9 Eylül 2012

Mirko Slomka!


Bundesligada Magath,Heynckes gibi başarılı olmuş ve kariyeri belli olan teknik adamların dışında üç özel antrenör var. Bu isimler Jürgen Klopp, Lucien Favre ve Mirko Slomka. Lakin birisi bu üçünden daha fazla dikkatimi çekiyor. Hayır Klopp değil ve son günlerde üzerinde durduğumuz Favre de değil. Mirko Slomka.

1967 doğumlu Alman teknik adamın futbolculuk dönemi ciddiye alınmayacak ölçüde başarısızlıklarla dolu. Matematik’in yanına Spor’u yerleştirdi üniversitede. Bu ikisinin birleşiminden hep güzel şeyler doğuyor genelde. (Bknz: Ottmar Hitzfeld).

Hannover’in alt yaş oyuncu gruplarında on yıl çalıştı. Fabian Ernst, Sebastian Kehl, Per Mertesacker ve Gerald Asamoah gibi pek çok yıldız onun yetiştirmesidir dersek yanılmış olmayız. Bir ara Tenis Berlin’e gitse de 2001 yılında Ralf Rangnick’in asistanı olmasıyla başlar her şey. Zira Ralf Rangnick herhangi birisini yanına almayacak derecede bu işten biraz anlar.

Önce Hannover, sonra Schalke’ye Rangnick’in yanında gider ve aslında çok da iyi arkadaş olurlar. Bu dostluk Rangnick’in istifası sonrası Schalke’nin birinci adamlığa Slomka’yı getirimek istemesiyle bozulur. Daha başka ayrıntıları da olsa sonuç değişmiyor; Mirko Slomka artık ilk defa Bundesliganın önemli kulülerinden Schalke’nin antrenörü!

Krizde olan ve Andreas Müller tarafından kötü yönetilen Schalke’yi tekrardan ayağa kaldırır. Ofansif bir oyun anlayışını yerleştirir. Şampiyonlar Ligi’nde ilk defa Porto’yu geçerek Schalke'ye çeyrek final oynatır. Şampiyonluğu kıl payı kaçırır. Barça’ya elenmesinden –bundan daha doğal ne olabilir ki?- hemen sonra biraz da Rafinha’nın satışına gelip Bremen’den beş gol yiyince gönderilir.. Tarihinde ilki başarıp çeyrek finali Şampiyonlar Ligi’nde gören Schalke teknik adamını gönderir ve tüm Almanya Slomka’ya şu etiketi yapıştırır: Başarılı olmasına rağmen kovulan teknik adam! Bu haksızlığın herkes farkındadır. Andreas Müller aynı şekilde Mesut'u, Hamit'i elinden yok yere kaçırmış, Slomka'yı göndermiş, güzel futbol sevdasına Fred Rutten'i getirip çöküşe doğru götürmüştür takımı. Slomka bunların içerisinde en can yakıcı hatasıdır.

Bireysel oyuncu hataları o başarısını daha da yukarı çekmesine engel olmuştur diyebiliriz. Leverkusen maçında Bremen ile kıyasıya bir şampiyonluk yarışı içerisindeyken Lincoln’un Schneider’la kavgasının sonucunda aldığı beş maçlık ceza belki Mesut Özil’e Bundesliga forması giydirir ama Schalke’yi de şampiyonluktan eder. Armin Veh ve Hilbert’in Şampiyon olduğu o dönem aslında Schalke en büyük favoriydi Bremen ile beraber.. Yazık oldu. Slomka nasıl ki bugün Fromlowitz’i kesip Ron Robert Zieler’i genç yaşında kaleye koyduysa o dönem de Rost’u kesip 20 yaşındaki genç yetenek Manuel Neuer’i kaleye koydu. Onun muazzam refleksleriyle Porto’yu geçti ama yine onun hatasıyla da Barça’ya elendi.

Velhasıl; Mirko Slomka ile Schalke güzel bir performans ortaya koydu.. Kovulması o dönem Schalke’de yapılan tonla hatanın belki de en önemlisiydi.

Sonra bekledi.. Öyle ya; Schalke performansı hariç elinde hiçbir şey yok. Rangnick’le bozuşmuş, futbolculuk geçmişi olmayan sempatik ve işbilir bir adam. Görüşmeye çağrılıyor misal Hamburg’a ama tercih edilen Armin Veh oluyor çünkü onun şampiyonluğu var. Diğerinin futbolculuk geçmişi.. Almanya’nın en sempatik adamıdır belki ama çevresi çok geniş değildi diyelim kısaca.

TV’lerde yocumculuk yapar, iş bekler ama bir türlü teklifler gelmez. En son Hannover Enke’nin intiharı sonrası başaşağı gider. Üst üste mağlubiyetler alır, düşme potasına çivilenir. Kimse durduramaz bu çöküşü ve Slomka çok kimsenin cesaret edemediği bu zorlu görevi kabul etmek zorunda kalır. O dahi ilk beş maçında galibiyet yüzü göremez. Lakin sonrasında öyle bir Hannover yaratır ki 19 yıl sonra bu mütevazı kulüp Avrupa Kupaları’na katılım hakkı kazanır. Tam bir savunma takımıdır Hannover ama ileriye her çıkışı "penaltı" kadar gole yakın olur. İki pozisyondan üç gol çıkaracak kadar sihir katar takıma. Artık seviye atlamıştır Hannover zira bu sezona öyle bir giriş yapar ki..

Avrupa Ligi tur maçlarında St.Patrick’e iki maçta beş gol attı, kalesinde gol görmedi. Gruplara kalma maçında ise Slask Wroclaw’a ise iki maçta toplam 10 gol attı. Ligde ise Schalke’ye 2, Wolfsburg’a deplasmanda 4 gol atarken kupada ise 6 gol buldu. Hülasa toplamda son beş resmi maçında 22 gol atan çok farklı bir Hannover ortaya çıktı. Zira Slomka koşullar gereği eldeki oyuncuların niteliğine uygun şekilde defansif bir takım yaratırken yeterli zamanı bulduğunda Schalke’de olduğu gibi burada da ofansif karaktere dönüşü gerçekleştirdi.

Schalke ve Hannover.

Önemli ayrıntı şudur ki birisinde ofansif diğerinde defansif bir takım yaratttı.. Her iki takımda da "puanları" topladı. Var olan kadrodan maksimumu alabilme konusunda çok yetenekli. Güzelliği kadro içeriğine göre farklı stratejileri ve dizilimleri rahatlıkla takıma kazandırabilmesi. Mevzu bahis konu oyuncuların gücü değil onlarla nasıl bir plan içerisinde hareket ettiğidir. Slomka 4-4-2 ile sahaya çıkmayı sever ama bu onu tanımlamaya yetmez. Üstelik Jürgen Klopp’dan belki de en büyük artısı Avrupa’da da üst düzey başarılar elde etmesi. Gerek Schalke gerekse de Hannover ile esip gürlüyor.. Şampiyonlar ve Avrupa Ligi/UEFA karnesi de oldukça parlak..

Hannover ile ilk yılında muazzam bir kontra takımı yarattı. Beş saniyede rakip kaleye gidip öldürücü vuruşu gerçekleştiriyorlar ki buradaki düzeni çok daha ayrıntılı anlatmak isterdim zira oyuncularda bağımsız “Lucien Favre” misali teknik adam imzasıdır set hücumların içeriği. Matematik kafası burada devreye girmiş ve sahaya “akıl” koymuştur. Öyle bir akıl ki takımın etkili forvetinin (Abdellaoue) topla buluşma sayısı kalecisinden daha az.. Öyle efektif öyle de başarılı oldu. Geçen sezon evinde tek bir mağlubiyet dahi almayan tek Bundesliga takımıdır. Avrupa Ligi’ne Sevilla’yı saf dışı bırakarak gruplara kalıp Atletico Madrid karşısında çeyrek finalde elenmiştir.

Oyuncu kadrosuna göre oyun anlayışı üreten nadir teknik direktörlerden..

Böyle olduğu vakit Bayern Münih’in Slomka ile ilgilenmesi kadar olağan bir durum yok. Bir diğer alternatif Favre’den artısı duruma göre ofansif ve defansif stratejileri becerebilmesi. Klopp’dan dahi artısı uluslararası arenada çok daha başarılı bir grafik çizmiş olmasıdır.

Seneye Bayern'in başına gelirse sanırım kimse bu duruma şaşırmayacaktır ve şimdiden hazırlıklar başlamış durumda. Henüz herhangi bir takımla başarısızlık yaşamadığı için ona olan güven çok fazla. Sempatik tavırları, basınla ve futbolcularla olan ilişkisi, pedagoji eğitimi almış olmasının artısı gibi çok fazla olumlu detay söz konusu.

Bayern Slomka'yı almalıdır zira bu adam öncelikle kazanıyor. Nasıl olursa olsun kazanma formülünün üzerinde duruyor. Schalke ile olan tecrübesi aynı zamanda yıldızlarla ve kaos içerisinde olan kulübü idare etme kısmında sorun yaşamayacağının çok net bir göstergesi. Lincoln hayatının performansını göstermiştir bu adamın yönetimi altında.. Hülasa; Favre'yi de fazlasıyla severim ama her koşulda başarı kazandıran ve uluslararası arenada da sorun yaşamaması Slomka'yı bir adım öne çıkarıyor.. Bekleyelim ve görelim..

4 yorum:

Celal Abbas dedi ki...

yazıyı okuyunca şeyi merak ettim. Slomka Lincolnü nasıl kullandıydı acaba. çok merak ettim doğrusu.

Slomkayı ben Schalkenin avrupa maçlarında fenerbahçe ile oynadıkları maçlardan hatırlıyorum yanılmıyorsam tabii. Fenere bir maçta öyle bir boğmuşlardıki top göstermemişlerdi.

Borges dedi ki...

benim Lincoln hayranlığım nereden geliyor sanıyorsun? Slomka, Lincoln ve Schalke muazzamdı o sene.. Bild geçenlerde o dönemin en iyi onbirine seçti hem Lincoln'u hem de 2004'te Bremen'deki Ernst'i..

Predrag Danilovic dedi ki...

Abi yazi ile pek alakasi olmasada Mirko Slomka icin alman teknik adam demissin.Benim bildigim Mirko ismi daha cok dogu avrupa ulkesi vatandaslari icin kullanilir.Bence Mirko'nun almandan cok sirp yada hirvat asilli olmasi daha yuksek bir ihtimal.

Borges dedi ki...

Burada doğdu ve Alman kendisi ama kökeninde illa ki vardır dediğin ayrıntı..