23 Mayıs 2012

Euro 2012: DANİMARKA (ŞANSSIZ BAŞLANGIÇ)



Euro 2012'de istedim ki burada insanlar yazsın. Oldu da.. Yazılar gelmeye devam ediyor ama bazen bir paragraf yazıp "abi işte yaptım" diyeninden 25 sayfa yazanına kadar. Yazıları düzeltebilecek kadar vaktim yok. Aynı iki ülke olsa dahi yayınlanması mümkün yazıları yayınlamaya çalışırım. Sonuç itibari ile fazla bilgi kimseye rahatsızlık vermez.

İlk konuğumuz Sezer Mert.

Uslubunu sevdim. Analizin derinliğinin istenilen düzeyde olup olmaması belki tartışılabilir ama kendisini okutabilecek bir üsluba sahip olduğunu söyleyebilirim. Genel bir değerlendirme içerisinde futbola dair çıkarımların da olması güzel. Sıkmadan, kasmadan, "dır'lı dur'lu" cümle kurmadan tam da istediğim tarzda yazılardan bir tanesi. Burası blog.. Buna yakışır bir yazı. Emeğine sağlık..

Yazar: Sezer Mert Mail: sezermert7@gmail.com (twitter adresinde sorun var)



Danimarka ve Avrupa Futbolu… Bu iki kelime yan yana gelince herhalde insanların aklına 1992 Avrupa Şampiyonası gelir. İnsanları futbola bağlayan en önemli yönlerinden birisinin de kanıtı bu turnuvadır. Peki nedir bu yön? Herkesin futbol sahasında eşit olduğu ve her an sürprizlere açık olması… Herhalde insanlara önceden şampiyonayı Danimarka’nın kazanacağını söyleseler tebessüm bile etmezlerdi. Çünkü Danimarka turnuvaya katılma hakkı bile elde edememişti. Peki Danimarka’nın hikayesi nerede başlıyor oraya gelelim. Aslında turnuvaya katılma hakkına sahip olan ülke Yugoslavya idi. Fakat Yugoslavya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı 757 uyarınca kararlaştırılan yaptırımlar sonucu turnuvadan atıldı. Danimarka da apar topar bir takım oluşturarak Yugoslavya yerine turnuvaya dahil oldu. Çoğu takım turnuvanın başlamasına çok zaman olmasına rağmen o psikolojik havaya bürünür. Yani çok önceden odaklanmaya başlarlar. Bu takım kısa bir zamana kadar bırakın turnuvayı futbolu bile düşünmüyorlardı. Daha sonra Fransa ve İngiltere’yi gruplarında saf dışı bırakarak yarı finalde Hollanda’nın rakibi oldular. Bir Danimarkalı olsaydınız takımınızın normalde elemeleri geçemediği bir turnuvada yarı finalde Koeman’lı, Van Basten’li, Rijkaard’lı, Bergkamp’lı ve nice yıldızlara sahip Hollanda’ya elenmelerini fazla kafaya takmazdınız ya da en azından takımınızın performansından son derece memnun kalırdınız. Lakin Danimarka takımı bu başarıyla yetinmedi ve Van Basten’in kaçırdığı penaltıyla finale çıktı. Bu kararlılıkla finalde Almanya’yı yendiler ki Almanlar karşılaşmak isteyeceğiniz en son ekollerdendir.



Teknik Direktör Morten Olsen

Futbolculuk kariyeri başarılarla dolu olan Morten Olsen, 1983 ve 1985 yıllarında ülkesinin en iyi oyuncusu seçilmiş; Anderlect'te 3 lig şampiyonluğunun yanı sıra 1 kez de UEFA Kupası şampiyonluğu yaşamıştır. Orta saha mevkiinde forma giyen Olsen, 102 kez de Danimarka Milli Takımı forması giymiştir.

Danimarka ve Morten Olsen’in yolları Danimarka’nın Euro 2000’de “0” çekmesiyle çakışmıştır. Geldiği ilk senelerde takımını üst düzey şampiyonalara taşıyan Olsen için ortaya çıkan sonuç olumluydu. Takım 2006 (DK) ve 2008 (AŞ) yılındaki müsabakalarda yer alamamasına rağmen federasyon Olsen ile devam kararı aldı. 2010 yılında Dünya Kupası’na tekrar katılan Danimarka gruptan çıkamamasına rağmen ilerisi için ışık verdi. 2012 elemelerine gelirsek Portekiz ve Norveç’in üstünde grubu tamamlayarak göz doldurdular. Aldıkları tek mağlubiyet ise Portekiz deplasmanıydı.

Her zaman kendi vatandaşının teknik direktör olarak hizmet verdiği ülkeleri sevmişimdir ve öne koymuşumdur. Bu yabancı teknik direktör başarılı olamaz demek değildir. Bunun sadece daha avantajlı olacağını düşünüyorum. Bunu düşünmemin de iki sebebi var: 1.si vatanına olan bağlılık. Mesela futbol dışı bir örnek verirsek Duşan Ivkovic gibi Avrupa’nın en önemli koçlarından bir tanesi Sırbistan Basketbol Takımı’nı hiçbir maddi çıkar beklemeyerek çalıştırmaktadır. 2.si ise ülkedeki futbol ve kültürün içinden çıkmak. Bana kalırsa bu adamların istifa sebebi ülkesine destek veremeyecek duruma geldiğini hissetmesidir. Oynattığı futbola gelirsek pek beğendiğimi söyleyemem. Düzenin dışına çok fazla çıkmıyorlar ve fazla temkinli oynuyorlar. Olsen 4-3-3’ten vazgeçmiyor. Göze hoş gelen bir futbolları yok ve sizin kanalı bolca değiştirmenize neden olabilirler. Fakat olumlu yönden bakarsak çok az gol yiyorlar. Çok soğukkanlı olup disiplinlerinden ödün vermiyorlar. Kısacası tipik bir kuzey takımı onlar. Zaten genellikler yetenekli oyuncu sayısından çok fizikli oyuncuya sahipler.



Kaleciler

Kaleyi kulağımıza aşina olmuş bir isme bırakmayı planlıyorlar. Bu isim Thomas Sorensen. Çok uzun süredir milli takım kalesini koruyan Sorensen istikrarlı ve iyi sayılabilecek bir isim. Beni korkutan durum ise Sorensen diğer senelere göre daha maç oynayıp gelecek. Kaleciler için maç oynamak çok önemlidir. Stoke City’de eldiveni Begovic’e kaptırdı ki, ben bir daha kolay kolay Begovic’in önüne geçebileceğine inanmıyorum. Diğer iki kaleci Anders Lindegaard ve Kasper Schmeichel. Anders Lindegaard gerçekten çok önemli kalecilik yeteneklerine sahip genç bir kaleci. Ben bu turnuvada olmasa bile çok yakın zamanda kaleyi teslim alacağına eminim. Ondaki soru işareti ise son dönemi sakat geçirmesi ve tecrübe. Kasper Schmeichel’ ı yazmaya gerek duymuyorum. Her gün o soyada dua etmesini tavsiye etmekten başka bir şey gelmiyor elimden. Forma bulamayacaktır.

Defans

Daniel Agger ve Simon Kjaer stoper ikilisini oluşturacaktır büyük ihtimalle. Bu iki üst düzey stoper kağıt üzerinde çok iyi duruyor. Tehlike ise Agger’in çok sakatlanması. Beklerde Simon Poulsen ve Lars Jacobsen bulunuyor. Burada da kritik nokta Simon Poulsen’in hücumu sevmesi ve Almanya, Hollanda ve Portekiz gibi çok etkili takımlara karşı solunuz otobana dönebilir. Yedek defans oyuncularını genellikle kendi liglerinden seçiyorlar ve çok tanınan isimler değil. Genel olarak oyun yapıları defansif ve Kuzey ülkelerinin defans anlayışının sağlam olması onlar için olumlu.



Orta Saha

Orta sahaları kalıp değiştiren bir mevki şu anda. Gravesen ve Jorgensen gibi iki üst düzey orta saha oyuncusunun takımda misyonları bitti. Jorgensen hala oynuyor ama o eski Jorgensen’den eser yok şimdi. Bana kalırsa Christian Poulsen – William Kvist – Christian Eriksen üçlüsüyle oynarlar. Niki Zimling de plase olsun. Poulsen ve Kvist savunmaya yardımcı ve mücadeleci orta sahalar. Eriksen’e birazdan özel bir parantez açacağım. Bu orta sahanın isim isim olarak baktığımızda kaliteli olduğunu görebiliriz. Fakat üretkenlikte sıkıntı yaşayacağına eminim. Bu üç futbolcudan gruptaki 3 maçta anca 1 gol, 2 asist falan anca bulurlar.

Forvet

Madem demin Gravesen ve Jorgensen’i andık. Bu mevkide de herhalde bir ismi anmadan edemeyiz. Bu kişi Jon Dahl Tomasson. Bitirici vuruşlarıyla ünlü Tomasson’dan boşalan yerde oynayan futbolcu ise onun en güçlü yönüne yaklaşamayacak Nicklas Bendtner. Çok kolay fırsatları harcamasıyla Arsenal taraftarına bunca süre saç baş yolduran Bendtner her şeye rağmen kanatlardaki oyuncuların yanında oldukça iyi kalıyor. Sunderland’de de fena sayılmayacak bir sezon geçirdi. Kanatlara gelirsek Dennis Rommedahl ve Michael Krohn Dehli bulunuyor. Takımın en zayıf yeri kanatlar. Olsen Rommedahl’i Brondby’ye kadar düşmesine ve ilerleyen yaşına rağmen oynattığı için eleştiriliyor. Fakat mevcut opsiyonlarda da onu kesebilecek nitelikte bir oyuncu bulunmuyor. Benim kanaatime göre Mikkelsen ve Junker onlara çok fazla katkı sağlayamaz.



Laudrup'tan fazlası: Christian Eriksen

Eriksen’e özel parantez açmak istedim. Danimarka futbolunun unutamayacağı bir isim var. Aslında iki isim var ama çoğu kardeş futbolcularda olduğu gibi (Şota Arvaledze, Gary Neville, Javier Zannetti, Bülent Korkmaz …) bir tanesi ön plana çıkar. Evet bahsettiğim isim Michael Laudrup. Christian Eriksen daha 1992 doğumlu olmasına rağmen mensubu olduğu ülkenin efsanesi Laudrup’la kıyaslanmaya çoktan başlandı bile. Bu çok büyük bir onur olmasının yanında çok da büyük bir sorumluluk ve baskı getirir. Eriksen bunları aşabilecek yeteneğe sahip. Kuzey ülkelerinden kolay kolay bu kadar yetenekli oyuncu çıkmaz. İnsanlar Eriksen’i ilk izlediğinde beklentilerin çok üstüne çıkmasını biraz da buna bağlıyorum. Arda’nın ilk çıkışına biraz benzetiyorum aslında. İki ayağına da hakim olan Eriksen’in bir artısı da futbolu Ajax, pardon futbolcu fabrikasında öğrenmiş olması. Her dönem çıkardığı oyuncularla efsane olmuş kulüp Suarez gibi isimlerin ayrılışından sonra Ajax yeni prensini belirledi: Eriksen. Daha doğrusu önünü tamamen açmaya karar verdiler. Bunun ödülünü de şampiyon alarak aldılar. Güney Afrika’da da forma bulan genç oyuncu her geçen gün gelişiyor ve en çok ihtiyaç duyduğu tecrübeyi kazanıyor. Günümüz futbolunda Eriksen’in çok farklı bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Son dönemde genç oyuncular hızı ve atletizmi ile prim yaparken Eriksen oyun zekası ve görüşüyle çok şahsına münhasır bir oyuncu. Çok kısa zamanda Avrupa’da daha büyük bir takıma gitmesini bekliyorum. Kim bilir belki şu anda büyük bir takım sezon sonu için Ajax’la anlaşıp Eriksen’i bağlamıştır bile…



Danimarka ve Euro 2012

Bu başlığı atmamın nedeni Eriksen ve düştükleri ölüm grubu. Eriksen’in takımın çekirdeği olduğu ve alttan gelen jenerasyonla çıkışa geçmesi beklenen Danimarka deyim yerindeyse Euro 2012’de ecel terleri dökecek. Ölüm grubundan da beter bir gruba düştüler. Almanya ve Hollanda’ya diş geçirebilmeleri imkansıza yakın. Üstün defans anlayışı ve disiplinlerine rağmen bu takımın bu favorilerden gol yememesi çok zor. Atmaları daha da zor. Onlar için hedef maçı Portekiz maçı ki onlarla daha önce finallere kalabilmek için boğuşmuşlardı. Gruplarda Portekiz’e gayet iyi işlere atan Danimarka takımı bu sefer daha derli toplu bir Portekiz’e karşı. Portekiz oyun olarak Danimarka’yla çok ters bir takım. Etkili kanat oyuncularına sahip hücum gücü yüksek Portekiz’in savunmanın derinliklerinde ağır yaralara sahip olması onların turnuvaya direk gelememesinin nedeniydi. Ha bir de santrafor eksiği var. Ben maçın Danimarka’nın istediği tempoda geçmesine rağmen gülen tarafın Portekiz olacağın düşünüyorum. Kısacası 3.lükten fazlası onlar için hayal ve 3.lük konusunda da Portekiz’in gerisinde.

Yazdıklarımı birkaç cümleyle kapatmak gerekirse, bu turnuva bu kuradan sonra güzel bir deneyimden fazlası olmayacaktır. Eriksen’in etrafında kurulacak bir yapıyla uzun süre isimlerinden bahsettirebilirler.

3 yorum:

Celal Abbas dedi ki...

Chelseanin başarısı danimarkaya umut verirse hiç şaşırmayacağım. en azından gruplardan çıkma konusunda. Her dünya kupasında ve avrupa şampiyonalarında danimarka isveç gibi takımlara fazla şans tanımam ancak hep beni şaşırtırlar performanslarıyla.

Son dünya kupasında danimarka takımında aklımda kalan tek isim romedahldı. onu kadroda görünce hala oynuyormu bu adam demiştim. sonrada hızı ve danimarka oyununu bir tık yukarıya çıkardığını görüncede saygımı kazanmıştı. eğer kadroda romedahl varsa son halini bilmesemde beni şaşırtmaya devam edecek sanki. Danimarkanın şansını son maça kadar devam ettireceğine inanıyorum.

ilginç bir bilgide son dünya kupasında danimarka ile hollanda aynı grupta yer aldılar. gruptaki ilk maçlarınıda birbirleri ile oynamışlardı. yine aynı gruptalar ve ilk maçları birbirleri ile.

WarBlood dedi ki...

bu tür turnuvalarda defans hattı sağlam olan takımlar sürpriz yapabiliyor.ben danimarka'nın bu potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum.gruptan çıkarlrsa hiç şaşırmam...

Modem dedi ki...

http://www.uefa.com/uefaeuro/news/newsid=1801758.html kale için Kasper'in adı geçmemişti ki? İlk açıklanan listede Sorensen ve Andersen vardı sonradan da Lindegaard 3. kaleci olarak eklendi. Gözden kaçmış gibi :)