26 Temmuz 2010

Ahmet Kaya Belgeseli.!



Henüz bu adamin sanatciligi üzerine dönen bir tartisma görmedim. Bana göre dolayli yönden öldüren ya da ölümünün bir numarali suclusu olarak addettigim Ertugrul Özkök bir degil cokca kez Ahmet Kaya'nin yerinin dolmadiginin üzerinde duruyor. Ercan Saatci dahil aslinda ayni sirkette (Raks) calistigi ve sik sik görüsmek zorunda da kaldigi Ahmet Kaya'yi uzunca süre severek dinledigini ama bir gazetede "biraksin bu isleri gitsin amigoculuk yapsin" söyleminden sonra girdigi tartisma icerisinden sonra hayatindan Ahmet Kaya'yi cikardigini söylüyor Aktüel degisine verdigi röportajda.. Serdar Ortac, onun sarkilariyla büyüdüm ben der iken "Sünnetsiz Pezevenk" diye o malum gecede kendisini yirtan Senay Düdek ise hic kimsede olmayan Ahmet Kaya Arsivinin kendisinde oldugunu söyleyecek kadar ileri gidebiliyor.. Reha Muhtar "memleketim" sarkisini ortami yumusatmak icin söyledigini ve Ahmet Kaya'yi dinledigini söyler iken o gecede alkislayanlar arasinda yer alan Mahsun Kirmizigül'ün henüz bir aciklamasina sahit olmadim.. Insanlar Serdar Ortac'a kiziyor ya da o tepkisel cikisa tepki gösterenlerin üzerinde duruyor lakin benim gördügüm en büyük  karaktersizlik örnegi sonrasinda onun actigi yoldan kürtce sarkilar söyleyip film ceken  Mahsun Kirmizigül'ün alkislayanlara destek cikip elleriyle tempo tutmasidir. Daha büyük bir karaktersizlik örnegi yoktur sanirim..

Aslinda tüm bu olup bitenler nedir biliyor musunuz ? Ülkenin cok ama gercekten cok  güclü bir sahsiyetinin  bir sanatciya   sinirlenip onu yok etmek istemesidir. Sizler de yasanilan aci kayiplarin icerisinden ona  bu konuda oldukca yardimci oldunuz maalasef.

Ertugrul Özkök, o gün Ahmet Kaya'ya sinirlenmisti. Elindeki bütün gücü bir adami yok etmeye, öldürmeye hazirladi. O MGD gecesinden dört gün sonra atilan manset  ve iceriginin hikayesi asagidadir. Insanlarin PKK konusunda acikca söylemek gerekirse alingan olmasini ve tepkisel yaklasmasini anlayabiliyorum ve fakat biraz salim kafayla düsünürseniz  madem bu adamin bu fotograflari, belgeleri vardi neden o günlere denk getirildi ?  Dahasi bu mansetleri atan gazetenin eki neden o yillarda  Ahmet Kaya'ya ödül verir ?

Dahasi..

Hurriyet bir adamin PKK'li oldugunu iddia ediyor ve halka bu sekilde tanitiyor. Genel yayin yönetmeni tüm bu olan biten sonrasi neden kösesinde Ahmet Kaya övgüsü yapiyor ? PKK'li degil miydi yahu Ahmet Kaya ? Bakin 19 Aralik 2003 yilinda  yillar sonra Özkök'ün yazdigi köse yazisi..

" Civan Haco'yu dinlerken, ister istemez öteki Kürt sanatçıları hatırladım.

Mesela Ahmet Kaya'yı...

Onun hüznünü, onun sahiciliğini, onun sound'unu düşündüm." 

Ayni köse yazisinin sonunu da su sekilde bitiriyor:

"Türkiye, Kürtçe üzerindeki bütün yasakları kaldırdı.

Şimdi hep birlikte göreceğiz. Bu sanatçıların hangisi Ahmet Kaya gibi öldükten sonra bile yaşamaya devam edecek, hangisi daha ölmeden silinip gidecek."




Ahmet Kaya'nin PKK'li olup olmadigi konusu belki de herkesin bilmek istedigi ya da üzerinde durdugu konudur. Ama o gecenin ardindan mesele bu degildi, bunu mesele yapmakti. Bir halkin hedefine oturtmak, bir adami yok etmek idi. 

Kürdistan haritasi üzerinde cekildigi iddia edilen  fotograf ve yapilan haber asagida daha ayrintili bir sekilde anlatiliyor ve tüm bunlar Ertugrul Özkök'ün  o gecenin sonucunda olusmus Ahmet Kaya nefretinin bir sonucudur. O gece sonrasi "Gecenin bir cirkin adami vardi" gibisinden sinirini kösesine tasiyor  ve dahasi elindeki gücü  sonuna kadar kullaniyor. Halk durduk yere sekiz sutuna manset haberlerin arkasini-önünü sorgulamadan kabul edip tepkisini sert bir sekilde ortaya koyuyor. Sevilay Yükselir oldukca ayrintili ve güzel bir sekilde mansetin ve devaminin öyküsünü  anlatmis.



Tarih 14 Şubat 1999...

Türkiye`nin en büyük tirajlı gazetesi Hürriyet`in manşetinde ilginç ama çok ilginç bir fotoğraf.
Arkada Türkiye`nin bir bölümünü Kürdistan olarak gösteren bir harita... Haritanın tam üzerinde Abdullah Öcalan`ın posteri. Tam önünde ise 4 gün evvel Magazin Gazetecileri Derneği`nin gecesinde ödül alırken, "Kürtçe şarkıma klip çekmek istiyorum" dediği için gecede bulunanlar tarafından linç edilmeye çalışılan ünlü bestekâr Ahmet Kaya.

Fotoğrafın üzerinde ise ondan esinlenerek atılan "Ayıp ettin gözüm" manşeti.
Hemen altında, "Türkiye`nin bölünmesini istemiyorum, diyen Ahmet Kaya`nın, PKK gecesinde Apo`lu Kürdistan haritası önünde konser verdiği ortaya çıktı!" açıklaması.
Okuyanı dehşete düşüren ayrıntılar da alt spotlarda.

Fotoğraf 1993`te Berlin`de çekilmiş güya.

Kürt işadamlarının düzenlediği ve sadece PKK`lıların girebildiği geceye fotoğraf makinesi sokulmamış. Her nasılsa bir Alman kameraman girmeyi başarmış o geceye ve Hürriyet de o fotoğrafı o Alman kameramandan elde etmiş. Ve güya Ahmet Kaya o gecede, "Orkestramı getirmedim. Çünkü dağdaki gerillanın paraya ihtiyacı var" demiş.

Demiş de, demiş anlayacağınız rahmetli.

Onlara da bahane lazım ya... Türkiye`nin en prestijli gazetesi Hürriyet`teki bu manşeti gören polis de sabahın köründe apar topar Ahmet Kaya`nın evine dayanmış tabii.
Savcı, "Bu ne Ahmet Kaya?

Nasıl açıklayacaksın bu durumu?" diye sorunca, kalakalmış.

Çünkü gittiği iddia edilen tarihte yani 1993`te Almanya`ya ayağını bile basmamış ünlü sanatçı.
"Vallahi, billahi yalan! Asparagas! Provokasyon bu!" dese de kurtaramamış kendisini tutuklanmaktan.

Ancak aynı gün avukatı pasaportu getirip, kayıtları savcıların önüne koyunca serbest bırakılmış.
Bir kumpasın içine düştüğünün farkına varan polis bunun üzerine, resmi yazı ile Hürriyet gazetesinden, "Söz konusu haberle ilgili elinizdeki bilgi, belge, kamera ve ses kayıtlarını acilen tarafımıza iletin" diye talepte bulunmuş.

Hürriyet`in cevabı ne olmuş dersiniz?

(Lütfen bu bölümü dikkatli okuyunuz.) Gazetenin o dönemki avukatlarından Aslıhan Dumlu imzası ile yazılan cevap aynen şöyle: "14 Şubat 1999 tarihli nüshamızda `Ayıp Ettin Gözüm` başlığı ile yayımlanan yazı ile ilgili olarak elimizde kaset, görüntülü ses kaydı, bandı v.s bulunmamaktadır. Bilginize."

Zaten biliyorsunuz ki kısa süre sonra da rahmetlinin eşi Gülten Kaya, söz konusu fotoğrafın tamamen bir hayal ürünü, bir fotomontaj hilesi olduğunu mahkemelerde çatır çatır ispatladı.
Peki Hürriyet ne yaptı tüm bu rezaletin üzerine?

Bu asparagas, yalan ve tamamen düzmece olan haberinden dolayı Ahmet Kaya`dan, ailesinden, kamuoyundan, benden yani onun hayranlarından, sevenlerinden özür diledi mi?
Tabii ki hayır!

Tam aksine...

Kendi topraklarında, "hain, alçak ve bölücü sanatçı" damgası yediği için sokağa çıkamaz, halkın arasına karışamaz olan Ahmet Kaya, yüreğine taş basıp terk etmek zorunda kaldı sevdiği ülkesini.

Bu yangınla Avrupa`da bir konserinde hayranlarına, "Birkaç şerefsiz yüzünden ülkemden ayrıyım. Çok dokunuyor. Hazmedemiyorum bunu" diyerek dert yandı.

Tabii ki Ahmet Kaya`nın birkaç şerefsiz sözünden kimi ya da kimleri kastettiğini çok iyi bilen Hürriyet, aynı düzmece kafayla manşeti çekip, "Ahmet Kaya `64 milyona şerefsiz!` dedi" diyerek provokasyona devam etti.

Şimdi...

Tüm bu belgeler gün gibi ortadayken, Hürriyet`te o manşetleri atan dönemin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök`ün ne yapması gerekiyor?

Bu konu hakkında yazılanları görmezden gelip suskun kalması mı, yoksa kendisi için değilse bile Hürriyet`in şerefini kurtarmak adına mertçe çıkıp, "Çok pis, kalleşçe bir habere imza attım!
O manşetlerden dolayı önce rahmetli Ahmet Kaya`dan, sonra tüm kamuoyundan kalben özür dilerim" demesi mi?

Haa o bunu kendiliğinden demiyor mu?

O zaman biz de her bulduğumuz fırsatta şu soruyu sormaya devam ederiz kendisine:

"Söyle Ertuğrul Özkök. Kim vatan haini? Ahmet Kaya mı? Yoksa ona önce öyle deyip, sonra da, `Bizde bu alçaklığın belgesi ne yazık ki yok!` diyenler mi?"




Her sey yalanlanmiyor, gercek neyse ortaya koyuluyor. "Kürdüz ölene kadar, vallahi barisi özledim vallahi Apo'yu özledim" videosu gercektir. Bunu kimse inkar etmiyor. Dönem itibari ile Abdullah Öcalan yakalanmis ve  en azindan söylemlerinden  ülkeye "izin verirseniz bu savasi bitireyim"  gibi "Baris" mesajlari veriyor. Karisinin anlatimi ile bunun üzerine söylenmis bir dogaclamadir.  O dogaclamanin sonrasinda o konser icerisinde  Ahmet Kaya'nin sözlerini de dikkate almalisiniz. 

"yaşamak, tek başına bir şey değil.
yaşamak, karı koca olarak yaşamak da bir şey değil.
yaşamak, iki kişiyle yaşamak da bir şey değil.
yaşamak, onurunla, namusunla, ulusal kimliğinle, halkınla yaşamaktır, onurlu yaşamaktır, şerefli yaşamaktır.
ve biz, bedeli ne olursa olsun, yaşamımızın hiç bir zerresinde ne Türkiye ne de Türk düşmanlığı yaptık. ama biz hayatımızın başladığı noktadan bugüne kadar geçen süreç içerisinde bağımsız, demokratik bir ülkenin dürüst kürtleri olarak yaşamak istedik.
ve buna az kaldı arkadaşlar"

Milyon tane röportajinin icerisinde hicbir zaman ülkenin bölünmesine dair tek bir mesaji yok bu adamin ve bunun aksine ülkenin bölünmez bütünlügünü savundugunu disarida sürgün yasadigi dönemde dahi siklikla, onlarca, yüzlerce kez söylüyor. O gece öncesinde PKK tarafindan sevilen bir isim de degildi. Abdullah Öcalan yakalandiginda 64 sayfalik rapor icerisinde pek cok sanatcinin ismi gecer iken Ahmet Kaya'ya dair üc satir vardir ve düzenlenilen bir iki geceye  cagrildigi gibisinden kucuk bir ayrintidir. 

Mahsun Kirmizigül ve benzerlerinin ellerinin ayaklarinin titredigi yerde Kürt kimligini sonuna kadar Türkiye icerisinde yasatmak adina eylem yapan ve bu anlamda korkusuz olan bir insan, baska türlü düsünseydi bu kadar siklikla bunu söylemek zorunda kalabilir miydi ki ? Dövseniz,sövseniz de dogrularindan vazgecmeyecek bir karakter oldugu ortada degil midir ? 

Bir Yudum Insani hazirlayan Nebil abinin ölümünden tam bir yil önce Fransa'da yaptigi röportajin iceriginde kucuk bir özelestiri vardir. Bazen o insanlarin icerisinde gaza gelip asiriliklarim olmus olabilir gibi kendi icerisinde bir yanlisligi dile getiriyor ve fakat tüm ülkenin ona yüzünü döndügü bir sirada kendisini disarida düne kadar pek de savunmadiklari halde o günlerde hic yalniz birakmayan kalabaligin isteklerine uymus, ona dair bir seyler söylemis olmasi cok da sorun olmamasi gerekir.  Bir kesim linc eder iken disarida o sürgün yillarinda yasadiklarini kendinizi onun yerine koyarak anlamaya calisin.

Ahmet Abi'nin Vapurunda Kemalist söylemler icerisine giriyor. Bir PKK'li yalandan dahi olsa Mustafa Kemal övgüsü düzmez. Bir PKK'li saka yoluyla dahi olsa hicbir zaman ülkenin bölünmez bütünlügü üzerine yaklasik kirk bes ayri yerde söylem gelistirmez. Ahmet Kaya'nin kitlesinin azimsanmayacak bölümünü olusturan PKK sempatizanlari ile iliskisi belki vardir ve olmamasi düsünülemez zira ortak "Kürt Kimligi "paydasinda birlesiyorlar ve fakat Örgüt üyesi ve destegi asla ve asla olmamistir. Bunu onu en yakinindan taniyanlar defalarca dile getirmistir. Atilla Ilhan'in siirlerini besteleyen, Atatürk'e devrimci diyen ve dahasi bu ülkeyi cok sevdiginden ve baska yerde yasamaz olusundan ölmüs bir insan baska türlü olabilir mi yahu ?

video

Solcular benim zamanimda sürekli elestirmistir ve sanildigi gibi PKK sempatizanlarinin da söylemleri nedeniyle hicbir zaman desteklemedigi bir isimdir. PKK kismi beni ilgilendirmiyor ama sol kesim Malatyada fakir isci ailesinin besinci cocugu olarak dogup Istanbula gelen ve dahasi birakin Univesiteyi liseyi birakip isporta tezgahlarinda calismak zorunda kalan bir adamdan utanmasa Marksizmin yeniden yorumlanmasini bekleyecek ölcüde zivanadan cikmis beklentiler ile ona yasami zaman zaman cekilmez hale getirdigi olmustur.

16 yasinda afis basmaktan iceri giren, PKK'nin hic olmadigi bir zamanda ve herkesin susturuldugu bir dönemde ortaya cikan daha cok o günlerin milyonlarina varan insanlarinin yasadigini melodiye dökme kabiliyeti olan bir sanatcidir. TRT Ses'in oldugu bugüne göre de dönemin devrimcisidir bu acidan.

Ölmemis, öldürülmüstür. Bedel ödemistir..

Bir gün dügün salonuna aniden dalip oynayan insanlarin icerisine karistigini ve oynadigini anlattigi bu bölümü bire-bir yasamis olmamdan dolayi cok fazla etkilenmisimdir.. Böyle bunalimi bir baskasi da yasiyor olmasi bana cok tuhaf gelmistir. Bunu Can Dündar'in belgeselinde anlatirken neden agladigini anlayamiyorsaniz neyi neden yaptigini da kendi dünyanizin icerisinde anlamlandirmaya cabalamayin, birakin o sizin anlayamadiginiz "farkli" bir insan olsun.. Yapabileceginiz en güzel sey sizi zenginlestiren, sizi güzellestiren o farki yasatmaktir, onu kendinizce anlamak/anlamlandirmak degil..