4 Eylül 2015

Çok Çek-tik be Letonya..



-..adamları yenemiyoruz. Çek bi Letonya dediğimiz günden beri Letonya'dan her türlü çekiyoruz. En önemlisi belki de en iyi kadrolarımızdan birisini Letonya nedeniyle şampiyonaya gönderemedik. Aylar, yıllar geçti hala son resmi galibiyetimiz 40 asır önce bu takıma karşı. Enteresan.

-İyi oynadık diyebilir miyiz? Letonya geriye çekildi, Türkiye yüklendi. Kadro kalitesi zaten bu olağan  kurguyu belirliyor.  Ürettik, yaratıcı olduk ama gol becerisi eksikti. Gerisi plan, program ve kesinlikle şans değil. 1-1'lik skor üzerine düşünülmeli.

-Arda Turan iyi bir oyun ortaya koydu, fark yarattı. Önce bunu bir kenara koyalım, çok iyiydi ve tartışmasız maçın adamıydı.

-Volkan Babacan'ın geçen sene yediği gollerin yüzde 95'i Volkan'ın hatasından kaynaklanıyor. Hatta inanırım ki Süper Lig'de büyük kaleci hatasını en fazla yapan kalecidir. Lakin muazzam bir savunma anlayışı olan takımın kalecisi olduğu için şanslıdır. Hatta derdim ki bu kaleciye geri pas verilmemesi gerekir zira baskı yerse orada da hata yapıyor çok.. Ama dün sorun kaleci değildi, bu kesin.

-Baskı konusunda sorun yine de vardı. Ön alanda kaptırınca enteresan bir şekilde oyuncuların bir kısmı topu bırakıyor, onun yeniden kazanılmasında aktif rol almak istemiyor. Yani hep o dediğimiz "gegenpressing" eylemine dahil olmuyor. Bir yerde Gökhan'ı diğer yerde Hakan'ı gördüm, kaptırılan topa küsüyorlar sanki. Bunun temeline inseniz "letonya maçı lan işte" ruh halini görürsünüz.. Hollanda maçında bakın hepsi tazı gibi kaptırıldığı anda koşacaklar..

-Tam gereken zamanda golü buldu Türkiye. Gelin görün ki iç sahada böylesine önemli bir karşılaşma son çeyreğe iki üç farklı girilmeliydi. Eksik olan neydi? Üretilen pozisyonların değerlendirilememesi. Bu da milli takımın forvet seçimini masaya yatırıyor..

-Burak oynaması gereken ve fakat maç içi performansı sonucu da çıkması gereken oyuncular arasında yer alıyordu. Türkiye'ye gününde olan, formda olan bir golcü gerekiyordu. Peki kimdir bu isim? Tartışma yok ki Cenk Tosun. Yapılan bütün Cenk tartışmalarında Cenk tarafı yüzde yüz haklıdır. Skor alsaydın haklı olan sen olurdun, ama alamadın...

-Aslında teknik direktörün neden Umut'u tercih ettiğini biliyorum. Burak ve Umut iki farklı santrfor kimliği ve her ikisinden de birer adet bulundurmak istiyorlar. "Eli sıcak" olana umut bağlamak daha iyidir oysa. Umut'u çok severim ama bugünlerde formsuz. Oyuna olumlu katkısı olsa da ihtiyaç daha çok bitirici vuruş idi.

-Ozan, Volkan iyi oyuncular ama uzun süredir transferlerle boğuştular, maçlarda süre almıyorlar. Arda aynı şekilde maç eksiği. Bu sayı birden fazla olursa sıkıntı yaşanılır. Bu denge de gözetilmesi gerekir. Üstelik bu karambollerde Cenk'in iş yapamaması çok zordu.

-Her zaman değil ama seçimlerin bir kısmı da performans üzerine olmalıdır. Sabri'nin milli takımdan kesilmesini anlıyorum. Gençlerin artık yerleşmesi gerekir. Gel gör ki Gökhan'ın sakatlığında oynamayan Ozan'ı orada zorlamak yerine kısa süreli formda Sabri de iş yapardı, Belki de sadece şu zamanda formda olduğu için.. Keza Cenk de..

-Yanlışlar, kötüler ? Ozan Tufan'ın sağ bek zorlaması sıkıntı yarattı. Gökhan Töre iyi değildi. Volkan goller kaçırmasına rağmen iyi olduğu halde oyundan alınan oyuncu oldu. Hakan Çalhanoğlu  ilk yarı iyi paslar çıkardı ama ikinci yarı düştü. Burak kalabalık arasında çok sık kayboldu.

-Golde hata kimin? İki stoper santrforu kontrol altına almış ve topa sahip olana baskı olduğu noktada Şener sağ bekte kontrol alması gereken oyuncudan fazlasıyla uzakta. Savunma dörtlüsüne o an bir çizgi çekerseniz savunmanın diğer üç oyuncusu ile Şener'in arasındaki mesafe zaten sorunu ortaya koyuyor. Savunma dörtlüsü beraber hareket eder, dört oyuncu arasındaki mesafe sabittir. Biri diğerine göre ve aslında hepsi de topa göre kendisini konumlandırır. Sağ bek Şener sürüden ayrılmış kurt misali o dengeyi gözetmedi.

-Bir hata da  orta sahalardaydı. Hücuma dört  oyuncu ile çıkan Letonyalılar Türkiye'nin savunma dörtlüsü ile orta sahası arasında  alan buluyorlar.  Şener doğru yerde olsaydı dahi orta sahaların hepsi rakibin önünde.. Herkes aslında o kadar emin ki golün olmayacağından ve kazandığından.. Uyumuşlar.

-Benim en çok tıkandığım notka budur. "Yerleşim hatası" bekler ve defansif orta saha için ölümcüldür. Rizespor'un geçen sezon yediği gollerin pek çoğunda sorun savunma önü oyuncuların oyun bilgisi konusundaki eksikliklerinden kaynaklanıyordu. Hikmet Karaman'ın burayı Koray-Robin ve şimdi de uzun zamandır Bundesligada oynayan Makiadi gibi Almanya eğitimli oyunculara bırakması kaçınılmazdı. Geçen sezon bizim çok çektiğimiz o doğru yerde bulunma ve "derinlik" alma mevzusuydu ki dün yenilen golde de kendisini gösterir. Bu tam anlamıyla oyun bilgisidir. Busquetliktir işin özü. Türkiye'nin temel eksiklikleri.

-Ki dün yenilen pozisyonların adedi bir hayli fazlaydı, gözden kaçmaması gerekir. Bu denli baskı kurduğun ortamda net pozisyon sayısı neredeyse eşit oluyorsa düşünmek gerekir savunma üzerine..

-Öyle ki hatta..  Adam her topa giriyor, her yerde kayıyor, gidiyor, mücadele ediyor  ve stattaki adam için "çok iyi oynuyor" görüntüsü veriyor ama maçı an ve an izlediğinizde yerleşim hatası yaptığı için aslında teknik direktör için en kötü oyuncu o olurken taraftara sorsanız maçın adamı seçerler.

-Rizespor'da ilk işim oynanan Fenerbahçe maçında yenilen gollerin analiziydi. Sow'un ilk golünü hatırlayın. Hatalar zinciri aslında Sylvestre'nin yerleşim hatası yapmasıyla başlıyordu. Nerede duruyordu? Emre ile Alper'ın tam ortasında. Ne oluyor? Emre alıp topu Alper'e verdiğinde ceza sahasının önünde demarke vaziyette Alper topla buluşuyor ve sonrası gol..  Gol olmasa dahi o pozisyonun oluşumu başlı başına bir hataydı. Ardından diğer hatalar başgösteriyordu belki ama bu hata çok sık tekrarlanıyordu. Kasımpaşa maçında Scarione'nin golü de topla üzerinize gelen oyuncuya karşı "derinlik" alma konusunda sıkıntı yaşanmasından kaynaklanıyordu. Öyle ki bu ve benzeri yerleşim alma ve saha içi dolaşımda sorunu bilip defalarca gösterseniz dahi bir noktada iş oyun bilgisine, eğitime kalıyordu aslında.

-Koray Altınay'ı oraya yerleştirdik sonra. Her oyuncu hakkında hatalarından oluşan bir video hazırlarken Koray'ın hata sayısı ilk iki maçında sıfırdı. Dışarıdan izleyenlere ister istemez "muazzam, süper" diyorsun, akşam maç analizlerinde hoca da seviniyor ama bunu teknik ekip dışında hemen hiçkimse anlamıyordu. Hulasa bek ve defansif orta saha eleştirisi çıplak gözle yapılması çok zor.

-Fatih Terim'in basın toplantısı.. Hakem hatası, olur. Haklıdır da belki. Üst üste de gelmiştir. Lakin İsveçli vurgusu komik olduğu kadar da tuhaf. Bir ülkenin hakemleri başka bir ülkeye neden düşmanlık beslesin? Kim bunun bu şekilde olageldiğine inanır? Söylemekten çekinmeyelim, ancak bir başka insanı ülkesine göre değerlendiren insanlar düşünür.  Geçmişte "Hele bir Yugoslav'dan.." diyen olursa..

-Hülasa.. 54 Avrupa ülkesinden 53'ü yarışıyor. Bunların 23'ü turnuvaya katılım gösterecek!. Ve Türkiye ilk ikiden direkt gitme şansını fazlasıyla azalttı zira ikinci ile arasındaki puan farkı 7. Çek Cumhuriyeti 3 maçını kaybeder, Türkiye 3 maçını kazanırsa.. Geçelim. Hollanda'yı yenip umutları sonraki haftalara bırakmak tek şansı Türkiye'nin.

-Şansızlık ya da teknik direktör ne yapsın diye bir şey yok aslında. Bir takım hem Letonya hem de Hollanda maçlarının son çeyreğini çıkaramıyor ve sorun yaşıyorsa orada bir şeyler yanlış yönetiliyor demektir. Nasıl ki 2008 Avrupa Şampiyonası'nda son dakikada gelen goller "şans" değil de Terim faktörünün bir çıktısıysa burada da Fatih Terim bu son çeyrek üzerine düşünmeli.

-Hala Umut var...

3 yorum:

Serdar Sözkesen dedi ki...

Fatih Terim kalibresindeki bir teknik adamın maçtan sonra hakemleri hedef göstermesi çok acemice. Gerçi bunu hep yapıyor. Letonya'yı yıllardır yenemeyen ve onlarla her mücadele ettiğimize hem kendisine hem de taraftarına maçtan önce dahi korku yaşatan birisi. Şapkadan tavşan çıkartma hevesi hem kendi prestijine hem de Türkiye'nin dünya sıralaması ve itibarını yerle bir etti. Baş sorumlusu kendisi. Bugün Hollanda deplasmanındaki oyuna bak, Letonya maçları, Çek Cum., İzlanda maçlarındaki mücadeleye bak. ortada dağlar kadar fark var. Bu işi beceremiyor. Egoları başarısını engelliyor. Cenk Tosun kararı zaten her şeyi açıklıyor.

talipyeşiltepe dedi ki...

ben son cümleni "hala umut var" derken forvet umut tan bahsedip, serzeniş olarak aldım. :)

Mehmet Reşit dedi ki...

Abartılı bir yorum olabilir, ama galiba Fatih Terim sosyal medya denilen illete çok takılıyor. Galatasaray'dan ayrılışından beri, konuşmalarından, tepkilerinden böyle bir anlam çıkarıyorum.

Terim eskiden de eleştiriyi pek sevmezdi ama eleştiriler karşısında bu kadar çaresiz kaldığını ben pek hatırlamıyorum. Eski Terim, kendisini eleştiren yazar/yorumculara, takımının aldığı bir galibiyetten sonra iki mesaj sallar, kafasını yastığa koyduğu gibi mışıl mışıl uyur, ertesi gün de yepyeni biri olarak uyanırdı muhtemelen. Bugünün dünyasında, sosyal medya denilen gayya kuyusunda hakkında yazılan/çizilenleri dert edinen birisi için işler böyle yürümüyor. Evindeki telefon kablosundan dünyaya açılmanın verdiği özgüvenle fikir ishali olmuş dev bir kitle var; 90'ların gazete yazarına 2000'lerin TV yorumcusuna benzemiyor.