23 Ağustos 2010

Rijkaard'ın Yemeği.!



Cumartesi günü teslim edilen 'Magath Bilinci' yazısı bugün okuduğunuzun aslında iki katı uzunluktaydı. Kısalta kısalta benden istenilen uzunluğa denk getiresiye kadar anam ağladı desem yeridir. Tecrübe yok ama birinci haftaya göre daha iyi..

Magath övgüsü onun teknik adam olarak başarısının dışında başarıyı algılaması konusunda sahip olduğu bilinç üzerinedir daha çok. Ben açıkça söylemek gerekirse psikopatlık derecesinde bir güç isteminin ve bu yapılanma içerisinde yönetilen bir klup özlemi içerisinde değilim. Ama Magath koşullardan bağımsız bir şekilde sadece kendisinin varlığıyla başarının gelemeyeceğinin farkında. Kendisini başarılı kılacak şekilde biçimlenemeyecek olan yönetimlerin görevine de talip oluyor zira ikisi birbirlerinin başarılarının nedenidir.

FİFA'nın yüzyılın en iyisi olarak seçtiği Rinus Michels dahi Bundesligada başarısız olmuştur. Üstelik iki kere denemiştir bunu.. Aynı insan Hollanda'ya sonrasında Avrupa Şampiyonluğu kazandırır iken bir başka yerde başarılı olamıyor ve hepsinin temelinde kendilerini başarılı kılan koşulları yeteri kadar iyi algılayamadıkları yatıyor. O dönemin Alman Liginde taktiksel yaklaşım yüzeysel boyuttaydı. Herkesin eşit şekilde görev dağılımına sahip oldugu oyun felsefesi de buraya uzaktı. Littbarski 'Bu adam benden çok başka bir insan yaratmak istiyor' diyerek Michels ile olan uyumsuzluğunu dile getiriyordu. Kendilerinden istenilene bu kadar yabancı kalıyordu oyuncular Hollandalı yönetiminde.. yıldızların hemen hepsi isyan bayrağını açmıştı.

Bilgi dahi onu kazandığınız koşullara bağlı iken başarıyı çevresinden soyutlayabilir misiniz ki ?

Rijkaard Barcelona-Hollanda gibi birbirlerinden beslenen futbol kültürünün olduğu yerde başarıyı yakaladı. Bir başka yerde aynı başarıyı tekrar edebilmesi için tek başına kendisini oraya taşıması yetmez. Ya o koşulları oluşturmak durumunda ya da ona göre pratik çözüm üretibilecek konumda olmalıdır ama geçmişi sadece Barça - Hollanda iken bu çok mümkün değil. Galatasarayın da futbol aklının genelde bir işadamı olduğunu düşünürseniz bugünkü tablo çok da yadsınmamalıdır.

Rijkaard Barcelonada başarılı olmuştur. Her insan orada kupayı alıyorsa neden 14 yıl boyunca Şampiyonlar Ligini Barça kazanamamıştır ? O bilindik 'herkes' 14 yıl boyunca nerededir ? Herkes Barcelonayı şampiyon yapıyor ama kaç teknik adam Barca'nın başında 5 yıl gibi bir süre kalabiliyor.. Bu adamın teknik adam özelinde başardığı tartışılmaz. Hoffenheim teknik adamı Rangnick en iyi teknik adamlar defansif orta sahalardan çıkıyor der iken verdiği örneklerinden birisi de Rijkaard idi. Sacchi o malum takımdan bahseder iken Rijkaard'ı da örnek gösterip futbol bilimine güzel teknik adamlar kazandırdı gibi kelamlar eder. Ve fakat bu iş biraz da tecrübedir.

Herkes Magath'a hayran ülkemde ama kaç kere kovulmuştur Magath haberiniz var mıdır ? Bu kovulmaların tecrübesinden dolayı bugün bu kadar başarılı olduğunu burada kaç kez anlattık ?

Van Gaal, eskiden Rijkaard gibi idi. Sisteminden asla ödün vermez ve onun için 'din' gibiydi ve fakat Hollanda'yı 2002'ye götüremedi derken ardından Barcelona ikinci deneyiminde bir yılı göremedi. Çöküş sonrası yıllar yılı uzak durduğu 4.4.2 ile uzun zamanın sonunda Alkmaar'ı şampiyon yaptı. Bayern'de ilk yılında yaşadığı başarının temelinde Alkmaar yatar..

Rijkaard, Henry benim istediğim yerde oyanacak der iken artık Van Gaal ' Ribery 10 numara oynamak istemezse ya da Robben transfer edilirse başka bir diziliş ile sahaya çıkarım diyebiliyor..

Cruyff'dan dolayı Barcelona -Ajax ve Hollanda-Ispanya ekolleri birbirlerine geçmiş durumda. Aslında İspanya değil sadece Barcelona.. Milli takıma çok oyuncu gönderirse İspanya da oluyor. Barcelona bir bakıma kültür, oyun felsefesi, 4-3-3 nedeniyle Hollandalılar için yurt dışı deneyimi bile sayılmaz..

Rijkaard sadece burada ve Hollanda milli takımında başarılı oldu. Şimdi çok başka bir kültür içerisinde sınav veriyor. Buradan kovulsa dahi o ileride anılacak büyük teknik adamların içerisinde olacaktır ama burasının ona kattığı tecrübe eşliğinde edineceği yeni doğrular üzerinden..

Doğru düzgün bir yapılanma içerisinde ona doğru koşulları hazırlayacak yönetim olsaydı -ya da olursa- başarıyı Van Gaal, Mourinho, Magath gibi kısa sürede elde edebilecektir ve fakat bizim o güzel adamımız bu iki teknik adam gibi koşulları kendisine göre biçimlendirecek karizmaya sahip olsa da tecrübeye sahip değil.

Neden 4-3-3 ? Çünkü geride bıraktığı iki başarı var. Barça ve Hollanda. Uzun yıllar bu sistem ile oynadı ve kazandı. Başka şansı yok.. Van Gaal bugün oynattığı sistemi için kabaca 4-3-3 ve 4-4-2 karışımı diyor. Toplamda 4-4-1-1 ile oynuyor ama saha içi felsefesi bu ikisinin karışımı. İksinin de tecrübesine sahip..

Velhasıl başlıga dönersek..

Rijkaard'ın yaptığı çok güzel '1' yemek var. Onu yapmak içim buraya geldi. Malzemelerini yanında getirmeyi düşünmeyip 'Tuz filan vardır orda yaa' bakış açısıyla mutfağa girdi. Mutfak zengin ama istedikleri yok.. Evin sahibi her seferinde elinde başka bir şeyle geliyor ama istediği yok ve aynı zamanda her şey dağınık biçimde yerleştirilmiş, kaos hüküm sürüyor. Bizim temizlikçi kadın oradan on tane atıştırmalık yemek çıkarır lakin misafirler o duyduğu yemeğin kokusunu alıp muhteşem bir yemek beklentisi içerisinde.. Birileri ona 'Gerekli' malzemeleri sağlayıp mutfağa şekil vermediği zaman olmayacak.. Her şey o çok iyi yapabildiği ünlü yemeğinyapılacağı mutfağın düzenine ve malzemelere bağlı.. bekliyoruz..

Durum bu..

9 yorum:

Liverbird dedi ki...

Bana göre, Galatasaray benim yaşımın (26) el verdiği süre içinde hiç girmediği ölçüde büyük bir krizin içerisindedir ki buna Canaydın dönemi de dahil. O zaman mesela her şey aynıyken sırf Canaydın'ın gitmesi olayı kurtaracaktı. Ve fakat şu anda her açıdan baktığımızda bir sorun var.

Transferler bir sorun, transfer yapıldı diyelim, 1 ay sonra 3 mağlubiyet ardarda olduğu zaman yine Adnan Sezgin istifa denecek.

Rijkaard bir sorun, Türk futbolcular iletişim kuramıyor diye haberler çıkmaya başladı. Kim bu Türkler? Başta Arda. Her maçtan sonra Arda kırgın, Arda mutsuz. Niye? Sağ kanatta oynuyor diye mi sadece?

Adnan Sezgin zaten başlı başına bir sorun.

Bütün bunlar sayesinde Adnan Polat da bir sorun. Dün maçta Adnan Sezgin istifa, Haldun Üstünel diye bağırıldı, bunun Adnan Polat istifa demekten bir farkı var mı?

Kangren gibi bu, bunların hepsini aynı anda yok etmezseniz, biri veya ikisi üzerinde durursanız, olayları ertelersiniz. En ufak bir sorunda diğerleri gün ışığına çıkar.

Çözüm? Bana göre hepsinin komple değişmesi. 0'dan başlaması, yönetim, antrenör, her şey dahil.

Seyyid Ali dedi ki...

Galatasaray yönetimi çok güzel bir Fransız lokantası açmayı düşündü; dekor süper, muhit iyi ve aşçıbaşı yamaklarıyla beraber fransanın en iyilerinden.
Geçen sene aperatif ve tatlı yapılacak malzeme verildi ama ana yemek için trüf mantarı ve av hayvanları yok.
Dolayısıyla kimse creme brüle için gelmedi lokantaya.
Bu sene ise dediler ki esnaf lokantasına çevirelim; pazar kapanırken alınan çürük domatesler,pörsümüş biberler ve kokmaya başlayacak yumurta ile menemen yap diyorlar aşçıya.

90 + 3 dedi ki...

Mesele bence iki yönlü. Evet, mutfakta Rijkard'ın istediği malzemeler yok. Olmadığı sürece de lezzetli bir yemek çıkmayacak o mutfaktan. Yalnız, sofrada bekleyenler de farkında neyin ne olduğunun, dolapta kalan bir kaç domates biber ile iki yumurtayla yapılmış güzel bir menemene de razılar şimdilik. O yüzden aşçıya bir şey söylemiyor hala kimse.

Ancak, mutfaktaki eksikler yüzünden sucuklu muhallebi yapıp milleti zehirlemek te iş değil.

Şimdilik, hedefte uşak var henüz. Ancak, yakında ne ev sahibi kalacak, ne aşçı böyle giderse. Gora'daki gibi olacak işin sonu; aşçı bahçıvanı, bahçıvan şoförü, şoför uşağı, sonra hepsi uşağı...
http://doksanartiuc.blogspot.com/

Pan Monroe dedi ki...

Dostum son derece güzel yazmışsın, ama..

Bu kıl (ama) nın sebebi şu; Michels'in bundesliga'da yakalayamadığı başarıyla Rijkaard'ın Türkiye'deki kariyeri açısından şöyle bir fark. Michels başka ve daha köşeli bir organizasyon içinde kendi "serbest form" anlayışını oturtamıyor. Fakat Rijkaard'ın içinde bulunduğu bir organizasyon da yok.

Van Gaal'in Bayern içinde kendi temel anlayışına yapacağı törpüler sadece ayrıntılardır. Ortadaki resim nettir orda ve bunun üzerinde kararlarınızda değişiklik yapabilirsiniz. Ortada bir alman futbolu, daha da ötesi Bayern futbolu gerçeği vardır.

Fakat bugün kimse çıkıp da, Galatasaray 4-4-2 kültürüne sahip bir takım diyemez, yok böyle birşey çünkü. Fatih Terim'in Hagi'yle, Lucescu'nun Sergen etrafında kurduğu başarı, geniş zamanlar için sadece bir halüsinasyondur benim için. Kişilere bağlı bu başarılar en ufak bir kırıntı bile bırakmamıştır günümüze.

Rijkaard buraya varolan bir anlayışına kendi mentalitesini adapte etmek için değil, yeni birşey inşaa etmeye geldi. Çünkü ortada hiçbirşey yok. Şüphesiz ki "hiçbirşey" den de başarı çıkartılabilir ve fakat o anlık bir başarıdır. Ki galatasarayın bu bahsettiğin koşulu "hiç" ten başarı çıkaran adama ne kadar sağlayacağı bile muamma.

Rijkaard bunu başarabilir mi bu saatten sonra, bunun cevabı bende değil. Fakat bu ülkeye Mourinho'dan çok Cruyff lazım, en azından bunu biliyorum..

baris_gerceker dedi ki...

Daha iyi anlatılamazdı, ellerine sağlık.

dt.ibo dedi ki...

abi eline sağlık.
muhteşem bir yazı ancak son paragraf muhteşem ötesi, link de vererek son paragrafı alıntıladım blogda, bilgilerine sunarım

Anduril dedi ki...

her zamanki gibi, zevkle okudum.. ama birkaç yazıdır "...ve fakat..." diye bişey çıktı üstad. fazla olunca pek iyi olmuyor...

Kaan dedi ki...

Şu durumda baktığımızda olayın sadece Rijkard açısından değilde türkiyede bu sorunları yaşayabiliceğini düşünüp yanında getirdiği Johan Neeskens açısında bakmak lazım 2 sini bir düşünmek lazım.Tek başına çabalıyan bir Rijkard olsa şuanda belkide umutlanmak adına elmizde hiç birşey kalmamıştı ama dikkat etmek lazım 2 büyük futbol aklı var 2 tecrube var.10 yıl kupa kazanmasın ama sistem yerleştirsin denen ülkede 1 sene sonra bir adam bu hale geliyorsa,burda türk yemeklerinden başka yemek yenmez demek kalıyor bize.

mre dedi ki...

15 ağustosta hem sizin blogunuza hem de flynig dutchman'in bloguna benzer rijkaard mutfağı yorumunu yazmıştım ilginç bir benzerlik olmuş!


https://www.blogger.com/comment.g?blogID=30555703&postID=1249774279172740029&isPopup=true

https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&postID=5613884081662236812&isPopup=true