20 Ekim 2010

Rijkaard,Terim,Skibbe ve Galatasaray Futbol Akli.!



12 Mayıs 2010'da yazılmıştır.

Sizce Felix Magath'in Barcelonanin basinda basarili olabilme sansi nedir ? Bence yüzde ikidir. Belki de sonu bastan belli basarisizlik hikayesinin en güzel iki kahramani Barcelona ve Felix Magath'dir. Ne Barca yönetimi kötüdür ne de Felix Magath basarisiz bir teknik direktördür. Lakin bu gercek de degismez. Yüzeysel acidan yaklasip ayni kriterlerle degerlendirdiginiz vakit Galatasarayin basinda teknik adam olarak Rijkaard'in da basarisi sansi cok fazla yoktur. Dikkatli bir sekilde incelediginiz vakit Magath-Barcelona uyumsuzlugu ayni sekilde Rijkaard-Galatasaray uygunsuzluguna dönüsür.. Yerleri degistirelim:Magath-Galatasaray, Rijkaard-Barca. Olur bu bak.. Magath'un bu ülkedeki muadilinin de Terim oldugunu düsünürsek bu kosullarda altinda ne demek istedigimi da anlamis oluyorsunuz sanirim..

Rijkaard genc bir teknik direktördür, teknik adam kimligi yasadigi tecrübeler sonrasi edindigidir. Hem futbolcu hem de teknik direktör olarak Hollanda milli takimi,Barcelona,Milan,Ajax gibi kluplerde görev almistir. Dolayisla burada yasadiklari ona tecrübe olarak geri dönmüstür. Bu gibi kluplerin icerisinde edindigi önemli tecrübeler bir baska yerde islevsiz olacaktir. Özellikle Hollanda ve Barcelona gibi birbirlerinden beslenen ve daha da önemlisi belirgin bir sistemin/ekolün yillardir varoldugu yerde buna göre futbolcu yetistirme konusunda uzun yillardir calisma yapilmis olmasinin avantajlarindan yararlanmis olmasi bir yana(bu fark kapanabilir cunku) Hollanda Milli Takimi ve Barcelona gibi teknik adamina teknik direktörlük disinda bir görev birakmayan yapilanmanin icerisinde tecrübe sahibi olup kimligini bulmustur. Bu hepsinden önemlidir. Galatasaray klubünde Rijkaard'in üstlendigi bu görev, daha önceki kluplerinde yapmadigidir. Barcelonada böyle bir görevi yoktur, Hollanda milli takiminda da ayni sekilde..

Skibbe'yi inceledigimiz vakit ayni sonucu bulacagiz. Leverkusen klup olarak cok iyi bir futbol organizasyonuna/yapilanmasina sahiptir. Bu yüzden Labbadia,Heynckes,Skibbe birbirlerinden farkli teknik adamlar olmasina ragmen klup olarak benzer futbolu oynayabilmislerdir. Bu da size Leverkusen klubü ile Barcelona arasindaki uyumu anlatmasi acisindan önemlidir. Her ikisi de teknik adamina kaba insaatini da bizzat kendilerinin yaptigi teknik görevleri birakarak yeni olan bu futol kariyerlerindeki en önemli tecrübeyi bu sekilde yaptirmistir. Galatasaray kismen dogru bir sekilde Skibbe'ye yöneticilik isini birakmamis ve fakat ona biraksaydi dahi bu kadar kötü olmazdi denilebilecek bir yönetim performansi göstermistir Polat ve ekibi. kariyersizliginden dogan otoritesizligin en büyük sorun oldugu yerde muhtesem akil Polat ve Ekibi onun yardimcilarini kendisinden habersiz görevden almasi, Lincoln'e kaptanlik,Arda'ya kapi gösterilmesi, oyuncularin huzursuzlugu,Meira'nin gönderilmesi diye gider ki bitmez..

Leverkusen ve Barcelona gibi kluplerde basarili olmus,tecrübe kazanmis ve bu kluplerin/yapilanmalarin disinda bir yerde ciddi bir süre gecirmemis adamlarin Galatasaray klubünde yasadigi basarisizliklarinin altinda yetersizliklerden ziyade Magath'in sürekli aradigi uygun olma kriterine takilmislardir daha cok.. Magath, teknik-taktik konularin disinda kalan görevlerin kendisinin basarisina yüzde yüz etkiyeceginin o kadar farkindadir ki Dortmund,Hamburg gibi kluplerin yerine yeni piyasaya sürülmüs ve basarisi/gelenegi/gecmisi olmayan Wolfsburg gibi klubü tercih etmistir.

Magath'in yaptigini Rijkaard yapmamistir. Her yerde basarili olabilecegini pek cok insan gibi o da düsünmüs olmasi gerekir.

Rijkaard, tarihe gececek bir basarisizliga imza attigi Sparta deneyimi ile basarili oldugu Hollanda, 14 yil sonra Sampiyonlar Ligini kazandirdigi Barcelona deneyimleri arasindaki farka göz atip kendisini basarili/basarisiz kilan etkenlerin farkinda olabilseydi muhtemelen böyle pek de saglikli bir futbol yapisina sahip olmayan klubün basina gelmezdi. Lyon gibi Leverkusen gibi takimlari tercih ederdi ve muhtemelen tarihi basarilara da imza atardi buralarda..

Galatasaray yönünden bakarsak eger Feldkamp gibi istekleri cok belirgin ve ne oldugu ortada olan bir adami dahi yönetmekten aciz oldugunu göremeyip basarisizliklarini kabul edemeyen bir yönetim mevcut. Feldkamp dogru veya yanlis hic önemli degil, oyuncular ile kendisi arasina hicbir yöneticinin girmemesini kesinkes ister iken buna uymayip gizli toplantilar düzenlenmesi karsisinda istifa etmistir. Sonrasinda gelen Sampiyonluk ise yönetimin her türlü sacmaligini takim icerisinde kapatan ve basina karsi dahi ne yapacagini cok iyi bilen Hakan Sükür'ün futbolculugundan ziyade gizli "abilik" adi altinda para vermeye kadar uzayan sportif direktörlügünün altinda yatar. Genel bir Hakan Sükür profilinin ne oldugu önemli degil ama bir basarinin icerigi ortaya serilicekse eger kendi dogrusuna kariyeri, karizmasi,konumu ve tecrübesi nedeniyle bütün takimi toplayabilme özelligini es gecemeyiz. Sükür, son sampiyonlugun bas mimaridir ama sadeece futbolcu olarak degil.. Sükür, yönetimin yanlis hamlesini dogrulatan insan olmustur bir bakima.

Skibbe'de ise yönetim olarak hicbir zaman neyi yanlis yaptigini algilayamayacak konumda oldular. Rijkaard secimi yani kariyerli bir teknik adam getirme cabasi daha cok Skibbe'nin futbolcular nezdinde olmayan otoritesinin onun karizmasina-kariyerine baglanmasi sonucu gelismistir. Oysa hicbir zaman Skibbe'nin yardimcilarini görevden alma kepazeligini gündeme getirip "sanirim sorun bizim müdahalelerimizden kaynaklaniyor" gibi bir acilim gerceklestiremedikleri gibi bugün de teknik-taktik konusunda uzman insanlarin disinda Galatasarayin futbolunu yönetecek bir aklin gerekliligini göremeyeceklerdir. Bunu görebilselerdi eger Skibbe,Rijkaard gibi isimlerden ziyade yönetici-teknik adam tipolijisi üzerinde yogunlasir ve böyle bir ismin altinda tamamen geriye cekilip klubü bu isimlere teslim ederlerdi.. Daha da dogrusu ise futbol konusunda uzman olup klubün icerisinde sayginligi olan tecrübeleri isin basina gecirip onlarin bu isi yapmasina olanak saglanmasidir.. Ama böyle olursa Üstünel,Sezgin ve Polat isimlerini cok fazla duyamayiz ve dönüp dolasip Skibbe'nin o muhtesem röportajina gideriz..

Bugün..

..Galatasaray kendisine bir Felix Magath, bir Fatih Terim bulmak zorundadir. Klubün icerisinde futbola dair konularin disinda futbolu yönetecek bir aklin olmamasi bir yana size inatla sorunlar cikaran, isbilmez bir insan grubu var. Müdahele etmesinden korkuyorsunuz zira her yönetim müdahelesi takimi karistirmaktan öteye gecememistir. Magath portresini tekrardan gündeme getirilmesinin nedeni bunu anlatmaktir. Istediginiz kadar basarili olun, diger alanlardaki basarisizlik size yansiyacak ve sizi "basarisiz" kilacaktir.. Her kosulda basarili olan teknik adam ancak kosullari kendisine göre bicimlendirmeyi akil edendir.. Böyle bir güce ulasacak karizmada ve tecrübe olmadigi vakit sonu bastan belli mutsuzluklari yasamayi göze almak, ahmakliktir.

Galatasaray'in önünde bugün iki secenek vardir. Ya Rijkaard'in hicbir zaman halledemeyecegi sorunlari cözen/halleden Fatih Terim gibi bir adami klubün futbol akli olarak atayacaktir ya da belki de ilk defa söylüyorum ama Rijkaard'i gönderip Üstünel'in,Sezgin'in,Polat'in müdahale edemeyecegi ve daha öncesinde de bu isleri kotarmis Yönetici-Teknik Direktörü takimin basina getirmelidir. Bu tipolojinin anlasilmasi adina Örnek: Fatih Terim.. Örnek: Felix Magath.. Örnek: Mustafa Denizli.. Bunlar gelsin degil ama bu tarzda bir teknik adam..

Lahm cikip etik olmayan ve takimin icerisini karistiracak o aciklamayi yaptigi zaman herkesin gözü Uli Hoeness'e cevrilmisti, ona ragmen bu aciklamayi yapabiliyordu cunku. O olmasa kim bilir hangi aciklamalar olacakti ? Özil,Pizzaro ya da Almeida kimi davranislar sergiledigi vakit herkesin gözü Allofs'a kayar.. Bir macin ilk yarisinin sonunda Özil'in forma degistirmesi sonucu dir dir konusan ve futbolcuya ayari veren Allofs'tur. Schaaf'i ilgilendirmez. Sözlesmesi mi yenileniyor ya da bir daha bu takimda oynamayacak midir ? Onun görevi degildir. Barrios kizkardesinden dolayi sorunlar yasarsa Zorc hemen yanindadir.. Klopp ilgilenmez.. Lakin..

Batuhan sacmalarsa Denizli cevabini verir. Arda Turan "ben ikinci kaptan olmam" derse Terim haddini bildirir. Ronaldo, Nani-Anderson ile alem yaparsa yanlarindaki fahiseye de hissettirdikleri gibi Ferguson'dan korkar.. Rakitic yanlis yaparsa Magath'dan alir cevabini ve daha da önemlisi o korkuyu hisseder.

Oysa misal Arda Turan yeri ve zamani geldiginde Haldun Üstünel'e "Sen isine bak" diyebiliyor.

Iki farkli teknik direktör vardir ve sorunlar futbola dair ve futbol disi olarak ayrilir. Her ikisini kotaracak teknik adam ya da Sportif direktör-Teknik direktör birlesimi sarttir. Sadece birisini alip sportif direktörlügü de elinize-yüzünüze bulastirirsaniz durumunuz Galatasaray olur..

Thomas Schaaf, bu yil Bundesliganin ücüncüsü oldu.. Hic kimse Bremen klubünde Schaaf icin neden sampiyon olmadi diye bir isyana kalkismaz. Klaus Allofs devre arasinda Mesut Özil'e baski kurdu ve sözlesme konusunda genc bir futbolcuyu ikilemde birakarak oynayamaz duruma getirdi. Ikinci devreye seri yenilgilerle baslayan Bremen, sözlesme sorununu halleden Özil ile beraber Leverkusen'in 16 puan gerisinden gelip rakibini gecip Sampiyonlar Ligi vizesi aldi. Gördügünüz üzere kafasi karisik futbolcuya istediginiz taktigi-idmani verin, verim alamazsiniz. Bu denli önemli olan idarecilik meslegi Galatasaray klubünde yerlerde sürünüyor ve onca basarisizlik sonrasi Rijkaard'in kariyerine ve niteligine kadar gelen tartisma bir kez olsun Polat yönetiminin bu kusuruna gelmiyor.. Oysa sadece Arda Turan'a üc ay icerisinde iki birbirlerine zit yaklasimi sergileyen anlayis kendi kendisini tasfiye etmistir ama kimse farkina varamamistir. Meira-Nonda göndermeleri de ayni sekilde hatalar zincirinin önemli parcalaridir..

Sevgili Aslanlarim.. Ultralar dahil. Sarkiyi-türküyü yanlis yere cigiriyorsunuz, bunun farkinda olun artik.! Ve bugün amacim daha önceden de üzerinde durdugum sorunu isaret etmek degil bu sorunlu ortamda "basari" icin dogru hamle nedir, onu bulmaktir. Rijkaard bu kosullar altinda basarili olamaz ve Terim'in gelmesi en mantikli hamledir lakin ben Sampiyon Terimli Galatasaraydan ziyade Rijkaard'in basinda oldugu dördüncü olmus Galatasarayi tercih ederim ama bizler taraftariz nihayetinde..

33 yorum:

özgür koç dedi ki...

selam borges;

yine çok güzel bir yazı.

yalnız merak ettiğim bir şey var; tam anlamıyla bir sportif direktörlüğün öneminin farkına varmıştır yönetim (yani öyle umuyorum artık) e peki neden hala bir aksiyon alınmıyor? Yoksa fakında değiller mi hala?

bile bile başarısızlığa takım neden sürükleniyor.

Eğer hep önde gözükmek istiyorlarsa,bir sezon daha başarısızlık durumunda topyekun gideceklerinin de farkındadırlar heralde.

outlaw dedi ki...

terim'le sampiyon olacagima bin kere dördüncü olmayi yeglerim ki terim'in de kimseyi sampiyon yapacagi falan yok.

Alper S. dedi ki...

outlaw: altına imzami atarim..

mCetindas dedi ki...

tam olarak anlayamadigim birşey var. terimin rijkaard ın yerine mi geçmesini istiyorsunuz yoksa terimin aykut kocaman gibi bir görev mi üstlenmesini istiyorsunuz?

aksilaz dedi ki...

Şampiyonluğu her zaman tercih ederim. İster Kalli iel gelsin ister Geretsle ister teknik direktörsüz.

Rijkaard'ın olmayacağı belli artık. Gelecek sezon içinde yeniden yapılanma konuşuluyor. Bu geçen bir senede öyle olacaktı. Bize fazla bol geldi maalesef.

Son maçı stadda izledim. Benim gçrdüğüm en ciddiyetsiz takımdı maalesef. Ayağına top gelen bişeyler yapıyor. Diğerleri sadece seyrediyor. Bütünlük, takım olma hak getire. Bununda sorumlusu Rijkaard'dır.

Fatih Terim'i ciddi ciddi istiyorum artık.

hücum futbol dedi ki...

terim, mustafa denizli hikaye olmuştur. nasıl saçmaladığını en son avrupa şampiyonasında ve dünya kupası elemelerinde gördük. hem denizli, hem terim tam bir tutarsızlık abideleri. her maça farklı kadro ve taktikle çıkmayı akılları sıra teknik direktörlük becerisi sanacak kadara çağdışı ve demodeler. kesinlikle bundan daha kmtü olur!!!

ama sportif direktör kısmına kesin katılıyorum. eğer yönetim bunu yapmazsa seneye topyekün gider. adnan sezgini koruma adına başkanlıktan olmayı bile göze aldığına göre aralarında nasıl bir ilişki olduğunu anlamak zor değil. sanırım birlikte paylaştıkları ortak bir suç veya çıkar var. adnan sezgin'in 3 senedir bu takıma nasıl maddi manevi zarar verdiği ortada iken hala o koltukta nasıl oturduğunu anlamak mümkün değil!!!
rijkaard'ın rahat çalışacağı ortamı yaratacak bir sportif direktör bulup, futbol şubesi saçmalağını bir an önce kapatmak gerek. polat dahil, haldun, murat yalçındağ veya herhangi bir yöneticinin hiçbir şekilde futbolla ilgili alınacak bir karara müdahele etmemesi, yorum veya beyanat vermemesi şart. mümkünse florya'ya dahi gelmemeleri gerekiyor. bunu kendilerini düşünüyorlarsa acil yapsınlar. çünkü bu gidişle kasım ayında hem Rijkaard gider, hem de onlar bir olağanüstü kongre ile görevlerini bırakmak zorunda kalırlar.

iş artık futbolcu transferi ile halledilebilecek boyutların çok ötesine geçti.

sicko dedi ki...

borges, gercekten guzel bi yazi olmus fakat cogu taraftar sampiyonlar liginde belirli bir istikrari olan takim arzuluyor. Ve bence bu terimle mumkun de degil. Ha terim futbolu yoneten olacaksa, bu ulkede yapilacak spekulasyonlar da cok gecmdn kulubeye oturtur. Umarim rijkaard hepimizi yanltir ve basarili olur.

Borges dedi ki...

Hucum Futbol: Ismi hic önemli degil. A olur B olur. Mutlaka bu isi parca parca yapan yöneticiler olur. DIyorum ki ben: Iste o bölge sorunlu. o sorun hic bitmeyecek.. Messi de gelse GS seneye ayni seyleri yasayacaktir.

Transferlere bile bakmiyorum bu sene ben, eskiden forumlardan kalkmazdik kim geliyor, gidiyor v.s.. önemi yok cunku. Birazcicik meshur birisi geldiginde daha cok onun sorunlariyla ugrasacagimizi düsünüyoruz..


Ve Arkadaslar, Terim önemli degil ama Terim modeli olmak zorunda.

Borges dedi ki...

özgür Koc: Ben bunlari daha önceden de yazdim, amacim bu konuya seyirciyi yönlendirmek. Ama su kesin ki GS yönetimi benim buldugum cözümü uygulamaz. Uygulayabilmesi icin Rijkaard'i göndermesi ya da RIjkaard'in üzerine hic kusura bakmayin Hakan Sükür olur Terim olur futbolcular üzerinde sayginligi olan bir adami getirip onun futbolu, futbolcularu ve olan biten durumu yönetmesini istemesi gerekir.. Bu cok kolay degil, kendilerinden de kismen vazgecmeleri gerekecek ama Aykut Kocaman örneginde gördük ki cok kolay degil.. zaman ister, sürec ister..

Lakin bana dokunan su ki sucu baska yerde ariyorlar..Bu noktaya kimse egilmiyor.

Empyrium dedi ki...

Aslında taraftar oldukça farkında durumun, bence bu kez.Üç ay önce Adnan Öztürk karşısında %95 lere varan desteği olan yönetim şuan inanılmaz bir güç kaybetmiştir taraftar gözünde.Bu forumlarda olsun, günlük hayatta olsun sürekli irdelenmeye başladı.

Hakan Şükür adını bile yazmışsın ki o kadar çaresiz durumda kulüp.Hakan ya da türevi gelirse ırkçılığa yaklaşan tavırları nedeniyle, kariyerli yabancı getiremezsin.Kurtulmaya çalıştığımız abiclik,grupçuluk tavan yapar, futbol biliminde kuramadığın altyapının kralını kurarlar,grupçulukta.Ki son zamanlarda büyüğü,küçüğü ve şaşıranı ile artık bu taraftar için bir anlamları olmadığını, olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Adayım Hagi'dir.Bu durumda.Aslında Tugay'da olabilir ancak Tugay beyefendi kişiliği ile yeterince hırçın olamayabilir.Biliyoruz ki bazen dışarı dişleri göstermek gerek.
Terim adını ağzıma almadım hiç.Nedeni olumlu yada olumsuz konuşamıyorum."Ama" larla dolu...

Borges dedi ki...

Empyrium: Hakan olur, Terim olur Tugay olur farketmez ama bence türkce konusabilmeli, bu ülkenin ve futbolcusunun dilinden anlamali ve belki bunlardan da önemli olarak bu ülkenin basinini cözebilmis olmalidir. Futbolcularina, teknik adamina güzel bir ortam hazirlayip gelecege yönelik teknik adamdan bagimsiz fubtol projeleri gerceklestirebilmelidir. Mümkünse futboldan anlamalidir.. Meira'yi, Onu bunu zamansiz göndermelerin anlamsizligini önceden görebilmelidir..

Isimler önemsiz, yapilanma gereklidir. Bir daha gelecek oyuncunun kayincosu ne yapar ederlerle vaktimi gecirmke istemiyorum, Arda sinema geyigine de ömrümü vermek.. hepsinden önemlisi yine yeniden baslamak da kistemiyoruz..

ummagumma dedi ki...

usta rijkaard'a genç teknik direktör demişsin, adam 47 yaşında ayıp olmuyor mu biraz:)terim uefa'yı aldığımızda 46 yaşındaydı

Borges dedi ki...

ummagumma: O da dogru, biz öyle tanidik ya, zaman hic gecmiyor gibi. Simdi Skibbe,Klopp filan genc teknik direktörler diye geciyor ki yaslari 42-43 filan. dört-bes yil sonra öyle anilmiyorlar olacaklar.. ilginc. Genc degil dedigin gibi. Bizim gönlümüzde genc:)

Empyrium dedi ki...

Ben açıkcası bu pozisyon için içimizden çıkan birinin sorunların daha da büyümesine katkı da bulunmasından korkuyorum.Adamları televizyonda izliyoruz, açık açık yabancı düşmanlığını bilinçaltına yerleştiriyorlar.Büyük ve küçüğü geçtim, canımız, kanımız Bülent Kaptanımız bile açık açık bunları ima etmedimi.Büyük olanı mesela, inançtan,dinden,imandan dem vurmuştu geçen hafta.Sana ne kardeşim ister ateist olur,ister ateşe tapar.Saha da işini yapsın yeter.O onun ve inandığı gerçeklerin sorunu.Kim daha çok kazanıyor tartışmalarını bunlardan çok konuşan olmaz.
Evet biliyorum sen bir örnek verdin, posizyonun gerekliliğini anlatmak için ama büyük,küçük, şaşıranın değil kulüpte böyle bir poziyonda olması,kulüp üyeliklerinden atılmasının bile çok önemli bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca haklısın Türkçe konuşabilmeli ama yabancı dilde konuşabilmeli.

Hand Solo dedi ki...

Şu yazıda bile hala Skibbe
Adam sıra takımı oldu hala Skibbe diyorsunuz
Skibbe Frankfurt'tan başka iş bulamaz.
Ancak 2. ligde dinamo dresden'in falan başına geçer
Frankfurt bir an önce ondan kurtulmalı yoksa sonları kötü olur, seneye küme düşmeye oynarlar
Zaten ahlaklı bir adam olsa 4 tane karısı olmaz

Borges dedi ki...

Hand Solo: Nerede is bulur konusu icin seni suraya alayim.

"http://www.spox.com/de/sport/fussball/international/1005/News/michael-skibbe-als-mcclaren-nachfolger-im-gespraech-twente-enschede.html"

Twente istiyor iddiasi.

O Twente ayni zamanda Rijkaard'i da istiyor. ilginc degil mi ?

Frankfurt takimi ise son onalti yilin en iyi sezonunu yasadi. Komik olmayalim. Sonu kötü derken ? Gecen sene son anlarda ikinci lige düsmekten bir takimi nasil kötü hale sokabilir ?

Adamin dört karisi yok ve burasi da seni-beni ilgilendirmez pek. Illa sacmalayacagim, dikkat cekecegim diye dolasmaktan daha aptaca bir sey olmazdi ola ki dört karisi dahi olsaydi.

Nei dedi ki...

"lakin ben Sampiyon Terimli Galatasaraydan ziyade Rijkaard'in basinda oldugu dördüncü olmus Galatasarayi tercih ederim"

ne saglam bi küfür olmus bu Terim'e... Ne yapti bu adam bu GSlilara, anlamiyorum.

Gala's dedi ki...

Rijkaard geldiğinden beri bunu düşünüyorum. Rijkaard çok başarılıdır ama Galatasaray'da olur mu?

Sezon sonuna doğru anladım ki başarılı olamaz. Selçuk Şahin'in ön libero olduğu takım olur, bilica'nın oyun kurduğu takım olur ama rijkaard olamaz.

Düşünmeye devam ettim ve şunu da gördüm. Rijkaard başarılı olur. Ama bu şartlarda değil. Değişmiş bir ülkede şampiyon olur. Galatasaray bu ülke futbolunu daha önceden değiştirdi. Yine değiştirir. Artık buna inanıyorum.

Lucas Neiil kalitesinde va kafa yapısında oyuncularla Rijkaard başarılı olur. Zaten son açıklamasında da daha mücadeleci takımla başarılı olunacağını anladığını söyledi. Belki yanına onun kafa yapısında ama Türkiye'yi de bilen bir yerli hocayla daha iyi olabilir. Belki de aynı standartta bir sportif direktör.

Ama Adnan Sezgin değil.

Sonumuz hayırlı olsun.

hashashi dedi ki...

evet başarı iyi güzel de, bu başarının nasıl elde edildiğinin, hangi şartlarda ne kadar çalışılarak kazanıldığının hiç bir önemi yok mu? sırf başarısızlığa duyulan kızgınlıktan, rijkaard gibi medeni bir adamın karşısına egosantrik megolaman otoriter, oyuncularını korkutarak hizaya dizen teknik direktörlerin isimlerinin övgüyle dizilmesi ve böyle eleştirilmesi hak mıdır, reva mıdır? aslında tam da bu başarı odaklı, başka hiç bir erdeme değer vermeyen bakış açısı, futbolcuların bugün bulundukları çocukça hale gelmelerini sağlayan şey değil mi? onları başarı açlığından sorgusuz sualsiz şımart, sonra da doğal olarak kendinde her şeylerine karışacak hakkı gör. diyorsunuz ki, ya teknik direktörün eli sopalı olacak, ya da yöneticin eli sopalı biri olacak, yani futbolcu sopa olmadan terbiye edilmez. ben bu bakış açısını gerçekten kavrayamıyorum, sizin patronunuz da sizi bu şekilde değerlendirse, ya da kendisinde bu şekilde özel hayatınıza karışma hakkı görse kendinizi nasıl hissedersiniz?
eli sopalı olması gereken şey, insanlar ya da yöneticiler değil yasadır. bu bağlamda yasa kurumsal yapıdır. hiç bir kurum devamlı ve sınırsız bir şekilde başarılı olamaz, siz kurumsal yapınızı kurar, korur ve geliştirirseniz başarı da bununla beraber gelir. yasalarınız bir takım evrensel değerler üstüne bina edilmek zorundadır, bu değerler uğrunda emek verilerek elde edilen değerlerdir, bunların modern bir kurumda iş ahlakıyla, adaletle ve varolan diğer yasalarla çelişmesi söz konusu olamaz. türkçesini ben de bilmiyorum ama beeintraechtigungslosigkeit da çalışma hukukunun bir parçasıdır ve bahsettiğiniz otoriter adamlar tarafından devamlı çiğnenmektedir.
eğer tek tek kişilerin, felix magath'ın fatih terim'in sizin kurumsal yapınızın, yasalarınızın üstüne çıkmasına müsaade ederseniz, bugün galatasaray'ın geldiği hale yarın wolfsburg'un geleceği hale gelirsiniz. eğer biri cezalandırılacaksa disiplin yönetmeliğine göre cezalandırılır, eğer yönetmelik yetersiz kalıyorsa, yönetmeliğe madde eklersiniz. diğer türlü her gelen yeni yönetimin, kulüpte gücü ele geçiren her yeni yapının iki yüzlülüklerini, çifte standartlarını meşrulaştırmış olursunuz. sanıyor musunuz ki, fatih terim sahip olduğu güçle kendini meşrulaştıracak kendine çıkar sağlayacak hiç bir işe girişmemiştir?
bugün galatasaray'ın ve diğer kulüplerin de, görece türkiye'de kurumsallaşmış yapılar olmalarına rağmen yaşadıkları temel sıkıntı budur. bu sıkıntının kaynağı da, ali şen gibi, fatih terim gibi adamlara bu kurumsal yapının dışında güç verilmiş olmasıdır. bu güç dün uefa kupasını alırken iyiydi de, bugün kötüye kullanılırken mi kötü? adnan polat'ın da, kurumsal yapıya zarar veren herkesin de eleştirilmesi gereken nokta budur. yoksa kaderinizi tek tek bireylerin kabiliyetine teslim edersiniz.

Borges dedi ki...

hashasi: Bu kadar yanlis anlasilacagimi düsünmezdim ama sunu kabul ediyorum ki derdimi örnekler üzerinden yeteri kadar iyi anlatamadim.

Simdi siz bana söyler misiniz bir takimin kaptaninin belirlenmesi hangi yasalar geregi olmalidir ? Basit bir takim kaptani seciminden bahsediyorum ben, siz kimi hangi kanunlar esliginde takimin kaptani secersiniz ?

bir karar veriliyor sonuc itibari ile. Gecen sene verilmis bu kararin adaletsizligi dogrultusunda futbolcular hirslanmis, digerlerini ezmis, basarisizligini istemis ve cesitli olaylar sonucu bugüne gelinmistir, bunun yasa-kitap ile lintisi nedir ?

Siz, Meira'yi hangi yasa ve kanun dogrultusunda gönderme karari aliyorsunuz ve bunun düzenlenilmesi kurumsal asamada nasil olmalidir ?

Ne yazdiginizin farkinda misiniz ?

Evrensel dogru bir ya da iki tanedir ama her kültürün kendi icerisinde kurdugu örgütlenmenin yine kendisine has kanun derecesinde degerleri, görüsleri mevcuttur. Önemli olan bu dogruyu senin ya da digerinin de sahiplenmesi degil sahada yüregini koyacak olan oyuncunun inanmasidir. Dolayisla GS takiminda kararlar veriliyor ama futbolcular ile bu verilen kararlarin kabullenisi konusunda sikintilar var. Bu da sahaya yansiyor, oyuncular arasi gerginlige neden oluyor, futbolcunun aidiyet duygusunu zedeliyor, cok seye neden oluyor. Bunu saglayacak olan da her yerde gecerli olan kanunlar,yasalar degil inanctir. Bu güveni saglayacak insanlarin dogru kararlari eksiktir.

Rijkaard kötüdür gibi bir sey demiyoruz aksine.. Galatasaray klubünde Rijkaard'in isi olmayan, görevinin disinda olan konular üzerinde yetkin olan insanalrin yetkinsizliginden ve yanlis kararlarindan dolayi basarili olamayacak diyoruz.

Bugün Rijkaard eminim ki Servet'in sorununu bilmiyor, Ayhan'in neden oyuna küstügünü de algilamiyor, basinda cikan haberlerin oyunculara ne sekilde yansiyacagini da haliyle göremiyor. Bunun gibi tonla isi yapmasi gereken insanlarin FEldkamp'tan bu yana yanlis yaptigini ve bu eksiklikten dolayi burayi da kapatacak ölcüde bir teknik direktörün gelmesi gerekiyor. Rijkaard acisindan bakarsaniz eger teknik adam olarak kalabilir ama bu sorunlari halledecek bir klup yapilanmasi ihtiyactir, bunlarin teknik-taktik ile ilintisi yok zaten..

Siz Fatih Terim olarak degil de misal Louis Van Gaal olarak algilayin, degisen bir sey olmayacak, isimlere, Hakan Sükürlere, Terimlere degil gösterilen kusura bakmanizda fayda vardir.

Empyrium dedi ki...

Hashashi;

Ben uzun süredir Borges'i takip ederim.Dile getirdiğin şeyleri zaten defalarca dile getirmiştir.Farklı kelimelerle olsa da emin ol sıksık dile getiriliyor.Hatta bu yazısında bile "yasa" "yönetim" modellemelerine gereksinim duyulduğunu anlatmak istemiştir.Yanlış anlaşılma sözkonusu herhalde.

hashashi dedi ki...

tartışma haline getirmek istemiyorum, ama ben de yanlış anlaşıldığımı düşündüğüm için izninizle bir iki tane düzeltme yapayım.
birincisi siz de yazının sonunda belirtiyorsunuz, skibbe'yi terim'e tercih ederim diye. mesele tam da bu tercihi neden yaptığımız meselesi. adını koyalım sadece sempati, antipati,başarı açısından değerlendirmiyorum ben bu durumu, uzun vadede büyük ölçekte kulüp kültürünün zarar görüp görmemesi benim açımdan daha önemli.
ikincisi elbette bütün yasaların yazılı olması gerekmiyor, bunu hiç bir şekilde söylemiyorum. sizin de dediğiniz gibi her örgütlenmenin kendine has kuralları var. bunların adil bir şekilde uygulanması benim bahsetmeye çalıştığım şey zaten. kaptanlık seçimi konusunda da bunlara uygun hareket edilmiş olsa, takımda bölünmeler yaratacak anlamsız işlevsiz bir karar verilmemiş olurdu bence. bu kararın verilmesi de, adnan polat'ın, ya da sorumlu yöneticinin eleştirdiğim tavrıyla ilgilidir. eğer bu kişi kendini arda'ya kıyak geçebilecek konumda görmese, "göremese", böyle bir kararı da veremezdi.
üçüncü olarak, genel olarak futboldaki bu otoriter anlayışa gerçekten karşıyım. özetle siz rijkaard, skibbe ve diğerleri şeklinde yaptığınız karşılaştırmadan, pratik bir sorunun çözümüne öneri getiriyorsunuz. ben de diyorum ki bu karşılaştırmayı yapmak doğru değil, çünkü diğerleri bence oyunu kurallarına göre oynamıyor. başarı için her şey mübah değil, oyuncuların adam yerine konduğu bir takım kültürü, eksikliği çekilen en önemli şeylerden biri. etoo, ronaldinho barcelona'dan nasıl gönderildiyse, servet'in de o şekilde gönderilmesi gerekir. bu adamların gönderilmesi, barcelona'nın yönetim zaafiyeti değil bilinçli tercihidir. bence eğer taraftar farkındaysa, oyuncularla bütün sezonu birarada geçiren rijkaard da bu sorunların fazlasıyla farkındadır. bunu sorun olarak tanımaması, bunu önemsememesi de bu adamın benim de katıldığım bilinçli bir tercihidir. servet'den verim alınacak diye bu otoriter tarzın meşrulaştırılmasını doğru bulmuyorum. asıl eleştirilmesi gerekenin de bu otoriter yönetim şekli olduğunu düşünüyorum. yasaya ve kuruma ilişkin söylediklerim doğrudan size yönelik değil, bu yönetim şekline yönelik eleştirilerdir. dolayısıyla bugün optimum verim elde etmek adına yapılacak bir teknik direktör değişikliği ya da rijkaard'ın üstüne, ülkenin şartlarını bildiği iddia edilen kavrayışı sınırlı bir adam getirilmesi, ülkede ve dünyada zaten hakim olan bu tarza uzun vadede destek verir diye düşünüyorum.
yorumu çalakalem yazdığım için benim de bir takım yanlış eksik ifadelerim olmuş, hem bunlar için hem de ayrıca çalakalem yorum yazdığım için özür dilerim. ayrıca evet kısmen yanlış anlaşılma da olmuş sanırım bunun için de özür dilerim. blogunuzu da zevkle takip ediyorum, sadece zaten tepkili olduğum bir konuda düşüncelerimi paylaşmak istedim.
iyi günler

Borges dedi ki...

Hashashi: Ben inatla dogru anlasilmadigimi düsünmeye devam ediyorum. Sanirim uzun zamandir burasini okumuyorsunuz ve daha önceden de söyledigim gibi bir bütündür aslinda cok sey.

Terim'i silin aklinizdan ve sunlara konsantre olun lütfen:

Bir futbol takiminin ihtiyaci olan iki farkli görev bölgesinden söz ediyorum ben. Teknik adam gecicidir, alti ay sonra olmayabilir. Klubün sadece alti aylik degil on yillik bir sürec üzerinden projeler üretecek bir sportif direktör, menajer vesaire.

Bu konumda olan insanlar ayni zamanda klubün icerigini, ülkeyi, kültürü, klube has degerleri ve cok seyin farkindadir. Teknik adam bu bu insanin altinda calisan, onun projesinin bir calisanidir sadece. Barcelonada, Leverkusen de durum budur.

Her klup icin bu gecerlidir. Bu kurumlarin isimleri degisir, sportif direktör, menajer, futbol subesi sorumlusu vesaire.

Bunlar teknik adama gerekli olan kosullari sunarlar, oyuncularin problemlerini halledip klube bagli, candan calisan insanlar olarak sürekli bu oyuncularla ilgilenirler. Bu isimlerin verecegi kararlar aslidir.

Galatasarayda teknik adamligin disinda bu kararlari alan, bu konumda olan insanlar sürekli yanlis yapiyor. Bize "sadece" teknik direktör degil bu görevi de yürütecek Magath,Terim,Van Gaal,Ferguson tarzi hoca gerekiyor ya da bir baska formül;

Rijkaard ile beraber ona uyumlu calisacak buradaki havayi bilen ve gelecege dair futbol adina olumlu acilimlar yapan bir baska görevli..

Magath ile Klopp. Magath tek basinadir, ayni zamanda futbol subesi sorumlusu, menajer, altyapisi sorumlusu.. Klopp ise Zorc ve Watzke üclüsü ile görevleri paylasmistir.

Iste biz Rijkaard'in bugün teknik adamligin disinda üstlenilen görevleri yapamayacagini ve GS in daha iyi bir yapilanma icerisine girmesi gerektigini ama bu olmayacaksa da Terim,Magath,Denizli gibi hepsini birden yapabilecek bir teknik direktör bulmak zorunda oldugunu..

Siz Terim modelini farkli algiladiniz, sorunlar da buradan cikiyor. Terim'i bosverin Van GAal yapin onun da sportif direktörlük tarafi vardir her ne kadar bugün Bayern de sadece teknik adamlik yapiyor olsa da..

Sade dedi ki...

Bizde bir kişi bir işi yapmaz! Bizde bir kişi her işi yapar!

teknik direktörsen herşeyi yapacaksın! terim gibi! yemek yediklerinden de haberin olacak, futbolcunun çocuğu olduğundan ilk yanında sen olacaksın, jeep alacaksın onlara, borçları varsa el altından veereceksin, futbolcunun tüm iç çamaşırlarını bileceksin, tüm huylarını!

Bizde takım bu tarz işlerle takım oluyor. -Türkiyede- Takım olmak için gerekli işleri yapacak kişi teknik direktördür.

Transferi -güya- yapan kişi teknik direktördür. ve takımın sahadaki oyununu da o vermeye çalışır. adı teknik direktördür.

medya ile ilişkilerde en çok başkan ve teknik direktör yer alır. Medya ile olan ilişkilerin %70 i teknik direktörün omuzlarındadır. Medya ile ilşkiler departmanı da reklam ve sponsor, ıvır ve zıvır ile uğraşır.

Bunları parçalasan teknik direktör sadece saha içine baksa! İyi olur tabi de birbirlerine girerler iki günde! Ben ben manyaklıkları ile! Ama bu yapı bilinmeyen bir yapı değil çoğu kulüp böyle peki Türkiye'de kaç kulüp bu tarz bir görevlendirme yaptı? Bir ilki istiyorsunuz sancılı acılı!

Rijkaard geldiğinde de devrim di! Ne oldu o da pörtledi? Kimse kimseyi kandırmasın -gereksiz- Bizim tek kriterimiz var oda şampiyonluk! Şampiyon olunca herey pembe olamayınca herşey kaka!

Kısacası, Bir bakarsın -bizde- teknik direktör herşeydir ve bir bakarsın da hiçbirşeydir!

Borges dedi ki...

Sade: Mesele de biraz bu ya. Profesyonel olamamis insanlarin/yapinin basina tam anlamiyla "profesyonel" bir adami getirdigin zaman "amatörlükleri" cok büyük sorun oluyor.

Ben Rijkaard ve benzerlerinin basarili olmasi gereken kosullarin hazirlanmasini istiyorum sadece. Fatih Terim, ya da x bu amatörlügün farkinda olup onun sorunlarini giderecek bir baskasi olmadan sorunlar devam edecektir.

SU yaklasim misal cok büyük sorundur: medyayla olan iliskiler..

Rijkaard bu ülkenin medyasini tanimiyor, neler yaratip neleri sorun yapacagini "dogal olarak" kestiremiyor ve ona Daum tavsiye veriyor, hakli biraz, burasi baska.

Oysa basinda isbilir bir adam olsaydi, Rijkaard'e gerekli ortami hazirlayabilseydi belki cok daha iyi olurdu gibi..

Umarim bu yapilanma gerceklesir ya da herkes kendisine ceki düzen verir, bir daha devre arasi yanlis adam gönderme, yanlis kaptanlik ve memnuniyetsiz oyuncu grubu olusmaz..

Sade dedi ki...

Vakit ayırıp cevap yazdığın için teşekkürler... Esasında konuştuklarımız -bir ekik bir fazla- hemen hemen aynı. Galatasaray ile alakalı umutlarımız, ümitlerimiz de aynı.

Ferhat dedi ki...

Belki bu konuyla ilgili bu kaçıncı yazı.Hemen hepsinde yönetememekden kaynaklanan sorunları söylediniz ve tekrarlanan yanlışların da bu sorunun somut bir sorun olduğunu örneklemek için defalarca gösterdiniz.(Skibbe ve Feldkamp'a karşı yapılan yanlışlar, yardımcısını kovma veya ondan gizli futbolcularla toplantı yapma gibi saçma uygulamalar, Nonda ve Meira hamleleri)

Şimdi de bu yönetememe problemini alenen somutlayan son örnek yaşandı.Lincoln gibi Jo'da Brezilya'ya kaçtı.Tabi Adnan Sezgin hemen sazı eline aldı; "siz metin olun gerekli cezayı vericez." dedi.Ben tabi Sezgin'in açıklamasıyla rahatlamadım.Çünkü futbolcusuna bile sahip çıkamayan hatta onu günah keçisi gibi on binlerce insanın önüne atan insanlardan biri yine kendi acizliğini gizleyen popülist bir açıklmama yaptı; Jo'ya gereken yapılacakmış.Jo'yu silip Lincoln yazdığınızda isimler değişse de açıklamalar değişmiyor bu belli artık.Ya da kimse yaşanan birbirine benzeyen saçmalıklardan sonra "biz bu adamları idare edemiyoruz o yüzden istifa ediyoruz." diyemiyor.

Uzun lafın kısası Mart'ta kafatasçıların eline geçmekten kıl payı oyla kurtulan kulübün Adnan Polat'ın yönetememeyen yöneticileri tarafından sürekli aynı hataların tekrarlanması suretiyle pek de iyi durumda olmadığı gün gibi ortada.Mevcut yönetimdense Adnan Öztürk daha iyidir diye asla düşünmüyorum.Çünkü Öztürk'ün de çevresindeki dinozorları mutlu etmekten kulübü yönetebileceğini düşünmüyorum.Bu durumda işinin uzmanı dokunulmaz bir kişinin Sportif Direktör'lük makamını Galatasaray'da devralması gerektiğini düşünüyorum.Bu kişi kesinlikle kafatascı futbolcu eskileri olamaz.Fatih terim gibi egosunun esiri haline gelmiş mevcut realiteden uzak biri olamaz.Benim aklıma Tugay ve Hagi ortaklığı geliyor.

Bu sorunun çözülmesi için futbolun üzerinde tek yetkili olacak ve futbola dair her konuyu yönetecek bir ismin gerekliliğini defalarca söylemekten öteye geçmemiz gerekiyor artık.Örneğin Facebook'da bir grup açmalı ve benzer blog yazılarını diğer blogların konuyla ilgili yazılarını, saygın köşe yazarlarının tespitlerini ve konuyla ilgili haberleri derleyip kamuoyu yaratmalıyız.Benzer girişimler sözlüklerde forumlarda da yapılabilir ama Facebook en etkili olanı olacaktır.Bence Rijkaard'ı bunaltmaktan sorunlarla boğmaktan başka işe yaramayan Sezgin gibi yöneticilerin futbol takımından elini eteğini çekmesi gerekli.Rijkaard'a rahtça hareket edebileceği uygun ortamı yaratmak ve takımı yönetmek için bir sportif direktör tayin edilmesi adına Facebook'ta bir grup kurmak ses getirecektir diye düşünüyorum.

onur dedi ki...

Hakan Şükür'e neden herkes saydırıyor anlamıyorum? Şimdi bir santrafor istesek; şöyle 1.90 boyunda, sağlam, kafa toplarında etkili, koşan, dağıtan, kolay kolay sakatlanmayan, en az 10 yıl takımda kalacak ve performans gösterecek yaşta ve oynayacağı dönemde 200 gol atma potansiyelinde.Üstelik de takım arkadaşlarına önderlik edebilecek saygınlıkta? Kaç para ödememiz gerekirdi sizce? 30 milyon €? 50 milyon €? Karşı yakada olsa idi Lefter'in yanına heykelini dikerlerdi adamın, bakmayın "şaban" diye takıldıklarına, kuyruk acısı o...

Ya da Fatih Terim? Ülkemizde yurtdışına gidebilmiş çok teknik direktör var ya, ya da kupa kazanmış filan? Sanırım yorum yazanlar gelse takımın başına ilk sezonda UEFA, ikinci sezonda Championsleague alacaklarını sanıyorlar!

Gala's dedi ki...

@ Onur

Sorun oynadığı oyun, kazandığı başarılar değil. Oynadıkları dönemde o isimlere en çok desteği Galatasaray taraftarı verdi.

Ama bu isimler kendilerini Galatasaray'dan büyük görmeye başladı. Takım içinde ikilik çıkarmaya başladı. Tüm takım onların elindeydi. Evet başarılı olabilirler. Ama burası Galatasaray. Sen o noktaya bu kulüp sayesinde geldin. Karşılığını da çatır çatır aldın. Şimdi oturduğun villa da, bindiğin Mercedes'de bu taraftarın parası. Kimse seni bedava oynatmadı. Evet fedakarlık yaptığın dönemler oldu. Helal olsun o konuda. Ama bu yaptığın fedakarlıkları söylemesen daha iyi olur. Bilen bilir zaten değil mi? Gerek yok reklamını yapıp gazetelere anlatmaya.

Bu isimler fedakarlık yaptığını anlata anlata, abilik yaptığını anlata anlata nüfuz kazanıyordu. Hakan Şükür olmadan Galatasaray şampiyon olamaz deniliyordu. Açık TVleri hala abi eksik diyorlar. Ne abisi yahu? Cemaat evi mi burası. Harry Kewell'ın abiye mi ihtiyacı var?

Bu sebeple kredileri düşüyor. Önemli olan yaşattığı başarılar değil, mütevazilikleri ve Galatasaray'a yakışan duruşları. Bunu son yıllarda 3-4 isim kaybetti. Ve taraftarın da dediği gibi;

Konuştukça batıyorlar, kalbimizden çıkıyorlar.

kupabizim.blogspot dedi ki...

Adnan Öztürk yeni bir model getirecekti Galatasaray'a. Futbolun başında Kenyon olacaktı. Planlamalar profesyoneller tarafından yapılacak yöneticiler sahaya müdahele etmeyecekti.

Bir hayaldi Adnan Öztürk'ün yapmak istediği. Aslında tam da Frank'in çalışmak istediği ortamı oluşturacaktı. Ama Frank gitmesin Öztürk gelirse Hollandalı'yı gönderir diyenler Polat'tan yana tavır aldı. Aynı zamanda A.Sezgin'den yana da tavır aldılar.

Şimdi bir çoğu pişman. Bu yapı ile rijkaard başarılı olamaz. Biz bu filmi üçüncü kez izliyoruz. Saftig - Skibbe ve şimdi de görkemli kariyerine rağmen Rijkaard.

eranio dedi ki...

Borges selam ,

İş yoğunluğundan biraz geç okuyabildim . Bence cok güzel özetlemişsin ve çok doğru yerlere parmak basmışsın. Gerçek sorun bence kişilerde değil organizasyon yapısında. Daha doğrusu organizasyon yapabilme becerisinde.

asvalttaicenler dedi ki...

yazdiklarina noktasindan virgulune kadar katiliyorum, fakat Bu klupte Adnan Sezgin oldugu surece Ne Rijkaard basarili olabilir nede Magath. Adnan Sezgin ve haldun Ustunel gibi yoneticilerin gorevlerinin ne oldugunu soyleyebilecek, buna uymayanlari kapi disari edebilecek bir baskan lazim, Haldun Ustunel futbolcu doverse iki gun sonra Arda sen isine bak der postasini koyar, Adnan sezgin isi olmadigi halde takimin taktik teknik meselelerine girerse Feldkamp ugrasmaz ceker gider, sorun takimda kesinlikle degil yonetimde.. Sezgin gibi yoneticilerimiz oldugu surece bir arpa boyu yol alamayiz bilakis suan oldugu gibi gerileriz.
Mustafa denizli isine kimseyi karistirmiyordu sonuc Yonetim onunda ilk basarisizliginda altini oydu, gonderdi.. Ben yonetim gonderen bir teknik direktorumuz olana kadar bir arpa boyu yol alamayacagimizi dusunuyorum..

alihoca dedi ki...

Sevgili Borges;

Rakibe tiyo vermek akıl işi değil ama Sen rakip de olsan bir güzel insan olduğun için yazdıklarımı Fenerbahçe'li Dostlar anlayışla karşılar muhakkak.

Şimdi,
Cep delik, cepkeni haciz memurları yediemine teslim etmişler diyebileceğim bir ortamda; bu yılı kurtarabilecek ve geleceği inşa edebilecek kararları alıp, Bizans gibi bir ortamda bu kararların arkasında durabilmek Allah için zor.

Onun içün,

Size tavsiyem;

Sportif Direktörlüğe; Hıncal ULUÇ'u
Teknik Direktörlüğe; Hakan ŞÜKÜR'ü
Teknik Direktör Yardımcılığına; Hakan ÜNSAL'ı
A2-3-4... Hasan ŞAŞ'ı gecikmeden atayın.

Dakka geçirmeden bu kararı alıp,
Kadıköy'de ki maça yetiştirin aman diyiim.

Sonrası mı?

Eh Fetoş duası da bunları duaları ile kurtaramazsa eğer, çok değil Sene sonunda Gassaray Camiası;

Tüm safralarını atmış, illetlerinden kurtarılmış olur.

Diye düşünüyorum.

Yine de Siz bilirsiniz tabi ki...

Saygılar Efenim.