29 Mayıs 2009

Eren Derdiyok Ve Gurbetcileri Milli Takim Tercihleri.!



Leverkusen Takimina geldi sonucta futbolcu..

Bilirim ki ülkemde kimse buna kulak asmaz, ama Eren'in neden milli takim icin düsünülmediginin alti kazinsin, hic de beklemediginiz sonuclarla karsilasabilirsiniz.. Ayni zamanda gerek yakin kardeslerin gerekse de Kürt asilli Eren Derdiyok'un da tüm söylemlerine ragmen milli takimi gercekten istediklerini düsünmüyorum. Bu insanlarin üzerine her iki tarafin da baski kurdugunu biliyorum. Mevlüt nedir ki Eren'in futbolculugunun yaninda.. Söz verdim dedigi icin Leverkusendedir Eren yoksa Bremeninden Premiere Lig kluplerine kadar hepsi pesindeydi bu futbolcunun.. Özil daha cok takipsizlik ve asagida deginecegimiz kimi nedenlerden dolayi kaptirilmistir lakin Eren ve hatta Yakin kardeslerinin milli takim serüveninin altinda cok baska siyasi etkenler vardir.. Alti kazinsin, görülecektir lakin kimsenin de kazimayacagini cok iyi biliyoruz.. Bu isin bir baska önemli noktasi daha vardir. Özil'in özellikle neden Türk Milli takimini secmediginin ya da misal Freiburg'daki güzel defans oyuncusu Ömer Toprak olurda bir gün kesfedilirse(bakalim ne zaman) neden türk milli takimini secmeyeceginin ayrintisi cok baskadir..

Genc milli takimlarda oynamis ve oynayan tanidiklarim da vardir aralarinda o yüzden kesin konusuyorum. Hepsi ayrimcilik yapildigini dile getiriyor, dislandiklarindan bahsediyorlar. Varoldugu sekliyle o ortam icerisinde hareket etmeleri,yasamalarinin cok zor oldugundan.. Mesut Özil'i ben düsünemiyorum bile bu milli takimin futbolcularinin arasinda oynayabildigini.. Hayatinin bana göre en dogru kararini vermistir Almanya milli takimini secerek.. Keza Halil-Hamit ikilisinin de kariyerleri ve gecmisi nedeniyle cok fazla sorun yasamasa da cok memnun olmadigini da biliyoruz, cok bariz bir ayrimcilik söz konusu, gruplasma ve almanci kimligi ile dislanmalar.. Genc milli takimlarda bunu yasayan oyuncularin dönüsümü bu sekilde olmustur.. Ve iddia ediyorum bir takimin ana grubunun disinda kalan oyuncunun yasama sansi yoktur, Maradona olsa yasayamaz ve Maradona da Barcelonada bunu yasamistir,Schuster'in kendisinden doppelpass programinda bunu isittik biz..

Lütfen burada dogup büyümüs olup cok baska bir kimlige sahip olan insanlarin cok baska bir kültürün icerisinde futbol oynamalarinin cok da kolay olmadiginin farkinda olun ve secimlere ona göre itiraz edin.. Bu ayrimciligi aslinda dindar aile yapisi ve kültürü nedeniyle en az sorun yasamasi gereken Bastürk bile yasadiysa siz varin olasi Mesut Özil'in yasayacagi problemleri düsünün..

Derdiyok'un meselesi siyasidir ama onun disinda kalan özellikle alamanci genclerin gittikce acilan kültür farkinin ve uzakligin yarattigi ötekilesmenin yasattigi tedirginlik hissidir.. Genc milli takimlarda bir kac mac cikaran bunun hemen farkina variyor ya da bana kadar geliyorsa secimi yapacak insanlara cok daha fazlasi ulasiyordur.. Gelecekte secimler Türkiye lehine olmayacaktir, bu cok büyük bir sorun degil sadece elestiri getirmeden önce o kisilige sahip insanlarin bizim kendi mili takiminda yasayabilecegi sorunlari gözardi etmemeniz gerekir.. Misal yine Mesut asla ve asla yapamazdi burada..

Bu oyunculara ihtiyacimiz mi var ya da 70 milyonuz geyigi ? E Hindistan da 1 milyar.. Cin 1 milyar.. Ama Hollanda 17 milyoncuk.. Sizce de komik degil midir 70 milyon geyigi ?

Fransa misal alt yapisi ve cok seyi oturmus bir ülkedir ama yetenek konusunda Afrikayi arka bahcesi olarak kullanmakta sakinca görmüyor ve Dünya Kupasina kadar pek cok basariyi da bu sekilde elde etmistir. Bir Vieira'nin kendi milli takimlarinda oynamasi sonucu hangi basari, hangi Fransiz milli takimindan bahsedebilirdiniz ? Keza Almanyaya bakin.. Takimin gercek bir alman forveti yoktur, Gomez dahil ispanyol ve pek cogu özellikle Polonyali ve bunlarla Alman Milli takimi cikista.. Biz ise 70 milyon nüfüstan bahsediyoruz.. Kimse 500 milyon da olsa herhangi bir futbolcuyu yetistirebilecek sistemin olmamasindan, kosulsuzluklardan bahsetmiyor. 17 milyon bile olmayan Hollandanin cikardigi yetenekleri nüfüsun geneline bölüp absürd mantiklari güdüyorlar.. Türkiye yetenek konusunda sorun yasamiyor onu isleme ve yetistirip belirli bir noktaya getirebilecek sistemsizlik sorunu yasiyor ve haliyle kendi yeteneklerinin bir baska ülkede islenmesini de kendi lehine cevirme ugrasisi icerisinde.. Yalniz böyle bir yöntem ile basari saglayacak iseler kesinlikle farkli kültürlerin icerisinde cok baska kimlige sahip olan almancilar ya da daha genel bir deyim ile gurbetcileri koruma adina bir seyler yapmak durumundadirlar.. BU birseyleri degistirme ve onlara daha rahat bir imkan sunmayi genc milli takimlardan ele alip baslamalari cok daha hayirli olacaktir özellikle secimler konusunda..

25 yorum:

franchi dedi ki...

70 milyon lafı sistem olduktan sonra dogru dedigin gibi.. su ulkede her altyapı galatasaray altyapısı gibi olsa, hadi o kadar ucmayalım, her altyapı genclerbirligi'ninki kadar olsa o zaman 70 milyon bahanesinin ardına sıgınıp konusabiliriz.. su ulkede sahil kesimlerinde futbolun bir sekilde gelisememis olmasını anlamıyorum, anlamak da istemiyorum..

bir suredir sahil kentleri, liman kentleri odaklı futbolumuzun gelisememesiyle baglantılı bir yazı planlıyordum.. bu yazının son satırlarıyla ilgili dusunurken aklıma net olarak oturdu bazı seyler, hemen o yazıyı yazmaya baslayacagım, iyi ve uzun bir seyler olacak cunku gercekten onemli sayılabilecek bir suredir dusunuyorum bunu..

konuya gelecek olursak, 17 milyonluk hollanda bugun bir yunanistan ile esit nufusa sahip.. yani ikisi de bildigimiz istanbul kadar..

ancak ne acıdır ki birisi daha 5 sene evvelin avrupa sampiyonu, oteki ise dunya futbolunda ekol olmus sayılı bir kac ulkeden biri.. istanbul'un hollanda ile aynı nufusa sahip oldugunu dusunerek hayal ediyorum, sadece istanbul'daki takımlardan olusan bir milli takım kurabilir miyiz ? benim cevabım ikmansız olacagı yonunde.. kurmaya kurarız elbet, 25 kisiyi esit miktarda mevkiilere ayırıp alırız, ancak mucadele edecegimiz takım ingiltere-italya-almanya-ispanya-fransa olmaz, makedonya olur, polonya olur, en fazla finlandiya olur, irlanda olur..

ulkedeki her altyapıyı en az genclerbirligi'nin veya bursaspor'un altyapısına ve verimliligine tasıyamadıgımız surece almanya'dan da oyuncu alırız, aurelio gibilerini de alırız.. bugun bizim milli takımımızın mert nobre gibi bir oyuncuya bile ihtiyacı varsa almanya'dan gelen gurbetciler konu olmamalı esasında..

ama iste bir sekilde oluyor, o gruplasma/bolunme icten ice yiyor gurbetciler.. sonra medya kanalıyla gurbetciler kotu ve haksız, bizim milli takımın basındaki onemli kisilikler haklı gosteriliyor.. mesut ve serdar tascı en yakın ornekler, keza malik fathi de.. allahtan hakan balta gibi sogukkanlı ve istikrarlı bir isim cıktı da malik fathi ismi gundemden dustu.. yoksa fatih hoca'nın "malik'in adını hic duymadım" demesi apayrı bir skandaldı..

bugun mesut bir kere bile U17 veya U19'a alınıp orada sıcak karsılanmıs olsaydı eminim ki almanya'nın lafını bile etmeyecekti.. malik, eren, serdar ve digerleri gibi tıpkı..

Empyrium dedi ki...

Nokta atışların hiç bitmezmi Borges senin.
Konuya değincek olursak eğer Türkiye'de eğitimsizlik, sistemsizlik vardır olmaya da devam eder.Ucuz milliyetçilik naraları eşliğinde insanları vatan haini ilan etmekte kolaydır.Misal Ahmat Kaya'yı vatan haini ilan edip ona çatal bıçak fırlatanların askere gitmemek için binbir takla attığı ülkedir burası.(atanıda atılanıda sevmezdim sadece örnek)Bu insanları anlamaya çalışmak bir kenara , kıskançlıktan çatlayan bu yapıda nefes almak bile zordur. Düşünün ki bir topluluktasınız ve o topluluğun en gözde adamı ile küssünüz,herkes onun etrafında siz yanlızsınızdır.Ne kadar dayanılmazdır.Yaşayan bilir.
Ben biraz düşününce bu gurbetçi emekçilerin sonuna kadar doğru yaptığını savunuyorum.
Herşeyi bir kenara bıraksak ortada bir Mehmet Scholl birde Yıldıray tablosu vardır.Bu bile yeterli nedendir kanımca seçim yapılırken.

Chao Grey dedi ki...

"Mevlüt nedir ki Eren'in futbolculugunun yaninda."

Burada ne demek istedin abi?

futbol muhalifi dedi ki...

Sadece günlük başarılara endeksli bir yapımız olduğu için isterse 6 milyarlık bir nüfusumuz olsun bir şey fark etmiyor. Bu sporun hemen hemen her dalında mevcut. mesela bir basketbolda son yıllarda altyapıdan çıkan isimlere bakacak olursak çok az isim görürüz. Çıkanların birçoğu da balon. 1 bilemedin 2 sene içinde sönüyor. İkinci bir harun çıkaramadık maalesef daha.

Sonuçta futbol bir takım oyunu. Bunu bir aile gibi ele alırsak mantar gibi bir birey doğal olarak dışlanır. Biliyorum çok abartı bir örnek oldu. Bizim bir futbolcumuz takımın hocası hakkında bir şey söyleyemiyor. Hatta bırakın maç içinde taktiksel anlamda bile saha kenarında put gibi oturuyor. Ha futbolu anlamıyordur orası ayrı.
Ümit Özat'ı da yıllarca dışladıkları söyleniyor. Ne kadar doğrudur ne kadar yanlıştır bilemem. Bu insanların yerinde ben de olsam bir dakika bile düşünmeden Almanya ya da İsviçre forması giyerdim orası ayrı.
bir de sevgili borges keşke "siyasi sebepler" derken bunu biraz daha açsaydın. Eren vb. oyuncuların neden Türkiye'de oynamak istememesi konusunu.

Borges dedi ki...

Franchi: Galatasarayin altyapisi var da cikan oyuncu sayisi bellidir yine de. Yetenek sorunu yasamiyoruz, Semih Kaya elimizde var.. Mesut ile Semih Kaya arasindaki en büyük fark Mental olarak birisinin digerine cok üstün gelmesidir. 19-20 yasinda bremen ile maca cikip Inter MIlani deviren isimdir Mesut.. Semih Kaya ise bir gün gelecektir ama hazir olmayacaktir, bu kosullar bir oyuncu yetistirmeye müktedir degildir. Arda gibi ekstrem bir mental olgunluk sergileyecek, bireysel farkliliklarla, bütünden ayri cok baska bir parca olarak .. asla sistemin dogurdugu meyveler degildir.

Olabilir, üzerinde durulmalidir ve zamanla gelisecektir ancak su durumda önündeki baska meyvelerden yararlanmanin da yolunu acmalidir Milli takim yetkilileri, benim demek istedigim budur daha cok.

Empyrium:

"Düşünün ki bir topluluktasınız ve o topluluğun en gözde adamı ile küssünüz,herkes onun etrafında siz yanlızsınızdır.Ne kadar dayanılmazdır.Yaşayan bilir."

Bunun gözardi edilmemesi ve bunun üzerinde durulmasi gerekir bir bakima.

Jordi Metal dedi ki...

Ben Ömer'i 2 hafta önce yazmıştım. Sezon boyunca takibimde olan bir gurbetçi


http://hakanbaysal.blogspot.com/2009/05/omer-toprak.html

Borges dedi ki...

Chao Grey: Demek istedigim sudur. Eren Derdiyok cok daha göze batan cok daha üzerinde durulmasi gereken bir isimdir, tüm avrupa pesindedir, futbolcu olarak Mevlut'e verilen destegin yarisi verilse bugün cok baska bir yerdedir bu 1.90'luk forvet.. Isvicre maci sonrasi demistir ki "ben isterdim türk milli takiminda oynamak ama teklif gelmeyince kendimizi göstermek icin isvicreyi secmek durumunda kaldik".. Mevlüt iyidir ama ona ilgi varsa erene hayli hayli olmasi gerekir normal kosullar altinda.

Futbol Muhalifi: Bazi seyleri acamiyorum bunun icin nedenlerim var. Ben diyorum ki üzerine gidilsin, nedenleri sorusturulsun, cikacaktir.. Benim burada baska türlü iddia etmem akabinde ispat yükümlülügünü dogurur.. Dedikodudan öteye gitmeyecekti. bu konu üzerinde Lambuja blogu durmustur cok önceden, o zaman "hadi len" demistim ama son alti ayda öyle seyler duyduk ki biz de merak ediyoruz, aciklansin diyoruz..

Borges dedi ki...

Jordi Metal: Ömer'in Transfermarkt daki fiyati 2 milyon eurodur. Ikinci lig futbolcusu iken bu rakama ulasmistir, hoffenheim pesindedir ve artik gizli-sakli degildir. üstelik mesut filan degil bu bölgeye yatirim olmasi gerekir, bu bölge icin belki de disaridan yardim almasi gerekir, teknik, her iki ayagini kullanan ve kafasiyla attigi goller olan süper bir genc yetenek ama sanmam ki U19 almanya formasini biraksin.. birakmaz, burada yapamaz sanirim..

PENALTY dedi ki...

Aslında bu ayrımcılık için dışarıya gitmeye pek gerek bence. Guruplaşma kısmına girmiyorum ki bence de kesinlikle doğru bir tespit. Ama ayrımcılık(siyasi) sadece gurbetçi futbolcularda değil, büyük takımlardaki futbolcular arasında bile var. Geçen sene çok iyi bir performans gösteren Ümit Karan misal alınmamıştır milli takıma. Emre Güngör ha keza öyle alınmamış, şimdi hatırlayamadığım bir sebepten dolayı sonradan çağrılmıştı(zorunluluktan yani). Örneklar biraz araştırılırsa çoğaltılabilir elbette. Bu milli takıma alınmama olayını sadece performansla alakalandırmak saflık olur. Aksine Terim'in faşizan tavırlarıdır asıl sebep bence.

Diğer gurbetçiler meselesi, başlı başına büyük bir tez konusdur bence. Futbol sevgisinin çok fazla olduğu ancak herhangi bir sistemin ve disiplinin olmadığı bir ülkede 70 milyon içinden 18 topçu çıkartamıyoruz geyiği de daha çok uzar gider. 17 yaş altı milli takımın avrupa şampiyonu olduğu senede kaç topçu sayabiliyoruz ki şimdi mesela ki o sene bizim rakibimiz olan Portekizin genç topçu C. Ronaldo için şuanda dünyanın en iyisi mi, değil mi muhabbeti yapılırken. 3 büyükler dediğimiz takımlar son 5 yıl içinde kaç hoca değiştirdi misal. Nasıl bir genç nesil istikrarı çıkabilirki bu tabloda. Her gelen yeni antrönörün genç bir oyuncuyu tanıma süresi nekadardır? Her sene bir hoca, 5 sezonda 5 yaş yaşlanmış bir genç nesil!!!! Böyle mi gelir başarılı bir jenerasyon veya nesil? Fundamental dedikleri şey, belirli yaşlarda alınan, yaş ilerledikce bunun üzerine işlenen ve futbolcunun gelecek performansını belirleyen temeldir zaten. İşte Avrupalı bu temeli doğru verdiği için istikrar daha kolay geliyor.

slum dedi ki...

eren hem kürt hem alevi hemde yurtdışında yetişmiş biri olarak mevcut türk milli takımı kompozisyonunda yaşayabilmesi mümkün değildi. ki bana görede yeteneğinin yanında gayet zeki biri. yaptığı tercihler onu gösteriyor. bu noktada leverkusen tercihide doğrudur. leverkusen ile kendini dahata geliştirme ve yıldızını parlatma şansı var ki bunu yapacak yeteneği ve mental gücü de var.

altı kazınmayacak konuya girmek aslında gerekli. bugünün türk milli takımında ki türk diyoruz halbuse türkiye olması gerekir. madem ki bu ülkede birçok etnik yapı bir arada neden türk vurgusu bu kadar ön planda diye sormak için erken mi acaba? netice olarak kürt ve alevi birinin ne bu ligde doğru düzgün tutunma şansı vardır ne de milli takımında.

Adsız dedi ki...

Siyasi sebeplerden tercih edilmemesi dedikosu epeydir dolanıyor.
Hasan Şaş ve Ümit Karanın milli takıma tercih edilmemesi hep soru işaretidir zaten.
Ya da Şenol Güneşin Ünal Karamanla çalıştırlımasının kendi tercihi olmadığını ve teknik sebeplere dayanmadığını düşünüyorum.
Keneddy Bakırcıoğlu ile de benzer söylentiler çıkmıştı.
Sonuçta bununla başetme şansımız olduğunu pek zannetmiyorum.Futbol takımları sürekli bir kamplaşma içinde olurlar.Bunun olmaması pek mümkün değil sanırım.Bir şekilde bir gruplaşma kendiliğinden oluşacaktır.Belki de yapılması gereken kurnaz bir mantık olacak belki ama en çok fayadalanabileceğin, sana sahada en çok fayda verebilecek gruplaşmaya müsama göstermektir.kimbilr belki.

Borges dedi ki...

Adsiz: Cikar icin diyorsunuz desteklenmelidir yer yer.. (tartisilir ve bence sadece bir dönem verim alirsiniz on dönem de zararini cekersiniz ) Bu Galatasaray klubunde cokca zaman yapilmistir, göz yumulmustur Ama yine Türkiye Milli takimi kendi cikari icin de olsa bu ikinci paragrafta dilke getirilen sorunun üzerinde durmalidir..

Jordi Metal dedi ki...

@ Borges

Kafa üstünlüğünü bildiğimden zaten rakip sahada kafayla gol aradığı bir resmini ekledim bende :)

Ozan dedi ki...

Borges benim demek istediğim;
Okulda, sınıfta, işyerinde, günlük çevrede, topluluk halinde yapılan herhangi bir organizasyonda illa ki ufak gruplaşmalar olacaktır.
Dünya çapında kluplerde de var bu gruplaşmalar.Ha bu gruplaşmalar siyasi sebeplere dayanabilir mi?Siyasetin spordan ayrılması gibi altı boş olan bir yanılsama var.Belki erende oynamak istemiyordur sadece siyasi sebeplerden dolayı.Bunun önüne herkesi kapsayacak şekilde geçmek olanaksızdır bence.Evet ben çok rahatsız oluyorum etnik kökenden veya siyasi sebeplerden dolayı bir futbolcunun takım içine girememesini ama bunun yüzde yüz bir çözümü olacağını da sanmıyorum.Daha doğrusu çözümü elbette var ancak sorun futbol kaynaklı olmadığına göre çözüm de futbolda değil.
Örneğin; erenin eğer doğru ise böyle bir sebepten milli takıma tercih edilmemesi beni üzer.ama "iyi olmuş gelmediği o zaman" diyecek de çok insan var.
milli takım herkesi kapsamalıdır ancak bugun şartları içinde çok da gerçekçi bir yaklaşım değil bu.
bu konu Türkiye şartlarının tümüyle birlikte düşünmek ona göre çözüm aramak lazım.fransaya almanyaya ya da başka ülkelerin yaşadıklarına benzemiyor bu sorun.belki biraz ispanya ama orda da koşullar farklı.
(3.37 deki mesajı yazan benim.)

Borges dedi ki...

Ozan: Türkiye Milli takimi yetkilileri , gurbetcilerin Türkiye milli takimini sectigi zaman yasayacagi problemlerin farkinda olup onlari takim icerisinde cesitli koruma yollarini düsünüp hareket ederse, secimler lehine gelisecektir ve bunun basarida ne kadar önemli payi oldugunu biliyoruz. Bu siradan bir gruplasmanin ötesinde bir durumdur ve önlem alinabilir.. bunun disinda birisi birisini sevecektir ve önüne gecilmez, bu cok baska.

Otoritenin oldugu yerde gruplasmalar yine olur ama etkisi cok fazla olmaz. Grafite, Dzeko'ya onca pasi atmak durumundaydi eger ki söz dinlemezse, kendine oynarsa Marcelinho gibi takimdan ayrilacaginin farkindadir. Otoritenin oldugu yerde futbolcu kendi kisisel istekleri dogrultusunda hareket edemez. Iki örnek vereyim ben sana sevgili ozan..

Eger Galatasarayin basinda MAgath olsaydi Ankara deplasmaninda Lincoln'un barosa attirdigi gol sonrasi Lincoln'ü bitirmisti. Lincoln orada atiyorum Nonda yerine barosu tercih etmesi kisisel istegidir, gol oldugu icin göze batmaz. Ama cok yanlis bir tercihtir, bunun arkasinda durulmaz, burada durulur.. Keza Bordo macinda Kewell'in o müthis golünde o dönem aralarinda sorun olan Arda'nin kacan Lincoln'e pasi vermeyip Kewell'e vermesi de affedilmeyebilir.. Otorite varsa en kucuk hamle dahi sürekli kontrol altinda tutulur ve gruplasma ne kadar olursa olsun verecegi zarar/fayda belli bir seviyede tutulabiir, van gaal da buna bir örnektir..

Lakin bosluk icerisinde kimilerini inadina yetkilendirip takimi gaza getirmesi yönünde hareket ederseniz bir gün gaza getirir diger gün harcar.. bu da her takimda olmaz, her teknik adam altinda olmaz gibi..

Bunlarin disinda, gruplasmanin disinda basit bir sorun var, ortada.. ben bire-bir dinledim insanalrdan, bu sorun asilmalidir eger ki gurbetci meyvesi yenilmek isteniyorsa.. Eren-Ömer Toprak.Mesut.Serdar tasci'yi bir takima koyarsan hedefin dünya sampiyonlugu dahi olabilir ya da gruplardan cikamazsin..

Her Yol Roma dedi ki...

Burada K.Bakırcıoğlu hakkındaki gerçeği tekrar söylemek gerekiyor. Zira kendisi CM-FM serilerinde efsanedir, gelir Türk vatandaşı olarak oynar da bu adam aslında Süryani'dir. İsveç'te Assyriska takımında yetişmiştir ki adından da anlaşılacağı gibi Süryanilerin İsveç'te kurdukları bir takımdır.

http://en.wikipedia.org/wiki/Assyriska_F%C3%B6reningen

Ömer Toprak'a gelince, daha önce de herkes yazdı zaten, milli takımımızın en çok ihtiyacı olan bölgede (stoper) oynamakta. Serdar Taşçı'dan sonra Ömer Toprak'ı da kaybetmemiz üzücü. Mesut gibi adamlar yetiştiriyoruz, var da zaten halihazırda; ancak stoper gerek bize stoper.

Ancak Ömer Toprak, Deniz Naki ve Semih Aydilek gibi isimler daha alt kategorilerde milli takımımızda oynadıktan sonra u19-u20 yaş grubunda Almanya'yı tercih ettiler. Daha önce ben de değinmiştim buna.

http://heryolroma.blogspot.com/2009/02/semih-aydilek.html

Üzücü olan şu ki, aynen Borges'in de dediği gibi elimizdekileri de kaçırıyoruz, öyle ya da böyle..

Saygılar herkese,

aşkın dedi ki...

Şartlar tam da Ozan'ın dediği gibi olduğu için zaten milli takımın bunu aşması lazım.Bu türden bir kaynaştırmayı siyasiler yapmaz, toplum zaten kendisi için birşey yapmıyor.Dolayısıyla tepeden bir değişim gelmeyeceğine göre biryerlerden bir başlangıç lazım.
Ne kadar olursa o kadar kardır.
Fransa Milli Takımı ve Rai müziğinin göçmenlere bakışı az da olsa değiştirdiğine inanıyorum.
Borges müthiş bir örnek vermiş:
Yıldıray'ın bile tutunamadığı bir ortamdan bahsediyoruz.
Milli takım kapalılık, gruplaşma ve aşırı milliyetçiliğin baş kalesi olmuş vaziyette.
Zaten desteklemeyi uzun süre önce bıraktım.
Hatta bence metafizik sebeplerden milli takım bitti.Bir Dünya Kupası bir de Avrupa Şampiyonası başarısıyla kontenjan doldu.
Üretkenlik zaten yok.Gitti gider.

hakantt dedi ki...

AVRUPA ŞAMPİYONASI 2008 FİNALLERİ İLK MAÇ.

STAD DE CENEVRE
07.06.2008 - 21:45
PORTEKİZ - TÜRKİYE

İlk 11
23. VOLKAN DEMİREL
2. SERVET ÇETİN
3. HAKAN KADİR BALTA(BERLİN)
4. GÖKHAN ZAN
5. EMRE BELÖZOĞLU
7. MEHMET AURELIO(RIO DE JANEIRO)
8. NİHAT KAHVECİ
17. TUNCAY ŞANLI
18. KAZIM KAZIM(LONDRA)
21. MEVLÜT ERDİNÇ(Saint-Claude)
22. HAMİT ALTINTOP(Gelsenkirchen)

Bu mu gruplaşma , aşırı milliyetçilikden doğan milli takım .

Bakmak ile görmek ayrı şeylerdir. Herkes aynı yere bakıyor olsa bile , farklı farklı şeyler görüyor.


"Hasan Şaş ve Ümit Karanın milli takıma tercih edilmemesi hep soru işaretidir zaten." Nasıl bir soru işaretiymiş ??? Hasan Şaş bir önceki dünya kupasında ülkenin yegane yıldızı olmadı mı ? Yoksa takım kırmızı formayla çıkarken Hasan beyaz formayla mı attı Brezilya ya golü .? Haa o zaman Şenol vardı asıl başbuğ Fatih o Hasan'ı bilinçli almıyor öylemi ? Eee bu adamı Ankara'dan İstanbul'a da grupçu Fatih getirdi , UEFA kupasıyla resimleri var yan yana , acaba ben mi yanlış görüyorum ?

Ümit Karan , Ümit Karan'ken Hakan Şükür'de Hakan Şükür'dü . Hoca onu tercih etmiş kime ne .


U-15 den itibaren başlıyan bu milli takımlar içinde , tabii ki bazı çocuklar birbiriyle daha samimi olacak . 15 diyorum ha 15 bunlar daha çocuk . Tabii kendi hemşerisi , takım arkadaşı vs , daha samimi olacak .

Ama , ulen sen Alamancısın uzak dur bizden diye bir tutum mümkün değil . İlyas Tüfekçi'den beri(benim hatırladığım İlyas'dan sonra bu madeni keşfettik) nice gurbetçi bu ülkenin formasını terletti . Şüphesiz aklımıza bile gelmiyen nice sıkıntılar çekmişlerdir . Ama bunun bilinçli yapıldığını söylemek saçmalıktır .

Bence gurbetçi arkadaşların kafasındaki soru işareti , turnuvadan önce Fatih Terim'in Halil ve Yıldıray'ı takımdan çıkartmasıdır . Aslında cevap çok basit : Hocanın tercihi .

Adsız dedi ki...

10 numero yazıdır. ayakta alkışlarım...

Adsız dedi ki...

iyikide siyasi sorunlar yuzunden gelememis almamislar bizim takima daha iyi olmus kendisi icin, zaten basarili bir oyuncu gelseydi yildirayin nuri sahinin dustugu hallere duserdi. ben hamit/halil kardeslerin dahi turk milli takimi tercihlerinden memnun olmadiklarini tahmin ediyorum, hamit yine biraz mesutu elestirir gibi konusmustu yani turksen turkiyeliysen turk milli takiminda oynamalisin aldigin egitimle yasadigin ulkeyle alakasi yok gibisinden mesutu elestirmisti, halil ise fatih terime dayanamayip acik acik birakmisti milli takimi bir ara. gurbetcilerden, nacizane deyimle alamancilardan bizim milli takimi secen kendi kariyerine zarar veriyor, uzerine bide dislaniyor milli takim kamplarinda.

aşkın dedi ki...

Şekilci arkadaşın doğum yerleri yazıp tümevarım yaparken gözden kaçırdığı Hakan Balta, Colin Kazım ve Aurelio gibi isimlerin mevkilerinin getirdiği oynama mecburiyetidir.
Kendisi ister kabul etsin ister etmesin milli takım demirbaşlar takımı olmuştur.Bırakın gurbetçiyi, göstermelik 1-2 kadroya alma fiili haricinde Anadolu takımlarında parlayan futbolculara dahi kapı kapanmıştır.
Nedenini görmezden gelenler sözlükte şu kelimenin anlamına bakabilirler:
Biat

Deniz dedi ki...

Sevgili Borges bir seyi anlayamadim. Ulkedeki futbol yoneticilerinin tercihlerinin altini kazimakla bu tercihlerdeki gercek nedenlerin ortaya cikarilmasini kast ediyorsaniz bunun saydam olmayan bir siyasi catisi olan, son derece muhafazakar ve tasra zihniyetli bir toplumda pek faydasini goremeyecegimizi dusunuyorum. Eren Derdiyok'la benzer durumda olanlarin Turk futboluna katki saglamasinin engellenmesi bir futbol duzeni/duzensizligi meselesini oldukca asiyor. Bu noktada Alman milli takimindaki Ispanyol ve Polonya kokenliler ile Fransa'nin Afrika asillilari yerinde olmayan bir analoji teskil ediyor. Bu noktada bir ulkenin, uzun zamana yayilmis olgularin eseri olan sosyal/siyasi gercekleriyle karsi karsiya kaliyoruz. Bu dunya uzerindeki en cirkef ve haysiyetsiz camialardan biri oldugunu dusundugum "Turk futbol medyasi"ndan birileri bahsettiginiz hususlardaki siyasi nedenleri ortaya koyabilmesi demek Turkiye'deki birlikte yasama ve hosgoru adina bir konsensus olustugu anlamina gelir ki bu bir utopyaya konu olamayacak kadar imkansizdir. Gunumuz ulusal konjonkturunde birlikte yasamanin meyvelerini 10'da 9'un goremedigi ortamda uzlasmadan soz edilemez. O toplumsal konsensus olmadikca da bir Brezilyaliya gosterilen hosgorunun bu ulke topraklarinda kullanilan isimlere dogustan sahip olan bireylerde esirgenmesinde bir sakinca gorulmeyecektir.

Sonuc olarak demek istedigim, bir spor dalina iliskin argumanlarla bu meseleye yaklasamayiz. Eger gunun birinde onlenemeyecek turden bir kirilmayla karsilasirsak bunu daha iyi anlariz.

p.s. Bu yazdiklarimin Turkiye'den Avrupa'ya zamaninda is icin, daha iyi bir yasam icin goc etmis olan nesillerle hicbir alakasi. O mevzu, Osmanli'dan Turkiye'ye miras kalmis olan muazzam toplum destekli "gavurlar ve gavur illeri" zihniyetiyle gunumuzun "o illere firsat bulundugunda kacabilme" hayalinin olusturdugu paradoks kadar bile aciklanabilir degil.

Kalten dedi ki...

İşin siyasi boyutunu bilemeyeceğim ama bu 70 milyon-10 milyon geyiğinde enteresan bir nokta okumuştum bir yerde --bir futblog veya gazete, tam hatırlamıyorum..

Yazı, Almanya'da yaşayan birkaç milyon Türk içerisindeki lisanslı futbolcu sayısının, Türkiye'deki yetmiş milyon içerisinde olan ile aynı veya cüzi bir miktar daha az olduğunu söylüyordu. Dolayısıyla "gurbetçi" futbolcuların iyi olmasının sebebi altyapı vs.'den dahi önce lisanslı futbolcu sayısını artırıp ihtimalleri artırmaya dayalı olabilir..

Bu argüman şöyle mantıklı ki, şu an dünyada en güzel tesisler belki Kore'de, Japonya'da bile olabilir, ama insanlar profesyonel futbolculuğu kendilerine kariyer olarak seçmedikleri sürece asla bir Brezilya kalitesinde oyuncu yetiştiremezsiniz (tesisleri yetersiz olsa da)..

Olay eninde-sonunda sayılara dayanıyor olabilir yani, ama kaba anlamıyla nüfus diye almak yanlış, lisanslı futbolcu sayısı

oskur dedi ki...

son bilmem kaç senedir duran hükümet ile, sizin işaret ettiğiniz nokta çeliş miyor mu?


Çok basit değil mi sistem eleştirisi ve önerisi yapmak yerine, siyasi şeylerden dolayı şeettiler, yoksa çok şey futbolcularımız vardı bizim demek.

Söylediğinizin aksini ispatlayan 20 örnek verebilirdim ama, hepsine verecek bir cevabınız olur.

sizin için önemli olan, sağı solu değil, gösterdiğinizi görmek.


Verdiğiniz çin hindistan örneği de cuk oturmuş fikirlerinize


çin-hindistan, futbol??

Borges dedi ki...

Oskur: Türkiye,Iran,Irak Altyapi ?

Cin Hindistan örnegi su bakimdan gecerlidir. Ülkede kac kisi yasiyor ayrintisinin tek basina hicbir önemi yoktur. Rakamsal veriler verip arkasindan "ah ulan bizden kimse yok" geyigi anlamsizdir. Ben de size bir daha söylerim,

"Türkiye, Irak; iran Altyapi ?"

Eren Derdiyok meselesi cok uzun zamandir tartisiliyor.. Cok insan bu konu üzerinde duruyor, benim durduk yere ortaya cikardigim bir mesele degil ki üzerinde durmadim. Aciklansin büyük bir kesim de cevabini alsin.. hepsi budur.

Benim icin önemli olan, ola ki diger ülkeler gibi Türkiyede de gurbetcilerini oynatmayi düsünüyor, onlarin takim icerisinde yasayacagi problemleri görebilmeli ve cözmelidir. Genc Milli Takim kampinda yasadiklari da bunlara bir örnektir dedik.. burasi secimleri belirliyor..