16 Şubat 2011

Rijkaard'ın Kovulduğu Gün.!



Sezona iki yenilgi ile başladı Rijkaard. Sivasspor maçında öne geçmesine rağmen skoru tutamamış ve Bursaspor karşılaşmasında iyi oynamasına rağmen galip gelememişti takımı. Tam da burada bir felsefe değişimi yaşandı. Daha kontrollü olmaya başlayan Galatasaray iyi oynamadı ama Rijkaard ile dört maç üst üste kazandı. Altı hafta sonunda son dört maçını kazanan ama ilk iki maçını kaybeden bir Galatasaray vardı ligde. Nedendir bilinmez hemen herkes yine de mutsuzdu.

Bugün yıldızlar topluluğu Beşiktaş'ı yenen Karabük'ün ardından dört büyüğün üçünü yenmiş birine de yenilmemiş Ankaragücü'ne yenilerek üst üste iki mağlubiyet alınca Rijkaard kovuldu. Rijkaard'ı kovduran Ankaragücü Beşiktaş'ı da kupada ve ligde olmak üzere Fenerbahçe'yi de yenecekti sonrasında ama o dönem bu mağlubiyet kabul edilemezdi.

Hollandalı teknik adam yönetiminde 8 maçta 4 galibiyet 4 yenilgi vardı.

Rijkaard gitti.

Bazı hocalar sezonun başında gelmesi gerekir. Bazı hocaların ise bazı futbolcuları olmalıdır başarılı olabilmeleri için. Bazı hocaların motivasyonu iyidir bazılarının ise taktisyenliği. Bazıları ise burasını iyi tanır bazılarına da yabancıdır bu ortam. Gerçekte sorun iyi hoca değil o koşullara uygun hoca gerekir. Ben tam da bu Rijkaard'ın gittiği anın üzerinde uzunca süre durmak istiyorum zira çıldırma noktasına geliyorum derdimi anlatamadığımdan dolayı. Bu noktada yapılan eylemlerin eyleyicisi olan Galatasaray yönetimi değerlendirme dışı kalıyor sürekli. O başarısız, bu başarısız diyerek geçiştiriliyor oysa şurada yapılan hamle ya da seçim yönetimin işbilirliğini belirler.

Tam bu noktada takımın ihtiyacı olan hocayı kim neye göre nasıl belirleyecektir arkadaş ? Bu seçimleri yapamayacaksınız eğer orada bulunmanızın amacı nedir ki ? Galatasaray'ın bu bölgesi eksik, kusurlu, sorunlu ve her şeyi baltalıyor. Bunun farkına varmak gerekir artık.

2008/09 sezonuna gidelim. Klinsmann gibi hatalı bir tercih yapmış olan Bayern hocasını son altı hafta kala kovuyor. Yerine kimi getirecek ? Galatasaray hocasını ligin sekizinci haftasında kovuyor, buraya uygun kimdir ? Ya da biraz daha geriye gidelim; Galatasaray Skibbe'yi kovuyor, yerine kimi getirmelidir ?

Uli Hoeness diyor ki: Ortada bir lig var ve sonucunda da şampiyonlar ligi. Bizim için 20 milyon olan rakam Bayern için kabaca 80 milyon eurodur değeri. Doğru adımı atmak çok ama çok önemlidir her iki büyük takım için. Şirket birleşmesinden yılda ne kadar zararı önlediniz ? Alkışlıyorum ama burada maddi ve manevi Galatasaray markasını ne kadar zarara uğrattınız? Bundan dolayı neden özür dileyip beceremedik diyerek eleştirileri olgunlukla karşılamıyorsunuz da diğer tarafın eylemlerini gözümüze sokup isyan ediyorsunz ki ? Her sene şampiyon olamayabilirsiniz ama her sene şampiyonlar ligine giden bir Galatasaray'ı biz yaşadık, gördük..

Bayern hikayesinin devamını biliyorsunuz. Bugün Leverkusen'in başında olan ve Hoeness'in çok ama çok yakın arkadaşı olup da Hamit'i de Bayern'e tavsiye eden Heynckes o Klinsmann takımını alıyor ve bir beraberlik alıp tüm maçlarını yenerek Bayern'i şampiyonlar ligine götürüyor. Bakın o başarılı bilançoya rağmen Heynckes takımda kalmıyor. O hoca o döneme uygundur fazlası değil.. Orada alınan o Şampiyonlar Ligi bileti ile Bayern Van Gaal yönetiminde final oynayıp 100 milyon avronun üzerinde para kazanıyor. Orada Klinsmann devam etse ya da uygun olmayan bir hoca getirseydi bugün Bayern'in maddi ve manevi kaybı ölçülemezdi. Futbol yönetimidir bu..



Galatasaray da Hagi'yi getirdi. Mesele onun ne kadar iyi ve ne kadar kötü hoca olduğu değil tam da bugüne ihtiyaç olan Hagi midir ? Bugünün koşullarında başarı sağlayabilecek karaktere sahip midir ? Öyle ya hem oyuncu hem de teknik adam olarak denediniz, biliyor olmalısınız.

Fenerbahçe ile çıktı ilk maçına. Golsüz berabere kaldı takım ve daha Hagi'nin kaçıncı günü ki teknik adam etkisi olsun. Daha çok herhangi bir yeni teknik adamın takımın üzerindeki etkisi. Geçen Bari maçına bahis oynayacak arkadaş.. Genova rakibi.. Oynama dedim, teknik adamını değiştirdiler ve haliyle yenemedi Genova ligin sonuna demir atmış Bari'yi..

Sonra.. Tribünde olduğumEray Sözen, Uğur Karakullukçu, Onur Erdem, Emre Atasoy.. Hepimiz tribündeydik. Ecel terleri döktük arkadaş.. Ve size söyleyeyim: Misimoviç de çok güzel oynadı o maçın içerisinde..

Trabzon deplasmanı.. 2-0'lık yenilgi.

Ama olağandır, Trabzon çok iyi takımdı ve kendi evinde sorunlu Galatasaray'ı yenmesi çok da sürpriz değil.

Manisaspor maçı. 2-0'lık yenilgi.

Bu olamaz. Üst üste iki yenilgi alıyorsa yeni bir teknik adam..

Sonrasında Kayserispor beraberliği..

Sonrasında Beşiktaş'a da kendi evinde yeniliyor.

Net bir Ali Turan hatası. Teknik adam etkisidir bana göre. Sadece Hagi'yi değil Rijkaard'ı da eleştiriyorum bu konuda. Oynadığı tüm maçlarda çok fazla eleştirilen Servet ya da Hakan Balta ya da Mustafa Sarp mutlaka bir ya da iki iyi maç çıkarmış iken sürekli kötü olan tek adamdı Ali Turan.

Hagi Galatasaray'ı izlememiştir ama yeni bir teknik adam neye bakar ? Son oynanılan sekiz maçın videosunu izler. Onu izleyen adam bu kararı nasıl verir ? Delirmedim desem yeridir.. Sürekli oynattı ve hep kötü oynadı. Beşiktaş maçı sonrası ise bir daha kadroya almadı ve sonrasında da satıldı.

Bitti geçti gitti ve çok açık bir teknik adam hatasıdır.


Tam burada Duralım.

Yanlış bir seçim olmuştur Hagi. Sezon sonunda gelsin ya da ligin son beş maçında iddiasız bir takımı alsın ve seneye planlarını yapsın.. Tamam da bu noktada bu seneyi çöpe atan yanlış bir seçimi Galatasaray yönetimi yapmıştır. Bu sonuçlar çok açık ve net.. İlerisine bakmaya gerek yok; Şuradan doğruyu alabilirsiniz..

6 Lig maçı sonucunda: Ecel terleri dökerek alınmış bir galibiyetin dışında iki golsüz beraberlik ve ikisi kendi sahasında olmak üzere üç yenilgi. Gol yollarındaki kısırlık ve yaratıcı oyuncu sorununun olduğu yerde Misimovic de nedensiz kadro dışı.

Arkasından ligin sonuncusu Kasımpaşaspor'u 3-0 yeniyoruz.

Sonra yine mağlubiyet.. Üstelik yine ASY'de.. Gençlerbirliğine 2-0 yeniliyor Galatasaray.

Rijkaard 8 maçın sonunda 4 galibiyet 4 mağlubiyet almıştı. Hagi ise 4 mağlubiyet 2 beraberlik 2 galibiyet..

Elbette Rijkaard çok uzun zamandır takımın başında olduğu için aynı şekilde değerlendirilemez ama yeni gelmiş bir teknik direktörün hemen her yerdeki performansı da bu kadar düşük değildir.

Devamı da bu şekilde gidiyor.

İyi de 8 hafta sonra Hagi takımı aldı. geride kalan 26 hafta boyunca "yeni geldi, istediği oyuncular yok" diyemezsiniz ki.. Devre arası Culio,Stancu,Zapata,Yekta gibi önemli isimler transfer edildi.



Misimovic konusu: Ali Turan'da hata yaptın. Gökhan Zan'da keza.. Emre Çolak adam olacak diyerek onca süre verildi bugün A2'de.. Aydın Yılmaz keza.. Tüm bunlar hatalı seçim olur iken Misimoviç kararı yüzde yüz doğru nasıl olur Hagi bu kararı verdiği için? Adam sadece 10 numarayım ben ve kenarda oynatma beni, verimim düşer dedi.. Haksız mı ?

Misimovic gidebilir zira Hagi on numarasız bir sistem ile sahada yer alacaktı ama görünen o ki Arda gelince 4-4-2'ye dönülecek.. Gelmeden de dönülebilirdi. Kararları keskin ve çok net ama çok da yanlış olabiliyor. O zaman bu netlik ve keskinlik karizmayı çizer.

Bülent Korkmaz için de aynı şey geçerli. Dünyanın en kolay işidir oyuncuyu kesmek ve oynatmamak, ceza vermek. Sonucunda o karar çok müthiş ve cesur bir teknik adam hamlesi olabildiği gibi sizin kellenizi dahi alabilir. Sizi vezir de eder rezil de. Hem Lincoln hem de Misimovic dönüp dolaşıp kılıç olup teknik adamın başının üzerinde sallandı durdu. ne gerek vardı ? Bülent Korkmaz'ı zorlayarak koşulların gereği her şeye rağmen anlayabiliyorum ama Hagi'yi değil. Galatasaraylıların Hagi ve Bülent Korkmaz tercihlerinden oynattığı futbola kadar olan değerlendirmesi de nesnel değildir. Yahu Aydın giriyor oyuna, Emre Çolak giriyor, B giriyor, C giriyor.. Hemen hepsi bir Misimovic korner kullanımı kadar etki edemeden çıkıyorlar..

Nedir bu gariplik diye soracak konumda değiliz taraftarlar olarak..

Bazıları diyor ki: Ne yapmış oynadığı maçlarda ? Bugün Valencia karşısında Schalke'ye belki de turu getirecek golü atmış olan Raul ne yapmış ilk sekiz değil on iki maçında ? Huntelaar kaç maçtır gol atamıyor.. Azıcık sabır yahu. Bambaşka bir ülke, bambaşka bir ortam ve elbette on numara değil de kenarda baskı altında sıkışmış vaziyette Misimovic ne yapabilirdi ki ?
Hagi ile beraber toplamda 3 lig maçına çıktı Misimovic.. Şunun da üzerinde durayım. Misimovic benim için " Lincoln" değildir. Soru işaretleri de barındırır her zaman. Lincoln Kaiserslautern'den Schalke'ye kadar altı yıl boyunca üst düzey performans ile pek çok maça damgasını vurarak oynamış iken Misi'nin Magath ile yükselişi mevcut. Amma velakin şu Galatasaray kadrosunda Bochum ya da Nürnberg'deki performansının yarısını sergilese yine de yıldız olacak konumundaydı.. Ondan hiçbir şekilde şu dönemde yararlanmamak saçmalık, başka bir şey değil.
Hagi'nin aldığı karar en az Ali Turan kadar yanlışlığı tartışılamaz biçimde ortadadır artık. Birsine çok rahat yanlıştı diyebiliyor iken diğerine neden diyemiyoruz ?

Sonuçlar böyle iken bunun doğruluğunun ya da yanlışlığının tartışması da olmaz. Sadece her teknik adam mutlaka bir yerde yanlış yapar.. Hepsi bu.

Yerinde paşalar gibi üst düzey bir performans sergileyebilen Sabri yerine sürekli seçilmiş Ali Turan bugün takımdan gönderildi. Emre Çolak aldığı onca süre sonucunda kazanılmadı daha da yıpratılıp A2'ye gönderildi. Oyuncuyu sahaya sürerek kazanılsaydı her teknik adam onlarca yeni genç kazandırırdı kendisine.. Bunu ben de siz de o da yapabilir.

Bu ve pek çok kararı tartışmaya yer vermeyecek ölçüde yanlıştı. Doğru olsa bu kadar mağlubiyet almaz bir takım.. bırakın Galatasaray'ı kendisine yeni bir teknik adam getiren herhangi bir takım... Bundesliganın son sırasında yer alan Gladbach teknik adamını değiştirdi ve Favre ile yoluna devam edecek. İlk altı maçında bu sonuçları alsın, o dahil yanlış seçim yapmış demektir. O dediğim takım Bundesliganın sonuna demir atmıştır..

Ben Hagi'yi severim. Başarılı olmasını da isterim ama burada mesele Hagi değil. Misal Wolfsburg ne yaptı ? yardımcı antrenörü teknik adam yapıp asıl ve önemli büyük adamını sezon sonunda alacak... Galatasaray da bunu Tugay ile yapamaz mıydı ? Sezon sonunda Hagi gelir ve istediği takımı oluşturabilmek için hem zamanı hem de daha çok imkanı olmaz mıydı? Şimdiden atardın imzanı ve Tugay'dan da Türkiye Kupasını isterdin sadece..

Sahaya ne zaman çıkacağın önemlidir. Bu Emre Çolak için de Hagi ya da Bülent Korkmaz için de geçerlidir. Mesele de o vakti belirlemektir. Yönetim teknik adamlar ve teknik adamlar da aynı yanlışı oyuncular konusunda yapıyor.

Uygun olma kriteri önemlidir. Jupp Heynckes Bayern için ligin son altı maçına en uygun teknik adamdı. Tartışılmaz çünkü sonuçları ortadadırbu seçimin. Van Gaal sonrası için en uygun teknik adam mıdır tartışabiliriz o müthiş başarılara rağmen..

Hagi her zaman bu takım için doğru tercih olabilir ama bu dönemin bu koşulları içerisinde yanlıştı. Benim tüm meselem Rijkaard'ın bıraktığı günde yaşanılanlardır. Orada kararı verenler bilmem kaç yıldır komedi misali futbolu yönetmeye devam ediyor oluşlarıdır.

Skibbe gitti ve çok önemli UEFA kupası maçlarının eşiğinde.. Uygun hoca kim olmalıydı ? Bülent Korkmaz ile çuvalladık.. Rijkaard gitti ve o anda kim gelmeliydi ? Hagi ile yine yönetim.. Dolayısla burada isimleri boşverin, yönetimin kritik hamleleri üzerinden bir futbol yönetimi değerlendirmesi yapılmalıdır.

Hagi'den umudu kesin değil. Aynı Hagi sezonun başında gelip istediği oyuncularla koca yaz kampını geçirip çok başarılı olabilirdi. Bugünden sonra daha başka olup daha iyi sonuçlar da alabilir ama bugüne kadar olan bölüm bu sezonun Şampiyonlar Ligini bırakın Avrupa Ligini çöpe attırması nedeniyle bana göre yanlış bir seçim olduğunun kanıtıdır.

Toplamda bu sürecin dışında Galatasaray için Hagi yeterli midir ?

Bunu da sezon sonuna kadar alınan skorlardan ziyade sahada oynanılan futbolun gelişim sürecine göre bir değerlendirmesi olacaktır ve fakat bunu bu yönetim yapabilir mi ? Her şey iyiye doğru gidiyor iken başarısız iki skor teknik adamın kellesini almaz mı ? Mesele zaten bu..

Ben bugün Hagi'nin takımda kalması ya da gitmesiyle değil daha çok Adnan Polat'ın bir daha seçime girip bu şekilde kazanacak olmasından dolayı endişe duyuyorum. Bir yönetim gelsin ve çok başarılıysa Adnan Polat'a idari işleri devretsin ama mümkünse futbol yönetimi konusunda hiçbir şekilde söz sahibi olmasın.. Gerekirse futbolu yönetecek olan insan buradaki gibi başkan tarafından değil delegeler tarafından seçilsin..

Bir şeyler olsun Adnanlar futboldan çekilsin. Gerisini ben değerlendiremem zaten..

7 yorum:

thisisthebesttillwedobetter dedi ki...

Kendimizden de yakın tarihli bir örneğimiz var aslında, Kalli'nin bıraktığı sezon son 6 maça cevat hoca ile çıkıp 6/6 yaparak şampiyon olmuştuk. O gün için doğru tercih olmuş sanırım :)

Borges dedi ki...

thisisthebesttillwedobetter: Doğrudur ama devam edelim Skibbe'yi de bu futbol aklı getirdi. Lakin o dönemin değerlendirmesi iyi yapılmalıdır.

Kimdir o altı maçın altı galibiyetle sonlanmasını sağlayan ? Cevat Güler midir Hakan Şükür müdür ?

Düşünebiliyor musunuz bir birlik sağlanmış ve futbolcu birliği doğru yanlış demeden sizi başarıya götürmüş. Yönetim ne yapıyor ? O başarının bir numaralı adamını durduk yere takımın dışına koyuyor ki saatli bomba dediğin budur.

Skibbe ile beraber Hakan Şükür içeride kalsaydı her şey çok başka olurdu oynamasa bile Hakan o takımın yıldızlarını dahi yerlilerle kaynaştırırdı. Tam aksi oldu..

O gücü kendisine olumsuz bir şekilde etki etmesi için kapı dışarı koydu.. gibi.

Yönetimdir..

Gökhan AKSOY dedi ki...

GS'li olmadığım için yazıda başka bir şeye takıldım ben. Şurada masum bir hata yapılmış :)

"Hagi ise 4 mağlubiyet 2 beraberlik 2 yenilgi.."

mağlubiyet ve yenilgi, hehe :)

thisisthebesttillwedobetter dedi ki...

Yönetimi savunduğum gibi bir algı yarattıysam düzeltmek isterim. Şu anda içinde bulunduğumuz kaosun başlıca mümessili bu yönetimdir benim de gözümde. Ben sadece örnek olması açısından Cevat Güler örneğini verdim. Rikkaard'ı getirirken, ona uygun çalışma ortamı yaratmadıkları için de; gönderdikten sonra (ki gönderilmesi de bence hatadır) doğru hamleleri yapamadıkları için de hatalılar. Şirket birleşmesi, Riva, Stat güzel işler gerçekten ama sportif başarıyı göz ardı etmeden de yapılabilmeliydi bu atılımlar.

Borges dedi ki...

Gökhan AKSOY: Hemen düzeltiyorum sağolasın ;)

thisisthebesttillwedobetter dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
baris dedi ki...

Yazini okuduktan sonra tam Cevat güler dönemiyle ilgili olarak birseyler karalayacaktim. Baktim siz konuya dalmisiniz bile.

Yazdiklarin bastan sona tartisilmaz ama ben konuya baska bir pencereden bakmak istiyorum.

Ortada bir Kriz ortamini basariyla yönetemeyen bir Yönetim var evet dogru ama bence Teknik Direktör seciminden öte futbolcularin kontrolunu saglayacak bir idari yanlis icinde olan bir Yönetim.

Benim düsüncem Hagi degil bu takimin basina su an kimi getirirsen getir hic bir türlü basari saglayamazdi.

Önümüzde cok güzel iki örnek var. Skibbe kovulduktan sonra Teknik Direktörümüz Cevat Güler old, 6da 6 yaptik Sampiyon olduk. Bu basaridaki en büyük Katkinin H. Sükür ve H. Sas in oldugunu herkes biliyor. Bu iki kisinin tek ortak yönü Galatasaraydi. Iki zit yapida, zit düsüncede insan is futbola, Galatasaraya geldigi zaman canlarini verirlerdi. H. Sükür hakkinda o kadar yazildi cizildi Medyada ama Allah varki böyle bir Futbolcu (insani yönden) bir daha zor gelir türkiyeye. Herkese esit mesafede, belkide sevmedigi halde yabanci futbolculara bile saygi sevgi cercevesinde yaklasarak takimi bir tutarak sampiyonluga getirdi bu takimi. O Ruhu saglayan bu iki adamdi. Ve o takimi sampiyon yapan o Ruhdu.

Gelelim ertesi seneye. Iyi bir kadro kurulmus, kötüde futbol oynamiyoruz hani, Kumas var. Isler yolunda gitmiyor, Skibbe kovuluyor ve göreve Bülent geliyor. Kalli futbolcularla toplanti halindeyken odaya girip Kalliyi cikariyor. Kalli o anda futbolculara "sampiyon olamazsiniz bari ikinciligi kurtarin" diyor. Bülent Hoca kalliyi cikardiktan sonra Futbolcularina ne kadar güvendigini ve Sampiyon olacaklarina inandigini söylüyor. Ondan sonrasi mi? Büyük bir cöküs. Alinamayan Puanlardan ziyada oynanan Futbol. Peki sebebi? O sampiyonlugu getiren Ruhun R si bile yok ortada. Kaptanlarimiz, Ayhan, Sabri, Arda. Hepsini taniyoruz az cok, anlatmaya gerek yok... Iste cöküsü getiren nokta. Ve ne tesadüfdür ki bu takimin abileri/kaptanlari hala bu futbolcular. Yabancilarin verimi alt safhalarda. Yine tek tük savasan cabalayanlar var ama onlarinda mutsuzlugu yüzlerinden okunuyor. Yerlilerde ne Kalite var ne mücadele ama hala kimse toz kondurmuyor. Ve cöküs devam ediyor... Lincolnü en verimli döneminde bitiren Zihniyet ona Kaptanlik verildi diye ortaligi ayaga kaldiran Zihniyettir.

Iste burada idari yapida cok büyük bir bosluk var. Teknik Direktörden önce burasi doldurulmalidir. Futbolcusuyla gazozuna tavla oynayan bir Sportif Direktör degil Futbolcusunun saygisini kazanmis futbolcusunu idare edebilen bir Idareci ihtiyaci giderilmelidir ilk basta. Yoksa Teknik Direktörün yapabilecegi seyler kisitlidir.

Son bir misal verelim, hepimiz biliyoruz, Fenerbahcede A. Santos resmen topun agzindaydi. Bir bucuk Sezondur Top oynamiyordu adam ve son Malatya Kupa macindan önce (sonrada olabilir tam hatirlamiyorum) bir aciklamasi yansidi basinda. Artik ipler kopma noktasindaydi. Peki ya simdi? A. Santos Fenerbahce ilk 11inde ve gün gectikce performansinda artis var. Peki bunu A. kocaman mi sagladi? Hayir! Onun ellerini uzanamayacagi yerlere uzanan eller sagladi. Aykut Kocamanin üstünde olanlar. Belki Baskan, belki idari Menajer ama bir sihirli dokunus ve hersey yolunda...

Biraz uzun oldu ama okuyupta düsüncelerini paylasirsan sevinirim