7 Mayıs 2010

Amsterdam'a Dogru.!

video

2003'de Yaz tatili icin gelmistim Münih'e.. Ablam o zamanlar LMU'da ögrenciydi ve onun yaninda geciriyordum sene sonu tatilini.. Türkiye'ye geri dönmeme bes gün kala Fransa'da yasayan kizarkadasim üc günlügüne Paris'e gidecegini ve fakat orada cok caninin sikilacagindan filan bahsediyordu.. Paris ve Can Sikintisi ? Komik geldi bana ve dedim ki gelirim ben.. Paris bu, insanin cani SIKILIR mi yahu orada ? Cocuklugumun romantik sehri Paris'e hic gitmemistim oysa.. Öyle bir anda plan-program yapip bir gece iki tam gün seklinde ayarlayip Paris'e gittim ama binbir zorlukla .. Bilmem neyin oglu degilim, para her zaman sorun iken bu sefer vakit de isin icerisine girdi. Öyle oldu ki muhtesem gecen o iki günlük Paris ziyaretinin hemen ardindan Türkiye'ye geldim ve Paris'te iken kendime mektup yollama firsatina da eristim. Postaya veren ve Ankara'da mektubu alan insan ben olmustum ki hala saklar ederim onlari.. Orada daha iyi farkediyorsun zira yazan da gönderen de ayni kisi olsa da iki birbirinden keskin cizgilerle ayrilmis insanin muhabbeti.. Kendinden kacmanin aslinda seni yaratan kosullarindan uzaklasmak oldugunu ilk defa orada anlamistim.. Kendime mektup yazarken ki takindigim ruh ali ile onu okurken ki benin arasindaki o ucurum..

Velhasil, yazisirken bes saniye icerisinde "evet" deyip gerceklestirdigim bir Paris ziyareti.. Tek kelimeyle mükemmeldi.!

Gecen yaz Facebook üzerinde vakit gecirir iken sevgili Divina'nin cocuklugumun Paris ile beraber mutlaka gitmek istedigim iki sehrinden birisi olan Prag'a Radiohead konseri icin gelecegini duydugumda "ne güzel" diye mesaj atmistim.. Arkasindan iki saniye icerisinde "Beraber gidelim" konumuna geldik.. Ne bir plan, ne bir organizasyon.. Hicbir sey yok, öyle spontane.. O anda karar verildi ve sonrasinda Viyanayi da icerisine alan sekiz günlük güzel bir konser ve tatil..

Daha Almanyada tanidigim belki de kendime en yakin buldugum arkadasim Anil ile beraber birbirinden farkli sehirlere/stadlara/caddelere binlerce kilometre yapmisligimiz var ve hepsi sadece yolculuk öncesi bir saat icerisinde programa dahil edilmis olup bazen geri dönecek benzinimizin dahi süpheli oldugu durumlarda gerceklesti.. Berlin,Frankfurt,Stuttgart v.s.. o Yollar, farkli sehir, cadde,koku..

Üzerine fazla düsünmeden karar verip uygulama benim yasamimin hemen her aninda varolan bir özelligi aslinda. Misal..

..buradaki postlara bakin.. Internet üzerinden gezer iken hemen fotonun alinip üzerine iki dakikada cokca zaman ikinci kontrol dahi olmadan yazilip gönderilmesidir cok sey.. Saygisizlik olarak algilamayin imla hatalarini zira baska türlü yaparsam bu tadi ne ben ne de siz alirsiniz.. Insanlar bilgilenmekten ziyade burada kisinin kendisinin yarattigi degerler üzerinden bakilan futbol dünyasina merak saliyor. Bildiginiz bir haberi buradan ikinci kez duymak degil, daha cok o haberin benim yasamimdaki yerine bir dikiz söz konusu.. Yanlis anlamayin ama toplumu futbol konusunda bilgilendirmek gibi ulvi amaclar neticesinde bir blog acmadim ben ki futbol bu, en iyisi diye adlandirilanlardan dahi herhangi bir taraftarin bakis acisi arasinda cok büyük farklar yoktur.. Cocuklugumdan bu yana futbolla ilgili bir meslegim olsun diye hayal edip bunu basaramamanin bir baska yerde tatmini aslinda.. Futbol yorumculari arkada görüntüler esliginde nasil yorum yapiyorsa biz de basimiza topladigimiz bir kac insanin önünde resimlerle, videolarla yorum filan yapiyoruz ki eglenceli ve her güzel/eglenceli sey gibi hayatimiza zarar verici bir keyif..

Velhasil, kendiligindenlik/Spontane kararlar/yazilar benim yasam bicimimin bir parcasi.

..eger düsünürsem, eger nasil olmasi gerektigi hakkinda öncesinde plan program yaparsam eger ki ben cümlelerin icerigini düzenleme isine girersem,eger ki ben yolculugun getirilerini/götürülerini hesap edip plan program yaparsam belki begenmem, istemem, zararli bulurum ve belki korkarim ya da ortaya cikan da benim istedigimden baska bir sey olur. Hatalari düzeltelim ve güzel bir yazi ortaya koyalim derken resmiyete dökülüyor is ve ayni zamanda vazgeciyorsun cokca.. Gidis-gelis, rezervasyon, vakit, para diye dusunursek cikan onca problem sonrasi vazgeciyorum hareket etmekten ama gidelim deyip son anda her sorunu bir sekilde hallederek hedefe bir sekilde ulasabiliyorum sanirim.. Cunku bu yazilar, bu gidisler, bu eylemlerin pek cogu akil isi degil.. Baska türlü de sürekli dogrularin oldugu yerde ölümün disinda cekiciligi olmayan hayat size kaliyor.. Sorunsuz ama bi o kadar da keyifsiz.. Bu sekilde baskalastiriyoruz, carpitiyoruz ve carpik bir sekilde yasayarak dengeleri sarsiyoruz temelinden.. Dogrularin üzerine gidip yanlisliyoruz onlari ve ivmelendiriyoruz her bakimdan yasami.."Carpitilmamis yasamin geriye kalan tek imgesi ölümdür" diyen Adorno'ya ceviriyoruz yönümüzü..

Iki gün sonrasi hic gelmeyecekmis gibi yasadigimdan dolayi cektigim sikintilari kesinlikle görmezden gelmiyorum ve bu sekilde yasami da kimseye tavsiye etmiyorum zira benim dahi zorlandigim sikintilara katlanmak bir baskasi icin o kadar da kolay olmayacaktir.. Lakin düsündügüm zaman beni eylemekten alikoyan o sorunlarin kendiligindenliginde bulunan cözümlerdir kayda deger yasam kirintilarim.

Velhasil simdi hedef Amsterdam..

Flying Dutchman bir organizasyon yapalim diye fikir atti ortaya ve ben gelirim dedim sadece.. Iki sey icin gidiyorum: Amsterdam ve FDgillerle muhabbet.. Ama aslinda yalan yahu, ben sadece yolculuk icin.. Benim icin güzellik buradan yola kendimi biraktigim anda baslar.. Amsterdam'da yasayacaklarimdan ziyade Amsterdamda gecirilecegini sandigim güzelliklerin keyfi ile alinmis yollardir aslinda isin en güzel kismi.. Paris ziyareti muhtesemdi belki ama ondan da güzel olan bir sey varsa o da Münih-Paris arasi dokuz saatlik tren yolculugudur.. Yalnizlik gittigin yoldan gelir derken Oktay Rifat hedefin kendisinden ziyade hedefe giden yolda hedefin o yolu bicimlendirdiginin üzerinde duruyordu muhtemelen..Güzel bir macin icerisinde aldiginiz keyif hicbir zaman bir derbi maci öncesi o derbiyi izleyeceginiz bilinci ile gecirilen zamandan daha güzel degildir. Hayal edilen, gerceklesenden daha güzeldir..

Farkli bir ülke ve sehir görmek artik tutku gibi..

Bu caddeler artik yeni degil, bu sehir artik bana yabanci degil. Gittigim her yerde yarattigim bu eskisinden de kötü olan ben'i görüyorum. Ben kacsam da gitsem de caddeler, insanlar, cafeler, sehrin kokusu, trafigi bana beni hatirlatiyor. Karamsar bir havada kötü bir ruh hali sunmak istemem ama her insan bagli bulundugu kosullar icerisinde varolan kendinden kacmaya zaman zaman ihtiyac duyar.. Öyle düsünme, etme, kac demesi kolay ama basarmasi cok zor sizi siz yapan cevrenin icerisinde nefes almaya devam eder iken.. Dolayisla farkli bir sehir ve özellikle farkli bir ülke kisinin kendisini kusatanlarin icerisinde varettigi ve cokca zaman SIKILDIGI kendisinden kacmanin en güzel yoludur.

780 km.. dönüs de bi o kadar desek 1600 km yollarda gececek. Kizarkadasim da benim kadar cesur ki baska türlü bu kadar zaman sorunsuz ve güzel bir iliski olabilir miydi ? Kalacagimiz yine iki tam gün bir gece.. Deger mi ? Düsünmüyorum burasini, gitmek istiyorum sadece ve birazdan da yola cikip önce Nürnberg, arkasindan da ver elini Amsterdam.. Giden para, vakit,yol,su bu önemsiz. Ben yarin sabah farkli bir ülkenin baskentinin caddelerinde gezinecegim.. Mutlaka ki müze filan gezeriz ama hicbir zaman bunlar icin bir baska sehre gideyim dedigimi de hatirlamam..

Böyle basladim yazmaya ve burada bitiriyorum. Icerigine bakarsam düzeltmekten bikar, bunu yollamam ve belki de utanirim bu ciplakliktan.. Yolu, sorunlari, onu bunu düsünürsek o yolculuk iptal olur kesinlikle, yazinin cöpe gitmesi gibi ve fakat artik Amsterdam sokaklarindaki Borges'e dogru GITME vakti..

Ben bir baskasidir.!

Gitmek.! #2

Hepinize iyi hafta sonu tatilleri..

6 yorum:

divina dedi ki...

Ahh ya, daha bugün aklımdaydı o road trip. Prag Viyana arasını bu kadar keyifli gidip geleceğimizi düşünmüyorduk bir de. Oralarda olsaydım yine peşinden ben de geliyorum derdim şimdi. Ama tabii kız arkadaşınla yapacağın bu road trip eminim bizimkinin birkaç katı güzel olacaktır. Ama kabul etmelisin ki, bizimki de eşsizdi. Viyana'da Deerhunter konserini izlediğimiz Arena'nın duvarındaki o yazı oradan hiç çıkmayacak :) Bu bile o gezinin ne kadar eğlenceli olduğunu kanıtlar :)

Size bol eğlenceli, keyifli bir tatil dilerim. Benim için de oralarda gezin. Hatta oraya bir yere "Divina will be here soon" yaz, sonra bana nereye yazdığını söyle. Ben de gidince ilk iş orayı ziyaret edeyim. Olur mu?

serdar dedi ki...

seviyorum yazılarını. samimiyet bağlıyor her satıra.

varol döken dedi ki...

jacques brel'i tanımadan bile tahmin etmek ne keyif kimbilir nerden kalmış aklımda...

ben de buluşmadan çok o sürpriz duygusunu kaçırdığıma üzüldüm zira bu sefer her şey hazırdı, vize falan...

en çok bu koyuyor adama buralarda, bu spontane duygusunu edirne'den öteye taşıyamıyorsun, yolculuğun mecburiyetleri o kadar ağır oluyor ki yolculuğun da yola çıkmanın da bir anlamı kalmıyor...

not: borges türkü söylemesin de ne olursa olsun demiştim, söylemedin değil mi:)

Borges dedi ki...

Varol Döken: La ben türkü de söylerim jazz da yaparim kariyer de. Lakin irish pub'ta neset ertas muhabbeti yapmiyorum genelde:))

Güzel olurdu gelseydin ama bir gün olacak sen de ben de bunun farkindayiz ama ne zaman, tek bilinmez olan bu.

O güne kadar iyi bakasin kendine:)

varol döken dedi ki...

eklemeden geçmeyeyim, senin bu müzik seçimlerin sen postu attıktan sonra bende etkisini uzun süre devam ettiriyor... ogit'i eskisi kadar olmasa da bazen hala 1 tam gün aralıksız dinliyorum...

misal jacques brel de öyle oldu şimdi... ben pek tanımam kendisini bir ara eline düşerse yazarsan ne güzel olur...

yazmazsan da güzel olur:)

Borges dedi ki...

Varol Döken: Bu güzel bir haber, yani belki de blog yazarlarinin aldiklari en keyifli haber yazdiklarinin ise yaradiginin düsündürten yorumlardir. Ben senin Ogit'i sevmeni de cok sevmisimdir mesela;)

Ama Jacques Brell bu blogun cok eski postlarindan alinmadir aslinda.. Yani yüklemedim bile, copy paste ile attim buraya, ezelden hastasiyizdir. Nasil derler ben sevgili Anilimla buna "Belcika'nin Neset Ertas'i" derdik..

Belki ileride müzik,sinema,edebiyat ve hatta gecmiste kalan felsefe kirintilarinin daha yogunlukta oldugu postlar atilir,kim bilir.. olabilir yani. Umarim olur..