29 Ekim 2009

Maik Franz & Timoschuk.!



Maik Franz'i baslarda sevmezdim ben.. Saha ici cok yanlis olmaz sanirim tam bir pisliktir. Gomez gibi genelde sorunsuz karakteri ile bilinen adami dahi delirtmis küfrettirmistir kendisine.. O olaylarin yasandigi gün DSF kanalina canli yayina cikti ve benim hakkindaki tüm düsüncelerim degisti birden. Franz yaptiginin ne oldugunun farkinda. Agresif yapisinin bu gibi sorunlara yol actigini kabul eder iken ayni zamanda sunu ekliyordu: bu özelligimi kaybedersem ben bu klasmanda top oynayamam.. Bunlari yapmayabilirim ama o zaman dördüncü ligde top oynamam gerekiyor benim diye savunuyordu kendisini.. Sizi bilmem ama ekranda yaptiklarini gördükce sinirlendigim adam canli yayinda son derece sakin ve güzel cevaplar verdi.. beni ikna etti.

Bir röportajinda annesinin ögretmen oldugunu ve misal Gomez ve benzeri olaylari sonrasi pek cok kisinin ona "oglunuza daha iyi egitim vermeliydiniz/vermelisiniz" yaklasimlarinin kendisini cok üzdügünü ve biraz da degisecegini söylemisti.. Su yukaridaki dünkü "cok kötü oynadigi" mactan kalma resim ve ayni zamanda ne kadar degisebilecegini cok iyi bir sekilde anlatiyor.. Isin ilginc tarafi tüm bunlarin üzerine Karlsruhe takiminda Eggiman'in gidisi sonrasi kaptanligina getirildi.. Bu bana göre cok dogru bir karardir. Türkiyede ise kaptanlik olgusu son derece yanlis algilaniyor.. "Örnek insan" ile karistiriliyor..

Takim kaptanin en önemli özelligi diger takim arkadaslari üzerindeki "olumlu" etkisidir. Etki eden insanin sessiz sakin bir kimligi ya da agresif yapida kazanma hirsi fazla olan bir karakteri olabilir. Önemli olan takimin hedefe ulasmasinda arti bir katki saglamasidir dünyaya örnek futbolcu profilini göstermesi ya da klubün imajini dogrultmasi degil. Van Bommel, Effenberg, Kahn ve Franz gibi disiplin sorunu yasayan pek cok insan takim kaptani olmuslardir hep.. Fenerbahce Emre konusunda cok dogru bir karar vermistir ikinci kaptanliga getirerek.. Gönül ister elbet bu futbolcularin cok daha farkli sekilde takima etki etmesini ama durum buysa yapilacak bir sey yok.. Dogru hamle "bana göre" budur.

Kaptan isler kötü gittiginde sazi eline alandir, kötü gitmesine "engel" olandir. Arkadaslarini harekete gecirmeli, o etkiye sahip olmalidir. Owen Hargreaves, Ballack ile Effenberg kiyasi yapmisti hatirlarsaniz.. Orada Ballack'in Effe kadar iyi bir lider olamadigini özellikle büyük maclarda futbol olarak effe kadar etkili olmadiginin altini ciziyordu. Kucuk maclarda "hadi aslanlarim, yikalim gecelim" demesinin kolay oldugunu ama sahada islerin farkli oldugundan dem vuruyordu.. Effe ise Madrid, Man U gibi maclarda futboluyla direniyor ve diretiyordu.. Keza takimin sakaci cocugu Elber maglubiyet anlarda tüm takimin Effenberg'e baktigini ve onda inanci görünce herkesin ayaga kalkabildiginden bahsediyordu.. Simdi Effenberg dedikleri adam Maik Franz gibi disarida inanilmaz sorunlu ve imaj acisindan her bakimdan kötü örnek olandir.. Benim dahi antipatimi almistir ki kadin dövmeler, polislerle sorun yasayip mahkemeye cikmalar, yakin arkadasinin hatunuyla evlenmeler, issizler hakkindaki söylemlerine kadar her seyi sorunluydu lakin cok iyi bir saha ici lideriydi.. Kahn gibi.. Örnek olmasi acisindan söylüyorum takimima en son kaptan yapacagim insan inanilmaz efendi Ergün Penbe'dir.. Hagi bu lider karakterli kaptan tipolojisine bire bir örnektir. Kimileri öyledir ki tecrübesi, efendiligi ya da sessiz karakteriyle takim üzerinde inanilmaz etkilidir. Tek bir cesit karakterden bahsetmiyoruz lakin ortak noktasi digerleri üzerinde etkisi olan, herkesin düstügü yerde ayakta kalabilecek kadar güclü olmasidir.. Maik Franz TV'lerde dirsekleri, gizli gizli vurmalar, tükürmeler, hakem bakmadiginda tuttugu adami ittirmelerinin görüntüleri döndügü esnada takim kaptani olmustur.. Van Bommel gibi liderlik vasfi nedeniyle, efendi oldugu icin degil...


Timoschuk'un transferine özellikle dikkat kesilmistik zamaninda.. Saktar'dan da biliriz ve Zenit ile oynadigi oyunu da begenirdim ben.. Efendim o dönemlerde Hoeness cildiriyordu, anlasamiyordu bir türlü.. adamin sözlesmesi öyle ekstralarla doluydu ki Bayern gibi gerekirse on-yirmi milyon euro'yu futbolcunun cebine atmis klup basedemiyordu.. Ascisini getiriyor, taylanli masajcisini efendim neler neler.. Zenit'in ikna edebildigini Bayern edemiyordu ki inanilacak gibi degildi.. Bu nasil olurdu yahu diyordum ben..

Gecenlerde bir haber okudum ve her sey aydinliga kavustu. O da sudur ki bu yaninda gördügünüz hatunu ayni zamanda Hoeness ile pazarlik eden menajeriymis.. Bir kadinin eline bu sekilde düserseniz Bayern olsa öyle kolay olmaz o isler.. Sabirli adammis Hoeness.. Thomas Haessler ya da Schuster'in hatunlari da ayni zamanda menajeriydiler lakin dediklerine göre almanya böylesini görmemis mis..

13 yorum:

Can dedi ki...

Galatasaray'ın da Bülent Korkmaz'dan bu yana en büyük problemi bu değilmidir. Hagi gibi bir adamın olması da büyük ölçüde kolaylaştırmıştır Bülent'in işini. Onlardan bu yana Kewell dışında, ne olduğunu çözemediğim (karizma da değil) bu havaya sahip futbolcu yok takımda. O ağır duruşa sahip az oyuncu var. İşler kötü gittiğinde Effe'nin ya da Hagi'nin gözlerinden çıkan ateşi kim unutabilirki?

T.Ç. dedi ki...

sözü ardaya getireceksin diye düşündüm bir an. :))

arda da liderlik ruhu yok.yaşından dolayı değil.aklından dolayı.saha içi zekası süper.ama hayat zekası olumlu yada olumsuz yok. apolitik bir durum. saha dışında böyle bir zeka gerekir mi? elbette gerekir.yoksa en yetenekli oyuncu her takımda kaptan olurdu.ardayıda yetenekli diye (sahaiçi) kaptan yaptılar.mesela mustafa sarp saha içi ve saha dışı duruşu konuşmaları ile kaptanlık vasıflarını taşıyor.ama oda yeni geldi.

Borges dedi ki...

T.C: Arda'Yi isin icine katmadim cunku ilk uzun bos vaktimda Arda hakkinda yazacagim ve orada daha genis capli kaptanlik konusunu isleyecegiz sanirim. Söyle ki genel degerlendirme asamasinda biz yani galatasaraylilar hazir ne futbolcu ne kaptan bulduk, bedelini ödeye ödeye yetistirdik, arda da yetisecektir lakin bedelini de ödüyoruz, ödeyecegiz de..

T.Ç. dedi ki...

keşke bedelini ödeyip devam etse.ama öyle değil.ilk fırsatta kaptanını başkan kendisi yollayacak.yani hancı değil yolcu.bence kaptanlar ya aristokrat oluyorlar yada emekçi.(bülent korkmaz) . ardada ne aristokratlık var nede emekçilik.(bu yaşına rağmen 60 dakikalık kondisyonu neyle açıklanabilir).
bence yönetim ardaya gereksiz bir yük bindirdi.ve medyada çok kullandı.ikon yaratma hevesi var medyada.burada arda yı seçmiş gözüküyorlar.kendilerine göre doğru ama normalde yanlış.ardayı sade futbolcu olarak görmek daha iyidir.heryerde birileri tarafından kullanılması ise başka birilerine iyi gelir ama ardaya iyi gelmez.gibi.

benden bu kadar dedi ki...

borges. dayanamadın dimi :D

çok özlemiştik. en azından ben çok özlemiştim. yukarıdan aşağıya doğru okudum seni şu ana kadar.. bundan sonra aşağıdan yukarıya gidecek. devrimler yarım kalmasın zaten.

benden bu kadar dedi ki...

yukarıda hislerimi yazdığım için araya zort diye sokmak istemedim, ama yapmadan da geçemeyeceğim..

http://esomder.blogspot.com

Sheed dedi ki...

effenberg de kendisine franz'la ilgili bi soru sorulduğunda "futbol bi temas sporu, maik de bunu ortaya koyduğu için onu suçlayamazsınız, böyle oynamaya devam etmeli" gibisinden bi şeyler söyleyip destek çıkmıştı yanlış hatırlamıyorsam gomez olayı patlak verdiğinde..

blogun döndüğünü dün fark etmemişiz, bi vesileyle hoş geldin demek istiyoruz da çaktırmıyoruz daha çok.. hoş geldiniz..

varol döken dedi ki...

ben geldim...

Spooky dedi ki...

FD'de kaçırdım mı bilemiyorum ama jürgen röber, thomas doll hakkında iki satır yazı bekliyorum :)

bu ara geri dönüşünüze çok sevindm

KANDIRALI dedi ki...

kaptanlık muhabbetinde lafı arda ya getirdi getirecek diyordum bende, onu baska yazıya saklamışssın demek :) iyi olmus geldigin

varol döken dedi ki...

@t.ç
arda saha dışında türk futbol tarihinin uzun zamandır gördüğü en zeki (tabi burada zeka tanımlaması değişiyor ama en kaba tabiriyle topluma uyum gerektiren sosyal zekadan bahsedelim ama lütfen bunu sahanın içindeki olaylarla karıştırmayalım) adam... zeka ölçütleri birçok takım arkadaşının hatta yöneticinin üstünde... o yüzden acı çekiyor... arkadaşlık, kendini adamak, görevler ve bireysel zeka ve yetenekleri arasında gidip geliyor... ülke şartlarından bağımsız durabilseydi bence çok başka bir futbolcu olurdu... hala da olabilir... ama 50.000 kişi anasına avradına küfrederken çok zor... bunun da açılımı 22 yaşında gencecik çocuk sorumluluk alamaz falan değil... zeka, yaştan da tecrübeden de büyüktür ama türkiye'de çirkinlikler ve egolar zekadan da büyük...

eintracht frankfurt'u ve frankfurten sosislerini bekliyoruz artık (ulan herkes bekleye bekleye bize de sirayet etti, blogdan yazı beklenir mi lan, blog sahibi sizden reçel, köy yumurtası, sucuk beklesin, almanya da adam, biraz anlayış biraz güzellik:)

Spooky dedi ki...

reçel, köy yumurtası, sucuk göndereyim verin adres :)...

doll fırtınası esti, röber'in geyiği döndü diye dedim.

Borges dedi ki...

Sheed;) Hosbuldum.

Varol hosgeldik diyelim önce. Elbette yazilacaktir cok sey, bu yüzden geliyoruz.. Herkes her seyi isteyebilir de diretmesi ya da yazilamadiginda sorun cikarilmasi bazen cok anlamli olmuyor lakin böyle seyler cok yasamadim ben.. Skibbe-Frankfurt ikilisinin ayrintilari biraz daha fazla olacaktir o kesin.. ama iste sabah ciktim simdi geldim yarin emmoglu evleniyor benim ;) Lan onun dans ettigi klibi mi postlasak ne ;)

Spooky, Röber ile cok ilgili degildim ama ben Doll'u takip ederim zira severim cok.. Futbolu bilen adamdir, Hamburg ile yaptigi is kayda deger bir teknik adamlik basarisidir ki dortmund klubunden de kendisi cikip gitmistir aslinda diye götürürüz cok..

Kisa bir not:Yorumlar cokca zaman telefonla onaylanir, yayimlanmasi okundugu anlamina gelmiyor, bunu bir kenara koyalim efendim.