15 Ağustos 2010

Sivasspor - Galatasaray : 2-1



Galatasaray'in lige hazir olmadiginin hemen herkes farkinda olarak futbol acisindan cok fazla bir beklenti icerisine girilmemesine ragmen öyle bir futbol oynandi ki yine de isyan ettirmeyi basardi.Sivasspor ise cok iyi bir görüntü cizmemesine ragmen bu kadar kötü olan rakibini cezalandiracak kadar bir performans göstermeyi basardi ve üc puani alan taraf oldu.

Rijkaard son anda Serdar Özkan rahatsizligi nedeniyle kadrosunda degisime gitmek zorunda kaldi. Aslinda sag kenar eksikligini Kewell ile kapatip Mehmet Batdal ile baslayabilirdi ve fakat tüm hafta boyunca yapilan hazirligi bozmak istememis olacak ki Kewell forvet olarak maca basladi. Bu bir acidan önemlidir zira mac boyunca Kewell bir forvetin yapmasi gerekenleri harfiyen yerine getirme cabasi icerisinde sahada olumlu isler yapti. Kendisini bu maca forvet olarak hazirladi ya da Kewell forvetligine göre bir düzen olusturuldu. Diger türlü mac icerisinde gerceklesen ikinci secenek cok daha dogruydu bana göre.Kewell, geriye gelip ortasahalasarak pasörlük yapti, santrafor oynunu oynadi ve yer yer tehlikeler de yaratti.

Halihazirda orta saha eksikligi icerisinde top tutma zaafiyetinin oldugu bir konumda Sabri sakatligi sonrasi kenar eksikligi nedeniyle oyunu tek kenarli oynamak zorunda kalmasi Galatasaray icin isin tuzu biberi oldu. Sag kenar Serdar-Pino-Sabri'sini kaybedince Ali Turan'in fiyasko performansi ve bu kaosun icerisinde kaybolan genc oyuncu Emre Colak ile yoklari oynadi doksan dakika boyunca..

Verdigi yanlis pas sonucu kalesinde golün görülmesine neden olsa da Hakan Balta, Mustafa Sarp,Kewell ve Arda Turan ile beraber sezona hazir baslayabilen bir kac oyuncudan birisidir ve bu sene belki de bir "Sabri Gelisimini" de onda görecegiz zira hic olmadigi kadar hucuma cikip insiyatif aliyor.. Tartisilacak bir tespit olsa da o can alici hatasina ragmen sadece bu macin degil GS'in oynadigi son maclarda Hakan Balta'yi sahanin en iyilerinden birisi olarak görüyorum.

Sivasspor ise Galatasaray karsisinda kalabalik bir savunma ile rakibini karsilasa da ileride Mehmet Yildiz'in müthis formu nedeniyle buldugu bosluklari güzel bir sekilde degerlendirmesini bildi. Mehmet Yildiz'in kiyaslandigi Hakan Sükür hicbir döneminde topu bu sekilde saklayip bu kadar güzel bir pasörlük örnegi sunmamistir. Zamandan calmasi, hucumda cogalma sorununa kazandirdigi vakit ile cözüm üretmesi ve dogru yerlere topu oynayabilmesinin disinda basina üsüstürdügü insan yigini ile bosluklar acmasi bakimindan bu macin bana göre tartisilmaz Bruno Zita ile beraber en iyi iki isminden birisiydi.

Sivasspor teknik direktörü Bakkal, Rijkaard'in takiminin zaafiyetinin farkinda olarak baskiyi dogru yere uygulayarak rakip takimin top yapmasini biraz da kolay bir sekilde engelledi. Top ancak Neill vasitasiyla ileriye dogru gönderilebildigi vakit tehlike yaratti ve bunun disinda kalesinde cok önemli pozisyon dahi görmeden maci bitirdi.

Sivasspor'un pozisyon vermemesinin temel nedenlerinden birisi rakibe göre daha hazir bir sekilde lige baslamasi oldugu kadar Galatasarayin bugünkü kadro yapisinin 4-3-3'e göre yetersiz olusu da bir baska etken. Orta saha topa sahip olma ve topu ileri tasimada önemli iken bir sekilde ileriye dogru tasinan toplarin yeteri kadar pozisyon üretememesi Arda-Emre gibi disforvet olmayan kenardan ziyade kanat adami özellikleri fazla oyunculardan kurulu olmasidir. Bu sistem nasil ki orta sahasina iki yönlü oyuncu istiyorsa kenarlarina da disforvet özelligi fazla Pino-Kerwell gibi oyunculari sart kosuyor. Bu acidan Batdal tercihi Kewell kazaninimi nedeniyle bana göre cok daha dogru idi.

Mac baslamadan önce koridorda Galatasaray takim kaptaninin "Kornerlerde adam paylasimina dikkat" sözüne ragmen yenilen ASY'deki Belgrad karsilasmasindaki benzer golü görünce; Iyilesme adina umudum cok ama cok fazla azaldi. Arda'nin Emre Colak'a olan tavri,Rijkaard'in kenarda gereginden fazla olan heyecani takimdaki tek sorunun teknik degil biraz da psikolojik oldugunun altini ciziyordu sanki.. Bu macta da kendisini aciga cikaran topa sahip olma sorununun temelinde transfersizlik yattigi kadar sahada dogru bir sekilde yerlesim alamama gibi gerekli taktiksel olgunluga erisilememesi de en az yapilmayan transferler kadar korkutucu bir Galatasaray gercegidir.

Elano-Pino-Serdar-Baros tam olarak iyilesip takima adapte olup üzerine güzel bir orta saha transferi gerceklesse dahi bu yenilen gollerin hatasini aciklamayacaktir. Ligin henüz daha ilk macinda yanlis yapan genc oyuncunun üzerine cullanan psikolojinin nedeni de degildir.

Ne Sivasspor'u ne de Galatasaray'i begendim. Sivasspor icin umut var iken Galatasarayin sorunu iki transfer ile cözülecek gibi degil.

20 yorum:

Hakan dedi ki...

Bense Hakan'ı hiç beğenmedim hücuma hiç destek vermedi. Mehmet ile başlanması gerektiği fikrine katılıyorum böylece Emre'nin yerinde Arda ve solda Kewell çok daha etkili olacaktı.

http://hagininkosani.blogspot.com/

mre dedi ki...

Ben de yaparım şu oynamalıydı bu yedek olmalıydı yorumlarını lakin maç sonrası havanda su dövmek olduğunu düşünüyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi hafta içi planlarını değiştirmemek adına bu 11 ve dizilişle yer aldığımızı tahmin ediyorum.
Bugünkü 11'den tam 5 oyuncunun geçen yılın rotasyon futbolcuları (yedek demeye dilimiz varmıyor ya o yüzden) olduğunu göz önüne alırsak Rijkaard'ın ne durumda olduğunu anlayabiliriz. Baros'un hazır olmadığını varsayarak kulübeye baktığında tüylerinin diken diken olduğun hissediyorum adamın.

Sen kaliteli bir un, fena olmayan şeker, taze güzel bir tereyağ verirsen uzun vadede çok leziz tatlılar yersin hatta dünya standardında olur yediklerin. Unumuz böceklenmiş ama idare et, şeker yerine tatlandırıcımız var, yağımız da margarin dersen ortaya çıkacak helva bu kadar olur Rijkaard'la. Bu malzemenin hocası Daum'dur, Lucescu'dur, Terim'dir, sizin çok sevdiğiniz Magath'tır belki ama Rijkaard, Guardiola, hatta Schuster değildir. Eğer eldeki malzeme buysa Rijkaard'a ihtiyaç yoktur, Bülent Korkmaz'la da 3.(herhalde) olabilirdik.

Not: Yazdıklarımı okudum da Erman Toroğlu gibi yazmışım, eyvah ki ne eyvah :)

manu dedi ki...

gs değişiklikler gelene kadar sadece Arda 'nın ayağına baktı. Emre çolak sağına hiç gidemediğinden topu her aldığında rakibi solunu kapadı, emre de bol bol yan pas yaptı durdu. Lorik Cana defansın önünde Makalele tarzı bir görev üstlenmiş, ileri kesinlikle çıkmıyor. Ayhan 'ın da eski ileri-geri oyunu pek kalmamış, ortadan bir tek Mustafa Sarp düzenli koşular yapıyor ve koskoca GS de Ardaya sadece sınırlı bir Sarp katkısı ekleniyor ve takım bu halde pozisyonlar bulmaya, gol atmaya çalışıyor. Haliyle koca maçı da pozisyon bulamadan bitiriyor. Transferlerin de iyice geciktiğini düşünürsek,daha ilk maçtan çok çok erken ama bu sene de Gs den bir şey olmayacak gibi.

DadyCool dedi ki...

Bu kadar ruhsuz bu kadar kötür bir Galatasaray beklemiyordum. Neresinden tutsanız elinizde kalır. Böyle bir takım yarattıkları için yönetimi alkışlamak gerekir her babayiğidin harcı değil. Böyle bir takım yönettikleri için de Rijkaard-Neeskens ikilisinin allah yardımcıları olsun. Futbolun f'sinden anlamayan o kadar çok adam var ki burda kahroldum izlerken.


http://kuleforvet.blogspot.com/

ruchankaya dedi ki...

bugun twitter yorumlarinda gormustum; hakikaten en kotusu, dk 60, Galatasaray 2-1 geride ve sahadakiler ve izleyenler dahil hic kimse bir "geri donus" beklemiyordu. daha sezonun ilk macinda bu kadar umitsizlik pek hayra alamet de degil hani.

takimdaki en buyuk eksiklik mental gibi duruyor bu arada. daha bu sezon yenen ilk golde herkes hakemin pesinde, hoca rakip antrenorun tepesinde olacaksa isimiz zor. hadi yardima devre arasi yetisiyor. ama ikinci yari boyunca hicbir farklilik yok. tek yapabildigimiz uzun topla pozisyona girmeye calismak, ki 45 dakika boyunca bunu bile yapamadik; organize ataktan bahsetmiyorum bile.

Plaseyi Hanri Gibi Vuruyorum dedi ki...

Takımda ruhsuzluk falan yok. Ruhsuz olan adamlar dünkü gibi tabiri caizse çirkeflik yaratmazlardı. Rijkaard'dan tutun da Gökhan Zan'a, Kewell'a, Sarp'a bir çok oyuncu çok hırslı. Geçen seneden bu seneye gelen en iyi şey bu.

Fakat inanılmaz bir özgüven sorunu var. Rakip taç atarken bile presi hocanın talimatıyla anca yapacak kadar kendine güvenen adamlardan bahsediyoruz.

Öte yandan Ayhan gibi sürekli alan savunmasının içine eden bir ortasaha ve Servet gibi hakikaten ne oldu da bu kadar rezalet oynamaya başladığını merak ettiğim bir savunmayla bu kadar olur. Gerçekten başkan olsam bir dakika düşünmeden Servet ile Ayhan'ın sözleşmelerini feshederdim. Gerek yok.

Takıma ortasahadan evvel özgüven transfer edilmeli. Bu maç kazanmadan nasıl olur bilemiyorum. Baros, Kewell, Cana, Neill ve Arda gibi adamlara büyük iş düşüyor. Takımı oyunda tutmalılar bir şekilde. Dün Cana ile Neill sürekli arkadaşlarını hareketlendirmek istediler fakat olmadı. Umalım ki diğer maçlarda bu garip güvensizliği üzerilerinden atsınlar.

Yoksa Borges'in de belirttiği gibi transferle çözülecek değil sanki problem.

Anıl dedi ki...

Galatasaray başarısızlığı gelenek haline getirdi maalesef. Türkiye'ye Şampiyonlar Ligi maçlarının başlama saatini ezberleten takımın düştüğü hallerede bir bakın. Başarısızlık bir yere kadar tahammül edilebilir bir şey ancak bu takımın duruma olan alışkanlığı beni çileden çıkarıyor. Son yıllarda, ki buna özellikle son iki sezon dahil, ben bu kadar aciz bir Galatasaray görmedim. Dediğiniz gibi bu takımın sorunu iki transferle çözülecek bir şey değil. TT Arena'nın açılışı hüsran olacak böyle giderse.

HHKahraman dedi ki...

Balta'nın defanstan yaptığı şişirmeleri saymazsak yaptığı orta sayısı 3'ü geçmez. Sıfıra indiğini hatırlayan varsa beri gelsin. Maçı beraber izleyelim şu Hakan'ı görmek için diyeceğim ama bu futbola rağmen Hıncallaşmamak lazım...

Pan Monroe dedi ki...

Arda'nın Emre Çolak'a olan tavrına sonuna kadar hak veriyorum dostum.

Emre'nin sorunu hata yapması değil. Genç futbolcu hata yapar, top da kaptırır,kötü de oynar. hiçbirimiz ondan mucize beklemiyoruz.

Fakat Emre Çolak'tan bu kafa yapısıyla hiç bir halt olmaz. Resmen 35 yaşında veteran Yusuf gibi oynamaya çalışıyor Emre. Dün galatasarayın oyunu sağ kanatta bu kadar sıkıştıysa, bu Ali Turan'ın suçu değil, dibe koşular yapmak yerine her pozisyonda topu ayağına alıp Hagi'cilik oynayan Emre'nin suçudur. Ben Rijkaard'ın yerinde olsam uzun süre kadroya almazdım onu. Bu şekilde Tarık bile olmaz Emre'den.

Barakuda dedi ki...

Yönetim'in ikiyüzlü tavrından iğreniyorum.. Mücadelelerinden ve hırslarından yüzdeyüz emin olamadığım futbolcularımıza kırgınım.. Rijkaard'a tapıyorum, ufak yanlışları olsa da.. Şu ortamda kızılacak en son kişi o ve ekibi.. Adnan Polat, Adnan Sezgin, Arda Turan ve türk futbolcuları hakkında destan gibi yazılar yazabilirim ama gereksiz yere sinirlenmek istemiyorum.. o yüzden kafama takılan teknik bir konuya parmak basmak istiyorum..

Galatasaray'da geçen sezonun başından beri gözüme çarpan en büyük eksiklik oyuncuların arasındaki mesafelerin inanılmaz uzun olması.. Sistem ve sisteme uyum denen şeyin sadece dizilişler olmadığı şu ortamda 1 hafta önce ilk yarısını izlediğim schalke-bayern münih maçı aklıma geliyor..

o ilk devre hayatımda izlediğim en sıkıcı 45 dakikaydı belki de ama sahada gördüğüm disiplin, sistem, taktik anlayışa hayran kaldım.. o sıkıcılığı, oradaki düzene hayran kalarak atlattım.. en basit hazırlık paslarında bile defalarca kez kurulan üçgenler ve topun bir kanattan diğerine akışı, ortasahaya sıkışmış öne basık defanslar ve müthiş çizgi uyumları.. bıkılmadan usanılmadan denenen araya kaçırmalar, ve asla bundan bıkmamalar.. çok yakın olan oyuncular.. devamlı yer değiştirenler.. harikaydı..

bu değişkenlik ve akıcılık skibbe galatasarayı'nda vardı işte.. özellikle lincoln'ün olduğu zamanlarda o'nun sahanın her yerine gitmesiyle beraber, arda'nın da o'ndan nefret etmeyi unuttuğu anlarda inanılmaz organizasyonlar yapıyordu galatasaray.. bu ikisinin yanına eklenen kewell-baros, bazen de nonda ile birlikte topa sahip olan takımdı genelde galatasaray.. şimdi durmadan ayhan'a barış'a sarp'a laf ediyoruz(m) ama o zaman da arkamızda topal ve ayhan vardı hep.. bazen bence türkiye'nin en underrated oyuncusu olan ve saf tipi yüzünden(cuk tabirle "piç" olmayan tip) çok antipati duyulan mehmet güven ve çok kısıtlı tekniğe sahip barış bile çok kez ayak uydurabiliyordu bu düzene.. devinim vardı çünkü.. son 10 yıldaki en iyi futbol da bu dönemlerde oynanmıştı zaten.. ama yanlış yönetim hamleleri, defans sorunları, lincoln istikrarsızlığı, ve acemilik derken lastik patladı ve fatura skibbe'ye kesildi tek bir maç sonrası.. baros o gün maç 3-2 iken penaltıyı soksa idi çok şeyler değişebilirdi..

rijkaard bir efsanedir.. o'nun kulübedeki halini gördükçe çıldırıyorum.. o sahadakilere kızmıyor aslında.. o'nun kızgınlığı adnan polat ve ekibinedir sanıyorum.. polat'ın rijkaard'a, taraftara, basına sunduğu vizyon vaatlerinin şimdi ne kadar altı boş hayaller olduğu açığa çıktı ve zeka küpü bu adamın da her şeyin farkında olduğu ve ne denli büyük bir hayal kırıklığına uğradığı da bir gerçek.. üzülüyorum o'nun adına.. hataları elbette oldu, olacak.. ama o'nu saha içinde bu denli baltalayan oyuncular.. elsiz ayaksız bırakan yönetim ve ölüsoyucu medyayı düşününce.. kızamıyorum ki artık.. kapasitesi bu kadar takımın.. şu vaziyette 5.lik bile iyi gibi duruyor.. 2006 ve 2008 rüzgarı gibi havalarla aynı kadro çok rahat 2. de olabilir.. belki düşük puanla şampiyon.. ama bu ruhun oluşması çok zor şu ortamda.. 5 sene içinde en sonunda güç bela topa vururken ayağını da topla birlikte ileri fırlatmamayı öğrenmiş ve heyecanını yitirmiş arda mı ruh katacak takıma, şahlandıracak.. son dakikada kaleci ve orta saha transferleri gelirse ve beklenmedik derecede sıkı bir uyum yakalanırs değişir belki bişeyler.. bunlar dışında en büyük üzüntüm hocayadır.. başka kimseye değil.. o'na layık olamadık.. umarım bu sene oluruz az bir ihtimal de olsa.. türk fetişistliği yüzünden emre çolak'a bel bağlayıp gio'yu takıma kazandırmayan zihniyete.. neyse.. detaya girmeyecektim.. saygılar.. kalbi kırık bir sevdalıdan dökülenler budur..

Barakuda dedi ki...

Yönetim'in ikiyüzlü tavrından iğreniyorum.. Mücadelelerinden ve hırslarından yüzdeyüz emin olamadığım futbolcularımıza kırgınım.. Rijkaard'a tapıyorum, ufak yanlışları olsa da.. Şu ortamda kızılacak en son kişi o ve ekibi.. Adnan Polat, Adnan Sezgin, Arda Turan ve türk futbolcuları hakkında destan gibi yazılar yazabilirim ama gereksiz yere sinirlenmek istemiyorum.. o yüzden kafama takılan teknik bir konuya parmak basmak istiyorum..

Galatasaray'da geçen sezonun başından beri gözüme çarpan en büyük eksiklik oyuncuların arasındaki mesafelerin inanılmaz uzun olması.. Sistem ve sisteme uyum denen şeyin sadece dizilişler olmadığı şu ortamda 1 hafta önce ilk yarısını izlediğim schalke-bayern münih maçı aklıma geliyor..

o ilk devre hayatımda izlediğim en sıkıcı 45 dakikaydı belki de ama sahada gördüğüm disiplin, sistem, taktik anlayışa hayran kaldım.. o sıkıcılığı, oradaki düzene hayran kalarak atlattım.. en basit hazırlık paslarında bile defalarca kez kurulan üçgenler ve topun bir kanattan diğerine akışı, ortasahaya sıkışmış öne basık defanslar ve müthiş çizgi uyumları.. bıkılmadan usanılmadan denenen araya kaçırmalar, ve asla bundan bıkmamalar.. çok yakın olan oyuncular.. devamlı yer değiştirenler.. harikaydı..

bu değişkenlik ve akıcılık skibbe galatasarayı'nda vardı işte.. özellikle lincoln'ün olduğu zamanlarda o'nun sahanın her yerine gitmesiyle beraber, arda'nın da o'ndan nefret etmeyi unuttuğu anlarda inanılmaz organizasyonlar yapıyordu galatasaray.. bu ikisinin yanına eklenen kewell-baros, bazen de nonda ile birlikte topa sahip olan takımdı genelde galatasaray.. şimdi durmadan ayhan'a barış'a sarp'a laf ediyoruz(m) ama o zaman da arkamızda topal ve ayhan vardı hep.. bazen bence türkiye'nin en underrated oyuncusu olan ve saf tipi yüzünden(cuk tabirle "piç" olmayan tip) çok antipati duyulan mehmet güven ve çok kısıtlı tekniğe sahip barış bile çok kez ayak uydurabiliyordu bu düzene.. devinim vardı çünkü.. son 10 yıldaki en iyi futbol da bu dönemlerde oynanmıştı zaten.. ama yanlış yönetim hamleleri, defans sorunları, lincoln istikrarsızlığı, ve acemilik derken lastik patladı ve fatura skibbe'ye kesildi tek bir maç sonrası.. baros o gün maç 3-2 iken penaltıyı soksa idi çok şeyler değişebilirdi..

Barakuda dedi ki...

u değişkenlik ve akıcılık skibbe galatasarayı'nda vardı işte.. özellikle lincoln'ün olduğu zamanlarda o'nun sahanın her yerine gitmesiyle beraber, arda'nın da o'ndan nefret etmeyi unuttuğu anlarda inanılmaz organizasyonlar yapıyordu galatasaray.. bu ikisinin yanına eklenen kewell-baros, bazen de nonda ile birlikte topa sahip olan takımdı genelde galatasaray.. şimdi durmadan ayhan'a barış'a sarp'a laf ediyoruz(m) ama o zaman da arkamızda topal ve ayhan vardı hep.. bazen bence türkiye'nin en underrated oyuncusu olan ve saf tipi yüzünden(cuk tabirle "piç" olmayan tip) çok antipati duyulan mehmet güven ve çok kısıtlı tekniğe sahip barış bile çok kez ayak uydurabiliyordu bu düzene.. devinim vardı çünkü.. son 10 yıldaki en iyi futbol da bu dönemlerde oynanmıştı zaten.. ama yanlış yönetim hamleleri, defans sorunları, lincoln istikrarsızlığı, ve acemilik derken lastik patladı ve fatura skibbe'ye kesildi tek bir maç sonrası.. baros o gün maç 3-2 iken penaltıyı soksa idi çok şeyler değişebilirdi..

rijkaard bir efsanedir.. o'nun kulübedeki halini gördükçe çıldırıyorum.. o sahadakilere kızmıyor aslında.. o'nun kızgınlığı adnan polat ve ekibinedir sanıyorum.. polat'ın rijkaard'a, taraftara, basına sunduğu vizyon vaatlerinin şimdi ne kadar altı boş hayaller olduğu açığa çıktı ve zeka küpü bu adamın da her şeyin farkında olduğu ve ne denli büyük bir hayal kırıklığına uğradığı da bir gerçek.. üzülüyorum o'nun adına.. hataları elbette oldu, olacak.. ama o'nu saha içinde bu denli baltalayan oyuncular.. elsiz ayaksız bırakan yönetim ve ölüsoyucu medyayı düşününce.. kızamıyorum ki artık.. kapasitesi bu kadar takımın.. şu vaziyette 5.lik bile iyi gibi duruyor.. 2006 ve 2008 rüzgarı gibi havalarla aynı kadro çok rahat 2. de olabilir.. belki düşük puanla şampiyon.. ama bu ruhun oluşması çok zor şu ortamda.. 5 sene içinde en sonunda güç bela topa vururken ayağını da topla birlikte ileri fırlatmamayı öğrenmiş ve heyecanını yitirmiş arda mı ruh katacak takıma, şahlandıracak.. son dakikada kaleci ve orta saha transferleri gelirse ve beklenmedik derecede sıkı bir uyum yakalanırs değişir belki bişeyler.. bunlar dışında en büyük üzüntüm hocayadır.. başka kimseye değil.. o'na layık olamadık.. umarım bu sene oluruz az bir ihtimal de olsa.. türk fetişistliği yüzünden emre çolak'a bel bağlayıp gio'yu takıma kazandırmayan zihniyete.. neyse.. detaya girmeyecektim.. saygılar.. kalbi kırık bir sevdalıdan dökülenler budur..

keyifadami dedi ki...

yönetim ve teknik direktör değişikliği yaşamayan bir takımın bir önceki sezonda başarısız olmasına neden olan tüm sebepleri bir sonraki sezona da taşıması bir şeylerin yanlış olduğunu gösteriyor. nonda'nın gönderilişinden sonra baros'un sakatlanması sonucu yaşananlar ortada. buna çözüm olarak sadece mehmet batdal alınıyor. baros yine sakat ama mehmet batdal ilk 11'e giremiyor. büyük bir organizayonel hata, hatta hatalar zinciri. sezgin&rijkaard önderliğinde kurulan kadro yapısı geçen yılın tüm sakatlıklarını aynen bu yıla da taşımış. topal yerine cana geldi. onun dışında alınan hiçbir oyuncu galatasaray'ı bir adım öteye taşıyabilecek kapasitede değil.

ayrıca balta'nın 2. golde topu kaptırmasından öte, adamı ciddiyetsizce kovalamaması daha önemli. tekrarlarda açıkça görüldü.

bir beşiktaş taraftarı olarak kendi takımımdan henüz memnun değilim. ancak tünelin ucunda bir ışık görüyorum. ancak galatasaray bu sezon beni korkutmuyor açıkçası. ayan beyan açık problemlere aylardır neşter vuramamış galatasaray'ın önümüzdeki dönemde de bunları düzeltebileceğini sanmıyorum. maalesef daha da kötüye gidebilir zira galatasaray taraftarı geçen yılın başından itibaren devrim adını verdiği bir büyük beklentinin içine girdi. sıkıntılı yönetim-teknik direktör-oyuncu kadrosu üçgenine homurdayan taraftar da katılırsa tepden bazı kelleler gitmek zorunda kalabilir.

Sade dedi ki...

ümitsizliklere sebep olan sevgili yönetime gitin bu maglubiyet... bu açıdan alınan mağlubiyete sevindim.

Ati dedi ki...

Amerikadan GSnin cok daha genel, bir nevi kus bakisi analizini yapmaya calisacagim:
1.Adnan Polat son secimlerde aldigi oydan hic memnun kalmadi Camiada ciddi bir muhalefet oldugu kokusunu aldi. O yuzden butun planlari onumuzdeki secimlere yonelik. Rijkaardin TRye uyumuyla ilgili supheleri ve konjonktur geregi bu seneyi de pekala gozden cikarmaya razi. Adnan Sezgin sadece bir piyon, kimse transferde onu suclamasin.
2. Rijkaard yonetimdeki karmasanin farkinda. Ustelik transferde kendi isteklerine olan kayitsizligin ve gecen seneden bile beter bir kadronun eline verilmesinden sonra, bu sene icin umudini coktan yitirdi ve sene sonu parasini alip ayrilacak.
3. Adnan Polat onumuzdeki sene kongre oncesi son kozunu oynayacak. Bu seneki maas kesintileri de aslinda onumuzdeki seneye hazirlik. Transfere buyuk paralar harcayacak ve muhtemelen Fatih Terimi basa getirecek.
4.Bu seneki oyuncu kadrosuna taraftarin memnun kalacagi iki (Misimovic,Baptista,Ireland vb.)takviye olsa bile basari cok zor. Rijkaard cok ozel bir oyunun pesinde ve benzer bir oyun yapisini daha evvel TRde denemeye kalkan Hiddink, Del Bosque ve Aragones gibi hayal kirikligi yasayacak. Oyuncular butun bu hengamede takima aidiyet ve basari icin sorumluluk alma hislerini kaybetmisler.Ustelik Arda haric cogu Turk oyuncunun ne yonetime ne de Rijkaarda itimatlari yok.
5. Bu oyuncu kadrosu yine de daha basarili olabilirdi. Kalli veya Ersun Yanal tarzi uzun top-ani baskin tarzi bir oyun ve kendilerini pispislayacak bir yonetim tarzi bir de hem doverim hem severim tadinda Dogu kulturlerine has yasca buyuk abilerin motivsyonuyla (bakiniz 2006-08 Hakan Sukarno)pekala ligi zorlayabilirlerdi. Bu sekilde Avrupada kalici basari gelir miydi? Hayir.

aksilaz dedi ki...

Borges en acı olanı; bu mental problemlerin üzerine değilde sahadaki oyuncu eksikliklerinin üstüne gidilmesi.

Hakan Balta konusunda aynı düşünüyorum. Fazla çıkmadı ancak çıktığında Arda'ya yarattığo boşluklar ve takım arkadaşlarına attığı pasları çok beğendim. Defansif olarak her zamanki Hakan gibiydi zaten. O konudada gelişim gösterebilirse çok iyi olacak.

Misimovic transferi ise sahada Kewell ve baros olduğu sürece çok iyi olur. Onu anlayacak oyuncu sayısı o kadar az ki takımda.

serdar dedi ki...

Orta saha zaafiyetinden bahsederken aslında sorunu gösteren şeyin Ayhan'ın altı yedi kez aynı şeyi yapmasıydı. Ortadan dikine giden adamın arkasından kayıyor ve o ilk hamlede topu alamazsa bitiyor. Golde de alamadı, savunma yerleşimindeki hata da golü getirdi.

Yine de Galatasaray'ın kadrosuna saldırıyor olmak çok kolaycı bir yaklaşım bence. Eksikliklerine rağmen ilk yarı izlediğimiz Sivasspor'u yenemeyecek bir kadro yoktu sahada. İlk gole kadar kenarlarda topu iyi tutan Mehmet Yıldız haricinde parlak bir Sivas yoktu sahada, ama topu iyi çeviren bir Galatasaray oynuyordu. Mehmet Batdal'la başlanmadıysa çok da büyük bir yanlış değil, nitekim Kewell çok iyi bir santrafor oyunu gösterdi.

Takım, fizik ve mental olarak yerlerde. Geçen yıl sezonu erken açtığına yorduğumuz 90 dakika koşan takımın yerini 50 dakikalık bir fizik almış. Kewell, Ali Turan, Emre Çolak, Cana gibi oyunculardan bekliyoruz zaten bu fizik düşüklüğünü.

Bence transfer için çok geç. Zaten bir şey beklemek de anlamsız olacak. Klasik bir Adnan Sezgin'le transfer dönemi bu. Bir sürü yıldız oyuncu ismi geçecek ama gelecek oyuncular ya forma giymeyen soru işareti veteranlar olacak ya da adı hiç duyulmamış kapalı kutu oyuncular.

Geçen yıl bu mental problemlerin altında lider oyuncu eksikliği olduğunu düşünüyorduk, yanılmışız. Neill, Cana, Arda ve Kewell'ın çabaları çok yetersiz kaldı. 'Teknik direktör patlak çıktı' girdabına kapılmış durumda bence takım. Kendilerinin teknik direktör kadar eleştirilmeyeceğini bilen oyuncular topluluğunun ataleti var kesinlikle. Yönetimin sahne alması gereken zaman dilimi budur işte.

Şu dakika Rijkaard'la sözleşmenin uzatılması, alınacak en etkili önlem olabilir. Radikal bir öneri fakat ataleti yıkabilecek bir hamle olduğunu düşünüyorum. Ama geçmiş örneklere bakıldığında olacak şey şu: 1-2 hakem hatası beklenecek, onlara saldırılacak, Arda'nın kaptanlığı alınacak, bir kaç futbolcu takımdan kestirilecek, 1-2 yıldız transfer yapılacak ve sorunlar devre arasına kadar halının altına süpürülecek...

serdar dedi ki...

Orta saha zaafiyetinden bahsederken aslında sorunu gösteren şeyin Ayhan'ın altı yedi kez aynı şeyi yapmasıydı. Ortadan dikine giden adamın arkasından kayıyor ve o ilk hamlede topu alamazsa bitiyor. Golde de alamadı, savunma yerleşimindeki hata da golü getirdi.

Yine de Galatasaray'ın kadrosuna saldırıyor olmak çok kolaycı bir yaklaşım bence. Eksikliklerine rağmen ilk yarı izlediğimiz Sivasspor'u yenemeyecek bir kadro yoktu sahada. İlk gole kadar kenarlarda topu iyi tutan Mehmet Yıldız haricinde parlak bir Sivas yoktu sahada, ama topu iyi çeviren bir Galatasaray oynuyordu. Mehmet Batdal'la başlanmadıysa çok da büyük bir yanlış değil, nitekim Kewell çok iyi bir santrafor oyunu gösterdi.

Takım, fizik ve mental olarak yerlerde. Geçen yıl sezonu erken açtığına yorduğumuz 90 dakika koşan takımın yerini 50 dakikalık bir fizik almış. Kewell, Ali Turan, Emre Çolak, Cana gibi oyunculardan bekliyoruz zaten bu fizik düşüklüğünü.

Bence transfer için çok geç. Zaten bir şey beklemek de anlamsız olacak. Klasik bir Adnan Sezgin'le transfer dönemi bu. Bir sürü yıldız oyuncu ismi geçecek ama gelecek oyuncular ya forma giymeyen soru işareti veteranlar olacak ya da adı hiç duyulmamış kapalı kutu oyuncular.

Geçen yıl bu mental problemlerin altında lider oyuncu eksikliği olduğunu düşünüyorduk, yanılmışız. Neill, Cana, Arda ve Kewell'ın çabaları çok yetersiz kaldı. 'Teknik direktör patlak çıktı' girdabına kapılmış durumda bence takım. Kendilerinin teknik direktör kadar eleştirilmeyeceğini bilen oyuncular topluluğunun ataleti var kesinlikle. Yönetimin sahne alması gereken zaman dilimi budur işte.

Şu dakika Rijkaard'la sözleşmenin uzatılması, alınacak en etkili önlem olabilir. Radikal bir öneri fakat ataleti yıkabilecek bir hamle olduğunu düşünüyorum. Ama geçmiş örneklere bakıldığında olacak şey şu: 1-2 hakem hatası beklenecek, onlara saldırılacak, Arda'nın kaptanlığı alınacak, bir kaç futbolcu takımdan kestirilecek, 1-2 yıldız transfer yapılacak ve sorunlar devre arasına kadar halının altına süpürülecek...

CaRtMaNtR dedi ki...

Kötü olan eksik olan yönler bariz olduğundan onlara tekrar değinmemeye çalışarak ilk maçta gördüklerimi sıralarsam;

İlk yarıda zaman zaman çok akıcı şekilde pas yapabildi takım. Bu durum özellikle gelecekte daha iyiye gidebilir.

Cana ilk maçlardan takım üstünde hakimiyet kurmaya çalışacak gibi sürekli pozisyon alımlarda orta saha oyuncularını yönlendirdi.

Kötü şeylerden bahsetmeyeceğim diyorum ama şu Aykut'un yan toplara çıkmama huyunu bir türlü hazmedemiyorum. Son maçta yenen ilk golde Ali Turan'ının adamını kaçırması kadar altı pasa gelen topa hamle yap(a)mayan Aykut'ta suçludur.

Ali Turan dedik ilk maçta beklik performansı hakikaten çok kötüydü. Gerçi önünde oynayan Emre'nin etkisizliği ve rakibin üzerine sık sık gelişi belki kendisini biraz fazla zorlamıştır ama yer yer tek pasta bile isabetsiz denemeler yapması dikkat çekiciydi. Umarım bu durum maç eksiğinden kaynaklanıyordur.

Kewell sezona çok formda başladı umarım nefesi ligin sonuna kadar yeter.

Arda geçen seneye göre verdiği kilo repertuarına kattığı uzaktan şut tehdidiyle dahada yaratıcı bir oyuncu olmuş ama bazen sorumluluk alma olayını fazla abartması nedeniyle pozisyonlar fazla sıkışıyor.

Servet seneye kötü başladı ve Çağlar ile Çetin'in yeterliliğine bağlı olarak yakın gelecekte tandemin Neill ve Hakan tarafından oluşturulması daha sağlıklı olacak diye düşünüyorum.

emir dedi ki...

öncelikle anlayamadığım bu ayhanın üstüne niye bu kadar gidiliyor? bana göre maçta o kötü galatasaray görüntüsü içerisinde az çok bişi yapmaya çalışan sorumluluk alan yegane kişilerden biriydi. hakan balta konusuna katılıyorum. gs nin bir transfer yapması şart ama eğer geçen seneki gibi öndeki 4 oyuncunun geriyle arkadaki 6 oyuncununda ileriyle bağlantısı olmazsa messi gelse farketmez. arjantin gibi oluruz. bu arada asıl sorun bence savunmada. 3 tane ön liberoyla oynanan maçta bi savunma sayısız pozisyon veriyorsa orda sıkıntı vardır. bunda en büyük etken servetin çok kötü olması