8 Haziran 2012

İlk Maç: Polonya-Yunanistan



Turnuvanın ev sahiplerinden olan Polonya, savunmasıyla başarı elde eden Yunanistan ile karşılaşıyor. Şölen bugün saat 19:00'da start alıyor ve maçı TRT 1 naklen veriyor.

POLONYA

"Müthiş sağ kenar farklılığı"

Polonya'nın umudu Dortmund dersek yanılmış olmayız. Dortmund'un sağ kenarında bu sezon mutheşem oynayan iki oyuncunun performansı bu takımın kaderini çizecek. Piszczek ve Kuba'nın ilginç bir ikili olduğunun altını çizelim. Özellikle bu sezon zirve yapan performansı sonrası Łukasz Piszczek'in Mourinho'nun transfer listesine girecek kadar muazzam bir performans gösterdiğini biliyoruz. Dortmund-Bayern maçlarında Ribery'i etkisizleştirmesinin yanında hücuma da verdiği destek takdire şayandı. Kuba ise 40 milyonluk Götze'nin sakatlanması sonrası bu oyuncunun adını unutturan bir performans sergiledi sağ kenarın önünde. Dahası Piszczek, Berlin'e forvet ve daha çok sağ kenar forvet olarak alınmışken Kuba da daha çok bek pozisyonunda görev yapması için buraya getirildi. Tam da bu yüzden birbirleri ile gerçek hayatta da çok yakın arkadaş olan bu ikili hücum ve savunmayı aynı ölçüde becerebildikleri gibi birinin diğerinin açığını kapatacak şekilde muazzam bir kenar oldular.



Diğer kenarda ise bu sezon Bremen'de çok iyi bir sezon geçirmeyen Boenisch ile sol açık Rybus görev yapacak. Legia Varşova'da özellikle ilk on hafta muazzam bir performans gösteren Rybus Rus ligine doğru şubat ayında yollandı. Üstelik burada Grosicki alternatifi de söz konusu.Lakin Boenisch ile Rybus'un uyumu ne kadar olacak hep beraber göreceğiz. Dudka ile Polanski (Murawski) orta ikilide ve stoperler de Perquis ile Wasilewski.

İki kenar değil kanat oyuncusuna hakim Polonya'da teknik adam Smuda 4-4-1-1 dizilimi ile sahaya takımını çıkaracak. On numara Ludovic Obraniak ve elbette takımın en değerli oyuncusu Lewandowski de merkez forvet olarak görev yapacak.. genç yetenek Rafal Wolski de ön alana güzel bir alternatif. Rybus ve Wolski Legia Varşova'da sezonun ilk haftalarında kenarları paylaşarak çok iyi bir uyum yakalamıştı ön alanda ama bunu milli takıma yansıması zor..



2004 Yunanistan küfürleri bana zamanla anlamsız gelmeye başladı. Pek çokları da Yunanistan'ın bir savunma takımı olmasından ziyade taktik disipline bağlı, gücü ölçüsünde saldırabilen bir takım olduğundan bahseder ki hak veririm. 2004 kadrosunun gücü nedir diye şöyle bir baksanız sizler de bu mütevazı kadronun savunma takımı değil ancak bu şekilde başarıya ulaşabilecek, kadro kalitesi düşük taktiksel açıdan gelişmiş bir takım olduğunu kabul edersiniz. Kristiyas dediğin turnuvanın golcüsü olan adam Bremen'de üçüncü seçenek bile değildi ki kariyerine bakarsanız ne olduğunu daha iyi görürsünüz. Rehhagel o dönem kalitesi çok düşük bir takımdan çok güçlü bir taktik ile başarıya ulaşmıştı. Savunma takımı dediğin zamanın İtalya'sıdır, Mourinho'nun İnter'idir amaYunanistan değil. Bu turnuvanın Yunanistan'ı ise bakın en ucuz kadroya sahip İrlanda'dır. Santos da Rehhagel'in sistemini devam ettirerek başarıya ulaştı ve bu takımmların ortak özelliklerine de iyi bakmak gerekir.

Teknik adamlar taktiksel açıdan doğru oyuncuları seçerken lig performanslarına bakmazlar. Trapattoni'nin değişmeyen on birinin nedeni budur. İlk 11'in yaş ortalaması İrlanda'da 30'dur. Yeni çıkan gençlere fazla şans vermiyorlar zira biraradalığın doğuracağı muazzam bir taktiğe ihtiyaç duyuyor üst düzey başarı için. İrlanda dediğin takımın toplam değeri Ronaldo'nun 3'te2'si kadar.. Buna savunma yapıyor diye kızmak yerine onca tekniği, güzelliği, kaliteyi bir arada bulunduran takımların bu gibi ucuz kadrolara gücünü gösteremiyor diye eleştiri yapmak daha doğrudur. Yunanistan'ın 2004'deki kadrosunun yarısı 30 ve üzeri yaşlardan oluşuyordu zira belirttiğimiz gibi sürekli birlikteliğe ihtiyaç vardır. O dönem Rehhagel, Yunan Ligi'nin gol kralına forma vermezken, kaleci kulüp takımında forma giymeden milli takımda yer aldı. Her kim ki ulusal takımda kulüp takımı havasını yakalar, başarıya ancak o şekilide ulaşır.

4-3-3'e geçiş..

Kalede bugün bile kimin oynayacağı belirsiz. Sifakis bir adım öne çıkıyor ama her türlü sürprize gebe bir yer burası. Stoperde ise Avraam ile Papadoupolulos'un yer almasını bekliyorum. Schalke'de Papadoupoulos defansif orta saha olarak da bu sezon çok maç oynamasına rağmen Maniatis dörtlünün önündeki yerini garantilemiş durumda. Çok yönlü oyuncusu (benim kadrodaki en beğendiğim isim) Torosidis ise sanırım sağ bek olarak kulanılacak. Solda ise Holebas..

En son Mart 2011'de 4-2-3-1 olarak sahaya takımı çıkaran Santos ülkesindeki değişimi buraya talıyarak o da 4-3-3'e evrilmiş durumda. Bento'da Portekiz'de gelir gelmez 4-3-3'e evrilerek Ronaldo ve Nani'nin verimli olmasını sağlamıştı. Defansın önüne yerleşen Maniastis'in önündeki iki isim ise yakından tanıdığımız Karagounis ile Katsaouranis.. Gekas'ın merkez forvette yeri garanti belki ama sağına ve soluna yerleştireceği iki isim sıklıkla değişiyor Santos'un takımında. En azından ben sağ kenar forvetin Salpangidis olacağından eminim. Solda ise ilk aday Samaras.. Kadroyu bu şekilde kurunca en değerli oyuncusu konumunda olan Ninis dışarıda kalıyor. Fortounis gibi genç yetenekler de bu turnuvada kendisini bir şekilde gösterecektir. Bremen'den tanıdığımız Sokratis de aynı şekilde çok yönlü oyuncu ve stoper, sağ bek ve hatta defansif orta saha olarak hert türlü açığı giderebilir..

Bu dizilim ve sistemin aslında Yunanistan için nedeni son yıllarda ayyuka çıkan kenar forvet eylemlerini geri püskürtmek. Ofansif açıdan birlikteliğin zor olduğu gerçeği olsa da defansif açıdan doğru isimleri kadroya alırsanız rakibin kenar oyuncularını rahatlıkla boğabilirsiniz. Yunanistan daha iyi hücum yapmak için değil -çok zor burada işi- daha iyi savunma yapmak için 4-3-3'ü kendisine yol bellemiş durumda.. Polonya'nın sağ kenarına baskı yapmaları için Samaras'ın defansif forvet rolünden faydalanmak istiyor.

Maç ne olur?

Karagounis'in arkasındaki iki defansif oyuncu iki kenara da yardıma gidecek ve toplamda kenar üç oyuncu ile savunulmak durumunda. Polonya kadrosunu düşündüğünüz vakit bu sistem onları durdurabilir ve fakat yenilecek tek gol sonrası Yunanistan'ın geri dönmesi en azından bugüne kadar gösterdiği performans sonucu çok zor olduğunu söyleyebilirim. Hali hazırda 1 gol barajını geçtiği maç sayısı 2011 ve 2012 tarihli maçlarda 3'dür. Hırvatistan'ın 4-3-3 deneyimi karşısında iki gol bulmuş, Malta'ya üç atmış ve hazırlık karşılaşmasında da 2 gol Avusturya'ya.. geride kalan maçlarda 1 golü bulmuş ya da bulamamış..

Polonya ise bulacağı bir golün üzerine rahatlıkla yatabilir. Onlar da Yunanistan kadar olmasa da savunması kuvvetli bir takım ve son oynadığı beş karşılaşma içerisinde kalesinde gol görmediler.

Polonya'nın kazanacağını düşünüyorum. Üstelik rakibin savunması güçlü olsa da ben Polonya'nın iki ya da daha farklı galibiyetine de şaşırmayacağım. Sürpriz Yunanistan'ın maçı 5-4 kazanması ya da 1'den fazla gol atmasıdır.

6 yorum:

delorean dedi ki...

Herkes kötü bir maç bekliyor ama bence gollü bir maç olacak ve Polonya kazanacak.Öyle hissediyorum.Bir de abi Dortmund'un Wolski transferi şimdilik yattı.Yüksek rakam istemişler.

Borges dedi ki...

o transfer ileride olur. Sadece biraz gecikir hepsi bu. Anlaştı demişlerdi, menajeri de yalanlamış.

t2 dedi ki...

Gol atılacak dersek, hangisinin ihtimali daha fazla? Golü Kuba mı atar Lewandowski mi atar? Kuba penaltı da kullanıyor diye biliyorum!

Borges dedi ki...

t2: Kuba ihtimali olsa da Lewandowski en büyük aday. Ben pişçek diyorum ahahhaa

t2 dedi ki...

Malum fantezi futbol işte. sağ bekim ve santroforum tamamdır o zaman. Sağ açık Kuba başka zamana, sağol :)

Celal Abbas dedi ki...

yunanlılarda biraz bize benziyorlar. Hiç olmadık zamanda olmadık işler başarabiliyorlar.

Olimpiakos CSK Moskovayı finalde yenerek basketbolda olmaz denileni başardı. Bu etkinin yunan milli takımınada yansıyacağını düşünüyorum. 2004 süprizide akıllarında.