16 Haziran 2011

Düğün Fotoğrafları..



1969'da Fernanda 16 Van Gaal 18 iken bir baloda dans eder ikili.. Kız ona 'maalesef erkek arkadaşım var benim' der.. Oğlan çocuk ise noktayı koyar.. 'Sonsuza kadar seni bekleyeceğim ben' der.. O sonsuz dört hafta sürer ve sonra beraber olmaya başlarlar.. Üç yıl sonra da evlenirler.



Van Gaal 21 yaşında.. 19 yaşındaki Fernanda ile evlenir iken. Sene 1973. 20 sene sonra Fernanda kansere yenilir iken Van Gaal da Tanrısı ile hesaplaşır.. Bu acının sorumlusu olacak kadar hata yapmadığına inanır. ilginç bir öyküsü var aslında. Bugünkü eşinin röportajı onu çok daha iyi anlatır aslında..

Van Gaal benim anlayabildiğim futbol adamlarındandır. 2012'ye kadar Bayern'den güzel para alacak ve sanırım bunun tadını çıkaracak.. Orta sınıf bir Avrupa Takımı olsam futbolculara oraya buraya milyonları dökeceğime sadece bu adama parayı yatırırım. Devler için sorunlu bir kişilik iken az parayla çok büyük başarı kazanmak isteyenler için dünyadaki en ideal teknik adamların başında gelir. Onun başardıklarının içeriğine ve oluş biçimine bakarak değerinin altında işlem gören teknik adamlardan olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Uli Hoeness dahi- Adnan Polat gibi değil yıllarca futbol oynamışlığı kupaları vardır- onun şu zamanda uzmanlığını bilirkişi olduğunun altını çizerek hakkını verir. Ne ki Bayern'e Real'e göre değildir ve daha çok mucizeleri gerçekleştirmek için futbol dünyasına inmiş adamdır..



1978'de Martina'sı ile evlenir Rummenigge. Bugün hala devam eden bir evlilik..

Karakter açısından aslında öne çıkan lider bir yapıya sahip değil. Onun önemi biraz da 1984 yılındaki transferidir Bayern açısından.. Dönemin hem milli hem de kulup takımında en önemli ismiydi. Lakin daha da önemlisi 11.4" milyon mark karşılığında İnter'e transferidir. Bu para Bayern'in o dönem hayatını kurtarmıştır ve Rummenigge hem oyuncu hem de transfer öznesi olarak Bayern'e en çok katkı yapan olması yani bir anlamda kurtarıcı olmuş isimdir. Bu bonservis bedeli Napoli'nin Barça'ya Maradona için ödediği 24 milyon mark sonrası o dönemin en yüksek parasıydı.

Şimdi şirketin başında.. Martina ile evli ve beş çocuk sahibi..



1992'de Michaela'sı ile evlenir iken Andreas Möller.. Çocukluğumun ilk Bundesligist kahramanı.

Korkatı Möller.. Her ne kadar dünya çapında bir yıldız olsa da bir numara daha büyüyebilirdi ama saha içerisinde sakatlıktan tekmeden çok korkardı. Lincoln gibi biraz da o günündeyse ancak sahaya çıkardı.. Performansları silik olmak ile yıldız olmak arasında gidip gelirdi; ortası yoktu.

Çocukluğumda başımı döndürdü: iki yıl Frankfurt iki yıl Dortmund sonra yine iki yıl Frankfurt.. Juventus sonrası Dortmund ve Schalke derken yine Frankfurt'da noktayı koydu.

Severdim çok ben ama Almanya'da o yeteneğine ve kalitesine rağmen çok da sevilen bir isim olmadı. Herkes kendisini bir yerde yere atar filan ya.. Ama bu Möller'in yaptığı onun ismine yapıştı kaldı. Burada Möller denildiğinde onun futbolu kadar 1995 yılında Karlsruhe karşısında ceza sahası içerisinde kendisini yalandan yere atıp aldırıdğı penaltı da akla gelir. Yine dönemin maç sonrası görüntüler nedeniyle ceza alan ilk oyuncusu olma şerefine nail olmuştur. İzleyelim..



Burada hakem es geçse penaltı vermese belki onun kariyeri açısından çok daha hayırlı olurdu kesinlikle.. Bu ve çeşitli nedenlerden dolayı bu şekilde top oynayıp da en az sevilen isim olmuştur Almanya'da..



Marco Van Basten 1993'de..

'Benim için kültür, Marco Van Basten'i seyretmektir ' Maradona

Pek çok yaşıtım için dünyanın gelmiş geçmiş en büyük golcüsü bu adamdır. Benim için de yeri hep özeldir. Hemen herkesin ilk üçünün içerisindedir. O en iyi golcü ya da çok iyi futbolcudan öte bir deyim bulmam gerekir hissi ile karşı karşıya kalıyorsunuz onu tanımlamak istediğinizde.. Başka bir şey başka bir sıfat olmalı onu diğer tüm futbolculardan ayıracak. Böyle bir şeydi Van Basten.. Başkaydı.



2001'de Karla'sı ile evlenir iken Oliver Bierhoff..

Sözde Bundesliga'yı takip ediyoruz.. Birisi çıkıp sorsa Bierhoff Bundesligada hangi takımlarda oynadı diye cevap veremem.. Onun Bundesliga geçmişini hiçbir şekilde hatırlamıyorum. Hamburg'da 32 maç oynayıp 6 gol atmış.. Gladbach'da 8 maça çıkıp gol atamadan soluğu Austria Salzburg'da almış. İşte onun hayatı da burada başlıyor. 32 maçta 23 gol atarak kulup rekoru kıyor. İnter onu buradan alıyor ama oynatmadan Serie B'ye Ascoli'ye kiralıyor. 4 yılda burada 50'ye yakın gol atıp 86 maçta 57 gol atacağı Udinese'ye geçiyor.. Sonrası Milan derken şampiyonluk giriyor ama en çok da 1996 Avrupa Şampiyonasında attığı altın gol ile tanınır bilinir.. Bizler de Galatasaray'a karşı Milan'da gösterdiği performans ile onu tanır biliriz daha çok.

Bundesligaya değil Serie A'ya damgasını vurmuştur attığı 103 gol ile.. O dönemde en azından en çok kafa golünü atan adam olarak ismini yazdırmıştı. Bugün geçen oldu mu bilmiyorum.. Tüm oranları onun Serie A'nın en iyi yabancısı kıvamına getiriyordu.. Kısaca tanımı Alman milli takımının ve Serie A'nın büyük oyuncusu..



Edwin Van Der Sar karizması 2006'da t Anna-Marie van Kesteren ile evlenir iken.. yandaki bisikletten de farkedeceğiniz gibi düğün Amsterdam'da..

Juventus'un italyan olmayan tek kalecisidir. Ardılı da Buffon..

Çok fazla iyi kaleci var bu kesin. Şimdi size Peter Schmeichel desem durusunuz şöyle bi.. Oliver Kahn ? keza aynı şekilde. Bunlar biraz farklı. Edwin Van Der Sar ise oyuncu-kaleci olarak diğerlerinden farklılaşıyor. Son dönemde Casillas'ın da bu özelliğini iyice geliştirdiğini görüyorsunuz. Barça'nın oyununun son noktası kalecinin de artık topu kaybetmeyeceğinin bilincinde orta sahada pas yapıyor oluşudur.. Van Der Sar biraz daha genç olsaydı bu mümkün olabilirdi. Kurtarışları hep jeneriklik ve hatta o uçuşları yediği golü dahi inanılmaz yapıyor..



Ruud Gullit'in bıyıkları düğüne damga vurur ve henüz Galatasaray'a gelmemiş iken Rijkaard.. 1985.!

6 yorum:

fotoizzet dedi ki...

Bende heyecanla Yıldırayın düğün haberi sandım...
Şu Mesut, Nuri ,hamit halay çekerken bir foto varmış görmek isterim :)

Osman dedi ki...

Borges, senin de ilk Bundesliga kahramanin Möller idi demek. Yamulmuyorsam bu adam yüzünden cocuklugumda Dortmund'lu oldum, son kupayi aldiklari sezonda. Frankfurt'a gittiginde coktan bitmisti Möllercilik, ikinci döneminde barisildi, ama Schalke ile Fakyellesti gözümde.

Yine de eski günlerin hatirasina sayarim Turbo'yu. Ve evet, sevilmez Möller. 1990 DK kadrosunda en genc oyuncu olarak bulundu, ama sadece bir macta sonradan oyuna girdi. Beckenbauer kendisi icin "Mit einem Möller gewinnst du keine Spiele" demisti....

Neyse. Hatirlamis olduk eskileri. Ancak illa diyeyim var, 90larin en büyük Alman futbolcusu bence Matthias Sammer'dir, her ne kadar Loddar gercegi olsa da.

Sammer'i nasil bilirsin, merak ediyorum :)

Borges dedi ki...

osman: laf aramızda ben doksanda hep onun girmesini bekledim. Birden fazla kez girmiş gibi aklımda ama hep sonradan..

Sammer çok özel bir oyuncuydu. Böyle bahsedildiğine göre blogda ona çok fazla yer vermemişim. iyi oldu hatırlattığın.. bir ara buraya da eğilelim.)

Osman dedi ki...

Wikipedia'ya göre iki kez girmis.
Ilk Yugoslavya macinda 75. dakikada girmis, sonra ceyrek final'de Cekoslovakya'ya karsi 82'de. E akillarda kalan bir istatistik degil tabi.

Sammer konusuna egil sen, ben de seve seve yorumlarimi yaparim. 90'larda her ne kadar kaleci olsam da, adamin hal ve tavirlarini sahada taklit ediyordum, o denli etkilemis beni.

eaglemre dedi ki...

Juventus'un italyan olmayan tek kalecisidir. Ardılı da Buffon..

burda bahsedilen 1.kalecilik ise doğru olabilir ama bahsedilen juventus kalesini korumaksa avusturyalı manninger geçen sezon birçok maça ilk 11 başlamıştı.

bu arada son fotoğrafta cruyff garip çıkmış. hani aslında kareye girmesi istenmemesine rağmen son anda kendini zorla kareye sokan adamlar vardır ya onun gibi.

Borges dedi ki...

eagleemre: Doğrudur. Birinci kaleci..(ikincilere göz atılmamıştı hiç)