7 Kasım 2008

Georg "Schorsch" Volkert.!



Haziran 1968, bir arkadaslik maci.. Austria Wien ile Nürnberg karsi karsiya.. Nürnberg o yil Bundesliga sampiyonluguna erisiyor, Georg Volkert de takimin milli oyuncusu. Bir hazirlik macinda ne olabilir ki ?

Volkert cok sert bir müdahele ile karsilasiyor, hakem cok da üzerinde durmuyor. Bir benzerini takim arkadasi Müller yaptigi zaman ise aninda sariyi görüyor. Böyle haksizlik olamazla basliyor her sey.. akabinde yaptigi sert bir fauldan sonra sari karti yedigi vakit cildiriyor adamimiz.. Hakemle agiz dalasina giriyor.. Sonrasinda kirmiziyi yiyor ve fakat korkusu var. O da sudur ki: 3 gün sonra Almanya Brezilya ile karsilasacak, Volkert kirmizi kart yedigi vakit o dönemin teknik direktörü Helmut Schön tarafindan kadro disi birakilacagini düsünüyor.. Hakemi kararindan geri döndürme cabalarina basliyor ve ne olursa olsun kirmizi karti geri almasi icin elinden geleni yapiyor.. elbette sonuc vermeyince son sözü söylüyor hakem:

" iki dakika icerisinde sahayi terket."

Etmiyorum diyor.. Cikmiyorum lan sahadan diyor.. Akabinde ikna cabalari, sudur budur fayda etmiyor, Volkert kirmiziyi yemesine ragmen sahadan cikmiyor. Nürnberg teknik adami Max Merkel ve hemen hepsi hem hakemle ve ayni zamanda oyuncu ile görüsüyor ama degisen bir sey yok.. Hakem de cikmazsa eger maci tatil edecegini söylüyor ve ediyor da..

Sonrasinda dustan sonra arka kapidan cikiyorlar seyircilerin üzerlerine cullanmasin diye..

Milli takim teknik direktörü ise Max Merkel'i ariyor ve neler olup bittigini ögreniyor. Sonrasinda yine de "Schorsch"un milli takim kampina gelmesini söylüyor.. Volkert, o gece trene atlayip Viyanadan macin oynanacagi yer olan Stuttgart'a gidiyor diger milli arkadasi Müller ile beraber..

Sabahin dokuzunda alman teknik adam Helmut Schön, Volkert'i karsisina alip böyle bir davranisin alman milli takimi oyuncusuna yakismadigini söylüyor ve evine gidebilirsin artik diye bitiriyor cümleyi.. Madem sonuc buydu niye beni cagirdiniz buraya diye anlamsiz gözlerle teknik adama bakip evin yolunu tutuyor Volkert..

Volkert, yaptigi hareketin cezasi olarak gelecek sezonun ilk 12 haftasinda bundesligada cezali duruma düsüyor... Bir daha milli takima secilmek icin de 9 yil daha beklemesi gerekiyor..

Pedro Geromel.!



Gecen sene Portekiz liginin en iyi futbolcusu secilmisti Geromel.. Daum onu Köln'e getirdi ve muhtesem bir performans söz konusu. Simdi..

Daum bu. Leverkusen'i birakti, takim Sampiyonlar Ligi Finali oynadi.. Fenerbahce'yi birakti, takim Sampiyonlar Ligi ceyrek finali oynadi. Elbette Topmöller,Zico gibi önemli hocalarin da bunda payi var velakin hemen hepsi Daum'un transferleriyle bunu basarmistir.. Ze Robertosu,Ballacki ya da Alex'i önemli rol oynamistir bu basarilarda.. Dolayisla Daum size aslinda cok seyi garanti eder.. Bir teknik adamin öneminin ne oldugunun da altini cizer.. Ve bu sene yeni transferi Pedro Geromel..

Sonrasinda Geromel'in özelliklerinin disinda sunu söylemek isterim. Cokca zaman Bundesliga ya da Avrupa liglerinden hemen sonra Türkiye Süper Ligine geciyorum ben.. Öyle ki bazen arada iki dakika oynar ve fakat cok baska bir alana dogru kaydiginizi hissedersiniz.. Aradaki en büyük fark nedir derseniz teknik imkanlarin disinda Avrupa Futbolunun defansa bakan tarafinin attigi farkin olusturdugu görüntü derim. Söyle ki;

Takimlar kendi yari alanlarindan o kadar kolay ve güzel cikiyorlar ki seyir zevki doruga cikiyor. Misal top taca cok daha az cikar Premiere lig ya da Bundesligada.. Bir bek ters kanada muhtesem top atabiliyor, defans baskili bir oyun icerisinde oyun kurucu ya da top dagitici rolüne bürünebiliyor, arkadan aralara muhtesem paslar cikariyor ve oyunu hizlandiriyorlar.. Türkiye de ise topun o yari alani gecerken mac bitiyor cokca zaman..

Geromel, topu oyuna iyi sokmasi, akilli oynamasi nedeniyle ayni zamanda takimin hücum gücünü yükseltiyor.. 1-90'lik boyuna ragmen atikligi de söz konusu.. Süper bir transfer.. Baska acidan muhtesem bir takim olmak isteyen her klup kendisine ofansif gücü yüksek defanslar almalidir. Artik oyunun her iki yönünü de ayni güzellikte oynayan futbolcular olmadigi vakit disarida takimlarin isi oldukca zor..

Futbol Blog #2

video

Futbol blog programi hakkinda yorum yapmak su zamanda cok kolay degil. bir seyler karalamadan duramiyoruz.. Her seyden önce Ali Okanci-Bülent Timurlenk ikilisine cok cok tesekkürler.. Nasil bir hissiyat oldugu ise asagi yukari söyle bir seydir..

Ilginc gelecektir belki ama blogun tanitilmasindan ziyade blogun aceto yorumu cok daha merakla bekleniyordu tarafimdan.. Bu sey gibidir.. Insanin kendisini olumlu anlamda yüceltmesi pek hos karsilanmaz ama sunu soylemeliyim.. Bu, gelecek vaad eden Emre'nin Hagi tarafindan yorumlanmasidir.. Ya da Hakan Sükür'e bakip ben de onun gibi olacagim diyen insanoglunun gün gelip de Hakan Sükür tarafindan degerlendirilmesidir.. Bana göre en güzel tarifi budur..

Hasta hasta seyrettim, cok bir sey anlayamadan gecip gitti kareler.. Lakin The Neretva sagolsun bu görüntüleri bana ulastirdi. Ona ve aslinda dokunmak isteyip de bir türlü iletisemedigim pek cok blog yazari insanogluyla ilk istanbul ziyaretinde görüsmek üzere diyorum..

Bir daha üzerinden gecmekte fayda var. Ben Aceto Balsamico blogu üzerine blog yazmaya basladim. Onun sayesinde "Okur" kitlesine ulastik.. Yine onun sayesinde cok daha baska keyiflere erdik.. Ne denir ki bu karsiliksiz iliskiye ?

Futbol Blog bunun disinda gittikce iyiye dogru giden, muhabbetin oturdugu, sunumun cok cok daha güzel oldugu bir program oluyor.. Ali Okanci-Bülent Timurlenk ikisine basarilar..

Andreas Beck & Hoffenheim.!



13.03.1987 dogumlu sag kanadin gelecegi.. Andreas Beck, gelecek vaat eden yetenektir Almanya'da.. Sezon basi Hoffenheim 3 milyon 200 bin euro ödeyip Stuttgart'dan aldi. yildizi Hoffenheim'da parlamis gibi dursa da Stuttgart takiminda iken alman genc milli takimlarinda oynamaya basladi, sansiz bir sakatlik yasadi.. Akabinde Hoffenheim'da buldu kendisini..



Hoffenheim ve o Bundesliga'nın geleceği. . Rusya dogumludur Beck.. Dedesigiller hala orada yasamini devam ettirmektedir ve gecmisini, ailesini unutmadigini üzerine basa basa belirtiyor. Rus basini sürekli olarak onu konu yapsa da bana bir teklif gelmedi diyor Beck.. Belki erken olsaydi anladigim kadariyla Rusyayi secebilirdi. Bunun disinda hedefi su an icin Almanya A milli takiminda oynamak ve lakin henüz daha erken oldugunu, su durumda gelisimini devam ettirmek istediginin üzerinde duruyor.


Burasi Dietmar Hopp'un büyüdügü evin yanindaki dönerci. Bu cok konusulur Hopp söz konusu oldugunda.. Hoffenheim oldukca kucuk bir yer ve Dönerci de bir baska acidan simgesi olmus durumda Hopp'un evinin..



Kendisine Lahm, Dani Alves ve Bosingwa'yi örnek aldigini belirtiyor.. Lahm gibi ters kanatta da oynadigini velakin asil yerinin sag bek oldugunu belirtiyor. Oyunu akliyla oynamaya gayret eden yetenekli genc belki de Hopp'un en büyük hayalini gerceklestirmek üzere: A milli takimda oynayan Hoffeheim'li futbolcu..


BU kucuk köy takiminin basarisinin en güzel ifadesidir Beck transferi. Stuttgart'da yildizi parlasa da cok da gündeme gelmedi. Hopp, Beck'i transfer ediyor cok baska bir yildiz yerine.. Aslinda Beck degil de Ibisevic'in gecmisi pek cok seyi cok daha görünür kilacaktir. Ikinci Ligde Aachen'da oynar iken o zamanlar bölgesel ligdeki Hoffenheim'a gecisi ve aynen Salihovic gibi Hoffenheim'da parlamasi.. Beck de diyor, Sampiyonlar Ligi takimindan birinci lige yeni cikmis Hoffeheim'a gitme karari cok da kolay olmadi ama dogruyu yaptigimi gün ve gün aliyorum diye..

Cok akilli hareket eden Hoffenheim ve Beck ikilisi gelecek günlerde daha cok konusulacaktir..

6 Kasım 2008

Benfica - Galatasaray : 0-2



O degil de uzun zaman olmus be dostlar.. Avrupanin hatri sayilir büyüklügünü karsida görmek adina en güzel maclardan birisidir bu.. Benfica'yi ben bizim sinifin basarili ögrencisi olarak nitelendiririm.. Hani bu galibiyet önemliydi.. "Galatasaray" ismi adina.. Ya da ben öyle gördüm, biz Avrupanin yabana atilmayacak "Önemli" takimlarindan oldugumuzu hatirlamamiz ve hatirlatmamiz lazimdi, bunu basardik.. En son ne zaman deplasmanda böyle güzel futbol ve Galibiyet aldik kalbürüstü takima karsi ben hatirlamiyorum..

Ve yine Medya.. Yarin özenle okuyacagim hepsini bu sevgili güzel Spor basinimizi.. Okuyun siz de.. Misal Mehmet Demirkol'ü okuyun. Satir arasina "tembel Lincoln" sikistiracak.. Gören de Alex mac boyunca 15 km kosuyor sanir.. Digerleri de Skibbe'den baska her seye baglayacaktir ve ilginctir bu "seyler"e yenilince hic baglanmiyor..

Her seyden öte cok güzel bir macti. Golsüz berabere giderken dahi seyri keyif veren bir mac vardi ekranlarda. Stadin atmosferi müthisti. Baska acidan Benfica taraftari en azindan ilk onbes dakikada olmasi gereken tribün profilini sergiliyordu. Top rakibin ayagina geldiginde isliklar, en ufak bir atakta alkislar.. Bu sekilde seyirci olmasi gerekir lakin gittikce artan parali-suskun seyirci profili statlari da cehennem olmaktan cikariyor, en azindan türkiyede.. Buna direnen taraftar gruplari var velakin yönetimin de bu ise ortak olmasi gerekir..


Galatasaray Kewell'in yoklugunda Baros ve Karan'i degismeli olarak Sabri'nin önüne yerlestirdi. Isin dogrusu tam bir basari saglandigi söylenemez.. Sabri yine orasini doldurmak zorunda kaldi. Bazen bu basarisizligin ciktisi olarak her ikisi birden kanada hücum edip ortada kimseyi birakamayarak bir kac atagi anlamsizlastirdilar.. Toplamda ise her ikisinin hareketli olmasi Benfica'nin kolay oyun kurmasini zorlastirmistir. Savunma hücümdan baslar ve bunu bu gece Galatasaray cok iyi bir sekilde gösterdi.

Galatasarayin istikrar sembolüdür Ayhan Akman. Blackburn takiminin Tugay icin söyledigini ben de Ayhan icin söylüyorum. Keske yirmi yasinda olsa ve bir on yil daha kalsa bu takimda. Sadece Ayhan basiyor gibi bir sonuc pek de dogru degil. Ayhan-Sabri-Arda üclüsüne Meira ve zaman zaman Lincoln'ün yani sira ileride olan hareketli ikili de Benfica'nin kolay oyun kurmasina izin vermeyen bir diger faktördü.

Emre Asik'in golüne Emre Asiktan daha fazla sevinmisimdir ve ayni zamanda gol sonrasi suratina yerlesen mutlulugun ifadesi de inanilmazdi. Bu sevinci sonuna kadar haketti. Golden ziyade defansdaki basarisi takdire sayandi. Pek ismi gecmedi ama Servet'in bu mactaki performansi da görülmeye degerdi. Cok fazla top kesti, cikardi.. Belki de bu takimin defansinin tek büyük zaafi iyi bir sekilde oyun kuramamasi bir yana atik ol(a)mayisi.. Hizli ve hareketli golcülere karsi caresiz kalabilme ihtimali. Bu da orta saha ile defansin arasindaki mesafeyi kisaltarak engellenilebilir.. Ki bu anlamsiz maglubiyetlerin en önemli sebebi sakatliklardan dolayi ataklari kesecek olan ikinci defansif orta saha ve defansin yeteri kadar mac cikarmayisinin sahaya olumsuz yasimalaridir..

Lincoln bekledigim gibi oynuyor.. Bu gibi elli mac cikarsin- Benfica tarzi futbol anlayisi ile- bir kere sakatlanir, kalan maclarin da onda dokuzunu iyi oynar.. Amma velakin türkiye süper ligi oldugu vakit haftaya sakatlanmayacagini kimse garanti edemez. Allahtan diyoruz gözden düstü de bire-bir adam markaji vermiyorlar artik.. Fenerbahce derbisi gibi stresi yüksek maclari sever, büyük futbolcudur o maclarin adamidir.. Bu arada bloga yazacagim bir kac isi bitirdikten sonra kornerden attirdigi golleri sayacagim, zira ben her mactan bir korner golü görüyorum yavas yavas..

Baros cok kacirdi belki ama yine de kredisi fazladir bizde.. Keza Ümit Karan gol atip cok calissa dahi bencilligi yine önplana cikiyor.. Hemen uzaklasmasi, gecen sezonun son ceyregindeki görüntüsüne kavusmasi gerekiyor.. Iyi bir nonda var iken yeri garanti degil.

Arda, yine Ayhan ve Emre Asik ile beraber gecenin yildiziydi.. Ne desek eksik kalacaktir onun icin. Oguz Atay misali kapatalim bu geceyi..

"kelimeler albayim, bazi anlamlara gelmiyor"

10'lar #2.!

Fenerbahce - Arsenal: 0-0




Fenerbahceli spor yazarlarinin bu kadar kötü bir oyun sonrasi elde edilen bir puan ile sekillendirilmis yorumlarini okudum.. Sasirtici buldum acikcasi. Yorumlarda taktigin ne kadar dogru oldugundan ve neredeyse bir zaferden bahsediyorlar..

Arsenal bu skorsuzluga ragmen oyun olarak Istanbuldan daha iyiydi. Fenerbahce topu göremedi.. Ilk dakikalarda yüzde 87 topla oynamak nedir ki? Hangi macta görülmüstür böyle bir durum. Son on yilda hicbir türk takimi hicbir avrupa takimi karsisinda bu kadar aciz kalmamistir..

Fenerbahce adina iki oyuncu cok iyiydi.. Lugano ve ondan da iyi olan Volkan..

Macin eksigi gol.. Fazlasiyla pozisyona girdi velakin Adebayor'un yoklugu ve biraz da sansizlik ile mac golsüz berabere gitti..

Taktik maktik yok, Alex olmadigi zaman güclü bir rakip karsisina iki defansif orta saha ile cikti. Tüm takim kapandi.. En dandik avrupa takimi dahi bir tane olsun hücum organizasyonu yapabilir iken Fenerbahce bunu hicbir sekilde yapamadi. Bence 8-0'dan sonra degil bu mac sonrasi "gücsüz takimlar sampiyonlar liginde olmasin" gibi bir cikis yapilsaydi cok da yerinde olacakti.. Önemli olan bazi sorularin belki de sorulmasi gereken zamanda bir puanin sevinci ile övgüler geliyor basindan, anlamak mümkün degil.

Bir yil.. Bir yil önce yenilse dahi gayet karakterli bir durus sergileyen takim bugün neden bu hale geldi ?

Josico-Maldanodo-Selcuk gibi üc tane defansif orta sahanin ileriye dönük tek bir pas dahi yapamayisinin altinda yatan nedir ? Ücünü toplasak Saidou etmeyecek sekilde Fenerbahce gibi bir takimda bulunmasini ben anlamiyorum.. Kadronun toplaminda dengesizlik söz konusu. Semih ve Guiza gibi acikcasi Türkiye Süper Ligine fazla gelen bir forvet bollugunun yaninda orta sahasiz bir Fenerbahce..

Durum ortadadir.. Fenerbahcenin geri dörtlüsü -Roberto Carlos degil de Wederson'u koyalim oraya- kanatlari, on numarasi ve forvetlerinde sorun yok.. Velakin bu iki defansif orta sahanin verimsizligi, capsizligi, tek bir ara pasi yapmaktan acizligi hem Alex'i büyüten ayni zamanda Alex olmadigi vakit darmadagin görüntüsünün altinda yatan iki önemli nedendir.. Bugün Xavi'den Ayhan'a kadar takimlarin kaderini belirleyendir defansif orta saha. Kapacagi bes top, bes tane pozisyonu engelleyici niteliktedir, baslamadan bitirir ve akabinde kaptigi toplari dogru bir sekilde kullanabilen de oyun kurucu kivaminda takimi yönetendir.. Avrupa futbolunda bu isi bekler, cakili defans oyunculari dahi yapabildigi icin sorun cok da önemli degil velakin bizde durum oldukca vahim..

Emre'nin sakatlik riskine ragmen transferi de ayni sekilde degerlendirilmelidir. Lincoln'e Galatasaray ayni parayi vermistir velakin bugüne kadar Emre'den on kat daha yararli olmasina ragmen elestirilir iken burada ses seda yok..

Galatasaray yense dahi süper top oynamadigi icin sürekli elestirilir iken Fenerbahcede boyle bir durum söz konusu degil. Okuyun Ridvan Dilmen'i, Mehmet Demirkol'u, ve hatta Altan Tanrikulu'nu..

5-2 Istanbulda Fenerbahce yenilmistir, kötü bir skor. Lakin karakterli bir durus da söz konusu. Yenecegim dedi, saldirdi ve en azindan kimligi olan bir takim idi. Dün aksam ise Lig birincisi ile Lig sonuncusunun maci vardi sanki.. Bahis oynayanlar bilirler ki her daim birinci ile sonuncunun maci berabere biter, zira birisi saldirmayi hic düsünmez kopabilirse golsüz beraberligi koparir, bu Fenerbahce boyle olmamaliydi.. Bu kadar kisa zamanda böyle bir düsüs normal degil hatalar söz konusu ve üzerine de gördügüm kadariyla gidilemiyor..


Wederson, Roberto Carlos'un yerine ilkonbir baslamazsa Carlos, yillik maliyeti olan 5.2 milyon euro'dan daha fazla pahaliya patlayacaktir Fenerbahce'ye..

Velhasil skor degil de statü kaybeden Fenerbahce dün cok da iyi degildi. O sekilde bir puani Mersin Belediye de alir Arsenal'den.. Velakin Sevilla karsisindaki Fenerbahce ile bugün arasindaki ucurumun bu kisa sürede varolmasinin nedenine girilemiyor..

Son yillarda seyrettigim en en en kötü Fenerbahceydi. Alex degil sorun Alex'in disinda adam gibi top yapacak transferlerin olmayisidir.. Süper Forvetiniz dahi olsa forvetlikten ziyade böyle geriden top cikartmak durumunda kalacaktir.. Ben olsaydim Semih'i koyardim ön liberoya.. hepsinden daha iyi pas yüzdesi vardir, en azindan iki topu Guiza ile bulusturur iki atagi olurdu takimin..