20 Şubat 2014

Arsene Wenger - Mesut Özil


Bu memlekette herhangi bir insan Mesut Özil’i ben Orhan Uluca’dan daha ilgili bir şekilde takip ediyorum diyen birisi varsa yalan söylüyordur arkadaş.. 2005 yılında Almanya'da yalnızlığıma denk düşen zamanı futbolla doldurmak istediğimde Eurospor'dan izlediğim Daimler Crysler turnuvasında onu gördüğüm günden bu yana oynadığı her maçı doksan dakika izleme gayreti içerisinde oldum. Halil'e ilk Bundesliga maçında Schalke formasıyla yaptığı asistten dün oynanan Bayern maçına adar.. Örnek vermek gerekirse eğer Real Madrid ile oynadığı lig ve Şampiyonlar Ligi maçlarının yüzde 97’sini doksan dakika izlediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Arsenal’in sadece bir lig maçını kaçırdım, bir ikisini ise Galatasaray maçına denk geldiği için yarım yamalak da olsa izledim. Hulasa ben severim Mesut Özil’i..  Hakkında sıklıkla olumlu şeyler yazdım.

Bugün dünyanın en iyi teknik direktörü kimdir diye sorarsanız düşünmeye dahi gerek duymadan Pep Guardiola olduğunu söyleyebilirim. Bugün olmasa da önümüzdeki beş yıl içerisinde Guardiola ve diğerleri arasındaki farkın çok daha görünür olacağını da düşünüyorum. Lakin kimin en çok başarılı olmasını istiyorsunuz diye soruyorsanız hiç düşünmeden Arsene Wenger derim. Çok değerli, yetenekli ve güzel bir adam. Ne bahtsızlık ki bu iki adam Şampiyonlar Ligi’nde sık sık karşılaştı. Çokça kez finali hak edecek futbolu takımlarına oynatmasına rağmen erken finaller yaşattılar, Guardiola nedendir bilmem en çok da Wenger’in yoluna taş koydu.  Arsene Wenger yetenekli olduğu kadar iyi niyeti ve karizmasıyla da fazlasıyla etkili bir teknik direktör. Mesutlu ya da Mesutsuz bu teknik direktörün her başarısı bizleri memnun ediyor.

İşte böyle iki insan buluştu.



Mesut Arsenal’a gidince sadece maçlarını değil aynı zamanda Arsenalmania forumundan maç içerisinde yorumlarını da takip ediyordum. Oradaki Arsenal taraftarlarının yakaladığı ilginç bir ayrıntı vardı. Ne zaman Wenger Mesut üzerine konuşmaya başlasa yüzünde çocuksu bir gülümseme olduğunu, çok farklı bir gurur ve sevgi izlenimlerini fark edip yorumlarla aktardılar ve çeşitli videolarla da bunu desteklediler. Gerçekten de Wenger bizim Mesut’u fazlasıyla seviyor ve takdir ediyordu ki yanlış kararlar verecek kadar da bu sevgi büyüyordu.  Son oynanılan maçta kırmızı kart sonrası çıkması gereken ilk oyuncunun Mesut olduğunu Arsene Wenger de biliyordu ama işte.. Ona benzeyen bir yanım varsa budur, inandığım bir konu/insan/fikir olduğunda sonuna kadar ısrar etmek! 

Enterasan gelen kısım ise Mesut’un son dönem formsuzluğu değil de daha çok tavırlarındaki tuhaflık. Ona yakıştıramadığım garip şeyler olmaya başladı.  Önce tüm Almanya’nın iyilikseverliği ve düzgün duruşuyla takdir ettiği Mertesacker ile kavgası gündeme oturdu. Per haklıydı, Mesut haksız. 6 gol de yesen seni çağıran taraftarlara gideceksin. Mesut’un o eli artık sürekli inip kalkmaya başlamış, iyi niyetli yaklaşımları başından defetmeye  girişiyordu artık. En son penaltı kaçırdıktan sonra Flamini’nin teselli edişinde de görebileceğiniz bu el çok fazla kalkmaya ve Arsenal’in teknik adamın hocasına kadar onu sahiplenişine yakışmayacak agresif tavırlar sergilenmeye başlandı. Penaltı konusundaki ısrarı dahi bana "tanıdık" gelmedi.Formsuzluk geçicidir ama bu karakter değişimi kalıcı ve yaralıyıcıdır.

Böyle değildi.

Ama insan değişir. Mesut da değişiyor.  Küfürleri de artık sevimli gelmiyor.  Bana bakmayın, ben onu her zaman desteklerim ama böyle giderse yakın zamanda kariyeri de onun bu olumsuz tavırlarına eşlik edecektir.  Bugün sorun onun performansı değil saha içi ve dışı duruşuyla ilgilidir. Arsenal çok özel bir insanın kurguladığı çok başka bir takımdır. Kupasız da sorunsuz sevilen ender güzel oluşumlardan bir tanesidir. Mesut önce karakteriyle buraya yakışıyordu ve umarım kısa zamanda kendisine gelir. Ben olsaydım bazen sadece arkamda kapı gibi duran Arsene Wenger için oynardım maçlarımı zira bu güzel adamın verdiği desteği başka yerde bulamaz

10 yorum:

Gürcan Ulusoy dedi ki...

Bunlar tamam da, neden iyi futbol oynayamıyor? Ben de bu sorunun cevabını çok merak ediyorum. Benim sezon başından beri izlediğim Mesut tam bir hayal kırıklığı.

Mesut'u bilen, takip eden biri değilim. Real - Almanya maçlarına denk gelmişsem, maçı izlerdim, Mesut'a odaklanmazdım. Mesut şöyleydi, artık böyle diyemem.

Ama "sezon başından beri" Mesut'un gösterdiği performans ortalaması, bu ise, o zaman Real göndermekte büyük akıllılık etmiş.

Ben Mesut'un dinamizmini, bileşik hareketleri yapabilmesini, hırsını vs zaten eksik görüyorum. Kime söylesem, hep öyleydi diyor. Orası tamam.

Alamadığım şu, Mesut'un bahsi geçen yaratıcılık özelliğinin de örneklerini görebilmiş değilim. Sezon başından beri tek bir harekette bile beni şaşırtmayı başaramadı.

Arsenal'de bir önceki büyük oyuncu Fabregas'tı mesela. Fiziksellik vs Mesut'la hiç örtüşmüyor ama oyuna hakimiyet, yön verme, topa temas bile etmeden yaratma gibi hususlarda bana göre bu sene Mesut hiç yok.

Sezon başından beri Mesut'un kaç muhteşem pası var, ben hatırlamıyorum. Devamlı yana, arkaya oynuyor, zaten birebirde fazla zorlayamıyor, çalım atamıyor, sadece en basit, en doğru pasları vererek de bu düzeyde fark yaratamıyorsunuz.

Tamam, yanında Ronaldo-Benzema vs gibi delici oyuncular yok, Walcott'la bir türlü buluşamadılar ama insan az da olsa fark yaratmasını bekliyor. Çünkü elde zaten fiziksellik yokken, yaratıcılık da olmayınca, elde bir şey kalmıyor.

diyagonelpaslar dedi ki...

mesut çok iyi bir takımda verimliliği artan bir yetenek.sezon başında hatırlarsanız arteta ramsey orta göbeği rosicki -cazorla-özil üçlüsü ve en önde giroud ile ideali yakalamıştı wenger.mesut bu klas ayaklarla birlikte oldukça iyi performans ortaya koyuyordu.mesutun etkin olabilmesi için topa sahip olması gerekiyor arsenalin.münih maçında 10 kişi kaldıktan sonra mesutun etkinliği sıfırlandı doğal olarak.ama 11-11 iken penaltı yaptırdı kısa sürede.arsenal beklenenin aksine münih maçına süper başladı ama kırmızı kart planları bozdu tabi.

Borges dedi ki...

Öncelikle Mourinho ile değişen bir Mesut vardı. Hakkındaki ilk yorumlarım prens gibi sahada dolaşırdı. Bremen’de.. Real Madrid ya da Mourinho onu değiştirdi. Barcelona maçlarında bile fiziğiyle fark yaratacak konuma ulaştı.

Arsenal'de bunu göremedik. Bu açıdan düşüşe dahi geçti. Wenger onu zorlamıyor, biraz da olmuş bitmiş oyuncu gözüyle bakıyor.

İlk maçındaki asisti ve Walcott’a birisi çok güzel iki pası. Mesut buydu işte.

Yalnız zamanla beraber Arsene Wenger'in onu dönüştüreceğini düşünüyorum. Gelecek sene başka olacaktır muhtemelen.

İkincisi futbola bakışla ilintilidir bu biraz.
Lahm ile Martinez’in savunma önünde oyunu kurması arasında dağlar kadar fark vardır. Ve bu fark bazen topu çizgiye atmak yerine Kroos’un önüne yuvarlanması gerekeceğinin farkında olunmasıdır. Mesut’un oyun zekası ön alanda topu doğru bir dolaşıma sokmasına yardımcı olur. Gerektiğinde de içeriye doğru asistvari işler yapması.

Arsenal’de onun için oturmayan bir şeyler var, ne oyunu yönlendirme becerisi ne de kayda değer işler yapıyor son maçlarda. Bırak onu ben dün olduğu kadar Mesut’un pas hatası yaptığında ilk defa şahit oldum.

Toplamda ise o kadar da kötü değil. Norwich maçında asistleri yaptı. Liverpool maçını tek güzel pasıyla erken bitirdi. Napoli maçında hem gol hem de o unuttuğumuz içeriye delici koşuları gerçekleştirerek asist. Cardiff maçında keza yine iki asist v.s.

Ama yeterli değil. Son 7-8 maçta hiçbir şey yapmıyor.

Almanya’da kurulu düzen var. Onun yarattığı farklılığı diğer başka bir Alman oyuncu yaratamıyor. İçeriye koşuları en iyi o görür. Oyun zekası kısaca üst düzey ama biraz erken biraz da acımasız ve son maçlara göre bir yorum olmuş.

Kesinlikle Mesut bu değil ama Premier Lig zaman ister. Fabreagas dediğin Arsenal’in en genç forma giymiş oyuncusuydu. Hayatı orada şekillendi ve ben de o Fabreagas’ı Barça’da göremiyorum mesela gibi. Premier Lig için vakit vermek iyidir.

diyagonelpaslar dedi ki...

wengerin mesutu oyundan çıkarmamasının nedeni sanırım şapkadan tavşan çıkarabilecek tek oyuncu olmasından kaynaklı.fenerbahçeli alex gibi.mesutun etkisi sıfırlansada bir an gelir şapkadan tavşanı çıkarabilir.barca ve münih gibi takımlara karşı oyun üstünlüğü kurmak zor olduğundan şapkadan tavşan çıkaracak oyunculara ihtiyac duyuluyor.mourinho nun interinde bu isim sneijder di.

Muratonovic dedi ki...

Bir de şöyle bir durum var. Real'de oynarken CL maçları ve Barca maçları üst seviyedeydı, digger maçlar genelde rahat geçiyordu ve 3-0 5-0 gibi skorlarla bitiyordu. Ve Mesut bu maçlarda çok zorlamıyordu kendini
bir tür aktif dinlenme gibi. Antreman havasında da diyebiliriz.
Ama İngiltere öyle değil. Premier ligdeki her maç ayrı zor, 5-6 tane şampiyonluk rakibinizin yanında diğer takımlarda dişli hep. Üstüne şampiyonlar ligi de eklenince bu tempoyu kaldıramadı diye düşünüyorum.
Zira, sezonun ilk 10-15 haftasına bakarsanız Mesut'un takımın yıldızı olduğunu ve Arsenal'i liderliğe taşıdığını görebilirsiniz. Ama akabinde gelen yorgunluk form düşüklüğü getirdi ve de hep iyi oynamaya alışan Mesut'un kötü oynaması da ruh haline bu şekilde etkilemiş olabilir.
Bir de sonuçta ülke değiştirmek dediğiniz şey ne olursa olsun hemen olmuyor. Sonuçta genç bir insandan bahsediyoruz.
Öte yandan, Bayren'e elenmelerinin ardından maç yükünün azalmasıyla beraber Mesut'ta tekrar bir çıkış olabilir diye düşünüyorum. Hatta Arsenal'i tekrar zirveye ve şampiyonluğa da taşıyarak kendini affettirebilir bile.

Borges dedi ki...

Muratanoic: O şekilde de bakabiliriz. Ama öte yandan ben Bundesliga gibi temposu çok küçümsenmeyecek ligden giden futbolcuların da hep röportajlarını okudum ve sürekli olarak tempoya alışmakta çekilen güçlüğün sıkıntıları dile getirildi. Mertesacker'in ilk yılını hatırlamakta fayda var. Premier Lig Mesut özelliklerine sahip bir insan için bir süre ister.

Öte yandan ŞL maçlarında dahi.. Napooli'yi 1 gol 1 asist Dortmund'u deplasmanda yıkan onun ortası ve dün penaltı kullanmasa penaltı yaptırarak da etki etmiş olacaktı gibi. Çok da kötü değil ama son 7-8 hafta çok kötü.

jeff andres dedi ki...

ben penaltıdan sonra flamini ye kalkan bir el göremedim.pozisyonları karıştırmış olmayasınız?

Borges dedi ki...

Pozisyonları karıştırmışım. Ben maç içerisinde değil de sonradan gördüm ve videoyu koyan arkadaş penaltı sonrası demişti. Oysa kedi kalecisinin olduğu yerde gelişiyor Flamini-Mesut pozisyonu.

Ayrıca dikkatlice baktım, Flamini gaza mı getirmeye çalışıyor yoksa Mesut'u mu suçluyor tam çözemedim. İşlerim bitsin ayrıyetten bakacağım ona ben.
üzeltme için.

Borges dedi ki...

Pozisyonları karıştırmışım. Ben maç içerisinde değil de sonradan gördüm ve videoyu koyan arkadaş penaltı sonrası demişti. Oysa kedi kalecisinin olduğu yerde gelişiyor Flamini-Mesut pozisyonu.

Ayrıca dikkatlice baktım, Flamini gaza mı getirmeye çalışıyor yoksa Mesut'u mu suçluyor tam çözemedim. İşlerim bitsin ayrıyetten bakacağım ona ben.
üzeltme için.

kafkanonbir dedi ki...

Hastasıyım bu bloğun.

Bizim .suruktan medya Mesut madrid'e transfer olunca "gurur duyuyoruz" falan yazmışlardı. eşşek gibi büyük bi resim + 2,5 türkçesi bozuk cümle. Maksat her zamanki gibi aynı. yer kaplasın günü kurtarsın.

O gündür bu gündür bırakın bu blogdaki gibi derinlikli analiz ve yorumları, kalas gibi de olsa Mesut'un futboluna dair hiç bilgi yok .suruktan gazetelerde, olmaz da zaten.

Haaa! ne zama ki Mesut sevgilisiyle plajda falan yakalanıri hele bi de sevgilisiniz mayolu fotosu falan da varsa uff, hemen boy boy çıkar tavernamsı palavrasyon topçu medyasında.

Rahmetli Uğur Mumcu "Vurulduk ey halkım, uyan" demişti.

entelektüel düzeyde Uğur Mumcu'nun saç teli dahi olamam. O halde bana da şunu demek düşer:

"iyi uykular ey halk, zenginlik, seks, iktidar dolu rüyalar, ey halk"

Pink Floyd'tan çok sevdiğim iki şarkı halka gelsin.
1) Hey You
2) Is there anybody out there