8 Aralık 2009

"Futbolu bilmeyen Rijkaard.!"



Rijkaard'in ilk sezonunda Galatasaray takimi ile yaptigi 15 mac sonucundakipuan tablosu su sekildedir:

4 .Galatasaray 15 9 3 3 30

Barcelona ile ilk sezonunda on ücüncü durumda iken on bes mac sonucunda olusan puan durumu da bu sekildedir:

13. FC Barcelona 15 5 5 5 19:20 -1 20

Rijkaard, Barcelona'ya geldiginde klup bazinda calistirdigi tek klup olan Sparta'yi klup tarihinde ilk olmak üzere küme düsürmesi etiketini tasiyordu o muhtesem Hollanda milli takimiyla yasadigi 2000 performansi disinda..

Ne ilginctir ki ikinci klup takimi kariyerine de yukaridaki istatistikler isiginda devam etmis ve klubu tarihinde ilk defa küme düsürme potasina sokmustur. Ve fakat bir devre sonucunda o potadan inanilmaz bir seri yakalayarak Valencia'nin ardindan ligi ikinci bitirme basarisini gösterebilmistir. Barcelona Rijkaard öncesi son sampiyonlugunu 1998/99 yilinda Van Gaal yönetiminde kazanmisti. Rijkaard ile 5 yil aradan sonra La Liga sampiyonlugunu tekrardan kucakliyordu ikinci yilinda.. Kendisinden önce mükemmel bir kadronun devami niteliginde bir basarisi olmadan üzerine bir yil sonra ikinci kez Barcelona'yi sampiyon yapar iken ayni yil Sampiyonlar Ligi Kupasini 14 yil aradan sonra Barcelona'ya kazandiriyordu. Cok degil 3-4 yil önce Mourinho'yu eleyen, onunla kiyaslanan bu adam bugün futbolu bilip bilmedigi konu edilebiliyor. Ilginc bir milletiz..

Simdi futbolu bilmeyen bir adam hem teknik direktör ve ayni zamanda futbolcu olarak futbolun en üst noktasi olarak kabul edilen Sampiyonlar Ligini kazanan dünyadaki bes insandan birisidir. Barcelona klubu yillar sonra sampiyonlugu ve sampiyonlar ligi sampiyonlugunu görüyor bu teknik adam yönetimi altinda.. Futbolculuguna girseniz kupa galiplerinden Uefa kupasina, Italya sampiyonlugundan Avrupa Sampiyonluguna ve hatta Sampiyonlar Ligi Sampiyonlugunu üc kez almasina kadar gider ki bitmez bu kupalar lakin sizler de utanmazsiniz o cok baska.

Futbolu bilmeyen Rijkaard, Barcelona gibi bir klubu kendi sistemine göre insa eder iken klubun tarihinde bir ilki gerceklestirip devre sonunda küme düsme potasina sokmasina ragmen bugün uzay futbolunu oynayan takim olarak adlandirilan yapinin temellerini atabilmistir.

Rijkaard Galatasaray'a geldiginde ise Barca'nin aksine calistirdigi tek klup sparta deneyimi ayrintisi yerine Barcelonaya yillar yillar sonra Sampiyonluk ve Sampiyonlar Ligini getiren adam olarak karsilaniyordu. Barcelona-Galatasaray farki bir yana gecmisine baktiginizda hem futbolcu hem de teknik adam olarak tartismasiz bir isim olmasi gerekir iken bugün son saniyede kacirdigi liderlige ragmen "Rijkaard'i tartismaliyiz" demeclerinden gecilmiyor ki mevzubahis konu teknik adam hatalari, mac icerisindeki yanlislari degil teknik adamin futbolu bilip bilmedigi konusudur. Barca gibi bir klupte kredisi üc ise burada on olmasi gereken yerde sanirim tam tersi durumda her sey. Barcelona deneyimi dahi olmadan futbolu bilmeyen bir adami alip bes yil sonra sampiyonluk ve on dört yil sonra sampiyonlar ligini kazanir iken Galatasaray cok aptal bir yönetime sahip ki futbolu bilmeyen bir hoca ile calismaya liderligi son saniyede kacirdigi bir gol sonrasi devam ediyor pek coklarina göre.. Avrupa Liginde lider olmasi da ancak o ligde basarisiz oldugu vakit cok degerli/önemli bir konumdur muhtemelen..

Galatasaraylilar huzursuzdur. Bir Galatasarayli olarak geldigi ilk gün Rijkaard hamlesi baslikli yazida bugünlerde yasanilacaklari görüp tedirginligi en sevincli günümüzde hissettigimizi yazdik. Yazilanlara gülüp gecemiyoruz zira yönetim takima önemli isimleri kazandirmanin ötesinde bir yöneticilik basarisi gösterememistir. Su ortam icerisinde bu basarilarina ragmen Rijkaard'in yetkinliginin tartisildigi noktada Skibbe ile dalis yapma cesaretinden ziyade onu ne hallere soktugunu hatirlayalim, yeter. Bugün Dünyanin en basarili klubu olarak addedilen, en iyi futbolu oynayan takim olarak gösterilen Barca'nin basarisi biraz da bu sonuclara ragmen Rijkaard'a güvenme, Rijkaard'i oraya getirme isbilirliginden/yöneticiliginden kaynaklanmiyor mudur ? Takimin basina getirmek baskadir sahip cikip basarilarina ortak olmak cok baska.. Barca o günlerde teknik adamini kovsa bugün buralarda olabilir miydi ? Galatasarayin 2000'li yillardaki sportif basarilarinin icerisinde Fatih Terim'i göreve getirmekten ziyade onun kadar zor bir adam ile calisma basarisini gösteren Faruk Süren'in payi da oldukca fazla degil midir ? Su ortama Skibbe'yi getirmekten ziyade onu koruyamayarak basinin önüne yem diye atma sacmaligidir.. Lincoln'u Feldkamp gibi bir adamla yan yana getirip sonuclara sasirmanin isbilmezligidir mesele. Arda'ya iki ay önce git deyip iki ay sonra sen bizim her seyimizsin tutarsizligidir. Dogru-yanlis degil ne yaptigini bilememezligin göstergesi ya da belirli bir felsefe dogrultusunda hareket edilmedinin bilincidir bizi korkutan.. Bülent Korkmaz'i atesin icerisinde atip sonrasinda kovmak gibi sürüyle örnek var ve Rijkaard bilsinler ki bizim oldugu kadar onlarin da son sansidir.

Iste bu yüzden bu korku nedeniyle taraftar olarak Rijkaard'i takimda tutmanin refleksidir 10 mac dahi oynamadan onun üzerine kara calmaya calisan kesime karsi koruma ve hicbir sekilde dokundurmamak.. Zira bu basinin cikardigi ses büyürse herkes bilir ki o yönetimi de ele gecirecek ve biz Feldkamp'dan bu yana yine yeniden baslama masalinin icerisinde bilmem kacinci kez düsecegiz.. Ister putlastiriyor deyin isterseniz de tanri muamelesi cekiyor, hic önemli degil. Taraftar bilinci onu korumak durumundadir. Bir sezon sonunda on besinci dahi olsa ikinci sansi verdirmek icin vargücüyle calisiyorum, calisiyoruz.. Biz bunlari yapar iken siz "onu kovun, bunu kovun" demeclerine devam edebilirsiniz, bizce sorun yok ama bizim bu tavrimiz da sizce cok sorun oluyor, anlamak da mümkün degil..

41 yorum:

Lappapzade dedi ki...

eline sağlık abi. hala daha bu adamın gelişine doru düzgün sevinebiliyor değiliz malum sebeplerden. inşallah bu safhalar atlatılır da, keyfini sürme zamanlarını da görürüz.

Arkhe dedi ki...

"Rijkaard, Barcelona gibi bir klubu kendi sistemine göre insa eder iken klubun tarihinde bir ilki gerceklestirip devre sonunda küme düsme potasina sokmasina ragmen bugün uzay futbolunu oynayan takim olarak adlandirilan yapinin temellerini atabilmistir."

***

Bu bence biraz fazla iddialı olmuş.. Şu yazıda Galatasaray haricinde yazılan bölümü sanki biraz görmezden gelmiş..

http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/11/ev-yemegi-ucgenler-ve-galatasaray.html

İyi oyuncun yoksa sistem falan kalmaz. Barcelona'nın o muhteşem futbolcuları bir plan, program dahilinde yetiştirilmiş ve A takıma teslim edilmiştir.. Rijkaard ve Guardiola gibi isimler bu kadroyu harika kullanmış ve yıllar boyunca o çocuklara verilen eğitim doğrultusunda oynayabilen bir takım izletmiştir..

Ve lütfen yanlış anlaşılmasın, bu Rijkaard'ı küçümseme falan değildir. Hiçbir şey olmasa o futbolcuları kullanabilmek ve bir gömlek yukarıya taşıyabilmek bile çok önemli bir iştir..

Kısacası senin söylediğine geri dönersem, o muhteşem yapının temellerini Rijkaard attı demek yıllar boyunca o oyuncuları yetiştirmek için verilen emeği yok saymaktır.. Bence bu muhteşem futbolun temelleri o büyük futbolcular daha çocukken atılmıştır, Rijkaard ile değil..

Arkhe dedi ki...

Aklıma gelen alakasız bir şeyi daha söyleyeyim;

Bir Fenerbahçe taraftarı olarak Skibbe'nin gönderilmesinden memnunum.. Bence o Galatasaray ile yükselebilecek ve çok büyük işler yapabilecek bir hocaydı..

Can dedi ki...

Geçenlerde buraya mı yazmıştım hatırlamıyorum; bu takımı tutan insanların oluşturduğu güruhtan utanıyorum.

Milletçe herşeyi en iyi biliriz. Kimse bizden daha iyi bilemez. Ne kibirdir arkadaş ben anlamadımki!

Rijkaard tartışılır tartışılmasına ama tartışacak adama da bakmak lazım. "15 günde diploma sahibi olanlara daha çok değer veriyor bu ülke" diye boşa konuşmuyor Yılmaz Vural. Basının iki yüzlü tavrına taraftarın ayak uydurması acıdır burada. Aynı ritme yönetimin uyması felaketi getirir. Ben Luce'den beri ilk defa kafam rahat maç seyrediyorum. Kulübeye güveniyorum herşeyden önce.

Skibbe konusunda acı olan bir tarafta takımdaki oyuncuların tutumudur. Galatasaray'ın bir numaralı problemidir bu yıllardır. "Kenetlendik ve şampiyon olduk" laflarının gerçeği yansıttığı tek kulüptür Galatasaray; zira gerçekten bu lafın arkasında "gruplaşma bitmiştir" fikri yatıyordur. Hala bu tarz çatlamalar mevcut ama Rijkaard'ın ve Neeskens'in varlığından dolayı bana göre daha geri planda.

Herşey bir süreçtir. Altyapının başına Jan Derks gibi bir ismi getirmekte bana göre kararlılığın bir göstergesidir. Skibbe'ye yapılan ayıbı bu adama yapmaya gücü yetmez kimsenin, cv si sebebiyle. Ancak iş Galatasaray camiasında biter dönüp dolaşıp. Dirayeti gösterecek kişiler bu takımı tutan, yöneten, bu takımda çalışan kişilerdir. Üzülücez, canımız da yanacak ama sabır göstereceğiz. Yoksa bozuk plak gibi kendimizi tekrar etmeye devam ederiz.

Borges dedi ki...

Arkhe: Teknik adam bütünün bir parcasidir, birlestirici unsuru önemlidir. Bir basariyi parcalari dogru sekilde bir araya getirerek ulastirir. Leverkusen de keza benzter bir sistemi olan takimdir lakin iyi bir teknik direktöre basari icin ihtiyac duyar, fakrlilik icin. Barca rijkaard öncesi 14 yil sampiyonlar ligini kazanamamistir. 5 yildir da Sampiyon olamiyordu. Öncüllerinin hollandali olmasi, cruyff etkisi ve barca sistemi önemlidir ama barcayi birakalim da 2000 hollanda macerasina bakalim isterseniz.. mac icerisinde iki penalti kacirip mac sonucunda da penaltilardan elenmese Avrupa Sampiyonu etiketi de olabilirdi ki hic de zor degildi. Performansi ortadadir.. Kurulu düzen olmadan mutlaka ki ama sampiyonluklari öncesi yasanilanlara bakmak gerek.. kac yil sonra sampiyon yapmis, o sistem bes yil lig icerisinde 14 yil da avrupada neden islememis ?

Faruk Alpaslan dedi ki...

Müthiş tek kelime ile...

Bu yazınızı sarı kırmızılı forum sitelerinde paylaşa bilirmiyim?

Borges dedi ki...

Sevgili Faruk herkes her yerde paylasabilir kesinlikle ve sunu da ekleyeyim ki evden cikiyorum, geldigimde yailara cevaplar daha güzel bir sekilde verilecektir muhtemelen..

Marat dedi ki...

Öncelikle izninle blogumun ilk yazılarından birini paylaşmak istiyorum. Total Futbol v1.01

Geçenlerde bir gazetede okudum. Barcelona'nın övülmesi üzerinde Guardiola : bu takıma kazanma kimliğini Rijkaard kazandırdı,onun katkısını unutmamak lazım diye bir beyanat vermiş.

Kendi yazımda da Rijkaard'a hep destek tam destek verdiğimi beyan ediyorum zaten.

Ancak bence burada yönetime biraz acımasızlık yapmışsın. Rijkaard'ın yanında Neeskens'in olması ve Evert Jan Derks in altyapı koordinatörlüğüne getirilmesi,ard arda akademileri açılması geç de olsa atılmış doğru adımlardır. Zararın neresinden dönsek kar diyelim. Bu noktada bu yatırımları çöpe atacaklarını sanmıyorum. Maçlara gittiğimde de görüyorum ki Rijkaard oyuncular kadar hatta daha fazla sevgi gösterilerine maruz kalıyor.
Bir de şu var, belki biz de dahil her hafta maçın ardından analiz yapıyoruz aklımız yettiğince..ama sistem diyoruz. bir takımın oyununu,sistemini bir maçta anlayabilir miyiz? Yoksa birkaç maç izleyip,görüp, kavrayıp ondan sonra mı yazmalıyız eleştirilerimizi,övgülerimizi?
ya insan faktörü? oyuncu performansları, onların psikolojileri..işte benim aklım bütün bunlara yetmiyor,oyuncularla vakit geçiren idman yaptıran dab ben değilim..o yüzden Rijkaard'a güveniyorum...hem de sonuna kadar..sözleşmesinin 2 yıllık olması ürkütüyor beni acaba Neeskens'e fln mı bırakacak yerini..ben şimdiden bunu sorgulamaya başladım bile..

pepp dedi ki...

Benim umudum her geçen gun daha da büyüyor.Rijkaard ile Neeskens ile hem de tüm güzelliğiyle...

Arkhe dedi ki...

"Teknik adam bütünün bir parcasidir, birlestirici unsuru önemlidir."

Evet, kesinlikle katılıyorum. Yazdığım şeyin devamında söylemeye çalıştığım da buydu ama temellerini atmıştır demek bana abartı geliyor..

"kac yil sonra sampiyon yapmis, o sistem bes yil lig icerisinde 14 yil da avrupada neden islememis ?"

Belki de Messi, Iniesta, Xavi ve diğerleri ancak büyüdüğü içindir.. :)

Cem Kalay dedi ki...

Birde anlamadığım bir konu var.. Hep derizki istikrar, büyük takım büyük hoca ile çalışmalı. Peki gelen isimlere bakalım ülkeye; Aragones, Del Bosque, Guus Hiddink, Frank Rijkaard.

Del Bosque apar topar gönderildi. Neymiş? Futbolu bilmiyormuş. Real Madrid'de 40-50 milyon euroluk adamlarla oynamış!

Aragones. Adam avrupa şampiyonu yaptı İspanya'yı yıllar sonra. Neymiş 40-50 milyon euroluk topçular ile oynamış!

Fenerbahçe'ye gelirken Xavi sözleri felan veriliyordu hergün.. Adama Maldonado'yu verdiler..

Guus Hiddink'e değinmeğeceğim, yaşım izin vermez ama zamanında Fenerbahçe'den kovulan adamı milli takıma getirmeye çalışıyoruz !

Frank Rijkaard. Barcelona'yı yıllar sonra avrupa şampiyonu ve lig şampiyonluğuna ulaştırmış. Ne diyoruz? Rijkaard orada 40-50 milyon euroluk adamlarla oynuyor!

Bu böyle gider. Fergusson'da gelse, Mourhinho'da gelse belden aşşağı vuracaklardır bu adamlara. Burada yapılması gereken yönetim + taraftar iş birliğidir..

Ben mesela maçı toplu alanlarda izliyorum, rakip takım taraftarlarının kışkırtmalarına gelip Rijkaard'a ana, bacı küfür eden adamlarla maç izledim. Düşünün yani ülkenin futbol cahillerini..

Sistem oturtulmak isteniyorsa yönetim + taraftar dediğim gibi birleşmelidir. Bu yolda kayıplar vereceğimizi biliyorduk.. Daha da vereceğizde.. Benim için şampiyonluk önemli değil. Sadece ilk ikiyi düşünüyorum, şampiyonlar ligi için.

Galatasaray'ın en büyük sorunu her zaman kendisidir. Ya bu yolda tabular yıkılacak ya da dön baba dön geriye.. Karar Galatasaray camiasının..

Flying Dutchman dedi ki...

Rijkaard konusunda kariyerini futbol bilgsini tartışmak mümkün değil. Teknik direktörlüğünü çekip atın sırf futbolculuğuna bakarak futbolu bilip bilmediği zaten anlaşılıri bu hezeyanı maalesef Hıncal denen hala milyonlarca kişi tarafından okunan adam yarattı.

Beni endişelendiren tarafı ise, işin Barcelona'dan farklı olarak ileriye değil geriye doğru gitmesi. Yani Galatasaray'ın grafiği o 5'li 6'li maçlardan sonra sürekli aşağıya gitti. Her hafta bir öncekinden kötü oldu ve son olarak son 15 dakikayı Sami Yen'de kendi sahasında oynayan bir takım olduk. Skibbe'yi Gerets'i geçtim takım o rezalet Terim ikinci döneminde bile böyle son dakikalar oynamıyordu...Bunu çözmek çok zor olmamalı diye düşünüyorum...Beni endişelendiren Rijkaard'ın illa kafasındaki sistemi oturtmak için ısrar etmesi. Türkiye şartlarında bunu yapana kadar 1 sene geçebilir ki buna sabır gösterilmez adı Rijkaard değil Alex Ferguson olsa da...

Oylum Tanış dedi ki...

"Bir sezon sonunda on besinci dahi olsa ikinci sansi verdirmek icin vargücüyle calisiyorum, calisiyoruz.."

amacın, amacımızdır.

Great White dedi ki...

Daha bu cumartesi NTV spor' un "Ye. de Ye. de" programında Rijkaard' ın da içerisinde bulunduğu teknik adam mevzuusunu tartıştık..

Burada da mevzuu açılmışken yazmak istedim..

Bence teknik adamları büyük takımlarda yakaladıkları başarılar ışığında değerlendirmek bir yere kadar sağlıklı sonuç veriyor..

Bir hocanın bir takıma olan pozitif etkisi en fazla %20 civarında seyredebilecekken kötüsününse herhangi bir takıma negatif yöndeki etkisi %80 leri bulabilir bana göre.. (bknz. Broos)

Şimdi Rijkaard' ın o göz kamaştıran başarılarının belki de daha fazlasını, hem de Rıza Çalımbay' ı getirmek uğruna buradan kuyruğuna teneke bağlanarak kovulan Del Bosque başardı..

Neredeyse daha geçen sezon jübile yapan "toy" Guardiola, önce Ferguson, daha sonra Marinho gibi "futbol duayenlerini" iki ayrı final niteliğindeki maçta adeta maymuna çevirdi. O halde bunu nasıl yorumlayacağız?

Yani diyeceğim o ki, bir futbolcu için iyi ya da kötü şeklinde göreceden uzak hatta spesifik yargılarda bulunabilir belki ancak bir teknik adam için aynısını söylemek çok zor..

Neyse, fazla uzatmadan kısa keseyim. Futbolda teknik adamlık kavramına hak ettiğinden çok daha fazla anlam yüklendiği görüşündeyim..

Selametle..

hücum futbol dedi ki...

rijkaard'ın bugün yapmaya çalıştığı veya oynatmak istediği futbol bugünden yarına olacak bir oyun değildir. siyah&beyaz, yazı&tura gibi futbolun iki yüzü var. 1-topu rakibe verip defans yaparak alan daraltarak kontra ile sonuca gitmek. 2-topa hakim olup, topa hükmedip, pas yaparak, oyunu oynayarak sonuca gitmek. yani etken olmak. Rijkaard'ın futbolu 2. şıkka girer. ama zor olan da ikinci yoldur.
ikinci yol için doğru personelin, kadronun bir arada olması da yetmez. bu adamların belirli bir metotu ve sistemi kavramaları için yeterli sayıda çalışma, tekrar, pratiği de birlikte yapmaları hem bireysel hem de takımın toplam pas kalitesi ve akışkanlığını birlikte geliştirmeleri gerekir.

bugün galatasaray'da kadro kalitesi ancak kısmen sağlanmıştır. ideal kadronun oluşumu zaman alır. ilk 11'in bütün elemanlarının bir sezonda bir araya gelmesi mümkün değildir. 96-2000 kadrosu son halini 2000 yılında almıştı. okan-suat-emre 99'dan sonra ancak birlikte oynamaya başlamıştı.
eğer rijkaard bu takımda 2 yıldan fazla kalırsa şu an ilk 11'deki en az 6 oyuncu olmayacaktır.

hepimizin istediği bu takımın hızlı, seri ve isabetli paslarla rakip yarı alana akması. oyunu orada oynaması, topa daha fazla hakim olan olması, kaybettiği anda da hemen alan daraltıp önde basıp topu tekrar geri alması.

bunları yapabilmek için kompak olmak, yardımlaşmak, oyuncuların sürekli birbirinin yanında veya arkasında olması, sürekli harelet etmesi, boşa kaçması, kendini göstermesi gerekiyor.

dediğim gibi şu an bunların tam anlamıyla olmamasının esas sebebi ideal personelin henüz tamamlanmaması ve yeterli zamanın ve birlikteliğin oluşmaması.

burada yönetime düşen vazife; teknik ekibin yolunu açmak ordaki dikenleri temizlemek olmalıdır. istenilen oyuncuları almak, disiplinsizliğe, takım içi huzursuzluğa ve hizbe mahal vermemek, oyuncuların maaşlarını zamanında ve herkese aynı anda ödemek ve her koşulda hocaya ve ekibine güvenmek ve onlara sabretmektir. skorlara ve neticelere odaklanmadan, medyanın gazına gelmeden sadece işin yönetsel tarafına girmektir.

işin teknik tarafı içn rijkaard'dan daha iyisi ve idealini bulamayız. eğer onu bir şekilde gönderir veya kaybedersek o zaman 10 sene geri gideriz. biz şampiyon olmak istemiyoruz. biz iyi futbol oynarak şampiyon olmak, 2000 yılının takımı gibi hem hafızalarda hem de gönüllerde yer eden takım gibi olmak istiyoruz. rijkaardı bunun için getirdik.

rijkaard bir metot ve sistem hocasıdır. sistemler uzun vadede kurulur. bugün yaşadıklarımızı bu büyük değişimin sancıları olarak görmek gerek. Adnan polat ve arkadaşları bu önemli sınavdan geçerlerse hem galatasaray hem de türk futbolu yeniden tarih yazabilir. yeter ki bu topraklarda pek bulunmayan sabra ve istikrar inanalım.

hücum futbol dedi ki...

rijkaard'ın bugün yapmaya çalıştığı veya oynatmak istediği futbol bugünden yarına olacak bir oyun değildir. siyah&beyaz, yazı&tura gibi futbolun iki yüzü var. 1-topu rakibe verip defans yaparak alan daraltarak kontra ile sonuca gitmek. 2-topa hakim olup, topa hükmedip, pas yaparak, oyunu oynayarak sonuca gitmek. yani etken olmak. Rijkaard'ın futbolu 2. şıkka girer. ama zor olan da ikinci yoldur.
ikinci yol için doğru personelin, kadronun bir arada olması da yetmez. bu adamların belirli bir metotu ve sistemi kavramaları için yeterli sayıda çalışma, tekrar, pratiği de birlikte yapmaları hem bireysel hem de takımın toplam pas kalitesi ve akışkanlığını birlikte geliştirmeleri gerekir.

bugün galatasaray'da kadro kalitesi ancak kısmen sağlanmıştır. ideal kadronun oluşumu zaman alır. ilk 11'in bütün elemanlarının bir sezonda bir araya gelmesi mümkün değildir. 96-2000 kadrosu son halini 2000 yılında almıştı. okan-suat-emre 99'dan sonra ancak birlikte oynamaya başlamıştı.
eğer rijkaard bu takımda 2 yıldan fazla kalırsa şu an ilk 11'deki en az 6 oyuncu olmayacaktır.

hepimizin istediği bu takımın hızlı, seri ve isabetli paslarla rakip yarı alana akması. oyunu orada oynaması, topa daha fazla hakim olan olması, kaybettiği anda da hemen alan daraltıp önde basıp topu tekrar geri alması.

bunları yapabilmek için kompak olmak, yardımlaşmak, oyuncuların sürekli birbirinin yanında veya arkasında olması, sürekli harelet etmesi, boşa kaçması, kendini göstermesi gerekiyor.

dediğim gibi şu an bunların tam anlamıyla olmamasının esas sebebi ideal personelin henüz tamamlanmaması ve yeterli zamanın ve birlikteliğin oluşmaması.

burada yönetime düşen vazife; teknik ekibin yolunu açmak ordaki dikenleri temizlemek olmalıdır. istenilen oyuncuları almak, disiplinsizliğe, takım içi huzursuzluğa ve hizbe mahal vermemek, oyuncuların maaşlarını zamanında ve herkese aynı anda ödemek ve her koşulda hocaya ve ekibine güvenmek ve onlara sabretmektir. skorlara ve neticelere odaklanmadan, medyanın gazına gelmeden sadece işin yönetsel tarafına girmektir.

işin teknik tarafı içn rijkaard'dan daha iyisi ve idealini bulamayız. eğer onu bir şekilde gönderir veya kaybedersek o zaman 10 sene geri gideriz. biz şampiyon olmak istemiyoruz. biz iyi futbol oynarak şampiyon olmak, 2000 yılının takımı gibi hem hafızalarda hem de gönüllerde yer eden takım gibi olmak istiyoruz. rijkaardı bunun için getirdik.

rijkaard bir metot ve sistem hocasıdır. sistemler uzun vadede kurulur. bugün yaşadıklarımızı bu büyük değişimin sancıları olarak görmek gerek. Adnan polat ve arkadaşları bu önemli sınavdan geçerlerse hem galatasaray hem de türk futbolu yeniden tarih yazabilir. yeter ki bu topraklarda pek bulunmayan sabra ve istikrar inanalım.

Ümit dedi ki...

İnsanları en çok ne rahatsız ediyor biliyor musunuz... Her ne sebep olursa olsun Galatasaray taraftarının Rijkaard ve teknik ekibe olan güveni, sevgisi, saygısı... O kadar rahatsız oluyorlar ki bu durumdan..

İstiyorlar ki iki beraberlikte, bir yenilgide Rijkaard istifa diye bağıralım, Elano'ya idmanda "Are you big Player" diye çemkirip Leo Franko'yu arabasında dövelim.. Ama camia bu kıvırcık adama gönlünü sonuna kadar açtı ya. İnanın sindiremiyorlar, hazmedemiyorlar bu durumu.

Sadece rakip camia değil, Galatasaray camiası da nefret ediyor bu durumdan. Başta liseliler, "küçük" yazarlar, lig tv de Galatasaray maçlarını yorumlayan tulunlar,,, hasetlerinden çatlamak üzereler inanın.

Bu adama sabredeceğiz. ortalama 3 yılda bir GS,BJK ve FB nin (takım kalitesi ve teknik ekip kim olursa olsun) şampiyon olduğu bir ortamda bu sene şampiyon olsak ne olur olmasak ne olur. Rijkaard bizim için bir şanstır. Bu senenin değil gelecek yılların adına. Bu şansı da iyi kullanalım.

Borges dedi ki...

Cem Kalay:

Söyle demissiniz
"Bu böyle gider. Fergusson'da gelse, Mourhinho'da gelse belden aşşağı vuracaklardır bu adamlara. Burada yapılması gereken yönetim + taraftar iş birliğidir.."

bu yazi da o isbirliginin bir parcasidir zaten.

Flying Dutchman: Neden sabir gösterilmez ? Bayern Münih gibi bir klup bile bir yilini cöpe atmaya hazir az biraz Sampiyonlar Ligi basarisi filan olursa, biz neden olmayalim ? barcelonasidir BAyern münihidir her üc yilda bir sampiyon olup bizden farki her bes yilda bir sampiyonlar ligini almasidir. Buna ragmen belirli bir basarisizlik dönemini rahatlikla sistem ya da istikrar adina verebiliyorlar, biz neden vermeyelim ?

inis-cikislar ve farkliliklar olacaktir zira farkli kosullardir lakin en kötü bu adam barca futbolcularini calistirmis, barca kosullarindaki yeniliklere kendisini acmis, her bakimdan üst seviyede isbilirligi söz konusu ki sportif basarilarin, uzun yillar sürecek gelismenin önünü dahi acabilir ki senin gibi cok insan elestirebilir, hic sorun degil.

Sorun ise "futbolu bilmiyor bu sanirim" beyanatlaridir ki sadece hincal uluc ule sinirli kalmamistir..

Borges dedi ki...

Great White: Yaklasim cok güzel, en azindan Rijkaard bu minvalde degerlendirilip ele alinmasi gerekir. Hem cikan sonuca göre takimlar kendisine daha dogru bir yol cizebilirler hem de futbolu bilip bilmiyor konusu gibi asagilatici sacmaliklar yasanmaz. Konuya gelirsek;

Rijkaard'dan önce basarili olan isim Van Gaal idi. Öncesi de 4 yil üst üste cruyff basarisi derken bir futbol felsefesinin hakim oldugundan bahsedebiliriz. Bu bir süre sonra barcanin Phlipp Lahm'in da üzerinde durdugu bir baska hoca gelse dahi sistemini degistiremeyecek ölcüde belirginlesmis bir felsefesi yapti. Guardiola herhangi birisi degil, en önemli özelligi klubün icerisinde 15 yila yakin bir zaman dilimi harcamis olmasidir. Cok iyi bir secimdir zira o felsefeye olabilecek ne uygun insani barca oyuncu gibi üretmistir. Baska birisi bu denli basarili olamaz.. Burada Bosque ile Rijkaard'i bir tutamayiz basarilari acisindan kesinlikle ortak yönleri fazla olsa dahi. Rijkaard, sistem insa etti öyle ki tüm barca bunu konustu, Henry'nin inatla sol disforvete civilenmesi sonrasi isyanlarinin islenildigi bir noktada bu konu daha cok konusuldu. Dolayisla burada bu barca sisteminin icerisinde "rijkaard katkisi" tartisilmaz. Sorun bu katkinin ve hatta insasinin Galatasaray ve Türkiye Süper liginde olabilirligidir. Ben de diyorum ki olabilir. Yasi geregi uyum sorunu minumumda yasanmasi ve imkanlar acisindan türkiyenin barcasi konumunda bir klube gelmesinden yaklasima kadar.. Bosque'Ye yaklasim oldukca kötüydü ve Hiddink de bu konumda degil PSV sonrasi buraya gelmistir. Inanirim ki bugün bu konumuyla HIddink burada da bu yaklasima sahip oldugu vakit basarili olacaktir. BU yaklasim konusunda Daum'u basarisizliga iten bizden biri olarak görüp kucumsenmesidir.

Örnek olarak tüm dünyanin ismini bildigi Jupp Derwall da verilebilir kesinlikle. Lakin takimin Derwall'e yaklasimi belirleyicidir. Bugün de Rijkaard'a olan yaklasimin sonuca etkisinin önemli olmasi acisindan belirleyicidir yine. Fenerbahce Hiddink'e, Besiktas Bosque'ye bu sekilde yaklasim gösterip bir devrim hazirligi icerisine girmemislerdir.

Guardiola'nin barcada kac yil kaldigina ve klubun genel felsefesine hakim olmasi acisindan ne kadar uygun olduguna da bakilmalidir. Kaba insaatinin da 5 yil süreyle Rijkaard'in olusturdugu, temelini Cruyff'un attigi bir sistemin devamidir. Her asamada gereken teknik adam profili degisebilir.

carvel dedi ki...

Tum rakipleri kazanirken Galatasaray'in Antalyaspor'a yenildigini, yarinin son macinda da icerde 6 yedigini bir varsayalim (ki gecen sene Kayserispor maci sonrasina cok benzer tablo.) O zaman Rijkaard&Neeskens gonderilse ve yerine mesela Fatih Terimle anlasilsa, bir dusunuyorum da, Galatasaray'da 2 tam yilini henuz dolduran bir Hakan Balta'nin calistigi 6. td olur. Mesela 1,5 senelik Baros ve Kewell'in 4. hocasi olur.

Su gun Galatasaray'in hocasi hem futbolcu hem td olarak basarilarini yazida kisaca gectigin Frank Rijkaard yerine mesela gecen yaz gorusulen, herhangi bir uluslararasi basarasi olmayan Le Guen olsaydi, yine de yukaridaki varsayimin korkunclugu hafifler miydi? Elbette Rijkaard'i kaybetmekle Le Guen'i kaybetmek arasinda fark vardir Galatasaraylilar icin ama esasinda 3 senede 5 td kovmus olmak, Rijkaard dahi olsa isimlerin degil bir kurumun, makamin arkasinda durmak, Galatasaray'da teknik direktorluk makaminin ciddiyetinin boylesine asindirilmasini engellemek meselesi asil meseledir. Rijkaard'in futbol bilgisine bu kadar rahat bir sekilde sallanabilen bir ortamin varligi, mikro hesaplar pesinde kosan bir millet olusumuzun yaninda, son 3 yilda Galatasaray'in tam bir td coplugu haline gelisinin de payi var. Ayrica, gecen seneden beri kritik zamanlarda oynatacak bir stoper, bir santrfor sikintisi ceken bir takimin surekli "Turkiye'nin en iyi ve en genis kadrosu" diye tanimlanmasi. Bu yaygin tanimin kendilerine "adamlar ne topcular aldi ya" algisiyla kendilerine yarar saglayacagini dusunen Adnan Polat ve diger yoneticiler de ayni nedenden dolayi Galatasaray teknik direktorunun her daim futbol yazar-yorumcularinin agizinda sakiz olmasina yardimci oldular. Aslinda Euro2008 cilasini kazidigimizda goruruz ki Galatasaray'in saglam bir iskeleti dahi yok bana gore. Bazen paranoyaklasiyorum tum bu "en iyi kadro" ama "stajyer/tr'yi tanimayan, futbolu bilmeyen" teknik direktor yaygaralari bilincli mi kopariliyor acaba diye.

T.Ç. dedi ki...

küçük bir medya azınlığının yaptığı değerlendirmeleri genele yaymak anlamsız.türkiyede millet medyanın düşündüğü gibi düşünmüyor.yani sayı olarak çok küçük bir azınlıktır(medya) rijkaard hakkında olumsuz yargılarda bulunanlar.zaten bu küçük azınlıkta buradan besleniyor.nereden?muhatap alınmaktan.bunlara cevap vermek onların değirmenine su taşır.

rijkaardın futbol yapısına gelirsek.türkiye futbol ortamına uygun düşmeyen bir teknik adam.yani rijkaard yanlış zaman ve yanlış yerde.lucescunun barcaya gitmesi ne ise rijkaardın da türkiyeye(galatasaraya)gelmesi odur.ikiside uyumsuzdur.çünkü türkiyede futbol mücadele ve sertlik üzerine kuruludur.türk futbol düzeni değişmedikçe türkiyede pozitif futbol oynamak isteyen takımlar sonuca ulaşmakta zorlanacaktır.rijkaard ispanyada hollandada başarılı olur.ama türkiyede istediği futbolu oynatması oldukça zor.çünkü sert oyun ve mücadele ön plandadır ve hakemler buna oldukça müsamaha gösteriyorlar.luis van gaal de alamanyada istediği oyunu oynatmakta zorlanır.ülkelerin futbol karekterleri önemlidir.türk futbol karekteri düzeni ispanya,hollanda,ingiltere yapısında olur o zaman istediği oyunu bir zaman geçtikten sonra hayata geçirebilir.barcada yaptığı gibi.ama türkiyede bu sert oyun karekterinin değişmeyeceği malum.hakemlerinde değişmeyeceğini düşünüyorum.düşünün geçen sene süper futbol oynayan galatasaray beşinci sivas ise ikinci oldu.türk futbol karekterini en iyi özetleyen bir durum bu. bursa kayseri gibi takımlar üst sıralarda olabilir.ama ibb nin bu düzende üst sıralarda olması oldukça zordur.galatasaray bu sene şampiyonda olur.olabilir.ama istenen pozitif oyunun uygulamaya girmesi bu düzenden dolayı oldukça zor.en basitinden pas trafiğinin olması için oyunun faullerle az durması gerekir.türkiyede oldukça fazla oyun duruyor faullerden dolayı .hakemler sarı kartları 80 den sonra ancak çıkarıyorlar.

rijkaardı eleştirmekten çok türk futbol karekterini eleştirmek lazım.medya ise rijkaardı eleştiriyor.rijkaard güzel oyun derdinde medya ise skor derdinde.sanırım birileri rijkaarda yakın zamanda diyecektir.bırak güzel oyunu bize kupa kazandır diyecektir.(yöneticiler diyebilir)
zaten türkiyede güzel oyun oynatmak mucizedir.skibbe az çok yaptı. ama geçen sene ankara deplasmanlarından sonra yorumcular(rıdvan dilmen dahil) ne dediler.galatasaray harika paslarla goller atıyor ve harika oynuyordu.rıdvanın yorumu şu oldu:galatasaraya karşı rakipler çok yumuşak oynuyorlar sert oynamaları lazım.yani rakibi durdurmak için pas trafiğini kesmek için sert futbolu öneriyor rıdvan.demiyorki neden aynı oyunu galatasarayın rakipleri oynayamıyor..bu güzel oyunu nasıl yok ederimin yöntemlerini öneriyordu rıdvan dilmen.bizdeki düzen bu.iyi olanı güzel olanı desteklemek değil.yok etmek üzerine kurulu bir sistem.her alanda böyle.

Borges dedi ki...

Hucum Futbol ve T.C'nin yorumlari oldukca degerli. Cok cok güzel ayrintilari islemisler, özellikle T.C'nin türk futbol karakteri üzerine yorumu ki en basinda Great White de bu ve benzer noktalardan dolayi secimlerin daha baska kriterlere dayanmasi gerektiginden bahsediyordu.

T.C: Azinlik degil. Nedir azinlik ? Sergen diyor, Ridvan daha sezon basinda "siradan teknik adam yaa" etiketini yaftaliyor, Hincal'a-Ahmet Cakar'a girmiyorum bile v.s

Kaavede mac seyrediyorum yer yer.. Tepkilerí görseniz aslinda bu blog ortaminin yalnizligini cok daha iyi anlamis oluruz. Türkiye'yi bu adamlarin fikirleri yönetiyor ve kimse de bunun farkinda degil aslinda.

Rijkaard'in her seyini, her eylemini tartisabiliriz lakin "futbol bilgisinden süpheliyim, futbol bilgisi yok, kolay rakipler gelmis" gibi söylemler komiktir. Buraya uymuyor, bu ülkede farkli futbol oynaniyor gibi ihtimaller her daim tartisilmasi gereken konulardir zaten.

Ben ise tüm bu fikirlerin isiginda Neeskens ile beraber bu ülkeye uyarlanmis bir futbol icerigini zamanla ortaya koyacagini dusunuyorum lakin burada ve her yerde önemli olan kistas "zaman" dir baska bir sey degil. Bu zamanin kazandirilmasi adina da bu catlak sesler dogru bir sekilde susturulmali ya da etkisi azaltilmalidir.

Marat dedi ki...

Daha önceki yorumda yönetime biraz haksızlık ettiğini söylemiştim ki sonra bir şey aklıma geldi:

"2006’da göreve gelen Adnan Sezgin bu kadar sürede Eric Gerets,Feldkamp,Cevat Güler,Skibbe ve Bülent Korkmaz ile çalışmış. Galatasaray’da daha önce 92-93 sezonundan 95-95 sezonuna kadar görev alan Adnan Sezgin bu dönemde ise Feldkamp,Hollmann,Saftig ve Saftig’in bırakmasının ardından kısa bir süre Müfit Erkasap ve daha sonra Souness."

adnan sezgin'e 3 sene tahammül edenler umarım Rijkaard'a da edecektir.

KANDIRALI dedi ki...

basın bu kadar dillendiriyorsa yakında yönetim gönderecektir. doğru yanlış demiyorum sadece olacak olandır. sanki basın yönetirmişcesine her sene aynı olaylar. şaşırmamalı böyle şeylere. türk futbolu bu.

Borges dedi ki...

Yönetim konusu cok iyi oturmadi lakin derinlemesine analiz yaptiginiz vakit göreceksiniz ki güzel isim takima kazandirma basarisinin yaninda onu islemeyi beceremeyen bir anlayis hakimdir.

Simdi bugün kadar gelen teknik adamalrin, oyuncularin hepsi güzel isimlerdir. Rijkaard'in dan Feldkamp'iuna kadar.. Lakin hepsi farkli farkli karakterdedir. Bunlari korumak, bunlara göre bir yolu yönetim cizmelidir.

Feldkamp'i aliyorsan kisa sürede basari mümkündür lakin elinin altina harcayabilecegi yildiz oyuncu vermeyeceksin ki bu adamin her zaman yaptigidir ama basarisi da ortadadir. Kazanclari da vardir Hakan Sükür -elbette yildiz olmamis hali- gibi fubtolculari size hediye eder, Iki yil daha kalsaydi Baris Özbek milli takimin en vazgecilmeziydi, öyle bir teknik adam. Yildiz oyuncuyu da bunlar icin harcar..

Skibbe'yi aliyorsan kariyersizligine set cekeceksin. Bunu biliyor olman gerekir. BIlen insan da hem basinin hem de oyuncularin gözünden düsürmek adina yardimcilarini alip sürekli tartisir halde takimi yönetmez. Bilen, neyi aldiginin farkinda olan insan isler bence cok da güzel gider iken kovmaz ya da bu duruma getirmez. Bilerek alir.

Lincoln'u kaptan yapmak basli basina takim ici durumdan bihaber olmak demektir. yanlis bir karar ve lincoln'un da harcanmasinin nedenidir. BUgün hala Sabri sinirini cikarabilmis degil o karar sonrasi. Arda,Hasan Sas vesaire. Bu adam alti yil oynadi yahu almanyada, schalke'yi sampiyonlar ligine tasidi, kademe atlattirdi takima vesaire.

Arda'ya cik git diyorsan -ki dememen gerekir, basa dönüp bir baskasini kaptan yapmaman gerekir birak ardayi sabri varken dahi bile- iki ay sonra da kaptan yapma. Zira tüm bunlari basin istedigi icin yapmistir, basin istedigi icin onu kovmus, bunu göndermis vesaire..

Yanlislar olabilir, tasvip etmedigimiz kararlari da olabilir ama en korkutucu olani da ne yaptigini, neyi aldigini bilmemesidir. Cikan sese göre yönünü belirlemesidir. Taraftar mantigi güdülerek klup yönetilmez. Ama umuyoruz ki bunlarin hepsi gecmiste kalmistir.. Inaniyorum ve umuyorum..

Borges dedi ki...

Bir takim kendisine rijkaard secenegini isaretliyorsa sadece bir klupte basarili olmasinin disinda bir sistem adami oldugunu ve yer yer basarisizliklara ragmen bir sistemi insa edeceginin farkinda olmalidir. BUna göre transfer önemli bir rol oynar iken zamana herkesten fazla ihtiyaci oldugunun farkinda olmalidir.

Eger Hitzfeld'i aliyorsan, Feldkamp ya da Mourinho geliyorsa kisa zamanda sana basariyi garanti eden bir secenegi isaretlemis oluyorsun ve buna göre acilimlarin olmasi gerekir.

ÜLke kosullarini gözeterek kimi dezavantaji olacak özelliklere sahip bir adami buraya getiriyorsan misal ona göre kendini konumlandirmalisin.

Brezilyali Lincoln ya da Kazim kazim ya da Robinho'yu transfer ediyorsan kimi problemleri önceden görüp yine ona göre hamleler olmasi gerekir vesaire..

Rehhaggel, oyuncu almadan önce oyuncunun ailesine, yasamina kadar didik didik ediyordu misal.. Basarili isimleri kazandirmak bir yana basarisiz olanlardan dahi verim alabilirsiniz aslinda ola ki yönetici gücü,idare ve plan-program esliginde..

Atilla Çelik dedi ki...

Merhaba,

Öncelikle bu güzel yazınız için çok teşekkür ediyorum. Birçık aklı başında futbolsevere tercümanlık ettiğinizi söyleyebilirim. Geçtiğimiz sezon, ne olursa olsun her daim Skibbe'yi savunan, onun mentalitesini beğenen ve ona haksızlık yapıldığını düşünen biri olarak Skibbe'ye dair düşüncelerinizi çok yerinde buluyorum.

Ben de bir kaç zaman sonra bloga dönüş yapmış ve bir yazı yazmıştım bugün. Rastlantı bu ya, yazdıklarımın içinde Skibbe'ye dair atıflarım vardı, sizin yazdıklarınızın paralelinde olan.

Saygılarımla

http://kayipzamaninpesinde.blogspot.com/2009/12/hastalgmdan-skibbeye-oradan.html

Gündüz Feneri dedi ki...

rijkaard'a sahip çıkman, gönderilmesinden korkman, bu kadar övmen vs. gayet anlaşılır şeyler. ve saygı duyuyorum. ama bence rijkaard'a "tapınırken" :) bunu niye yaptığınızı çok da fazla bilmiyorsunuz. cv'sine ve apoletlerine bakıp ismini göz önünde bulundurarak sahip çıkıyorsunuz. işte bence (naçizane bence) yanlışınız burda.

rijkaard'ın barcelona'da bir temel oturttuğunu söylüyorsun. bak sana bir şey söyleyeyim: 1994 CL finalinde milan'a 4-0 yenildiği maçta barcelona'nın azılı bir taraftarıydım. o günkü maçta barcelona hangi sistemle oynamıştı biliyor musun? 4-1-2-3!! kadro da (yanlış hatırlamıyorsam) şöyleydi: zubizaretta - ferrer, koeman, abelardo, sergi - guardiola - amor, bakero - beguristain, romario, stoichkov...

dünyada başka hiç kimsenin bilmediği, uygulamadığı bu sistem cruyff tarafından taa o yıllarda bu takıma oturtuldu ve 20 senedir de gidiyor. yani rijkaard, kendinden öncekiler ne yaptıysa gelip onu aynen uyguladı. ama rijkaard'ın şansı o dönemde altyapıdan messi, iniesta gibi inanılmaz oyuncuların gelmesi; becerisi ise bu oyuncuları doğru şekilde kullanıp bir "takım" haline getirmesiydi. yani yanlış anlaşılmasın, "rijkaard hazıra kondu, kendisinin bir katkısı yok" demiyoruz. ama "yaptıkları abartılıyor" diyoruz.

barcelona'da oynattığı sistemin aynısını gelip burada oynatmak; dahası bunu barış, sarp, topal gibi oyuncularla yapmak enteresan ve bende şüpheler uyandırıyor. ayrıca "tek forvetten ne olursa olsun vazgeçmez, sisteminden ödün vermez" diye savunmanın da ne kadar yanlış olduğunu herhalde gördünüz. gs sezon başından beri 4-5 tane sistemi şimdiden denedi.

ama rijkaard'ın ismi, cismi, kendisi, (1-2 araz dışında) centilmenliği vs. çok güzel ve sahip çıkmakta haklısınız. başarılar.

ultrANIL07 dedi ki...

Galatasaray için işlerin kötüye gittiğini iddia eden adamın niyetin de şüphe etmek gerek. Kısa vadeli düşünmek gibi değil ama Rijkaard ve ekibinin teknik ve taktik bilgisinin sınandığı şu günlerde dahi işler kötü değil. Sokaktaki ya da kahvedeki adamın mantığıyla bile yola çıksak biraz da hazımsızlığa ve geleceği öngörmenin getirdiği rahatsızlığa bağlayabiliriz bunu rahatlıkla. Ben tüm iyi niyetimle inanıyorum Adnan Polat ve ekibinin daha önce yaptıkları hataya düşmeyeceklerine. Jan Derks'in altyapının başına getirilme zamanlamasını dahi buna yoruyorum ben.
Futbol yorumlardan birkaçında yazıldığı gibi "Kadron kalitesizse sistemin olsa kaç yazar" mantığıyla çalışmıyor işte. Galatasaray taraftarı kulaklarını tıkayıp, desteğini sürdürdüğü müddetçe de isteyen davul çalsın isteyen zurna. Biz güler geçeriz...

Flying Dutchman dedi ki...

borges verelim zaten o süreyi, yani vermeyelim demiyorum, ben olsam 10 sene de veririm de biliyorsun Türkiye şartlarını....daha bugün yazdım 2000 sonrasında 3 yıl görevde kalan adam sayısı 3. Türkiye'de şampiyonluk adayı bir takımın hocası eğer ilk sezon takımı zirveye taşımazsa görevde kalması çok nadirdir. Lucescu ve Terim'de gerçi gördük bu örnekleri. Dediğim gibi bana kalsa hiç sorun değil de işte burası Türkiye...

Yakında bir şeyler karalayacağım ama şunu söyleyeyim Rijkaard müthiş adamdır veya futbolu bilmiyordurun arasında kalan bazı gri alanlar var. Bir yerde okudum ki çok doğru bir söz, "şu son 4-5 maçtaki futbolu Rijkaard dışında başka bir adam oynatsa şimdi tefe koyup çalmıştık"...Adı Rijkaard olduğu için biraz frenleniyor, ha bir yerde iyi bir şey tabii bu. Ama adı Rijkaard olduğu için de yapılacak eleştiriler de frenlenmemeli..

neyse zaten çoğu yerde hem fikiriz...ufak farklılıklar olabilir misal ben onun 2005 ŞL finalinde 1-0 geride iken Barcelona'da yaptığı kriz yönetimi değişikliklerini daha görmedim.

yazarız bir şeyler...

Borges dedi ki...

Gündüz Feneri: bizim yanildigimiz noktalari kendi capinca belirtmissin, bir de "senin" yanildigin noktalara bakalim.

Neeskens'in aciklamasi:

"Galatasaray'ın 4-4-3 sistemine döndükten sonra sıkıntıların yaşandığı şeklindeki yorumlara katılmadığını belirten Neeskens, şöyle konuştu:

''Bu kesinlikle sistemle alakalı bir şey değil çünkü Fenerbahçe maçından sonra sistem değişti görüşlerine ben katılmıyorum. Ondan önce de 4-3-3 oynuyorduk. Şimdi de 4-3-3 oynuyoruz. "

Rijkaard barca macerasinda 495 macin tamamina yakininda 4-3-3 düzeninde oynamistir. Fark orta üclüdür. Bu yeri gelmis sakatliklardan dolayi tandemdeki Marquez'i Deco-Xavi ile birlestirip bir orta üclü olusturmus ya da Van Bommel(edmilson) Xavi-Deco gibi orta üclüler denemistir. En cok oynadigi sistem degil dizilim 4-1-2-2-1'dir. iki ofansif orta sahali 4-3-3 de diyebiliriz. Dizilimler degisen her orta saha oyuncusunda farklilasabilir lakin temel srateji, tek forvet ve dörtlü defans vesaire felsefesi degismez. Sistemden ne anladiginizi bir daha gözden gecirin derim ben size. Rijkaard Barca'dan bu yana tek forvet oynamistir. Sistem filan degistirmemistir Neeskens'de ben de sezon basindan beri bunu söylüyoruz lakin siz cok baska bakiyorsunuz ki anlasmak cok da mümkün degil.

Rijkaard'in gecmisi nedir ? Aha iste barca macindaki tüm maclarina eksi sözlükte yorum katmis adamiz. BIlmedigimiz bir teknik adam midir ? Daha dün barca-real macini yorumlar iken övgüde bulundugumuz adam bugün burada neden sevinmeyelim ? 2005-06 yilindan bahsediyoruz.. Sampiyonlar Ligi Sampiyonlugundan La Liga Sampiyonluguna kadar.. Daha ne istiyorsunuz ?

Cruyff-Van Gaal ve Rijkaard üclüsünün pek cok ortak özellikleri söz konusu bu yadsinamaz bir gercektir. Lakin Van Gaal sonrasi bes yil boyunca bir basari gelmemistir. Keza ilk devre boyunca da sistem oturmamistir ama belirgin bir felsefe ve oyun anlayisina yatirim yapildigini en azindan Laporta-Cruyff ikilisi biliyordu, bu tamamen Rijkaard'in insiyatifinde gelisen sistemin insasidir. Burasi yetmediyse size 2000 hollanda performansini de verebilirim.. Dagitmistir yari finalde italyayi lakin iki penalti kacirilmasi ve penaltilarla elenmesi vesaire..

Dünyada hicbir "kalitesiz" "isbilmez" hoca barca gibi bir devin basinda 5 yil boyunca kalamaz. Ise burdan baslayin derim ben..

Borges dedi ki...

Flying Dutchman: Misal Keita'yi yedek birakmasi.. Misal cok cok elestirdigim Ridvan Dilmen'in son maca dair oyuncu degisikliklerini elestirmesi. Bunlarin hepsi olmasi gereken,en baba teknik adam da gelse dünyanin her yerinde olan seyler. Ben de elestiriyorum, Keita'yi yedek birakmam diyorum ya da su boyle, söyle. Zira mutlaka ki hatalar yapiyordur, yapacaktir da.

Lakin "siradan hoca buyaaa" demek ayiptir. "futbol bilgisinden suphe ediyorum" demek tuhaftir. Ben de olsam barcayi sampiyon yaparim demek fubtolla ilisigi olmamasi demektir insanin. Sorun bunlardir..

Sadece son dönemde Sergen Yalcin,Ahmet Cakar,Hincal Uluc ve kimi eski yöneticiler yetkinliginden, bilirkisi olmasindan suphe ediyorlar ki bu cümleleri nasil kuruyorlar, ben anlamiyorum ama anlamak da istemiyorum.

Sade dedi ki...

yazıya katıldığım çok nokta var esasında ve bu sebeple kısa bir haklıısn yazısıda yazmak istemedim. Yorumları okuyayım derken baktım herkes tam destek maşallah, e peki arkadaşlar sormazlar mı adama neden tribünler boş? destek böyle lafla olmaz herkesi maça gelsin... Önce desteğinizi Samiyen de gösterin.

Biraz direk girdim konuya ve dikine pas attım ama kusura bakmayın, değerlendirin belki asist olur.

hücum futbol dedi ki...

türkiye kalabalıklar ülkesidir. sokaktaki adam dediğimiz kişi türkiye'yi yönetenleri seçmektedir. hıncal, ahmet çakar vs.. tipi adamlarsa hergün sokaktaki adama istediğini damardan verir. bu birbirini besleyen bir süreç halini almıştır. tam bir fasit daire!

rijkard, maalesef! barcelona hocası olarak geldi galatasaray'a hepimizin aklında ve gönlünde takımın barca gibi oynaması var. bize de o oyunu oynatsın istiyoruz. en azından onun yarısını, çeyreğini oynatsın istiyoruz.

ama barça bile onca klas oyuncusuna, ekolüne, alt yapısına ve sistemine hatta maddi gücüne rağmen bu seviyeye 5-6 senede geldi. hatta cruffla birlikte sayarsak neredeyse 20 yılda...

arkadaşlar taş yuvarlanır yerini bulur. kadro zamanla oturur. bir bakmışsınız orta sahada oyunu emre çolak kuruyor. top 2sn.'de ayaktan çıkıyor. o sebeple kısa vadede o niye orda oyunuyor bu niye burda o niye yedek gibi şeylere kafayı takmayalım sahada olan biteni anlamaya çalışalım. bu süreci yaşayalım.

bu adam buraya birşey yapmaya geldi. ona bu fırsatı vermek bu sabrı göstermek zorundayız. bu yolun geri dönüşü kaostur. karanlıktır!!!

rijkaard da belki kendini yeniden tanımlıyor. o da öğreniyor. evet burası farklı bir iklim burada dünya biraz daha farklı dönüyor. futbol daha mücadeleci. ama rijkaard rijit ve duarağan değil. sistemini buraya, bize uyduracak. ortaya bize özel bir elbise çıkacak.

ben kendi adıma maç içinde bazı güzel anların keyfini yaşıyorum. bu dakikaların sayısı arttıkça keyif de artacaktır. o sebeple umutlu olmamak için hiçbir sebep yok!

Klaas dedi ki...

Döndüğünü şimdi gördüm borges hocam, çok sevindim yahu, darısı Lincoln'e :D

CaRtMaNtR dedi ki...

Rijkaard'ın takımdaki pozisyonunda bence bazı algılamalar var. Rijkaard, Tigana veya Van Gaal gibi TDlerle çalışan klübün anlaması gereken bu adamların takım kuran ve bu nedenle ilk dönemlerinde istenen performansları sergileyemeyen sezonları olan hocalar olduğunu anlaması gerekir.

Ha bu gün sünnet yarın deniz mantığı ile yaklaşılacak ise Hiddink, Daum veya Mustafa Denizli gibi TDlerle çalışmak gerekir. Çünkü bu adamlar eldeki malzemeden mümkün olan en iyi yemeği yapar ama bir sezon sonrasını (bu konud Hiddink ayrı tutulabilir kendisi bir önceki maddedeki hocalarada benzer şeyler yapabilen biri ama burda ana fikir ilk anda yarattığı farklılık) o kadar düşünmeyen yada kurgulamayan adamlar.

Bu noktada önce sistem oturtabilen ve daha önce uzun yıllar genç takımlarda çalışmış ve öğretmenlik yönü çok kuvvetli Skibbe hatta ondan öncede sırf yeni bir temel kursun diye yine disiplinli ve öretici olarak adlandırabileceğimiz Feldkamp'tan sonra yine Bu adamların tarzına benzer eğitici öğretici ve yarının takımını kuracak birini daha getiriyorsanız bu tesadüf yada Skibbe'de ucuza kaçtık şimdi meşhur bir adam getirelim şeklinde Rijkaard seçimi açıklanamaz.

Peki bu bilinçli bir seçimse bu seçimde ısrar edilirmi. İşte kritik noktada bu. Ülkemizde hem başarıların en kısa yoldan gelmesi istenip hemde her başarı çok kısa sürede unutulduğundan her şeyin ivedilikle olması isteniyor.

Fakat bir ekol yaratmaya yönelik seçimer yapan bir yönetim bu ülkenin genel alışkanlıklarına ters hareket ettiğini idrak edip buna göre sabır gösterip stratejilerini belirlemiyorsa zaten o yaratılmaya çalışılan temelde istenen gökdeleni kaldıracak kadar sağlam olamaz.

Tüm bu durumu incelediğinizde Adnan Polat bir seçim yapmış ve yıllar önce Jupp Derwall ile yapılan bir ekol yaratma çalışmasının yeni versiyonunu denemeye karar vermiştir.

Bu ekol yaratmanın önceki denemesi sonucunda 1980-2002 yılları arasında ülke futbolunda hem içeride hem dışarıda unutulmaz başarılar yaratan bir sistem oluşmuştu.

Fakat Özhan Canaydın dönemi ile o sistem yerine hep günü kurtaracak kısa vadeli ve çoğunlukla elde patlayan stratejiler benimsenmişti.

Galatasaray Spor Klübü modern tarihinin belkide her türlü sportif faaliyet açısından en başarısız o yönetiminin yarattığı kaos ve bıraktığı enkazvari anlayış sonrası bencede en olması gereken sıfırdan başlamaktı.

Bu nedenle 3 senedir belki isimlere sabır gösterilemesede yapılmak istenen şeeye sabır gösterilmek isteniyor.

Şimdi ise bu ekol yaratma çalışmasında bayrağı devralan hoca bu işi belkide şu anda dünya üzerinde en iyi yapabilecek adamlardan biri.

Bu gerçeğin farkında olarak bu yapının artık en kritik dönemi olan temeldeki son aksaklıkların incelenip, düzeltilip sonrada üstüne ilk katın çıkılacağı dönemde usta/öğretmen değiştirme yoluna gidilmesi takımın gelecek 20 senesini taşıyacak yapının ciddi sorunlara sahip bir temel olmasına neden olacaktır.

İşte bunların farkında olan taraftar saha içindeki yanlışlara aldırış etmeden sürecin kesintiye uğramadan ehil kişiler tarafından sürdürülmesini arzuluyor.

T.Ç. dedi ki...

rijkaard'a zaman tanımak lazım cümlesine bu futbol ortamında katılmıyorum.rijkaard zamanla sistemini oturtacak demek saçma.yukarıdaki yorumumda belirttiğim üzere zamanla türk futbol karekteri değişecek mi?hakemler değişecek mi?rijkaard değişecek mi?değişmeyecek.rijkaard şampiyon yapabilir bu sene takımı.bu ayrı birşey.ama istediği oyunu icraate sokması oldukça zor.avrupa kupası maçlarında ise daha başarılı olabilir istediği oyunu oynatabilir.skibbe de geçen sene özellikle avrupada istediği oyunu oynatabildi.avrupa kupası maçları türkiye ligi maçlarına göre daha futbol oynamak isteyen takımlarla oynanıyor.hakemlerde sertliğe fazla müsaade etmiyor.bizde pres yapmakla rakibe kontrolsüz girmek karıştırılıyor.ozan ipekin sabriye dalışına medyamız mücadele ve pres yaptı diyor.avrupada ise pres yapmak alan daraltmak rakibe yakın olmak anlamına geliyor.avrupada da böyle sert girmeler oluyor.ama maç esnasında bu sayı oldukça düşüktür.türkiyede bir maçta 10 defa böyle kontrolsüz girişler yapılır.ama avrupa bir yada ikidir.ve hemen sarı kartı verir hakem.oynamak isteyen takım bu sertliği görünce tırsıyor.sırtı dönük top saklamak sakatlığa davetiye çıkarmak gibidir.öyle kontrolsüz geliyor 'kazma'lar.hal böyle olunca al ver yapmak oldukça zor oluyor.ve maç oldukça fazla duruyor.galatasarayın oynamak istediği pas oyununu bu futbol ortamında icraate sokması oldukça zordur.şunu iddia edebilirim.getir bu barcayı aynen türkiyeye barca ne olduğunu anlayamaz.şaşkına döner.messi top saklamakta oldukça zorlanır.hatta sakatlanmamak için biran evvel tek pas oynamaya başlar.(türkiyede messiyi oynatırlar mı:)hemen başına bir kazma verirler ve sahada işini bitirir. )ama aynı messiye ispanyada kontrolsüz girdiğin zaman hemen cezasını hakem verir.pres yapılıyor bütün dünyada hemde çok sıkı pres.ama teknik ayaklar bu presi pas organizayonu ile geçiyor.ama kontrolsüz girişlerin bir panzehiri yok.barcada bulamaz(türkiyede).sertliğin panzehiri var tabi.ama sistemin değişmesi lazım bu durumda.dinsizin hakkından imansız gelir misali sende aynı sertliği yaparsın.terim zamanında emre-okan-suat hatta hagi oldukça sertti.hem sert hemde teknik olunabilir mi?bu oldukça zor.güzel oyunun oynanabilmesi için bence iki takımında kontrollü oynaması lazım.güzel oyunun oynandığı maçların hepsine bakın.maç faullerle çok az durmuştur.maçta akıcılık vardır.ama süper ligde takımlar faullerle(hem sert-hemde normal faul)maçı oldukça fazla durduyor.hal böyle olunca rijkaardın pas trafiğini icraate dökmesi imkansız oluyor.futbol rakiple oynanıyor.sen sistemini oturtsan da bütün iyi oyuncuları alsanda sarhoş olan şöför gelip sana çarpıyor.yani zamanla rijkaard sistemini oturtacak ve uygulayacak demek boş bir hayal.türk futbol ortamında.
son olarak dikkat edelim.sivas süper ligde sonuç aldı.oynatmayarak.aynı sivas avrupada döküldü(yada farklı sivas).neden?çünkü avrupada sadece oynatmamak işe yaramıyor.aynı zamanda kendinde oynayacaksın.beşiktaş süper ligde şampiyon oldu.genelde oynatmayarak.ama ş.liginde aynı zamanda kendin oynayacaksın.tersine çevirelim.galatasaray avrupada oynuyor.(feneride dahil edebiliriz).yani kendi oynuyor.ama türkiyede oynatmayacaksın daha ön planda olduğu için istediğini elde edemiyor.özetle türkiyede sonuç alan avrupada sonuç alamıyor(sivas-beşiktaş).avrupada sonuç alan türkiyede sonuç alamıyor.(fener-gs)
fenerin ş.liginde çeyrek final oynadığı sezon süper ligde şampiyon olamadı.çünkü zicoda futbol oynatmak isteyen teknik adamlardan.lucescu öyle değil.türkiyede herkes iyi futbol oynanmıyor şikayeti ediyor büyük takımlara.bunun bir nedeni de bence büyük bir nedeni anadolu takımlarının kontrolsüz sertliğidir.trabzon-ankaragücü maçının ikinci yarısını izledim.küçük bir barca gibiydi trabzon.bunun nedeni ankaragücünün kontrollü oynaması sonucu oyunun akıcılığa kavuşması.onun için rijkaard yanlış yer ve zamanda burada diyorum.

Borges dedi ki...

T.C: Söylediklerinin "tanim" kismina katiliyorum sonuc kismina degil. Her seye ragmen bu lig bir gelisme icerisinde. En basitindan bir Kayserispor stadi dahi farkliliktir, oynanilacak olan güzel sahalarin üzerine bir tane daha eklenmesidir. mentalite de dis kosullarin degismesi ile birlikte gelisecektir, degisecektir. Her maci seyredebilme olanagimiz olsaydi belki isi hizlandirabilirdik ama zamanla olacaktir, en azindan inanmak gerek.

Lakin tüm bunlarin esiginde Rijkaard bu kosullara uygun bir evrim gecirecektir. Cok da zor degil isin icerisinde biraz da sertlik katmak. Barca'da iki teknik orta saha ile oynuyorsa burada belki iki isiran yönü fazla olan orta sahayi sececektir. Xavi-Iniesta olmaz da Davids-Van Vommel gibileri karistirir, degistirir bir seyleri.. Teknik adam olarak kariyeri ortada olsa da yasi kac ?

Ben bu ligi de domine edecek bir karisimin elde edilebilecegi görüsündeyim. Bunu da zamanla görecegiz..

T.Ç. dedi ki...

''Ben bu ligi de domine edecek bir karisimin elde edilebilecegi görüsündeyim. Bunu da zamanla görecegiz..''

bunu yapamaz demiyorum elbette.ama o zaman güzel oyun istemek biraz daha geride kalacaktır.rijkaard değişirmi bilinmez.ama o zaman niye rijkaardı getiriyorsun diye sorulabilir.rijkaard değişecekce(oyun sistemini) rijkaardın değişmiş hazır halini getirmek daha mantıklı.lucescu mesela.bir oyun felsefeni getirmek ve onu buraya adapte etmek değiştirmek ,değişmesini beklemek anlamsız geliyor.

''Lakin tüm bunlarin esiginde Rijkaard bu kosullara uygun bir evrim gecirecektir. Cok da zor degil isin icerisinde biraz da sertlik katmak.''
işin içerisine sertlik kattığın zaman lucescu ya dönüşme ihtimali oldukça yüksektir.(lucescuyu beğenirim.ama skibbenin futbolunu lucescu futboluna tercih ederim.ama sanırım lucescuda evrim geçiriyor olumlu anlamda.beş brezilyalı ile oynuyor şaktarda)
sonuç:özlenen, türk futbol siteminin evrim geçirip takımların daha kontrollü oynaması.ingiltere-ispanyada olduğu gibi.hakemlerin futbol oynamak isteyen takımları korumasını sağlamak.rijkaardın değişmesini beklemeden futbolunu oynatacak ortamı sağlamak.skibbeyi kovmamak.rijkaard evrim geçirirse rijkaard olmaz artık.barca evrim geçirmedi.rijkaard barcada(ispanyada) istediği ortamı buldu.(futbol ekolü ortamı).
son olarak şuna inanıyorum.güzel oyun türkiyede çok rahat oynatılabilir.kalite var.örnek:skibbenin galatasarayı.trabzon-ankaragücü maçında trabzonun oynadığı oyun.ziconun feneri. bu kaliteyi önleyen öldüren şey geçen sene adnan polatın haklı olarak defalarca belirttiği ANTİFUTBOL anlayışıdır.sertlikle güzel oyun HİÇBİR zaman yanyana gelmeyecektir.
galatasaray iki takım seçse maç oynamak için hangisi seçer.benfica mı?bursa mı? benficayla oynamak ister.yada absürd bir seçim yapmak gerekirse barca mı sivas mı?tabiki barca ile oynamak ister.çok absürd oldu:) durum bu ama.

Canselmo dedi ki...

Yazıyı çok beğendim, budur. :)
Böyle GS taraftarları olduğunu gördükçe, GS'nin geleceğine daha umutla bakabiliyorum. Umarım bu düşünce tarzı, gün geçtikçe çoğu Galatasaraylı'ya da bulaşır da, "iman gücü" takımı değil, "sistem ve güzel futbol" takımı oluruz, aynı 99-02'deki gibi..

katakofti dedi ki...

Sevgili Borges,

Ellerine sağlık yazın çok güzel olmuş. Her zaman ki gibi gözümüzün önünde göremediğimiz bir çok detayı bize hatırlatmışsın.

Lakin Rijkaard ile ilgili problem bence kendisinin futbol bilgisinden çok Galatasaray'a olan yaklaşamıdır.

Şimdi bir çok blogda arkadaşlar yazıyorlar; Rijkaard'ın Galatasaray'a bir sistem ve felsefe oturtmaya çalıştığından bahsediyorlar. Ben de Galatasaray'ın 3 gol ortalama ile oynadığı altın günlerini de göz önünde bulundurup düşünüyorum. Bahsedilen sistem ve felsefe Galatasaray'ın oyunun neresinde diye.

Rijkaard'ın Barcelona'yı çalıştırırken ilk döneminde yaşadığı sıkıntılardan dem vurmuşsun. O dönemde Rijkaard sahaya defansif yönü sıfır olan ve minimum 10 top kaybı ortalaması ile oynayan 4 forvet ile çıkmışmıydı acaba? Yahut geri ve yan pas yapmak dışında bir meziyeti olmayan 3 defansif ortasaha oyuncusunu sahaya sürmüş müydü?

Bence düşünülmesi gereken şeyer bunlar. Galatasaray 3 gol ortalaması ile oynadığı dönemde kaç top kaybı yapıyordu? Şimdi bu istatistikte nasıl bir değişim var?
Orta saha direnci neden zayıf bu takımın?

Barcelona en çok zorlandığı dönemde bile takım oyunu adına sahaya birşeyler sergilemeyi başarmış ve gelecek ile ilgili umut vermiştir. Aynı şeyleri şu anki konumuyla Galatasaray için söylememiz çok zor.

Bu noktada Einstein'dan bir alıntı yapmak istiyorum:

"Aynı yöntemleri deneyerek farklı sonuçlar beklemek aptallıktır"

Bu örneği vermekteki amacım Rijkaard aptaldır gibi bir noktaya varmak değil. Tavırlarından anladığım bu zat'ı şahane, misak-ı milli sınırları dahilinde kendisini Özbekistan'da çalışan Scolari gibi görüyor.

Oturtulmak istenen bir sistem var ve bu sistemi dünyada en iyi uygulayan takım Barcelona, tamam. Çağdaş futbol tanımı dahilinde futbolda ortasaha mücadelesinin daha ön plana çıktğını düşünürsek bir karşılaştırma yapalım, Barcelona'yı herhangi bir takıma karşı oynarken düşününüz. Topun olduğu yerde (ortasaha-hücm-defans hattı fark etmez) kaç kişi ile çoğalıyorlar. Şimdi bunun üzerine bir de Rijkaard'ın Galatasaray'ını düşünün fark ortaya çıkacaktır.

Hadi Barcelona çok sofistike bir örnek. Orta sıralara oynayan bir Alman takımın ele alalım. Bloklar arası mesafeyi ve ortasaha da kaç adam ile çoğaldıklarını düşünelim. Bir de Galatasaray'ın 2 defansif ortasaha oyuncusuna emanet edilmiş ortasahasını düşünelim. Ve düşünelim sistem üzerine.

Rijkaard'ın sistemini doğru bir şekilde sahaya uygulayabilecek 3 kulüp takımı görüyorum ben:

Barcelona, Chelsea ve Inter.

Sistem de bir problem yok ancak bu sistemi çıkıpta Galatasaray'ın kadro yapısını yahut Türkiye'de oynanan futbolu göz önünde bulundurmadan uygulamaya çalışmak kanımca "Fatih Terim"vari bir tavırdır.

Galatasaray'ın problemleri topu oyuna iyi sokan bir stoper, iyi bir forvet oyuncusu yahut oyunu 5 yönlü oynayan bir ortasaha oyuncusuyla çözülemeyecek kadar ciddi.

Biraz abartılı kaçabilir ama kanımca ilerde Kewel-Arda-Elano (Keita)- Nonda dörtlüsünün arkasında Torsten Frings ortasahada Vidic-Ferdinand stoperde olsun yine Galatasaray'ın defansif zaaflarının çözülmelenemeyeceğine inanıyorum. Çünkü takım savunması olarak zayıftır Galatasaray.

Sistem işlemiyor diye bütün takımı gönderecek halimiz yok sanırım. Bu açıdan büyük hoca benim gözümde elindeki malzemeden en iyi şekilde yararlanan hocadır. Oyuncuları sisteme uymuyorsa, oyuncularına uyan sistemi uygulayandır.

Yukarıda saydığım sebeplerden ötürü Rijkaard'ı ve sistemini takım 3 atarkenki zamanlarından beri eleştiren birisi olarak; "ben yaptım oldu"mcu tavırlarını, "ben istediğim oyucuyu istediğim yerde oynatırım ve verim alırım" yaklaşımını, Türk futbol severlere karşı "ey patagonyalılar siz ne anlarsınız futboldan" şeklinde verilen mesajlar olarak okuyorum ben.

Yukarıda saydığım sebeplerden ötürü mesele Rijkaard'ın futbo bilgisi değil yaklaşımıdır. Çünkü işini ciddiye alan kişilerle çözülebilecek problemlerden bahsediyoruz.

Saygılar,