25 Eylül 2010

Bu Dağda Maral Gezer...



..trendeydim ve yeni gelmiştim bu memlekete. Camın kenarında geçip giden yeşillikli alanların içerisinde uzun uzun o konuda neyi yanlış yaptığımı düşünüyordum. Artık hesap kesilmişti, ben burada O ise geçmişin kapanmış bölümünde yer alıyordu. Nerede nasıl bir hata yapmıştım ? Yalan olmasın filmlerden, kitaplardan, çevremdeki insanların hikayelerinden görüp de algıladığım bütün doğruları sermiştim önüne ama yetmemişti bir şekilde..

Neydi sorun ?

Aslında herkes yanlış soruyu sorup doğru cevabı bekliyor. Senin dışında kalan yüzlerce insandan o hepsini dışarıda bırakıp seni neden sevsin çok daha mantıklı bir sorudur. Güzel bir insanı sevecek milyon tane insan var. Neden sen onu sevdiğin için o da seni sevsin ki ? iyi bir insan olmak, karşıdakini çok sevmek onu sana getirecekse eğer emin olun ki sizden daha iyi olan insanlar olduğu gibi sizden daha fazla o insanı sevecek olanlar da vardır.. Aynı zamanda sizin onu sevdiğiniz gibi sizi de bir başkası o şekilde sevse siz de onu sevecek misiniz ki ? Ben var ya onun için'le başlayan cümlelerin inanın çok bir anlamı yok..

O dönemin başkahramanı olan Karl Marx'ın ne hikmetse Cezmi Ersöz'ün bir kitabının içerisine sıkışmış alıntısında bulmuştum belki de görmek istemediğim o kalın doğruyu..

'Karşılığında sevgi uyandırmadan seviyorsanız, yani sevgi olarak sevginiz karşılıklı sevgi yaratmıyorsa seven bir kişi olarak dişavurumunuzla kendinizi sevilen bir kişi yapamıyorsanız sevginiz güçsüzdür, bu bir talihsizliktir.' K.Marx

Mesele de genelde hep budur. Sevmediğiniz insana karşı piçleşirken karşı tarafın sevgisini büyütebildiğiniz gibi sevdiğiniz bir insana doğru efendiliğe kayan kimliğiniz de aynı zamanda bir sevgi oluşturmayabilir. Ergen yaşlarda genelde hep bu olur.. Dünyanın en yakışıklı(inansan bile bu saçmalığa) , en iyi ve onu en çok seven bir insan olmanız aslında bir başkası için çok da bir şey ifade etmeyebilir.. Marx'ı anlamak çokca zaman başka alanlarda da olduğu gibi zor değildir aslında daha çok işimize gelmiyordur..

6 yorum:

survin dedi ki...

son yazılarınız bir harika ve büyük merakla takip ediyorum.aslında yakın zamanda futbola biraz fazla mı ağırlık vermiştik bilmiyorum ama ben futbol dışı yazılarınızı da en az diğerleri kadar çekici buluyorum.başarılar

Borges dedi ki...

Survin: Sağolun. HAni uzun yıllar acısını çekip de kavuştuğumuz doğrular var ya.. Birileri onu bu acıları çekmeden kavuşsun aslında derdimiz..

aketenci dedi ki...

Kabul etmesi zor... çok zor ama olmayınca olmuyor işte. Dediğin gibi, ortada bir sorun yok hatta. Yaratıcıya kızıyorsun, hayata küsüyorsun, en çok istediğini, seni tek mutlu edecek şeyi sana vermediği için. Ama zamanla anlıyorsun ki hayat böyleymiş... Senin etrafında dönmüyormuş... Sırf sen çok istiyorsun, seviyorsun diye o da seni sevmiyormuş... hatta istese de sevemiyormuş.
Sonra, düşmez olsun, şu soru düşüyor akla: Peki, sırf o seni, senin onu sevdiğin gibi sevmiyor diye senin sevgin azalmalı mı? Benim bulduğum cevap maalesef beni daha mutlu yapmadı. Unutmayı yakıştıramıyorum herhalde kendime, hissettiklerime. Ama neyse ki unutmasanız da zamanla alışıyorsunuz.

A Blog About Nothing dedi ki...

"yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? demişti" nazım. olan buydu.

bu yazıyı okuyunca trendeki beni buldum, mutlu oldum. bu yazıları şiileri okumak kalıyor bize gerisi zamananın...unutmak da yok şanslıysan sadece alışıyorsun.

varol döken dedi ki...

orhan geçmiş olsun çok, anca okuyabildim, bilahere ayrıntıları özelden konuşalım bu gece maiinı bulamadım...

Borges dedi ki...

sağolasın. Geçti gitti bir şekilde. Misli com bannerinin altında mailim var.

görüşmek üzere.)