14 Haziran 2008

Torres vs Ibrahimovic.!



ispanyanin isveci rahat bir sekilde yenecegini düsünüyorum, keza Aksam da Rusyanin Yunanistani ayni sekilde yenecegini.. Her ne kadar Arschavin hala cezali olsa da..

Torres-Villa ikilisi bu turnuvada uyumlu tek forvet ikilisidir su ana kadar gördüklerimin arasinda.. Ve Torres toplamda turnuvanin bana göre en iyi forvetidir. Ibra iyi olsa da isvecin olumsuz futbolu nedeniyle zorlanacaktir.

Bugün Arogones sacmalamaz ve Rehagel sürpriz yapmazsa Ispanya ve Rusya galip gelecektir.. Ve ben bir kac günlügüne sehir disindayim.. Türkiye maci icin saglam bir grup ile izleyip gecesi yola cikacagim.

O zamana kadar..

1954 Dünya Kupasi ve Adidas



1900 yilinda ayakkabici Christoph Dassler'in Nürnberg yakinlarinda Adolph Dassler adinda oglu dünyaya gelir. Ve henüz o önemli dünya kupasina 54 yil vardir.. Adolph Dassler cok sonralari adasi olan iyilik melegi insan ile ayni ad ile anilmak istemedigi icin "adi" ismini kullanacaktir. Adi, okulu bitirir bitirmez ayakkabi üzerine meslek egitimi almak üzere yola cikar.. 1920 yilinda babasinin isinin basina gecer ve 1924 yilinda kardesi Rudolph ile daha cok sporculara yönelik ayakkabi üretiminin üzerinde dururlar ve hedefleri dayanikliligi olan ve ayni zamanda sporcuyu sakatlamayacak sekilde kaliteli ayakkabilar üretmektir.Ilk olarak 1928 yilinda Olimpiyatlar icin cesitli ayakkabilar yapilir. 1931'de ilk tenis ayakkabisini üretime gecrir derken 11 farkli spor dali icin 30 cesit ayakkabiyi sadece 100 iscisi ile yapar Dassler kardesler.. Ve haliyle 1936 olimpiyatlari Dassler ayakkabilarinin basarisi ile noktalaniyordu.. 4 Altin madalya kazanan efsanevi atlet Jesse Owens, Dassler kardeslerin ayakkabisi ile yarisiyordu.. memnuniyetsizlik ya da mutsuzluk her daim insan hayatinda "verimli olma" ya da "daha iyisine ulasma" adina cabalattiran en önemli hissiyattir. Iki kardes tüm bu basarilarina ragmen sürekli yeniyi ariyorlar ve daha iyisine ulasma adina cabaliyorlardi. Bu arayis sonucunda savas sonrasi cok baska bir fikri hayata gecirdiler. "Gumi". Bugün spor ayakkabisi denildigi vakit akla gelen klise ayakkabinin temel farkliligidir Gumi. ilk hayata gecirilisi ikinci dünya savasi sonrasi Adidas ile baslamistir Gumili Spor ayakkabilarin.. bu sekilde yoluna devam eder iken iki kardesden Rudolph olani cok da bilinmeyen nedenlerden dolayi firmdan ayrilip kendi ayakkabi firmasini kurdu. Rudolph , 1944 yilinda abisinden ayrilip Puma adiyla sadece spor ayakkabilari üzerine calisacagi yeni bir firma kuruyordu.. Iki kardes artik iki rakip olmustular.. Ailevi yönden bakacak olursak cok fazla anlamlandiramiyoruz belki ama bugün Adidas ve Pumanin dünya capindaki basarisinin altinda bu ayrilmanin ve rekabet olgusunun ittirici kuvveti yatiyor. Baska türlü her ikisi de bu kadar basarili olamazdi kesinnlikle..



1954 Dünya kupasi ise her bakimdan ilginc. Toplamda Türkiye dahil 16 takim katiliyor. Türkiye turnuvaya katilmak icin Ispanya ile baraj maci oynuyor. Bir maci yenip bir maci yeniliyorlar, averaji daha iyi olmasina ragmen o dönemde boyle bir kural yok. Bir mac yendin, bir mac yenildin bir mac daha oynayacaksin gibi ilginc durumlar söz konusu. Romada oynanilan diger mac da 2-2 berabere bitince ne oluyor ? Penalti, uzatma ? yok oyle seyler, seyircilerden bir velet cagrilip yazi-tura'ya kaliyor is. iste, Sans burada Türkiyenin yaninda ve Türkiye 1954 dünya kupasinda..

Dörder takimdan dört grup.. Yani 16 takim. O dönemin en güclü takimi olan Macaristan ile ayni grupta oluyoruz. Macaristan,Güney Kore,Bati Almanya ve Türkiye. Bu bir bakima talihsizlik iken dönemin absürd kurallari geregi gruptaki üc takimdan ikisi ile oynuyoruz sadece.. Bu da bizim yine sansimiz olsa gerek. Almanya ve Kore ile oynuyoruz, Almanya ise Türkiye ve Macaristan ile.. Macaristan cok güclü, Puskasli,Kocsisli kadrosuyla turnuvanin bir numarali favorisi. Almanyayi 8-3 gibi bir skor ile yeniyor güc farki oldukca fazla. Türkiye Kore'yi 7-0 gibi bir skorla gecerken Almanyaya yeniliyor. Hem Almanyanin ve ayni zamanda Türkiyenin bir galibiyeti ve bir maglubiyeti oldugundan dolayi ikincilik icin baraj maci yapiyorlar.. Almanya Türkiye'yi 7-2 yenerek üst tura cikiyor..

Ceyrek final macinda Almanya Yugoslavyayi 2-0 ile Macaristan ise Brezilyayi 4-2 gibi skorla yenip yari finale cikiyorlar. Macaristan Uruguay'a yine ayni tarifeyi uygularken Almanya Avusturyayi gole boguyor, 6-1.

Bu iki takim finale geliyor.

Macaristan her bakimdan kupanin favorisi. Grup maclarinda Almanyayi 8-3 yenmistir. Iste "Mucize" olarak addedilen, üzerine film cekilen o müthis finale geldik.. Final öncesi belirtmek gerekir ki Almanya futbolculari Adidasin tasarladigi ayakkabilar ile cikiyordu. Ya da daha önemli ayrinti sudur ki Adi Dassler alman milli takiminin malzemecisiydi. Kramponlariyla daha cok kupaya uzanmistir.. Dassler'in yeni model kramponlarini digerlerinden ayiran iki önemli özelligi vardir.. Krampanlarin altinda o gördügünüz civiler cakma degil degistirilebilir vidalardan olusuyor. Bu da özellikle degisen hava kosullarina göre düzenlenilebilir olmasini sagliyordu.Maca macarlar hizli baslamis daha sekizinci dakikada durumu 2-0'a getirmislerdi. Ilk yari bu sekilde biter iken soyunma odasinda ve havadaki degisimler macin da kaderini degistiriyordu ayni zamanda. Söyle ki yagmur baslamis ve soyunma odasinda degistirilebilir civilerden dolayi yagmura göre dogru olan civiler takilmis, futbolcular ayakkabilari sayesinde muthis bir fark atmislardir Macaristana.. Macaristanin civileri cakmadir, haliyle nasil basladiysa o sekilde devam edecektir maca.. Ki hafifligi, yagmura göre o dönemki kosullar altinda olabilecek en iyi sekilde tasarlanmis olmasini da eklediginiz vakit elbette cok baska bir ikinci yari almanlari bekliyordu..



Bu bir mucize. Filmi de yapildi ve üzerinde cok konusuldu. Ayakkabinin/kramponlarin önemi oldukca önemlidir cunku dönemin kosullarinda Almanyanin üstelik 2-0 geriden gelip 31 mactir yenilmeyen, Ingilizleri Wembleyde 6-3 gibi skorla dagitmis Macaristani yenmesinin baska bir aciklamasi yoktur, olamaz da. Macaristan o kupanin favorisiydi. Elbette defans ve baska faktörlerle bir sifir yenebilirsiniz, futbol bu her daim boyle sonuclara gebedir ama tam da yagmurun basladigi ikinci yari üstelik 2-0 geriden gelip Macaristani yenmenin sadece futbol ile aciklanmasi pek mümkün degildir.

Sonrasinda ayni zamanda Adidas efsanesi de dogmus oluyordu. 1958 yilinda isminin kisaltmalarindan yani Adolph'un yerine kullandigi Adi ve Dassler'in Das'ini birlestirip Adidas oluyor bu gecmisi basarilarla dolu mucizevi marka.

Iki kardes bu finalin ardindan uzunca bir süre kavga etmislerdir. Yok efendim bu oynar baslikli civili kramponu ilk ben buldum, hayir sen bulmadin gibi. Bugün dahi devam eden bir tartismadir Adidas ve Puma arasinda.. Tartisma nasil sonuclanir bilemem ama 1954 Bern Mucizesinin altinda kesinlikle Dassler isminin yattigi bir gercektir, Adi ya da Rudi olmasi bir seyi degistirmiyor..

Edit: Ilk yari bu sekilde biter iken cümlesi yanlistir, yorumlarda Taner'in de belirttigi gibi ilk yari 2-2 bitmistir.

Ikinci bir Cordoba Umudu..



Bahsedilen durum sudur. 30 yil önce 1978 Arjantin Dünya Kupasinda ayni gruba düser Avusturya ve Almanya. Almanya Italya ve golsüz berabere kalip Hollanda ile 2-2 kalinca grup liderligi icin mutlaka galip gelmesi gerekiyordu. Diger acidan Avusturyanin aynen bugunkü gibi Grubu ikinci bitirip bir üst tura cikmak icin mutlaka galip gelmesi gerekiyordu.. Bu kosullar altinda mac basladi efendim.



Maca Almanlar iyi basladi ve 19.dakikada Karl-Heinz Rummenige Almanlari 1-0 öne geciriyordu..



Berti Vogts kendi kalesine attigi bu gol ile beraberligi sagliyordu Avusturya adina..



Efsane isim Sepp Meier'in Hans Krank'in bu sutu karsisinda hic sansi yoktu. 66.dakikada Avusturya öne geciyordu Krankl'in bu doksana giden vurusu ile..



Arkaya düstükten hemen sonra almanya Bernd Hölzenbein'in uzaktan bu güzel vurusu ile beraberligi sagliyordu..



Ve bir taraf icin "mucize" diger taraf icin "rezalet" olarak tarihe gecicek olan bu mac 88.dakikada Hans Krankl'in golüyle bitiyordu. Avusturya adina deyim yerindeyse kendisinin ikinci takiminin ücüncü golünü atiyordu ve Avusturya maci kazaniyordu.



Krankl tarihe geciyordu. Bruno Pezzey arkasindan kosturuyor, sevinc tüm ülkede yasaniyordu. Zira Almanyanin sanirim Hollandadan sonra Polonya ile beraber ikinci bir derbi niteligi tasidigi bir takimdir Avusturya. Bu yüzden bizi yine biraz gergin ama heyecani son derece yüksek bir mac bekliyor. Avusturya tahminlerin aksine oldukca iyi bir futbol ortaya koydu buraya gelesiye kadar.. Tek yildizi var derken o yildiz haric hemen hepsi güzel futbol oynadi.

Su kesin ki Avusturyanin kaybedecegi cok bir sey yok ama bir "Mucize" daha ellerinin altinda. Bunun bilincinde sahaya cikip son derece muthis bir mac olacaktir tahminen..

13 Haziran 2008

Riberrrrry.!

video

Sinan Kaloglu Bochum'da



Bochum ile 2010 yilina kontrat imzaladi 27 yasindaki oyuncu. Bursaspor'dan bedelsiz olarak Koller'in takimina gelen oyuncu türkiye birinci liginde ciktigi 159 macta 43 gol atti. Merakla bekliyoruz Bundesliga Performansini..

Fransa-Hollanda: 1-4



Aciklanmasi pek de mümkün olmayan bir skor. Fransa, yedigi sapsal bir gol sonrasi 50 dakika boyunca bastirir iken golü bulamadi. Akabinde akilli bir degisiklik yapan Van Basten, kanatlara dogru yüklenince kontralarla fransanin isini bitirdi. Tek basina Ribery ile ayakta durmaya calisan Fransayi kalecisi bitirdi desek pek de yanilma sansimiz yok. madde madde devam edersek eger:

* Sene ici performansi önemlidir, Henry o golü kaciracak adam degildir ama kacirmasinin en önemli nedeni tüm sene boyunca Barcada cok da fazla forma sansi bulamamasidir.

*Üzerine gelen Fransa karsisinda belki de en güclü oldugu bölge olan kanatlarina yeni oyunculari eklemlemek kesinlikle teknik adam becerisi ve zaten varolan gücün aciga cikmasidir skorun bir baska yansimasi.

*Eger Babel sakatlanmasa ne olacakti ? Bu kadar mükemmel oynayan Boulahrouz son anda kadroya cagrildigini düsünürsek, son anda turnuvaya dahil olup kupayi alan danimarka kivaminda desek abartmis olmayiz sanirim.

*iste en güzeli budur.. Gomis.. yemin ederim sahadaki 21 oyuncu baska Gomis cok baska bir sey oynuyordu. helikopterle yukaridan baksak su uzun sacli ne yapiyor sahada sorusunu sorabilirdik..

*Malouda hem kötü oynadi ve ayni zamanda Ribery'nin gercek yerinden etmesi ile Fransaya saglam bir darbe vurmustur.

*Hollanda, yillar yili iyi futbol oynamasina ragmen yari finallerde saf disi kalmistir, en buyuk dilegimiz bu sefer final oynamasi. Su durumda finali hakeden futbolu üstelik bu ölümcül grupta oynayan Hollandadir.

*Fransa yener dedim. Fark yedi. Futbol bu iste. Yani bu kadar anliyoruz biz futboldan..

*Thuram 37 yasinda.. Eger genc bir adam olsa o topa vurdurmazdi, her ne kadar hatanin buyuk bir kismi kalecide olsa da..

*Wesley Sneijder'in golü su ana kadar atilmis goller icerisinde en güzel goldür nazarimda.

Ölüm Grubunda ne olur ?

Belirleyici Hollandadir. Hollanda Romanyaya pas gecerse ikisi beraber bu guruptan cikarlar.. Eger Romanya puan cikaramazsa Hollandadan cok muhtesem bir mac olacagi her halinden belli olan Fransa-Italya maci sonucu belirleyecektir ki ne desek bos..



Bu gol ofsayt gibiydi.. her macta en az bir ofsayt hatasi..

Kaleciler bir baska acidan en az "orta saha"lar kadar önemli rol oynadi bugünkü alinan puanlarda. Romanya ve Italya kalecileri ile birer puani alirken Fransa kalecisi ile fark yiyordu.. Keza Edwin Van der Sar'in güven veren durusu, attigi paslarin isabet orani.. nerden baksan muthesem bir kaleci. Sampiyonlar Ligi Sampiyonlugunun yanina Avrupa Sampiyonlugu da yakisir gibi duruyor..



Tam bu anda gol olmadan, henüz hamle yapip golü engelleyebilir durumda iken yedigini coktan kabul etti fransa kalecisi.. Söyle bir benzetme uygundur. kadinlarin araba sürer iken en buyuk handikapi kaza aninda ellerini direksiyondan cekip cigirmak, bagirmak.. Son anda iki hamle yapip en az zararla kazayi atlatmak ve hatta olmasini önlemek var iken.. Bu da boyle bir sey. Ribery gibi son saniyesine kadar mücadele etmezsen bu sekilde fark kacinilmaz ve hakedilmis olur sevgili Coupet..

Romanya-Italya: 1-1




Beklentinin aksine futbol adina hemen her seyin icerisinde oldugu seyri güzel son derece keyifli bir mac idi Italya-Romanya maci.

Italyanlar, elestirilerden ve konumunun zorlugundan dolayi mutlak suretle kazanmak zorunda oldugu düsüncesinin üzerlerinde yarattigi baski sonucu zorunlu kaldiklari ofansif bir futbol anlayisina yöneldiler. Acikcasi böylesine güclü bir takiminin baskisina rakip iyi dayansa da kalecileri Lobont'un muthis peformansi ile sahadan beraberlikle ayrildiklarini söylemek cok da yanlis olmasa gerek. Donadoni milanlilari Pirlo haric hemen hepsini yedek klubesine gönderir iken Romalilari sahaya sürdü. Barzagli yerine Panucci secimi büyük hata olarak nitelendirsem de Hollanda macinin aksine daha iyi bir futbol koyan bir onbiri sahaya sürdügünü söyleyebiliriz. Pirlo tek kelime ile muhtesemdi. Bir adam her karisiklikta orada bitip topu dogru yere atabilir mi ? Acikcasi toplamda italya takiminin evine dönecek olmasi beni üzer, diger bütün turnuvalarin aksine iyi bir oyun ortaya koyabilecek güclü bir kadrosu var..

Turnuvalardaki takimlar birer birer Hollandanin güclü kadro yapisina ragmen oynadigi 4-5-1 sistemine dogru kayma yasiyor. Her ne kadar Del Piero forvet oynasa da kanatlara kadar gelip cakili forvet görüntüsünden uzak, 4-5-1'e yakin bir düzende oynamasini saglayacak ölcüde orta sahaya yakin oynadi. Toninin cabasinin belki de son derece hakedilmis karsiligi olan golü ofsayt gerekcesi ile sayilmadi. Ofsayt ile yakin uzak alakasi olmayan gol aslinda dengeleri bozmak icin yeterliydi. Zira italya takimi o ana kadar ne yapmasi gerekiyorsa harfiyen yerine getirmis, ödevine iyi calismis ve fakat hakemin yanlis karari sonucu oyun cok baska bir noktaya dogru ilerlemistir. Golden önce Romanya iki tane firikik ve Rat'in bir sutu disinda kale icine fazla girememis. Bunun yaninda bu takimin ne oldugunu anlamak icin 27.dakikada sag acikta kendi aralarinda inanilmaz bir hizda nasil top cevirdigine bakmak gerek..



Ofsayt gerekcesi ile golün sayilmadigi anda üst üste rakibi korner manyagina ceviren Italya kaleci Lobont'un muhtesem performansi ile hayal kirikligi yasamistir. Ikinci devreye bu sekilde giren iki takim, devrenin henüz onuncu dakikasi dolmadan her ikisi de birer gol buldu. Acikcasi macin ortalamasi soyledir. Italyan teknik adam, Panucci'nin yavasligina, aksiligine, oynamadigi bölgede 35 yasinin da getirdigi sorunlarina ragmen diretirken Buffon inatla takimi öne dogru itekliyordu. Oyunculariyla kesinlikle ceyrek finali hakeden italya takimi teknik adami nedeniyle belki de turnuvaya veda edecektir..




Turnuvanin en buyuk hayal kirikliklarindan birisi olan Mutu'nun forvetsiz takimi Romanya zorunluluktan dolayi aslinda fena da olmayan, elemelerde grubu Hollandanin önünde Hollandaya her iki mactada yenilmeyerek ve rakibinden dört puan alarak birinci bitirmesine ragmen defansif agirlikli bir oyun anlayisina sahip olmak durumunda kaldi. Stuttgart'in en pahali transferi forvet Marica'nin sakatligi, Mutu'nun formsuzlugu da eklenince elemelerdeki Romanyadan eser kalmadi pek..



Baktigimiz vakit bu adamdan Italya takimi bir türlü gerektigi kadar yararlanamadi.. Yasi 33.. Ne Totti ne Del Pierro.. Roberto Baggio'dan sonra 10 numara oyun stilini tarihe gömdü. En iyi döneminde dahi hep soru isareti olarak milli takimda yer alan Del Piero bugün biraz olsun kurtarici rolüne büründü. O kafayi cikaran romen defansi olmasa belki de kurtaracakti takimini kaptan..



Talihsiz an gercekten..

Macin hakemi de oldukca ilginc. O penaltiyi cok az hakem calar, onu bilir, onu söylerim. Toplamda cok begendim o hakemi. Ama iste o gol ofsayt tartismasina dahi girmeyecek ölcüde acikti bence..

Hayirlisi diyelim ve güzel bir macti vesselam.

Ilginc Bir Köse Yazisi: Talay Erker

Son bir kac yazisi bana ilginc gelmisti ligler bitmeden bir kac hafta öncesi. Bu yüzden takip etmeye basladim yillar yillar sonra yeniden.. ismini gördügüm zaman tikliyorum en azindan. Gecmiste Hayri Hicler ile mac tahminleri verdigi zamanlari dün seyrettigim mactan cok daha iyi hatirladigim bu adamin oldukca ilginc buldugum bir yazi yazmis.. Önce yazinin bir kismini suraya alalim.

"
BÜYÜK SUÇÜSTÜ!

Milyonlarca insanımızın baktığı gibi ben de TV ekranındaki “Futbol yorumcularına” bakıyorum..
Milyonlarca insanımız onları “gerçek kişilikleri” ile tanımıyor, ama ben tanıyorum... Biri silah kaçakçısı, biri jigolo, bir başkası doktor bozuntusu, kabzımal, tokatçı.. Bazıları da imza atarken bile zorlanan cahil futbolcu eskisi... Ama müşterek olarak kullandıkları bir sıfat var: Topu birden Türk Spor Yazarı!.. Maalesef!..
Evet, maalesef içi günden güne “fosilleşen” spor yazarlığı suçüstü yakalandı. Aslında suçüstü yakalananlar bu işe ömrünü, emeğini, bilgisini veren “gerçek meslektaşlarım” değildi ama, değişen bir sonuçla toplumun gözüne “denizde su üstüne vuran şişmiş ceset” gibi düşen “yozlaştırılmış spor basınıydı...” Gördünüz; Portekiz milli maçına kadar her biri, ufak ufak dokundursalar da, Fatih Terim hayranıydı!.. Onun bir sözünü alıp “mukaddes bir emanetmiş” gibi topluma sunuyor, Terim için dünyada layık olacak bir takım bulamıyorlardı!..
Ama ne zaman Portekiz maçı oynandı, vay anam vay... Sanki anlatmak istedikleri bir teknik adam değil, Bakırköy’de “azılılar koğuşuna” konması gereken bir akıl kaçkınıydı! Ve bekledikleri olursa, bu “zavallı meczuba” İsviçre maçında “deli gömleğini” giydirecek, kapıyı üstüne kapayacaklardı!"

Devami ve hepsi de buradadir..

Bahsedilen Jigolo kimdir, Silah kacakcisi kimdir ? Böyle dahi olsa bu sekilde afise etmek türk spor basininda olmasi gereken isimlerin yapmasi gereken bir davranis bicimidir..? Bir insanoglunun ahlaken konuya yaklasip ahlaksizligi bizzat kendisinin yapmasi ilginc.

Yazinin sonuna dogru cok iyi bir Vastic-Sergen Yalcin karsilastirmasi yapsa da basina takili kaldim ben..

Sylvie van der Vaart



Bu sekilde baktiginiz vakit güzel diyebiliyoruz.. Ama alaman bir talk show'una gelmisti, acikcasi boydan feci kaybeden bir kardesimiz.. Misal Sarah öyle mi ?

Gizlenmis Favori: Fransa



Fransa, bugün Turnuvanin hemen hemen tüm otoriteleri tarafindan favrorisi haline gelmis Hollanda karsisinda oynayacaktir. Ben Fransa'nin Romanya karsisindaki görüntüsünün aksine oldukca güclü oldugunu ve hala Favori oldugunu düsünüyorum. Eger ki forvette yasanilan uyumsuzlugu giderebilirlerse bugün Hollandayi da yenecektir. Romanyanin italyavari bir sekilde defansi sanat gibi yaptiklarindan kaynakli kisa bir sorun yasadilar.. Baslamadan dahi heyecana saran ve Türkiye/Almanya maclari haricbeni heyecana bogan güzel maclardan birisi olacaktir Hollanda-Fransa..

Fransanin aslinda geri dörtlüsünde sorun yok, forvetler ve kanatlardaki ufak tefek problemler söz konusu. Ribery tüm sezon boyunca sol kanatta oynadi. Sag kanadi israrla reddetti mac boyunca. Romanya macinin ilk yirmi dakikasindan sonra istem disi olsa gerek Malouda'nin kanadina gecip durdu.. Nedeni de ortadadir.. Misal benim Play Station konusunda ihtisas sahibi kardesim her daim Sag ayaklari sol kanada, sol ayakli olan futbolculari da sag kanada alir.. Cünkü:

Sag ayakli Ribery'nin sol kanatta iki ihtimali var. Cizgiye inip o öldürücü ortalarini yapmak ya da iceriye dogru gole yönelmek.. Her ikisini de Bundesligada muhtesem bir sekilde basarmistir gectigimiz sezon. Sag ayak ile sag kanatta kaldigi vakit sadece cizgiye inebilir.. iceri dogru ters calim atip gol atma sansi cok yoktur. Bu yüzden sag kanadi istemiyor, takdir edersiniz ki elinizdeki hareket imkani cogaldigi vakit adam gecme dahi daha kolay oluyor. Velhasil Ribery gibi golün bir önceki adimi olan futbolcunun memnuniyetsizligi önemli bir sorun. Baska acidan Anelka-Benzema uyumsuzlugu feci sekilde göze carpiyor. Hic kasmadan Anelka yerine Gomis ile baslardim ben maca..

Bugün iki sorunun cevabini bulacagiz.. Romanya sanildigi kadar "bilincli" defans konusunda yetkin midir ? Fransa pozisyonu olmasa dahi bu "güclü" durusu Romanyanin defansa cekilmesinden mi almistir yoksa gercekten güclü müdür ?

Bahis oynamiyorum, oynasaydim Fransa derdim.. I

Iyi seyirler..

Eva Padberg



Top Model Eva Padberg, UNICEF elcisi olarak Ruandada..

Rooney & Coleen McLoughlin



Gary Neville'in dügününde ilk prova yapildi bir bakima..





Sunu bilirim ki evlilik bu insani olgunlastiracak ve ilerleyen yillarda Ronaldo'dan dahi daha verimli olacaktir bana göre..






17.yy dan kalma Villa Dorazzo.. italyada Portofino'da olmus dügün. Kimse yanina yaklasamadi zira 2.25 milyon Euro'ya satti dügün haklarini.. 64 davetli özel jetlerle Alysia adli yata getirilmis(!)




Sonrasinda Alisveris geyigi..





Bakiyor arayan,soran baska tebrik eden darilan gücenen var mi diye..



Sonuc itibari ile vefali bir adammis. Rooney hanim kizimizi 12 yasindan beri taniyor ve alti yildir beraber.. Yani ünlü olmadan önce tanimis ve para,san, söhret fazla etkilememis olacak ki cocukluk aski ile evlenmis. Hep takdir ederim ben boyle insanlari..

12 Haziran 2008

Avusturya-Polonya: 1-1



Avusturya-Polonya.. Seyrettigim en keyifli maclardan olmasi oldukca ilginc. Iki takim da heyecani yüksek, pozisyonu bol güzel bir mac cikardilar.. Macin ilk yirmi dakikasinda kacan pozisyonlara karsilik bir de ofsayt olan gol gelince; talihsizligin bu kadarina pes dedirtti. Polonya önde olmasina ragmen tam bir geri cekilme yasamadi, yer yer tehlikeli ataklar yaratti. Bu blogda da tanitilan Avusturyanin genc kaptani okunusu ivancic olan futbolcu beklentinin cok cok asagisinda bir performans gösterince yerini kariyeri kupalarla, gol kralliklariyla dolu eski duisburglu turnuvanin en yasli oyuncusu Vastic'e birakti. Son saniye penaltisini baska bir insanoglu atmasi oldukca anlamsiz olurdu.. Ve 38 yasindaki eski kral ve taraftarin en cok sevdigi isim topun basina gectiginde coktan ben beraberligi yazmistim.. böylece adalet her bakimdan saglanmis oldu.

Harnik bölgesel ligden geldi buralara.. Bremende biraz daha öne cikacaktir artik ve kac km kostu bilmiyorum ama bana göre macin en cok kosan adamidir. Gol kacirsa dahi sempatimi kazanmistir bu bremenin genc forveti.

Macin yildizlari basta Artur Boruc olmak üzere kaleciler olmustur. Boruc gecen dünya kupasinda almanlara cikardigi zorlugu tekrar etti Avusturya karsisinda. Hali hazirda bu kaleciye en azindan bugün penalti harici bir gol atmak ile mucize es anlamliydi. Almanlarin her "macho" dediginde tuhaflastim surada.. Güzel isim, güzel kaleci.. KI ben Yedek Kaleci Ramazan Özcan'i görmek istemistim velakin Özcan'in daha cok calismasi gerek..

Futbol bu yüzden güzel. "Kesin muhtesem bir mac olur" dedigimiz Fransa-Romanya macinin yasattigi hayal kirikligini "kötü bir mac" olarak önden yargilarla yaklastigimiz Avusturya-Polonya maci ile unuttuk..



Macin yildizi Harnik kadar kosan, calisan ve brezilyali oldugu her halinden belli olan Polonyanin ofsaytan da olsa golünü atan GUERREIRO! Baska acidan Ümit Korkmaz gercekten iyi bir mac cikardi kanatta..



Sevindim ben, Vastic'e o penalti cok yakisti.. Son saniyede son derece önemli bir noktada 38 yasindaki gecmisi kupalarla,kralliklarla dolu halkin sevgilisi adam topun basinda.. Bazen ben bu ve benzeri kucuk karizmatik anlar icin seyrederim koca maci..Süperdi.

Almanya-Hirvatistan: 1-2



Her iki takimin geride biraktigi tek macta Klose-Gomez ve Olic-Petric uyumsuzluklari göze carpiyordu. Bunun disinda Niko Kovac defansif orta saha yerine AMC gibi oynar iken iki forvet ile sahaya cikmis Hirvatistan, ciddi sorunlar yasadi Avusturya karsisinda.. Polonya'nin yeteri kadar güclü olmamasindan dolayi Podolski "rotasyonun krali " olarak afise edilirken Avusturyanin baskili orta sahasi nedeniyle tek bir capa ve cift forvet secimi Hirvatistani "o kadar da iyi takim degil gibi sanki" serzenislerine mahkum ediyordu. Bu iki takim ne yapti, neleri degistirdi de sahaya cikti ?

Hirvatistan hem ilk macta varolan bozuklugu gidermek adina ve ayni zamanda karsilarinda güclü bir rakip olmasinin bilinci ile hareket edip iki forvetten tek forvete gecis yaparken orta sahasini besliyordu. Bunun yaninda Niko Kovac, gezgin defansif/ofansif orta saha kimliginden cakili pozisyonuna gecti, Modric biraz daha geriye gelip durgun ve Podolski ile defansif yönü zayif Alman orta sahasina üstünlük kurdu. Öyle ki sahada daha genc ve daha cok kosan Hirvat Orta Sahasi isi abartip önde dahi rakibine basti. Turnuva boyunca öne cikan üc iyi takimin-hollanda,ispanya,portekiz- analizi esliginde belirtilen sunlardi: Orta Sahada baskin , güclü olmak ve hizli bir sekilde topu kosturmak.. Bu bakimdan Hirvatistan geride kalan maclarda iyi bir analiz ile saglam bir takim cikardilar Almanlarin karsisina.. Eduardo da olsaydi bir numarali favorimdi..

Löw'ün hicbir zaman anlamadigim secimlerinin basinda Lehmann ve akabinde Odonkor gelir. Bundan iki yil önce Klinsmann sürpriz bir sekilde Odonkor'u kadroya alirken en cok bu secimine alkis tutmustum. Zira Odonkor, Dortmund klubunde muhtesem bir performans gösteriyordu.Bu secim, yani son iki yilda sakatliklardan dolayi kendine gelememis oyuncunun Metzelder gibi oynamadigi halde size olumlu anlamda katki saglayacagini düsünmek, neden Löw'ün birinci adam olamayacaginin en önemli nedenidir. Zira bu secimler, dönem itibari ile formda olan Lehmann, Odonkor ve pek cogu Klinsmann'indir. Ikinci Gol icin yüzde yüz kaleci hatasi diyemesek de iyi bir kalecinin o topa daha hizli bir sekilde tepki verip en kötü direkten geri dönmesini engelleyecektir; 38 yasinda hayatinin ilk Avrupa Sampiyonasini oynayan Lehmann'in aksine..

Bilic, kanatlari ile fark yaratiyor. Aslinda Herenveren'de Sol acik oynayan Pranjic (Milli takimda sol bek oynuyor) ya da Hirvatlarin her iki macinda da yildiz oyuncu kivaminda oynayan Srna muhtesem organizasyonlar gelistirdiler.. Ki 23.dakika'da gelisen atakta golü buldular. Alti dakika sonra bu kez ters kanattan gelisen atakta da Lehmann'in güzel refleksi söz konusuydu.. Marcell Jansen ofansi düsündügü kadar defansi da düsünmek zorunda oldugunu anlamistir diye umuyoruz..

Ilk yari sonucunda Löw beklenileni yapmis ve sahanin belki de en iyisi olan Philipp Lahm'i saga cekip, Fritz'i arkaya bek olarak yerlestirip bir oyuncu almistir. Buraya kadar her sey dogru ve hemen herkesin bekledigidir. Velakin "Odonkor" formda olan bir oyuncu degil, sakatlik sonrasi tek bir iyi mac cikardigini gören,eden yok. Schweinsteiger ya da Hitzslperger cok daha iyi bir secim olabilirdi. Yine de bir sorunu cözmesi acisindan önemli ve dogru bir hamleydi. Velakin Podolskiyi cikaracagi zamanda golü atmasi birden bire tuhaflastirdi Löwü. Deneyim, önemlidir. Löw Kuranyi'yi oyuna sokarken Fritz'i cikariyor. Sahadaki hicbir oyuncu Fritz'den baska sag bek oynayamaz. Lahm oynayabilir bu sefer de o kanat bosalacaktir.. Odonkor gibi bir adam Sag bek oynamak durumunda kaliyor. Bu benim kitabimda mutlaka cezalandirilmasi gereken cok buyuk bir hataydi. Ki 81.dakikada Löw'ün bosalttigi alandan gider iken Pranjic Odonkor tarafindan düsürülüyordu.. Bu kadar temel ve bariz hata yapan bir teknik adamin cezalandirilmasini istedim. Ki o kanattan sürekli geldi Hirvatistan son on dakika icerisinde..



Kibir midir nedir bu anlamadim. Fatih Terim'in kendisini ve Türk Milli takimini dev aynasinda görmesi gibi Löw'ün de hali hazirda rahat bir konsantrasyon yakalayabilecegi ve üst düzey performans sergileyebilecegi Polonya karsisinda olan ilkonbirde tek bir degisiklik yapmamistir. Oysa Basta Klose-Gomez uyumsuzlugu bir yana, Podolski ile beraber Hirvatlara karsi gereginden fazla ofansif kadro cikarmasinin cezasini cekti. Bilic, ilk mac sonucunda takimini begenmedigini ve sorunlar oldugundan bahsederken bunu pratige dökmüs ve sorunlari halletmistir. Zira o takim su zamana kadar Eduardo gibi yedegi olmayan saglam bir forvetin yokluguna ragmen iki macta alti puani cikarmistir.

Kadrolardan ziyade teknik adamlarin sonucu belirledigi bir mac oldu. Alman Orta Sahasi hali hazirda otuzu gecmis mücadele gücü Podolski ile beraber oldukca düsmüstür. Bunun aksine 20 yasindaki Rakitici de katarak genc, dinamik ve kosan bir orta sahasi ile maci almistir Hirvatistan. Kisa özeti budur..

Almanya-Hirvatistan: 0-1 (ilk yari sonucu)



Dagilim su sekildedir. Ilk yarida hirvatistan baskili oynamasa da yüzde yüzlük pozisyonlar bulmustur Marcel jansen'in aksamasi nedeniyle. Jansen beni sasirtmistir ve ikinci yari kesinlikle bu soruna bir cözüm bulmalidir Löw. Bununla beraber orta saha gereginden fazla durgun. Schweinsteiger bu acidan oyuna girmeli almanya adina..

Rakitic secimi beni sasirtmadi, en azindan Petric-Olic uyumsuzlugu ortada iken.. Yine de "Klasnic" secenegini kullanmalidir Hirvatistan kenar yönetimi.. Eger Klasnic bir sekilde su ilkonbirin icerisinde olsaydi coktan koparmisti maci Hirvatistan..

Podolskinin sol kanatta oynamasi geride oldugunuz, yani baskili oldugunu dönemde ya da zayif rakipler karsisinda iyi bir secenek gibi dururken güclü rakiplere karsi orta sahayi rakibe vermeniz demektir ki kesinlikle tercih edilmemesi gerekir. Hareketli bir Schweinsteiger dengeleri biraz daha yerine oturtacaktir..

Dario Srna, su ana kadar olan bölümün yildizidir..

Lena Borowski



Alman Futbolcularinin Italya ve Ingilteredekilere nazaran ahim sahim güzel hatunlari yoktur derdim de sasirtiyorlar beni yavas yavas..

Kaka&Carolina



Bu da cocuklari Luca.. Soyle bir hayat sonucu sürekli eller yukariya dogru gider elbette.. Daha ne ister insan bu hayattan..

Hincal Uluc'un Mustafa Denizli Aski.!




Onun tek bir derdi var: Arkadasini ise aldirmak. Bu yüzden Kalli üzerine oynadi aylar boyunca.. En iyi zamaninda demedigini birakmadi Kalli icin. Amaci herkes tarafindan biliniyordu, arkadasini Galatasarayin basina getirmek.. Ortada bir borc var ve koca klubu kendi kisisel iliskilerine alet edebilmek adina kullanmaktan cekinmiyor.. Sundan eminim ki takimin basarisindan ziyade kendi soylemlerinin gecerliligi ile ilgilenen bir adam. Ayni capsizlikta Kazim Kanat da benzer yorumlar yapar. Lakin ikisi arasinda derin bir fark vardir: Kazim Kanat ne olursa olsun besiktas galibiyetlerinden sonra her seyi unutur ve gercekten sevinir.. En kötü Hakan Sükür benim elestirilerimle golleri atti gibi sacma sapan mantik önerileri ile sonuc ile kendisini birlestirir ama en sonunda sevinir.. Hincal Uluc ise sadece kendisinin dogrulandigi ve isteklerini bir sekilde gerceklestirdigi zaman.. Kösesinde arkadaslarinin mekanlarinin reklamlarini yapar "harika, mutlaka gidin ,telefon numarasi 0212.." seklinde cümleler kurar, o köseyi belese gecindigi her yerin reklamini yapmak icin vareder.. Simdi de Denizli Reklami moda.. Mustafa Denizliyi Galatasarayin basina getirecek.. Hedef Bu.

Yillar yili teknik adamlara saydirdi durdu, bakin simdi Skibbe geliyor. Henüz Skibbe'yi tanimiyor ama simdiden baslamis durumda.. Onun kim oldugu hic önemli degil.

"lle zorlarsan, Deschamps belki... Kalli'den sonra gelecek hoca bu mu? Kalli bir dehaydı, iki Adnan böyle diretmeseydiler. Galatasaray'ın lige nasıl başladığını hatırlayın. Fırtına gibi girdi. 8 maçta 7 galibiyet, 1 beraberlik. Harika bir kadro ama Adnan- 'lar mahvetti. Esas mahveden Adnan Sezgin..."

Burada Kalli'nin deha oldugundan ama Sezginin onu mahvettiginden dem vuruyor. Neden ?

Cunku Adnan Sezgin cok sevdigi arkadasi Mustafa Denizliyi takimin basina getirmedigi icin hedefteki isim. Tüm Sezon boyunca saydiracagi iki isim vardir: Galatasarayin teknik adami ve Adnan Sezgin.

Bu üzerine cullanmasinin tek nedeni Klup,galatasaray degil, Mustafa Denizli.!

Bugün Sabah gazetesindeki baslik: Geri Zekali Galatasaray.. devami da söyle:

"Geri zekâlı Galatasaray.." dedim, dün, okudunuz..
Niye dedim.. Geri zekâlı da ondan..
Yahu Mustafa Denizli gibi bir adam ortada dururken, bir yığın adı duyulmadık, marifeti bilinmedik el oğlunun peşine düşer mi adam, zekâsı yerinde olsa.. Galatasaray'a kumar oynar mı, hele de Kalli fiyaskosundan sonra..
Şimdi bakın.. Yerli ile yabancının daha işe başlarken farkını anlatmaya gerek yok..
Biri hem seni, hem rakiplerini tanıyor. Öteki öğrenecek.
Denenmiş ile denenmemişin farkını anlatmaya da gerek yok. Bu hoca takım ilişkilerinde frekans uyumu da önemli.. Dünya çapında olur, ama bize uymaz, olur a.. Beklemek gerek denenmemişi.. Denenmiş, hazır..
Mustafa Denizli Galatasaray özelinde de özel adam.. Bu kulüpte yetişmiş.. Bu kulübü tarihinin en büyük zaferlerine taşımış, Avrupa kapılarını açmış adam.. Milli takım başarısı da biliniyor..
Eee.. Daha ne bekliyorsunuz?..
Şirin, Galatasaray'ı üstelemedi, konu milli takım diye..
Şimdi ben üsteliyorum. Galatasaray soyut bir kavram.. Soyutun geri zekâlı olması mümkün mü?. Onu yönetenlerin zekâsıdır, Galatasaray'ın zekâsı dediğim şey.. "

Tüm sezon boyunca onun hedefi olacaktir Teknik adam ve simdiden yipratma calismalarina baslamis durumda. Tek dilegim Mustafa Denizlinin teknik adam olarak is bulmasi ve bu adamin niyeti belli olan yazilarina son vermesi.. Ardina-Önüne bakmadan iki cümleden etkilenen milyonlarca insan var bu ülkede..

Ilk Günün En Iyi 11'i



Sportbild'in en iyi onbiri bu sekilde. Bu onbirin hepsi iyi oynamistir fakat en iyisi midir ? zhirkow ve Podolski ayni bölgenin adamlari.. Defans anlaminda muhtesem oynayan Romanya takimindan herhangi bir insan olmamasi -misal Rat- ilginctir.. Boulahrouz fena oynamamistir, özellikle son anda takima girmesine ragmen performansi iyidir ama en iyisi degildir ilk günün.. Daha cok engelaar ve nigel de Jong'un cabasi göz alicidir.. velhasil ortalama bir onbir cikarmislar iste..

Macin Adami



Bana göre Volkan Demirel'dir.. Iki mactir muhtesem oynuyor, defansin aksine inanilmaz güven veren bir durusu ve performansi söz konusu. Mehmet Aurelio ile secim yapmakta zorlansam da cikan sonuc. Hamit Altintop da keza macin en kötüsü olarak ismini yazdirabilir. Ki bu ikili macin 83.dakikasinda birbirlerine dokunmuslardir. Yüzde yüz baski kurdugumuz zaman diliminde birbiri ardina pas hatasi yapan Hamit'in en sonunda bir yerlere carpmayarak bize dogru atak olarak döndügünde muhtesem refleksi/kurtarisi ile maci döndürmüstür Volkan..

11 Haziran 2008

Türkiye-Isvicre: 2-1


Son saniye golü ile cok önemli ve turnuvanin ilk galibiyetine imzasini atti Türkiye..

Ilk yarinin degerlendirmesini yapmak her iki takim icin de pek "dogru" olmasa gerek. O kosullarda teknik/taktik ve futbol konu disidir..

Ikinci yari ise inatla üzerinde durulan iki oyuncu degisikligi sonunda yapildi. Mehmet Aurelio'nun yanina ikinci defansif orta saha Mehmet Topal'in girisi ve Forvet olarak Semih Sentürk'ün Gökdeniz yerine oyuna alinmasi.. Bu dengeleri degistirmis, her seyin disinda Türkiye milli takimina "takim" havasini kazandirmistir.

Mehmet Aurelio muhtesem bir performans göstermistir. Volkan Demirel ile beraber macin en iyi oynayan iki oyuncusundan biri olmustur zira defansif anlamda takimi toparlamasinin yani sira oyun kurma görevini de üstlenmistir. Tuncay belki de tüm hatalarini son saniyede verdigi muhtesem pasla affetirmistir.

Semih Sentürk olmadan önce Isvicre milli takiminin da forvetlerinin sakatlanmasi üzerine mac baslamadan önce söyle sorular sorulmustur: Bu macta golü kim atacak ? Nihat Kahveci birakin gol krali adayligini "golcü" olarak dahi anilmiyor ilk macin ardindan.. Bu da daha cok sistemin onu disari dogru itmesinden kaynaklaniyor. Türkiye Milli takimi Hollanda,Almanya ya da Ispanya milli takimi gibi teknik, ayaga pas yapan oyunculardan kurulu degil, mac esnasinda Milli takim ilk golü atmadan önce onlarca saniye topun Mehmet Aurelio'dan cikmasinin beklendigi esnada alman spiker belki de en önemli sorunu dile getirdi: Bu takim oyun kuramiyor, cok yavas... Böyle oldugu takdirde hizli bir sekilde ayaga paslarla ileri cikislarin olmadigi vakit iki kisa forvetimsi oyuncularla gol atmak mucize gibi bir seydir. Bu yüzden Semih Sentürk milyonuncu kez tekrar etmek gerekirse: Bu takimin olmazsa olmazidir..

Velhasil, Hamit Altintop'un da üzerinde durdugu gibi ölüm kalim maci olarak oynanilan bilmem kacinci mac. Bize baski gerek diyor, baska türlü olmuyor.. Evet baski ve biraz da dogru adam degisikligi ile ilerleyebilir bu takim. En azindan ceklerin "yenilebilir" bir takim oldugunu düsünüyorum.

Galatasaray'in Yeni Teknik Direktörü: Michael Skibbe



Galatasaray yeni hocasini acikladi: Michael Skibbe. Bununla ve daha önceden de Sammer ile ilgili pek cok mail aldim. Kimdir, nedir bilgim var mi ?

istatistik olarak neler yaptigi hemen her gazetede yer alir. Bunun disinda kalanlar söyledir:

Leverkusen'e güzel futbol oynatmistir. Altyapiya önem verir, gencleri takima güzel bir sekilde monte eder. Hucum futbolu oynatir. 4-5-1 sevdigi taktiktir. Savasci bir takim vardir elinde. Onun döneminde Leverkusen pek cok oyuncuyu göz önüne getirdi. Gecen sene son alti haftaya gelesiye kadar muhtesem bir performans gösterdi. Elestirilere maruz kaldigi UEFA kupasi macinda Zenit performansidir. Lakin bu takim Bayern Munih'i de dagittigini unutmamak gerekir. Elinde cok genc bir kadro vardi, yildizi olmayan.. Adler,Castro,Haggui,Vidal,Kiessling, Rolfes gibi genc oyunculari "yildiz" olarak alman futboluna kazandirip Büyük takimlar harici karsilasmalarda muhtesem bir performans göstermistir.

Derim ki : Iyi bir secim.. Cünkü:

Oynattigi sistem su an Galatasarayin elinde olan kadro yapisina cok uygundur. Savasan, hucum futbolu oynayan.. Alman olmasi, takimda varolan pek cok oyuncunun almanca bilmesi nedeniyle daha cabuk uyum saglayacaktir diger yabanci teknik adamlar karsisinda. Kariyerinden ziyade oynadigi futbola bakiyorum. Sammer, hem dortmundda ve ayni sekilde Stuttgart'a kötü futbol oynatmistir. Skibbe ise her daim takdir etmisizdir Leverkusen takimina oynattigi futbolu.

Leverkusen olarak Büyük takimlar karsisinda "Kimliksiz" bir futbol anlayisina sahip olmasinin nedeni teknik adamdan ziyade buyuk maclari kaldirabilecek kariyerli, olgun futbolcu eksikligi yani kadro yapisindan kaynaklidir. Schneider'in sakatligi ve Barbarezin leverkusen kökenli olmamasi takimi toplayacak lider eksikligini dogurmustur. Ki Rolfes kaptanlik yapmistir bu takima. Bu yüzden Bayern Münih,Schalke,Bremen karsisinda sürekli maglup olurken diger takimlari deyim yerindeyse iceride/disarida dagitmistir..

Bir de dilegim mümkünse Stefan Kiessling'i de alip buraya gelmesidir. Hakan Sükür'ün boslugunu doldurabilecek yegane forvettir nazarimda..

Taner Yalcin




Ne zamandir su yetenek hakkinda yazacagim diyordum. . Shadow'un alman genc takimindan Trabzonspor'un transfer ettigi genc hakkindaki sorusundan sonra aklima düsüverdi. 18.02.1990 dogumlu oyuncu büyük yetenek olarak lanse ediliyor. Gectigimiz günlerde Profesyonel sözlesme de imzaladi Köln ile.. Seneye birinci Ligde görecegiz ve ne oldugunu merak ettigim önemli genc yeteneklerden..

Her mevkinin klas adami olabilecek düzeyde bir yetenek diyor onunla beraber iki bucuk yildir calisan Köln altyapi sorumlusu Manfred Schadt.. öyle ki defansif orta saha olarak baslamis kariyerine.. 1.90 boyuyla inanilmaz goller atarak orta sahanin ofansina yerlesmis. inanilmaz bir yetenegin yani sira azmi de en az yetenegi kadar öne cikiyor Schadt'in yorumuna göre.. Ve bu yüzden harcanmasi ya da yanlis yola girmesi pek de olasi degil..

Köln tarafinda oturan baska bir arkadasa göre söyledir:

"Adil Chihi ile kiyasa sokabilirsiniz. Bugün Köln takiminin yildizi olan Chihi'den daha cok göze batiyordu beraber oynadiklari zaman.. "

19 macta 14 golü orta saha olarak atmak, nerede olduguna bakilmaksizin dikkat cekicidir. Daum onu "yetenek" olarak belek kampina götürmüstü, pesinde Leverkusen basta olmak üzere onlarca klup vardi. Fortuna Kölnden gelmedir ve soylenildine göre o bir Köln fanatigidir.. Bu yüzden olsa gerek teklifleri simdilik degerlendirmeyip takiminda kaldi.

1.90 boy ve Orta Saha, golcü.. Kafasi da var. Ballack gibi bir sey hayal ediyor insan ve daha da önemlisi eger milli takim yetkilileri uyumazsa "türkiye milli takiminda" böyle bir futbolcu görmek ilginc olacaktir...

10 Haziran 2008

Yunanistan-Isvec: 0-2


Benim icin Romanya-Fransa maci dahil su ana kadar izledigim en SIKICI mac olmustur Yunanistan-Isvec maci. En azindan aranan takim Yunanistan.. Türkiye son macta en kötü performans sergileyen takim olmaktan kurtulmustur. inancim odur ki hem Ispanya ve ayni zamanda Rusya bu iki takimi da yenip bir üst tura cikacaktir. Bu kadar kötü, rezil bir performans gösteren iki takimi ayni anda seyretmeyeli uzun zaman olmustu dogrusu.. Maca gelirsek:

Yunanistanin taktigi belli. Ona gelmeden önce kadro secimi konusunda bir iki kelam etmek isterim. Amanitidis, Bundesligada bu sezon cok iyi bir performans göstermistir. Keza Markus Rosenberg de. Regagel, tartisilacak bir adam degil. Amma velakin karistiyasi elemelerde adam gibi oynatmamis, Bremende Schaaf'in elinden ciktiktan sonra hemen hicbir takimda dikis tutturamamis.. Neden Kadroda.. ? Üstelik Gekas'in ardinda.. ilginc geldi. Bunun disinda oyun kurucu ve 10 numara olarak sahada gezinen Karagounis'in berabat performansi kötü futboldaki önemli etkenlerdendi. Yunanistanda iyi oynayan tek oyuncu belki de bir dönem Galatasaraya gelecek denilen Basinas idi. Iyi bir ön libero.. Baska acidan Frankfurt'un Kyrgiagos'u inanilmaz caba harcadi. Elbette bonservisi elinde ve transfer olmak istemesi, Frankfurtu birakacak olmasi da bunda etkendi. Sürekli stoper arayanlara duyurulur, iyi bir oyuncudur.

Yunanistani bir nevi anlayabiliyoruz.. Böyle bir takimdan futbol beklentimiz yok, peki Isvec ? bir on yil ben bu iki takimi bir daha görmek istemiyorum, öyle igrenc bir mac cikardilar. Ibrahimovic seyredilmeye deger tek isimdi ve sükür ki seyredeger bir gol atti..

Bu macin cok önemli bir ani vardir.. Söyledir ki ilk yarinin ortalarinda bir zaman dilimi.. Isvecliler geriye cekilmis ve Yunanlilara baski da yapmiyor, oyun kurmasi icin dört tane yunan defansi birbirlerine topu atiyorlar.. Ne isvec "dur biraz basayim" gibi cabasi var, ne de yunanistanin saldirmak icin en ufak bir plani..

Daha fazla yazip hali hazirda ziyan ettigim vaktimi daha da uzatmak istemiyorum. Rezil bir mac, Rezil iki takim. Sükür ki bitti.

Her iki takimin da bir daha galibiyet yüzü görecegini sanmiyorum.

Ispanya-Rusya: 4-1



1- O Olsaysi bu olsaydi ile peynir gemisi yürümez fakat Rusya takiminin en önemli ve tek yildizi Arshavin cezali olmasa ya da golcüleri sakat olmayip sahada olsa kesinlikle Rusya'nin kazanacagina bahse girebilecegim macti.

2- ispanya, daha önceden de belirttigimiz üzere güclü orta sahasiyla fark yaratti. Yerden ve etkili paslarla rakibi pas manyagina cevirdi. öyle ki arka arkaya yanlis pas olmadan kac tane pas yaptilar kimi zaman saymaya dahi giristim. Bu önemli ve etkili bir faktördür galibiyette.

3- Hollanda'nin aksine arkada tek bir defansif orta birakip ileride iki forvet -belirtmek gerekir ki digerlerinin aksine birbirleri ile son derece uyumlu- ile oynayarak gollü macin önünü actilar.

4- Pamuk ipligine bagli sekilde galip geldi. Su mactan 4-1 Rusya da galip gelebilirdi. Oturmus takim karsisinda -örnek Almanya,Fransa- ispanyanin bu defansi ile hic sansi olmadiginin üzerinden bir daha geceyim. O nasil defans ve kac tane pozisyon verdiler rakibe ?

5- Xavi üst düzey bir oyuncdur, yanina kimse yaklasamaz oyun kurma ve isabetli pas orani konusunda.

6- Torres, yildiz oyuncu olmasinin üzerinen bindirdigi tüm yükü kaldirabilen enfes bir oyuncudur.

7- Koca Rusya da baska golcü kalmadi mi ki sahaya bunlarla cikiyor Hiddink ? bir daha belirtmekte de yarar, forvet sorunu var ve bu da macin sonucuna etki eden cok önemli bir faktördür. 16. ve 19 dakikalarda iki takim da yüzde yüzlük denilecek pozisyon yakaladilar, atan costu, atamayan fark yedi.. O ana kadar üstün oynayan ya da daha cok pozisyonu olan Rusya takimi idi.

8- Seyri cok güzel bir mac seyrettim kendi adima. Bilincli oyun her bakimdan sahada kendisini hissettirdi. Bu da ayaga oynayabilen muhtesem orta sahalardan kaynakli bir durum idi. Özellikle bizzat Türkiyenin bu konuda cok ciddi sikintisi oldugunu düsünürsek..

9- Son gol bariz ofsaytti, Fabreagas'in golü.

10- Akli olan Fabreagas ile baslar obir dahaki maca.

Not: zamanla maddeler cogalabilir..

Kesinlesmis Büyük Transferler #1



Luka Modric..

21 Milyon Euro'ya zagrep klubunden Tottenham'a transfer olmustur. Diyecegim odur ki sanilanin aksine bu fiyata deger bir oyuncudur. En azindan oynayamama ihtimali digerlerine göre cok azdir. genc yasinda sahip oldugu tecrübe, olgunluk ve mücadeleci yapisiyla cok insanin üzerinde durdugu gibi Tottenham'i önündeki dört büyük rakibinin önüne gecebilecek potansiyele ulastiracaktir, bunu tottenham basaramazsa baska bir klup basaramayacaktir zaten..




Jose Bosingwa..

20 milyon Euro
karsiligi Porto takimindan Chelsea'ye transfer olmustur. Sag bek kolay bulunan bir mevki degil, bu bölgenin iyisi bu parayi eder mi ? Ben vermezdim, Chelsea veriyor..




Mathieu Flamini..

Arsenalden bedelsiz olarak Milan klubune dogru giden orta saha.. 4 yillik bir anlasma saglanmis ve yilligi 5.6 milyon Euro. Bu da gitmesine neden olan paradir. Gattuso ile sorunlari vardi, bir ara bundesligaya dogru dahi geliyordu Flamini transferinden sonra.. Velakin güzel bir oyuncu, bedelsiz geldigi düsünürse Roberto Carlos ile ayni parayi alacak.. Akilli bir transfer hamlesidir. Insanoglu captan düsmeye görsün sonuna kadar calistiriyorlar varolan akillarini.. Milan düzelecektir yine..





Samir Nasri..

Marsilyadan Wenger'e dogru uzanan bir yol. 15 milyon Euro. Bosingwa 20 milyon Euro, Nasri 15 milyon euro. Bence hakkini vermistir Arsenal klubu. Hleb de Bayern Munih ile anlasti anlasacak durumda oldugunu düsünürsek seneye yeri de garanti olangillerden.. Dünya capinda yildiz olabilecek yetenek var bu cocukta. Ama iste yetenekten ziyade nasil calistigi ve yasama bakisi önemli rol oynuyor dünyanin geri kalanina dogru acilan pencerede..





Omar Bravo..

Deportivo La Coruna Meksikanin Chivas de Guadalajara klubunden bedavaya aldigi oyuncudur. 1980 dogumlu. 2007 clausura gol krali. 258 macta 101 gol atmis takiminda. Ofans anlaminda her bölgede oynar.. "Akilli" transfer hamlesidir.. 2011 yilina kadar kontrati vardir Deportivo ile.




Edmilson.

Lyondan taniyoruz daha cok 31 yasindaki defans oyuncusunu.. Villarreal bonservisi elinde bedavaya kapip iki yillik sözlesme yapti. Is yapacaktir kesinlikle..





Tomas Ujfalusi Cek defans oyuncusu yeni bir ligde oynamak istedigini söyledi ve Fiorentinadan Atletico Madrid'e gecis yapti. Bonservisi elinde geldi ve 3 yillik sözlesmeye imza atti 30 yasindaki oyuncu..




Seydou Keita

Bu Keitalar bitmek bilmiyor bir türlü. Malili futbolcu 14 milyon euro karsiligi Sevilladan Barcelonaya gecis yapti. farkli bir oyun sistemi oynayacak olmanin en önemli göstergesidir bu transfer.. 27 yasindaki oyuncu barca ile dört yillik bir sözlesme imzaladi.




Gerard Pique

Evine dört yilin sonunda döndü.. 21 yasindaki defans oyuncusu icin Manchester United'a verilecek olan para 5 milyon euro. 4 yillik bir sözlesmeye imzasini atti. her bakimdan deger bu paraya o cok baska..



Olof Mellberg..

Isvecli 30 yasindaki oyuncu bonservisi elinde Aston Villa'dan Juventus'a gecis yapti. Akilli bir transferdir bu. Begendigim bir oyuncudur, defansin her bölgesinde oynar, ara ara disina da kayiyordu. Isvec takiminin hemen hemen son oynadigi bütün buyuk organizasyonlarinda kendisini göstermistir.. Kaptandi sanirim yanlis hatirlamiyorsam.



Alberto Gilardino..

26 yasindaki oyuncu icin Fiorentinanin milana ödedigi para 14 milyon euro. velakin ilginctir kendisinin aldigi yillik para 1,65 milyon Euro. Cassano gibi.. Fiziken hic futbolcuyu andirmayan yapilarina inat teknik ve yetenek ile donanmis olmasina ragmen ilk geldigi günden itibaren milanda siritan bir yapisi vardi.. O gün bugündür isinamadi takima gibi dururdu hep.. Milana gelmeden önceki sezon parmada muhtesem bir performans göstermisti, bazilari oldugu yerde kalmali derim ben.




Amauri..

15.3 milyon euro arti Antonio Nocerino ile beraber -toplamda 22 milyon euro ediyor- Bonservis ile Juventusun yolunu tutmustur.. Palermoya gereken verilmistir diye düsünüyorum. Güzel transfer..




Gianluca Zambrotta

Milan'a dönmüs.. Barca 8 milyon euro bonservis bedeli aldi, bu da Zambrotta'nin Milanda iki yil icerisinde alacagi toplam para. Yani yilda dört milyon euro alacaktir ve dört yillik bir kontrat imzalamis. Iyi oyuncudur Zambrotta da dört yil daha bu sekilde oynayabilir mi ?




Marco Boriello

Gecen Sezon Serie A'da 19 gol 8 asist ile oynadi. Transfer haklari Genova ve Milan takimindaydi. Simdi Milan 7.5 milyon Euro para arti Davide Di Gennaro'nun transfer haklarini devrediyor.. toplamini siz yapin artik.



Emre Belözoglu

Newcastle United'dan Fenerbahce'ye transfer olarak her iki takimin taraftarlarini ikiye bölmüs oyuncu Fenerbahcede uc yillik bir anlasma yapmistir. En azindan Avrupanin "top" transferlerinden birisini gerceklestirmistir Fenerbahce bana göre.. Oyuncunun kalitesi ise hangi takimda olduguna ve kime transfer ettigine göre degiskenlik gösterir.. Süper oyuncu da olabilir sürekli sakatlanan ise yaramaz olarak da addedilebilir, belli degil. En azindan oyuncuya bagli degildir.




Yoann Gourcuff

Kendisinden ümit kesilmemistir ve simdilik daha cok oynamasi adina Bordeaux'a kiralanmistir.




Giovani Dos Santos

Barca'nin gelecek vaad eden en önemli iki oyuncudan birisiydi.. Tottenham Hotspur'a satildi. Simdi alti milyon euro ilk etapda barcanin aldigi para. Akabinde belirli bir mac sayisina ulastigi vakit bi bes milyon daha alacak. Sonrasinda ilk iki yil icerisinde transfer olursa eger yüzde yirmisi yine barcanin, yok iki yildan uzun bir süre sonra transfer olursa bu sefer yüzde 10 transfer hakki var barcanin. Simdi toplamda barca Santos'un kacta kacini Tottenham'a vermistir? Transfer degil matematik sorusu anasini satayim.. Ingiltere iyi isler yapacaktir ve Tottenham bu sezon da parlayacaktir ama cok önemli bir sorunu var ki: Istikrar..




Daniel Alves

30 milyon euro ödedi Barca muhtesem kanat Daniel Alves'e ki bu rakam duruma göre 36'ya da cikabilir. 4 yillik bir sözlesme imzaladi. Sunu soyleyeyim sadece Sevilla bu brezilya-ispanya karisimi futbolcuyu zamaninda 1 milyon euro'ya almistir Esporte Clube Vittoria'dan.. Barcanin degil Sevillanin transferi akillicadir..




Marco Amelia

Livorno'nun düsen Livornonun yedi milyon euro para kazandigi kalecisi.. Italya milli takiminin ikinci kalecisi artik Palermoda. 26 yasinda ve 2012 yilina kadar kontrat imzaladi..




Martín Caceres..


Barca'ya 16.5 milyon euroya transfer oldu Recreativo Huelva'da kiralik idi 1987 dogumlu urugayli defans oyuncusu. 900 bin euro'ya transfer etmisti Villarreal bu oyuncuyu..




Ruben de La Red..

Getafe'nin yildizi parlattigi Madridli oyuncu. Madrid geri satin alma opsiyonunu kullandi ve 4.7 milyon Euro'ya yuvaya döndürdü 1985 dogumlu ispanyol milli oyuncuyu..






Johnny Heitinga

Cm oynayan insanlarin hemen tanidigi isim. Ajax dan Atletico Madrid'e yaklasik 10 milyon euro bonservis ile yol aldi.. bes yillik bir kontrata imza atti 1983 dogumlu oyuncu.



Felipe Melo..

Brezilyali Fiorentina'ya 13 milyon Euro bonservis bedeli karsiligi transfer oldu Almeria'dan.. 4 yillik bir anlasma da ne olur ne olmazindan..


Bundesliga transferleri var.. Hleb ve Farfan gibi iki önemli ve sevdigim oyuncular buraya dogru yol almaktalar..