4 Aralık 2009

Hediyedenizi.Com'dan Size Hediye.!



Normal kosullar altinda beni blog yazarligi disinda baska bir iste calistirmayacak ölcüde bir kazanci olmuyorsa reklam almiyorum ben bu bloga. Surada da belirteyim ki garip garip mesajlar atmayin bana. Hazir gelen bayram mesajina bile küfür edebilecek karakterde adamim ki o hazir cümlelerden kurulmus reklam öneren maillerinize daha beter bir karsilik gelebilir. Üc kurusluk keyfimi uc kurus yüzünden bozmuyorum, isin özü budur. Istisnasi ise su sekilde oluyor..

Sevgili Hediyedenizi.com borges blogu okurlarindan birisine 100 TL degerinde hediye veriyor..

Bu okuru secmek icin soru gerekir tabi.. Bu blogun okuru oldugunu anlamak icin sorular aslinda bellidir. Bir daha ben ne zaman giderim ? ya da kac ay sonra geri gelirim ya da kac gere gidip gelmisimdir toplamda gibi güzel sorular var ama isin icerisine futbolu da katmak gerekir.. Bu yüzden Hediyedenizi.com'dan 100 TL degerinde hediye ceki kazandiracak tahmin sorusu sudur:

Cumartesi aksami TSI ile 19:30 da oynanilacak olan Frankfurt - Mainz macinin sonucu ne olur ? Golleri kimin attigi ayrintisi da kismen önemlidir zira eger aramizdan herhangi birisi gollerin hangi isimler tarafindan atildigini bilemezse sadece sonucu ilk bilen hediyeyi alir.. Öncelik hem skor hem de golleri atani tahmin edendedir..

Bos $anslar..

Cikozi 100 TL degerindeki hediye cekini kazanmistir, bize mail yoluyla ulasmasini bekliyoruz efendim.

* Yorumlari telefondan yayimlamaya calisacagim ve kazanani da ancak Pazar günü belirleyebilirim zira ancak o zaman bir daha internet,blog vesaire. Maci bile seyredememe tehlikesi var ki hayat bazen..

Umay Umay & Kazim Koyuncu.!

video

Bir gün yolda yürüyordum, bir sarki duydum kalbim acidi.. Bu kadar..


*hepinize iyi hafta sonu tatilleri.. Dügün var yine, yokuz bir süre.

Bir Zaman Önce..!



Hayatinda ilk defa bir hayvanin üzerindeymiscesine yasanilan tedirginligi ben buradan hissediyorum.



Iskocya milli maci öncesi Kaiser-Bombaci ikilisi geleneksel kiyafetler ile..

MELEKE.COM



Ugur Meleke süphesiz ki yeni olusan bu spor yazari modelinin bize en yakin duran isimlerinden birisi. Arastirmaci yazar kimliginin yaninda okur yorumlarina verdigi önem ve okurlarina oldukca mesafesiz bir yaklasim göstermesi belki de onu en tepeye koymamiza neden oluyor. Bir fikriniz varsa yazilari ve görüsleri hakkinda kesinlikle ona iletmekten kacinmayin ve mutlak bir geri-dönüsüm alacaksinizdir.. Simdi isi biraz daha basite indirgemis.. Sitenin uzun zamandir farkindaydim ama bu yeni halini ben extensor'un blogunda gördüm. Hemen üye oldum ve olur da bir gün yazilari konusunda bir baska fikrim olursa oradan yorum yapmayi da düsünüyorum.. www.Meleke.Com yeni haliyle yayindadir efendim..

Meleke.com'da hem bugüne kadar bence oldukca degerli olan Ugur Meleke yazilarini bulabileceksiniz ve ayni zamanda aynen buraya bir yorum ekleyip bana ulasmaniz gibi kendisine de ulasabileceksiniz.. Bu kalibrede bir yazarin okurlarina böyle ince yaklasim göstermesi gercekten takdir edilesidir kendi adima..

"Artık, 2002′den bugüne bütün yazı arşivine meleke.com’dan ulaşılabiliyor.

Köşe yazılarıyla ilgili bana e-mail atmak yerine buradan yorum yapmayı tercih edebilirsiniz (hatta lütfen edin!). Yazıların altındaki tüm yorumları okuyup cevaplamaya çalışacağım. Sanırım buradan iletişim çok daha aktüel ve efektif olacak."

15.Hafta Bundesliga.!



Babam inatla her hafta 13 oynar benim.. Devletin düzenledigi yasal bir bahis cesiti ve 13 tane maci icerir.. Ülkemizde de benzeri yillardir oynanilir.. Genelde icerisinde 8 tane 1.Bundesliga -bugün oynanilan mac yer almaz- 5 tane de ikinci Bundesliga maci yer alir. Ve bu büyük bir keyiftir ki oraya gittigimde beraber oynariz, yorumlariz maclari.. Biz de bugünkü mactan yola cikip en azindan birinci Bundesliga tahminlerimizi yapalim.

Bugün aksam Bundesligada tek mac var. Bana göre Bayern bu maci alacaktir ve toplamda garanti maclar serisinin ilk macidir. Biraz tahminleri suraya koyayim lakin sunu önemle belirtmek gerekir ki hepsini bilsem zaten burada isim ne ? En basta Stuttgart - Bochum maci gelir. Stuttgart kesinlikle alacaktir diyorum.. Bayern-Stuttgart favorilerinin yanina bir ihtimal Wolfsburg'u da ekleyebiliriz.. Keza her ne kadar süprize acik kosullari olsa da Schalke maci Hertha icin kurtulus olmayacaktir ki cok tehlikelidir. Hertha ile bugün Madrid oynasa korkarsiniz ama bana sorarsaniz Schalke alacaktir.. Leverkusen her yerde her zaman su form durumu nedeniyle favori ama bana göre Hannover sürpriz yapacaktir.. Dortmund Nürnberg karsisinda favori olsa da beraberlik de cok sürpriz olmayacaktir. Yenilmez Dortmund.. Pek cok arkadasim buradan sürpriz bekliyor lakin bence böyle bir sey gerceklesmeyecek ve Bremen Köln'de galip gelecektir.. Iki mac üc ihtimali de icerisinde barindiriyor: Hamburg-Hoffenheim ve Frankfurt-Mainz. her ikisine de beraberlik diyesim geliyor bu gibi durumlarin kacinilmaz sonucu olarak ama du bakalim.. Iki keyifli mactir bunlar.

Yenilikler Gerek.!



Ya arkadas yuh.. Austria Wien - Bilbao macinin ilk golü öncesi yasanilan skandal karar.. Bakin hakem bir metre dibinde ve oyuncu iki metre ofsayt.. Dördüncü hakem dahi görebilir ama göremiyorlar.

Macta olaylar cikti ki neredeyse mac tatil ediliyordu. Seyirciler girdi, hakem oyunculari iceri gönderdi vesaire. Demem odur ki cok basit bir cözüm yolu var. O da sudur:

Bir kac kisi maci televizyondan izleyecek.. Karmasa yaratacak düzeyde tartismalari kararlari televizyondan izleyip hakemin kulagina bildirecek.. Dördüncü-Besinci-Altinci hakem daha cok görünmeyecek, iceride bir yerde olacak.. Cok mu zor yahu bunu becermek ? On bes kamera acisi ile izleyip yorumlamak mümkün iken neden bundan kacinilir hic anlamam.. Sonra olaylar cikiyor ki cikmasin mi su ofsayt sacmaligindan sonra ?

Denilebilir ki o zaman da kimi yorumlar yine tartisilacak.. Bu dogru ve tartisma isin dogasinda vardir belki ama bu denli bariz elle oynamalar, ofsaytlar tartisma disi kalacaktir. Biraz olsun ilerleme kaydedilecektir gecmise göre.. Bilim ya da gelisme dedigin nedir ki sacmalamaktan daha az sacmalamaya dogru gidis.. lakin biz hakem konusunda gidemiyoruz ama gitmemiz gerek artik..














Galatasaray- Panatinaikos: 1-0


"Haydi bre Cisse'cim"


Keske Elano da oynasaydi, tam ona göre bir macti aslinda diye bir giris yapacak olsam cok kisi sasirmaz. Takimin sorunundan baslamali her seyden önce. Mac cok keyifli degildi lakin ögretici olmasi acisindan incelenmelidir.

Ortada olan gercek sudur: Bir yari boyunca Elano neredeyse bir elin parmaklari kadar topla bulustu. Orta üclünün insiyatif alan önemli bir adami olmasi gereken yerde sahada silik bir görüntü cizdi. Ki kötü oynayabilir, kötü paslar verebilir ve bu daha cok formsuzluguna iliskin bir sorundur lakin bir adam neden topla bulusmaz mac icerisinde ? Bunun kabaca iki nedeni olabilir.

1-Topun oldugu bölgelerden kaciyor. Yerlesim sorunu

2-Arkadaslari pas vermiyor. Takim ici bir sorun.

Her ikisi de mümkün. Ben cok net bir sekilde bos bir pozisyonda kendisine iki kere top atilmadigini gördüm lakin su kesindir ki sadece sorun bu degil. Ayni zamanda bundan dogan sinir harbi icerisidne dalislar yapti ki altini cizmek gerek."Savunma yapmayi bilmiyor" teriminin bu kadar üzerine oturacagi baska futbolcu olmaz. Bu macta takimi on kisi birakmadiysa sevinmeliyiz sanirim. O nasil bir adama giristir öyle ? Her adama dalisi potansiyel kirmizi kartlik hareket idi. Bir Elano sorunu var ve bu ciddi bicimde takimi bozmaya basliyor. Lakin bir Elano sorunu oldugu kadar Elano gibilerini burada barindirmayan bir baska sorun da var gibi geliyor ama cogunlukolduklari ve basarili olundugu sürece isin bu tarafina kimse bakmayacaktir.. Ne zaman ki bir türk futbolcu tüm bunlara isyan edip birileri ile röportaj yapar ancak o zaman..

Elano'suz bir sekilde maca baslayan Galatasaray sonuc itibari ile bu formsuz döneminde cok önemli bir galibiyet alip liderligi garantilemistir. Su form durumuna göre sevinmeliyiz bu galibiyete.

Macin iki adami vardi. Arda Turan ve Mustafa Sarp. Arda efektif bir oyun sergiledi. Sahanin icerisinde basmadik yer birakmadi ve sanirim her pozisyonda kisa bir süre kaldi. Lakin sunun ikinci kez altini cizmek isterim ki Arda-Sabri kanatlarda cok da uyumlu degil. Birinci ve en muhtesem ikili Sabri-Keita. Bunlar artik asmislar, kendi aralarinda baska bir futbola dogru dönüyor is. Ve fakat Sabri-Kewell da gayet güzel isler cikartir iken Arda-Sabri cok da güzel degil ama buna ragmen Arda'nin bugün o bölgede sik calimlari, etkili oyunu nedeniyle cok güzel ve tehlikeli akinlar gerceklesmistir.

Mustafa Sarp bugün kendisini asmistir arkadaslar.. Keza Mehmet Topal da fena degildi. Her topu aldiginda sagina ve soluna bakma hizinda müthis bir ilerleme söz konusu. Geriden oyun kurma konusunda ilerleyen yillarda baska bir oyuncu transfer edilmezse sanirim tek opsiyon olarak yasayacaktir. Bunun üzerine egitiliyor ve daha da gelisecegini söylemek isterim lakin su performansi da hicbir sekilde Avrupa icin yeterli degil, bunu da bilsin ve ona göre calissin derim ben.

Elimizdeki iyiler tükendi maalasef. Gökhan Zan'in sakatligi konusunda elbette insan üzülüyor ama Elano ile ikisi temelde problemlerin üzerinde oturuyorlar. Her ikisinin de -sorunlarinin kaynagi ne olursa olsun-ilk onbir baslamasi su durumda takimin hizina ve bütünlügüne zarar.. Elano biraz daha zararlidir zira ona acilan yerden kaydirilan Arda ve yedege cekilen Keita.. Sadece sunu söylemek isterim kadroyu ben olustursam ilk ücün arasinda yer alir Kader Keita.. Hem Sabri ile olan uyumu hem de her zaman gole dönük oyun anlayisi ile istenilen mevkinin en güzel adami olmasi nedeniyle.. Baska acidan Arda'nin su güzel oyun zekasini barindiran kafa yapisi ile ön ic oynamasi gerekir. Toplamda hem Keita-Sabri güzelligini kaybediyorsunuz hem de tüm mac boyunca oynayamamis bir Elano.. Ve yineliyorum bu Elano olayini daha cok yönetim cözmelidir ve bu futbolun disinda bir yerde halledilmesi gerekir.

Toplamda rakip pana beklenilen etkili oyununu oynayamamistir. Yer yer pres Galatasaray takiminda muazzam bir sekilde gerceklesmistir lakin hucum organizasyonu daha cok sablon dogrultusunda gelisen ataklardan ziyade bireysel yeteneklere kalmistir. Taca giden topun gol olmasi, takimin bu sonucu hakettigi gercegini degistirmese de daha iyi bir pana ve daha iyi bir Galatasaray bekliyorduk mac öncesi.

Bir baska dikkat ceken ayrinti taktik disiplinin son derece iyi olmasi. Hakan Balta hucum ögreniyor bölüm iki olarak da yorumlanabilecek macin belki de en önemli artisi mac boyunca belirli bir disiplin altinda oynamis olmalaridir. Rakibin ciliz ataklarini saymazsak gücünü öldürebilecek bir disiplin icerisinde pres yapabilmistir. Lakin ne ilginctir ki hücum sorunu gün gectikce derinlesiyor.. Skordan bagimsiz pozisyon üretme zorlugu yasiyor ki bu bile Keita'yi ilkonbire aldirtir..

Ve ben sunu da eklemek istiyorum: bir gün gelecek "kossaydim su güzel takimda oynardim" diyen prekazi/sergengillerin yerine gram oyun zekam olsaydi bugün Real Madrid'de Kaka'yi yedek birakirdim ben diyen Baris Özbekgiller yerini alacaktir.. Biz onu sanat eseri gibi yaptigi savunmasiyla da seviyoruz o cok baska tabi..

Ek: Nevizade geceleri yasaklansin mac icerisinde.. Degil sahadakileri, ekran basinda beni bile uyutacak neredeyse..

3 Aralık 2009

Tebrikler.!



Gec de olsa bir tebrik de bizden olsun. Ben Messisever bir adamim, bundan kimsenin süphesi yoktur zaten. Lakin bu ödülü Messi mi haketmistir ? Kiyasa soktugunuz isim Christiano Ronaldo oldugu vakit elbette bugün itibari ile Messi öndedir ve fakat hem ispanya'da yaptiklari ve ayni zamanda Barcada basardiklari nedeniyle Xavi-Iniesta'dan birisi olamaz miydi ? Sanirim ikisinin ayrilmaz bir bütün olusturmasi Messi'yi kral yapmistir.. Hadi kucuk bir kiyas yapalim. Messi'nin kazandigi ne varsa Xavi-iniesta ikilisi de kazanmistir ve fakat milli takima baktiginizda bugün Kaiser, Brezilyadan bile daha iyi dedigi ispanya Milli takiminin iskeletini bu ikili olusturuyor. Avrupa Sampiyonasini gectim o gün bu gündür yenilmiyorlar.. Toplamda Messi'den daha iyi olmasina ragmen ikiye bölemediginiz icin ödül bu tarafa gitmistir..

2 Aralık 2009

Mehmet Demirkol Tepkisi.!



Ya ben bazen dozunu kacirip cok mu elestirdim sizi sevgili Mehmet Demirkol ? Kim bilir, belki de öyledir ve bu yüzden feci intikam aliyorsunuz benden.. bugün beni öyle bir zamanda öyle bir güldürdü ki cok komik oldugu icin degil belki ama cok fazla hazirliksiz yakalandigimdan olsa gerek bes dakika kendime gelemedim. Mevzu sudur ki Hincal Uluc yorumlarinda artik sinir tanimiyor arkadaslar ki ben hakaret olmadan nasil bir yorum yaparim hakkinda bilmiyorum o yüzden hicbir sey demiyorum.. Kimseye de su yasinda saygisizlik yapmak istemedigim icin konuya geciyorum hemen.

Uzun zamandir videolari Ntvspor.net'e koyulmadigi icin izleyemedigim Spor Servisinde ise bu yazi konusuldu. Videosu suradadir.(35:22'ye dikkat) Ve bu yaziya verilebilecek en güzel tepkiyi demirkol vermistir ki yeminle ekran filan kalmadi ki kendime gelesiye yemek filan bile iptal oldu benimle beraber..

Hincal Uluc'un yazisi sudur:

"1- Franco kaleciliği bilmiyor. İlk bilinmeyen.
2- Galatasaray'ın ön liberoları Mehmet Topal, Barış, Ayhan, Mustafa Sarp futbolu bilmiyor.
3- Rijkaard ve Neeskens antrenörlüğü bilmiyor.
Bu üç bilinmeyen bir araya gelince Galatasaray'ın "harika" kadrosundan böyle bir fiyasko çıkıyor. Türkiye liginde Galatasaray iki takımla oynar; biri birinci, diğeri ikinci olur. Şu anda bir takım 10 puanla liderdi, öbür takım da 8 puanla ikinci durumda olurdu. Avrupa için yeterli değil belki ama Türkiye için üstün bir kadrosu var. Ama bu 'Rijkaard' denilen adam ne sahaya çıkaracağı 11'i biliyor, ne oynatacağı futbolu biliyor, ne de kenardan maç yönetmeyi biliyor. Bugüne kadar bu kadar kesin konuşmadım. Ama şimdi görüyorum ki Rijkaard, milli takımda da Barcelona'da da başarılı olmuşsa karşısında rakip olmadığı için olmuş. Yani ben de çalıştıracak olsam sonuca gidecek takımlarla başarılı olmuş. Kendisi herhangi bir şey katmamış."


M.Demirkol: Turgay Seren geldi aklima.!

Birak Artik Su Futbolu.!



36 yasinda alman altinci ligine dönüs yapma hazirliginda Ailton.. Hali hazirda brezilya ikinci liginde gözüküyor. Bu onun gerceklesirse eger 20.kez yer degistirisi olacak.. Lan Almanya'dan Türkiye, Brezilya,Isvicre,Cin,Ukrayna filan derken durmadi adam yahu.. Onun ucakta gecirdigi ömür kadar yolculuk saati kadar oynuyor insanlar en fazla.. Uerdingen'e gelecekmis de yakalanmis da yunan restorantinda..Lan altinci lig transferi haber oldu diye göbek atar, ne yakalanmasi.. Geyige bak sen.. Asalet denen naneden bihaber gezip tozuyor.. Bremen'de iki yil top oynamisligi vardir masallah 10 yil gezmesine yetti..

30 Kasım 2009

Hopp Düsmanligi.!



Efendim bu is tehlikeli bir yola dogru giriyor Dortmund'un sirketlesen klubünün sorumlu müdürü konumunda olan Watzke'nin sacma sapan söylemleri nedeniyle. Watzke, belirli bir futbol kültürü ve gecmise sahip kluplerin sonradan proje olarak paranin gücüyle gerceklestirilmis Hoffenheim,Wolfsburg ve hatta Bayer Leverkusen gibi takimlardan daha fazla televizyon gelirinden pay almasi gerektigi gibi sacmaliklari bir yana bu klubün yetkililerini ve klupleri de neredeyse futbolun katili babinda ele aliyor.. Cok tehlikeli ve ciddi bir düsmanligi körüklüyor..

Akabinde kendi taraftarina "lütfen Hopp'u rahatsiz etmeyin" icerikli mektup dösüyor zira insanoglu korkar biraz ve o da korkuyor.. Köln macinda Hopp saldiriya ugradi ki Dortmund'un seyircisinin bir kismi kaciktir, her türlü ihtimali icerisinde barindiran her türlü insani var.. Simdi gecen sene tehtitler ediliyordu ve bu sene cok daha kötüsü olmayacagini kim garanti eder ? Ortami yumusatmak yerine abuk subuk büyüklük acilimlari.. Tehlikeli bunlar ve bir gün kimsenin altindan kalkamayacagi olaylar yasanabilir.. Sorumlusu da simdiden bellidir ki mektupla filan halledilmez bunlar..

Kaiser Portresi.!



Bir Beckenbauer portresi mümkün müdür su format icerisinde ? Onun yasaminin sadece kalin cizgileri dahi bir kitabin icerigini olusturmak icin yeterlidir. Alman futbolunun tartismasiz uluslararasi arenadaki en büyük ismidir. Koca yüzyila damgasini vurmustur her sekilde. Bizim burada yaptigimiz isin biraz da kaba hatlarindan kucuk bir portre cikartmak. O artik 1964'de basladigi Bayern servüvenini resmi olarak sona erdirmistir. Bizden de ona kucuk bir veda olsun bu. Sunu bastan belirtmeliyim ki hakkinda bundan fazlasi eksik kalmistir ama elden gelen budur ancak..


*dogdugu evi gösterir iken

Franz Anton Beckenbauer 11 Eylül 1945 tarihinde benim iki yil boyunca oturdugum Münih'in dogusunda yer alan dönemin daha cok isci kesiminin yer aldigi Giesing bölgesinde olan su yukaridaki resimde gösterdigi evde dünyaya gözlerini acmistir. Futbola 8 yasinda baslamistir baslamasina ama Posta iscisi olan babasi onun futbol oynamasina karsidir. Fritz Walter'i örnek gösterip biraktiktan sonra ne yapacaksin derken futbolculari kücümseyen bir zihniyete sahiptir. "Futboldan kazandiklarimla gecinirim" dedigi vakit babasi futbolcularin o kadar akilli hareket edemeyecegini dile getirip savasi sürdüre dursun o tüm bunlara ragmen 8 yasinda kapisindan iceri girdigi SC 1906 takiminda futbolu ögrenmeye baslar.. 13 yasinda iken o dönemin en büyügü olan 1860 Münih'e gecis yapmak icin tüm planlarini yapmis ve artik beklemektedir ve fakat bu bekleme asamasinda MSC formasiyla 1860'a karsi oynanilan bir macta rakip takimin oyuncularindan Erhart Hofeditz ile dalasir ve hatta Hofeditz gelecegin Kaiser'ine bu kavga icerisinde bir de tokat atinca Beckenbauer planlarinda degisiklige gider. Hedefi o dönemin en güclü,popüler takimi 1860 Munih yerine Bayern Münih olur ve sadece bir yil sonra 1958 yilinda popülaritesi cok da olmayan Bayern Münih'n kapisindan iceri girer. Bunlar cok önemli detaylardir misal Hoeness'in top kosturdugu son takimi olan Nürnberg hala daha sunu sorar kendisine: Ya Hoeness bizim menajerimiz olsaydi bugün nerede olurduk ? (ihtimali vardi da )Ya o kavga olmasaydi bugün her sey nasil gelisirdi ? Velhasil Bayern Munih macerasi onun icin 1958 yilinda baslar..


Beckenbauer'in o dönem bölgesel ligde (o zaman ikinci büyük lig yani bir bakima ikinci Bundesliga) yer alan Bayern Münih ile olan 1964 yilinda oynanilan ilk resmi maci St.pauli karsisinda gerceklesir. Imparator olacak adam ilk macindan belli olur. Bayern St.Pauli'yi 4-0 ile gecer iken henüz 20 yasinda bile olmayan Franz sol kanadi parselledigi ilk macinda ilk resmi golünü de atar. Akabinde o sezon bütün maclarda bazen sol tarafa cokca zaman defansif orta saha görevlerinde bulunarak oynar. 5'i penaltidan olmak üzere 16 gol atar.. Sepp Meier ve Gerd Müller ile beraber takimi birinci lige cikaran konumu yani birinciligi elde ederler.. O sene icerisinde genc milli takim icin 3 kez ter döker ve belki de dünyada esi benzeri az bulunan futbol hayatina tam anlamiyla da baslamis olacaktir zira 1965 yilinda Bayern birinci Bundesligaya Kaiser-Müller-Meier üclüsüyle adimini atar..



Ve fakat bu genc milli takim dönemlerinde ufak bir sorun ile basbasa kalir. Franz'in o dönemki kizarkadasi Ingrid'den evlilik disi bir oglu dünyaya gelir. Alman fedarasyonu onu evlilige zorlar yoksa takimdan cikarilmasi gündemdedir. O ise futbol hayatindaki karakteri olan inatciligini devreye sokar ve evlenmeyecegini dile getirip kucuk capta bir isyana sebep olur. Hocasi Cramer kamplarda filan ayni odada kalmalari kosuluyla bu krizi iyi yönetir ve fedarasyon ile aralarini bu sekilde yapar.. Oglu Thomas'i dahi bir kac yil sonra sahiplenen Beckenbauer ilk evliligini ileride göreceginiz Brigitte ile 1966 yilinda gerceklestirecektir.. Ve fakat futbol öyle bir yer kaplayacaktir ki hayatinda ne ilk cocuguna ne de sonradan olacak olan evlatlarina zaman ayiramayacaktir. Bugün aylar yillar sonra cocuklarina daha fazla zaman ayirabilmek icin 64 yasinda Bayerni resmi olarak birakacaktir baska acidan.. "Zeit für Kindern" diyecektir kendisine israr edenlere..


*Boby Charlton -Beckenbauer

1965 yilinda baslar her sey.. O sene 33 macta forma giyer iken 4 gol atmasinin yani sira ilk milli macina cikar isvec milli takimina karsi. 13 yasinda bir derbi macinda cikan kavgada tokat yedigini söyler iken baska bir ayrinti onun o mac icerisinde forvet oynamis olmasidir. Kendisini tutan oyuncuyu sinirlendirecek kadar aslinda yeteneklidir o bölgede. Ne kadar dogru oldugunu bilemedigim istatistik der ki ayaginda en cok top tutan oyuncu dünyada Beckenbauer'dir. Eski maclari bazen doksan dakika seyrettigim icin kendimce ekleyebilirim ki bunun belli basli nedenleri vardir. Öncelikle Beckenbauer kendisini tutan oyuncuyu gecebilecek yetkinlige/teknige sahiptir. Akabinde dünya futbol piyasasina kendisini sundugu ilk dünya kupasi olan 1966 yilinda beton/sürgü savunma modelini hemen her takim uyguluyordur, defansif model revacta iken adam adama savunma da keza bu savunma modelinin ve o dönemlerin önemli ayrintisidir. Kendi adamini gecen Beckenbauer metrelerce topu sürmesine ragmen kendisine yaklasan oyuncunun olmamasi ya da onu da ekarte edebilmesi nedeniyle "cagdas/ofansif libero" gibi cok baska bir futbol karakterini yaratmistir.. Özellikle dönemin istisnasi total futbol ile 74'de alan savunmasi sonucu bu boslugu Hollanda karsisinda bulamamasinin sikintisini sik sik dile getirmistir.. Velhasil son derece ofansif bir defans oyuncusu konumundadir ve öyle ki 1966 Dünya kupasinda defansif orta saha olarak oynasa da gol kralliginda ücüncü siraya yerlesir. Öyle etkilidir ki final macinda ingilizlerin efsanesine adim attirmama görevi verilirken tuttugu forvet oyuncusu Bobby Charlton'in da görevi de onu tutmaktir. Ikisi birbirini tutarak etkisizlestirmislerdir ve o tartismali gollerin yasandigi müthis finali ingiltereye karsi kaybetse de 21 yasinda tüm dünyaya varligini hissetirmistir alti macin altisinda da oynayarak.. Beckenbauer 40 yil sonra untuamadigi ya da hazmedemedigi mac olarak tekrardan buraya dönecektir. Charlton'un kendisinden daha iyi oynadigini kabul eder iken tartismali golün gecerli bir gol olmadigini ama öyle olmasaydi da ingilizlerin o gün sonucta bir sekilde kazanacagini söyler.. ilerleyen zaman icerisinde milli takimda da Libero oynayarak farkli yani "cagdas libero" kavramini yaratacaktir.. Döneme damgasini vurmustur zira iki uyari almasina(sari kart filan yoktu o dönem ) ve aslinda finalde oynamamasi gerekir iken bunlar FIFA tarafindan hasir alti edilip en iyi oyuncularin oynamasi görüsü nedeniyle final macinda oynayabilmistir.


*1967 Avrupa kupasi finalinden

1966'da Bayern, finalinde gol atma basarisini da gösterdigi DFB kupasini kazanir ve ayni zamanda o yil Almanyada yilin futbolcusu secilir. 1967 yilinda ise Avrupa Kupa Galipleri kupasini alir. Bir sene önce bunu basarmis olan Dortmund'un ardindan ikinci Bati Almanya takimidir Bayern. Bunun disinda hem Beckenbauer hem de Bayern icin oldukca kötü bir sezon olarak tarihe gecmistir. Gerek ligi besinci bitirmesi gerekse de ikinci lig takimina kupada yari finalde elenmesi ve hatta milli takimin italyada yapilacak olan Avrupa Sampiyonasina katilim gösterememesi gibi basarisiz sonuclar üst üste gelmistir lakin bu daha cok tam anlamiyla firtina öncesi sessizliktir. Beckenbauer bu sessizligi farkli sekilde bozmak ister ayni zamanda..



Sarki söyler.. Futbolun yani sira müzige de el atar Kaiser. Ilk single'ini cikartir bu dönemin icerisinde. "iyi arkadaslari kimse ayiramaz" parcasi cok tutulmasa da listelerde 31.siraya kadar ciktigi görülmüstür. ilginctir kimilerinin agzina sakiz olmustur bu nerden baksan dinlenilmesi cok da mümkün olmayan sarki.. Arkasindan bir single daha cikar ama ilki kadar dahi etki birakmaz.. Neyse ki futbolu iyi oynuyordu da isin bu alanina girmedi fazla..



37 yil sonra gelen sampiyonluk.. Beckenbauer bu takimin kapisindan iceri girdiginde Bayern Münih bölgesel ligde yer alir iken tarihinde ise bir sampiyonlugu bulunuyordu 1932 senesinde kazandigi. Ve yaklasik 37 sene sonrasi ikinci Sampiyonluga Beckenbauer-Müller-Maier'li kadro ile ulasiyordu. DFB kupasini da alarak O dönem sadece Schalke'nin 1937 yilinda yaptigini ikinci kez tekrarliyordu: Duble.. Bu zaman Franz Beckenbauer tam olarak orta sahadan libero pozisyonuna geciyordu artik. Özellikle topla beraber yaptigi uzun cikislari sonrasi Müller ile girdigi verkaclarin verimliligiyle dikkat ceker iken oyunun yönünü degistiren isabetli uzun paslarini da yildizini fazlasiyla parlatiyordu..



Kaiser'in ilk karisi Brigitte ve cocuklariyla 1969 yilinda cekilmis bir ev hali fotosu. 1966'de evlenmistir Franz.. Kaiser yani Imparator lakabinin nerden geldigi ile ilgili pek cok dedikodu vardir. Beckenbauer'in anlattigi sudur: Viyanadaki bir dostluk maci sonrasi Avusturya imparatoru Franz'in heykelinin yaninda cekilmis bir fotograf sonrasi "Ben ve kaiser ehehe" geyiginden sonra böyle bir lakap takilmistir lakin Welt Am Sonntag muhabiri buna kafayi takmis ve böyle olmadigini belirtmis.. Söyle ki böyle bir resim vardir lakin o fotografin cekilis tarihi Welt muhabiri Patrick Krull'a göre 3 Agustos 1971. Oysa Bayernin Kaiser'i Franz diye Bild 37 yil sonra gelen sampiyonluk sonrasi 1969 sezon sonunda manset atmistir zira Müller filan cosar iken Kaiser ücüncü kez üst üste gazetenin tüm bundesliga oyunculari arasindaki en iyi not ortalamasina sahip olmustur. Bu lakabin tutmasinin bir baska nedeni de sampiyonlugun ardindan onyanilan kupa finalinde Schalke'li oyuncu Libuda'ya yaptigi bir faul sonrasi tüm stat tarafindan her topu aldiginda yuhalanmasina verdigi tepkidir. Simdi Libuda'nin lakabi "Westfallen'in Krali"dir. Beckenbauer ise sucluluk hissiyle yuhalanma sonrasi iceriye dogru yönelecegine aksine tam seyirciye yakin oldugu bölgelerde topla bulusup bunlardan birisinde de bir kösede yaklasik 40 saniye yuhalanmasina aldirmadan topu sag ayagindan sol ayagina, kafasina götürüp mini bir show yapar.. Iste bu Kral'in oldugu yerde Imparator'un dogusudur ve Bild'in attigi manseti tüm ülke capinda yayginlastirir zira mac sonrasi bes-alti gazete artik "Kaiser Franz" baslikliklari atmistir..


1970 Dünya Kupasi önemlidir.. Bir önceki dünya kupasinin aksine 4-2-4'ün tavan yaptigi ve ofansif futbolun ayyuka ciktigi zaman dilimleri.. Müthis maclar vardir ama Italya maci baskadir. Kaiser, henüz milli takimda o cok sevdigi Libero pozisyonunda oynayamiyordur zira Heinz Schellinger vardir onun yerinde.. Almanlar kendisinden beklenilenin fazlasini gerceklestirmistir bu Dünya kupasinda. Ceyrek final macinda 2-0 geriden gelip ingilizleri elemesi bir yana unutulmaz bir yari final macina cikmislardir italya ile.. Pek cok otorite tarafindan bu mac gecen yüzyilin macidir ki isteyen yutup da macin tamamini benim gibi bir sekilde seyredebilir 1-1'lik esitlik sonucu uzatmaya giden macin uzatma dakikalarinda 5 gol daha olur ve italya maci 4-3 kazanip Brezilya ile final oynamaya hak kazanir. Lakin bu mac almanlara bir kahraman cikarir: Franz Beckenbauer.. Resimde görüldügü haliyle omzu cikik bir sekilde oynamak durumunda kalir ve ücüncülük macina cikamaz. Bu belki pek cok oyuncunun saha icerisinde yaptigi cesitli fedakarliklarin bir cesitidir lakin Beckenbauer'in bu konumu icin biraz da önemli bir yeri vardir su macin ve yaptigi "görülebilir" fedakarliginin.. Oysa pek cok insan hasta hasta ya da sakat sakat maca cikmistir ve aslinda cok daha büyük fedakarliklar yapmislardir ama bu görüntü herkesin algilayabilecegi bir kendinden ulusun/takimin icin vazgecme eyleminin kolayca algilanabilir yansimasidir. Bülent Korkmaz icin de benzer seyler söylenilebilir. Misal ben inanirim ki dönem icerisinde cok oyuncu cok daha büyük fedakarliklar yapmistir ama akillarda kalanlar bellidir. Hoeness filan ayaga kalkamayacak seviyede hasta iken cikmistir final macinda 74'de..



Haliyle 1970 Dünya kupasi sonrasi karisi Brigitte ile bu sekilde karsilaniyor.. Brigitte ile 1966'da evleniyor ve kagit üzerinde bu evlilik 1990'a kadar sürüyor lakin Amerika'ya gitmeden önce hemen ayriliyorlar ve Amerika macerasindan 1988'e kadar olan bölümde Diane Sandmann ile beraber oluyor imparator.. Brigitte ile olan evliliginden iki oglu oluyor ve yukarilarda bir yerde aile resminin icerisinde olan ücüncü oglu ise bahsettigimiz ilk evlilik disi cocugu ve Briggitte onu da ayirmiyor digerlerinden.. Üc tane erkek evlat lakin sadece birisi tam anlamiyla profesyonel futbola el atiyor.. O da bayernin alt takimlarindan sonra 1860 ve ikinci Bundesliga der iken genc takim antrenörlügü mesleginin zirvesi oluyor.. 1968 dogumlu Stephan Beckenbaeuer.



Robert Schwan onun her seyiydi. Almanyanin ilk profesyonel menajeridir ve kisaca 2002'de bu dünyadan ayrilan bu adam Beckenbauer'in bugünkü konumunun baslica nedeni olarak görülüyor. Onun pazarlama stratejisi sonucu böyle bir kariyer elde edilmistir ki özellikle milli takim teknik direktörlügüne gecisi konusunda yapilan tezgahlarda oynadigi rol cok konusulmustu. Isinde ehil ve gercekten de onun varligi imparatorlugu dogurmustur. Beckenbauer'in bu hayatta en cok önem verdigi isim desek yanilmis olmayiz sanirim.. Her sey onun planlarina ve stratejileri sonucu gelismitir.. Amerikaya gidisinden diplomasi olmadan Almanya milli takim teknik direktörlügüne gecisine kadar ince ayarlar cekmistir Kaiser'in yasamina.. 2002'deki ölümüne inanirim ki babasindan fazla üzülmüstür..



Reklamlarin kralidir Franz.. Knorr corba reklamlari ile baslamis ve o dönem icin oldukca yüksek bir miktar olan 12 bin mark almistir. Bu corba reklami milli takim antrenörlügüne adim atildiginda Uli Stein'in o meshur göndermesine -Suppenkasper- konu olacaktir ve fakat corba midir tek ? Bu resimde Hairmatic ile devam eden bir reklam manyakligi söz konusu ki temelinde imparatorun paraya olan düskünlügü yatar. Biralar, o2'lar, onlar bunlar oy oy milyon tane ki reklam ici sözleri kimi zaman alman halki tarafindan günlük hayatin icerisine sokulmustur siklikla.. Bu cok konusulmustur ve para icin abuk subuk seyler de gerceklestirmistir. Misal milli takim primlerinin artisi icin takimda isyan baslatmis, acik acik pazarliga oturmustur milli takim yetkilileriyle.. Almanyadan Amerikaya gecisinin temelinde de vergi konusunda yasadigi sikinti vardir. Beckenbauer Almanya'yi devlet ile yasadigi vergi sorunu nedeniyle terketmistir. Vergi oranin fazlaligi vesaire ki bugün hala Almanyada degil ikametgahi Amerika dönüs tarihi 1982'den bu yana Avusturyadadir. Bu onu devlet ile karsi karsiya getirmistir ki son derece muhafazakar ve devletci bir anlayisa sahiptir aslinda.. Düsünebiliyor musunuz gerek milli takim teknik direktörlügü gerekse de Hamburg'da futbolcu olarak meslek sahibi olmasina ragmen Almanyada oturmuyor görüntüsüne sahip idi.. Maliye bakanlari ile bu yüzden siki atismalari vardir Kaiser'in.. Ama para cok sey demektir Franz icin. bugün dahi Avusturaya'da yasiyor görünüyor daha farkli bir sekilde vergilendirilmek istendigi icin.. Bu pek cok "zengin" ünlünün sik sik basvurdugu bir yöntemdir. Boris Becker(Monaco) ve Schumacher de benzer yollari denemistir.Lakin kural alti aydan fazla Almanyada yasamamak ve Boris bu kurali bir gün nedeniyle kacirir ve türlü türlü sorunlarla ugrasir. Avusturya ise Münihin dibidir, alti ayda bir 100 km bile yapmadan rahatlikla Münihde yasaminizi devam ettirebilirsiniz..



71'de Bayern'e yeni yeni isimler gelir ileride efsane olacak.. Bunlarin basinda Hoeness ve Breitner gelir. Hoeness ile bugün baslayan birliktelik Bayern catisi altinda bugüne kadar devam edecektir. Ikisinin varligi ve birlikteligi Bayernin bugünlere gelmesinin en önemli nedenidir. Simdi benim sik sik kendi arkadas grubumla tartistigim bir konudur Beckenbauer-Hoeness birlikteligi. Ben bayernin bugünkü konumunda birincil etkenin Hoeness oldugunu düsünürüm. Bugün Hoeness baskan olmasina ragmen Beckenbauer gibi geri cekilemez.. Zira BAyern onun iliskileri sayesinde atilan dev adimlarla büyüyor.. 200 milyonluk anlasma yapmistir Audi ile.. Bu bugünün anlasmasidir lakin gecmiste özellikle Hoeness'in karisindan ayri kaldigi bir dönem icerisinde Adidas'in kurucusu Dassler ile olan yakin iliskisi sonucu kazandirdiklari ve daha ötesi.. Breitner'i futbolcu iken tekrardan takima getiren hoeness'dir. Bizzat henüz daha menajer degil iken memleketinden ekstradan sponsor bulup bu fazlaligi da Breitner'in bonservisine ödenmesini ister.. Ki Neudecker en buyuk hatam buydu der zira o Breitner devirecektir baskani ve teknik adami sonrasinda.. Velhasil basari konusu bir yana gelisim icin gerekli olan atilimlar hep Hoeness'den gelmistir yoksa basari Gladbach'da da vardi ya da Hamburg da keza ayni sekilde. Fark, Hoeness'dir.. Ki Bayern büyümeye daha cok Beckenbauer'in Amerikaya gidip dönüsünde de Hambug formasi giydigi zamanlara tekabül eder. Sonrasi Bayern yerine milli takim ile devam eder Beckenbauer ama Hoeness bugüne kadar cocugu gibi sever Bayerni.. Velhasil ekonomik gelisim öncesi sportif basari gerekir ve elbette müthis Bayern döneminin de baslangicidir 70 sonrasi Beckenbauer liderliginde gecirilen bu dönem..



1971'de DFB kupasini alir lakin Sampiyonlugu da Netzer'li Gladbach'a kaptirir.. 1972-73-74 yillari arasinda Almanyada ilk defa olarak üc kez üst üste sampiyon olur Kaiser'li,Hoeness'li,Müller'li,Breitner'li kadro.. Toplamda 1974 yili Kaiser'in belki de en basarili oldugu yildir. Sonunda Dünya kupasini da kaldiracaktir.. Diger acidan 74-75-76 da ise üc kez üst üste Sampiyon Klupler Kupasini alacaklardir. 76'da Kitalararasi kupa da eklenince Kaiser ve Bayern Münih her bakimdan tavan yapmistir sportif basari acisindan..


*1975 yilinda kazanilan sampiyon klupler kupasi sonrasi

Tüm bu basarilar elbette en cok da takimin liderini ve kaptanini yukariya dogru tirmandirir. O lider özelliklidir, inanilmaz inatcidir. Dönemin lider oyuncu profili ile bire bir örtüsür. Takim icerisinde futbol acisindan bakarsak eger defansi toplar, kimin nereye ve nasil oynamasi konusunda yönetir ve bu acidan yetkinligi de tartisilmazdir ki ayni zamanda hucumu da organize eder.. Diger acidan kimin transfer edilecegi ve hatta milli takima kimin alinmasi konusunda dahi belirleyici konumundadir. Bunlarla ilgili detaylar cok fazladir ve Bayerndeki arkadaslarini kayirir. Bu kayirma olayi öyledir ki bugün bile pesini birakmaz. Pek cok oyuncu röportajinda Beckenbauer istemedigi icin milli kariyerim olmadigi cümlesi gayet siradan bir cümle olarak yer almistir. Simdi 2006 dünya kupasini Almanyada oynatmak icin varini yogunu ortaya koymus ve deyim yerindeyse bunu tek basina tüm dünyayi gezerek basarmistir. ve fakat arkadaslar pek cok insan der ki Olimpiyat stadindan kurtulup Bayern icin yeni bir stat yaptirmak icin bunu basardi derler.. Yani Almanyayi mi Bayerni mi daha cok seviyor sorusunun cevabini kimse bilmez.. Ayni seyler Hoeness icin de gecerlidir ve futbolcu olarak örnegi de Mehmet Scholl'dür. Bunlar bayernli olarak adlandirir iken bayern adina gerekirse ülkenin zararina da olsa sinir tanimaz eylemlerinde.. Scholl Bayern de sakatlanirim diye milli takima gitmeyen adamdir..



Ilk kez 1971 yilinda 72 Avrupa Sampiyonasi grup eleme macinda istanbulda Türk Milli takimina karsi kaptan olarak cikar imparator. Simdi aslinda sira söyledir. Takimin kaptani süphesiz Hamburg efsanesi Uwe Seeler'dir. Futbolu biraktiktan sonra aslinda sira Wolfgang Overath'dadir. 71 de Overath olmadigi icin kisa dönem bir kaptanlik dönemi olsa da Overath'in sonrasinda yine sakatlik sonrasi yoklugunda bir kez daha 1972'de koluna bandi takar ve milli takim kariyerinin sonuna kadar da cikarmaz kolundan o bandi.. Özellikle 1974 dünya kupasi ve Libero olarak takimin kaptani seklindeki görüntüsü onun futbol yasantisinin zirvesini olusturur.. Hem ligde hem de dünya kupasinda olabilecek her seyin en iyisine sahip olmustur..



Eh bazen isler istedigi gibi gitmez. Bir macta iki gol birden atar kendi kalesine ve sonraki macta rakip takimin tehlikeli forvetinin kendisine sorulmasini firsat bilen Sepp Meier Franz'in tüm zamanlarin en cok ücüncü ismi olacak sekilde kendi kalesine gol atmasi sonucu ekler:

"peki Franz'i kim tutacak ?"


video

1972'nin Beckenbauer acisindan önemli ayrintisi artik o milli takimin da liberosu ve hatta cok seyi olmustur. 72 Avrupa Sampiyonlugu, 74 Dünya Kupasi Sampiyonlugu gelir ki pek coklari bunu Beckenbauer'in liberoya gecisine baglar.. Turnuvanin degil Avrupanin en iyi oyuncusu secilir. Müller'in 70 de basardigini tekrarlar.. Aslen ortada bir Beckenbauer önderliginde Bayern Münih firtinasi esmektedir. Sampiyon klupler kupasini üc kez üst üste almasindan Avrupa ve Dünya Sampiyonu olmasina kadar her yere damgasini vurmustur ki 76 da kitalararasi kupayi da alinca daha neyi basarabilir ki bir takimin oyunculari ? 1973 yilinda Stuttgart'da oynanilan ispanya maciyla 73.kez milli formayi giyer iken dönemin en cok milli formayi giyme rekorunu da kirmis olur henüz 30 yasina dahi basmadan..



Gerd Müller.. Sepp Maier.. Franz Beckenbauer.. Bu üclünün misal Hoeness ve Breitner'dan farki bölgesel ligden bu yana beraber olmalaridir. Meier'in hikayesi zaten ilginctir. Zorunluluktan dolayi oyuncu olarak basladigi mac icerisinde kaleye gecip 12 gol yedigi bir macta Bayernin ilgisini ceker.. Müller'i ise bizim Hakan Sükür gibi ismini cikarip herhangi bir takima gönderseniz yedek takima bile koyulmaz belki ama zaman ve istatistik onun ne oldugunu size gösterir. Dönemin futbol mentalitesi onu anlayacak kivamda degildi ama gelin görün ki golleri kesinlikle her seyi anlatiyor. Anlatmak istedigim sudur: Cok da bilincli olmayan ve bölgesel ligin seyircisi dahi olmayan takiminin üc tane rastgele bir araya gelmis adamlari tüm dünyaya meydan okudular, klup ve milli takim düzeyinde kazanmadik ne bir kupa ne de bir basari kaldi ortada..



Ve imparator Bayern macerasinin futbolcu kariyeri acisindan sonuna gelir.. 1977 yilinda Bayern'e veda eder Kaiser.. Bunun belli basli iki nedeni vardir. Evliliginin fotografci Diana Sandmann ile yasadigi iliskinin Bild tarafindan ortaya cikarilmasi sonucu catirdamasi ve vergi sorunlari nedeniyle alman devleti ile yasadigi özel sorunlar.. Bunun üzerine Amerika'nin Cosmos New York takimi ilgi alaka gösterince Amerika'nin yolunu Pele'nin yanina dogru tutar.. Sorun sudur ki o dönem varolan yazili olmayan kural der ki parasini yurt disinda kazanan hicbir futbolcu milli takima cagrilamaz.. Netzer'le bu biraz delinmis olsa da aslen gecerligini yavas yavas yitiren bu kural degil Amerika Liginin kayda deger bir görüntüsü olmamasidir onun milli takim macerasini beklenilenden biraz daha erken bitiren..



Beckenbauer icin de en azindan bir kereligine de olsa delinmistir. 1977 yilinda 103.kez milli formayi son kez giydiginde o Amerikada top kosturuyordu. En cok milli formayi giyen oyuncu olarak 1993'e kadar rekoru kirilamamistir. (loddar kirar bu rekoru) Dönemin kosullarini düsünürsek eger yilda aldigi 1 milyon dolar para oldukca fazladir. Cok fazladir ama bunu haketmistir geride biraktigi yillar icerisinde. Burada rahata ve huzura kavusmustur imparator.. 1977-78 ve 1980 olmak üzere dört yilin ücünde takimi sampiyon olur iken 105 macta 15 gol atiyordu yeni takiminda.. Maclarini yaklasik diger uzak ülkelere gidenlerin aksine 60 bin kisi önünde oynar..


*saginda annesi, solunda sevgilisi ve teyzesi

En cok da o Amerika macerasinin sundugu sokaklarinda siradan bir insan gibi dolasabilme özgürlügünü sevmistir. Hali hazirda yeni sevgilisi ile yeni bir baslangic yapmak icin de buraya gelmistir.

Bütüne baktiginiz vakit neyi yasamamistir diye kendinize soruyorsunuz.. Avrupa Sampiyonlugundan Dünya kupasini kaptan olarak kaldirma basarisina ve klupler bazindaki her türlü kupaya kadar.. Bir insanoglu her seyi basarabilir mi ? Franz Beckenbauer hem oyuncu hem de teknik adam olarak her seyi basarmistir.. Kiyasa girdikleri sadece bir yerde bir ayrinti üzerinden onun önüne gecse de total da onun basarisina kimse yaklasamamistir.. Pele ile beraber oynamanin yani sira...



Maradona ile dahi bir karede yer alabilme sansina sahip olmustur. Bu dünyada futbol adina ne yasanmasi gerekiyorsa her seyi yasamistir. futbolcu, teknik adam ya da yönetici olarak..



1982 yilinda Almanya'ya geri döner. Vergi sorununu da önceden belirttigimiz üzere Avusturya'da ikamet ediyor olarak kendisini göstererek halleder. Herkes Bayern'e dönecegini düsünür iken o Bayernin en önemli rakibi ve hatta düsman klup Hamburg'a imzayi atar. Zira 1979 yilinda Bayern icerisinde Beckenbauer'in cok da tasvip etmedigi bir darbe gerceklesir. Sevdigi baskan Breitner liderliginde devrilmistir ve istenmeyen olaylar gelismistir dogup büyüyüp imparator oldugu klubünde..



Hamburg'a gelir ve 5.Bundesliga sampiyonluguna ulasir Kaiser.. Sakatliklardan dolayi baya bi ceker ve futbolu birakir.. Birakma kararinin ardindan Cosmos'un israrlari sonucu 38 yasinda 3 ayligina Amerikada kisa bir comeback yapar ve sonra tam anlamiyla futbola veda eder.



Antrenörlük kismi da en az futbol yasami kadar basarilarla doludur. Toplamda oynadigi finallerin haddi hesabi yoktur ve insan soruyor, nasil dayanir insanin bünyesi tüm bu yasanilanlara ? Kac kisi vardir bu kadar cok finali yasamina sigdirmis olsun ? 66'da baslayan yari-final, final maclari aslinda bugüne kadar devam eder.. Ister oyunun icerisinde oyuncu olarak isterse de teknik adam olarak ya da yönetici.. 72, 74 .. 84-86-88-90 ya da Bayernin 1999-2001 finalleri.. Hepsinin icerisindedir.

Karakter bir acidan budur. Bu baskilara karsi gelebilecek olan yildizliga soyunsun derim ben. Cok yeteneginiz olabilir, cok üstün niteliklerle donatilmis da olabilirsiniz lakin böyle bir karaktere sahip degilseniz hic girismeyin bu ise. Aaa bak elbisemi konu ediyor ühühü demeyeceksiniz.. Tüm dünyanin gözleri önünde olmayi, tüm bu baskilara karsi durup icerisinde kaybolmanin yerine varolan kaosu yönetecek kadar baskin karakteriniz olacaktir Beckenbauer gibi bir adamin basardiklarinin milyonda birine erismek istiyorsaniz..

Belirgin bir cizgi cekmek gerekirse 1969 sampiyonluk sonrasi oynadigi kupa macinin ayrintilari onu gercekten de imparator yapan unsurlarin basinda gelir. Tüm stat top size her dokundugunda yuhalamaya basladigi zaman inadina o seyircilerin üzerine gidip bir de top sektirip dalga gecebiliyorsaniz 24 yasiniza ragmen iste ancak o zaman bir seyleri basarabilecek konumda olursunuz.. Kaiser o dönem o anda dogmustur baska zaman degil..



O cok yeni bir kavram yaratmistir. "cagdas libero". Lakin futbolunun icerisindeki en önemli özelligi lider karakterli olmasi ve "antrenör oyuncu" modelinin bire bir karsiligi olmasidir. O Antrenör-oyuncudur. Antrenörlük kariyeri belki de 72 dünya kupasinda baslamistir onun.. Dolayisla yasaminin ikinci dönemindeki antrenörlük hayatindaki basarilari cok da tesadüf degildir. Sayisiz takipcileri olmus-en cok yaklasani muhakkak ki Baresi'dir- , 19 yilda 19 kupa kaldirmis, defans bölgesinden cikip dünya stari olan tek oyuncu olarak tarihe gecmistir. Sayginlik acisindan bugün Merkel bile onun asagisinda yer alir Almanyada.. Ona öyle bakilir ki dünyada baska bir insan söylese kiyameti koparacak olanAlman halki, Beckenbauer'dan gelirse kimse sesini cikarmaz.. Almanlar ona her türlü hakki vermistir. Köyün delisi loddar dahi essegin bir bölgesine suyu kacirmadan önce "beckenbauer'den sonra" etiketini koyacak kadar delirebilmistir ancak. Bakin eger Bayern derseniz ben size Hoeness derim önce.. Ve fakat "Futbol" dediginiz vakit bu ülkede önce Beckenbauer gelir.. Sonrasinda herkes kafasina göre bir sira olusturabilir kesinlikle.. Halk nasil sevmesin ? Klup takimiyla kazandigi basarilarin ardindan Milli takim ile basardiklari bir yana uluslararasi arenadaki yaptigi lobilerle Dünya Kupasini da almanyaya kazandirmis iken daha ne bekleyebilirsiniz bir adamdan ?

Imparatorlugu söylemleri ile degil eylemleri ile ortaya koymus cok büyük bir futbol adamidir, muhafazakar yapisi ve cesitli cikislarini cok sevemesem de saygida kusur edilemez kesinlikle..

*Simdilik hatalari coktur, yavas yavas okudukca düzeltirim ama siz yabanci misiniz yahu, okuyun iste ;)

Pazar Gecesi Sendromu.!

video
*Ugur, senden bulasti bu bana bilesin..!


Ayip olmasin bir seyler yazalim bari diyerek gectim su sarkinin altina ki pazar gecesi.. bitik durumdayiz. 15-18 yas arasi okur varsa onlara hitaben bir seyler söylemek isterim ben su igrenc pazar gecesi sonunda..

Eskiden de yasamla baglarimi koparma noktasina geldigimi cok iyi hatirliyorum ve fakat fark sudur ki simdi herhangi bir sey gerceklesmedigi icin degil, gerceklesmesini istedigim herhangi bir seyin olmamasi sorunun özünü olusturuyor. Cözümü olmayan bir problemin icerisindeyim bir bakima. Yasamdan keyif almak, baska bakmak ve türlü türlü bakis acisinin hepsini yillardir test ediyorum, nasihata kalkismayin amma velakin bana su hayatta barca-real madrid macindan daha önemli hicbir sey yokmus gibi geliyor ve o da sona erince hepsi bire cikiyor tünellerimin ucu. Gercek baska ve mutlaka ki cok güzel seyler var ama söyler misiniz bugün bunu göremeyecek noktada isek ne yapalim ? Ölmeyelim tamam da nasil yasayalim arkadas bu sekilde..

Düsüncelerin icerisinde kayboldugum filozoflar arasinda Camus'nun yeri farklidir. Yok onun futbolcu olmasi ve ayni zamanda filozof kimligi degil daha cok baska bir sey bu. 8-9 yil önce filozoflara girisi Karl Marx ile yaptim. O dönem yasamimin ana hedefiydi Marx'i anlamak.. Söyle ilerliyordum daha cok.. Önce anlamak istediklerimi didik didik ediyordum ve bir sekilde kendi algi capimizca sonuca ulasiyorduk lakin ayni zamanda bir de herkesin diline pelesenk olmus insanlarin/yazarlarin/filozoflarin ne dedigine de kulak kesiliyorduk. Misal nice'dir, camus'dur ya da Sartre. Öyle ya bu insanlar kayda deger bir düsünce üretmis olmalilar ki insanlar bunlari okudugu ya da ucundan biraz algilayabildigi icin her yerde entelektüel kimliginin sunumu acisindan dile getirmek zorunda hissediyordu. Biz de neden entelektüel derinligi olan bir sey olmayalim ki hazir evde üstelik iki tane kedi de besler iken ? Gel dedim camu musun sartir misin nesin gelin.. böyle aldim hepsini karsima bir bir bulantisidir yabancisidir efendim hepsini didik didik ettik.. yas da yirmili yaslarin baslangici..

Daldik böyle Albert Camus amcama.. Yabanci sanirim ona dair okudugum ilk kitap idi. Sonrasinda sacmacilik akimi varolusculuk filan derken ne lan bu dedim ? Herseyolur gibi bir akim.. Yasami boyunca hicbir seyi siklemeyen bir adamin sonuclardan bagimsiz bir sekilde yasama bakisinin kaliplastirilmis hali nasil derinligi olan felsefi acilim olarak sunulabiliyor ? Camus'yu bos gecip ben niceden ilerledim kendi yoluma.. Masallahim vardi o dönem Berkeley'den imam gazzaliye kadar ilerlemistik.. Berkeley'e misal saglam küfürler ederdik, algilayamiyorsam yok diyor sipaya bak diye.. Dünya üzerinde üc-bes filozof arasinda olan adami karikatürize etmek bir yana salaklastirirdik iyice.. algilamayadigin odunla döverim seni diye böyle kendi mesrebimizce gülüp egleniyorduk ki eglenilecek durumda daha cok bizdik..

Evi bi görseydiniz.. felsefe sözlüklerinden gecilmiyor anasini satim. Sadece felsefe sözlügü mü ? Marksist bir sözlük vardi ki dönemin güzel parasi 20 kusur milyona kiyip almistim. Bugün bile durur ki tek bir sayfasini acmis degilim. Actigimda bir sey anlamiyordum cunku.. Benim biraz bilgisizligimden kaynaklansa da bir baska acidan inanilmaz kötü bir cevirisi vardi. Lakin sorun bakalim aldigima pisman oldum mu ? Yok arkadas, mümkün mü ? Sözlügün kalinligi, kapagindaki Marx'in güzelligi efendim kütüphaneme tek basina kattigi imaj katkisi, anlayamasak da mutlaka güzel bir icerigi olduguna dair derin inancimiz..

En güzeli de Orhan Hancerlioglu'na ait olan Felsefe Sözlügüdür. Adam sözlük yazmamis, felsefeye ait ne varsa marksist acidan tekrardan degerlendirmis. Bir varolusculuk tanimi var ki yirminci yüzyilin sanirim en popüler akimidir, okudugunuz vakit kendinize gelemezsiniz. Bir küfretmedigi kalmis.. Tüm terimleri türkcelestirme gayreti icerisinde bana gün icerisinde bes kez eytisimsel özdekcilik dedirtmistir de zamaninda.. Güzel adamdi vessalam. Olur da biriniz aranizdan Felsefe Sözlügü alacak olursaniz onca yillik tecrübe sonucu Macit Gökberk'den sasmayin der konuma geri dönerim..

Iste biz de bu dönemlerde es dost arasinda misal cikarirdik nice amcamin kapkalincicik güc istenci kitabini ve her maddesini ayri ayri eve gelen misafirlere aciklardik.. Yok yok öyle öküzlük yapmadik ama sürekli duydugunuz bu anlasilmaz sanilan adamlari anlamanin verdigi güven ile yasamda daha kolay bir sekilde cesur kararlar alabildigimi itiraf etmeliyim. Bu bana okuduklarimin olumlu tek büyük katkisidir. Hayatiniza dair marjinal kararlar alabilme yetisinin kazandirilmasi. En görülebilir fayda acisindan bu yazinin yayimlanabilmesidir de. Baska acidan kendinizi bir sey saniyorsunuz ki az daha bunlardan üc eksigi bes fazlasi olan adam kivaminda kitap filan yaziyordum ki akli-selim arkadas grubuna sahiptik de dur yapma abi gözünü seveyim otur bak cay yaptik yeni telkinleriyle ülke bir filozofunu bu sekilde kaybetti..

Simdi ilgilenmiyorum fazla. Lakin okuyarak degil de yasayarak geldigim nokta acisindan tekrardan anlayamadan es gectigim Albert Camus'ya dogru bir dönüs gerceklestirdik. Hayatin anlami konusunda inanclariniz varsa cevapsiz sorulariniz da yoktur zaten ve fakat derinlemesine düsünüp yasaminiza bir anlam bicme cabasina girip inanc unsurundan da yoksun bir sekildeyseniz eninde sonunda karsiniza Albert Camus cikar.. Cikar ve yasamin anlamini da ebesini de görürsünüz.. Benim en azindan bir futbol macim var, bundan dahi mahrum olabilirsiniz o müthis karsilasma aninda ve inanin yakinlariniza üzülürüm size degil.. Murathan Munganidir Cezmi Ersözüdür efendim Tuna Kiremitcisidir elinizden düsürmeyin, bosverin bu adamlari. Yok bunlar bana cok yavan geldi herkes bunlarla dalga geciyor diyorsaniz kitaplar basligi altindaki tavsiyelerin disinda yillar sonra tekrardan okudugum Kürk Mantolu Madonna'yi tavsiye ederim Sabahattin Ali'nin.. Müthis bir kitaptir lakin camu gibi ipneleri okumayin.. Zira bir gün onu anlayabilme tehlikesi vardir ve bu gercekten de tehlikeli sonuclari dogurur. La ne gerzek bir kitaptir dedikten yillar sonra birden kalakalirsiniz benim gibi.. Ya da kalin bence hepsi bir..

29 Kasım 2009

Barcelona - Real Madrid: 1-0



Oy oy oy oy..(Cok fazla vaktim yok, hizli bir yorum)

Ben barca yazmak istemiyorum aslinda. Ne zaman yoruma baslasak cok baska bir yerde bitiriyorum konuyu. Sistem büyülüyor, formasi baska geliyor, yaklasim baska.. Velhasil yasamimdaki ilginc tutumlara neden olmus bir futbol klubünden öte bir takimdir benim icin Barcelona.Bir alt postta yazan da odur bir klupten ötesi. Bununla ve cok seyle kirk yillik söylemleri ilk defa duyup sinifa yaymak adina kosturan bosbeles takimina da sonra deginecegim. Zirtapozlar, size mi soracagiz hangi takimi nasil tutmamiz gerektigini ? Kliselerden bahsedip klise söylemleri elestiri adi altinda milyon kez sergilemekten cekinmeyen ironik seyler, size sonra dönecegim ben lakin hirsiniza da hayran kaldim isin dogrusu. Bikip usanmadan, apartman kapisina basip kacan veletler kadar rahatsiz edici olma ihtirasiniza diyecek bir sey bulamiyorum ben..

Mac yüksek beklentiden kaynakli cok da güzel degildi pek cok futbolsevere göre ama Barca'nin Real Madrid'i yendigi her mac bana acaip keyifli gelir ki bu mac da cok güzeldi. Sadece hakem biraz daha futbolun oynanmasina müsade eden bir anlayis icerisinde olabilirdi ki daha da keyiflenirdik. Ayni zamanda her iki tarafin yildizinin da sakatliklardan yeni cikmis olmasi maci renksiz kilan bir baska etken idi.

Ilk yari Real Madrid daha iyi oynadi diye macin yorumuna gecmeden önce sunu belirtmek isterim ben. Barca yenilebilir ve hatta cesitli sorunlar yasayabilir. Bunun icin temel sart rakibin Barca'nin durdurulmasi gereken dehset bir oyun sistemine sahip oldugunu kabul etmesi gerekir. Kendisini barcaya göre konumlandirmasi gerekir. Bu yüzden kendisiyle bire bir boy ölcüsmeye calisan özellikle Avrupanin en "dev" takimlari karsisinda oynadigi futbolu misal diger kucuk takimlara karsi Barca oynayamiyor. Kesinlikle dalga gecilecegini biliyorum ama yine de bu örnegi vermek istiyorum efendim. En basitinden Kasimpasaspor Barca'ya göre kendisine bir oyun felsefesi bicse emin olun barca karsisindaki inter'den cok daha güzel bir futbol oynar ya da inter karsisindaki barcadan cok daha az efektif olan bir barca bulurlar karsilarinda. Futbol dahi oynamaniza gerek yok, ortadaki dolasimi kesebilecek dirilikte bir orta saha ve yerlesim alabildiginiz takdirde barca yine oynar belki ama üzerine gelmek isteyip kendi felsefesini ortaya koymaya calisan takimlar karsisinda oldugu gibi etkili olamaz. Mourinho aslinda bu sisteme cözüm bulabilecek kapasitede bir teknik adam olsa da kibiri en büyük engel. Hiddink gibi bir pozisyona düsmektense fark yiyip kendi oyununu oynamaya calisti lakin Chelsea'den beter rezil oldular o cok baska..

Bakin Bundesligada da bu böyle. Her iyi takim kendi evinde zorlanmaya basladi kac haftadir. Hoffenheim-Dortmund maci bu maca bire bir örnektir, orada Dortmund kazandi ki burada da rahatlikla Madrid kazanabilirdi. Dortmund macinda Nuri Sahin orta sahadan kestigi her topu hucum yerlesiminde olan rakip takimin üzerine gönderdi ve savunma yerlesiminden uzak olan rakip üzerinde tehlikeli akinlar yaratti. Lass-Alonso ikilisi Marcelo yardimi ile ilk yari bir bakima bozguna ugrattigi barca orta sahasindan kaka inanilmaz akilli cikislar yapti ki kiminde beceriksizlik kiminde de Puyol engelledi golü... Önemli olan Pellegrini barcaya göre bir sistemi sahada varetmis olmasidir. Deplasmanda oynamasi, Barca'nin günler gectikce efsanelesmeye dogru giden oyun anlayisinin bilinir olusu gibi etkenler böyle bir pozisyonu almasini sagladi. bunu kendi sahanizda ya da Sampiyonlar Ligi finalinde filan yapmazsiniz.. Hiddink haric cok takim yapmadi ve Bayern'inden Manchester'ina ve interine kadar rezil rusva oldular.

Oysa bu dolasimi keseceksiniz bir sekilde.. Kesemediginiz takdirde dahi arkadaki yerlesiminizi güzel bir sekilde alip tehlikeli olmasini önleyebilirsiniz. Madrid cok akilli bir taktik uyguladi. Oyun kurma adina girisilen paslari kesti ve tam da bu anda cikis yaptiginiz vakit hucum yerlesimi alan rakibi tersde yakaliyorsunuz.. Bu hucumlari da Kaka gibi sinsi bir oyuncu yönetiyorsa erken yakalayacaginiz gol sizi farka dahi götürebilirdi.

Inter kadrosundan sadece Pedro yoktu ve onun yerine Messi oynadi. Ilk yari boyunca Messi sahada yoktu. Henry köselere kacti, Messi onun yerini doldurma cabalari derken daha da önemlisi Xavi-iniesta birbirlerinden uzakta kaldi. Lass-Alonso ve Madrid'in ön adamlari dahi yardima geldi ki oyunu kendi yari sahasinda kabul etmeye basladigi anlarda Kaka ile akilli hucumlar gerceklestirdiler.. Bunun öncesi de isin önemli ayrintisidir. Orta saha cizgisinden yaklasik bes metre ileride ve geride tüm Madrid takimini görebiliyordunuz..

Ikinci yari Barca oyunun tekrardan hakimi oldu. Gol, Dani Alves'in barcanin bu sene basinda basladigi ibra ile gelen hava toplarinin bir sonucudur. Eskiden istisnai bir durum olan yukaridan ortalar bu sene oyun felsefesinin önemli bir ayrintisi oldu Ibra artisi nedeniyle. Klasik bir akin olsa da gecmis yili düsündügünüzde barca klasigi olmayan bir gol aslinda..

Puyol.. Yürekten oynamayan insanoglu iste bu hamleleri yapamaz. Helal olsun ve bence bu barca galibiyetinin en önemli nedenidir. O olmasaydi kesinlikle bugün galibiyet mümkün degildi.

Hulasa madrid tarafi dersine iyi calismis ve belki galibiyeti dahi cikaracak bir oyun ortaya koydular. Puyol farki ve hazir olmayan bir Ronaldo performansi bugünkü sonucu belirledi.

Az Kaldi.!