1 Şubat 2012

Ne Borges'miş be..



Sao Paolo'da iki yılda 27 gol atmış ama Santos da 31 maçta 23 gol.. Öncesi de böyle parlak değil ama işte adam 31 yaşında coşmuş. Atalanta'da German Denis gibi şansı sonradan açılmış adaşımızın. Lakin anlamadım gitti piyasasının neden bu kadar fazla olduğunu..

32 bitecek arkadaşın beş altı ay sonra. Fenerbahçe için adı sıklıkla geçti derken Galatasaray da keza aynı şekilde ilgilendi. İnsan ister istemez menajerini merak ediyor, kimdir nedir diye?

İsrael Rolim de Carmo ile Nacer Abdellah'ın sahibi olduğu oldukça geniş portföyü olan Europe Sport menajerlik şirketinin bir futbolcusu. Peki bunun önemli partneri kimdir? Şevki Pehlivan.. İşte tüm mesele bu Türk partnerinde yatıyor olmalı ki Andre Santos, Christian gibi isimleri pazarlamanın yanı sıra Doka'nın da Türkiye'ye gelmesinde etkisi olmuştur zira bu oyuncuların hemen hepsi aşağıda futbol oynamaya devam eden Marcelinho gibi Borges'in menajerlik şirketinin futbolcuları.

Şevki, Sinan Pehlivan'lar Nedim Yavaş'ı da aralarına alarak SP Sportagentur'u kurmuşlar. Üstelik Türkiye Liginden neredeyse büyük oyuncu yok iken en önemli oyuncuları Aston Villa'dan Gabriel Agbonlahor.. Efendim PSG'den Nene.. Rubin Kazan'ın Salvatore Bochetti'si.. Anzhi'ye giden bücür Mbark Boussoufa..Stoke City'den Kenwyne Jones.. Manchester United'dan Danny Welbeck..

Borges haberleri içerisinde Şevki Pehlivan'ın ismi sıklıkla geçer. Bu haberlerin birinde bu adamın FİFA menajerlik lisansının olmadığı da geçiyor ve fakat buna rağmen oldukça geniş bir oyuncu portföyüne sahip diyebiliriz. Bir yerde röportajında Şevki Pehlivan ilginç bir hikayeden de bahsediyor:

".. 2005'de Çek ikinci liginde bir maç izliyorum. FK Ústí nad Labem'de oynayan muhteşem bir forvet oyuncusu gördüm ve bizim takımlara tavsiye ettim. Hemen hepsi bana kızdı ve nasıl olur da ikinci ligden oyuncu tavsiye edermişim dediler.. Sonra başka başka yerlere de tavsiye ettim ve o oyuncunun adı Edin Dzeko'ydu.."

Küçük bir araştırma sonucu Dzeko'nun ağzından yazılan bir haberin içerisinde bu takımın Beşiktaş olduğunu öğrendik. Habere göre dört yıl önce Dzeko bizim Pehlivan tarafından Beşiktaş'a önerilmiş ve kulup "ikinci ligden oyuncu önermek hakarettir" gerekçesi ile kabul etmemiş ve hatta Dzeko da bu yüzden gol attığı için daha bi sevinmiş.

Başa dönersek 32 yaşında olan Borges'in iki büyük kulubün önemli transfer hamlesi olarak uzunca süre basını meşgul etmesi Şevki Pehlivan başarısıdır. Freddy Adu'nun Çaykur Rize'ye da transferini gerçekleştiren bu menajerin başarısından ziyade onlarca golcü arasından Borges ile yatıp kalkan kuluplerin hazıra konma isteği ve tembelliğidir asıl sorun.

Bundesliga üzerinde yoğunlaştığım için buradan örnek veriyorum: Wolfsburg'un kaotik ortamında dışarıda kalan Lakic,Helmes gibi önemli golcüler boşa çıkmıştı. Stuttgart 7.5 milyona aldığı ve oynatmadığı halde Rumen milli takımında oynayıp gol atan Marica boşa çıkmıştı. Sene başında burada ben Maximillian Beister demiştim ki Hamburg ve Dortmund kapışıyor başında.. Barrios satılıktı Zidan gibi.. Fransa ligine giderseniz benzer kalitede minumum beş oyuncu bulursunuz keza Hollanda, Portekiz liginde olduğu gibi.. Ama gelin görün ki Borges aşağı Borges yukarı..

Neden?

Tembeller 1. Şükür ki Fatih Terim, Aykut Kocaman gibi futbol idaresini de ele almış futboldan gelme insanlar var da iş yapmakta zorlanıyor bu menajerler 2. Yönetim-Teknik ekip anlaşması olmadığında transferin son günlerinde " hiç yoktan iyidir'e " getirilmek isteniyor 3.

Borges kötü bir transfer değil belki zira adamın isminde hayır var bir kere ve fakat bu kadar uzun süre tek seçenekmişçesine iki büyük kulubü de bu kadar meşgul etmesi bana pek olağan gelmedi. Dzeko hikayesi doğruysa Pehlivan kardeşler bu işten anlıyor ki Doka'yı getirmesi de oldukça iyi bir referans ve fakat toplamda menajerin derdi oyuncusunu -iy ya da kötü olsun- pazarlamaktır. ve Borges çok iyi bir şekilde reklam edildi. Neyse ki oyuncu 32 yaşında yoksa bir on yıl Borges derdik..

8 yorum:

M.Cagdas dedi ki...

Nedir bu Borges'lerden cektigimiz yahu? :P

Berkay Tetik dedi ki...

Hep soracaktım bu konuyu görünce burdan sormak istedim. Blogun adı Borges ve merak ediyorum bu Borges ile bir alakası var mı? Yoksa başka bir anlamı mı var?

Borges dedi ki...

Berkay Tetik: Bunu açıklamıştım. Jorge Luis Borges'den gelir blogun ismi. BU da ekşi sözlükte kullandığım nick name idi. Borges okunmaya başlaması kısaca yaşamımın kırılma noktasını oluşturur gibi.

ali nail dedi ki...

Borges'in hangi kitabını tavsiye edersin daha önce hiç onu okumamaış birisine?

Borges dedi ki...

ali nail: Borges'e romancı olarak değil bir anlatıcı olarak bakarsan, kendi başına bir bütün olarak ele alırsan her hikayesinden keyif alabilirsin. Kum Kitabı ile ben başlamıştım sana da tavsiye ederim.

ali nail dedi ki...

Peki elimden geleni yaparım :) Teşekkürler

Riza öksen dedi ki...

sayın blog sahibi sevki bey'i biraz abartmış.saydıgınız futbolcuların Sp sportagentur futbolcuları oldugunu nereden cıkardınız acaba?. bu linkte http://www.transfermarkt.co.uk/en/sp-sportagentur/details/berater_1379.html hangi futbolculara sahip olduklarını görebilirsiniz.. fazla abartmaya gerek yok..

Borges dedi ki...

Benim yazdığım dönemde elinde PSG'li nene vardı ve aynı yerden kaynak gösterip yazmıştık, gösterdiğin yer bakmadığım yer değil zaten.

Dahası; önemli olan kimlere ortak, kimlerin Türkiye pazarını elinde bulundurduğudur. Bu açıdan yukarıdaki isimlerin menajerleriyle ortaklaşa hareket ediyor, Türkiye bayii'si gibi düşünelim.