2 Temmuz 2011

Galatasaray'ı kim yönetti ?



Adnan Polat? Adnan Sezgin? Değil. Eleştirilme korkusu.. Medyanın kuru gürültüsü.

Magath yolları kesinlikle ayırmıştır Diego ile. Buna zorunlu zira Diego oynayıp başarılı olsa Magath ve Wolfsburg için bu daha kötü. Disiplinin sağlanması çok zor ama ben yine de iyi bir para cezası sonrası oynatma derdinde olurdum lakin Wolfsburg kesinlikle gönderecek.. bu çok net.!

Diego geçen seneye göre en fazla değer kaybeden futbolcu. 27 milyon olan transfermarkt değeri 12 milyona kadar düştü ki 10’a kapatırsınız bu oyuncuyu. Galatasaray'ın geçmişine bakarsak biliyorum ki –Terim farkı olmazsa- almaz.. Neden? Adnan Polat’ın doğru-yanlış eylemlerinin içeriğinden ziyade burada eleştirilmeye başlanılmasının asıl nedeni olan ayrıntı: Bilinç değil korkular yönetti Galatasaray'ı.. Tek tek eylemlerine baktığınız vakit aslında pek çok yönetimden çok daha doğru hamleler yapsa da başarısız olmasının temel nedeni hiçbirisine inanmadan algılayamadan eylemiş olmasıdır.

Aslında Gerets'i göndermekle başladılar diyelim zira bence başarılı olmasına rağmen gönderilenler listesindedir zira birileri öyle istedi. Kalli getirildi. Yönetim değil medyanın bozuk sesi ‘yaşlı’ dedi. Hemen gencini getirdiler. O sıralarda yaşı geçkin doğru bir isim olsaydı dahi asla ve asla gelmezdi zira yapılan tam bir bilinç ile değil daha çok eleştiriliriz korkusuyla.. Benim tüm meselem buydu aslında.

Genç olanını getirdiler.

Yine medya Skibbe’nin bu sefer önce kariyersizliğinden sonra burasının havasına uzak duruşundan dem vurunca önce B.Korkmaz floryaya hakimiyet kurması aynı dili konuşması ve arkasından genç ve aynı zamanda kariyerli olarak Rijkaard'ın başa geçmesi. O dönemde genç ve isimsiz ve fakat gelecek vaad eden bir teknik adam bulunsaydı dahi Floryadan içeri giremezdi zira yöneten akıl değil korkuydu. Eleştirilme korkusu ve bu da bilinçsizliğin ya da işbilmemezliğin en ala ifadesidir. Zira siz de bilirsiniz ki emin olmadığınız zaman eyleminizi en ufak bir eleştiri dahi yıkar geçer.. Emin olsaydı Skibbe de Rijkaard da doğru zamanda buradan ayrılırdı. Medya sadece bir Bursaspor maçı sonrasında Yusuf konusunda bilgilendirilmediği için Skibbe'nin yardımcılarını üç ya da dört gün eleştirdi. Beşinci gün Adnan Polat her ikisini de kapının önüne koydu. Sanki bilgilendirse Yusuf oynamayacaktı ve GS yenecekti Bursa'yı? Bu mentalitenin başarılı olmasına imkan varmıydı arkadaşlar?

Devam edelim.

Hem kariyerli hem de genç buldular ama medya yine bir kusur buldu: Ülkeyi tanımıyor.. Yönetim hemen diğerlerine olduğu gibi bu sese de kulak verip hem genç hem az biraz kariyeri olacak ama aynı zamanda ülkeyi de tanıyacak: Hagi.. Hagi ve Bülent aynı zamanda hemen herkesin yönetimi istifaya çağırdığı ve tefe koyduğu dönemde susturucu olarak da işlev görmüştür bu çok başka.

Fatih Terim sonrası artık futbolu yönetecek akıl da olduğundan burada durduk.

Futbolcular da aynı şekilde yönetildi. Belki de Adnan Polat yönetiminin tam bir bilinç ile iş yapmadığının en net göstergesi Arda Turan’dı. Kaptan olmadığı için isyan eden ve hatta Galatasaray ikinci kaptanı olmayacağını deklare eden oyuncusuna ‘bence’ olması gereken tavrı takındı.(Sabri değil de Arda o dönem ne hakla böyle bir isyan? hala anlamam) Florya’nın beş kapısı var denildi. Mesele oyuncu değil yönetme ve idare etme konusunda doğru adım buydu.Ama bir şey unutuldu: Medya.. Sürekli yabancılara tolerans gösterildiğinden ve başarı kazanılmadığından dem vurup o dönemin Arda Turan'ını da göklere çıkarınca aynı yönetim aynı oyuncuya On numara artı kaptanlığı çok değil bu çıkışından altı ay sonra verdi.. Adnan Polat Galatasaray’ı değil Galatasarayla ilgili haber yapan medyayı yönetiyordu gizliden..

Bugün ise Diego bence burada oynar ve değerinin de çok altında bir transfer olur ama olmaz. Neden? Felipe sonrası Lincoln-Elano deneyimleriyle artık ‘on numara’ Brezilyalıyı alamayız. Çok kötü olduğu için değil.. Orası öyle istiyor.. Ona karşı durmak çok zor.!

Yine de Terim var diyorum ben. Belki Diego’yu almaz da başka birisini alır. Ama bu medyanın bu anlık reaksiyonel ve içi boş söylemlerinden oluşan ‘yönlendirici’ sesine karşı durabilecek bir isim. Ben dahil hepimizin eleştirdiği o kibiri aslında başarılı olmasını sağlayan güveni sağlayıp bir yolun üzerinde sallanmadan gidebilmesine olanak tanıdığı için basında çok şeyi başarmıştır.

Bugün onun hala ve hala yaratıcı ofansif bir orta sahaya ihtiyacı var. Bu açıdan bakarsanız Forlan ile Drogba arasındaki farkı da keşfedebiliriz. Forlan olmazda Diego ama o da olmazsa biraz takımın ayaklarını yere bastıracak bir isim şart.. isimlerden ziyade ayakları yere basan ve eleştiri karşısında da sağlam duracak bir futbol projesi/aklı.!

1 yorum:

manu dedi ki...

Dün basın toplasında Hocamız dediği aklıma geldi.Floryaya girdikten 3 dakika sonra gazateciler arayıp yuvaya hoş geldin hocam gibisine telefondan aramışlar.Aslında söylediklerinin mahkemede kullanılamayan kanıtı gibi.Diego konusunda L. Fabiano yerine düşünmeden tercih edeceğim bir oyuncu,lakin hoca istememiş olabilir yoksa diego şuan alıma en müsait oyunculardan.Bilmiyorum bu konuda bir fikrin var mıdır?