29 Ocak 2010

Salinger Etkisi.!

Garip tesadüfler devam ediyor.. Iki gün önce kiz arkadasimi ve onun arkadasini kafede bekler iken elimde Paul Auster'in "Ay Sarayi" duruyordu.. Bir gün sonra o cafede beni ziyaret eden arkadasin arkadasi Paul Auster'in esinin Augsburg'a geldigini bize söylüyor ve söylesiye bizi davet ediyordu..

Bir hafta önce Türkce kitap okuma aliskanligi kosullardan dolayi cok fazla olmayan kiz arkadasima okuma aliskanligi kazandirma esnasinda cok da zorlanmayacagi eserleri secer iken ikinci sikkimi isaretliyor ve ona Salinger'in su rengine bile bittigim kitabi tavsiye ediyor iken iki gün önce yazarin ölümü ile karsilasiyorum..

Holden Caufield.. Ben cok sevdim, her zaman her yerde övgüyle bahsederim, cok güzel mutlaka okumalisiniz derim.. Lakin dünya edebiyatindan ziyade Amerikan halki üzerine yarattigi etkiyi algilayabildigimi sanmiyorum.. Salinger'in tek romanidir bu. Öyle satmis, öyle tutmus, öyle bir etki yaratmistir ki Amerikan Edebiyati söz konusu oldugunda 1948-1958 yillari arasini Salinger dönemi diye nitelendiriliyor artik.. 1951 yilinda yayimlanan bu romani toplamda 25 milyon satmis. Hani John Lennon'in suikastcisinin cebinde bulunmasindan Mel Gibson'in komplo teorisi filminin icerisinde oynadigi o kücük role kadar yarattigi etkiyi algilamiyorum ama kisisel etkisi hem icerik hem de bicim acisindan oldukca fazla olmustur.

Su kesin.. Bir dönem gencligin icerisinde bulundugu bunalimi, git-gelleri ve düsünceleri muhtesem güzel bir dille anlatiyor.. Keza bu kadar etki yaratan, bu kadar popüler olan bir adamin yazar kimligine uzakligi, en son röportajini 30 yil önce vermis olmasindan 40 yildir sessiz kalmasina ve ölesiye kadar nerede yasadigi ve hatta düne kadar yasayip yasamadigi bile muamma haline getirmesi inanilmaz.. Kendisi icin yazan bir adamdi.!

Salinger bir roman ve otuzun üzerine öykü yazmistir lakin bu kadar etki eden bir romani bir baskasi yazmis midir bilinmez.. Kac yazar öldü, kac cizer gömüldü ama Spiegel'inden Sueddeutsche Zeitung'una kadar haber yapip dile getirmediler bile..Edebiyat cok genis bir alan.. Her noktasina hakim olmak cok zor ama bu kadar etki yaratmis, her türlü analize girisilmis, hakkinda binlerce satir olan ve topu topu üc-bes günü anlatan bu kisa romanin etkisini deyim yerindeyse cözemiyorum

Holden'i anlamak degil anlamamak cok zordur. Hangimizin cinselligi hic yasamadan seksin kendisine tutkun bir sekilde orospulara gidip de elimiz ayagimiz titremedi ? Aramizdan hangimiz kendisinin disinda gelisen olaylari anlamlandirmada Holden kadar isyanci bir tavir icerisinde yasamadi o dönemi ? Her uc insandan ikisinin yasadigi icsel cekismeleri, bunalimlari, gel-gitlerini ve o ergen isyanlari kim yasamamis ki ? Her seyin disinda tuttugu kardesi ile olan iliskisi ve daha hepsi..

Yarattigi etki benim etkilendigim bicimin disinda gelisiyor.. Mutlaka ucundan bir bag kuruyorum ama yine de anlamlandiramiyorum ve fakat cok ama gercekten cok güzel olup okumaktan acaip keyif aldigim bir eser oldugu gercegini degistirmiyor.. Azuth'un blogunda da benzer ayrinti dile getirilmis, benim icin de gecerlidir. Yazi acisindan rahatligi ve olaylari dile getiris biciminden etkilendigimi ve biraz da bu eserden sonra daha rahat konusma diliyle yazilar yazdigimi söyleyebilirim.

Yasadigini bize hissetirmeyen bir adam 91 yasinda öldü.. Öyle icsellestirdik ki Holden'i, onu 91 yasinda düsünemedim hic.. Hep o ergen.. Hep o Holden..

Ilginc veya samimiyetsiz gelecek belki ama ölümü koydu be abi.. Adamin ölümü koydu yeminle.. Kimsenin anlayamacagini düsündügümüz isyanlari anlamli kilan, bizden baska kimse böyle düsünmüyordur diyerek yalnizliga gömülmemizi engelleyen, biz degil de onlar aslinda normal degil hissini bünyeye verip yürüdügümüz yolda bizi itekleyen Holden'i öksüz birakip gitmistir.. 91 yasindaki adamin benim gözümde yasami ölümdür ölümü de kurtulustur lakin yine de.. su an arkamda bu kitabi okuyan insana bakarken o rengin bana tuhaf bir aci vermedigini söylesem yalan olur..

10 yorum:

selçuk dedi ki...

vallahi bana da koydu be. bazı yerlerini kahkahalarla okumuştum beşiktaş sahilde.
çavdar tarlasında çocuklar ın türkçe çevirisinin uslubu çok güzeldi. bittim ben buna.

gittiği yerde mutlu olsun.

stalker dedi ki...

ben de tam bu aralar şu kitabı tekrar okusam diye içimden geçiriyordum. fakat biriken kitaplardan başımı kaldıramadım bi türlü.. ölüm haberi de bunun üstüne geldi...

önce çavdar tarlasında çocuklar'ı okumak lazım tabii.yalnız, öyküleri de bi o kadar vurucudur. o kadar az sözcükle insanda muazzam bir etki bırakabilmek her yazarın harcı değildir..
vasiyeti muhtemelen yayınlamadığı eserlerinin gün yüzüne çıkmamasını istiyordur. bir yandan vasiyete saygı duymak gerekir diye düşünüyorum, diğer yandan da yayınlansa keşke diyorum..

Borges dedi ki...

Stalker: Bir umudum da oydu. Belki kafka gibi arkasindan yayimlanmamis romanlar birakmistir, belki ölümünden sonra yayimlanacak idi filan. Ama yazar karakteri ve yalnizligi cok net, yazmsitir, yazdigini da söylemistir ama sadece kendisi icin.!

Gittigi yerde güzel olsun, güzel isler yapip cekip gitmistir..

gökhan dedi ki...

DEVRİM ABİ SENDEN HAKANLAR, HASAN ŞAŞ VE ARKADAŞLARININ SAYIN ÖZHAN CANAYDIN'I ZİYARETLERİ VE SEÇİM SÜRECİ İLE İLGİLİ BİR YAZI İSTESEK ÇOK MU ŞEY İSTEMİŞ OLURUZ.
BENCE GÜZEL BİR YORUM YAZISI ÇIKAR.

Lappapzade dedi ki...

eline sağlık abi. hep ihmal ettiğim kitaplardan biriydi bu. yakın zamanda alabilmiştim nihayet. ama ben sırayı ona getirene kadar da, dayının vefatını duyduk. kendimi bir nevi pişman hissettim aslında. neden bu kadar geciktirdim bu işi diye. ve hemen başladım kitaba.

o "acaba yazdıkları yayımlanır mı" sorusu bir sürü insan gibi benim de çok aklımı kurcalıyor. acaba ne karar verdi, nasıl olacak.

mooke dedi ki...

"phony" bir dunyaya karsi duramamaktir kitapta bahsi gecen,olaylar olurken kabullenmek zaman zaman olaylar gibi dunya gibi olmak hatta...herseyin aynı kalması hicbirseyin degismemesi gerektigini bu kadar ısrarla savunmak..
buyumeye karsı yakılan benim bildigim tek agittir.
yazarıda dedigini hicbi zaman yememistir.benim icin onemli olan budur.seneler once yazılan seyler oylesine yazılan yazılar degildir.bu benim icin kanıttır.
umarim keyfin yerindedir salinger.

Koray Özdemir dedi ki...

Borges, selamlar. Blog'unu uzun süredir takip ediyorum ama buraya ilk kez bir yorum yazacağım sanırım. Ve sormak istediğim bir şey var edebiyatla ilgili. Thomas Bernhard'ı sever misin? Merak ettim.

Moreno dedi ki...

"Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum..."

Borges dedi ki...

Koray Özdemir: Ben Bernhard'i severim. Ve fakat diyecegim ve cok uzun bir tartisma olacaktir. Kisaca Camus'yu ölüm karsisinda durus acisindan daha "anlamli" bulurum oldukca ironik olsa da dogrudur.

Moreno:) Su iki cümle dahi benim biraz ne demek istedigimi benden daha iyi bir sekilde kendisi anlatiyor..

Murat dedi ki...

çevirisi çok güzeldir. ingilizcesi yetenlere orijinalinden okumalarını şiddetle tavsiye ederim. ingilizce roman okumaya da güzel bir başlangıç olabilir. toplamda 10 kez okumuşumdur. 'o hep ergen' harika bir tanımlama, ben de onu duyduğumda ilk okuduğum yaşa döndüm, öldüğünü duyduğumda arkadaşım ölmüş gibi oldum.