5 Şubat 2010

Alaman Türkleri.!



Alaman türkleri hakkinda Facebook üzerinden ironik bir dokundurma yaptigim vakit bekledigimden cok tepki geldi. Kimileri güldü etti ama bize haksizlik yapiyorsun diyen insanlar da olmadi degil. Öncelikle sunun altini cizmek isterim ki ben bu konuda rahat konusabiliyorum zira Anne ve Baba basta olmak üzere burada dogup büyüyen dört kardesimin yani sira sülalemin onda dokuzu yaklasik 30 yildir burada yasamaktadir. Haliyle buradaki insanlara kara calmak bizzat aileme yapilmis bir saygisizlik olacaktir lakin siz de birilerine saygisizlik yapiyorsunuz, bunun da üzerinden gecelim.

Kendi ülkenizde kötü kosullar altinda yasam sürüp büyük sehirlere göc etmek zorunda birakilmis insanlarin benzer toplumsal kosullara sahip insanlar olarak degil de etnik kimligini öne sürüp kürt/ermeni olmasindan dolayi olumsuzluklari irka, etnik kökene dayandirmakta bir beis görmüyorsunuz.. Kürtler öyle, Ermeniler böyle derken sahip olduklari toplumsal kosullarin ayniligindan ziyade irki önplana cikarip cesitli hakaretler ile onlari anmaktan cekinmiyorsunuz lakin ayni sey size burada yapildigi vakit gariptir ki kiziyorsunuz..

Takdir edersiniz ki ananiz, babaniz öz ve öz Türk olmasina ragmen Türkiyelilerden ayrisip farkli bir irk yaratacak kadar ayriliyorsunuz zira Almanya'ya is bulmak icin gelen birinci neslin onda dokuzu köylü, cahil kesimden olusuyor. Ikinci nesil de disa kapali sekilde bu insanlarin yetistirdigi cocuklar.. Dolayisla bu köylülügün ya da cahilligin buradaki adlandirmasi kabaca ve haksiz bir sekilde "Türkler" oluyor. Aslinda siz de biliyorsunuz ki mesele irkiniz degil cogunlugun geldigi köy ortaminin/toplumsal kosullarin ortaklasaligidir.. Siz aslinda farkinda dahi olmadan insanin kimligini/karakterini belirleyen irkindan ziyade sahip oldugu toplumsal kosullaridir diye haykiriyorsunuz ama ülkeye ayak bastiginizda insanlari yine irkindan dolayi asagiliyorsunuz.. Size yapiliyor, hep beraber karsi duruyoruz ama siz niye ülkenize ayak basar basmaz bir baska azinligi adlandirma pesinde hakir görüp ezmeye calisiyorsunuz ?

11 Eylül sonrasi dininizden dolayi terorist olarak algilanisiniza karsi cikip hakli bir mücadele verir iken ülkede PKK nedeniyle Kürtleri terorist olarak görmekte pek bir sakinca görmüyorsunuz.. Kontrolden gecerken sakalinizdan dolayi digerlerine göre cok daha uzun bir arama yapilmasi karsisinda sesiniz gür cikar iken dogdugu memleketin doguda bir yer olmasindan dolayi farkli muamele gören karsisinda sesiniz hic cikmiyor, gözünüz görmüyor ve hatta bunlari destekliyorsunuz.. Haksizliga ugruyorsunuz ama ayni zamanda haksizlik da yapiyorsunuz her daim..

Istanbulda suc isleyen kesimin icerisinde kürtlerin fazlaligi sizi rahatsiz ediyor ama oran acisindan Bayern eyaletininde Türklerin en fazla yasadigi sehir olan Augsburg'un bölgenin suc orani en yüksek kenti olmasi, bu sehir icerisinde Türklerin cok fazla suc isledigi gerceginin ifade edilisi sizi rahatsiz ediyor. Varolan istatistigi isinize geldiginde göc eden kesimin, ülkesini, sehrini terketmek durumunda kalanlarin kosullarindan kaynaklandigini belirtir iken ülkeye ayak bastiginizda ise ne gariptir ki irklarindan etnik kökeninden oluyor.. Burada Türkler nasil asagilaniyor ve toplumun geneline oranla her bakimdan ikinci sinifa denk düsüyorsa ülkede de kürtler.. Ayni ortak payda da bulunmaniza ragmen bir yerde ezen diger yerde ne gariptir ki en cok ezen konumunda oluyorsunuz..

Burada azinlik olmanizdan dolayi sizin haklarinizi koruyan sol partiye (spd) yakin durup misal sizin kellenizi isteyen asiri sagci NPD partisini düsman belliyorsunuz ama ülkeye ayak bastiginizda yine is tersine dönüyor.. Gurbette solcu, memleketinde sagci olmak, pratikte haklari icin ugrasip o haklari ülkede gasp etme girisimleri..

Ülkenizde bizzat köylü oldunuz, bilmem kacinci sinif vatandas olup parasizliginizdan dolayi ezildiniz, hakir görüldünüz.. Simdi bir firsat yakalayip en azindan maddiyat ile sinif atladiniz.. Bu sefer ülkeye ayak basar basmaz ezme girisimlerinde sizler bulunuyorsunuz, garip degil midir ey birinci nesil ? Paraniz olmadigi icin adam yerine konulamadiginiz hissiyati nedeniyle ülke degistirmeye kadar giden isyaniniz parayi bulunca ülkedeki parasizlara iskence etmeye kadar nasil gidiyor ? O mersedesleri bu dünyaya yüz kere gelse yine alamayacak olan insanoglullarin gözüne gözüne neden soktunuz ? Alacak gücünüz olmadigi halde kiralayip kiralayip ezme/böbürlenme tutkusuyla köyünüze geri döndünüz.. ?

Ülkede yasam sürer iken varolan kilik kiyafetinizi komik ve tuhaf bulurdum ama ses etmezdim. Sanirdim ki Almanyadaki genclik böyle, oradaki yasamin gerektirdigi gibi hareket ediyorsunuz ve fakat burada yasamaya baslayinca binlerce insanin akin edip yürüdügü sokakta sizlerin hepsini tek tek helikopter ile yukaridan secebilecek kadar tuhaf secimlerinizin oldugunu farkettim. Medeniyetten daha kötü bir sey varsa o da medeni olmaya calisan medeniyetsizlik demisti Kinyas ve Kayra'da Hakan Günday.. Sorun ne oldugunuz degil olmaya cabaladiginizin üzerinize oturmamasi.. Onlar degil siz daha cok kendinizden nefret ediyorsunuz ama farkinda degilsiniz sevgili Alaman Türklerim..

Simdi bu ülkesini terk etmek zorunda kalacak kadar kötü kosullara sahip olmus insanlarin yetistirdigi kirik neslin evlatlari sahnede.. Birinci nesli ne kadar elestirirsek elestirelim hem yetistigi kosullarin sagliksiz olusu ve ayni zamanda en iyilerinin dahi en fazla ilkokulu bitirmis olmasindan dolayi hafifletici nedenleri vardi. Ve fakat bu insanlarin her seye ragmen burada yetistirdigi cocuklarin cok da farkli olmamalari ise asil sorun..

Ben ki ülkedeki yasamim boyunca bayrak, toprak ve benzeri her türlü insansiz kavramin hicbirisine aidiyet göstermemis, aslolan insandir mottosuyla yasamis bir adamim ve fakat burada yapilan gizli irkcilik karsisinda "ben Türküm" diyecek kadar zivanadan cikip hepinize destek vermisimdir her konuda.. Burada hali hazirda kendi anadilinizi dahi dogru bir sekilde konusup yazamadiginiz yerde sizi gettolastirip birbirinize mahkum seklinde yasatan sistemin en olagan sonucu olarak almancayi ögrenemenizden entegre olamamaniza kadar olan her seyi olagan görüp bu sekilde irka dayandirip irkcilik yapanlara karsi durdum.. Sürekli acikladik, bakin bizler de ayni irka sahibiz ama degil 30 yil 1 yil icerisinde dilinizi konusabilecek seviyeye gelebiliyoruz.. Yine de irkci gözlerin üzerime dikildigi her saniye ben de Türküm deme geregi duydum. Azinliklarin, ezilmislerin milliyetciligi olmaz mottosunu da sahiplendik.. Burada sizi sonuna kadar destekler, savunur iken mazlum tavrinizin ülkedeki gaddar yansimasina da sonuna kadar karsi oluyorum. Ülkede yasayan, farkli bir yasami görmeden, okumadan bir baska insan grubuna baski yapan insanlardan dahi daha fazla sizi sucluyorum zira siz okumasaniz, bilmeseniz de pratikte yasadiginiz zorlugu algilayamamaniz mümkün degil. Haliyle ülkedekilerden farkli olarak pek cok sucu cokca kez bilincsiz olarak degil kasti olarak isliyorsunuz.. Birileri sizinle dalga geciyor mu sorusundan ziyade burada öyle orada neden böyle diyerekten varolan celiskilerinize bir bakin derim..

Eziliyorsunuz burada ama yeri gelince de fena eziyorsunuz be kardeslerim..

Bugün burada olusumun altinci yilidir. Tam 6 yil önce bugün bu ülkeye ayak bastim gitmemecesine.. Yabancilik duygusunu ne gariptir ki almanlardan cok sizin aranizda hissettim. 25 yasindan sonra farkli bir milletin arasina karisip entegre olacak kadar ilerleme kaydedemeyecegimin bilincinde en cok aranizda sürekli yasamaktan korktum.. 25 yildir Ailesiz bir sekilde yasam süren ben ilk defa burada yalniz kaldim. Annemin "oglum artik yalniz degilsin" söylemine ragmen.. Üc kere Türkiye'ye tatile gitmis bir Alman ile ülke hakkinda sizden cok daha fazla konusabilme sansina sahip olduk.. En kötü bir Alman Orhan Pamuk kitabi okumus iken henüz aranizda Türk yazarin herhangi bir kitabini okuyanina denk gelmedim.. Hemen hepiniz burada dogup büyümüs ve tatillerde bile ülkeye gitmez sekilde yasam sürer iken ülke hakkinda gereginden fazla tasalaniyorsunuz. Bilmediginiz bir yapinin bilmediginiz sorunlari karsisinda garip tutumlar sergilemek yerine yasadiginiz yerin güzellesmesi adina basit mücadeleler vermeniz hepimizin hayrina olacaktir. Dogmadiginiz, yasamadiginiz, bilmediginiz ve artik yasamak üzere oraya bir dönüs gerceklestirmeyeceginz bir ülke olan memleketiniz hakkinda dogru karar verip yine de bilgi sahibi olmak isterseniz artik rivayetlere degil kitaplara,dergilere ve gazetelere basvurmaniz önemle tavsiye edilir..

9 yorum:

gp maksimov dedi ki...

franz fanon'a selam cakan bi post olmus. gonul ister alamancilar arasinda ses bulsun.

Tuğberk dedi ki...

Hocam çok güzel bir yazı olmuş..

Senin de dediğin gibi orada ve burada ki sorunda aynı aslında..Ne yazık ki gurbette yaşayan eğitim ve kültür seviyesi düşük Türkler yüzünden orada ' Türkler böyle ' burada ise ' gurbetçiler ismail yk ' kalıpları insanların üzerine oturmuş durumda..

Ben orada aşırı sağcı olmayan bir Alman vatandaşı dahi olsam ülkemi bu kadar yozlaştıran bir halka karşı nefret duyabilirim..İşin içine Avrupalı hoşgörüsü girse bile bu düşüncem sabit kalabilir hatta..

Üstelik orada ' azınlık ' sıfatından çoktan dolup taşmış vatandaşlarımız..Orada senin dediğin gibi ' cahil-eğitimsiz ' , burada ' arabesk-kro '..Bu ancak bir eğitim reformu ile değişebilir..

Özellikle yaz ayları tatile Türkiye'ye gelen gurbetçilerimiz ne yazık ki burada ' Ben sizden 20 yıl ilerideyim ' mesajı vermeye çalışırken çok komik duruma düşüyorlar..

Yıllar önce önüne geçilemeyen problem her geçen gün daha fazla büyüyor..Hal böyle olunca ben Avrupa insanında veya özele indirgersek Almanlar'da oluşmaya başlayan Türk Karşıtlığını'da anlayabiliyorum..

Çok ucu açık bir konu bu dediğim gibi..güzel yazmışsın ama teşekkürler..

anial dedi ki...

zehir gibi... ama gerçeklere ulaşmak için bazen acıyı bal eylemek gerekiyor. yine futbolun dışına çıktığın mükemmel bir yazı olmuş.

Adam dedi ki...

Eline, yüreğine sağlık. Benzer şeyleri Almanya'dan gelmiş arkadaşlara söylediğimde hep tepki alıyordum. Lakin hakikatler bunlar...

dchetin dedi ki...

"Dritte Generation" gençlerinden daha acıklı durumda bulunanlar buraya okumaya gelen "Yeni Birinci Nesil" diyebileceğimiz insanlardır. Yani ben'imdir. Arkadaşlarımdır. Gurbetçilere yanaşsan olmaz, seni zorla camiye ya da kahveye götürürler, her yerde yüzüne "Türkiye'den" geldiğini vururlar, "Şunu biliyor muydun?" gibi saçmasapan aleti edevatı müzik klibini sorarlar, biraz siyaset konuşsan yüzüne boş boş bakarlar ya da alakasız şeyler söylemeye başlarlar, işin kötüsü kendi memleketlerini -şehir olarak- tüm Türkiye zannederler, senin başka şehirden başka alışkanlıklar ile gelmeni garip karşılarlar, bir de bazıları çıkar senin yanında suç işler, sokak ortasında ya da barın ortasında ayağın sekmez kalakalırsın, karakafasın sonuçta kendi meyilinden çok insanların seni nasıl gördüğü önemlidir. Öte yandan bu arkadaşlarla takılmayıp ALmanlar ile ve diğer yabancılar ile takılsan ekşi bir tad gelir bazen içine, kendini Türküm Türküm Türküm derken bulursun, ALDI'nin websitesinde Türkçe hoşgeldiniz yazmadığını görürsün, kitap okumak istersin, 250.000 kişilik şehirde Türkçe kitap satan kitabevi bulamazsın ama Türkçe çalışan bankamatik bulursun bak...

Neyse bunlar derin konular, biraz daha gözlemledikten sonra netleşir tam olarak düşüncelerim...

Ancak gurbet zor zanaat, hele yalnız çıktıysan.

aşkın dedi ki...

2 sene önce amcam geldi ziyarete Almanya'dan.Dünya tatlısı adamdır.
Bize; eşşek kadar yaşı olan, kimisi evli barklı yeğenlerine getirdiği hediye:
Lazer ışık saçan anahtarlık..
Hediye beklediğimizden değil, senelerce babasına (yani dedeme) uğrayıp direkt güney sahillerine giden adamın adamın varlığı yeterliydi.Gülüp geçtik, canı sağolsun.

e.b. dedi ki...

Hollanda'ya eğitim amacı ile gelmiş birisi olarak hissettiklerini anlayabiliyorum. İşsizlik parası ve kira yardımı alıp, ardından kaçak olarak çalışanlar burada da mevcut. Biriktirdiği parayı Mercedese yatırıp, bagajı bilumum abuk ürünle doldurup köyüne hava atmaya gidenleri de görüyorum. "Bizim haklarımızı koruyorlar" deyip Sosyalist/merkez sol partilere oy veren vatandaşlar Türkiye'ye gelince "pis Kürtler, Ermeniler" söylemine başlayıp en sağdaki partiye oy verebiliyor maalesef. Irkçılık ile zaman zaman karşılaşsam da, buradaki malum Faslı ve Türk azınlıkta da korkunç bir Hollandalı düşmanlığı gözlemliyorum. Kimlik arayışı içinde olmak kötü elbette ama bu uyum problemi içindeki kültürün adına "Türk kültürü" denmesi maalesef bizleri zor durumda bırakıyor. 3-4 ayda yerel dili çat pat da olsa konuşmaya başlayınca hayretler içinde kalabiliyor insanlar (ki bundan doğal ne var aslında?). Ben de aynen Türkiye'deki Kürt problemi veya modern Türk edebiyatı hakkında Hollandalı arkadaşlarımla çok daha fazla konuşma şansına sahip oluyorum. Üzücü ama maalesef durum böyle.

Taci YALÇIN dedi ki...

Yazıdan çok şey öğrendim. Yorum yapacak kalibrede değilim konuyla ilgili senin kadar fikir sahibi olmadığımdan dolayı, o yüzden sadece teşekkür ediyorum. Kafamdaki birkaç önemli soru işaretini kaldırdığın için.

lowrider dedi ki...

Muhtesem bir yazi. Her satirina imzami atarim. Cok hosuma gitti gercekten.