19 Ocak 2010

19 Ocak'ta Ne Olmustu ?.!


Skibbe'nin Frankfurt'u Bremeni yenmis, Neill istanbula ayak basmis ya da Guardiola-Vilanova-Cruyff iliskileri.. olmadi Wolfsburg'un Kasimpasali Moritz'i almak icin caba göstermesini filan en azindan bugün bosverin.

Ne olmustu 19 Ocak'ta ?

Toni Roma'da cosmus, Ronaldinho eski günlerine dönüs sinyalini vermis, Berlin mücize pesinde olsun da aslen ne olmustu 19 ocak'ta ?

Enke'nin ölümü sonrasi galibiyet yüzü göremeyen Hannover teknik adamini kovsun ve Lattek 75.yasini geride birakir iken satilmak istemeyen Kuranyi Schalke'yi tasimaya devam etsin derken Robben ile Lahm idmanda birbirine girsin filan tamam yazacagiz hepsini de su cevap eksik..

Ne olmustu 19 Ocak'ta ?

Türkiye Süper Ligi 321 milyon dolar eder mi etmez mi derken yarin bi gün Galatasaray-Fenerbahce ayrilir da havuzun suyu biter mi filan hepsini tartisalim filan ama sunu bir halledelim önce;

Ne olmustu arkadaslar 19 ocak'ta ?

Bu hepimizi ilgilendirir zira biz yazi yaziyoruz. Dolayisla 19 Ocak'ta olan bir gün senin de basina gelebilir. Bu yüzden yazinin oldugu her yerde önem verilmesi, üzerinden gecilmesi gereken bir sey olmustu aslinda. Yarin benim de senin de basina gelebilme ihtimali oldukca yüksek bir sey oldu..

Ne oldu peki ?



2005 yilinda Ermeni Soykirimi üzerine kendi capimda arastirma yapar iken ilk defa isminin üzerinde biraz vakit gecirdim. Ilginc olan su ki Ermeni diasporasini elestiren benim gördügüm ülkedeki tek Ermeniydi kendisi. Eksi sözlük icin yazdigim "ermeni soykirimi" entrysinin icerisine de konu etmisimdir. Yurt disinda yasayan ermenilerin yer yer sacmaladigina iliskin söylemleri vardi. Misal henüz o güzel adam hayatta iken söyle yazmisim ben..

"..agos gazetesi genel yayin yönetmeni hrant dink'in ölenlerden ziyade kalanlar üzerine verdigi mücadele sirasinda türkiyede tehcir sonrasi kalan insanlar icin herhangi bir tez/arastirma olmus mudur sorusuna diasporadan bir bilim adaminin verdigi cevap soyledir; "500 bin kadari ermeni müslüman olmustur; biz onlari da ölen 1.5 milyon ermeninin icerisinde görüyoruz. baska türlü bizim tezimizi baltalar"

Burada da anlasilacagi gibi yurt disinda yasayan Ermenilerin carpik Türk algisi/nefretine iliskin elestiriler getiren aslinda belki de tek Ermeni aydiniydi. Misal öldürülmesine neden olan cümlelerin iceriginin bir benzerini farkli sekilde de söylemisti öncesinde..

"Diaspora Ermenileri Türk'e nefret duyduğundan dolayı kimliği hastalıklıdır"

Meselesi buydu. Diaspora Ermenilerinin Türk takintisina karsi bir savasi vardi. Aslinda her iki tarafin da sivri kisimlarini elestiriyor, düzeltme cabalari icerisinde yazilar yaziyordu. Bu konunun uzun uzun anlatildigi yazi dizisinden iki cümleyi digerlerinden ayirarak baglamindan kopartilip halka sunularak hedef gösterilmistir. Bu da onun ölümüne giden yolu hazirlamistir. Kimin öldürdügü hicbir sekilde önemli degil iken o ölümün ardindan kopan firtina ya da o sürec iyi analiz edilmelidir.

Komsu ülkelerde orman yakan, sagi solu bombalayan, nice canlara kiyan Sabah Ketene gibi terör üreten bir adami milliyetcilik sacmaligi altinda "kahraman" olarak insanlara tanitan Emin Cölasan ve benzerleri bu cümleyi bütünden ayri degerlendirip insanlarin bunu normal karsilamasinin anlamsizligi üzerinde durmus, bir bakima acik acik hedef göstermistir Hrant Dink'i. Bugün Dink, delinmis ayakkabisi ile kaldirimin ortasinda kanlar icerisinde hala yatar iken onlar rahat rahat uyuyor yataklarinda.. Birilerini hedef göstermenin anlamsizligi bir yana yazarin yazdigi yaziyi yanlis bir sekilde degerlendirip insanlara "bakin bakin" diye gösterme absürdlügünün ardindan daha da tiksindiren tarafi ise yitip giden bir can, babasiz kalan bir kiz cocugu ya da kocasindan olan esin üzüntüsü yerine bu öldürme eyleminde hic rol almamislar gibi cinayetin ülkenin o muhtesem karizmasini cizerek ülkeye verdigi zarardan bahsetmeleri ise insansizliklarinin tezahüründeki en yaldizli taraf olsa gerek..

"Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur, yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun"

Okudugunu anlama özürlünün mahkemeye verdigi,süper güzel yazar Cölasan'in alintilayip hedef gösterdigi ve öldürülmesine vesile olan Hrant Dink'in cümleleridir bunlar. Bir yazi dizisi vardir ortada ve son bölümün de bu sekilde baslamasi, öncesinde yazilmis olana yapilan atiflari görünmez kilmistir. Burada ne denilmek istenilmistir peki ?

Bir de bu cümleleri bütünün icerisinde degerlendirelim. Ve siz karar verin yukaridaki siyahlara bulanmis cümlenin icerigi nedir ?

Hrant Dink'in yazi dizisinden..
......

"Türk-Ermeni ilişkisinin günümüzde geldiği nokta ise şudur: Ermeniler ve Türkler birbirlerine bakışlarında klinik iki vaka durumundadırlar. Ermeniler travmalarıyla, Türkler de paranoyalarıyla. İçinde debelendikleri bu sağlıksız halden kurtulmadıkça -Türkler belki değil ama- Ermeniler'in kendi kimliklerini sağlıklı şekilde yeniden yapılandırmaları mümkün gözükmemektedir. Özellikle Türkler 1915'e bakışlarında empatik bir yaklaşıma girmedikçe Ermeni kimliğinin sancılı kıvranışı devam edecektir.

Sonuçta görülüyor ki işte "Türk" Ermeni kimliğinin hem zehiri, hem de panzehiridir. Asıl önemli sorun ise Ermeni'nin kimliğindeki bu Türk'ten kurtulup kurtulamayacağıdır”. (burada bahsedilen "türk" daha cok diaspora kimliginin özü olan türk nefretidir,zehiridir)

Üzerinde durdugu konuyu diger yazisi olan “'Türk'ten kurtulmak” baslikli bir sonraki yazisina tasiyor:

“Ermeni kimliğinin "Türk"ten azad olmasının görünür iki yolu var. Bunlardan biri, Türkiye'nin (devlet ve toplum olarak) Ermeni ulusuna karşı empatik bir tutum içine girmesi ve nihayetinde Ermeni ulusunun acısını paylaştığını belli edecek bir anlayış sergilemesidir. Bu tutum hemen olmasa da, zaman içinde "Türk" unsurunun Ermeni kimliğinden uzaklaşmasına yol açabilir. Ne var ki bu şıkkın gerçekleşmesi şimdilik zor bir olasılık. İkinci yol ise bizzat Ermeni'nin "Türk"ün etkisini kendi kimliğinden atması. İlkine göre bu ikincisi, daha bir kendi iradesi ve inisiyatifine bağlı olduğundan, gerçekleşme ihtimali daha fazla. Esas olarak tercih edilmesi gereken yol da budur.” (kendi halkina bakin neler diyor.)

“Ermeni dünyasının kendisini "Türk"ten kurtardığında, kimliğinde bir boşluk yaşayacağını ve özellikle de Diaspora Ermenileri'nin kimliksel çözünürlüğünün hız kazanacağını sananlar aldanırlar. Ermeni kimliğinde "Türk"ten geriye kalacak boşluğu dolduracak çok daha yaşamsal bir olgu sözkonusudur o da bizatihi bağımsız Ermenistan devletinin varlığıdır.”

“Ermeni kimliğinin "Türk"ten kurtuluşunun yolu gayet basittir: "Türk"le uğraşmamak... Ermeni kimliğinin yeni cümlelerini arayacağı yeni alan ise artık hazırdır: Gayrı Ermenistan'la uğraşmak.”

Son yazisi da iste bu sekilde basliyor:

"Türk"ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur. Yeter ki bu mevcudiyetin farkında olun"
.......

Düsünebiliyor musunuz bir adam sizin ülkenizden cikiyor, Ermenistan disinda yasayan ermenilerin(diaspora) Türklük takintisini elestiriyor.. Ermenistanin gelisimi icin yurdunun disinda yasayan ermenilerin türklük takintisindan vazgecip kendi ülkelerinin gelisimi adina mücadele etmesi gerekliligini söyler iken birden isler degisiyor.. Türk'ten bosalacak zehirli kan cümlesinin Ermeni Diasporasina yapilmis bir kimlik elestirisi oldugunu anlayamiyoruz.. Türk nefretinden vazgecin, türklerden nefret etmeyi karakterinizden cikarin cümlesini türklüge hakaret olarak algiliyoruz.. Sokaktaki veletlerden bahsetmiyorum dönem itibari ülkenin en önemli yazari konumunda olan Emin Colasan'dan tutun da bu sözü nedeniyle onu mahkemeye veren gerzeklere kadar tonla insandan..

Haliyle insanlar daha da derine inip arastirma geregi duymamislardir. Öyle ya koca koca yazar diye gecinen insanlarin okudugunu anlama özürlü olmasi beklenilemez ki ? Türkiyenin Amiral Gemisi olarak addedilen gazetenin yazarinin milliyetcilik saplatisi icerisinde düsman belledigi ülkeye zarar veren ,orman yakan ve intikam adi altinda bi yerlere bomba koyup 28 canin yitirilmesine sebebiyet veren adami "Kahraman" diye kösesine tasiyan adamdan bahsediyoruz..

Dikkat ederseniz eger gercekten zehirli türk kani olarak türklüge bir dokundurma yapmis olsa da o insanin öldürülmemesi gerekliliginden filan bahsetmiyorum size. Zira benim yazdiklarimi okuyan kitle arasinda Yilmaz Özdil, Emin Colasan okuyup gaza gelen tonla insan var. Bu insanlara "süper yaziyor, muhtesem dile getirmis gercekleri" diyecek konumda onlarca sulandirilmis beyin.. ve haliye kimseyi anlayamayacagi konular/insanlik üzerine yazi yazip sikmak istemem.. Üc kelimeden olusan köse yazilarina derin anlamlar bicen nice yorgun beyinleri daha da yormak, kaldiramayacaklari yükün altina onlari sokma derdinde degilim.. Ve fakat mevzubahis konu sadece yanlis anlasilmadan ibaret degil.

Yanlis da dogru da olsa bir alginin sürükledigi insan yiginin tepkisellikleri ve bunun sonucu olarak kaldirimin üzerinde kanlar icerisinde birakilmis bir adam.. Daha da kötüsü sonrasinda bu cinayeti sahiplenen kurumlardan insanlar yiginina, övgü düzülmesinden sarki yapilmasina ve statlarda koro halinde cinayeti sahiplenmeye kadar giden bir sürec..

Ve iste bu yüzde n siz bu cinayeti tek bir insanin gaza getirilmis olmasi olarak aciklamayamazsiniz.. Esinin ölümünden sonra o güzel insan olan Rakel Dink'in bahsettigi gibi yasi kac olursa olsun öldüren degil bir bebekten katil yaratan karanligi sorgulamaliyiz söyleminin üzerinde durmaliyiz. Ülkenin bir kesiminde tutacagi asikar olan "plan yapmayin plan" adli sarkinin yapilmasinin temelinde yatan nedene bakmaliyiz.. Sadece Ogün Samast degil onlarca, yüzlerce insanin futbol macinin icerisinde tribünlerden bu cinayeti onaylamasini nasil aciklayacagiz, onu bi düsünelim..

Hepimiz Ermeniyiz diye masum bir slogani dahi kabul edemeyecek kadar irkcilik kokan beyinlerin fazlaligina da bakmaliyiz biraz.. (bkz: Hepimiz Ermeniyiz/@borges)

Bu cinayet bir kiz cocugunu babasiz birakmis, bir esi kocasiz.. Hepsine üzülüyoruz, hepsine ayri ayri yer veriyoruz belki ama baska acidan üzerinden günler,aylar gecmesine ragmen hala bunu savunan, yaptigiyla gurur duyan ve cok da azimsanmayacak bir kitle tarafindan sahiplenilmesidir aslen üzerinde durulmasi gereken.. Bir kisi bir kesimin algisini masaya yatiriyoruz her 19 ocak'ta..

Yer yer bana daha cok takip edilen kimi yerlerde yazmam icin teklifler gelir bir yerlere yazmam icin.. Futbolla ilgili. Ben sahsen korkarim zira benim dilim catallidir, tek bir yerde de durmaz ve sonum da cok hayirli olmaz bu bakimdan. Mehmet Demirkol, Ugur Meleke gibi yazarlar "futbol sadece futboldur" diye geyik cevirmenin disina cikip futbolu sadece futboldan ibaret kilmak icin diyarbakir üzerinden yazi yazar iken bazen ben burada korkuyorum zira yanlis anlasilma ihtimali oldukca yüksek olan iceriklerdir. Keza digerleri adina da.. Ama en cok da üzülüyorum zira cok ama cok iyi biliyorum ki Hrant Dink'i öldüren insan da ölümünü planlayanlar ve hatta kendi köselerine o alintiyi tasiyanlarin hepsi toplamda ne yazmis diye yazilarini okuma zahmetine bile girismemislerdir.. Ortaokul talebesi dahi bu iki cümleyi okudugunda belki alevlenir lakin tamamina göz attiginda bu adamin aslinda cok baska seyler söyledigini algilayabilir . Onu ölüme götüren irkcilik ya da bu zihniyet degil sadece ayni zamanda okumaya üsenmek, kendi basina düsünme eylemine girismekten kacinmak, kendisi yerine düsünenlerin tembelliginde yasamini devam ettirme kolayciligidir.

Hepimiz yazi yaziyoruz. Burada bir insan, yasadigi ülkenin ait oldugu irka mensup insanlar tarafindan yanlis bir sekilde algilanmasina, nefret ile anilmasina karsi durmak icin yazi yazdigi vakit tamamen tersinden anlasilip mahkemeye verilip hain ilan edilmis ve sonunda da kim oldugu cok da önemli olmayan bir insan tarafindan öldürülmüstür.

Bu sadece insanlik sucu, fasizm ile aciklanamaz. Bir toplumun koyun gibi nasil kolay bir sekilde güdülebileceginin de göstergesidir. Basinin yeri geldiginde nasil canavarlasabileceginin en bariz kanitidir. Düsünmeyen, kendi basina yargi koyabilecek özgüveni olmayan dahasi bunun icin cabalamayan, okumayan ve haliyle okudugunu da anlamayan toplumun kendi icerisindeki en vahsi tezahürüdür Hrank Dink cinayeti..

40 yorum:

Alp dedi ki...

farkını ortaya koydun borges. tüm "futblogcu"ların siyasetten arınmış "tertemiz" yürekleriyle(!)üç maymunculuk oynadığı bir günde yine sağduyunu ve aklını ortaya koymuşsun.

eyvallah, binlerce kez.

Marat dedi ki...

Sevgili Borges,

Milliyetçiliği uzaktan görsem selam dahi vermem. Kendimi öncelikle değil sadece insan olarak tanımlarım.

Lakin yazındaki bir unsur rahatsız etti beni. Ermeni yi büyük, türk'ü küçük harfle yazman (alıntılar dışında kendi yazdığın yerlerde)..bu ayrımcılığa girer belki..

belki de boşa vesvese yapıyorum kimbilir ama kalan kısımlarına canı gönülden katılıyorum..

Borges dedi ki...

Marat: Böyle bir ayrimi bilincli bir sekilde yapmis olmam düsünülemez zira oldukca komiktir lakin kimi alintilar büyük harfin mümkün olmadigi eksi sözlük üzerinden yapilmistir. ve ben hala düzeltiyorum, her türlü "Türk, Ermeni, Alman" büyük harfle yazilmak durumundadir.. Lakin sözlük alintisi kendi yazdigim olsa da kopy pastedir.

En cok beni bu sekilde bir irka kötü veya iyi leke sürebilecek konumda insan olabielcegimi düsünmen yaralamistir.. Bir saat sonra hepsi düzeltilmis olarak yayinlanacaktir.

Alp: Ben kimseyi elestirmiyorum. Herkes yapabildigini yapmalidir. Kimileri belki konu hakkinda bilgisizdir ya da yazamayacagini düsünür, iyi bir sekilde yaziya dökemeyecegini ya da cok baska nedenler vardir. Bu blog "neden kimse bundesliga haberi gecmiyor" elestirisinin anlamsizligi üzerine dogmustur.

O zaman ben yazarim. o zaman ben yaparim.! Sen yap, ben yazayim birak da digerleri bildigi seyleri yapsin..

Sagolasin.

Turan dedi ki...

Eline sağlık güzel yazı olmuş. Ben yazamadım, tutuldum. Yazacak çok şeyim var aslında. Bir başlasam sayfalarca dökülür. Ama dün salıverilen katilleri görünce yazasım kalmıyor. Belki bir 20 sene sonra Hrant Dink'in katilleri de salınacak ve 5 yıldızlı muamele görecek. Belki değil kesin öyle aslında.Belki diyerek kendimizi avutuyoruz. Zaten yakalanan da göstermelik katil..

Alp dedi ki...

bilgisizlikle alakası yok borges. ahlak ve duruşla ilgisi var bunun. cahil cesaretiyle blog karalıyoruz hepimiz, her şeyi "bildiğimizden" değil.

ben yine de teşekkürlerimi sunuyorum yeniden. sağlam kal.

Marat dedi ki...

Borges,

ben asla seni bir şeyle suçlamadım.uyarı diyelim. dikkatimi çekti ve söyledim. senin gibi duyarlı birisinin ırkçı olduğunu aklımdan geçirmedim emin ol. sözlük alıntısı olduğunu farkedememişim. yanlış anlaşılma için özür dilerim.art niyetle söylemediğime de seninle ilgili olumsuz bir düşüncem olmadığıma da emin olabilirsin.

bu arada alp,

popüler olmasa da benim blogumda ve Stalker21 blogunda da konuyla ilgili yazılara rastlayabilirsin.eminim başka bloglar da vardır.

Borges dedi ki...

Marat: Seni tanirim, yanlis düsünmem daha cok "Böyle düsündürtmüs olma ihtimalim üzerine kendime de bakarim icin rahat olsun, siz hepiniz iyi niyetli insanlarsiniz.. Bir yanlis olursa yanlis yazmis, yanlis ifade etmisimdir. En azindan bildigim, tanidigim nickler söz konusu oldugunda.

Alp: belki vardir, dedigin gibi okur kaybetme ya da cesitli korkulari.. Dogrudur ama benim yok. Senin de yoktur.. bu da yeter :)

Alp dedi ki...

marat senin blogunu takip ediyorum zaten. stalker-21'in yazarlarından biri de benim. popüler olamamak bu açıdan güzel olsa gerek ahah :)

Marat dedi ki...

Herkesin birbirini anladığı nice güzel yazılara ve gönüldaşlığa..:))blog yazmanın en iyi yanı bu oldu benim için..Borges'i tanıdım..Stalker'ı kaybetmiştim buldum.Tante'yi de..Alp sana da bulaşmışımdır ya iüsözlükten ya itüsözlükten ama bilemedim şimdi:)) akşam akşam keyfim yerine geldi yahu:))

Alp dedi ki...

@marat

valla ben itüsözlük'te spotless mind insanı idim, sonra blog açtı kronstadtli takıldık falan :)

da şimdi bu yazıyı bu muhabbetin alanına çevirmeyelim. olmadı mailden ayarlarız. ayıp olmasın borges'e.

atxaga dedi ki...

canavarlaşma tabiri sanırım hafif kalmış.
basının köpekleşmesinin bir kanıtıdır bu aslında; tıpkı ölüm orucu sürecinde "sahte oruç, kanlı iftar" manşetiyle köpekleştikleri gibi.
onun dışında bi' internet klişesine sığınacağım: yüreğine sağlık.

Temur dedi ki...

Bu olayı bu kadar net ve açık anlattığından ötürü teşekkürler Borges.

Emir dedi ki...

borges,

yılmaz özdil hakkında bilmem gereken bir şey var da bilmeden okuyup beğenmeye (gaza gelmek değil doğruları söylediğini kabul etmek anlamında) devam ediyorsam, bilgilendirebilirsen sevinirim. ben genellikle okuduğum bir yazıdan kendi alacaklarımı alır konuyu kapatırım ama etrafımda akrabalarım, arkadaşlarım dahil yılmaz özdil yazılarını birbirine okuyup anlatıyorken beyinlerinin neden sulanmış olduğunu açıklarsan, ben de kendi adıma bir parça aydınlanmış olurum.
yazı yazarken tonlama mümkün olmadığından söylediklerimi yanlış anlayabilirsin ama ciddi anlamda soruyorum, sarkastik olarak değil.

Borges dedi ki...

Temur: Eyw abi.

Emir: 2,5 yil önce su alintiyi yapmistim ben Yilmaz Özdil hakkinda:

"sabah gazetesinin 3. sayfasında yazan yılmaz özdil'i okuyor musunuz bilmiyorum. yılmaz özdil, “türk basınının en zekice cümleler kuran ama en popülist yazarı kimdir?” sorusunun cevabıdır. cem uzan döneminin star gazetesinde iken manşetler çoğunlukla onun elinden çıkıyordu.

örneğin; “dingiltere” bunlardan biriydi. diyarbakır'daki minibüs şoförlerine kravat takma zorunluluğu getirilmesi üzerine “kro-vat” diye bir başlık atılmıştı.

keza kerkük'teki olaylar üzerine, “eşek” anlamına gelen “ker” sözcüğünden hareketle “ker-kürt” diye bir başlık atılmıştı ki, kerhen okumak durumunda olduğum bir gazeteyi o gün okuduğum için pişman olmuştum.

hele, 2-0 galip geldiğimiz leeds maçı öncesi 2 ingiliz vatandaşının türk vatandaşlarınca linç edilerek öldürülmesi üzerine bir başlık atılmıştı ki, “ingiliz kemal kerinçsiz” olsaydı “ingilizliğe” hakaret iddiasıyla 301'den dava açılmasını isterdi! başlık şuydu: “sahada da dışarıda da 2-0”.."

eee, ne de olsa “bu iş yürek ister”di!"

fikri akyüz.
......

Dahasi kürtlere bana ilkokul günlerimi hatirlatan hinlikle "esek" yakistirmasi yapmasindan bugüne degin tonla zirvaliklari mevcuttur. Emin Colasan ile aralarinda "enter" farki olan yazardir. Hosunuza gidecek Tayyip elestirileri olmasi yüzde doksan besinin ici bos söylemlerle sacmalik yazilari oldugunu degistirmiyor.

Bu benim görüsümdür. Acik ve Net, Özdil'den etkilenen insanlar hakkinda düsüncem asagi yukari budur ki icerisine ailemden insanlar dahi girer, beni baglamaz.

Yilmazözdil yazilari kadar degerlidir hepsi gözümde.

Kerem Akbaş dedi ki...

Avuçlarım patlayana kadar alışlıyor ve önünde saygı ile eğiliyorum.

shelbyl dedi ki...

Her gunku rutin blog denetimimi yapiyorum (okuyorum yani), bir yandan da kendi blog'uma ne yazsam diye dusunuyorum. Sen yazilacaklari yazmissin, bana da link vermek dusmus sadece.

Eline saglik.

shelbyl dedi ki...

Bu arada Emir, ben Yilmaz Ozdil'i neden sevmedigimi surada anlatmistim bir yazisi uzerinden giderek, yardimci olur belki:

http://www.komunaliskembe.com/2009/10/turkiye-yunanistan-arasndaki-sozde.html

Murat dedi ki...

harika bir yazı olmuş, tebrikler, teşekkürler. futbol yazılarını beğeniyle takip ediyorum ama futbol dışı konularda daha sık yazsan da hiç fena olmaz.

Borges dedi ki...

Shelbyl: Sagolasin yardimci aciklama icin.. Güzel bir elestiri. Lakin insanin okudugu yazari tanimasi gerekir ve bir baskasinin begenisi ya da elestirisi üzerinden ancak süpheye kapilmalidir, sonrasini algilayabiliyorsa.. yoksa da sevmeye devam etmelidir derim ben.

Murat: Bir futbol blogu olarak mimlendigi icin garip bir sorumluluk geregi cok az yer verme gerekirliligi doguyor ama ileride bakarsin tümden formati degistirebilirim.

Tesekkürler güzel düsüncelerin icin.

Falagar dedi ki...

Yazınızı çok beğendim.Aynı zamanda an itibariyle seninde zamanında benimle aynı okulda okuduğunu bilmem ayrı bir mutluluk verdi.Tekrar eline sağlık.Kal sağlıcakla.

Borges dedi ki...

Falagar: Sag üst kösede benim mail durur, bu gibi konular icindir. HAngi okul oldugunu filan oradan bana bildirirsen bakarsin ben de memnun olurum..

aşkın dedi ki...

Bilemiyorum abi.Bir arkadaşa uğramadan evvel bir gazete alıp parkta oturdum.Yanıma parkın temizlik görevlilerinden biri geldi.Selam verdi, muhabbet açtı.
Futbol üzerine tabii.
Uzak akrabalarla en sıradan muhabbetlerden kaçan ben, naparsın neticede adam yanıma gelmiş, muhabbete cevap veriyorsun.
Söz döndü dolaştı Yıldırım Demirören'e, sonra da Murat Aksu'ya geldi.Laf aynen şu:
- Terörist o abi.
Şimdi sıradan Kürdün terörist olarak algılanması bile artık benim için vaka-i adiyeden sayılırken İçişleri Bakanlığı yapmış bir politikacının oğlu olan kodaman biri için bunu duymak..cümlenin devamını getirecek söz bulamıyorum iyi mi!
Bunu söylerken o kaşlarını hafif çatıp, yüzünü biraz yana çevirip dudaklarını silkelemesi..
Sanki tartışma götürmez evrensel bir gerçekten bahsediyorcasına bir eda..
Bunu özellikle anlattım; ben de dahil bu tip yaklaşımlara alışmışız ya, tıpkı Afrika'da bir iç savaş haberine alışmamız gibi.
Eski bir devlet bakanının oğlu olsan da Nihat Genç'in ''bu topraklar''ı yakanı bırakmıyor işte! Hayret nidaları yazsam bu postun altına yakışmaz.
Bu böylece sürüp maksimuma varacak.
Sonra bir bakacaklar ki yiyecek ekmekleri kalmamış.O zaman akılları başlarına gelecek, uyutulduklarını anlayacaklar ama iş işten geçmiş olacak.Çünkü o zaman bildiğimiz anlamda bir Türkiye kalmayacak.
Fi tarihinde bir yerlerde okumuştum, adamın biri varmış işte klasik cahil bir tip.
Kız kardeşlerine göz açtırmazmış.
Evin tek erkeği.İşi o kadar abartmış ki bir gün sokakta kızkardeşiyle bir yere giderken kıza yan gözle baktı diye çekmiş bıçağı öldürmiş birini.Hapse atmışlar.Evin geçimini sağlayacak kimse yok.Kızlar desen yıllarca evden dışarı adımını atmamış, yol bilmez yordam bilmez.Geçimi sağlamak için kızın biri kötü yola düşmüş.Kazandığı paranın bir kısmını hapisteki abisine götürüyor doğal olarak.Gel zaman git zaman birileri haberi uçurmuş, kızın ne iş yaptığını öğrenmiş.
Tek kelime edememiş kıza! Sıkıysa etsin! Evin geçimini bırak, kim ona hapiste bakacak?
Kıssadan hisse.Hep Hasan Pulur'un o dandik kıssadan hisselerini okuyanlar umarım bunu da okurlar.

Borges dedi ki...

Askin: Ben ömrümü yurtlarda gecirdim. 13 yil yurt, 6 yil ev hayati. Hep yanimda kürtler, onlar bunlar olmustur. Bire bir benim ile onlar arasindaki farki sürekli hissetmis, her yerde ve her sekilde yasayarak görmüsümdür. En yakin arkadasimi kemeraltinda bomba ihbari oldugunda benimle ayni sinifa gitmesi, ayni yurtta kalmasina ragmen ben cikip gider iken dogdugu yerin tuhafligi nedeniyle onu arkada birakmak zorunda kaldim. O artik benden baska bir yola giriyordu benim gözümün önünde.

Bizler herkesi onlarin yerine kendimizi koyarak anlayabilecegimizi saniriz.. Oysa ben gectim oradan, o kaldi, empati de yok oldu o andan sonra.. Isyan yerine anlama cabasi her insan icin gecerli olmasi gerekir.

Alistirildigimiz insansizliklari zamanla anormallestirme sürecine girip icerimizden disariya dogru savurmaliyiz.

Ben bu yaziyi hala bugün bu yanlis anlamayi tuhaf buldugum, alisamadigim icin yazmisimdir. Hala "nasil olur yahu nasil anlamazlar, nasil nasil" diyerek..

Sen de o insana keske bunun anormal bir durum oldugu hissetirseydin be abi.. Bir daha keske o kadar da kolay "terorist" damgasi yapistiramasaydi, kucuk bir zorlama hissedecek olsaydi icinde..

aşkın dedi ki...

Abi haklısın ama..ben acaba o kadarını bile düşünecek kadar sorumluluk sahibi miyim? Dünya umurunda olmayan bir insansan, çocukluğun hariç herhangi bir sıkıntı yaşamamışsan, benim gibi ''lanet olsun'' deyip omuz silkip geçiyorsun.
Günün birinde istediği kadar eğitim sahibi olsun, bütün ülkenin o zihniyette insanlarla dolacağını biliyorsun ama işte..cümlenin devamını getirecek yüzüm yok!

shelbyl dedi ki...

@borges

Abi tabii herkes kendisi okuyup kendisi degerlendirmeli de, Turkiye medyasi oyle bir halde ki, birileri hap veriyor, digerleri yutuyor. Eskiden olsa "bilgi dogrulama" zor hadi, inanirdik kose yazarlarina. Simdi elimizin altinda Google var yahu, gir bak, iki arastir dogru mu demis birisi yanlis mi diye... Yok, gene hap gibi yutuyoruz.

Ben insanlarin taraf olmasini falan istemiyorum, duyduklari bilgiyi dogrulasinlar, bana yeter.

@askin

Cok guzel yorum yazmissin, suraya borges'in her yoruma cevap yazdigini bildigim icin geldim tekrar okuyayim diye, senin yazdigini da gordum. Ufak ayrinti coplugu hafizam bana Fenerli oldugunu ve eksibesiktas'ta bir ara takistigimizi soyluyor, karistiriyor da olabilirim, fakat oyleyse bile uzlastigimiz noktalarin olmasi hosuma gitti (yari sarkastik yari ciddi tam iyi niyet)(artik yanlis anlasilabilir yorumlarin yanina aciklama yaziyorum, sarkastik noktalama isareti ciksa da rahatlasak...)

Borges dedi ki...

shelbyl: Pek cok yoruma söyleyebilecegim pek bir sey olmuyor aslinda ama okundu hissiyatini uyandirmak ya da bazen güzel oldugunu belirtmek icin bir seyler yaziyorum. Askin'in son yazdigi yoruma ne diyebilirim ki mesela ? Böyle kalakaliyorsun aslinda..

aşkın dedi ki...

Shelbyl yanlış anlamazsan bir önyargı da sendenmiş.
Beşiktaş'a sempati duymayan, Lig Tv'yi eleştiren, Anadoludan şampiyon çıkması için Sivas'ı destekleyen bir Galatasaraylı olması sana inanılmaz geliyor değil mi :)

caveksk dedi ki...

Faşizm e inat, kardeşimsin Hrant...

bonaventure dedi ki...

tam 3 sene olmuş abime söylediğim o laftan utanalı.
o utancı 3 senedir taşıyalı...
bundan tam 3 sene önceydi, yurtta kalıyordum o zamanlar. arkadaşlarla sarayburnuna inmiştik arka kapıdan kaçıp. elimizde şaraplar, üstümüzde kendi enimiz kadar montlar,kazaklar. herkesin elinde bir köpek öldüren. yeni başlamışız henüz geceye, abimden bir telefon geldi. alkol sofrasından kalkmış olmanın sıkınıtısı var üzerimde. abiye de konuşmak istemiyorum denmez... açar açmaz duydun mu hrant dink ölmüş dedi. kafamda bir boşluk oluştu. kimdi bu hrant dink. haa şu "ermenici" adam, hani ermeni kanı girsin damarlarına falan, ha şu adam. bir de savunuyorlar filan diye düşünürken "iyi olmuş" dedim. bir sessizlik oldu. "ne diyon olum sen" dedi. ne demişim ki? hani şu ermeni lobisini savuunan değil mi dedim. bir daha sustu. "bilmiyorum ama gibisinden bir şey söyleyip ne olursa olsun öncelikle 'insan' ulan o" dedi. bir şimşek daha çaktı kafamda. sorsalar kendine "solcu" diyecek, sormasalar "önce insan" olmak gerektiğini belli edecek ben. önce "düşünebilmeyi,araştırmayı" sonra "insanlığı" unutmuşum. ne büyük bir talihsizlik, ne büyük bir utanç. hala çıkamam o utançtan, canım sıkılır hrant dink dendikçe, takıldım kaldım oraya resmen. ayak üstü tanıdığım adama kendi çapında bir şeyler katmaya çalışan ben; utanıyordu, kaçıyordu fellik fellik bir ölüden. neyse ki "o" nunla tanışmıştımda anlattı hrantı bana, bu topluluğun ortalama olarak bu topraklarda çektikleri sıkıntılarıda beraberinde...
o da hrant gibi çıktı gitti ansızın bu hayattanda geriye "doğrultulmuş" ben kaldı...

ayrıca benden bütün katil ruhlu faşistlere gelsin. ayakkabısı delikti lan adamın!

Borges dedi ki...

Ilginc yorumlar okudugumu söylemek isterim. Insanlarin Oguz Atay okumadan kendileriyle dogrudan hesaplasabilecekleri konuma gelemeyecegine inangillerdenim ben. Herkesin bir hikayenin kahramani oldugu yerde anti-kahramanligin anlatilari hafif de sarsiyor gece gece sevgili bonaventure..

Anoz dedi ki...

Borges yazin cok güzel olmus. Ayrica hic bir zaman - ne olursa olsun - teklif gelse bile, vaz gecme blogunden. Ancak böyle, bukadar özgürce yazi yazarsin, bizde okuruz. Cok tesekkür ediyorum!

Ayni zamanda yine senin yazdiklarini vurgulamak istiyorum. Hrant Dinkin ölümü degildir asil önemli olan, ölümünden daha korkutucu, daha vahsi olan ülkemizin insanlarin (toplumun) buna karsi yaklasimidir, ve devlet organlarimizin buna karsi hic bir yes yapamamasidir.
Türkiyede önde gelen cogu gazetelere ben sahsen, önemli yazarlar olsa bile, ne güveniyorum nede saygi duyuyorum. Alparslan türkes öldügünde bile, bütün media "önemli" bir insan "kayip" ettik diye bir fantaziye girmisti... Ben orda daha cok genctim, kücüktüm. Sonradan bu olaylari okuyunca, birakmistim artik o türlü (malesef cogu) gazetelere ve gazetecilere (tabiki genel olarak degil) saygi duymamayi. Bu konuda "Graue Wölfe heulen wieder" diye bir kitap okumustum, tavsiye ederim!

varol döken dedi ki...

burada yazılan burada kalıyor ne yazık, güzel insanlar bilgisayar başında otururken başka güzel insanlar kaldırımlarda kalakalıyor...

hayatı yazarak güzelleştirir de insan, hiçbir kalem ölümün çirkinliğine bir cila daha atamaz...

hrant'a yetişemedik, tutamadık bir tetiği, sivas'ta çıkamadık 10 kişi meydana bir köpek sürüsüne hoşt diyemedik, uğur mumcu'ya abi bugün biz bırakalım seni çekemedik, hep eksik kaldık, yetişemedik...

benim içimi sızlatan, kendimi hep eksik bulduran budur aslında...

not: borges, bakışını ve yazınını akışını çok sevdim ve kalbimden takdir ettim ama bu yazıyla bile eksiğim ben...

Borges dedi ki...

Anoz: Yok, ben burdan baska bir yerde bu sekilde yazmam cok zor, o özgürlük baska yerde yok zaten.

Varol Döken: Sagolasin..

alperensaylar dedi ki...

hrant dink in bu dava olan yazısını öldürüldüğü gün internetten okumuştum. sonra da dava açılmasının nedenini okudum. sonra tekrar o yazıyı okudum. olay adeta bir bektaşi fıkrası; "namaz kılmayınız." kısmını okumak gibi "türk ün zehirli kanı" kısmını okumak.

öldürüldüğü güne kadar ne yalan söyleyeyim ben de hep haberlerden duyduklarımla değerlendirdim hrant dink i. tabi bunda milliyetçi bir insan olmamın ve milliyetçi duygularımın okşanmasının da büyük payı vardı. sonrasında yazılarını okuyunca haksızlık ettiğimi anladım. hayatında mhp dışında bir partiye oy vermeyen babam bile hrant dinkin ayakkabısını görünce üzüldü.

bu ülkede milliyetçi insanları da sosyalist, marksist, komünist insanları da kandırmak o kadar kolay ki. bir haberi, bir olayı öyle bir eğip bükersiniz ki kendinizi sonunda ya kafanızda beyaz bir bere elinizde beyaz bir silahla bir insanı öldürürken ya da üzerinizde bomba ile kendinizi devrimci diye niteleyerek bir üniversitenin anifisinde bulabilirsiniz. buradaki asıl aktör tüm karşıt görüşlerine rağmen insanları kandırma konusunda bir araya gelen medyadır, medya gruplarıdır, dün hrant dünk i kendi işlerine geldiği gibi suçlayıp bugün ona methiye düzenlerdir.

"yaftalamayın" diyen zaman gazetesinin daha önceki hrant dink haberlerine bakarsanız yaftalarını ve anlatmak istediklerimi anlarsınız.

hrant dink gibi diğerlerinin de yaftalanmaması ve bu acı sona maruz kalmamasını diliyorum...

delgado dedi ki...

"Dikkat ederseniz eger gercekten zehirli türk kani olarak türklüge bir dokundurma yapmis olsa da o insanin öldürülmemesi gerekliliginden filan bahsetmiyorum size."

aslında şu başlığın altına sırf şu cümleyi bile yazsan fazlasıyla yeterdi ama öyle mankafalar var ki yetmiyor işte. olsun en azından o mankafalar "haa, yanlış anlamışız öldürmeseymiş o zaman keşke ya" deseler bile kârdır. en azından o iflah olmayacak mankafalar bundan önce milliyetçilik ve ırkçılığa bulanmış gerizekalı eylemlerini harekete geçirmeden önce bir-iki kez daha düşünüp araştırıp bizleri daha büyük zulümlerden kurtarırlar.

Borges dedi ki...

alperensaylar: Az cok burasini okuyan, yorum yapan insanlari tanirim ben. Alperensaylar, Aksilaz gibi milliyetci olarak addebilecegim insanlari bilirim. BU yüzden merak da etmiyor degilim ne dusunuyor, nasil yaklasiyorlar ve yorumlari da beklerim genelde.

fikirsel bazda milliyetciligi ve daha pek cok zihniyeti elestirsem de insanlari cok fazla sahnenin ön planina almiyorum cunku biliyorum ki sahip oldugu toplumsal kosullar insanlari bicimlendirir. Milliyetci bir babam olsaydi süphesiz ben de cok baska degerlere sahip bir insan olurdum. Ya da siz BAyern eyaletinin bir köyünde dogsaydiniz bugün müslüman degil de hristiyan olacaginiz gercegi gibi..

Ve fakat belirli bir yastan sonra insan kendi kosullarini kendisini belirleyebilmeli. Basin en azindan benim dogrudan degistiremeyecegim bir yapi. O varolan topluma göre kendisini sekillendirir. Ona uymak, ondan etkilenmek,güdülmek toplumun bilincsizliginden/gücsüzlügünden kaynaklanir. Bu her türlü siyasi fikrin pesinden giden insani da kapsar.

BAsini degistirmek istiyorsak ona tepki verecek ,onu sekillendirecek, bir gün onun bir parcasi olacak olan insanlari bilinclendirmeliyiz. Basin senin tepkine, senin istegine göre kendisine her türlü sekli verir. Eger bu olay sonrasi Colasan'in yazisi ve algisinin kitligi, tembelligi olay yaratsaydi, bir bakima sorumlu tutulsaydi belki bugün insanlar birilerini karalarken, iftira atar ya da halkin önüne hedef olarak koyar iken biraz daha dikkatli olabilirlerdi gecmise bakip..

Ama gel gör ki ölümünün ardindan yazdigi yazi ve daha tavirlar bu ve pek cok cinayetin devam edecegini söylüyor gibiydi..

Baska acidan öyle de olsa, nasil kürtler milyon yil aci da cekse 18 yasindaki zorunlu hizmezi gerceklestiren bir askerin canini almaya haklari yoksa, birilerinin de Hrant Dink'in canina hakki yoktur. Cümle nasil anlasilirsa anlasilsin, hakki yoktur. Buna sevinen insan varsa dönüp kendisine bakmalidir, insanligina.. Basindan ayri üzerinden gecersek eger biraz da bu insanlik meselesidir.

Borges dedi ki...

Delgado: Mesele cok boyutludur ama burasinin kitlesini göz önünde alarak ortalama algiya hitaben öncelikli olarak görülmesi gerekenler ve ayni zamanda anlasilabilegini düsündügüm metinler üzerinde yogunlasir insan farkinda olmadan..

Ama sunu tekrar hatirlatmak gerekir: Devlet en yüksek bicimde örgütlenme bicimidir. Insanlarin daha rahat yasamasi adina kurulan bir model,soyut bir yapidir. basi ve sonu da vardir. insanlar ona tapsin, ona canlarini adak adasin diye degil ya da birilerinin dedigi gibi:

vatan benim oglum sagolsun diye var, benim oglum vatan sagolsun diye degil.

Bu ikisi birbirine karismis vaziyettedir.

tayfun dedi ki...

Buna benzer vakaalar olduğunda sözüm ona aydın geçinen yada eli kalem tutan köşe yazarları tarafından halkın cahilliğine dem vurulur suç onlara atılır.Ama onları galyana getirip fitilleyen aydın milliyetçilik ile alakalarının olmadıklarının altını çizen en kalın puntolarla manşet atan kesimden fazla bahsedilmez.Sonrasında da hepmiz Hrantız manşetleri.
Üstteki yorumlarda birinin söylediği gibi belli bir görüşü hayatının merkezine alıp ona odaklanmış insanları karnının yumşak yerinden yakalamak kolaydır.

80 lerdeki siyasi sol,sağ olaylarında hapis yatmış birinin anlattığı bir şey vardı vardı,karşıt görüşlüğü olduğu biriyle biz birbirimizi daha iyi hapishanede aynı koğuşa düşünce anladık 2 mizinde ideallerimiz aynıymış.
Kayserinin-Bünyan ilçesine yaşayan bir tanıdığımın 90 kusur yasında vefat eden babaanesi ile yıllar önce tv seyrederken ermeniler ile ilgili haberi izliyoruz teyze anlatmaya başladı ermeni komsularını.
Evimizle yan yana karsı karsıya oturduğumuz cok ermeni komsumuz vardı bir birimize gider gelirdik ,bir birimizi yemeğe çağırırdık,beraber çamaşır yıkari temizlik yapardık sordum hiç kavganız olurmuydu yok Türk komsularımızla ne yaşıyorsak onlarlada aynı şeyleri yaşardık sadece.
Bir sabah kalktık hepsinin penceresi kapalı evlerine giren cıkan yok merak ettik evlerine gittik kimseler kalmamış mahalledeki tüm ermeniler gitmiş şaşırdık kaldık.Bunları anlatan okuma yazması dahi olmayan anadolu köylüsü

Emir dedi ki...

biraz geç oldu ama yazdıklarınızı okudum ve göz önünde bulunduracağım shelby ve borges. teşekkür ederim

The Spirit of Turkey dedi ki...

Kısaca yazdıklarının altına imzamı atarım
Onu tanımak isteyenler Youtube'daki Hrant'ın sayısız videosunu seyretsin,
Okumuş cahillerimiz de bizi ne bu kadar yüzeyselleştirdiyi sorgulasın
(çocuklarımızın durumu daha feci)

http://www.youtube.com/watch?v=eDT8fLqGJyw&feature=related