29 Ağustos 2011

Düşman Kim?



Şu soruyu sormama izin verin.

3 Temmuz 2011'den bu yana başkanı, muhasebecisi, iki tane yöneticisi içeride tutuklu olan bir kulubün tüm bunlar yaşandıktan sonra bizim ülkemizde "suçsuz" olarak addedilmesi mümkün müdür? Gerçekte suçlu mudur değil midir diye sormuyorum bugün itibariyle ceza almaması mümkün müdür?

değil.

UEFA yetkilileri buraya Fenerbahçe masum mudur değil midir diye gelmedi. Bu kulubün şike davasından ceza almasının ihtimali nedir diye sordu sadece.

Savcı da yüksek ihtimal yüzde yüz ceza alacak dedi. Döndü ülkesine UEFA.

Ordan yazdı TFF'ye:

Şike davasından ceza almış bir kulubün benim en değerli organizasyonumda bulunduğu vakit benim bu kulube ve daha da önemlisi bunu zamanında engellemeyen sana vereceğim cezadan bihaber misin?

UEFA'ya saldırmak komik kaçıyor şu durumda. Adamın Fenerbahçe ya da Galatasaray ile ne gibi bir problemi olabilir.? Ortada 25 milyon avro para var ve onu da ülkeye bıraktı. Valla gözüm o paradaydı, o da ülkeye girince ne diyebilirsiniz ki buraya?

Gelelim TFF tarafına..

Soruşturmayı açan TFF mi ? Maalasef değil. Daha da önemlisi soruşturmanın cezasını kesecek olan TFF mi? Yine değil. Yargının şike yapmıştır kelamından sonra cezanın "ne" olacağını belirler belki ama şikeden yargılanmış ve ceza almış Fenerbahçe kulubu olarak anılmasını engelleyemez.

TFF ne yapabilir? Yayıncı kuruluşu ve parayı düşünerek Fenerbahçe'ye eksi bilmem kaç puan verip ligde tutabilir. Bu süreçte yayıncı kuruluş da yara aldı ve toplamda Play-Off ile hem eksi puanda başlayacak olan Fenerbahçeyi yarışa sokar ve aynı zamanda yayıncı kuruluşu da korumuş kollamış olur. başka bir şey yapamaz..

TFF en azından Fenerbahçeliler adına neden suçlu olsun ki?

Burada Fenerbahçelilerin suçlayabileceği sadece ve sadece iki seçenek vardır. 1- Yargının bağımsızlığı ve adil olmadığını düşünebilir 2- Aziz Yıldırım ve diğer tutuklu insanları.

Savcılık bu dosyayı açıp tutuklamaları gerçekleştirebildikten sonra oluşacak olan görüntü dünyanın her yerinde aynı algıyı yaratır. İtalya'da farklı şeyler mi yaşandı sanıyorsunuz da usulsuzlukten girip başka yere dokunmayarak burasının üzerini çiziyorsunuz? Bugün Almanya'da yaşansa tape'ler yalan dolanlarla karışmış bilgiler akın akın halka sunulmayacak mıdır gerçek diye?

UEFA olsam aynı şeyi yapardım açık ve net. Dışarıda bir ülkenin yargı organları bir kulubün başkanını, muhasebecisini, iki tane yöneticisini bir buçuk aydan fazla içeride tutuklu olarak yargılama peşinde. Başkanı istifa etmiş değil, yöneticileri azledilmiş değil, suçu sabit görüldüğü vakit "başkanı ve yöneticileri şike yapmış" kulup benim en büyük organizasyonumu lekeleyecek. Buna ve bu yüzden de bir ülkenin futboluna 2007'de ağırlaştırılmış 2009'da iyice sertleştirilmiş yasaları gereği büyük ceza vermekten de kaçınmak için bu zorlamayı yapmıştır.

Trabzonspor'un cezalı yöneticisi içeride değil. Muhtemelen UEFA yetkilisi bu yurt dışı yasağının kaldıralacağını da öğrenmiştir buraya geldiğinde. Beşiktaş muhteşem bir manevra yaparak suçlu insanlarını kulupten bağımsız bireysel eylemler gerçekleştiren kişiler konumuna getirdi. E daha ne?

UEFA mı açtı bu soruşturmayı? TFF mi açtı? Birisi görüntünün kirliliğinin kendi organizasyonuna sıçrama endişesiyle hareket ediyor diğeri kendisinden bağımsız organların vereceği cezayı en az hasarla para kaybı yaşanmadan geçiştirme sevdasında başka bir şey değil.

Mehmet Ali Aydınlar çok kötü bir fedarasyon başkanı ve iyi bir Fenerbahçelidir. Kulupler birliğinin tek derdi paradır. Yayıncı kuruluş doğası gereği parayı düşünüyor. Tüm bu bileşenler savcılık dışındaki tüm makamların Fenerbahçe lehine hareket etmesini sağladı. Futbol başlayacak ve burada mutlaka bir ceza gelecek lakin eksi puanla ile geçiştirilip play off ile de bütünlemeden sınıfı geçecek iken herkes kazançlı çıkacaktı. Tek küçük sorun UEFA'nın şikeden sezon içerisinde en ufak bir ceza almış kulubünün Şampiyonlar Liginde oynamasına asla ve asla izin vermiyor oluşudur. TFF zorlayarak Fenerbahçe'yi alsaydı yüzde doksan sekiz ceza alacak olan Fenerbahçe'nin sonrasında UEFA'nın öyle bir hışmına uğrardı ki bunu kimse telafi edemezdi. Bu yüzden "Teke Tek" programında sürekli olarak bu çok sevdiği Fenerbahçesi için de hayırlı oldu diye sık sık tekrarladı.

Fenerbahçe gerçekten şike yapmış mıdır yoksa hepsi siyasi bir oyun mudur ya da nedir başka zaman tartışırız ama bugünkü görüntüden başka bir sonuç beklenemez. Dolayısla suçlu bu görüntünün oluşturulmasında katkısı bulunanladır: Ya Aziz Yıldırım ve içerideki ekibi ya da ülkenin yargısı.

Milan örneğini de bıkıp usanmadan veriyosunuz ama hepiniz benden çok daha iyi biliyorsunuz 27 Nisan 2007'de bu sert kanunların yürürlüğe sokulduğunu ve Milan olaylarının 2004/05 ve 2005/06 sezonunu kapsadığını.. 2009'da çıkan yine bahis skandalı çevresinde yaşanılanlardan sonra daha beter sertleştirildiğini..

TFF hata yapmıştır kesinlikle. Adil olma kaygısı taşımadı, bu zarardan nasıl kurtuluruz temasını işledi aylarca. Fenerbahçe'ye iyilik yapmak istersen en büyük kötülüğü de canını acıtacak kararları daha öncesinde alamayarak işi son güne kadar oyalayarak.. Ama burada dahi amacı Fenerbahçe lehine karar çıkartmaktı.

Ben futbolu seviyorum. Fenerbahçe'nin sportif açıdan bu kadar doğru bir iş yaptığı zamanda önünün kesilmesini ve Şampiyonlar Liginde onları seyredemeyecek oluşumdan dolayı inanmayacaksınız ama üzüntü duyuyorum. Bir Galatasaray bu konuma düşmüş ya da düşürülmüş Fenerbahçe'yi yense ne olur yenmese ne olur, egomu da tatmin etmiyor. Dahası tüm bu olanların "başlasa başlasa" diye heyecan duyduğumuz ligi de iki paralık etti.. Ne zaman başlayacak bilmiyorum, ilgilenmiyorum da çok..

23 yorum:

Alper Öcal dedi ki...

Hiç katılmıyorum bu yazına Orhan.

Türkiye'ye geldiğinde oturur konuşuruz.

Borges dedi ki...

Oturur konuşuruz. Düşünceler kabaca bunlar.

Okan Akan dedi ki...

Orhan senden beklemediğim bir karmaşayla yazmışsın. Fenerbahçe'yi şike yapmış olarak değerlendirebilirsin, bunda bir sorun yok. sorun süreci analitik bir bakışla değerlendirmeyişin.

Konu senin burada yazdığın iki satır ile değerlendirilemeyecek kadar yoğun. Fenerbahçelilerin ne boyutta olayı tartıştığını sanıyorum incelememişsin. Yazıda bir kaç cümleyle geçtiğin her ayrıntı üzerine sayfalarca yazıldı çizildi, kıçı kırık forumlardan bahsetmiyorum, sizin gibi gerçekten olan bitene kafa yoran bloglar tarafından. Papazın çayırı orada duruyor. Yazmadan evvel bi zahmet baksaydın keşke. Ama onlar taraflı diye bir ses yükselirse, bu yazıda da maalesef çok önyargılı bir değerlendirme söz konusu derim ben de.

. "UEFA yetkilileri buraya Fenerbahçe masum mudur değil midir diye gelmedi. Bu kulubün şike davasından ceza almasının ihtimali nedir diye sordu sadece. "

UEFA'nın bir soruşturma süreci hakkında bilgi almak üzere geldiğini biliyoruz. Soruşturmada adı geçen 3 kulüp Avrupa'da temsil hakkına sahipti. Bu günlerde TFF'nin öğreniyoruz ki sadece Fenerbahçe süreciyle ilgili olarak bilgilendirilmiş UEFA.
Geldiğinde kiminle görüştü, savcıyla. Savcı da diyelim senin dediğin gibi %100 ceza alacak dedi, savcının sanık lehine olan delilleri de toplama görevini bir yana bırakalım, savunma olmadan bu tipte birşey söylemeye, eski bir savcı olan UEFA temsilcisinin bu değerlendirmeyi baz alıp harekete geçmeye hakkı var mı?

Nerede kaldı, Roma Hukuku'ndan beri gündemde olan masumiyet karinesi, savunma hakkı?

Bu durumda UEFA alabileceği bir karar -evrensel hukuk ilkelerince- olmadığı için TFF'ye baskı yaptı. TFF'de aslında var olmayan bir yetkiyi kullandı. Nedir o?

Yasal süreç boyunca yapabileceği, gizlilik kararının kalkmasını beklemekti. Savcılığın "seçtiği" bir kısım belgelerle Etik Kurulunu çalıştırıp gelebileceği azami noktaya gelip, zan altındaki kişilerin PFDK'ya tedbirli/tedbirsiz sevki.

Bu noktada durması gerekirken, UEFA'nın baskısı altında kendi yetki sınırlarında kalmayı beceremeyip, savunması alınmamış kişi ve kurumları -bilirkişi olarak değerlendirilebilecek bir otorite olması sebebiyle- fiili olarak suçlu ilan etti.

Senin gibi nesnel değerlendirme yapabilen bir insan bile bu süreçte sorun görmüyorsa, adaletsizliğin düzeltilmesi için çabalamak boş mu diye düşünüyor insan.

Trabzon'un gönderilmesi, gönderilme kararına muteakip başkanın yasağının hemencik kaldırılıvermesi,savcı ile görüşmede öğrenildiyse, bu büyük bir skandal değil midir hukuk sistemimiz ve dahası UEFA karar alıcılarının değerlendirmesi açısından?

Her neyse bu konularda temcit pilavı gibi aynı şeyleri döne döne yazmak sinirlerimi gerdi. Şu an şöyle bir durumla karşı karşıyayız.

TFF (üstüne vazife olmadığı halde) şampiyonlar ligi marka değerini düşünerek, zan altındaki Fenerbahçe'yi değil, zan altındaki Trabzon'u göndermeyi seçti CLye. Böyle bir yetkisi var mı? Hayır yok. Şampiyonluğu onadı mı lig bitiminde, evet.

Fenerbahçe'nin suçluluk şüphesi büyükse neden kendi sorumluluğunda olan, koruması gereken asıl değer olan TSL'de Fenerbahçe yer alıyor? Çünkü yayın gelirleri.
E, Fener suçlu bulunursa? 2 yıl kaybediversin ne olmuş ki?

Tipik bir taraftar yaklaşımıyla rakibine hoyrat bir değerlendirmeyle yıkayıp paklamışsın süreci.


Bu blogda okuduğum onda değerlendirmenin yanında ciddi bir hayalkırıklığı.

Dedalus dedi ki...

Aynen dediğin gibi Borges.

TFF başkanı acaba günün birinde, yıllardır yöneticilik ve sponsorluk yaptığı ve soruşturma sürecinde uefa topa girene dek gayet iyi kolladığı kulübü tarafından linç edileceğini, hatta kulüpten ihraç edileceğini bilse, bu kadar "zamana yaymacı" davranır mıydı? Merak ediyorum. Adalet gerçekten de gün geldi Aydınlar'a da lazım oldu.

Twitter'da paylaşılan "tff de fener de yalan söylüyor" başlıklı haber de herşeyi mantık çerçevesine oturtuyor zaten.

al turkarslan dedi ki...

Kirli kalacağız,temizlenemeyecek kirimiz

Temiz futbol düşleri kuracağız ...
ama sadece düş...

Renklere aşık olacağız futbola değil...

En büyük biz olacağız başka büyük olmayacak..

ama hep temizin hayalini kuracağız..

ama hep hayal

isimler değişecek

birileri çıkıp doğru söyleyecek

ona hep bir ağızdan sen ispiyoncusun şarkıları söyleyeceğiz..

olum futbol ölüyor diye bağaracaklar...

en büyük biziz olum başka büyük yok şarkıları söyleyeceğiz...

Çabası verilen her şeyi tarumar ettik hepimiz. Gerçeklerin üzerini hep örttük kendi uydurduğumuz yalanlara O kadar inandık ki, ne kadar küçüldüğümüzü fark edemedik.
Hepimiz kirliyiz aslında biraz
Elimde telefonum var bu sezon ligi izlesem'mi, izlemesem'mi diye tereddüt yaşıyordum. Belki futbol ile alakalı bişiler bulurum okurum içim açılır biraz nefes alır futbol aşkım diyorum. Ama yok arkadaş olmuyor..

Flying Dutchman dedi ki...

Orhan burada Fenerbahçelisinden Galatasaraylısından bağımsız olarak bir sporsever bir futbolsever anlamında bence problem, federasyonun Türk milletini tanıyamaması ve bu sebeple de buna uygun tepki verememesidir.

Türk insanının ortası yoktur, onun için ya tepe ya uçurumun dibi vardır. MAA ve ekibinin ilk günden sonra her gün televizyona çıkıp olaylar hakkında bilgi vermesi ve akıntının tarafına giden kurum değil akıntıyı yaratan kurum olması gerekiyordu. Bunu yapamadılar. Bence de MAA iyi adamdır normal hayatında ama kontrolü kaybetti, dimağı karanlığa gömüldü. Dostoyevski'nin kahramanı Bay Golatkin gibi oldu. Yarattığı alt karakter konuşuyor sanki. Muhtemelen 2-3 yıl sonra kendini izleyip sen kimsin yahu diyecek. Yoksa kendi vücudundan kurtulup kendine yukarıdan bakan bir adam "ne var play-off NBA'de de var" dediğinin ertesi günü istifayı verirdi. Vermedi, kızamıyorum veremez çünkü o kendini hala mantıklı kararlar alan bir insan gibi görüyor. O yüzden görevden alınmalı kendi iyliği için.

Fenerbahçe'nin birçok argümanını ben de temelsiz buluyorum, yazacağım perşembeye bir şeyler ama totalde "ben takımımın ceza almasına karşı değilim suç işlediyse, başka takımların ne halt yediği de umurumda değil ama şu haldeki federasyonun aldığı kararların muhattabı olmak istemiyorum" diyen adama hak veriyorum.

Borges dedi ki...

Okan Akan: BU işin çetrefelli ve karanlık tarafı buradaki yargı sürecidir. Ben bugün dahi şike yapmıştır Fenerbahçe diyemiyorum çünkü kanıtı göremedim benim kusurumdur v.s. Bu tarafına zaten girmedim ki beş on satırla geçiştirilemez. Lakin diğer tarafı da o kadar basit arkadaşım.. on satır da yeter. Ben de sana şunu yakıştıramadım:

"UEFA'nın bir soruşturma süreci hakkında bilgi almak üzere geldiğini biliyoruz. Soruşturmada adı geçen 3 kulüp Avrupa'da temsil hakkına sahipti. Bu günlerde TFF'nin öğreniyoruz ki sadece Fenerbahçe süreciyle ilgili olarak bilgilendirilmiş UEFA."

Bu komik kere komik. UEFA'nın burada adı geçen her kulubün her ayrıntısına sahip olmadığını mı düşünüyorsun? Kendi bilgi alma kanalları yok mu ? TFF Fenerbahçe hakkında biligliendirmese o bilmeyecek mi başkanının diğer üyelerinin içeride olduğunu v.s.

TFF neden bunu yapsın? Seni düşürmeyen, devlete karşı da direnerek savunma hakkını zorlayan tüm ülkenin hedefine giren başkanı bildiğin Fenerbahçe başkanlığına da talip olan gönülden fenerli bir adam neden bunu yapsın ? UEFA neden FB'ye düşman olsun kısmına hiç girmiyorum.
Basit.

ŞL markasının temizliği ve görüntüde oluşan kirlilikten kaçınma durumu. UEFA senin yargının içerisine onuna bununa karışmıyor.

UEFA baskı yaptı ama istersen baskıya boyun eğme. O baskıyı niçin yaptı peki? Eğmediğini düşünsene bir kere. Sezon içi FB'nin şikeden az ya da çok ceza aldığını? FB'yi beş yıl TFF'yi de görevini yapmadığı için şu kadar yıl dese ne olacak? FB'nin ceza almayacağına güvenseydi kesinlikle gönderirdi TFF.. ama nasıl güvensin durum ortada..

Benim -bak bir görüştür, tahmin- görüşüm TFF Fenerbahçeyi düşürmeden yoluna devam ettirecek. UEFA Sorun çıkarmasa çok da bir şey kaybetmeyecekti. UEFA seni FB'nin ceza alması durumunda sağlam bir tehtit koyuyorsa önüne ve FB'nin de az ya da çok ceza alması kesinse ne yapmasını bekliyordun ki?

Borges dedi ki...

FD: Bence de Fedarasyon başkanı doğru yapmamıştır. Lakin Fenerbahçe açısından bakarsan olabilecek en iyi konumu elde etmeye çalışmış ve fakat kurallar konusundaki bilgisizliği, diğer tarafa hakim olamayışı işi zora sokmuştur. Bilinçli bir insan Fenerbahçe'ye olabilecek olan durumu çok çok öncesinde bildirmeliydi. Gerçi onlar biz bilidirdik FB direndi diyor ama durum bu..

Bence Fenerbahçeliler burada biraz haksızlık ediyor. TFF'nin başka şansı yoktu. Savcılık !ceza alma ihtimali yüksek" dediyse göndermeyecek ki büyük cezadan kurtulacak.. Ben de olsam ben de bunu yaparım da diyorum. Başka şansım yok.. Trabzonspor'un da dediğim gibi cezası olsa dahi kuluple özdeşleştirilemeyecek boyutta olması garanti altına alınmış olması gerekir. Hepsi bu

Borges dedi ki...

Burada şu mantık hatasının üzerinde durulabilir: Direkt FB suçlu ilan edilmiştir.

Bu benim fikrim değil öngörüm ama UEFA'Nın buraya geldiğinde edindiği fikirdir. Kimlerle görüştüğünü biliyorsunuz. Tek bir soru var bence ortada:

FB'nin ceza alma ihtimali nedir?

Asıl ben diğerini de merak ediyorum. Kazara beraat etse devletin herhangi bir kurumunun 3 Temmuz'dan bu yana yaşattığı kaosun, zedelediği itibarın ve kaybettirdiği paraları düşünerek maddi manevi hasarı tamir edecek tazminatı kadar parayı bir arada gördü mü?

Bu dava bunca kaosa bunca tutukluluk günlerine rağmen beraat etse misal Ergenokon'un dahi güvenililiği kalır mı halkın gözünde?

Soru yine en başındaki soru: FB'nin ceza almama ihtimali nedir?

UEFA'nın derdi buydu. hepsi bu.. Buna göre bir eylem gerçekleştirdi. Gerçekte kim ne kadar suçlu değil satırlara sığmaz burada.

Okan Akan dedi ki...

TFF-EUFA 15 Ağustos'a kadar süren yazışmalara bir göz attıysan Orhan, "komik kere komik" diye nitelendirdiğin iddiamın yazılı kaynağını görebilirsin. Bir de 15 Ağustos'dan kura çekimine 1 gün kalaya kadar geçen yazışmaları görmek lazım. O bölümde TFF'nin tavrının değitiğini düşünüyorssan aynı nitelemeyi ben sana iade ederim.

TFF'nin hangi tavrıyla Fenerbahçe'yi devlete karşı savunduğunu, devlete karşı savunulması gerekn ne yaptığını da bilmiyorum Fenerbahçe'nin.

Ama şunu biliyorum telefonla helikopter düşürme iddialarında bulunanların beslendiği kamuoyu yaratma ekibinden beslendi bu soruşturma şu ana dek. Savunma vermemiş kişilerin kamuoyunda linç edilmelerinin ardındaki ittifakı görmezden gelip, devlete karşı Fenerbahçe'ye siper olmuş kahraman TFF ortadaki verilerle uyuşmuyor.

Şu anda şike değil bir başka konuda Sion üzerinden İsviçre'ye baskı yaptı UEFA, İsviçre Fed. süren yargı süreci bahanesiyle bir şey yapamayacağını söyledi. Eğer süreçleri ve vereceği karar konusunda hassas bir federasyondan söz ediyor olsak, yargı süreçlerini bekleme veya içeride dönüp aldığı kararların gereklerini
(Fenerbahçe'yi tedbirli düşürme, geçen yılın şampiyonluğuk kararını revize etme vb.)yerine getirme yolunu seçmeliydi.

Kısaca ya kararının arkasında durmalı Fenerbahçe'yi göndermeliydi veya kararının gereklerini yerine getirip Trabzon'u şampiyon ilan edip Fenerbahçe'yi düşürmeliydi federasyon.

Cevabının sonundaki süreç öngörüne katılmıyorum. Fenerbahçe'nin CAS başvuru kararını ve olası etkilerini göz önüne almıyorsun.

Bu olay daha çok su kaldıracak.

Celal Abbas dedi ki...

Herşey açık seçik ortada. görmek isteyen görmek istediğini görür. Bilgileride Görür Desenformasyonuda görür herşey okadar açııkki. Hatta Aziz Yıldırımın TFFi bildiklerimi anlatırsam sokağa çıkamazsınız davranışınıda tahmin edebiliriz. Görmek istemeyende inkar etmek isteyende bilinç altından kendini inandıracağı bir gerçeğe sarılır.

Şu ana kadarki süreçte takımın ismi Fener değilde Galatasaray yada Trabzonspor olsaydı kişiler nasıl davranıyorlardı. Roller değişirdi herhalde. Fenerliler şimdiki GSliler gibi davranırdı. GSlilerde Fenerliler gibi.

ve çok az insan asıl durulması gereken duruşu sergilerdi.

Borges dedi ki...

Okan Akan: UEFA bu gibi konuların üzerinde titizlikle durur. Federasyondan rapor isteyebilir ve fakat kendisi basını ve çıkan her haberi sonuna kadar takip eder. Senin benim bildiğimin UEFA'nın bilmemesi çok zor.

Basının tavrı ve hataları v.s. Bunu burada işlemedim ben. Ama gazetedeki yazıda her kim ki Ergenkon'a destek verdiyse burada da aynı tavrı sergiliyorlar analizini geçmiştim. Emre Aköz'ün Fenerbaheçliliğinden ziyade devletçiliği vardır diye de üzerinde durup medyanın içerisinde futbol takımı taraftarlığının olmadığını daha çok başka başka nedenlerden ayrışmalar tarafçılık yapıldığını da yazdık..

Ama bugün tartışılan şu:

UEFA diyor ki: ŞL'ne katılıp da ceza alırsa seni yakarım.

Ceza alamasa dahi bugün itibari ile ceza alma ihtimali çok yüksek olduğundan dolayı gönderilmeme kararı doğrudur nedir ki yahu bu* Geçen sene de gidemedi. Olur da suçsuz olarak çıkarsa -hiç sanmıyorum- tazminatını alır bir yerden ama diğer ihtimalin tazminatını ne sen ne FB ne de fedarasyon ... mesele bu diyorum ben.

Bu süreçte hatalar yapsa da TFF daha çok biraz da yayıncı kuruluşun kulupler birliğinin para derdi nedeniyle fenerbahçe lehine çalıştı. Bundan sonraki süreci bilmiyorum zira atışmalar çok şey çok başka olabilir.

CAS'a başvursun umarım da kazanır.

alperensaylar dedi ki...

Maalesef benim de katılmadığım noktalar var bu yazıda abi;

UEFA'nın bize bir kastı yok belki ama açıklamaları, beklentileri tamamen tehditkar. Yapmazsanız bu olur, şunu yaparız. Yunanistan federasyonu niye ceza almadı?

İkincisi Trabzon ve Beşiktaş'ın devam etmesinin mantıklı bir izahı yok şu anda. Sonuçta eğer UEFA şüphelere bakıyorsa bu iki takım da şüphe altında -ki onlar da gitmesinler biz gitmiyorsak şikayeti değil bu sadece neden devam ettirildiklerini merak ediyorum-. Burada iki sonuç çıkıyor; ya UEFA ihtimallerin yüksekliğine göre karar veriyor ki bu da UEFA'nın yönetim tarzının saçmalığını gösterir. Ya da o "Fenerbahçe yüksek ihtimal ceza alır" diyen savcı bu iki takım için ceza almaz demiştir ki birinin yöneticisi ve t.direktörü hala kesin bir sebebi olmadan cezaevinde. Bu da şike soruşturmasının ciddiyetini ve amacını ortaya koyar bence.

Son olarak, 3 temmuz'dan beri başkanının cezaevi fotoğrafları bas bas yayınlanan -ki sevmem kendisini bir fenerbahçeli olarak ama yapılan da haksızlık- yine başkanı sürekli hastalanmasına rağmen hala cezaevinde tutulan ama rakibinin başkanı rakibi şl ye katılma hakkı kazanır kazanmaz yurt dışı yasağı kaldırılan, daha savunma hakkı bile alınmadan gazete haberleriyle linç edilen -ki aynı gazetelerde ibrahim akın'ın zorla söylettiler beyanı, ümit karan'ın beyanı, 19 maçtaki şike tespitine(!) rağmen içeride profesyonel 1 futbolcunun bulunması konusu pek ciddiye alınmadı- ve en önemlisi tüm takımlar tarafından suçlanan ama üzerinden para kazanmak için ligde kalsın diye diretilen takımın taraftarı ne yapıyor da haksızlık ediyor? Ben ve benim gibi bir sürü insanın 3 temmuz'dan beri nasıl bir psikolojiyle yaşadığını biliyor musunuz? Tüm hayatım boyunca futbolu sevdiğim güne lanet eder, en yakın arkadaşlarımdan nefret edecek noktaya geldim.... Sirk maymunu noktasına getirildik 2 aydır.

Tek ama tek isteğimiz hukuka uygun bir yargılama ile yargılanmak, şike yaptıysak da ligde kalalım değil beklentimiz. Eğer ki şike olayı ispatlanırsa zaten bu işi yapanlara söveriz önce, sonra da cezasını çeken takımımızı desteklemeye, gelecek hayalleri kurmaya onun için devam ederiz, her takımın her taraftarının yapacağı gibi.

Neyse umarım -ki olmayacak ama yine de umuyorum- en hayırlısıyla noktalanır bu soruşturma ve bir nebze olsun belki gerçekten futbolu sevebilir, futbola odaklanabiliriz ama nasıl olur tabi bilmiyorum.

Borges dedi ki...

alperensaylar: Zaten mesele de bu. TFF açıklama yapıyor, bir aydır Fenerbahçe'nin genel kurula gidip başkanı yenilemesini içeridekilerle ilişkisini kesmesini bekliyor. Aradaki büyük fark budur. Yüzde yüz böyldir diyemem ama içerideki tutuklularla kulubün bağının kesilmemiş olması büyük sorun ya da stratejik hata. Bunun kaynağına inmek şu anda kimse istemez zira yanlışın içerisinde taraftarın yönlendirmesi dahi var.

Aziz Yıldırım neden içeride bugün dahi anlamış değilim ve ben hoş bulmuyorum. alırsın içeri, tutuklarsın ahanda bu kanıtları dersin herkes susar ama bugünl olan biteni yargı sürecini anlamlandıramıyorum ama bu zaten çok uzun ve çetrefelli bir konu. UEFA buna bakmaz. Görüntü nedir? başkan yöneticiler içeride. Bu insanlar ceza alırsa FB kulubünün ismi geçecek ŞL markası lekelenecek hepsi bu.

Beşiktaş dedi: Bu insanlar yapmışsa kendi insiyatifinde böyle bir eylem yapmıştır bizi bağlamaz ahanda bak kupa ahanda bu yeni teknik direktör.. eğer suçlularsa. Olurda Tayfur ceza alırsa bu Beşiktaş'ı bağlamayacak bir açıdan..

Bu adamlar buraya geldi kimlerle görüştüğünü gördük ettik bilgileri aldı. TFF'ye bile bu bilgiler eşiğinde ihtarı çekti.

Diğer bir soruyu ben sana sorayım: GS bilmem kaç kez katıldı FB öyle. Durduk yere UEFA'nın derdi ne ki? Senin federasyonuna süreyi vermiş, çöz demiş oyalamış sürekli. TFF de varını yoğunu ortaya koyup içeridekiler ile FB'nın bağının kesilmesi için mücadele vermiş -doğru yanlış bilmiyorum, benim yazım bugün birgün'de manşet idi. Bu içerik idi. Cumartesi yazıldı pazar o söyleşi çıktı piyasaya- ama FB diretmiş Aziz Yıldırım için..

Ben FB'li olsam tutar bunu köküne kadar irdelerim. Neden Aziz Yıldırım olmadığında başka bir güç ortaya çıkaamdı? Doğru stratejileri belirleyemedi.

TFF bu işe yabancı olması nedeniyle hatalar yaptı ama amacı hem FB'yi aynı çıkar doğrultusunda yayıncı kuruluşun çıkarlarını düşünmek oldu, adaleti değil. Ya tutar şike yapmıştır dersim ya da yapmamıştır. ikisini de diyemedi. Birinde devletten korkmuş olabilr diğerinde de yayıncı kuruluştan..

kahin dedi ki...

hani nedense yazı bende şöyle bir hissiyat oluşturdu. paçalardan dökülen samimiyet, az biraz timsah gözyaşları, üzülerek söyliyeyim ama birazda cehalet içeren bir yazı.
ha görüşlerime geçerlilik kazanmak için bazı samimi olmayan kişiler gibi de, yok efendim ben burayı böyle bilmezdim, artık takip etmeyeceğim diye caka satacak değilim. ki benden daha iyi bilirsin seninde bunlara ihtiyacın yok zaten. ben burayı takip etmeye devam edeceğim muhtemelen yine ama bu bloğa ve yazarına saygı duymamı sağlayan birşey vardı. oda burda yapılan karalamaların bir vicdan muhasebesinden geçtiğine olan inancımdı. onuda bu blogda ahmet kaya yazısını ve belgeselini izlediğim gündür. ama saygı ve vicdanlılığa olan kanı zincire vurulmuştur. hadi kal selametle.

aytronjr dedi ki...

Abi problem tam da burada başlıyor zaten. En yukardan beri Fenerbahçe'nin suçlu olup olmadığı ile zerre ilgilenmiyorsun. Varsa yoksa Fenerbahçe'nin ceza alma ihtimali. Fenerbahçe yönetimi o ceza ihtimalini göze aldı ise Federasyona düşen hukuk new diyorsa onu yapmak. Kendine görev edinip onun bunun koruyuculuğuna soyunmamak. Fenerbahçe bu süreçte ceza almazsa devletin kurumları bu yükün altından nasıl kalkar diyorsun. Banane nasıl kalkarsa kalksın. Onu devletin kurumları düşünsün. Fenerbahçe Aziz Yıldırım ile ilişiğini kesmedi diyor, örnek olarakta Beşiktaş'ın kendisi için çalışan insaanları yüzüstü bırakması örneğini veriyorsun. (ki talimatta açık şekilde temsil yetkisi olan kişilerin yaptıkları kulübü bağlar diye yazıyor). Fenerbahçe'li neden Aziz Yıldırım ile ilişiğini kessin. Deliller ortaya çıkar Varsa kanıt herkez gereğini Yapar. Ama bunları söylerken hiç mi düşünmüyorsun ya suçsuz çıkarsa? Kim hesabını verir. Süreç açık şekilde devam ediyor. Bence asıl tartışılması gereken_ki sizin savunduğunuz -burası Türkiye. Hukuktan önemli şeyler var- argümanına sığınıp soruyorum. 4-5 sene boyunca sponsorluklar eliyle kulube 50 milyon$ fazla yatırım yapmış, Tek hayali kulube başkanlık yapmak olan, Ayrıca Aziz Yıldırım tarafından da açık şekilde işaret edilen, sizin ve diğer bu operasyonları destekliyenlerin sürekli Fenerbahçe'li olmasına Vurgu yaptığı MAA neden süreci görünce istifa etmedi? Fenerbahçe başkanı olması için gereken tek şey İstifa etmekti. Acaba Türkiye şartlarında neresini, kime kaptırdı?

Mehmet Ali dedi ki...

Degerli yorumlariniz icin tesekkur ederim.
Seviyeli tartisma iste budur.
Okurken Keske yorumlar bitmese dedim, okadar zevkliydi okumasi.

Bende kendi fikrimi kisada olsa belirtecek olursam, surecin Bu Hale gelmesinde ki en buyuk sorumlu M. A. A.'dir!
Bir dedigi digerini tutmayan, ustunden tuttugu takimin formasini birturlu cikaramayan, emrinde olmasi gereken yayinci kurilusun emrine giren, sirf onlar istedi diye sacma sapan Play-Off sistemini oldu bittiye getiren, Once yeterli delil yok diyip sonra UEFA istedigi icin Bastan beri Almasi gereken karari gecikmeli ve eksik Alan TFF dir en buyuk sorumlu...

Sonra tabi FB yonetimi geliyor, ama Bunu irdelemek ayri bir Baslik gerektirir!

Neyse, yeri gelmisken Ramazan Bayraminiz Mubarek & Zafer Bayraminiz kutlu olsun!

Saygilar....

Borges dedi ki...

Kahin: Hiç sen de kusurua bakma Ahmet Kaya yazısında yorum yapan gibi daha çok "sanırım ben kötü bir şey yazdım" hissiyatını vermek için çırpınmışsın.

Muhtemelen buraya UEFA ve TFF'yi büyük düşman olarak içeriye alsaydım işler başka olacaktı, kalsın. Uzaktan görüşelim bu mantığa sahip olan insan ile. Eyw.

Aytronjr: Nasıl ilgileneyim FB'nin suçlu olup olmadığı ile ? Bugünlerde yapılan nedir biliyor musun? Ortaya 250 tane bilgi sunuluyor. Canı isteyen kolpalarından bir bütün oluşturup "suçsuzdur" diyor canı isteyen "tüm bunlar yaşanıyorsa suçludur" diyor. Korunaklı oda yapmışlar, dışarıya sızmayan kanıtları da görmedik. Sızanlardan da bir şey anlamadık. Ne diyelim şimdi?

Ben görüntüden çıkabilecek sonucu söylüyorum. Bunun öncesinde görülmesi gerektiğini de belirtiyorum. Stratejik hata da yapılmış olabileceği ihtimali söz konusu ama bu bir seçimdir. Bir yerde tüme varmıyorum dakka başı TFF'yi kahraman ve hain ilan edip şaşmıyorum. UEFA ve TFF'nin Fenerbahçe'yi düşman bellemesi anlamsız. Birisi marka diğeri para peşinde. Hatalar yapılmıştır ki en sağlam avukatları en iyi savunmayı her zaman yapmalıdır bu çok başka ama algıdaki o düşman kavramı sorunlu.

aytronjr dedi ki...

Düşman kavramının hatalı olduğu gerçeğine sonuna kadar katılıyorum. Saçma ve gereksiz bir düşmanlık güdüp acele ile Fenerbahçe'nin Acıbadem ile yollarını ayırmasına da çok çok üzülüyorum. Kahroluyorum. Ne yaparsa yapsın iyi bir Fenerbahçe'li olduğunda herkezin hem fikir olduğu MAA'nın da bunu bir TV programında Fatih Altaylı'dan -ya da her hangi bir spikerden- öğrenmesinide kınıyorum. Ama Ortada UEFAnın ve TFFNİN yaptığı bir kanunsuzluk -yada usülsüzlük- var ve hesabı sorulmalı. Bence düşmanlığı FB yönetiminin tepkisizliği doğuruyor

Adam dedi ki...

Tepki gösterenleri anlamıyorum. Oldukça objektif bir yazı olmuş bence. Fenerbahçe'li yöneticilerin ceza alma ihtimali %99 görünüyor bana göre. Masumiyet karinesi vs..vs.. diye ahkam kesmenin de anlamı yok. Devletin hakimi durduk yere kimseyi içeri atmaz. Taraftarlık hislerim adalet duygumun önüne geçmedi henüz.
Ayrıca dikkat ediyorum, Aziz Yıldırım ve diğer yöneticilerden asla "Biz kesinlikle masumuz, bu olanlar iftiradır." gibi bir mesaj almadık. Varsa yoksa ajitasyon ve dezenformasyon...
Gerçekten bir günahınız yoksa açık açık söyleyin. Devletin polisi ve savcısı bize komplo kurdu deyin.
Aziz Yıldırım'dır tüm bu olanların sorumlusu. Bir Fenerbahçe'li olarak asla hakkımı helal etmeyeceğim kendisine ve bu rezillikte katkısı bulunanlara.
TFF ve Kulüpler Birliği de kurtulmaya çalıştıkça battılar bu bataklıkda.
Bu saatten sonra yapacakları her müdahale daha da batmalarına sebep olacaktır.
Gözünüz aydın Digitürk yetkilileri. Lig TV almak yerine sadece EPL paketi alıyorum. En azından elinizde izlenebilir birşey kalmış.

Borges dedi ki...

Adam: Kesinlikle öyle düşünmüuyorum. Çıkar savaşımı içerisinde bir düşman olabilir. 2 Basın FB suçlu olsun olmasın yargısız infaz etmiştir. Yarın bizim de başımıza gelebilir. Lakin diyorum ki burada asıl üzerine gidilmesi gereken sadece iki seçenek var: Suçluysa Aziz Yıldırım değilse Yargı,Siyasi hamleyi gerçekleştirenler.. eğer değilse.

Amma velakin bugünkü görüntüden dolayı zorda kalmış TFF tamamen kendi markasını düşünen UEFA'yı düşman bellerseniz o harcanılan emeğe, zamana..

Adam dedi ki...

Ben siyasi bir tarafı olduğunu düşünmüyorum açıkçası.
Bazı taraftar forumlarında o kadar deli saçması şeyler ortaya atılıyor ki. Okyanus ötesi diyenler mi ararsın, hükümet diyenler mi...
Ergenekon davasına benzetmek için yoğun kamuoyu oluşturma gayreti görüyorum. Sanırım A.Y. ve ekibi tarafından benimsenen PR stratejisi böyle.
Bizim basın da herşeyi sulandırmayı pek sevdiği için masa başında üretilen haberden geçilmiyor ortalık.

Borges dedi ki...

adam: İşte tartışılması gereken burasıdır. Siyasi değilse üzerine gidilmesi gereken yerleri korumanın manası yok. Eğer siyasi bir hamle ise tüm bu olup bitenler, ergenokondan daha farklı sonuçlanabilmesi için neler yapılmalıdır bunların üzerinde durulmalıdır. Vakit kaybedilmez, hedef şaşmaz UEFA'ydı TFF'ydi..