1 Ocak 2014

Ali İsmail Korkmaz tezahuratı ve Rıdvan Dilmen üzerine



Son günlerde Rıdvan Dilmen ve “Ali İsmail Korkmaz” tezahüratı konusunda çok fazla yazı yazıldı. Okuduklarımın hiçbirisi beni tatmin etmediği gibi pek çok ayrıntı da konuya dâhil edilmiyor. Her dinleyişimde tüylerimi diken diken eden bu tezahüratın yine de “kusurlu” olduğunu kabul etmek gerekir.   Soru şudur: Ali İsmail Korkmaz ile Fenerbahçe yıkılmazlığının ortak paydası nedir?

 Yoktur.

Daha da ötesi Ali İsmail Korkmaz’ın  ölümüne neden olanlar ile Fenerbahçe’ye operasyon düzenleyenler bugünlerde savaş halinde.

Ali İsmail Korkmaz iktidarın eylemlerine karşı verilen bir mücadele sonrası yaşamını yitirirken Fenerbahçe ise yargının(Cemaatin) kararlarına rağmen iktidar desteği ile en azından Türkiye içerisinde ceza almadan kurtulmuştur. Fenerbahçe’nin ne kadar suçlu olup olmadığına aşağıda değineceğim ama yargı kararlarına rağmen TFF tarafından cezalandırılmaması tamamen Başbakan’ın muazzam desteği sonucu gerçekleşmiş, Cemaat ile AKP düşük düzeyli savaş da Fenerbaçe üzerinden yaşanmıştır.

Dile getirince komik gelecek ama tezahüratın “Fenerbahçe yıkılmaz” kısmına Başbakan’ın da katılma hakkı vardır. Bu yüzden Aziz Yıldırım ne içerideyken ne de dışarı çıktığında Recep Tayyip Erdoğan ile kavga etmediği gibi sürekli de teşekkür etme gereği duymuştur. Toparlarsak Fenerbahçe’yi yargının verdiği cezalara rağmen Türkiye içi yaptırım uygulamama konusunda yapılan kurtarma operasyonunda başrolü Rıdvan Dilmen ile beraber Recep Tayyip Erdoğan oynamıştır.

Tam da bu yüzden var olan yolsuzluk operasyonuna geliştirilecek olan tavrı da çıkar ilişkisine dayandıran Rıdvan Dilmen, Fenerbahçe'ye bir dönem büyük iyilik yapmış Recep Tayyip Erdoğan’a “haklı bile olsa” eleştiri getirilmemesi gerektiğini kendi ahlaki değerleri sonucu dayatabiliyor. Öyle ya Cemaat’in yargı organlarının kestiği parmağa rağmen kendisinin de içerisinde olduğu o zorlu süreçte Başbakan’ın neler yaptığını en iyi bilenler arasındadır ve bu da Rıdvan Dilmen ahlakına göre yolsuzluk gibi konuları gündeme getirip Başbakan’ı zor sokmayarak geri ödenmesi gereken bir borçtur. Rıdvan Dilmen aslında yapılan yardım ve iktidarın bu operasyondaki "koruyucu" rolü konusunda haklıdır ve fakat eleştirilmesi gereken tavrın yolsuzluk gibi utanç verici bir suçu dahi çıkarlar gereği görmezden gelinip memleketin herhangi bir arenasında dile getirilmesinin önüne geçmek istemesi ya da ahlaki değerleridir.

(Toz Bezi'nin aşağıdaki yorumunu okumakta fayda vardır. O yorum bestenin hikayesini anlamlı kılıyor. Benim buradaki itirazım bu besteyi şike operasyonu ile birleştiren algıya dair)



Tüm bu süreç içerisinde dikkat çekmek istediğim konu şu ki Fenerbahçe taraftarı kendi içerisinde çelişkiye düşmemiş, Cemaat ile AKP arasında ayrım yapmadan duruşunu kabaca Atatürk ve CHP ekseninde tutarak aslında Beşiktaş’dan dahi daha “siyasi” bir içeriğe kavuşurken aynı zamanda Cemaat ile AKP’yi tümden reddetmiştir.

Ben açar açar Ali İsmail Korkmaz tezahuratını dinlerim her şeye rağmen. Çünkü acaip seviniyorsun, bir ses çıkıyor, bu o kadar mutlu ediyor ki? Birileri kim bu Ali İsmail desin, diğeri neden öldü bu desin, iki kişi de 6 tane hayvanı yargılasın ki bir daha birileri diğerini sıkıştırıp öldürmesin. Böyle bir eylem hızlı bir şekilde kapanmasın. Bu açılardan bakarak bugün dahi teşekkürlerimi sunarım bu bestenin en azından ilk cümlesi için.. o ilk cümle hatrına bağıra bağıra bütün Galatasaraylılığımla da derim: FENERBAHÇE YIKILMAZ!

Şike operasyonu hakkında..

Bak arkadaşım bu memlekette kuralların yaşam akışına darbe vurmayacak şekilde olan kısmı uygulanır. Geride kalan pek çok kural kâğıt üzerinde ancak vardır ve bunlar aslında seni esir alır. Bilir misiniz tam da bu yüzden lise sonrası aldığı altı aylık eğitim sonucu polis olan binlerce insan durduk yere gelip senin yüzüne şamarı bassa sesini çıkaramazsın.Tam da bu yüzden en çok hep polisten korkarsın..  Çünkü uygulamadığın bir kuralı sana hatırlatır, çeker merkeze. Ne kadar kurallara bağlı bir yaşam sürersen sür, polis görünce “şüpheli değilmiş gibi” tavır takınıyorsun korkudan. Fenerbahçe şike operasyonu sonucu “boş delillerle” yargılanmadı. Yargı son yolsuzluk operasyonunda olduğu gibi suçlu bulacağı delillere sahipti ve fakat gel gör ki son 50 yılı dinlesen her sene şampiyon takımın şampiyonluğu elinden alınırdı. Bu gerçeği hepimiz biliyoruz. Yine de Trabzonspor davasında haksız değil. Çünkü o tapeler ve yargı kararı sonrası TFF’nin Fenerbahçe’ye yaptırım uygulamaması skandal bir karardır. O tapelerin çok daha fazlası geçmiş otuz yılda var oluyor oluşu Trabzonspor’u bağlamıyor. Böyle de garip bir davadır şike operasyonu.. Trafik polisi ile takışıp aracını bağladıkları zaman polisin elinde aracını bağlayacak deliller oluyor ama bu dışarıda gezen araçların yüzde doksanının bu şekilde olması bir şeyi değiştirmiyor. Bu ülkenin futbol ortamında temiz kalabilmenin yolu yoktu bir zamana kadar.   Bu açıdan Fenerbahçe savunmasına sıklıkla kendisini temize çıkarmak ile değil Galatasaray ya da X kulübünün de bu işlere karıştığını, ülkenin genel futbol ortamının aşağı yukarı bu olduğu üzerinden yaptı. Aziz Yıldırım dahi sahaya uygulanmayan şikeyi dolaylı yönden kabul edip suç işlememiş ve fakat bunu düşünmüş insanın yargılanmasının ne kadar anlamsız olduğunu dile getirdi seçim zaferi sonrası yaptığı konuşmada..

Herkesin bildiği sır şudur: Fenerbahçe’yi yargılayacak deliller mevcuttur. Trabzonspor “yargı içerisinde” haklıdır. Lakin bu öyle bir şey ki son 20 yıldaki diyelim ki (bilemeyiz) en temiz takım Fenerbahçe’dir ama bu bir şeyi değiştirmez. Son 30 yılın tapesinde her sene bir kirli takım çıkar ve hepsi de Fenerbahçe’den çok daha sorunlu işlere imza atmış olsun, bu yine bir şeyi değiştirmez. Size bunu bir örnekle açıklamama izin verin..

Bülent Uygun ve Oyuncu menajerliği..

O zamanlar spor servisini izlerdim neredeyse her gün. Bülent Uygun birden hem teknik direktör hem de oyuncu menajerliği nedeniyle yargılanmıştı hatırlarsanız. Uzun süre ceza alacağı vakit Mehmet Demirkol savunmaya geçti muhtemelen arkadaşı olan Bülent Uygun’u.  Nasıl savundu biliyor musunuz? Bu “yasak olsa dahi” TFF’nin düne kadar izin verdiği bir eylemdi. Sizler bunu yasaklayabilirsiniz ama bundan sonrasına ancak ceza kesmelisiniz zira pek çok teknik direktör bu işin içerisinde iken göz yumuluyordu. Birden buna böyle ceza kesemezsiniz.. Cümleler bana ait ama savunma içeriği Demirkol’a..

Aşağı yukarı şike içeriğinde de olay budur. Şimdi bana Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi itiraz eder ama benim düşündüklerim böyledir.


17 yorum:

Sabit Badem dedi ki...

Tezahüratı yapan Fenerbahçe taraftarıdır şu bu kişiler değildir. Rıdvan Dilmen veya başbakan hatta ve hatta Aziz Yıldırım dahi bu tazahürata katılmayabilir katılmaz ve bu tezahürattaki Fenerbahçe yıkılmaz ile çelişmez.

Çünkü Fenerbahçe taraftarı o kupa Trabzonspora verilse bile aynı şekilde bağarıcaktır. Çünkü taraftar hakkını açık adil bir şekilde istiyor, kapalı kapılar ardındaki lobicilerin hukuksuz olarak yaptıklarını alkışlamak derdinde olmadığı için ne başbakanı ne Rıdvan Dilmen'i ne de Aziz Yıldırım'ı desteklemek durumunda değildir. Bu aynı zamanda Fenerbahçe taraftarının erdem sahibi olduğundan değil herhangi bir takımın taraftarı da aynı şekilde tepki verecektir.

Dava ile yazdıklarınızla ilgili olarak da benim gibi eğer bir hukuk eğitimi almamışsanız ve bu alanda uzman değilseniz kahvehane ağzıyla tartışmaktan ileri gitmeyecek bir kayıkçı kavgası gütmüş olduğunuzu gösterir. Dava ile ilgili size cevaben soracağım şey tapeler suçluyu tespit etmek için yetecek derecede delillerden midir? Tapeyi destekleyecek maddi belge ve bulgular nelerdir? Bu davada ne kadarına tanık olduk?





Borges dedi ki...

Sabit Badem: Aziz Yıldırım'ı desteklememe hakkınız elbette vardır ama bu süreç içerisinde Aziz Yıldırım'ın tek bir eylemi taraftarın tüm haklılığını ya da haksızlığını elinden alabildiği noktada O'nu nasıl dışarıda bırakacağınızı bana anlatır mısınız bir hukukçu olarak? İki gün sonra Aziz Yıldırım evet bu ekinler şu demektir, emri ben verdim dese taraftarın tüm bu davasının anlamı kalır mı?

Hukukçu olarak anlatın taraftar tüm bu haklılığı nereden alıyor? Aziz Yıldırım'dan değil midir? Bizzat Aziz Yıldırım ve hatta bu kanun tasarıları ve her türlü görüşme esnasında aktif rol alan Rıdvan Dilmen'in ortaya koyduğu RTE desteği neyi işaret ediyor?

Ben her gün dinlerim Ali İsmail tezahuratını. BU yüzden Fenerbahçelilere de teşekkür ederim. Muazzam bir beste. Bırakın her şeyi, bu katliamı gündemde tutuyor, yukarıda da yazdım. Bu açıdan bakıyorum seviyorum tezahuratı. Destek olarak algılıyorum bunu ben içeriğindeki bahsettiğim çelişkiye rağmen.

FromBone dedi ki...

Borges, eksik bilginiz var bazı hususlarda. Trabzon nasıl haklıdır dersiniz? Tapeler üzerinden konuşacaksak Trabzon daha suçlu. Niyet var aksiyon var netice alınmış! Itiraflar ve ifadeler üzerinden konuşacaksak Trabzon aleyhine verilmiş iki ifade var. Sahaya bakacaksak, 'transfer şikesi' Ankaragücü ve Trabzonspor arasında meydana gelmiş, 'sahaya yansımış'! Aziz Yıldırım tarlalardan beraat etti bu arada. Size tavsiyem binlerce sayfa tutan tapeleri, iddianameyi, savunmaları ve gerekçeli kararı okuyun. RTE'nin 3 Temmuz'dan bugüne Fenerbahçe ve Trabzonspor icin söylediklerini duşunun. Zannediyorum yazınızı bastan aşağı değiştirmek zorunda kalacaksınız. Eğer bir takım algılar yaratmak icin gercekleri çarpıtıyorsanız, yapmayın yemezler.

Borges dedi ki...

Tarlalar Aziz Yıldırım'ın taraftarların davaya olan adanmışlığı konusunda ne derece önemli olduğu konusunda bir örnekti. Öte yandan Aziz Yıldırım'ın beratini bir delil olarak gösteriyorsunuz. Aynı şekilde FB yöneticilerin suçlandığı ama Aziz YIldırım'ın beraat ettiği sportif kararı da Aziz Yldırım mahkemede kendi suçsuzluğuna örnek gösteriyor.

Bir şeyi örnek gösterip içerisindeki ayrıntıyı delil olarak sunuyorsanız o bütünü kabul etmiş oluyorsunuz. Siz de Aziz Yıldırım da sportif kararları kabul ederek FBli yöneticilerin teşebbüs ettiğini kabul ediyorsunuz o zaman. Ve fakat teşebbüs suçu bir anda AKP YARDIMI ile suç olmaktan hızlı bir şekilde çıkarıldı, Fenerbahçe kısmen yıkılmadı diyelim. AKP yardımı sonucu.. Ali İsmail Korkmaz'ı öldürenler? İlk paragraf ne diyor? Ben ne diyorum?

http://muhalifkanarya.wordpress.com/2013/12/27/paylasilamayan-operasyon-3-temmuz/

Borges dedi ki...

Ne diyorum? AKP-Cemaat savaşı düşük düzeyde burada başladı. AKP kendi çıkarı ya da başka bir niyet, FB'yi bazıları aklama bazıları da yargı kararından kurtarma desin nihayetinde kurtaran önemli bir aktördür. Ali İsmail'i öldürenleri sizce kim hangi miting konuşmalarıyla gazlamıştır? Yargı kararının olası sonucundan Fenerbahçe'yi kim kurtarmıştır, ortak paydayı bulalım..

....................................

Cemaat’in Sözcülerinden Bülent Keneş 25/12/2013 Haber Türk TV’de katıldığı programda ima ettiği şey “Şike Yasasını değiştirdi diye AKP’yi harcadık” manası mı taşıyor ?

Todays Zaman Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş:

“Ben Ak Parti demiyorum artık AKP diyorum. Artık Kemalist diyorum. Yazımda da militaristliği taktiği uyguluyor, dedim. Ak partinin ismi AKP’dir artık.”

Moderatör ; Ne zamandan itibaren böyle söylüyorsunuz?

Bülent Keneş: Şike yasasının değiştirilmesinden başlayarak Aralık 2011’den itibaren Ak parti değil AKP diyorum. Bir pislik, bir yolsuzluk, bir usülsüzlük konusunda canhıraş bir şekilde 6 ay önce çıkarılan bir yasayı yeniden değiştirme ihtiyacı duyan bir partinin ak olma iddiası düşmüştür, diye düşünüyorum. O dönemde; Todays Zaman’da bir yazı yazdım: AK Parti’den AKP’ye diye. Bundan sonra AKP diyeceğim dedim ki ben bütüm seçimlerde AKP’ye oy verdim ama partili olmadım. AKP’nin özelliklerinden dolayı oy verdim. Ama 2011’den beri aynı performansı görmüyorum, AKP 3 yıldır tam tersine dönmüş bir partidir.

.......................

FromBone dedi ki...

Düzgün ifade edemedim sanırım. Ben zaten tapeleri de mahkemeyi de yok sayıyorum, kumpas olduğunu biliyorum. Siz mahkemeden ornek verip Aziz Yıldırım'ı ve kulübü suçlayıp cezalandırılmasını RTE önledi dediğiniz için aynı tapelere, tutanaklara bakın, o verilere gore suçlunun Trabzonspor olduğunu göreceksiniz dedim. Yani, eğer kumpasa gore, yaratılan delillere gore konuşuyorsak onda bile TS suçlu, onları toptan yok sayıyorsak bugun yaratılan ortamda yine hakkı yenen mağdur Fenerbahce'dir. 3 Temmuz sürecinde hükumet ve cemaat aynı taraftaydi bugun ise degil. O süreçte hükumetin her kanadı ve RTE kulubün üzerine cullanmisti. Başbakan Fener'i kurtardı algısı olsa olsa RTE'nin eriyen oylarını bir nebze de olsa geri getirme cabasıdır. Zira GS'nin AKP seçmeni olan 20 milyon taraftarı onumuzdeki secimlerde istendiği gibi hareket etmeyebilir!

FromBone dedi ki...

Cemaat kulubu tamen ele geçiremegi icin kızgın olmalı. O bahsi gecen yasadaki değişiklerin hiçbirini Aziz Yıldırım istemedi. Hem baskanın hem yönetim kurulunun hem de o dönemki teknik direktörün ortak söylemi 'suçlu isek küme düşürün'dur! 'Kişiler ve kulüpler ayrılmaz'dır! Fenerbahçe'nin kurtarılmaya ihtiyacı yoktu ki! Suçlu olsa (GS'nin borsadaki oyunları gibi) bir kurtarıcıya ihtiyac duyulabilirdi. Suçsuz Fenebahce'yi ikinci lige düşürmek yemedi sadece! Kendini ve Türkiye'deki spor ekonomisini kurtarmislardir belki ama Fenerbahçe icin değişmedi o yasalar...

Borges dedi ki...

Hatırlayın ilk seçimi. Aziz YIldırım'ın içerideyken kazandığı seçimde kimler gitti yerlerine kimler geldi? Başbakan'ın dünürünün oğlu Ahmet Ketenci, Cumhurbaşkanı Gül’e yakın bürokrat Talat Yılmaz.(sonra kavga o başka). Kadir Topbaş'ın oğlu Hüseyin E.TOPBAŞ..

Pardon Aziz Yıldırım içerideyken nasıl böyle AKP ile savaşıp bu isimleri yönetime Ali Koç'ların Cihan Kamer'lerin filan yerine alıoyor? Bu nasıl ALİ İSMAİL KORKMAZ ortak paydası? Aziz Yıldırım'ı isteerseniz adaletsiz yargı deyin ama o kararın sonuçlarından RTE kurtarmıştır Demirören uygulayıcıdır. Teşebbüsten yönetim üyeleri ceza almış, kişi ve kurumlar ayrılmış. yasa çıkmış v.s v.s.

Borges dedi ki...

Ben de diyorum ki yukarıda: Fenerbahçe yıkılmaz kısmını Tayyip Erdoğan söylese yerdir. ali İsmail kısmını dışarıda bırakarak.. Oysa mitinglerde bu çocuğu öldürenleri gaza getiren söylemlerin sahibidir RTE. azmettirici olarak o camide içki söylemleri nedeniyle yargılansa kim ne diyebilir?

Ali İsmail Korkmaz AKP'ye karşı savaştı. Ama bu savaşta öyle veya böyle RTE Fenerbehçe'nin yıkılmaması için Rdvan'ın da şahit olduğu ve dillendirdiği çok önemli destekte bulunmuştur. Çelişki budur..

toz bezi dedi ki...

Tezahuratı bağlamından kopararak tartışıyorsunuz. Bu tezahuratı besteleyen grup, vamos bien. Grubun, gezi olayları sırasında, öncesinde ve sonrasında durdukları yer, siyasi görüşleri, sloganları ortada. Twitter hesapları da orada, gidip bakabilirsiniz.

Grubun ve fenerbahçe tribünlerinin hükümet karşıtlığı da gizli değil elbet ama şike süreci, aziz yıldırım tartışmaları bir tarafa ortada hükümetten de önce hem bu grup özelinde hem tribünlerin tamamı genelinde bir polis karşıtlığı var. Paylaştığınız videoda da görüldüğü üzere, bu beste ilk söylenmeye başladığında polis gruplarına karşı söyleniyordu. Hemen arkasından da "sık bakalım" tezahuratı giriliyor zaten. Polisin sopalarla öldürdüğü bir genç adına marş yapıp bunu polisin yüzüne haykırmak da insanın tüylerini ürpertiyor haliyle.

"Fenerbahçe yıkılmaz", kısmıyla ilgili olarak şike davasını merkeze alarak konuşmak yerine 12 mayıs 2012'yi gözönüne alarak yorumlamak daha yerinde olur sanırım. O gün yaşananların fenerbahçe tribünlerinde bıraktığı izleri unutarak bu marş anlaşılamaz. O gün kadıköyde neler olduğunu biliyorsunuzdur ama hatırlatmakta fayda var.

Bu bağış erten'in olaylara ilgili yazısı. Mümkün olduğunca kalemine sahip olmaya çalışsa da polisin yaşattığı terör herhalde anlaşılıyor bu yazıdan.

http://www.radikal.com.tr/spor/olculu_polis_teroru-1087938

Kısaca "Ali İsmail Korkmaz, Fenerbahçe yıkılmaz" tezahüratı herşeyden önce polise söylenmiştir. Devletin, hükümetin polisine.12 Mayıs 2012'yi unutmadık, bizim için direniş 31 mayıs 2013'ten bir yıl önce başladı.

Borges dedi ki...

Yazının içerisinde bu yorumun dikkate alınması için bir not iliştirdim.

""Fenerbahçe yıkılmaz", kısmıyla ilgili olarak şike davasını merkeze alarak konuşmak yerine 12 mayıs 2012'yi gözönüne alarak yorumlamak daha yerinde olur sanırım. O gün yaşananların fenerbahçe tribünlerinde bıraktığı izleri unutarak bu marş anlaşılamaz."

Bu besteyi de doğru yere oturtuyor demektir. O zaman benim yazıdaki yorumum "3 temmuz merkez algısı" üzerine yazıldığını belirteyim. Ki öyle olmuş olsa dahi Ali İsmail Korkmaz adına yine de "olumlu" etkisi olduğunun altını zaten çizmiştik.. Böyle daha güzel oldu kesinlikle.

chota dedi ki...

Bu ülkede futbol düzeni 2 eksende hareket eder. Fenerbahçe yada Galatasaray'dan biri şampiyon olmalıdır.He birde , Beşiktaş'ın ağzına 10 yılda birde bir parmak bal çalınır. Futbolun yönetilme şekli aslında ülkedeki her şeyin bir nevi özeti bu işin,,,
Birisinin bu sisteme çomak sokmasına asla müsade edilmez. Özellikle Trabzonspor'un, Eğer az kafasını kaldırırsa şamarı indiriverirler, rezil ederler , Kendilerine gelince tapeleri polis fezlekesi diye küçümseyen yok sayan zihniyet söz konusu Trabzonspor olunca tapeleri Anayasa ile eş tutarlar. Mecliste bir gecede şike yasasının değiştirilmesi , TFF'nin değiştirilmesi , P.F.D.K 'nın değiştirilmesi , Tahkim Kurulu'nun değiştirilmesi , 57. maddenin değiştirilmesi falan filan , Türkiye'de şike şuçunu kronolijik olarak kanıtlayan hukuksal kararlarda şunlardır.
1- Fenerbahçe’nin UEFA ve TFF işbirliği ile Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi

2- Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu 1. Rapor

3- Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu 2. Rapor

4- Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Kararları

5- Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Kararları

6- 16. Ağır Ceza Mahkemesi Şike Davası Kararları

7- UEFA disiplin kurulu kararları

8-UEFA tahkim kurulu kararları

9- CAS kararları

Evet bürün bunlara rağmen Fenerbahçe yıkılmaz...

Onur Kaçar dedi ki...

Fenerbahçe'yi Aziz Yıldırım dahi yıkamamıştır.

chota dedi ki...

ike suçunun kronolojik olarak kanıtlayan hukuksal kararlar



1- Fenerbahçe’nin UEFA ve TFF işbirliği ile Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi

2- Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu 1. Rapor

3- Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu 2. Rapor

4- Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Kararları

5- Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Kararları

6- 16. Ağır Ceza Mahkemesi Şike Davası Kararları

7- UEFA disiplin kurulu kararları

8- UEFA Tahkim kurulu kararları

9- CAS kararları

Şimdi bütün bu kararlara rağmen Fenerbahçe Spor Klubü ceza Türkiye sınırları içerisinde ceza almadıysa ,,, evet Ali İsmail Korkmaz Fenerbahçe yıkılmaz...

alihoca dedi ki...

Güzel İnsan;

Savcının 'Şike Davası' iddianamesinin tamamını ve bu iddianameye yansıtılmayıp (soruşturma-dinleme delil toplama aşamasında var olduğu kanıtlanan) ancak Aziz YILDRIM ve diğer sanık savunmalarında kısıtlı zaman ve sürelerde yer alabilen-ifade edilebilen Trabzon ve Beşiktaş ile ilgili Tape, bilgi, belge ve delilleri(!) okudun mu?

Sorumu göz attın mı bağlamında değil, inceleme-araştırma anlamında değerlendir lütfen.

devilsadvocate dedi ki...

Borges'in hukukçu olmayıp dosyadaki tapelerle sanıklara ne kadar ceza verilebileceğine dair fikri olmadığından bahis vurulmuş ve itiraz gelmiş. bir hukukçu olarak bu eleştiri beni rahatsız etti. Yazıda çok açık şekilde kulübe TFF'nin ceza vermemiş olmasının skandal oluşuna dikkat çekilmiş ki spor hukuku yargılaması ile ceza hukuku yargılamasındaki "ispat" yükü farkına dikkat çekmeme sanırım gerek yok. artık herkesin malumu, şüpheyle bile ceza verilebilir spor hukukuna göre ki ilgili tapelerin tek bir satırına dahi itiraz edilmediğini de unutmayalım. "arabaya binip, kontağa anahtarı sokup, anahtarı çevirmekten vazgeçtiğini bu nedenle suç işlemediğini" söyleyen biriyle karşı karşıyayız ki bir kaç maçın görüntüsünde değil kontak çevirmeyi arabanın 5. vitese atıldığını görmemek de imkansız.

selaminko dedi ki...

http://www.muhalefet.org/images/cust_images/120224100313.jpg

yukarıda gördüğünüz resim konuyu kapatmaya yeter zannedersem. ama devam edlim. ayrıca fenerbahçe tribünlerinde açılan adam gibi adam recep tayyip erdoğan pankartı da hala hafızalarımızdadır. iş galatasarayı suçlamaya gelirse bunları hatırlatmaktan gocunmam amma velakin bu çıkar ilişkileri içerisinde ali ismail korkmaz gibi bir figürün tek bir takıma bağlanmasına anlam veremiyorum. ali ismail pek ala beşiktaşlı, galatasaraylı ya da x takımlı da olabilirdi. hatta ve hatta başbakanın takımı olarak bilinen kasımpaşasporlu bile olabilirdi. ali ismail korkmaz'ın uğrunda can verdiği şey fenerbahçe değildi uğrunda can verdiği şey gelecek nesillerin daha düzgün bir ülkede yaşamalarını istemesiydi. kısacası ali ismail korkmaz fenerbahçe yıkılmaz söylemi şu koşulları doğru değildir. zira fenerbahçe yıkılmazdı küme düşürülse bile ama alnında da kara bir leke kalmazdı. ha bazı arkadaşlar demiş ki bütün yönetim düşürülsün dedi. bırakın bu işleri resmen bir şovda ve bunu görememek için gerçekten at gözlüğü takmak gerekirdi. ve maalesef takanlar varmış. o dönemde nihat özdemirler falan bu takımın küme düşürülmeyeceğinden o kadar emindiler ki kalktılar şov yaptılar. nihat özdemir, limak ve hükümet üçgenine de göz atmakta fayda var. zira neden birden bire çekiliverdi köşesine bi bakmak lazım.