10 Kasım 2009
Robert Enke'nin..
Lahm Sorgu Odasinda.!




Simdi ona belki de klubün en yüksek para cezasini verecekler lakin basta Franz Beckenbauer olmak üzere pek cogu bir yaniyla kabul edilebilir davranis oldugunu belirterek destek verdi. Elbette etik acidan cok hos degil ki Lattek Lahm'a kesinlikle hak verir iken sadece zamanlama acisindan affedilmez oldugunun altini cizdi.. Baska acidan bunu Kahn ya da Effenberg yapsa bilirler ki böyle oyuncular zaman zaman sinir harbi icerisinde her seyi söyleyebilirler, hata yapabilirler.. Lakin Bayernin alt yapisindan yetismis ve son derece zeki olan Lahm her seyi bilerek ve haliyle bazi seyleri göze alarak son derece "bilicli" bir sekilde bu söylemleri dile getirmistir. Sakadan özürünü de dilemistir.. Elbette tüm bunlari yapabilmeniz icin Lahm kadar degerli ve ayni zamanda sorunsuz bir oyuncu olmaniz gerekiyor, Van Bommel bu cikisi yapsaydi birinci Kaptan olarak bugün bileti kesilmisti coktan..
Bu söylemlerini pek tabi baskana, Hoeness'e gidip de söyleyebilirdi. Sizce etkisi nasil olurdu ? Peki simdi bu görüsleri nasil tartisiliyor ? Lahm dogrusunu yapmistir bu acidan.. Eger söylediklerinin dogru oldugunu düsünüyorsa klubu icin de en hayirlisi olmustur.. Rummennige'cim bizim belirgin bir oyun felsefesimiz/kimligimiz yok dese laf arasinda tabi yavrucugum ama söyle söyle ama bak der konu kapanir giderdi oysa simdi her zaman hatirlanilacak dogrular tarihin icerisine postlanmistir.. Ihtiyaci olan oradan cekip alacaktir aylar-yillar sonra dahi..
an: 04:57 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Bundesliga, Haber
Mesut Özil'in Oyun Zekasi.!
Sunu söyleyeyim ben.. Su an icin Almanyanin bana göre en durdurulamaz oyuncusu Mesut Özil'dir. Seyretmekten keyif aldigim en özel oyuncularin basinda gelir ayni zamanda. Premiere Lige cok uygun futbol karakteri vardir ve yakinda da (razi gelmesek de ayriliga)orada olacaktir diye dusunuyorum. Video'nun icerigine gecmeden önce gecen verdigi röportajin iceriginden bahsedelim. Diyor ki benim en cok sevdigim oyun Satranc. Hocamiz vardi ve hep oynardik geyigi bir yana futbola olan yansimasindan da bahsediyor.. Önümde oynayan oyuncunun iki hamle sonrasini düsünebiliyorum ve burada Satranc oynamamin payi yadsinamaz. Kahn özelliklerini saydiktan sonra oyun zekasina yönelik güzelleme yapar iken spiker yasini dile getirip kaninda mi var ki diye devam ediyor.. Kahn, egitilebilir oldugundan bahsedeiyor ki bence egitim ancak cok kucuk yaslarda aha böyle satranc filan oynamakla mümkündür.. Belirli bir yastan sonra mümkün degildir.. Mesut futbolu icgüdüsel olarak icerisinde tasiyor.. Teknigi, driplingleri velhasil yeteneginin yaninda konu edilen oyun zekasi..
Kahn'in oklarla ekranda anlattigi ise Schweinsteiger'in pasi sirasinda Özil'in iki hamle sonrasini dusunup o pasi Schweini'den almak icin hamle yapmamasi ve bunun yerine Klose'nin alip iceriye oynayacagini düsünerek o kosuyu gerceklestirip golü atmasidir..
Burada pasif rolde iken nasil düsündügünün alti cizilmis lakin ben daha cok verdigi o müthis paslari da göstermek isterdim.. Almanyanin umudu oldunuz, bu baski sizi korkutmuyor mu sorusuna daha cok seviniyorum diye cevap verir iken son derece samimidir zira o aslinda herkesin bir sey yapamadigi zamanlarin kralidir. Her türlü kiliti acabilecek bir ayaga ve bundan da önemlisi oyun zekasina sahiptir.. Suradaki gecen hafta attigi golü de lütfen izleyin derim....
an: 03:08 5 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Bundesliga
Galatasaray'in Orta Üclüsü.!

Ayhan Akman
Tobias Linderoth
Baris Özbek
Mehmet Topal
Mustafa Sarp
Arda Turan
Elano Blumer
Galatasaray'in bu yeni olusumunda en cok tartisilan konu bu yedi oyuncudan hangi ücünün oynamasi gerektigi ve bunlarin nasil ve ne sekilde bir performans gösterdigidir. Takimin ileri ucunun performansi herkesi tatmin eder durumda iken buna mukabil orta saha üzerine yapilan tartismalar bitmek bilmedi ve ayni zamanda defans konusundaki sikintilarin da bire bir nedeni olarak gösteriliyor. Öyle ki takim iki-üc mactir cok az pozisyon verir iken bunun nedeni defans oyuncularinin iyi performansindan ziyade degisen orta saha oyunculari olarak gösteriliyor(kismen dogrudur da). Bu orta üclü ayni zamanda sistem tartismalarinin da merkezinde yer aliyor.
Ben sistem konusunda iki kelime daha edeyim ve sanirim bu konuda hemen herkesten farkli düsündügümü de söylemeliyim. Rijkaard bana göre sezon basindan beri belirgin bir sistemi oturtmaya calisiyor. Sistem adi altinda tartisilan tam olarak nedir onu ben cok iyi cözemedim. Bana göre sistemi belirleyen dizilimden ziyade daha cok takimin hucum/defans konusunda izledigi stratejidir. Gücün esit bir sekilde dagildigi, herkesin oyunun her yönüne katilim gösterdigi oyun felsefesidir. Dizilim bu felsefeye en uygun olan konumlanistir. Dizilimin temelinde de oyuncularin her birine esit sekilde her görev paylasimi yapabilmesi icin imkan tanimasi yatmaktadir ve bu yüzden kabaca 4-3-3 düzeninde oynuyorlar.. Zira bu her futbolcunun her alanda aktif olabilmesinin en kolay yoludur. Nasil gole gittigi ve golü nasil önledigi üzerine yogunlasiyoruz..
Bu düzen sezon basindan beri cok fazla degismiyor ama saha ici görevleri giren ciken oyuncularin farkli farkli nitelikleri olan futbolcular oldugu vakit performans farkliliklariyla isler biraz degisiyor. Baris ya da Arda oynasa da belirgin görevi cok degismiyor ama kendisine verilen talimatlar bütünün bir kisimini digerlerinden daha iyi kotardiklari ölcüde farkliliklara yol aciyor. Ön ic oyuncusu olarak Arda ya da Elano oynadigi vakit savunma görevlerini nitelikleri acisindan Baris kadar iyi yapamiyor, digerleri de hucumu. Bu farklilik olsa da sistem ve görev dagilimi adina sene basindan beri degisen cok bir sey yoktur sadece daha iyi algilayabilme, daha iyi verilen görevi yerine getirme olabilir.. Derine inildiginde ise sadece Ayhan'in girip cikmasi aslinda varolan yapiyi mutlaka ki degistirecektir zira Ayhan benzeri aslinda takim icerisinde yoktur. Arda-Elano ya da Sarp-Topal degisikliklerinden her zaman farkli olacaktir. Bu denli degisimler, orta üclünün birbirlerinden farkli nitelikte oyuncular barindirmasi, toplamda varolan stratejiyi kökünden degistirmiyor. Arda ya da Elano oynadigi zaman toplar tek bir oyuncuya cikartilip on numara oynamiyor, aslinda sistem degismiyor ama oyuncularin kendilerine verilen görevi ne kadar kotardigi degisebiliyor. Aksakliklar cikiyor, sakatliklar, cezalilar ama Rijkaard bildigini uygulatmaktan vazgecmiyor.
Konuya dönersek mesele hangi orta üclü olmasi gerektigi kadar olmasi gereken orta saha profili de isin bir baska önemli ayrintisi.
Defansif orta saha görevi olan oyuncu bir tane olmalidir ve bundan baslayalim. Defansin oyun kurmasina yardimci oldugu gibi topu öndeki ikiliye dogru bir sekilde tasimali ve ayni zamanda önde kurulan her türlü ücgenin/topu ön bölgeye tasima eyleminin kiyisinda kösesinde de yer almalidir. Genelde bu bölgedeki aksiyonlarin pasif oyuncusudur. Baska acidan sistemin bir diger kilit oyuncusu konumundadir. Cokca zaman takim hucum ettigi vakit rakip oyuncularin hesap edemedigi bir denge-bozucu konumunda cok farkli görevleri vardir ki bunu sezon basindan beri Mustafa Sarp muhtesem bir sekilde basariyor.. Nasil ki Nonda gol atmak kadar oyun kurma konusunda da yardimci olup doksan dakikanin neredeyse üc te birlik bölümünü Galatasaray orta sahasinda geciriyorsa Sarp da ayni sekilde görev mevkisine zit yönde takim adina mücadele veriyor.. Sistemin güzelligini sahada yansitan iki adamin birbirleri ile olan iliskisi ve yakinligi önemlidir. Bu yüzden defansif orta saha tercihi Topal ya da Baris degil de Mustafa Sarp olmalidir. Zira süpürücülünün yani sira kücük takimdan henüz gelmis olmasinin verdigi bir ayrinti olarak verilen görevi harfiyen yerine getirme cabasi taktiksel acidan onu daha da önemli kiliyor sinirli yetenegine ragmen.. Buraya benim ikinci adayim gelisimini istenilen noktaya getiremezse Mehmet Topal ve akabinde de Baris Özbek olacaktir ..
Ortada yer alan bu üclünün bana göre en önemli özelligi birbirleri ve takim ile olan uyumudur. Baska acidan oyuncular mutlak suretle saha icerisinde gezgin bir anlayisi benimseyip hareketli olmak durumundadirlar. Topu uzun toplarla ileriye tasima ya da öndeki oyun kurucuya iletmenin disinda kademe kademe kendilerine yaklasan oyuncularla girilen varyasyonlar dogrultusunda öne dogru tasima eylemi söz konusu. Baris Özbek, Mehmet Topal ve Mustafa Sarp ile Ayhan Akman arasindaki en büyük fark budur. Diger üclü topa belki cok daha iyi basar, savunma yönleri kuvvetlidir ve yer yer ileriye dogru güzel paslar atabilirler lakin asli görevi topu diger tarafa tasima konusunda ancak yardimci eleman olabilirler. Saha disinda degil saha icerisinde lider özelligi olmalidir. Ben bu yüzden bu üclünün olmazsa olmazini düzgün bir performans sergiledigi takdirde Ayhan Akman olarak belirtiyorum. Eger bu takim iki defansif orta sahali 4-4-2 ya da Baklava modeli dedigimiz 10 Numarali 4-4-2 oynasaydi o zaman belki digerleri daha baskin cikabilirdi.
Takim pres yediginde her seyden önce sayica fazla olmalidir orta sahada. Iki bekin ve forvetin orta sahalasmasi bu konuda size yardimci olur iken bu ancak takimin boyu kisa oldugunda mümkün olabilir. Bu da sizin uzun toplarla oradan cikis yapmanizi engeller. Dolayisla alti kisinin iki lider esliginde boslugu hareketli/gezgin olmasiyla ancak yakalayabilir. Bu kaosa hükmedecek iki lider ön ic oyuncusu zorunludur.
Takim özellikle sezon basinda iki defansif orta saha ile yer aldi. Bu sistem icerisinde bir kusurdur. Özellikle burada yukarida bahsedildigi ölcüde lider eksikligi göze carpar iken bu kusur Sabri üzerinden ve Sabri liderliginde kendi acigini kapatti daha cok. Sistemin icerdigi bir aksiyon ya da secenek olsa da ön ic ikiliden birisinin eksik kalmasi sonucu biraz da zorunlu bir tercih oldu. Sabri bu sene sakin olmasinin ya da eskiden sik sik yaptigi deli fisek gibi öne firlamasiyla degil bu konumda taktiksel olarak kendisini gelistirebildigi icin bu kadar güzel oynamistir geride kalan maclari.. Mevzubahis konu hucum etmesi, sik sik ileriye cikmasi degil-ki bunu eskiden de yapardi- bunu yapar iken nasil bir yol izledigidir. Hakan Balta ile aralarindaki en büyük fark sanildigi gibi hucum potansiyeli degil insiyatif alabilecek karakter farkliliklaridir. O frikik öncesi topu Kewell ve Arda'ya ragmen vermemesi, ikinci kaptanligi kankasi Arda Turan'in birinci kaptanligina ragmen reddetmesi gibi cok önemli karakter degisiminin icerisinde sahaya futbol olarak da yansimasi vardir.. Iki lider ön ic oyuncusu gerekir ve fakat uzunca süre bu eksikti. Sabri, ileriye cikmasi degil o bölgenin lider oyuncusu olmasiyla sahsen benim takdirimi kazanmistir. Ataklarin tek basina gelisimini izlediginiz vakit sag bekten basliyor, defansif orta sahalarin yardimi ile ileriye ulasip keita ile kombinasyona giriyordu.. Performansindaki farklilik Sabrinin yetenegiyle degil mental acidan kendisini gelistirmesiyle ilintilidir ki bu saha icindeki tavirlarina kadar yansimistir. Ve ben bu seneki Sabri Sariogluna "helal" diyorum, helal..
Orta ön ikili ofansif yönü fazla olan ve bahsettigimiz üzere en önemli özelligi (saha ici) lider karakterli futbolcu olmasidir. Cekip cevirme isi bu ve ayni zamanda presi de kirabilme gücüdür. Kendi baslarina hareket edip topun hangi bölgeye aktarilmasi konusunda karar verip kendi bölgelerinde izlenilecek olan stratejiyi de saha icerisinde belirlemelidir. Topal bu konuma yavas yavas yaklasir iken misal Besiktas'in Fink'inin iyi oldugu alan aslinda buydu lakin henüz o konuma gelememis ya da o sekilde kullanilamiyor. Yetenek oldugu kadar taktik bilgisi de önemlidir. Mehmet Topal yavas yavas arttirdigi performans ile dogru pas oraninin arttirmasi bir yana insiyatif alabildigi ölcüde ancak buranin ikinci adayi olabilir. Elano keza defansif acidan yeterlilik gösterebildigi ölcüde yine bu bölgenin diger ikinci adayidir. Pozitif futbol adina Elano'dan yana umut tasiyoruz zira topa daha cok sahip oldugunuz vakit aslinda daha az atak yemis yani daha iyi savunma da yapmis oluyorsunuz bir bakima. Bu acidan oyunculari degerlendirir iken salt savunma ve hucum özelliklerinden ziyade takima ne kadar hucum veya savunma kazandiriklari göz önünde bulundurmalidir. Son dönemlerin Ayhan Akman'i kosmadigi icin degil kötü pas attigi icin cok fazla atak yenilmesine neden olmustur gibi.. 10 numara algisi gibi yüzeysel bakis acisiyla kandirikci bir yani vardir. Siz topa sahip oldugunuzda aslinda karsi taraf size yüklenemiyor ve bu bir takimin yapabilecegi en temiz savunmadir. On tane makalele olsaniz topa sahip oldugunuz kadar karsi tarafi etkisiz hale getiremezsiniz.
Elano'yu bu orta üclü icerisinde Arda ile kiyasa soktugunuz vakit aslinda Arda Turan'dan daha fazla artisi olan futbolcudur. Lakin bir liderlik özelliginden bahsediyoruz.. Bir tim kurma ve o timi yönetme becerisi cok önemli rol oynuyor. Elano ise tim kuracak ve daha onu yönetecek kadar takim icerisine girememistir, sik sik elleri havada bana top atin diye isyan ettigini görüyoruz sahada. Oysa o bölgede varolan cok aksiyon otamatige baglanmasi gerekir. Arda yer yer geriye gelip oyun kurmaya calistigi vakit pek cok orta saha oyuncusundan cok daha basarili olmasinin nedeni sadece yetenegi degil o bölgeye dahi liderlik edebilecek karizmaya, takim ici anlasilir olmasina baglidir. Elano'nun performans sorunu bu cok secenekli sistem icerisinde kendi timini kuramiyor, saha ici liderligini kabul ettiremiyor olusudur daha cok.. Cok sükür ki on numara pozisyonunda oynamiyor ve Lincoln gibi takim ici huzursuzlugun ciktisini bize pahaliya ödettirilmiyor.
Baris Özbek gibi sahsen oyun zekasi bana göre en düsük olan oyuncularin basina gelen bir futbolcu eger bu sistem icerisinde üc bölgeden öndeki ikilinin degismez oyuncusu olabiliyorsa bu tamamen teknik direktörün basarisi ve sistemin islerliginin bir baska göstergesi olacaktir lakin henüz bugün icin henüz böyle bir durumdan söz edemeyiz. Benim de Rijkaard'dan beklentim bireysel becerilerin disinda sablon ürünü goller ve Sabri gibi farklilasan oyuncularin fazlaligidir.. Sistem tam anlamiyla isledigi vakit takima sonradan giren her oyuncu bu bölgede ikinci secenek olacaktir cok derin yetenek farki olmadigi sürece.. Burada iste bu yaklasimlardan Rijkaard'in degerini ve basarisini ölcecegiz..
Arda Turan bu üclünün adaylari arasinda olsa da takimin diger on futbolcusundan ayri bir konumu var. Rijkaard onu Michels'in Cruyff'u gibi kullaniyor. Sarp gibi Arda Turan size karsi kolay bir sekilde taktiksel acilim sergilenememesinin her zaman nedeni olacaktir. Bu rolüyle takimin degismezi olmasi kacinilmazdir. Oyuncularin saha icerisinde sürekli birbirlerinin pozisyonunda oynayabilme becerisi nasil ki Özil'in de üzerinde durdugu gibi inanilmaz bir avantaj sagliyorsa Arda Turan'in da bu gezgin rolü rakip takimlarin sizin üzerinizde kolay cözüme ulasamamasinin bir nedeni olacaktir.
Ben anketleri cok sevmiyorum ve bu blogda da yer vermiyorum lakin bu bir ankettir. Yorum birakma zahmetine giren insanlar nedenlerini aciklamasalar dahi hangi üclünün en dogru secim oldugunu da kenara ilistirirlerse cok memnun olacagiz zira bu konu hakkinda herkesin görüsünü merak ediyorum. Su an varolan performanslara göre benim ideal üclüm sudur:
Mustafa Sarp- Ayhan Akman - Arda Turan.
an: 01:37 27 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Galatasaray
08 Kasım 2009
Diyarbakirspor - Galatasaray: 1-2

Yazilacak,cizilecek cok bir sey yok..
Galatasarayin sorunu ortadadir. Diyarbakirspor'un ilk onbes dakikada yaptigi presi cözecek bir taktiksel acilim henüz gelistiremedi.. Pres bu seviyede oldugu vakit bunu asacak bir orta üclü cikaramiyor.. Daha dogru ifadesi taktigi o seviyede uygulayabilecek konuma yükselemedi.. Bu orta sahada yanlarina gelen forvet, disforvet, bek ve defansif orta saha ile birlik olup topu ileri tasima eyleminde sorun yasiyor. Bireysel beceriksizlik, uyumsuzluk ve rakibin sizden yer yer fazla oyuncu ile orada savasmasi. Mesele de zaten bir sekilde rakipten her daim bir kisi fazla olabilmenin yollaridir.. Bu halledilirse zaten top daha cok sizde olur, yollar asilir ve daha az pozisyon yersiniz.. Yenilen golde misal Kewell'a kadar giden ücgen ariza aldi ve gol geldi. Bu orta üclü sistemin kilit noktasidir.. hucum ya da defans gücünüz biraz da buraya baglidir..
Zaman ,uyum önemlidir genelde.. Bakiniz Sabri-Arda uyumsuzlugu. Bu sene belki de ilk defa Galatasaray sol tarafi saga göre daha iyi bir sekilde kullandi. Arda'nin kendi bireysel becerisi ile gelen bir pozisyon olsa da gollerin her ikisi ve kombinasyonlar genelde sol tarafta basariliydi..
Takim Keita'yi ariyor, takim fazlasiyla Baros'u ariyor.. Ben ise Linderoth'un tam anlamiyla dönüsünü bekliyorum.
Ayhan'a istediginiz kadar kizin. Sabaha kadar küfredin ki o denli kötü bir performansi da vardir son maclarda lakin bu sistemin bu noktasinda oynayabilecek aslinda mevkisi itibariyle tek oyuncudur. En kötü performansinda dahi onunla daha kolay boslugu yakaliyor, cok daha hizli cikabiliyor.. Soldan saga gecirebiliyor ,dogru yerleri daha iyi seziyor.. Bir baska önemli nokta olmasi gereken hareketlilik, gezgin orta saha oyuncu profiline cok daha uygun.. Sizden alacak ve ileriye dogru kademe kademe tasiyacak..
Takimin bugün en iyisi Arda-Kewell idi lakin benim icin üc puan ne kadar güzelse o Sabri'nin girmeyen frikigi de o kadar hüzünlüydü.. Önemli bir üc puan ve cok da renkli olmayan bir mac idi..
Pazar gecesi, sabahin köründe kalkis, ruh halimiz inanirim ki pek cogumuzun berbat ve ben öyle yorgunum ki iki milyon yil yatarsam belki biraz dinlenmis olurum..
an: 21:20 8 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Galatasaray
Reneeee Adler.!

Söyle tarif edeyim.. Akliniza Loddar'i getirin.. tam zitti da bu adamdir iste.. Yetenekli ve güzel kaleci olmasi bir yana cok da güzel bir karakteri vardir. Her demecinin altina genelde ben imzami da atarim.. Gözündeki rahatsizlik nedeniyle milli takimdan affini istemis.. E hadi bakalim, gecmis oLsun..
an: 04:16 6 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Resimler
Loddar: Almanya kendisinden utanmalidir.!

"..ben eminim ki Franz Beckenbauer'in ardindan bu ülkenin ikinci en cok taninmis futbol simasiyim lakin bana yapilan bu muamele yüzünden almanya kendisinden utanmalidir.!
"Nürnberg ve Frankfurt ile anlasiyordum ama taraftarlar Bayerndeki gecmisimden dolayi beni istemediler.. Vizyonu genis ikinci bundesliga klubü bile calistirabilirim.."
"Ben her zaman dürüsttüm.. birileri kokain icti, Köln'ün basina gecti. Ben 4 kez evlendim ama birileri karisini aldatiyor, temiz kaliyor.."
allam yarebbim.. ay bana fenalik geldi..
an: 03:44 7 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Haber
Lahm Üzerinden Bayern Münih.!

Philip Lahm cok önemli bir mac öncesi Sueddeutsche Zeitung'a bir röportaj verdi. Hoeness'i de sinirlendiren isin etik kismini bir kenara birakiyorum yani en azindan cok önemli bir mac öncesi böyle sivri bir gündem olusturmak cok dogru degildi belki ve fakat benim burada Bayern analizi altinda söyleyecegim ne varsa inanin hepsini icerisine katmis ve cok cesur bir icerik sunmustur bizlere.. Bunu sadece Türkiye'de degil dünyada dahi cok az futbolcu yapar.. Cok saglam elestiriler, analizler var ki inanilmaz.. Buraya gelmeden önce biraz Lahm'a deginmek gerek..
Lahm'in futbolculuguna sanirim tek bir insanoglu olsun bu diyarlarda olumsuz bir sey söyleyemez. Cesareti de biraz buradan gelir.. Eksiklikleri muhakkak ki vardir lakin mevkisi itibari ile dünya capinda olan bir iki isimden biridir zaten.. Ki röportaja Barca'ya gitmeyip burada kaldiginiz icin pisman misiniz diye giris yapiliyor. O her ne kadar pisman degilim dese de verdigi her cevabin iceriginde örnek olarak aldigi klubun barca olmasindan dolayi ben biraz pismanlik sezmiyor degilim.
Lahm, karakter olarak benim burada sürekli isledigim eski model olarak adlandirilan lider oyuncu tipolojisinin bire bir zittidir. Milli takimda Oliver Bierhoff-Ballack kavgasinin altinda yatan aslinda onun fikirleridir. Kendisi abitur yapmis ve daha baska oyuncularin yine abitur yaptigindan dem vurup cocuk gibi mac icerisinde azarlanmamasi gerektigini ve o Ballack modeli liderligin de eskide kaldigini belirtiyordu. Bierhoff, biraz da bundan kuvvet alarak Ballack'in üzerine bu konu üzerinden gidip cok baska bir kavgaya sebep olmustur amma velakin Lahm cesurdur, bildigini bir sekilde söyler.. Bugün itibariyle yayimlanan röportajin icerigini bugüne kadar hicbir bayernlinin cesaret edip söylebildigini sanmiyorum.. Bayern klubününe yapilmis en agir elestirilerden birisidir.. Gecmiste Klinsmann icin taktik bilmiyor, oynatmaya calistigi taktigi ben algilayamiyorum da demisligi mevcuttur. Bugün pek cok otorite bunu tekrarliyor.. Vaktim olsa bire bir cevirecektim lakin özet gecmek de yetecektir.. Ne demistir Lahm ? Bana Bayern analizi yaptirmayacak ölcüde her seyi söylemistir.. Saglam elestiriler geliyor bu adamdan.. Ve fakat bu asagida özeti gecilecek röportaj sonrasi Hoeness puan kaybinin da verdigi kizginlikla acik bir sekilde tehtit de etmistir
"sundan kesinlikle emin olabilirsiniz ki o bu röportaji verdigine pisman olacaktir.."
Lahm, Bayern'in en basta transfer politikasini elestirmistir. Tüm elestirileri boyunca Barca,Man U ve Chelsea gibi klupleri örnek gösterip orada var ama biz de yok diye dile getirmistir eksiklikleri. Her seyin basinda bu kluplerin bayernin aksine kendilerine ait belirgin bir futbol felsefesi ve kimligi oldugundan ve transferin bu felsefe dogrultusunda yapildigindan dem vuruyor.. Bayern Munih'in bir futbol felsefesi, futbol kimligi olmadigindan ve bu nedenle sadece bir oyuncuyu iyi bir oyuncu oldugu icin transfer etme yanlisligina düstügünü dile getirmistir. Biz Mario Gomez'i aldik ve haliyle sezon öncesi 4-4-2 hazirligi yaptik.. Bütün yaz bunu calistik.. Ayni zamanda bu sistem geregi ikinci bir defansif orta saha(timoschuk) daha aldik.. Lakin ardindan cok iyi bir oyuncu olan Arjen Robben'in transferiyle 4-3-3 oynamaya karar verdik.. Defansif orta saha ve merkez forvet sayisi bire düsünce sorun her bakimdan büyüdü. Biz Arjen Robben'i cok iyi bir oyuncu oldugu icin aliyoruz olmasi gerektigi gibi sistemimize uygun hedef futbolcu oldugu icin degil. Bir oyuncu sadece iyi bir oyuncu oldugu icin transfer edilmemelidir. Bu cok büyük bir yanlistir.!
Büyük takim olarak bir futbol felsefesi ve kimligine ihtiyaciniz vardir. Barca 4-3-3 oynar, teknik adamlari da o yöne dogru kosullandirirlar, transferleri bu sistem geregi ihtiyaca göre yaparlar. Kim olursa olsun orada 4-4-2 oynatamaz mesela.. Oysa biz sisteme göre futbolcu degil, futbolcuya göre sistem belirliyoruz..
Kiyaslandigimiz büyük kluplerin ortalama 8 farkli mevkide birinci sinif oyunculari mevcut iken biz de ise bu sayi cok cok az. Baska acidan rekabet bize her zaman fayda getirmiyor. Barca isteseydi Ibrahimovic transferine ragmen Ettoo kalirdi belki ama bu onlar da biliyor ki yarardan cok zarar getirirdi. (Gomez,Klose,Toni )
Öne dogru oynamadigimizi söylüyorlar ki haklilar. Lakin bu takimda 4-3-3 ün istedigi orta saha oyuncusu yok. Takimin temel problemi bana göre orta sahadadir. Saha icerisinde gezgin bir anlayis ile defans ile ofans arasina köprü olacak nitelikte futbolcu yok. Basa dönüyoruz, önce sistem ve futbol kimligi daha sonra sisteme göre hedef futbolcu secimi olmasi gerekir. Bu yüzden oyuncularin da bu konuda sucu yoktur.. Klubün transfer politikasi ve kendine ait bir felsefesi olmamasidir aslen sorun..
Lahm öyle takik bir sekilde takimin futbol kimligine egiliyor ki ona göre takim gelen teknik adama sistem konusunda diretecektir. Biz 4-4-2 oynuyoruz ve buna göre transfer yapiyoruz ve sen buna göre takimi oynatacaksin gibi.. Barca'da hicbir zaman 4-4-2'nin oynanmayacagini, bir futbol felsefesine sahip olduklarindan ve bunun benzerinin Bayern de olmasi icin calismalar yapilmasi gerektiginden bahseder iken bu yapilanma asamasinda Van Gaal'in da cok uygun bir secenek olduguna dikkati cekiyor.. Daha da sunlari söylüyor Van Gaal icin..
Van Gaal benim gördügüm belki de taktik konusunda en yetkin antrenördür ve bu yüzden sistem insasi adina cok güzel bir secenektir. Klinsmann döneminde dahi olmayan mac sonrasi mac analizleri ve daha baska yeni metotlar söz konusu. En azindan bugün bizim de algilayabildigimiz bir "taktik" kavramindan bahsedebilyioruz diyerek Klinsmann'a yönelttigi elestirileri gizliden bir daha tekrarliyor.. Futbolcular olarak sahada o an keyfimize göre hareket ettigimiz zaman mac sonrasi tüm takimin bizi elestirebilecegi korkusu var artik.. Bu bizi aslinda daha disiplinli yapiyor. Disipline cok fazla önem veriyor ve onun göründügü kadar korku duymanizi gerektirecek bir karakteri yoktur diye de ekliyor. Hala farkli taktikler, dizilimler söz konusu ve bu da teknik adamin arayis icerisinde oldugunu gösteriyor ama bir daha belirtmek gerekir ki sistem insasi konusunda önemli bir isim ve taktiksel yetkinligi üst düzeyde.
Bunlarin disinda Hoeness'in baskanliga oturacagi icin menajerlik konusunda kendisini geri cekmesi diger etkendir. Sadece baskanlik degil Rummennige ile beraber isin ekonomi kismi ile ilgileniyorlar ki Audi ile yaptigi 100 ve hatta Bild'e göre toplamda 200 milyon euro gelir getirecek anlasmadan da bunu görebilirsiniz.. Yerine gececegi söylenilen Nerlinger'in yapmasi gerekenin takima bir futbol felsefesi kazandirmasi gerektiginin üzerinde durarak Bayernin transferlerinden sistemsizligine degin saglam elestirileri siralamistir..
Bunun üzerine bayern icin bir kac cümle de biz kuralim. Takimin yaptigi cok önemli iki transfer bütün dengeleri sarsmistir. Aslinda her sey öyle bir gelisti ki sanirim baska türlü olamazdi. Van Gaal, Alkmaar öncesi pek cok hollandali gibi sisteminde direten ve asla vazgecmeyen bir antrenör idi. Alkmaar'da 4-4-2 ile tanisti ve bir gecis sagladi. Artik her ikisini de oynatabilirdi yeni takiminda.. Öyle oldu ki iki önemli transfer onun icin önemli olmus olan iki sistemi de zorunlu kildi. Eldeki Toni'nin varliginin yaninda bir de Gomez eklenince 4-4-2 derken Ribery ile bulusturulan Robben ise 4-3-3.. Van Gaal ne yapsin ? Yanlis da olsa bir konuda direten teknik adam anlayisini terk etmesi onu aslinda zora sokan, bu kötü günlerin bir baska nedenidir..
Baska acidan asiri disiplin ve tipik hollanda teknik adam modelinin sart kostugu sey basaridir. Galatasaraydan dahi bunu görebilirsiniz. Arda'yi oyundan cikarma eylemi eger basarili sonuc aliyorsa teknik adam artisi olarak yer eder iken ola ki basarisiz sonucta basarisizligin kaynagi, teknik adamin yanlisligi olarak yer alir basinda.. Daha da önemlisi böyle yildiz oyunculari yedek birakmak zorunda kaliyor iken basarisizlik bu oyunculara cok fazla güc verir, onlarin daha fazla calismasini alikoyar sürekli yedek kalmalarinin kendilerine olan güvenlerini yitirmesini saglayacagi gibi.. Toni'yi Schalke ve önceki maclarda gördüm ,inanamadim.. Cocuk gibi, kaybedenlerin simgesi olmus.. Öyle kendine güvensiz, savruk.. Toplamda Van Gaal'i biraz olsun etkisizlestiren sportif basarisizlik sonrasi oyuncular ile farkli sekilde carpismasi, kararlarinin tartismaya acilmasidir. Oysa bugün grup birincisi olup ligde lider olsaydi herkes ve her sey cok baska olacakti. Her seye ragmen en büyük elestiri futbolcularin özgüvenlerinin yitirilmesine neden olacak olaylarin yasanmasidir.. Bu büyük bir eksidir onun hanesine yazilan..
Son olarak Almanyada basarili olmus Hollandali teknik adam yok denecek kadar azdir ki bunlarin arasinda diktatör kelimesinin bile cok naif kaldigi, dönem itibari ile en fazla parayi almis yüzyilin teknik adami Rinus Michels dahildir. Dick Advacoat, onca maddi imkanina ragmen Gladbach ile 15. iken kovuldu ama arkasindan Zenit ile UEFA kupasini kaldirdi.. Michels Köln takimindan kovulur iken 88 Avrupa Sampiyonasinda Hollanda ile kupayi kaldirdi... Yine geldi yine basaramadi.. Stevens bir istisnadir ki bunlarin arasina ben Martin Jol'u da eklemek isterdim eger burada yasamini devam ettirseydi.. Van Gaal basaracak midir ? Isi cok cok zor.. Yalniz Lahm'in da üzerinde durdugu gibi Bayernin dahi teknik adam ve sistem konusunda sabira/sisteme ihtiyaci vardir oysa bizim ? Koy iki forvet, B Plani yarat, salla gitsin mnkym..
an: 02:13 11 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Bundesliga
Thomas Doll Röportaji.!

Spor Servisi programinin editörü Onur Erdem'in NTV Spor adina Persembe aksami gerceklestirdigi ve bizim de icerisinde az biraz tuzumuzun oldugu Thomas Doll Röportajini postlayacaktik. Lakin gerek kalmadi zira röportajin tamamini suradan yani ntvspor.net'den okuyabilirsiniz.. Videosu ise suradadir.. Akabinde buranin okurlari az cok hangi sorularin iceriginde bizim tuzumuzun bulundugunu kesinlikle dogru bir sekilde tahmin edecektir. Simdilik siz okuyun ve ben ilerleyen zaman icerisinde bir Doll postu yazar iken buraya tekrardan gelecegim.. Bir kez daha basit gibi görünen bir röportaj isine harcadigi emege bizzat sahit olmus bir insan olarak Onur Erdem'e tesekürler, Mehmet Demirkol'a da saygilar.. Yok geyik yapmiyorum adam her program bu isin mutfaginda olup cok fazla emek harcayan isimleri sik sik dile getiriyor, ondan dolayi biraz bu isme asinaliginiz vardir gibi.. Ileride Doll postunda bir daha su noktaya gelecegimizi belirterek bir baska Röportaja gecelim zira Lahm yakti gemileri(super bir röportaj verdi), az sonra diyoruz..
an: 00:48 17 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Haber
07 Kasım 2009
Urs Meier.!

2004'de Portekiz karsisinda iptal edilen gol sonrasi Meier, ingilizlerin düsmanligini kazanmisti. O nefretin en güzel belirgin ifadesi buradadir..
an: 15:24 2 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Resimler
1984: Yok böyle bir mac.!

Loddar postunda Mattheaus'un kacirdigi penaltiyi konu etmistik 1984 DFB kupasi final macinda.. Lakin bu kupanin aslen önemli ve unutulmaz maci yari finalde oynanilan Schalke-Bayern karsilasmasidir. Sanirim Almanya icerisinde oynanilmis maclar arasinda daha heyecanlisini bulmak cok zordur.. Spiker yayin esnasinda tam üc kez "tamam kupa su takima gitti" dese de ücünde de yanilmistir.. Macin yildizi tartismasiz mactan bir gün önce 18 yasina basan bidik Olaf Thon'dur.. Öyle ki teknik adam Lattek mac sonrasi yaptigi basin toplantisinda bu yeni yetme on numaraya hemen bugün 10 milyon marki sayabilecegini söylemistir.. O gün olmasa da bu mactan 4 yil sonra Thon biraz da ucuza 4 milyon mark karsiligi Bayern'e transfer olacaktir lakin onu bir kac gün sonra milli takima sectirecek ve Alman medyasiyla tanistiran hayatinin maci ise bu mevzubahis müthis mac olacaktir. Mac Schalke ve Bayern Münih arasinda oynaniyor lakin durum bugünkünden cok cok farkliydi. Her seyden önce Schalke o dönem bir ikinci lig takimidir.. Rudi Assauer'in biraz da Hoeness gibi digerlerinden farkli bir sportif direktör olarak anilmasinin nedeni takimi buradan alip UEFA kupasini alacak seviyeye getirmesidir..
Bayern ise birakin ikinci lig takimlarini birinci Bundesliganin büyükleriyle dahi arasinda kalite farki cok fazla olandir. Iki tane Rummenige, birisi teknik adamin yaninda klubede olmak üzere iki tane Hoeness.. Bir günde iki maca cikarilacak kadar önemli olan Sören Lerby.. Augenthaler, Pfaff.. Cok güclü Bayern ve deplasmanda 70 bin kisi önünde ikinci lig takimi Schalke karsisina cikiyor.. Tartismasiz macin favorisi.. Bayernin basinda da az önce mavi kazagini konu ettigimiz almanyanin en saygin futbol adamlarindan olan Udo Lattek.. Ve fakat herkesin konustugu isim mac sonrasinda 18 yasindaki genc Olaf Thon..
Mac baslar baslamaz daha henüz 3.dakikada Bayern Karl Heinz Rummenige ile öne geciyor. 12.dakika da ise Mathy durumu 2-0'e getiriyor.. Tamam bu is bitti diyemeden Krus schalke adina umutlari yeserten golü hemen ardindan atiyor.. Arkasindan Thon 19.dakika iki kisiyi yatirip golünü atiyor ve beraberligi sagliyor.. Bu sefer bu golü hic sogutmadan Bayernin diger Rummenigesi ise el atiyor ve devreye Bayern 3-2 önde giriyor..
Ikinci Devre bir süre golsüz bir sekilde ilerler iken günün adami Thon tekrardan sahneye cikip resimdeki sahneyi 1,64 lük boyuyla gerceklestiriyor ve hatta akabinde Stichler'in golüyle bir anda 4-3 öne geciyor macin bitmesine 18 dakika kala.. 80'de kardes Rummenige bir daha sahneye cikip maci uzatmalara tasiyor.. 4-4.
Uzatmalarin ilk devresinde gol sesi cikmiyor, ikinci devrenin sonlarina dogru Hoeness atiyor(112), Dietz buna karsilik veriyor (115).. Herkes bu sekilde bitecek der iken Hoeness bir daha sahneye cikiyor (118).. 6-5. Lakin son anlara gelindiginde bir frikik oluyor.. Hakem macin heyecanindan Thon'a "gel olm bak bu son sans" gibi bir yaklasim icerisinde dahi bulunuyor ve bu yüzden olmasa da bu hakemi Thon sonrasinda Jubilesine dahi cagirmis.. O Son frikikte de top bir sekilde Thon ile bulusuyor ve sonuc.. 6-6. 120 dakikanin son 8 dakikasinda mac kac kere gidip geliyor sayamiyor ama olan daha cok maci sunan spikerin bu macin belirleyici golüydü söylemlerine oluyor.. O dönem penalti uygulamasi yok ve ikinci maca tasiniyor her sey.. Ikinci maci Bayern alip ilk defa penalti atislarinin kullanilacagi Mattheaus'un takimi Gladbach ile finalde karsilasmak üzere yoluna devam ediyor..
an: 13:32 12 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Tarih
Lattek'in Mavi Kazagi.!

1987/88 döneminde Köln'ün sportif direktörü olur Lattek.. Ilk hafta macinda Köln Kaiserslautern ile oynar iken Lattek bu resimde gördügünüz mavi kazagi üzerine gecirir ve mac 1-1 berabere biter.. Der ki Lattek, Köln yenilesiye kadar ben bu kazak ile gelecegim maclara.. Aslinda bir cok insanda vardir bu davranis bicimi. Lakin Lattek gibi kariyeri inanilmaz basarilarla dolu olan bir adamin böyle düsünmesi ilginc geldi.. Ne var ki tuttu mu tutuyor bu totemler ve Köln arkadaslar tam 14 hafta yenilmiyor.. 14 hafta Lattek bu mavi kazagiyla maclara geliyor. Aslinda benim de var böyle totemlerim.. Ne zaman geceleri böyle cok kahve icsem uyuyamayacagima inanirim.. Sonra ne zaman sinav öncesi vur patlasin cal oynasin yapsam kesin o sinavi gecemem filan.. Lan acaba dogru olmasin sakin diye ona yakin sinav öncesi bunu denemisimdir.. bizim totemler böyle de Gary Lineker abininkiler de söyle seylermis:

Simdi Bordo'nun basinda olan Hakan Sükür'lü inter takiminda da oynayan sevgili Blanc misal Barthez'in kelini öpermis maca cikmadan önce.. Arjantin teknik direktörü Carlos Bilardo sürekli ayni kravati takti 86 Meksiko'daki ilk mactan taaa ki 90 finalinde Almanya'ya kaybedesiye kadar.. Bu zihniyet dönemin Arjantini düsünürsek aslinda ne yaparsa yapsin üst üste oynadigi basarili maclar sonrasinda mac öncesi herhangi bir eylemini varolan basarisina eklemleyecek, basarisinin bir nedeni sayacakti bir sekilde.. Öyle de oldu.. Misal 86 Meksiko dünya kupasindaki ilk macta oyuncusundan dis macunu istemis ve bu eylemde nedendir bilmem bir keramet görmüs olacak ki finale kadar devam ettirmis.. Tanri'nin elinin ardinda yatan aslinda oyuncudan alinan dis macunlarinin gücüdür bir bakima.. Arjantin yendikce garibim her seferinde birinden dismacunu dilenmek zorunda kalmis.. Buraya kadar olanini bir nebze olsun anliyorum. Basari öncesi yapilmis herhangi bir eylemi basarinin nedeni olarak görüyorlar. Cok calismak, antrenman etmek, düzenli bir sekilde yasamak oldugu gibi mactan önce yapilmis herhangi baska bir eylem de o basarinin nedeni olabilir pekala.. Ve fakat altmisli yillarda ingiliz milli takiminin oyuncusu Nobby Stiler her mac öncesi zeytinyagi ile ellerini ,vucudunu ovarmis.. Gerci adamlar tarihlerindeki tek dünya kupasini da bu dönemde bu oyuncuyla aldilar lakin nasil aklina geldi böyle bir eylem ? Lan lan lan buldum ben.. eger zeytin yagiyla bi yerleri ovarsam kesin basarili oluruz, isin sirri olin de iki kere rafine mi dedi ne yapti bilemedim.. Nasil gelir insan o noktaya ?
Dikkat ederseniz biraz soguk yaklasiyorum bu totem olayina.. Zira bu totemci grubu ben cok sevmem. Bir Galatasaray macinda rakip takim cok tehlikeli bir sekilde atak gerceklestirdigi esnada pek de tanismadigim yilisik herifin teki heyecandan deyim yerindeyse resmen beni dövdü.. Hayir hayir diye gözlerini kapatip bana gecirdi dumbuzlari.. Vurdu, kirdi bakamadi ve maalasef o atak gol olmadi.. Maalasef diyorum zira adamin totemi ceza sahasina giren her atakta tekme tokat bana girmek oldu.. Adam rakip her ceza alaninda girmeye basladiginda üzerime cullaniyor ,totem yapiyorum diyor.. Sadece tehlikeli akinlarda olsa neyse bizim ceza sahasina her gelme girisimlerinde bana girisiyor.. Bir oldu bir sey demedim, iki oldu macin heyecanindan hissetmedim dumbuzlarini ki daracik yerde on bes kisiyiz ayni anda ayaklariyla dahi bana vuruyor.. Maci da hatirlamiyorum ama penalti oldugu bir pozisyonda artik maci filan biraktim ben sana da totemine de diyerekten.. Tanimadigim insanin durduk yere kirkyillik ahbabmiscasina muhabbet etmesinden bile hazzetmeyen bana sen her atakta totem adina gecir.. Sonra neden sinirleniyorsun..
Her pozisyonda "bak bak kesin simdi su olacak "diye cümle kurup mac izleyeni bir de totemcileri sevmem.. bu ikisi genelde ayni grubun üyeleridir..
an: 03:28 3 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Nostalji
Stefan Kiessling.!
an: 03:08 1 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Bundesliga, Resimler
06 Kasım 2009
Kral Arthur'un Dönüsü.!

Berlin uzun zamandir depresyondan cikamiyordu. Seri maglubiyetler serisinde rekor kirdi kiracak iken teknik adam degisikligi dahi bunun önüne en azindan Bundesligada gecemedi. Funkel, iyi bir hocadir lakin sorun derinlerde bir yerde olmali ki tedavisi bu denli uzun sürdü.. Baska acidan Mr.Bielefeld Arthur Wi$niyarek de bir dönem basarisiz oldugu Berlin'e kendisini kanitlamis olarak geri döndü lakin isler yine istedigi gibi gitmedi.. sürekli elestiri alanlar arasindaydi.. Ve hatta öyle ki gecenlerde yardim dileniyordu, bunalimin esigindeydi ve nedendir bilinmez Berlin ona yaramiyordu bir türlü.
Berlin, Heerenveen karsisinda iki kere yenik düstügü deplasman macinda Wichniarek'in iki asisti ve son saniyelerde attigi gol ile galip geldi. Polonyali oyuncu bu anlamli gol sonrasi her zamanki gibi ellerini yukariya kaldiriyor zira annesi onun her seyiydi.. Enke, nasil cocugunu kaybettikten sonra futbola ve yasama cok baska bakiyor, eskisi gibi hayatinin merkezine futbolu koymuyorsa Arthur da annesinin ölümünden sonra ayni sekilde.. Haliyle bu gayet de anlamli gol sonrasi aklina bir isim geliyor.. En cok da bu insanlari anliyorum ben nedense.. Zira yasam bazen öyle bir noktaya getiriyor ki aslinda cok seyi sadece sevdigininz bir insanin gözünde onun size bakisiyla/sevgisiyle olusturacaginiz yeni kimliginizin insasi adina yapiyor oldugunuzun farkina variyorsunuz ve "O" gittikten sonra geriye cok da bir sey kalmiyor onun yukarida bir yerlerden sizi izledigi inancinin disinda..
an: 23:01 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Bundesliga
Bayer Leverkusen - Eintracht Frankfurt : 4-0

Mac biraz önce bitti. Frankfurt henüz yenilgi yüzü görmemis lig liderinden 11 dakikada 3 gol yedigi vakit her sey icin cok gecti artik..
Daha kadroyu görür görmez "tamam, leverkusen fark atacak" dedik.. Zira yok böyle bir cesaret.. Söyle ki:
Bu ligin neredeyse en iyi hucum yapan ekibine karsi iki forvetli bir sistemin(baklava 4-4-2) icerisine iki tane daha hicbir sekilde savunma yönü olmayan oyuncuyu ekliyorsun.. Meier,Liberopoulos ilerideki ikiliyi olusturur iken Caio ve Selim Teber gibi savunma yönü olmayan iki oyuncu da sag kanat ve oyun kurucu pozisyonundaydi.. Sonuc itibari ile bu kadroyu burada sahaya cikararak Skibbe birinci dereceden sorumlusudur bu sonucun.. 10 dakikada biraz kaleci hatasi biraz da Leverkusen oynayarak üc gol buldu ve maci kopardi..
Ve fakat ilginc bir sey yasandi sonrasinda.. Skibbe, hatasini anladi ve macin henüz yirminci dakikasinda degisiklige gitti.. Caio'yu cikarip yerine Ümit Korkmaz'i aldi.. Bajramovic'i Scwegler ile beraber ortaya cekip kanatlara da Teber-Korkmaz ikilisini yerlestirdi. Ve hatta öyle oldu ki ilerleyen dakikalarda Maik Franz tek basina sag kanadini kullandi ve Teber oyun kurucu olarak Caio'nun bosalttigi alana gecti. Ilk yari boyunca pek de top oynamasa da idare etti takim.. Lakin ikinci yari Leverkusen sahada yoktu ve belki olmasi da gerekmiyordu zira skor yeterince iyiydi.. Bu sahada olmamazligin bir nedeni de Frankfurt'un her yerde topa basmasi ve Skibbe'nin agresif yapisini göstermesi.. 23.dakikada oyuncu cikarmak da bunun bir baska ifadesidir..
Ümit Korkmaz yavas yavas kendisine geliyor. Lan o ne hiz öyle ? Inanilmaz hizli bir oyuncu.. Ileride bu takimin degismezi olacaktir kesinlikle..
Leverkusen ise bu sene Sampiyonlugun güclü adaylarindan.. Kiessling muhtesem ve Kroos da bu takima alismis durumda. Barnetta'sindan Eren Derdiyok'una kadar aslinda her seyiyle sampiyonluga hazir.. Önde basan Kiessling oldugu sürece üc tane ofansif orta saha oynatabilme lüksüne sahip takimda bugün Adler'in yani sira Rolfes ve Renato gibi önemli isimler de yoktu. Hem bunlarin hem skorun hem de zilgiti yiyen Frankfurtlarin basmasi sonucu gecen maclara oranla cok muhtesem oynamadilar, daha cok kontrollü bir oyunu benimsediler lakin istedigini aldilar..
Skibbe, hucum futbolunu, ofansif yönü agir basan oyunculari seviyor lakin bu takimla bu cok zor. Kalecileri yok, forvetleri sakat ve Caio gibi ne yapacagi belirsiz bir oyuncu var elinde. Isi cok zor, sene sonunda ligde bu takimi tutabilirse büyük basari.. Biz takipteyiz, arkasindayiz..
an: 22:17 4 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Bundesliga
05 Kasım 2009
Dinamo Bükres - Galatasaray: 0-3

Bir mac yazisiyla daha buradayim. En cok buraya bu yazilari yazamamanin acisini cektim aslinda. Öyle garip yorumlar oluyor ki ben bu yorumlari anlamakta güclük cekiyorum. Dizilimden baslayalim..
4-3-3.. Klasik bir 4-3-3 diyoruz, diyorlar. Neye göre ? Orta sahada varolan oyuncularin baskin olan niteliklerinin ayni sekilde teknik adam tarafindan görevlendirilecegi varsayimina göre.. Misal Baris yerine Elano olsaydi muhtemelen klasik 4-3-3 olmayacakti. Lakin gözden inatla kacirilmak istenilen nokta sudur ki bu oyuncular sahada varolan niteliklerinin disinda verilen belirli bir görev ile sahada yer aliyorlar. Baris Özbek defansif orta sahadir, peki bugün Skibbe-Kalli zamanlarinda oldugu gibi süpürücü mü olmustur yoksa yer yer Nonda'dan bile daha ileride ön ic oyuncusu olarak mi sahada yer almistir ? Dakika 8 Kewell'in ara pasinda Baris Özbek kaleci ile karsi karsiya. Daha da önemlisi takimin en önde oyuncusu. Dakika 10 yine Baris Özbek gole yakin.. Trabzonspor macinda Baris Özbek oyuna giriyor.. Üstelik yaptigi görevi cok net bir sekilde ortaya koyacak iki golde de önemli rol oynuyor ve hala daha "defansif orta saha" olarak anilmasindan dolayi dizilimler ve bunun sonucunda sistemler komedi unsuru gibi.. Yahu adam ön-ic oyuncusu olarak sahaya girmis, sag koridorda tamamen sistem geregi Keita-Sabri ile kombinasyona girip iki golün oradan cikmasini saglamistir, defansif orta sahaligi nerededir Baris'in ? Bugün daha macin basinda Kewell'in pasinda kaleci ile karsi karsiya kaliyordu.. Yirminci dakikada Arda ile yer degistirip saga kaydi.. Ki bu degisimler o kadar cok oluyor ki iyi izleyen gözleriniz varsa cok hos sahneler sizi bekler.. Sabri önde pres yaptigi zaman forvet rolüne bürünüyor ve Sabri de olsa bir kac dakika bu göreve devam ediyor Keita en arkada onun yerini bek olarak alir iken.. Nonda bugünkü macta oldugu gibi Kewell'in oldugu bölgede basar iken Kewell forvete kaymis ve forvet rolünü o süre icerisinde devam ettiriyor.. Total futbolun prensipleri olarak aciklandiginda "eheheh ne total filan" diyorsunuz ama bakin bakalim öndeki beslinin ve beklerin sahada ne zaman hangi görevi icra ettiklerine.. ? Arda ve Nonda'nin bölgelerinin belirgin oldugunu söyleyebilir misiniz ? Keza Kewell-Baris.. Ne oynamislardir bunlar.. Bu degiskenligin bir benzerini Almanyada Bremen takiminda görebilirsiniz.. Bremenin en önemli avantaji Mesut'un dün sport-bild'deki röportajinda da belirttigi gibi öndeki beslinin nerede ve nasil oynadigini kimse kestiremiyor.. Herkes herkesin yerine gecebiliyor mac icerisinde.. Özil-Marin-Hunt-Bargfrede ve hatta Pizzaro.. Galatasarayin da becerebildigi ve ileride kendisine cok büyük avantaj saglayacagi durum budur. Lakin tehlikelidir, zaman ister, yetenek kadar digerlerinin durumuna göre futbolcunun kendisini konumlandirabilecegi asinalik gerekir.. Bu yüzden zaman her daim lehine isleyecektir..
Arkadaki dörtlü defans konusunda sükür ki kimsenin sikintisi yok.. Ve fakat özellikle Kewell-Keita sag ve solu paylastigi vakit bir cizgi cekin... Nonda-Baros ikilisinden dahi daha ileride konumlaniyorlar.. Yine de 4-1-4 -9-5- 4-5-4-1-1-1-3-2 gibi gariplikler peydah oluyor ki anlamak mümkün degil. Arda oynadigi vakit forvet arkasi diyorlar, Baris oynadigi vakit defansif orta saha. Bugünkü macta kim daha cok kaleye yakin oynamistir, Arda mi Baris mi ? burun farkiyla ayrirsiniz. Daha dakika 8 Baris karsi karsiya.. 10 baris keza yine kalede.. Ayhan Kewell tarafindan bir orta kesildigi vakit bu Baros'dan cok Keita'yi hedef alir zira sistem geregi disforvet iceriye dogru kaymistir.. Sabri-Keita ikilisi cokca zaman Kewell'i daha forvet yapan aksiyonlarin icerisindedir her daim. Buradaki merkez forvet 4-4- lü sistemlerin icerdiginden cok cok farklidir bugün Nonda ve gecmiste Baros'da gördügünüz gibi. Yanlis anlamazsiniz eger belirtmek isterim ki görev dagilimi acisindan bugünkü Nonda ile Barca'nin Etto'su arasinda hicbir fark yoktur. Keza orta üclünün ilerideki dörtlü defansa karsi denge kurmak adina sik sik iceriye kacmasi gibi.. Ikinci yari Kewell topu iceriye kestiginde Nonda'nin hemen dibinde Mustafa Sarp yer aliyordu..
Galatasarayin sorunu orta üclünün pas hizinin cok yavas olmasidir. Fener-Gs macinda dikkat etmistim Eray'in blogunda. Galatasaray'in topu oyuna sokma hizi Fenerbahce'den daha iyiydi, daha hizliydi istatistik olarak.. Kandirikci bir veri bu. Mesele burada Galatasarayin hizindan ziyade orta sahada basan Fenerin topu daha cabuk oynamak zorunda biraktiran presinin gücüdür. Galatasaray bugünkü mac özelinde konusursak tek kusuru her seye ragmen yavasligiydi.. Keza Fenerbahce macinda da ayni sekilde.. Ayhan haric hizli bir sekilde topu kullanabilecek orta saha yoksunlugu söz konusu. Linderoth biraz daha kendisine güvensin bu sorunu bir nebze cözecektir fakat sorun sadece oyuncularin niteliginden kaynaklanmiyor.. Kapali defansa ya da Fener maci gibi pres yememek icin cesitli taktiksel acilimlar gerekiyor. Sayica fazlalasmak icin sadece forvetin orta sahaya gelmesi kurtarmiyor zira ücgenler, pas alisverisi henüz istenilen seviyede degil.. Toplamda burada bir ilerleme olsa da yavaslik ve ariza söz konusu. Bu arizanin dönüsümü de cok hos olmuyor elbette..
Sunun altini bir daha cizmek gerek, Galatasaray takim savunmasi yapiyor. Tüm takim tek bir bütün olarak hareket etmeye calisiyor ve burada üzerinde inatla durdugumuz "zaman" meselesi cok önemli bir faktördür zira birbirlerinin hamlelerine göre reaksiyon veriyorlar. Ariza ciktigi vakit dünyanin en hizli defansi da olsa sorunu cözmez sadece daha az hasar almasini saglar bu yüzden tandemlerin defansif özellikleri önemli iken aslinda cok hizli veya cok yavas olmalari degildir sorun. Arizadan sorumlu defans dörtlüsü degil takimin tamamidir.. Bu olmadigi vakit defans kendisini garantiye almak icin geriye cekilip klasik savunma yapisina dönüyor ve bu da takimin boyunu uzatiyor (orta saha defans arasi mesafe uzuyor) sistemin disina cikiliyor.. Sorunlarin anasi da budur zaten.. Cok cok pozisyon verip cok cok gol yiyerekten bu dönem bir sekilde asilacaktir ki ben Servet'e katiliyorum.. Galatasarayin Panatinakos ve Besiktas maclari haric cok fazla pozisyon vermeden cok gol yemislerdir.. Sabri'nin/Kewell'in/Baris'in yer yer forvet oldugu, Keita'nin bekte oldugu Baris'in bazen en önde oldugu bir takimin savunmasi sadece orta üclünün direncine indirgenemez.. Payi vardir, etkisi cok önemlidir lakin ana etmen degildir. Uyumsuzluk savunma zaafiyetini daha cok dogurur.. Top sizdeyken onlar gol atamaz ve mesele de topun bazen sizde neden olmadigidir ? Bu da derinlemesine pas atmaktan yoksun orta sahanin basit bir sekilde ileriye kacacak kombinasyon gücüne henüz ulasmaadigindandir.. Sistem insa ediyorsunz ve cok da zor bir sistem isin acikcasi..
Maca gelirsek eger heyecansiz lakin muhtesem gollerin oldugu temiz bir karsilasma oldu. Kewell'in topu önüne alisina ve golüne bittim derken bu senenin en beklenmedik performansini Kewell ile beraber gösteren Sabri'nin cok güzel ortasina cok da estetik bir kafayla ikinci gol geldi. Golün kendisi degil ortayla beraber olmasi onu estetik kiliyordu. Bunlar tamam derken bu dönemin Sabri-Kewell'larin aksine büyük düsüs gösteren Topal'in muhtesem sutu keyifleri iyice arttirdi.. O neydi öyle ? Topal'in buradan dahi görebilecegimiz o alcakgönüllügü ve hirsi var iken bir sekilde kendisini toparlayacagina da inaniyoruz her daim.. Bunun disinda pozisyon vermeden sabirli bir sekilde top cevirerek istedigini sonucu fazlasiyla rahat bir sekilde almistir ..
Lakin rakip takimi da kutlamak gerekir özellikle ilk yari boyunca gösterdigi disiplinli anlayisi. 20-0 olsaydi dahi rakip takim ileriye gitmeden mac 0-0 miscasina devam ediyor gibi öylece durgun bir bekleyis ile kalacaklardi sahada.. Lan iki gol yedin biraz kipirda..
an: 22:17 20 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Galatasaray
04 Kasım 2009
Nuri Sahin and his Wife.!

Nuri Sahin uzun zaman önce evlenmis.. Bu da sevgili esi Tugba.. Birbirlerine yakistigini söylemek gerek.. Büyük futbolcu olma yolunda bana göre atilmasi gereken önemli bir adimdir evlilik..
an: 23:38 12 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Resimler




