sanli gibi klubün sembolü olmus olmalarina ya da uzunca bir süre orada oynamalarina ragmen sevmekten kendinizi alamadiginiz oyuncu kimdir ?

Yorumlari gercekten merak ediyorum, Türkiye,Avrupa farketmez, sevmediginiz klube ragmen kendisini size sevdiren oyuncu grubu nerden baksan ilgi cekicidir.

12 Ağustos 2010

Bundesliga Forma Reklamlari.!



Almanyada forma reklamlarindan kim kac para aliyor söyle listeleyelim hemen:

Bayern München: 20 Milyon Euro (T-Home )

Schalke: 20 milyon Euro.( Gazprom)

Wolfsburg: 20 milyon eurp (VW)

Dortmund: 12 milyon euro (Evonik)

W.Bremen: 9,5 milyon euro (Targobank)

Bayer Leverkusen: 6 milyon euro(TeldaFax)

Stuttgart: 6 milyon euro (GAZI)

Hamburg: 5 milyon euro(Emirates)

Frankfurt: 5 milyon euro(Fraport)



Gladbach: 4,5 milyon euro (Postbank)

FC Köln: 4,3 milyon euro(REWE)

St.Pauli: 3,5 milyon euro (ARD)

Kaiserslautern: 3 milyon euro (Allgäuer Latschenkiefer)

Nürnberg: 2,8 milyon euro (Areva)

Freiburg: 2,5 milyon euro (Ehrman)



Hannover: 2,5 milyon euro (TUli)

Mainz05: 2,5 milyon euro (Entega)

Hoffenheim: 2,4 milyon euro (TV Digital)

Taniyamadik ?



Cok zorlandim yahu bugünü ile benzestirmekte..

Arrigo Sacchi.!



Rinus Michels ile beraber gecen yüzyilin efsane olan iki büyük teknik adamindan birisi olan Sacchi'nin Milan günlerine dair röportajini okudum.. ilginc ayrintilar vardi. 90'li yillarin har vurup harman savuran ve fakat bunun karsiligi bir basari yakalayamayan Inter soruldugunda cevabi oldukca ilginc idi:

"..
Adriano Galliani, Milan'a geldigimde bana geldi ve "Düsün bi..Artik yeni oyuncular icin cok iyi paralar verebiliriz" dedi ve sasirdim, "hayir" dedim. Oyunculara ne kadar cok para verirsek taraftarlarin sabri o kadar az olur basari konusunda ve benim icin oyuncular ikinci planda kalir. Önemli olan klubün saglikli bir ekonomiye sahip olmasidir.. Bir insan sahip olmadigi parayi da vermemelidir."

Farkli antrenör tipolojileri söz konusu olsa da Magath benzerligi de mevcut...

- Futbolun devrimcisi konumundasiniz ama sizin idman metodunuzu oyuncular kabus olarak görüyorlardi ve hatta bu 1990 yilinda sizi isinizden etmisti cunku Van Basten dayanamayip yönetime cikip "Ya o ya ben" ultimatomu sonrasi ayrilmak durumunda kalmistiniz..

"Siz devrimlerin itiraz görmeden gerceklestigine sahit oldunuz mu ? Ben Italyada sürekli geride organize olmayi seven kitleyi önde kosmasini/olmasini sagladim"

Akabinde Güney Amerika ve bireysel futbol ile ilintili konudan tekrardan Magath gibi sürekli calismaya ve calismaya vurgu yapiyor. Bugün cok calisan o oyuncu grubunun da cok basarili teknik direktörler cikarttigini vurgular iken tekrardan önüne Van Basten örnegi konuluyor..

- ama Van Basten sizin o antrenman metotlarinizdan cok da memnun degildi

O zamanlar öyleydi belki ama bugün degil. Sonrasinda bana söyle dedi Van Basten: "Antrenör olarak calismaya basladigimda sizin bize yaptirdiklarinizin önemini kavramaya basladim" Zaman beni bir sekilde hakli cikarmistir..

"O sekilde ancak Brezilyada General olurdum"



Arkadas su hayatta cok disiplinsiz oyuncu gördüm ve ben pek cogunu sevdim aslinda.. Oldugu gibi kabul ettim ama böylesini gördünüz mü derseniz, yok hayir.! Bu kadar istikrarli bir sekilde disiplinsiz tavrini sürdüreni ben görmedim. Magath yine iyi sabretti.. Eylemlerini saysam blogun en uzun postu olur muhtemelen.. 8 milyon civari paraya Cenova'ya giden oyuncu arkasindan saydirmis Magath'a..

"Onun bana davranisi sonrasi ben ancak Brezilyada General olabilirdim. Magath ve Ben uyusmuyoruz.."

Devam etmis..

"Brezilyali tarzimiz onu rahatsiz ediyor. Biz cok konusuyoruz, gülüyoruz ve buna karsilik o sessiz, sakin,caliskan ve isine konsantre olmus durumda. Onda gecerli olan sadece calismak,calismak,calismak ve bunu yapar iken keyif almak önemli degil.."

Magath söyle demisti bir keresinde..

"Milyon eurolar aliyorsunuz ve bunun karsiligini vermek durumundasiniz. Keyif sadece kazandiginizda aldiginizdir ve bunun disinda bu klubüm iscisi olarak calisirken keyif almak durumunda degilsiniz, calismak ve aldiginizin karsiligini vermek durumundasiniz daha cok.. Aldiginiz para karsisinda yasadiginiz bu stres diger mesleklere göre cok da fazla degil, bilesiniz.."

Bugün Hannover'in basinda olup Schalke takiminda basarili olmasina ragmen gönderilen Slomka'nin sucladigi isimlerin basinda Rafinha gelir. Nasil ki Magath, bu sezon kupa finali öncesi rejenerasyon calismasina nedensiz katilmadigi icin kadroya almadiysa Slomka da o sekilde yapip Bremen macina cikip fark yedikten sonra görevine son verilmisti.. Magath da kupayi verdi, alternatifsizlik sonucu pek cok maci ona ceza kesip takimi da cezalandirdi..

Sene basinda "bu sefer zamaninda gelecegim" dedi ve yine gec kaldi, her sezon basi oldugu gibi.. Sadece gec kalmalar olsa pek sorun olmayacak ama özel yasamindan evinde verdigi partilerden antrenman yerine kiz arkadasini hava alanina götürmeye gitmelere kadar milyon tane problemi yasatti.. Nedensiz, sebebsiz antrenmanlardan kacti ve sonunda gönderildi..

Cok önemli bir yetenek ama dozunu asan bir disiplinsizlik söz konusu.. Oynatmak zorunda oldugunuz vakit otoriteniz sarsilir ve oynatmadiginiz zaman da Slomka gibi kariyerinizle de oynayabilir.. Italya ona iyi gelir umarim zira benim begendigim bir sag bek idi..

Su da okunmalidir kesinlikle(Mayis 2009): Uslu Cocuk Rafinha.!

Jimmy Jump.!!



12 gün önce oynanilan St.Pauli-Santander macinin icerisine de daldi sevgili Jimmy Jump.. Yine güvenlik pesinden kosturuyor ve onun görüntüleri de suradadir.-------->

O nasil güzel bir tisörttür öyle.. Helal.!

Inönü ve Millerntor.!



"Beşiktaş futbol takımının mabedi İnönü Stadyumu`na isim sponsoru geliyor. Uzun süredir transferler için kaynak arayan siyah beyazlı yönetim stadyuma isim sponsoru olarak başvuran sağlık sektörünün önde gelen firmalarından Medical Park`ın teklifini kabul etti. Beşiktaş yönetimine yakın kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre stadyuımun adı Medical Park İnönü Stadyumu olacak ve iki yıl boyunca bu isim geçerli kalacak. Anlaşma karşılığında Beşiktaş, Medical Park`tan iki yıllık 6,5 milyon dolar alacak. Beşiktaş yönetiminin bu kaynağı golcü transferinde kullanıp kullanmayacağı merak ediliyor"



St.Pauli, Barcelona, Besiktas diye giden takimlarin taraftarlari üzerine bir sey söylemeden sunu belirtmek isterim:

Ister romantik ister realist olun.. Ister endüstri futbolunun gerekliligini isterseniz de romantizm esliginde tribün kültüründen dem vurup ekonomizmin futbola vurdugu darbeyi dile getirin. Neresinden bakarsaniz bakin her zaman ihtiyaciniz olan sey: Taraftarlar ve onlarin klube olan aidiyet duygusu.Onlara bir seyler satip gelir mi elde edersiniz ya da benim gibi kimi degerlerin üzerinden futbolu mu tanimlarsiniz önemli degil. Kluplerin en büyük degeri sahip oldugu taraftarlar ve onlarin aidiyeti. Romantik-Realist farketmiyor..

Her kesim icin Taraftar önemlidir.. Dikkate alinmali ve onlari küstürmeden, ezmeden yönetmelisiniz klupleri. Bu biraz da zorunluluk aslinda..



St.Pauli klubü cok bir basarisi olmamasina ve 30 bin kisilik semt takimi olmasina ragmen Almanya capinda 11 milyon taraftari var ve dahasi bölgesel ligde senin 30 milyonluk taraftar kitlenden daha fazla seyirci ile maclarini oynamistir.. Ekonomik darbogazdan taraftarlarin klube olan bagliligi nedeniyle kendisini kurtarmayi bilmis, futbol basarisi olmasa da cok önemli olan taraftar aidiyeti konusunda cok dogru isler yapmis olmalilar ki bugün bu durumda.. Üstelik tüm bu kimlik, felsefe ve bugüne dair her sey seksen sonrasi olusmaya baslamistir.. Bugün tüm dünyanin kabul ettigi kult bir kluptür ve fakat misal stat konusunda neler yapmistir ?



St.Pauli stadinin adi uzunca bir zaman(1970-1998) Wilhelm Koch idi. Koch, 12'ser yildan ikinci dünya savasi öncesi ve sonrasi olmak üzere iki dönemde 24 yil bu klube baskanlik yapmis bir isimdir. Ve fakat cok sonralari bu ismin Nazi Partisine(NSDAP) bir dönem üye olmasinin ortaya cikmasi nedeniyle Wilhelm Koch stadin icerisinden sökülüp atilmistir. Millerntor ismi sonrasinda 2000 yilinda buraya yerlestirilmistir..

Dahasi..

klubun ekonomisinin cökmesi üzerine bölgesel lige kadar düsmelerine ragmen 18 kasim 2007 tarihinde Millerntor isminin önüne-yanina-arkasina herhangi bir sponsor ismi eklenemeyecegine dair yasayi tüzügüne yerlestirdi.

Barcelona bugün 400 kusur milyon euro borc bataginda yüzüyor ve bu klubü cok ciddi bir sekilde sarsiyor ve fakat forma reklamini yillar yili almadilar ve sonrasinda da UNICEF'a bagis yaparak aldi. Misal Bayern Münih senede 20 milyon euro kazanir iken borc icerisine yüzen Barcanin kazanci buradan sifir.. Son 20 yilda forma reklamindan kaybi bugünkü borcuna esit..

6,5 milyon euro nedir ki yahu ? Bir tabata bile etmiyor.. Bu taraftar GS-FB'nin aksine sürekli olarak degerlerini ortaya koyup bunlarla yasayan, bunlardan keyif alip mutlu olan insanlari icerisinde barindiriyor. Onlari bu miktara ezip gecmenin geregi var midir ki ?

Medical Park Inönü Stadyumu mu Guti mi diye anket yapsaniz sizce sonuc ne cikar sevgili Demirören ?

Daum'un Parasi.!



Bu konuyu uzatmak istemiyorum ama bunun üzerine yazilan yazi sonrasi yapilan onca tartismanin icerisinde bu konu bir sekilde görmezden gelindiginden dolayi bugün bunu yazmak benim biraz da hakkim. Mesele Aykut Kocaman'in teknik adamligi degil daha cok Daum'un parasina takan zihniyet.. Aykut Kocaman'in nasil bir teknik direktör oldugu ilk devre sonunda degerlendirilecektir..

Daum'un takimin basinda kalip Sampiyonlar Ligine girdigi vakit alacaginiz minumum miktar nedir ?

Daum'un aldigi yillik ücret nedir ?

Simdi birincisini ikincisinden cikardiginda zarar mi ediyorsun kar mi ?

Simdi Aykut Kocaman ya da benzeri daha ucuz bir teknik adam getirdigin vakit gercekten kar ettigini filan mi dusunuyorsun ? Daum'un üc farkli ülkede sampiyon olup seni dört senede iki kez sampiyon iki kez de son macinda kacirilarak elde edilen bir sampiyonlar ligi biletine sahip oldugunu da göz önünde bulundur ?

Simdi gercekten sen Daum'a 3.5 milyon euro vererek zarar mi ettin kar mi ?

Aykut Kocaman'in teknik adamligini iki macta yere serecek degilim ki burada cokca defa üzerine güzel seyler söyledigim Skibbe de ayni sekilde Sampiyonlar Ligini kacirmistir. Dahasi pas futbolu özünde yerlesim güzelligi de barindirdigindan dolayi belirgin bir süreyi teknik adam takimdan ister.. Her ne kadar Skibbe'nin aksine Aykut Kocaman bir yilin üzerine bir zaman dilimi bu takimin icerisinde olsa da toplamda yaptigi mac ve idman sayisi ortadadir.. mesele nasil bir teknik adam oldugu degildir dahasi..

..Daum yerine Aykut Kocaman uzun vadede cok da güzel bir tercih de olabilir, burasini tartismiyorum ve fakat son iki yilda son macinda Sampiyonlugu kacirmis, iki kez de üst üste son otuz yilda ilki gerceklestirip seni sampiyon yapmayi basarmis , Alex'i transfer etmis bir teknik adamin icini bu kadar bosaltmaya da gerek yok.. Ve yine dahasi..

..Ligin ingiltere liginin kosullarini ve onun kültürünü barindirmiyor. Teknik adamin ayni zamanda menajer oldugu bir sistemin icerisinde birakin diger alanlari, idmanlarini dahi yaptiracagi profesyonel adamlarin ve farkli görev dagilimlarinin oldugu bir sisteme sahip olmadan menajer olmak komiktir. Su soruyu devamli sormalisiniz, neden ?

Neden bir Avrupa takimi Sportif Direktöre ihtiyac duyar ?

Cunku idman, taktik, haftada iki mac ve benzer sorunlardan dolayi teknik adamin diger önemli detaylari planlamaya zamani yoktur. Magath dahi yanina bu isler icin gücünü koruyarak yanina bir adam transfer etti.

Cunku teknik adam üst üste alinacak bes maglubiyet sonrasi her an takimdan gönderilebilir. Uzun vadeli planlar teknik adamin menajer oldugu yerde cok mümkün degildir. Bugün Aykut Kocaman bir proje gelistirse ocak ayinda takimdan kavgali bir sekilde gönderilse ne olacak ? Sürekli yine yeniden bastan mi her sey ? Bunlar olmamasi icin ayri bir görev dagilimi oluyor zaten. Ferguson gibi onlarca yili gectim Terim gibi dört yil üst üste kalirsa bir ihtimal.. Onda dahi müthis bir enerji ve tecrübe gerekir..

Dahasi..

karakterli bir adam sportif direktör olarak asla ve asla basarisindan sorumlu olup verdigi kararlarla basarisinda önemli rol oynadigi teknik direktörün yerine gecmez. Kazim gibi hem Guiza'yi hem Semih'i yedege atip Galatasaray derbisinin kazanilmasinda kilit rol oynamis, son derece formda olup sezon ici yasanilan sikintiya pratik bir formül üreten teknik adamin elinden alinan önemli bir oyuncu sonrasi devre arasi transferi istemeyerek basarisizligina "bilincli" olarak etki etmedigini bugün kimse iddia edemez.. Hele ki Sampiyonluk ufak bir vurus sonucu eksikliginden, dokunussuzluktan kacmissa..

Simdi Aykut Kocaman iyidir, kötüdür, az bilir, cok bilir baska. Bunlar bugüne kadar yasanilanlarin kabaca ortaya koyulmasidir. Bizler yillarca onun Trabzon maci sonrasi verdigi demeci gündeme getirip adamligini dile getirmis insanlariz, niyetimiz önceden belli degildir, yapilan eylemler sonucu ortaya cikan durumdur bunlar.

Ne vardi oyunculari buldugun gibi teknik adami da takimin basina gecirip daha cok yöneticilik yapsa ve bir ömür takimin basinda kalip yönetim bazinda devrim yaratsaydi ?

Bugüne kadar eski oyuncularin bu konuma gelmesini savunan ben artik bir seyi daha yanina ekliyorum: Asla ve asla gözü teknik direktörlükte olan ya da teknik direktörlük diplomasi olan eski bir futbolcuyu teknik adamin yukarisina sportif direktörlük görevi icin getirilmemelidir.

Mazallah gözü kayar sonra..

11 Ağustos 2010

Naki Naki Naki.!



Simdi St.Pauliler Deniz Naki'yi bir baska seviyor, neden ? Rostock macinda elini bogazina götürerek yaptigi o "öldürdük sizi" gol sevinci nedeniyle..

Genelde klubun en sevdigi futbolcularin rakip takimlar hakkinda cok hos tavir takinmadiklari ortadadir. Asagilayici, kucumseyici konustuklari ölcüde hem kendi taraftarlarini sevindirirler ve ayni zamanda da rakip takim taraftarlari tarafindan cok sevilmezler..



Akli selim bir sekilde düsünürsek o yaptigi provakatif eylem tasvip edilmemelidir. Rostock gibi kanli-bicakli rakibi karsisinda seyircileri gaza getirmenin sonucu cok agir olabilirdi ama taraftar baska bakar.. Aldigi "hakli" cezadan feragat edilmesini istiyordu St.Paulili taraftarlar..



Ben her takimin minumum bir tane Deniz Naki tipolojisinde futbolcuya ihtiyac duydugunu dusunurum. Tuncay Sanli da üclü cektirdigi ya da bir baba hindi nedeniyle cok sevilmez ama Fenerbahce'nin ruhu oluyordu sahada.. Keza taraftarlarin sahadaki oyundan bagimsiz böyle oyunculara ihtiyaci var bir sekilde.. Baska acidan o sekilde candan oynayabilmesi icin biraz da oyuncunun bu kaba fanatizmi icerisinde barindirmasi gerekiyor..



Elbette bu gibi adrenalin ve aidiyet eksikligini Kewell, Raul,Alex gibi sik bir sekilde tavir alarak da hissettiren/gerceklestiren oyuncular vardir ama yine de bu futbolcularin önemi bir baska oluyor. Arada ufak da olsa bir fark doguyor.. Maldini gibi bayrak adamligin disinda bir sahiplenmeyi de ariyor taraftar..Digerlerince dislandiklari ölcüde bu gibi oyunculari sahipleniyorlar oynadigi futboldan bagimsiz bir sekilde.

Tam bu noktada karsilikli bir iliski mevcut. Hakan Sükür'den biraz bilirim ben. Sükür oynadigi dönemde benim en cok sahiplendigim futbolcularin basinda gelirdi ve bunun nedeni attigi gollerden ziyade rakip takimlarin onu kücümsemesi, alaya almasi veya cesitli nedenlerden dolayi nefret etmesidir de.. Bir de bu nefret klup sevgisi nedeniyle olusuyorsa karsi tarafta da ayni sekilde sevgi yeserir..

Deniz Naki, St.Pauli'de yillarini gecirmemesine ragmen taraftarlarin ayri bir sekilde sevdigi, benimsedigi bir oyuncu oldu. Naki de onlari costurur ve zaman zaman asiriya da kacsa da karsiligini verir vetoplamda bu birlikteligin yarattigi ortam cok baska oluyor..

St.Pauli umarim ki 1.Bundesligada kalir ve Naki de efsaneleri olur..

2010'un Cikis Yapmasi Muhtemel Genc Yetenekleri.!



Bu sezon cikis yapmasi muhtemel genc yeteneklere söyle bir göz atalim dedik. Izlediklerimiz, hakkinda iyi seyler duyduklarimiz ve gecmisten gelen beklentilerimizin toplamindan cikan sonuc burada olacaktir. Kimisi yetenegi kimisi son dönemde yaptigi cikis, kimisi hazirlik karsilasmalarinda oynadigi futbol ile bu seneye göz kirpiyor.. Söyle bir karisik bir liste yapalim dedik.. Aklimda belirgin bir liste olmadigi icin en son yazdigim en önemli cikisi yapabilecek oyuncu da olabilir.. Cikis ya da sicrama yapabilmeleri icin sadece yetenek, calisma da yetmez bazen kadro yapisi da buna uygun olmasi gerekir. Henüz Profesyonel sözlesme imzalamamis Tolga Cigerci misal kendisinden daha yetenekli olanlara göre daha fazla sansi olabilir. Yine de bunlarin yarisi bu sene parlayacaktir diyorum..



Mario Götze

3 Haziran 1992 dogumlu Dortmund'un genc yetenegi. Ofansif ön oyuncusu. Forvet de oynuyor orta saha da.. Hemen hemen mac icerisindeki bütün duran toplari kullanmasindan golcülügüne kadar aslinda on numaravari bir oyuncu oldugu ortada. Yetenek.. 2009'un sonlarina dogru Mainz macinin son saniyelerinde oyuna girerek Bundesliganin en genc forma giyen yedinci oyuncusu olmustu lakin o gün bugündür sessizdi.. Simdi hazirlik maclarinin en cok konusulan isimlerinden..

u15 ile basladi ve u17'sinden genc takimlarin tüm bölümlerinde sirayla oynamis bir oyuncu. Alman u17'sinde iken teknik adam Marco Pezzaiuoli onun icin web sitesinde "bütün teknik ve taktik bilgilerine sahip ve cok golcü" diye yorum birakmisti. Klopp da cok fazla överek onu gündeme tasidi ve bu sene icerisinde isminden söz ettirebilir.. Toplamda cok teknik ve golcü bir orta saha ya da forvet diyelim..

Sunu düsündüm bir an.. Bu oyuncu henüz yirmi yasina basmadan sanirim onun üzerinde farkli teknik adam ile calisma sansini yakaladi. Almanyada biraz olsun disiplinli bir karakteriniz var ise belirli bir yasa geldiginizde temel egitim konusunda sorunlu olmaniz cok düsük bir ihtimal.. Götze benim bu sene bir asagisindaki ismin basina gelen talihsiz sakatlik sonrasi en iyi cikis yapacak oyuncu olarak gördügüm ilk isim.. Nuri Sahin'in de özel övgüsü vardir oyuncu hakkinda..



Heung Min Son

1992 dogumlu Güney Koreli oyuncu. Surada biraz deginmistik..

Chelsea macinda 82.dakikada girip 88'de galibiyet golünü attiktan sonra cok ama gercekten cok talihsiz bir sakatlik yasadi. 2 ay yok.. Yoksa Nistelroy'un sürekli sakatlandigini da düsünürsek bu senenin en bomba cikisini yapacak isimdi aslinda.. Karakteri de saglam.. Kore'den tek basina 16 yasinda cikip geliyor, ailesi yaninda olmadan Hamburg'da futbolcu olmak icin varini yogunu ortaya koyuyor.. Profesyonel olacagi dahi cok kesin degil iken zorlu kosullari tek basina alt etmesini biliyor. Bu gelisim sürecinde kizarkadasim dahi olmayacak diyor zira problem yaratiyor onlar diyerek futbola olan tutkusunu dile getiriyor.. Cok hevesli ve cok yetenekliydi. Golleri genc, A profi takim demeden her yerde atiyor. Kore'de dahi u17'de ciktigi 15 macta 7 golü var. Bu sezonun tartismasiz bir sekilde hazirlik maclarinin en golcüsü ve en iyisi idi.. Ama o sakatlik.. Yeminle onun kadar üzüldüm buna.. Ama cok genc ve cok hevesli, geri dönüsünü sabirsizlikla bekliyoruz.. Yüzyilin yetenegi diyorlar Hamburg icin.. Bekleyelim.!



Sidney Sam

1988 dogumlu kanarlardan deli gibi akan yetenek.! Gecen sene ikinci Bundesliganin yildizi olarak burada cok degindik. Kaiserslautern'in 1.Bundesliga'ya cikisinda emegi cok büyük. Benim üc güzel ofansif orta saham vardi ikinci Bundesligada.. Memleketimin takimindan(Augsburg) Ibrahima Traore ve St.Pauli'den Deniz Naki.. Lakin en iyisi de Sidney Sam idi.. Leverkusen ve Hoffenheim ile bu acidan benim "yetenek" anlayisim cok uyusur, kimi begensem bu iki takimin pesinde oldugunu ögrenirim hemen.. Leverkusen hali hazirda Hamburg'un oyuncusu olup kiralik olarak Kaiserslautern'de oynayan bu oyuncuyu kadrosuna Kroos'un yerine yerlestirdi. Barnetta -ki form düsüklügü söz konusu- bölgesine önemli bir alternatif oldu. Her iki kenardan da güzel akar, golcüdür.. Yasi ve haliyle tecrübesi digerlerinden daha fazla oldugundan joker olarak degil ilkonbir oyuncusu olarak bu sene onu fazlasiyla izleyecegiz.. Bakalim, yetenegi ve calismasi birinci Bundesligaya yetecek midir ?

Deniz Naki'yi burada cok degindigimizden listeye almiyoruz ve Traore de bir asagisindaki oyuncunun eleminasyon macinda gösterdigi performans sonrasi ikinci Bundesligada kaldi ve memleketimin takimlarina sesleniyoruz.. Antep,Kayseri.. gidip cekip alin bu oyuncuyu ve satin milyon eurolara desem de kimse duymayacak beni.!



Ilkay Gündogan

Mesut'un Dünya Kupasi performansi ilginc bir sekilde Ilkay'a da yaradi. Kicker'de sürekli konu ediliyor. Bakin bu haftaki sayida kaleci Raphael Scäfer'in röportaji var ama hayvani bir baslik ile "Gündogan Özil'den daha iyi olabilir" manseti atilmis röportajin basina.. Gecen haftalarda da keza ayni sekilde.. Biraz da Leverkusen ve Hoffenheim'in ayni anda bu oyuncuyu kadrosuna katmak istemesi de yildizini arttirdi. Simdiden Nürnberg tarihinin en pahali bonservisine neden olabilir dedikodulari dolasiyor.. Kiessling, Leverkusen'e buradan gider iken 5,5 milyon kazandirmisti, Gündogan sözlesmesini uzatirsa bu rakami gecip klubun tarihine gecebilir. velhasil gidecek buradan ama bir senesi daha var, belki cok baska yere ?

Ben bu gibi yetenekleri cok severim. Golsüz macin en güzel ayrintilari inceci ayaklarin saha icerisinde gerceklestirdigi tahmin edilemez paslari, düsünceleri.. En cok da futbol zeksi. Daha iyi algilayabilmeniz icin Türkiye'de izlemekten en cok keyif aldigim oyuncu Sergen Yalcin idi. Cokca defa onun icin seyretmisimdir Besiktas maclarini.. Gündogan ya da Özil sol ayaklari biraz benzerdir bu acidan.. Yetenektir yani, saf yetenek.. Ve dürüst olmak gerekirse Alman medyasinin aksine ben daha cok Leverkusen'in Burak Kaplanini begeniyorum. Listeye cok az seyredebildigim icin alamayacagim lakin öldürücü paslari, soguk kanli olusu ve yetenegi ile ileride saglam bir yere geleceke oyuncu önce odur, sonra Gündogan.. Lakin kadro yapisi itibari ile cikisi bu sene Ilkay gerceklestirecek ve Burak ekstrem bir performans sergilemesi gerekiyor onlarca güzel ön oyuncusunun oldugu takimda..

Toplarsak; Kümede kalma maclarinda attigi gol ve oynadigi futbol ile Nünrberg halkinin sevgilisi olmus, aldigi transfer teklifleri nedeniyle de üzerinde daha fazla durulan, hocasinin cok sevdigi Gündogan bu sene ilkonbir oynacaktir ve cikis yapma ihtimali en fazla olangillerden..



Kyriakos Papadopoulos

18 yasinda tas gibi bir defans oyuncusu. Olympiakos'dan Magath cekip bunu aldi. Yetenek diyorlar.. taraftarlarin gönlünü simdiden fethetmis zira hazirlik macini Sampiyonluk maci gibi oynayip rakibe dalangillerden..

Acikca söylemek gerekirse defans oyuncusunun yetenegine cok fazla inanmiyorum. Hizli olmasi, fizigi iyi gibi durumlarin disinda son yillarda dogru pasi gerceklestirebilmesi ve orta sahalasmasi gibi ekstra özellikler isteniyor artik ve fakat burada bakilacak nokta teknik adamin onu nasil egitecegidir.. Bu acidan genc, ögrenmeye hevesli ve fizigi yerinde bir adami alip Magath gibi egitmek cok mantikli bir yoldur..

Lakin bu cocuk da yetenekli.. Olympiakos'un u18'ine 15 yasinda girip rekor kirmasi bir yana Yunan Liginde oynamis en genc oyuncu ünvanina da sahip.. Man U 4 milyona yakin bir teklifi var dedikodusu da vardi. UEFA'nin "Gelecegin 10 yildizi" kategorisine de girmisti.. Magath bu cocugu kesinlikle adam edip Dünya futbol piyasasina katacaktir.. O kesin.!



Tolga Cigerci

1992 dogumlu. Henüz profesyonel sözlesme imzalamadi ve aslinda A genclerde oynayabilir ama hazirlik karsilasmalarinin hemen hepsinde McClaren ona formayi verdi. Ofansif orta saha ama modern olanindan diyelim. Fizigi, sutlari,defansi ve oynama istegi muazzam.. Cok yönlülügü nedeniyle "iniesta" benzetmesi de yapiliyor.. Az biraz tanidigimizdan tipik de bir alaman Türkü olan bu cocugun mevkisi nedeniyle her ne kadar U19 Almanyasinda oynasa da milli takim yetkililerinin israrla takip etmesini de öneririm.

Cikis yapmadan önce Milli takima baglamak gerekir ki sonradan "aa teklifimizi kabul etmedi" geyikleri dönmesin.. Burada yetismis bir oyuncunun o kendisinden oldukca farkli kalabaligin icerisine girmek istememesini anlayabilirseniz ancak degistirebilirsiniz. Burada yetismisgiller farkli bir ilgiye ihtiyac duyuyorlar.. Amaciniz ülke futboluna katki saglayacak gencleri kazanmak ise benden daha iyi bir sekilde takip edip bunlarla yakin iliski kurup simdiden yerini hazirlamaniz gerekir.. u17-18-19 ne ise yariyor ki ? Tarik Camdal, Cenk Tosun gibi Tolga da simdilik Alman U19'unda forma giyiyor maalasef..

Onu buraya tasimamizin nedeni Wolfsburg'un kadro yapisi icerisinde sans bulma ihtimali oldukca fazladir. Bu sene bu cikisi gerceklestiremezse seneye olacaktir diyoruz bir sekilde.. Simdiden takip etmekte fayda vardir..




Taner Yalcin

Aslinda ben hepsinden cok bu oyuncuya güveniyordum. Cok yazdik, Ugur Meleke de kösesinde ayrintili bir sekilde degindi. Daum zamani Sezgin de Galatasaray adina bu oyuncuya el atti ama alamadi. Cok önceden bir cikis yapmasini bekliyordum acikcasi ama kismet bir aksilik olmazsa bu seneye.. Hazirlik karsilasmalarinda 5 gol atti ve Soldo'yu iyi bir sekilde etkiledi.

Ballack.. Fizik, golcülügü ve ortasahaligiyla Ballack'a cok benzetirim. Cok ama cok iyi bir yere gelebilecek bir yetenek.. Bu sene benim gözüm onda.. bu kadar gec kalmasi biraz da Köln takimindan kaynaklaniyor ama Taner fanatik bir köln taraftari Podolski gibi.. O seyirci oldugu vakit hicbir futbolcu oradan kolay kolay gidemez. bir Köln efsanesi olacaktir ilerleyen zamanda..



Felix Kroos

Toni Kroos'un kardesi. Aslinda Schaaf onu u23 icin almisti ama hazirlik karsilasmalarindaki güzel formu nedeniyle A takimina aldi. Rostock'da cok izledim ve fakat bir türlü isinamadim ve yine de bu sene Bremen'in hucumcu oyun yapisi ve Schaaf nedeniyle cikis yapabilir genc yeteneklerinden..

Bremen yillardir oynadigi baklava 4-4-2'sinden vazgeciyor ve tek merkez forvetin arkasina konumlandirdigi kendi icerisinde degisen üc hucumcuyla oldukca ofansif bir görüntü cizecek. Arnautovic dahil Özil-Marin-Hunt gibi kenarlarda konumlanacak.. Kroos da bu acidan bu bölgede oynayabilir bir görüntü cizdi. Benim izledigim ikinci Bundesligadaki Felix Kroos'un gidecegi yolun sonu bellidir ama Schaaf'in elinde her sey degisebilir..



Eugen Gopko

1991 Ukrayna dogumlu.

Adamim Tuchel bu yetenegi degerlendirir. Lahm II. Biraz daha hucumunu gelistirirse Mainz'in bu sene degismez sag beki olur. Oyuncudan cok teknik adama güveniyorum ve hazirlik karsilasmalarinda oldukca iyi bir görüntü cizdi.. Bu sene cikis yapma ihtimali oldukca fazla. Tuchel, henüz A takiminin basinda iken sampiyon oldugu kadronun Schurrle gibi önemli isimlerinden.. Bir uyum söz konusu ve takima adapte olmasi, Tucheli anlamasi cok da zor olmayacaktir.. Bir gözümüz Mainz macinda hep bu isimde olacaktir..



Mehmet Ekici

Bayern pek cok oyuncusunu oldugu gibi Nünrberg'e kiraladi. Bütün yetenekleri sorgusuz sualsiz Nürnberg klubune kiraliyor zira Hoeness sever burasini.. Bayern disinda gecridigi sekiz ay Nürnberg klubundedir ve son anda Nürnberg yerine Bayern'in basina gecmistir. Garibim Nürnbergliler de hep sunu der: Ya Hoeness Bayern'e degil de biz de kalsaydi ne olurdu _?

Eyalet derbisi olmasina ragmen derbilerin öneminin farkindadir Bayern baskani ve neredeyse St.Pauli'den Nürnberg ve hatta 1860'a kadar derbisel rakiplerinin yasamasi icin savas verir.. Yeteri kadar güclü olmadiklari icin elestirir üzerine.. velhasil Breno'dur Ekici'dir yetenekleri pismesi icin Nürnberg'e gönderir.. Nürnberg düsmediyse gecen sene Bayernden aldigi yardimin önemi oldukca önemli rol oynamistir.. Breno, sakatlanasiya kadar burada iyi bir grafik cizdi ve hemen Van Gaal'in yeni umudu oldu bu sezon.. Ekici de Nürnberg'de böyle bir performans yakalayabilir. Oynadigi 5 hazirlik karsilasmasinda 3 golü var. Van Bommel'in emekli edilmesinden sonra buraya cok güzel bir alternatif olabilir. Benim tek istegim bu oyuncunun Van Gaal'in elinin altinda yetismesidir..

Gecen sezon devre arasi Contento ve Alaba ile beraber Van Gaal'in istegi ile profesyonel sözlesme imzalatilmis ve fakat diger ikisinin aksine cok fazla sans verilmedi kendisine. Bayern ondan umutlu.. Klinsmann zamani T-Home Super Cup'da oynadi ve aslinda ha geldi gelecek diye bekledigimiz bir isimdi.. Üc yildir adi A takimiyla anilsa da bir türlü o cikisi yapamadi. Cok yetenekli, oyun görüsünün/zekasinin cok iyi olmasinin yaninda golcülügü de mevcut.. BU sene onun hayatinin bundan sonrasinin nasil olacaginin belirlendigi yil olacaktir bana göre.. Ilkay ile ikisi Nürnberg takiminda iyi bir ikili olacaktir ve biraz iyi oynarlarsa hic üsenmem ve cekerim o yolu, kombinesini alirim Nürnberg'in.. Zaten Ella'dan dolayi her hafta oradayiz, bir de maca gideriz.. Hecking gibi iyi bir teknik adamin elinde olmasi da diger avantaji.. Bu sene bir sekilde umutluyum ben kendisinden ve yillardir bekledigimiz o cikisini yapacaktir artik.. Mehmet Ekici oturursa o güzel yere, yasaminin sonuna kadar kalacaktir.. Buradan söylüyoruz..



Sonny Kittel

1993 dogumlu safi yetenek. Bu biraz baska.. Cok uzun zamandir haberini aliyoruz "Büyük bir yetenek yolda" diyorlar.. Hocasi da Skibbe ve bu sene bir sekilde cikis yapamazsa seneye olacaktir ama bir sekilde olacaktir zira Frankfurt takiminin en cok konusulan ismi budur. Her iki ayagini da kullanir, hizli driplingleri, muazzam teknigi ile göz kamastiriyor.. Skibbe bir sekilde yararlanacaktir bu yetenekten. Herkes ve elbette ben de Jung'u begenirim hali hazirda ilkonbirde oynayan ve fakat mevki olarak bek pozisyonu biraz yetenekliyi kolay bir sekilde yukariya tasir lakin bu gibi ofansif oyuncularin cikisi gec olur ve fakat gerceklestigi vakit tüm ülke sallanir.. Kittel buradaki oyuncularin icerisinde en yetenekli siralamasinda ilk üce girer belki de tepeye.. Daha yakindan bakmak gerekir ama gözünüz burada olsun..



Christoph Knassmüller

Bir Müller daha.. 1992 dogumlu. Mehmet Scholl takimin basinda iken özellikle üzerinde duruyordu bu ismin. Austria Wien akademisinden yetismis ve Avusturya genc milli takiminda oynamaya baslamis durumda. Van Gaal oldugu icin bu ismin cikis yapabilecegi ihtimali üzerinde duruyorum biraz da zira Bayern sifir transfer ile giriyor yeni sezona ve Van Gaal en iyi yaptigi isi yapip yine bir yetenek kazandiracaktir takima.. Aslinda takim arkadasi Deniz Yilmaz cok daha fazla ses getirdi ama nedendir bilmem bir türlü cikis yakalayamadi. Knassmüller ile Deniz Yilmaz'dan birisinin cikis yapacagini kestirmek cok zor degil.. Sorun o bölgenin bu sene icerisinde cok fazla alternatifi olmasidir. Bayern sol bek olarak Contento'yu gecen sene hazirladi ve bu sene onu yeni "müller" yapacak.. Yeni ve genc oyuncularin defans temelli olmasi yeteneklerden ziyade kadro yapisindan kaynakli.. yine de Knassmüller olasi sakatliklar esnasinda önbölge icin hazir tutuluyor..

Dip not olarak Deniz Yilmaz disinda Cüneyt Köz, Taygun Kuru da bu takimin icerisinde ve fakat henüz seslerini duyuramadilar..



Peniel Mlapa (Hoffenheim)

19 yasinda. Gariban Togo milli takimi bu oyuncuyu cagirdi ama Mlapa Almanyada oynamak icin bunu reddetti. 1860 Münihi altyapisindan yetisme ve Hoffenheim'in el attigi bilmem kacinci yetenek.. Bu sene kadroya katti ve elbette sene icerisinde cikis yapmasi muhtemel oyunculardan.. Ibisevic'in de ilgisini cekmis ve onunla oynamak büyük keyif diye belirtmis. Bir kere izlemistim ve dikkatimi cektigini söyleyemem ama Hoffenheim ve Leverkusen bundesliganin yetenek avcilaridir, aliyorsa vardir bir bildigi ve merakla bekliyoruz cikisini..

Buraya eklemedigim pek cok oyuncu var. Benim inandigim iki önemli isim Burak Kaplan ve Leverkusen'in Danimarkadan getirdigi Nikoai Jörgensen.. Iki isim de yetenek olmasina karsin oynayacagi bölgelerde cok fazla oyuncu olmasi nedeniyle cikis yapmalari biraz zaman alabilir ve fakat eninde sonunda bu isimleri de Bundesliganin icerisinde görecegiz.. Contento'yu filan da yazmadik zira sir degil bu sene bek pozisyonunda Van Gaal egitecektir. Deniz Naki gibi bir kac isim hakkinda sene icerisinde cok fazla durulacagi icin alinmadi..

Bunlarin disinda göze carpan pek cok defansif orta saha ve bek oyunculari olsa da ben en ilgi cekicileri buraya aldim. Belki zamanla bir ikinci bölüm daha yapariz bu listenin üzerine.. Kagawa ve Uchida gibi iki önemli isim bunlari yazarken aklima gelendir mesela..

Bu isimleri bir sekilde benimsiyorum ve cikis yapmadan önce üzerine egilerek en dandik Bundesliga macini dahi bu genc yeteneklerin sahne almasindan dolayi keyifli kiliyorum kendime ve nihayetinde futbolu benim icin daha da güzellestiriyorlar.. Cok kucuk yasta farkina vardiginiz vakit Mesut Özil gibi ayri bir aidiyet duygusu da yaratiyor.. Herkesin coktan sahiplendigi ronaldolardan messilerden ziyade ben vaktimi bunlara harciyorum ve isin acikcasi futbolu bütüne yaydiklari icin cok daha fazla keyif aliyorum.. Mutlaka cok begendigim ve unuttugum minumum bes oyuncu daha vardir ve olursa zamanla buraya eklenecektir..

10 Ağustos 2010

Schaaf & Bremen.!



Klubune Bundesliga tarihi icerisinde en sadik futbolcular listesinde Thomas Schaaf sag bek mevkisinde oynadigi 17 yil ile genel siralamada 7.sirada.. Futbolu Bremende biraktiktan(1995) hemen sonra amatör takimin basinda gecirdigi bir üc yil var.. Arkasindan Magath'in kovulmasi sonrasi Bremen'in basina geciyor ve yaklasik 11 yildir bu takimin teknik direktörü.. 1972 yilindan bu yana Bremen klubu icerisine futbolcu-teknik direktör olarak calismaktadir. Futbolculuk yillarini da hesap ettiginizde Ferguson bile hikaye kaliyor yaninda zira 49 yasindaki bu adam seneye 40.yilini dolduruyor bu güzel klubün icerisinde..

Blogun ilk günlerinde biraz da 2004 cifte kupasinin verdigi heyecanla cokca defa Schaaf yazisi yazdim ve bu yüzden tekrara düsmek istemiyorum ama onun sihirli ellerinin üzerinden bir kez daha gecmek gerekir.

Özil,Klose,Klasnic, Borowski, Basler,Frings,Ailton,Diego,Ernst,Pizzaro,Micoud,Hunt, diye giden oldukca uzun bir liste var elimizde. Ortalamaya vurdugunuzda yetenekli olan ve fakat sorunlu karakterlere sahip bu oyuncularin pek cogu Bremen disinda kendilerinden beklenilen performansi gösterememistir. Klose dahi Dünya Kupasinda iyi oynasa da asla ve asla Klasnic-Klose'li sampiyon Bremen performansina ne Bayern'de ne de milli takimda ulasamadi. Keza Besiktas'in Ernst'i de buradaki verimliligini baska bir klup icerisinde sergileyelemedi. Ailton,Frings,Diego,Pizzaro gibi pek cok yildiz gittikleri yerde burada oldugu gibi bir performans ortaya koyamadi.. Frings,Borowski,Pizzaro gidip de geri gelengillerden.. Buraya bakip milyonlari basan klupler oyuncularin o kosullar icerisinde bir performans gösterebildigini gözden kacirmamalilar..

Sessiz, sakin ve haliyle baskinin olmadigi bir ortamin icerisinde yeteneklerinin aciga cikarilacagi bir sistemin icerisinde güzel antrenman metotlari ile olabilecek en iyi seviyeye getiriliyorlar.Baski yok denecek kadar az.. Özil 5 milyon euro gibi bir fiyata alinmasina ragmen alti ay hicbir sey yapamasa da oldukca sessiz ve elestiriden yoksun bir dönem sonrasi parladi. Gerek hucumcu oyun anlayisi gerekse de teknik direktöründen klubun icerisine kadar saglanilan bütünlük icerisinde hissedilen o güven duygusu basarilarin yaratilmasinda oldukca önemli.

Bu yüzden bir futbolcuya bagli bir anlayistan ziyade bu gibi temeli saglam bir klup ortaminin icerisinde futbolcularin tek tek isminin cok da önemli olmadigi bir verimlilik ortaminin yaratilmasindan yanayim. Diego gibi bir yildiz gitse dahi taraftarlar üzülmüyor zira biliyorlar ki yenisi gelecektir: Mesut Özil.. O da giderse Marin.. O da olmadi Hunt.. Bu klup bu yüzden FIFA'nin uygulamaya sokacagi yeni kurallari sonrasi en sürpriz cikisi gerceklestirecektir zira futboldan fazlasiyla gecinebilecek felsefeleri mevcut.. Bunun yani sira elbette tüm bu yeteneklerin parladigi bol gollü, keyifli futbol da unutulmamalidir.. Schaaf-Bremen ikilisi kiskanilacak bir bütünlük icerisinde güzel bir kimlik sunuyor taraftarlarina..


Marko Arnautovic bu felsefenin yeni ürünü olmak icin sirada bekliyor. Cok eski takip ederim ben bu oyuncuyu. Twente'ye geldiginde sözlüge yazmistim. Büyük yetenek olarak cocuklugundan bu yana aniliyor ve fakat Mourinho der ki onun yetenegi cok büyük lakin akli cocuk daha.. Disiplinsiz ve sorunlu bir karakter..

Tam Bremen'e göre..

Neler neler yapmamis ki ? Ibrahim Kargbo'ya "Nigger" dedigi icin irkciliktan yargilanmis ama delil yetersizliginden serbest birakilmis, absürd bir kirmizi kart ile takimini yakmis, ülkesinin idol futbolcusunun kendisine verdigi selami görmezden gelmis vesaire.. Bremen'e degil de bir baska klube gitseydi muhtemelen yok olup gidecekti ve bugün burada.. Schaaf ve onun klubunun o sessiz, sakin, kibirsiz ortami bu yetenegi sonuna kadar aciga cikarmak üzere bekliyorlar.. Burada basarili olamazsa baska hicbir Avrupai bir klupte is yapamaz..