13 Nisan 2010

Ulusalci Spor Basini Zihniyeti ve Galatasaray.!



10 ya da 12 gün önce Ridvan Dilmen'in Jo hakkindaki yorumlari bunlardir. Ben burada Ridvan Dilmen'in analizine kesinlikle elestiri getirmiyor, "nasil der bunlari" yaklasimini da sergilemiyorum.

Yalniz bahsedilen program Türkiye'nin en cok seyredilen futbol programlarindan birisidir. Bizim sevgili Arda Turan'in da arada bir hatrini sorup "Türkiyede bu isi en iyi biliyor" diye etiketledigi Ridvan Dilmen de yorumcusu.

Sizce Arda Turan, Ridvan Dilmen ile görüsüyor ise onun Jo'ya bakisi nasil olur takim kaptani olarak ? O takimda bütünlük saglanabilir mi yahu ? Her ikisinin de Nonda sevgisi, birbirlerinden etkilendigi varsayimini da güclendiriyor.

Peki bu ülkenin en bilincli futbol yorumcusunun yorumunun bu oldugu noktada Galatasaray taraftarlarinin Jo tepkisi olagan degil midir ? O tepkiye "nasil sacmalamislar" yahu demeden önce bu yorumlara tepki koymaniz gerekmez midir ?

Iki yüzlü basini var bu ülkenin. Bugün olusan bütün problemlerin ebesi konumunda iken kendilerini takip edip ona göre bir eylem belirleyen taraftarlari suclayarak ekran basindan ahkam keserler..

Pek cogunda gözle görülür bir sekilde "ulusalci futbola bakis zihniyeti" yer alir. Bunu da sözünü veriyorum cok genis bir sekilde burada ele alacagiz. Bu bakis acisinin yarattigi hosgörüsüz ortam Galatasarayin gecmise oranla yildizi bol yabanci kadrosunun da yerlilerle olan uyumsuzlugunun nedenlerinden bir tanesidir.

Bireysel yetenegi olan adamlar cocukluklarindan itibaren digerlerinden ayricalikli bir sekilde yetisen ortamin getirisiyle problemli karakterler olarak dünya futbol piyasasinda yer alirlar. Iki farkli takim ile Sampiyonlar Ligini kazanan Ottmar Hitzfeld'in ya da Alemci Christiano Ronaldo ve Nani ile beraber Sampiyonluklar kazanan Ferguson'un basarilarinin sirri olarak bu oyunculari yönetebilmekten bahsederler.. 2001 Sampiyonlar Ligini getiren Mario Basler'in yaptiklari yenilir yutulur eylemler degil. Keza digerleri.. Mesele bunlari kovmak, bunlarin problemlerini sürekli gündeme getirip takim ici ayrimciligi körüklemek degil o takimi birbirlerinden farkli karakterlere ragmen takim yapabilmektir. Üc yil icerisinde iki Sampiyonlar Ligi finali,bir yari finali yasayan Bayern kadrosunun en cok diline doladigi sey budur: Farkli karakterlerin birbirleri ile uyumu.. Ki inanin sonunda kovulan sigara tiryakisi,alemci, dövüscü Basler'i transfer etmek degil yönetebilmektir o basariyi getiren..

En azili Terim düsmanlari dahi ülkenin son dönemdeki siyasetinden etkilenip Terimsever olup sürekli bir yerellige övgü, yabanciya gereksiz bir düsmanlik icerisindeler. Bu insanlarla icli-disli olan Arda Turan'in da söylemleri cok da garip degil.. Yerli teknik adam istiyorum filan..

Mehmet Demirkol'un Ferrari yorumunun temelinde Ferrari'nin kötü futbolcu olmasi yatmiyor, bir Türk klubünün transfer asamasinda Ferrari'nin karisini ikna etmesi, cok fazla caba harcamasi filan.. Bugün sadece kendi söyleminin esiri olmus konumunda farkli bir söylem icerisine girmekte zorlaniyor. Hem Ferrari, Lincoln ve ayni zamanda taraftarlarin yeni transferleri havaalaninda karsilama törenine gösterdigi tepkinin altinda "Türklügün asagilandigi sanrisi" yatiyor.

Ridvan Dilmen icin de ayni seyler gecerlidir. Semih Sentürk, Torres'den iyidir, Arda Turan on tane Keita,Elano eder vesaire..

Alti ve bazen sekiz tane olabilen yildiz yabanci ve onlarca yerli oyuncularin bir arada tutunamamasinin pek cok nedeni vardir ama bunlardan bir tanesi de yerli oyuncularin yakin oldugu bu spor yazarlarinin görüslerinden etkilenmesidir.

Galatasaray Real Madrid gibi basarisizliga dogru sürükleniyor. Burada özü itibari ile Galatasaray bir Real Madrid degildir lakin gelen yildiz oyuncularin yerlilerle olan uyumsuzlugu nedeniyle sürekli yine-yeniden kadro yapilanmasina zorunlu birakiliyor. Dolayisla yetenekli ve isbilir oyuncu-teknik adami gereken meyveyi veremiyor. Tüm bunlarin üzerine gecip birligi saglayacak bir Sportif Direktör basa getirilmezse Galatasaray takimi bu oyuncularin ve basinin elinde oyuncak olmaya devam edeceklerdir.. Sportif Direktörün görevlerinin bir kismini da üzerine alan Arda Turan da bu yükün altinda eriyecektir.. Seneye de Baros gider,Neill gider bir baskasi gelir. Dünyanin en iyisi de gelse o uyumsuzluk icerisinde bir basari gelmeyecektir..

Sergen Yalcinlar, Lincoln'ler, Mario Basler'ler.. Romario ya da Ronaldinho olarak isimleri uzatabilirsinz ve Messi her bakimdan türünün tek örnegidir.. Bunlari kovmak, bunlara karsi sürekli cephe olusturmakla bir yere varilmaz, mesele kovmak, sürekli ve sürekli ne kadar takim ruhundan yoksun olduklarini belirtmek degil, bir sekilde verim almak meseledir, beceridir..

"Adnan Polat, Jo'yu göndersin"

Gönderir.. Siz istediniz diye her sey oldu zaten. Skibbe de bu yüzden kovuldu, Arda da maalasef biraz da bu yüzden Kaptan yapildi, Rijkaard bile bilincli olmaktan ziyade basin destegi ile ayakta duruyor. Lincoln keza öyle..

Hicbirisini yöneteme, bu insanlar söz sahibi olsun, futbolcularin icerisine kadar girip ayrimciligi tetiklesinler.. cikan kavgalardan birilerini göndersin yönetim..

Ve inanin bana Hagi'yi bu son dönemin olusturdugu Ulusalci zihniyet dört kere bes kere asmisti. Onun saha icerisindeki azarlamalarina, bagirislarina, cagirislarina filan yüz milyon "Türkiye'yi asagiliyor" anlami yerlestirilmisti bile.. Bu ortamda ne UEFA kupasi ne de Sampiyonluklar burada olurdu..

Cok acil, tüm futbolcularin üzerinde etkisi olacak bir Sportif Direktör.. acil..Hakan Sükür olur, Tugay olur bilinmez ama sert, futbolcular üzerinde etkili ve mümkünse isbilir birisi..

Son olarak Jo kadar basiniza tas düssün emi..

42 yorum:

Chao Grey dedi ki...

Temeldeki şovenist bakış hakkında söylediklerinin üstüne bir laf etmiyorum, sonuna kadar katılıyorum zira. Blogumda da yüz kere belirttim bu yabancı düşmanlığından nasıl nefret ettiğimi... Ama iş Jo'ya gelince, bence Rıdvan Dilmen "Jo kim ya?" düşüncesinin dışında haklıdır bu konuda. Fener maçı bu yahu, hem de yenilmiş senin takımın. Avrupa'da nasıldır bilmiyorum, belki Liverpool'a yenildikten sonra puba girip kafaları çektiler Everton'dayken, ama ben bunu kabul edemem. Brezilyalı olması da fark etmez benim için. Yaptığı son derece yanlıştı, hem de bu hareketleri performansını da etkiledi, bu yüzden bence tribünün tek haklı hareketi Jo'ya gösterdikleri tepkiydi -ülkeye ayak basar basmaz göklere çıkarmaları zaten hataydı, o yüzden bu tepkiler de haklıyken haksız duruma düşürdü onları.

Ayrıca bence de Jo'nun Galatasaray'a ihtiyacı var bizim ona ihtiyacımız olduğundan fazla. Bu bir kazan-kazan ortaklığıysa -ki öyle- da Jo'nun üzerine düşeni yapması lazımdı. Umarım kalan zamanda yapar, sahada zaten yapıyordu da, saha dışında da biraz dikkat etmesi lazım kendisine.

Borges dedi ki...

Chao Grey: Eger tek bir noktadan ele alirsan hepsinn hakli oldugu konular vardir. Ama söyle düsün:

Galatasaray takiminda sürekli bir uyumcuszluk var. Ridvan Dilmen sadece jo icin böyle düsünmüyor, sezon basi Elano, Keita yorumu, Lincoln yaklasimi.. Bunun yaninda Arda güzellemeleri,Semih Sentürk Torresden iyidir kelamlari gibi..

Bu bakis acisi yerlisi kadar yabancisi olan ve genelde yildiz oyunculardan kurulu Galaatsarayda asla bir bütünlük saglanamamasinin da "bir " nedenidir.

Tamamen bu yüzden degil ama bir nedeni de budur..

Yine de bu kadar agir bir elestiriyi ben kabul etmiyorum. Jo Galasatayi asagialmiyor, o normal buldugu bir eylemi gerceklestiriyor, bunun anlasilmasi gerekiyor.

Chao Grey dedi ki...

Öyle düşünüyorum abi, o yüzden de Fenerli arkadaşlardan "sırf Fenerli olduğu için böyle diyorsunuz" yorumları bile işitiyorum. Rıdvan'ın samimiyetine zerre kadar inanmıyorum.

Gökçe dedi ki...

Ulusalcılık ile şovenizmi aynı kefeye koyan bu yazını eleştiriyorum Borges. Yazıdaki tüm görüşlerinle katılmakla beraber ulusalcı kelimesini 'taraf'lı kullandığını düşünüyorum...

Saygılar...

Borges dedi ki...

Gökce: Himm. Anliyorum sizi. Ulusalcilarin tepkisini cekebilecek bir "Ulusalci" tanimini da iceriyor. Ama ben maalasef tüm tepkilere ragmen düsündügümü yaziyorum. Tarafli oldugu konusunda haklisin..

Schumy dedi ki...

Yazı muhteşem de sonundaki Hakan Şükür'ü yanlış okudum sanırım. Yanlış değilse de güzel ir ironi olarak kabul ediyorum.

Borges dedi ki...

Schumy: Hakllisin, Hakan Sükür de bu elestirilen görüsün savunucularinin arasina girebilir ama onun sorumlu oldugu zaman her futbolcuyu bir sekilde isin icerisine dahil edip bütünlügünü saglayabilecegine dair inancim var lakin su kesin ki yanilma payim cok yüksek..

Ki bu baskan nezdinde görev almasi cok zor.

Bir de su var: Hakan Sükür kariyerinde birisi olmasi gerekir, yönetim "görev yetkisi" ile oyuncular üzerinde etki etmesine izin vermezse kariyeri ile belki söz sahibi olup bütünlügü saglayabilir.

Tüm bunlarin sonucunda Tugay Altyapiya degil tam da buraya yakisir.. Ama iste ne kadar bu konuda isbilir oldugu tartismalidir..

A. Eren Logoglu dedi ki...

Once upon a time;

http://erenlogoglu.blogspot.com/2009/05/futbolcuya-dayal-duzen.html

Ve şimdi! Değişen hiçbir şey olmamış, cevaplanması gereken sorular vicdanlarda hapsolup kalmış!

cs dedi ki...

Keşke dediğiniz göreve Hagi düşünülse. Yabancılara karşı olan tutumu hiç değilse çözebilir. Türkiye'yi en iyi bilen yabancılardan. Zamanında kendisini kovmaya çalışan yönetim zihniyeti de yok ortada. Tabi ilk başta bu pozisyonun yaratılması lazım ki biz tartışalım. Doğmamış çocuğa don biçiyoruz.

Rıdvan Dilmen senelerdir tribünlere oynayacağım diye bu saçmalıkları her nesilden insana yediriyor, açık görüşlüyüm-tarafsızım kisvesi altında. Ntv'nin yaratmaya çalıştığı kalitenin çok çok altında bir yorumcu.

TA dedi ki...

katılmıyorum borges bu yazına.son zamanlarda performansın düşüyor:) kondisyon çalışmıyor musun ? alemci mi oldun ne:)

gelelim konuya.yerli yabancı ayrımı yapılıyor derken elinde somut deliller var mı?dışarıdaki konuşmaları mı delil olarak sunuyorsun.sahada yapılıyor mu peki?yerli yabancı ayrımı birilerinin konuşması ile olmaz.eylemde ne yapılmış?

aslında tersi bir durum söz konusu.eylemde yabancı ayrımcılığı yapılıyor yabancılar lehine.

guizayı ıslıkladılar diye 1 ay guizadan özür dilendi.ağlanıldı.sadece ıslıkladılar.yıllarca semih diye çok yetenekli bir isim sırf türk diye yedekte bekletildi.bekletiliyor.ilk 11 in yüzde 70 i yabancılar oynuyor.sen neden bahsediyorsun?cristian mı selçuk mu? yabancı olduğu için cristian tercih ediliyor.

öyle birilerinin ağızla söyleyerek yerli yada yabancı lehine bir durum gerçekleşmez.sahaya reele bakacaksın.

bir ayrım yapılıyorsa ki yapılıyor buda yabancılar lehine yapılıyor.hemde en alasından.birçok sıradan yabancı sırf yabancı diye oynatılır bu memlekette.biraz bunları öğren.

bireysel yetenekten bahsediyorsunda bu topçuların çoğunun takım oyununa katkıları sıfır neredeyse.elano nun kaç asisti var?şimdiye kadar ne yapmış.

yerliler isyan etmekte haklı.neden haklı.adam hem koşmuyor hemde takıma skor anlamında birşey vermiyor.fatura yerlilere çıkıyor galatasarayda.insaf.hagiye lincolne kimse birşey diyemez.koşmasalarda skora katkıda bulunuyorlar.santosun kaç golü var.kaç asisti.elona keza öyle.jo yu zaten söylemeye gerek yok.jo yu ıslıklasan ne olur.umurunda bile değil jo nun.ama merak etme 1 hafta sonra jo da kahraman olur.mağdur oldu ya.memlekette mağdur gözükünce kahraman olursun.jo nasıl mağdur olmuş anlamadım doğrusu.jo galatasarayı çok seviyormuş,gelir gelmez taraftara aşık olmuş ve taraftarın ıslıklaması moralini çok bozmuş.hadi yaw.umurunda bile olmaz.

yazın bana saçma geldi.söylemlere göre sahada olana bakacaksın?eğer birgün guiza değildi semih oynamaya başlarsa bu yazıyı gözden geçiririm.bu ise çok az bir ihtimal.

sonuç.türkiyede yerli oyunculara karşı olumsuz bir yaklaşım vardır.İCRAAT bunu gösteriyor.hakan şükürün yıllardır dert yandığı konu bu aslında.kıytırık yabancılar ve sönmüş yıldızlar bu ülkede baştacı ediliyor sahada oynatılıyor.

Borges dedi ki...

Sevgili TA;)

Yukaridaki insanalra göre performans yükseliyor, sana göre düsüyor, bir baskasina göre belki ayni seviyede. Bu karsi tarafa bu sekilde hitap etmeniz, benim yaniliyor olmamdan ziyade sizin cikan sonuctan dogan memnuniyetsizliginizi belirtiyor daha cok.

Ki;

"aslında tersi bir durum söz konusu.eylemde yabancı ayrımcılığı yapılıyor yabancılar lehine."

Ve bunlar üzerine Hakan Sükür Barca,Milan seviyesinde büyük golcüdür filan.

Hepsi resmin icerisine oturuyor ;)

Yabanci ayrimi, düsmanligi degil bu anlatilan. Daha dogrusu tek basina bu baslikta incelenemez. Daha cok "Türklerin asagilandigi" sanrisindan kaynakli yönlendirmeler, bakis acilari ve bunun dogurdugu ayrimciliklar..

Elano burada takim oyuncusudur, ofansif orta sahadan ziyade oyun kurma ve arkada topal ile beraber basma görevi ile oynuyor, misal Keita yeterince katki yapmistir, Jo da istisnasi olsa da gol de atmis, penalti yaptirmis oynamistir da. Santos ise ne yaptigi ortada ki kac mac oynadi asacaksin..

Sizin belirlenmis sabit bakis aciniz var. Hakan Sükür Barca, Inter, Yerliler kral vesaire.. Ama öyle degil.

Bakin Arda bir kere elestirildi, bugün cikan gazetelerin yarisindan fazlasi sadece bu konuya belki de hakli olarak ayrildi. Guiza'nin aglamasi filan sollanilmistir. Jo'ya yapilanlar da ortada..

Ben daha yazmadan sizin hangi konulari hakli bulup bulmayacaginizi kestirebilirim, mesele neyin ne oldugu degil Hakansükürvari bakisacinizdir.

Sinirlenmeyin bir de ;)

Borges dedi ki...

cs: hagi uygun bir isim ama o yönetim o yetkiyi verecek midir ? Yine de Türk olmasi taraftariyim, bu kültürün cikaracagi olasi problemleri cözebilecek yapida bir insan gerekiyor.. Onca yil burada yonamis HAgi'yi dahi sorunlu bulur iken bir yil burada kalmis Rijkaard'in bu sorunlari cözmesini beklemek oldukca tuhaf geliyor bana..

Preki dedi ki...

Yazilariniz muhtesem! Bu yazida cok guzel..


Fakat Hakan Sukur'u sportif direktorluge uygun gormeniz sanirim saka,yada siz mutfaga kahve yapmaya gittiginizde baska birisi gizlice yazip post'lamis olsa gerek.
Geri kalan butun yazilarinizi hararetle takip etmekteyim.


New York'tan selamlar.

Preki.

Borges dedi ki...

Preki: Herkesin Hakan Sükür konusundaki endisesini anliyorum ve hatta paylasiyorum.

Ama insan bu tecrübeden faydalanmamayi da kendisine yediremiyor.

Bir baska aday Fatih Terim'dir. Cunku yabanci bir insan bunun gibi pek cok problemi göremez, isi daha zordur. Bu minvalde herkesin saygi duydugu bir isim ve ayani zamanda bu toplumun icerisinde olusabilecek problemleri görüp cözebilecek seviyede olmalidir.

Preki dedi ki...

Borges sportif direktorluk fikri cok guzelde..Hakan Sukur'un kisiligi,egosu,temsil ettigi camia vsvs olunca tecrubelerinden fayda degil,zarar gorecegimiz cok acik.
Aman agzindan yel alsin.

Bence turk insaninin en buyuk zaaflarindan bir tanesi birlikte calismayi bilememesi..
Terim boyle bir gorevi kabul etmez, etse bile direk guc catismasina, hiyerarsik sacmaliklara donusecektir olay zaten.O yapmasa bile etrafi,medya vsvs boyle yaptiracaktir bir sure sonra. Fakat su anda Neeskens'in yillardir o karizmasina ragmen 2. adamligi ne guzel yaptigini,birlestireci olarak icinde bulundugu ortama sagladigi katki bizimkilere hic mi ders olmaz???

Belki Tugay..belki Prekazi..

Karamurat dedi ki...

Ben bu yazıyı ikiye ayırmak istiyorum.

Birincisi, yazının neredeyse tamamını oluşturan yorumcu, eski/aktif futbolculardaki yabancı düşmanlığı ve bundan kaynaklanan takım içi uyumsuzluklar vs. Burada sonuna kadar haklısın.

İkincisi ise kısaca değinilen Jo meselesi. Bu toplamda yabancı düşmanlığı le tepkinin şiddetini artırmış olabilir ama şunu da sormak gerekmiyor mu: Bu seyirci neden Baros'u, Kewell'ı, Keite'yı, Neill'i, Gio'yu protesto etmiyor. Jo rezalet bir performans sergilemiş de değildi Fenerbahçe maçına kadar. Takımının en önemli maçını kaybettiği günün akşamı yapılan saygısızlık. O doğru bildiğini yaptı demişsin yorumlarda ama hayat zaten herkesin doğru bildiği şekilde gelişiyor. Düşünmeden hareket edersek yanlışlar çıkıyor ortaya. Nitekim çıktı da. Muhtemelen öğrenmiştir. YArın GS TV'ye çıkacakmış. Ben özür dileyeceğini düşünüyorum. Ondan sonra protestolar da devam etmez diye tahmin ediyorum.

Borges dedi ki...

Karamurat: Bu tepkinin hakli oldugu tarafi da var mutlaka. Ama lütfen elini vicdanina koy söyle: Bu kadar agir tepki bu dünyada en son kime verilmis ?

bir kere girerken yuhala anlasilacak ama böyle abartmanin, gol atmamasi icin ekstra caba sarfetmenin geregi yok ki..

Jo'yu asalim mantigi yanlis.

Ki sunun üzerinden de kalin kalin gecmek isterim:

Jo geldiginde ona derbinin önemi, bu insanlarin hassasiyetleri gerekli insanlar tarafindan anlatilmis midir ? Adam belki Premiere lig de gördügünü burada yapiyor ? örnekleri cok.. Yenilip de eglenen, dagitan..

En basiti: Sampiyonlar Ligi o aci finali sonrasi yasanilanlar.. anlattim burada. Effenberg baska bakiyor idgerleri basler göbek atiyor..

Borges dedi ki...

Karamurat: Yanlis anlasilmama adina sunu da belirtelim.

Bir yabanci düsmanligi yok. Ama Türklügü asagiladigi, Türkiyeliyi kücük düsürdügü sanrisiyla hareket edilip pek cok yildiz oyuncuya tavir aliniyor..

Mesele yerli-yabanci degil sadece..

Bunun bir daha altini cizelim.

Karamurat dedi ki...

Elbette gol pozisyonuna girmiş adamı ıslıklamayı biraz fantastik, garip vs. buluyorum. Zaten asalım şeklinde düşünmediğimi "özür diler, hallolur" diye belirttim.

Ancak Bayern örneğinde olduğu gibi Effenberg ve Basler gibi farklı karakterler olsa da taraftar da buna aynı bakmayacaktır. Effenberg'in ve Bsler'in anlamı farklı olacaktır. Arda ile Jo'nun farklı olduğu gibi.

Benim bu konudaki eleştirim daha çok Jo'yu yuhalamanın ya da protesto etmenin çok yanlış bir hareket olarak yorumlanması.

Aslında çok da farklı düşünmüyoruz toplamda ama ben büyük kalabalıklarda optimum seviye bulunamayacağından tepki verildikten sonra ıslık biraz çok mu olmuş az mı olmuş önemsememem.

BT dedi ki...

"Ulusalcı" ?

Borges dedi ki...

BT: Anlasilmayan ?

Sürekli olarak yabancilar tarafindan asagilandigi sanrisiyla hareket etmek, "milli degerlere" verilen önemin futbol ortamindaki yansimasidir.

Ridvan Dilmen'de uzun zamandir bu ayrim vardir. Neden yerli teknik adam olmasi hakkindaki görüsleri, neden Arda on Elano,Keita eder, Neden Semih Torres eder, neden bizimkiler söyle böyle diye gider.

Jo dalga geciyor, "Bizim" cocuklarin hakki yeniyor, "bizim" cocuklar digerlerine göre daha "degersiz". Onlar bizi asagiliyor gibi devam eder..

Yerli-yabanci ayrimindan ziyade yabancilarin bizi "asagiladigi", gerekli degeri vermedigi algisi. Oysa Jo her yerde Jo'dur aslinda gibi.


Ridvan Dilmen, sevgili dostunuz Mehmet Demirkol, Hincal Uluc'ta bunlar yer yer görülür.

Mehmet Çelik dedi ki...

Toplum ne kadar ilerideyse, cikardigi topcusu, sarkicisi,politikacisi, medyasi da ayni parelelde bence.
Avrupa'nın ust duzey liglerinde oynayan tek topcun olmasın(Almancilari Sayamiyorum maalesef)Devler liginde ceyrek finali on yilda bir gor. Sonra da bizim onlardan fazlamiz var eksigimiz yok de. Sorun bu anlayis bence. Sorun dunyanin merkezinde gormemiz kendimizi. Sorun asagılık kompleksini uzerimizden atamayip kendimizi daha yukarıda gormek. Bu yuzden Ara'yla Messi'yi kiyaslayor bu basin. Semih, Torres'den iyi diyebiliyor. Ayni basın siradan bir eleme macinda adam iki gol atinca haber geciyor. "Avrupa bilmemkimi konusuyor" diye.
"Avrupa avrupa duy sesimizi" demedigimiz gun birseyler olmus demektir memlekette, futbolda.

Borges dedi ki...

Mehmet Celik:

Adler amcamiz cok yasasin "asagilik kompleksi" dir biraz da.

Jo degil de Türk bir oyuncu bunu yapsa Galatasarayi kucuk görüyor, önemsemiyor diye bir cümle gecmeyecektir. Iki nasihata ihtiyaci olan disiplinsiz oyuncu olacaktir.

Ama Ridvan'in yorumunda "bizi önemsemiyor" a dönüsüyor. Seyirci de "GS gibi Avrupa v.s" geyiginden saglam gaza getirilmis oluyor.

Saglikli bir bakis acisi Brezilyali rahatligini aslinda sizden önceki kluplerinde de cok fazla farkli olmadigini görebilir. Onun etik anlayisindan kaynaklanir. Senin ülkeni, klubünü kucuk görmekle ilgisi filan yok.

Daha da "saglikli bakis acisina" sahip insan Jo'nun dogru bir sekilde bilgilendirilmedigini ,yönetilemedigini görür. Yapma dediginiz hicbir seyi futbolcu yapmaz. Burasinin kültürünü, sununu bunun anlatir. Anlatan var midir ?

Yok böyle bir sey. Rusya-Ingiltere-Türkiye gibi cok kisa sürede üc farkli kültürün icerisinde yer alan oyuncu allak bullak da olmustur.

Tüm bunlarin sizi asagiliyor, önemsemiyor ile ilintisi yoktur.

Uzun zamandir Galatasarayin icerisinde yerli-yabanci ayrimi körükleniyor. Üstelik bunlari da "arda'yi seviyoruz" maskesi altinda da yapiliyor.

niyetleri yüksek ihtimal Türklügü, Türkiyeyi ya da "bizim" degerlerimizi korumaktir ama Galatasaraya cok ciddi zarar veriyor bu durum. Bütünlük saglanamiyor bir türlü.

UyAha dedi ki...

Bence burada suçlu olan ne yorumcular ne de türk futbolcular. asıl suçlu takım içinde adaleti sağlayamayan yönetimdir.

şahsen ben de futbolcu olsam ve benim kadar emek vermeyen birisi (yabancı olup olmaması önemli değil) benden fazla kazansa zoruma gider ve bunu bir şekilde dile getiririm.

Rıdvan Dilmen Jo konusunda söylediklerinde sonuna kadar haklıdır. 2 senedir yokları oynayan adamları koskoca galatasaray taraftarı gidip havaalanında karşılarsa bu hatadır.

aynı olay trabzonspor içinde geçerli, geçen sezonun ortasında takım ligde liderken alanzinho'yu havaalanında şımartıp bir yerlerini kaldırdık ve adam ilk çıktığı maçta artistik hareket yapacağım diye yere yuvarlandı.

Türkiye'de yabancı düşmanlığından önce yabancı hayranlığının azalması lazım.
eminim o zaman yabancı düşmanlığı diye bir şey söz konusu bile olmaz.

öte yandan sportif direktör konusunda söylediklerine katılmamak elde değil.

bu genç futbolcuların akıl hocaları ntv yorumcuları olacağına (pek beğenmeseniz de) Hakan Şükür olması daha iyidir.
En azından "galatasaraylılık" gibi bir ortak payda da buluşmuş olurlar.

Mehmet Çelik dedi ki...

Elbette Jo'ya yapma etme diyen biri yok. Bes sene once de yoktu onbes sene once de. Hadi Lincoln problemdi tamam diyeim. Ribbery'nin nesi problemdi. Tamam hala bizde oynuyor olmazdi ama bir sene daha da kalmazmiydi.
Kubilay Turkyilmaz bu memlekete verebileceginin yarisini bile vermeden veremeden gitti.
Elano'da Jo'da onların sınıfında yer alacak bir sure sonra. Hatta Rijkard bile...

Umutation! dedi ki...

hakan şükür, arda, rıdvan bile ulusalcı olduysa bir sorun var demektir zaten o seçtiğin kelimede.

onun dışında iyi yazı. ama çözümü yok gibi bu sorunların, çok derin sosyal meselelerin sonucu olarak ortaya cıkıyorlar cünkü. ilkokul müfredatını değiştirerek başlar anca çözüm.

Borges dedi ki...

Bakin arkadaslar, bu isimler Ulusalcidir demiyorum. Ben o zihniyeti, tüyden ondan bundan bile Türklüge,degerlere getiren anlayisi "Ulusalci zihniyeti" olarak etiketliyorum.

Genel anlamda cok da yanlis degil. Bu zihniyetin bu hassas yapisi var. Siyasi bir örnek vermek istemiyorum o zaman is sabaha kadar tartisilir, sorun degil ama konudan sapmak zorunda kalirz.

Ferhat dedi ki...

Spor haberleri yayınlayan bir internet sitesinde Galatasaray'da futbol takımının üstündeki başıboşluğu ortadan kaldıracak ve Futbol takımını (teknik direktör + oyuncular) basın ve taraftar baskısından koruyacak bir otoritenin gelecek sezon başa getirileceğine ilişkin bir haber okudum.

Ne kadar doğru bilemem iki buçuk yıldır idare edilemeyen bu yapıyı profesyonel bir kişiye/ekibe devretme fikri çölde vaha kadar hayati.

Umarım doğrudur.Yani dokunulmaz yetkilerle donatılmış bir sportif direktör ya da genel menajer futbol takımı ve teknik heyetle ilgilensin ve diğer herkes geçmişte hep yaptığı gibi futbol takımına karışmak, teknik ekibi engellemk yerine kendi işlerine baksın.Üstünel transfere, Sezgin kırtasiye işlerine,Polat başkanlığa baksın.Takımda hizipçilik yapmak isteyen oyuncularla bu sportif direktör ilgilensin.Medya çakalları ile bizzat bu kişi boğuşsun.

İşte o zaman futbol takımı üstündeki Rıdvan'ların Hakan'ların baskısı bir daha olmaz.

Galatasaray iki buçuk yıldır "el neder" , "taraftar ne der" endişesi ile yönetildi.Bu yüzden sağlıklı kararlar alınamadı.Bunun bariz örneği Meira ve Nonda meselesidir.Basında çıkan her laf büyütüle büyütüle Lincoln'den Skibbe'den olduk.

Birisi çıkıp basına haddini bildirirse eminim basın da kendi gerçek sınırlarına dönüp kulüp içi yönetimi işgal etmez.

Yoksa bir yerde artık bu insanlar hadlerini bilmezlerse yani böyle giderse; Hıncal bize iki hafta da bir teknik direktör kovdurur.Rıdvan her gelen yabancıyı yerliye kırdırır, taraftarı sinsice teknik adama yabancı oyuncuya doldurur.Telegol mafyası her Galatasaray teknik direktörünün teknik adamlığını hatta adamlığını sorgular.Eski oyuncular zaten şu haldeyken takım içinde tesir gücüne sahipler.

Yani kısaca böyle giderse olan yine Galatasaray'a olur.Galatasaray'da yetki sınırı belirsiz yöneticilerin her fırsatta takıma müdahalesi geçen yılı yaşattı bize.Zaten basının etkisiyle taraftar ve takım içi dengeler kolayca altüst oluyor.Oldukça dokunulmaz ve kariyerli profesyoneller ihtiyacımız var.Hemde çok

Şu halde ciddi ciddi dokunulmaz yetkilerle donatılmış işinin uzmanı insanların Galatasaray'da futbol takımını yönetmekle sorumlu olarak işbaşına getirilmesi için mail yoluyla bile olsa kampanya başlatmayı düşünüyorum.

Borges dedi ki...

Ferhat: Bu yönetim dogruyu bulabilir mi ?

Son iki yildir getirdigi oyunculari/teknik adami nasil islemez haline getirdigini yazabilecek insanlar yok.

Yönetim elestirisi daha cok kuyruk acisi olanlarin arasindan yapiliyor, cok da ciddiye alimiyor maalasef.

Adnan Polat'i severim, basarili olmasini cani-gönülden isterim lakin futbolun bu alanini yönetmekte zorlaniyorlar.

"Avrupada ismi olan"

Bunun ötesine gecilmiyor. Umarim bir sekilde fikirler gerekli yere ulasir ama su unutulmasin ki blog da olsa mail de olsa toplasan, yirtinsa edinse 5 bin kisi. Oysa basit bir ulusal gazete yazari yüzbinlerce insani etkiliyor..

Biz bu fikrin medyada yesermesi icin bekleyecegiz sadece, baska sansimiz yok.

Borges dedi ki...

Umutation: Hakan Sükür ulusalci olmamistir(komik olur zaten), böyle bir sey de bu yazi demez. Ulusalcilik degil bu zihniyetin baskin karakterlerinden olan "asagilaniyoruz" "milli degerlerimiz" bakis acisinin disavurumu adina bu kullanilmistir.

barış dedi ki...

rıdvan dilmen için avrupa futbolunu bilmesine gerek yok derler de adam sadece saha içini yorumlamıyor ki. jo nun city ve evertonda yaşadığı problemleri bilseydi galatasarayı küçümsüyor demezdi.

EmrE dedi ki...

Türk toplumunun genel sorunu, hiçbir zaman arasını bulamıyoruz. Ya aşırı bir yabancı hayranlığı, ya da yabancıları çok abartıyoruz bizimkiler en iyisi masalları.

Hâlâ Hıncal bugün çıkıp, Messi son Real maçında ne oynadı ki, ben Arda'nın daha iyi olduğu fikrini savunuyorum diyor. Yerli hocalar da hep aynı kafada bize şans verilse filan da falan da. Ulan TR Ligi'ndeki her takımı 2'şer kez yönettiniz, naptınız bugüne kadar??
Kimse sizden şampiyonluk beklemiyor zaten ama bari karakterli bir takım yaratın, 3 yıl istikrarını korusun. Daum gelsin de Diyarbakır'ı yönetsin diyorlar, sanki bu adam Fener'in başına Almanya 4. liginden geldi.

Bir de yabancı sapkınlığı var, onu zaten örneklemeye, anlatmaya gerek yok. Bak yabancı transferlerinde havaalanına anla durumu.

Uzun lafın kısası, ortası yok kardeşim, hep uçlarda yaşıyoruz.

Ferhat dedi ki...

@Borges

Usta aslında ben senden daha ümitliyim bu konuda.

Şöyle ki;

Diyarbakırspor maçı bize gösterdi ki dozu ve şekli abartılmış bile olsa organize bir eylem olumlu veya olumsuz mutlaka sonuç veriyor.

Yani düşün 3 yılda 5 antrenör oldu bu.(Kalli,Güler,Skibbe,Korkmaz,Rijkaard) Artık taraftarın mevcut teknik adam istikrarsızlığını görmesinden mi yoksa Rijkaard'a gerçekten yeni Derwall gözüyle bakmasından mı bilinmez Rijkaard dışında Arda dahil herkese taraftar vazgeçilmez olmadıklarını gösterdi.Abarttı ama gösterdi.

Taraftar bu iradeyi her yazısında Rijkaard'ı kovdurmak için uğraşan Hıncal Uluç'a rağmen gösterdi.Basının içinde Rijkaard'a ırkçılığı varan hakaretlere rağmen ve teknik adamlığı ve adamlığı sorgulanmasına rağmen gösterdi.Biz geçen yıl bunu Skibbe için yapmadık.Bireysel olarak bir azınlık Skibbe'ye destek oldu ama asla Diyarbakırspor maçındaki gibi bir desteği üç yıldır hiç bir teknik adama toplu halde göstermedik.

Bunun Rijkaard'ın adıyla ilgisi olduğuna inanmıyorum.Çünkü nice isimli adamlar gelip telef oldular bu ülkede.Kuyruklarına teneke bağlayıp hepsini telef ettik.Ne futboldan anlamaları kaldı ne adamlıkları.

Taraftar Rijkaard'ı bu denli koruyup kollayabildiyse bunu taraftarın basın içinde geçekten nitelikli olan bir avuç gerçek yazarı kaale alması ve basına alternatif bir güç olarak ortalama taraftar algısını yönlendiren sen gibi bloggerları takip etmesiyle sağladı.

Yani doğru organize olunursa yönetim de "yönetememe" yönüyle tribünden eleştirilebilir.

Hatta şöyle bir avantaj var.Adnan Öztürk Adan Polat karşısında hiçbir projesi olmadan basma kalıp söylemlerle çıktı ve hatrı sayılır bir oy alarak gelecek seçim için büyük avantaj sağladı.

Bunu başarırken elle tutulur tek bir olumlu izlenimi de part-time da olsa kariyerli yöneticileri ekibine katmak oldu.

Yani Adnan Öztürk'ün liseli ağırlığı dışında profesyonel yönetim vaadiyle Polat'a biraz olsun üstünlük sağladı.

Taraftar bunu kullanabilir.Yani profesyonel bir futbol şubesi yönetiminin sportif direktör tahsisi ile sağlanması yönetimden talep edilebilir.Ama önemli olan bunu nasıl talep edeceğimiz.

Burada tek önemli konu bu zeminin oluşturulmasıdır.Bu noktada senin yazıların da etkili olacaktır.Hatta FlyingDutchman'ın "Kurumsal Hayaller" başlıklı yazısı bu talebin çıkış noktasını oluşturabilir;

http://vliegendenederlander.blogspot.com/2010/04/kurumsal-hayaller.html

Bence yazdıklarımız havada kalmıyor illaki bir yerlere ulaşıyor.Bunu biraz sistematik hale getirirsek zamanla olumsuzluklar kamuoyu baskısıyla bile olsa düzeltilmeye başlanacaktır.

Ama şimdi tüm yazdıklarımı okuyunca bana bile yönetimin bu yönde bir adım atacağı ihtimali gerçekçi gelmiyor.Ama yine de denemeye değer.

Borges dedi ki...

Ferhat: Aslinda haklisin biraz.

Yazilarin mutlaka ama mutlaka mikro ölcekte dahi olsa bir etkisi oluyor. Sonuc itibari ile tribünlerin forum sayfalari var. Biraz etkili bir azi aninda o forumlarda linkleniyor ve tribün liderlerini etkiliyor. Bu acidan bakildiginda her yazi mutlak suretle degisimin kücücük de olsa bir parcasi oluyor. Kitleleri degistremese de kitleleri degisime sürükleyecek olan azinligi etkileyebiliyorlar..

Rijkaard konusu ise buradan bagimsiz bir sey.

Basinda RIjkaard icin cikan olumlu yazilar sükür ki fazlalikta. HIncal Uluc'u bu yaziya dahi ben konu etmedim cunku gecerliligi eskisi gibi yok. Bunun da en bariz kaniti son macta gösterilen protesto esnasinda Rijkaard'a duyulan saygidir. Ama digerlerinin hala var..

Bizden daha güclü olduklari kesin.

Umutlu olmak gerekir ve Polat'in özelestiri yapip sorunun teknik adam-oyuncu grubundan ziyade bunlarin yönetimi problemi oldugunun farkinda olup ciddi bir kurumsal dönüsüm sergilemesi gerekiyor ve maalasef Aziz Yildirim gibi.. Onun teoride baslattigini pratize etmelidir bir sekilde.

Bundan sonra kim sorusu önem tasiyor.. Tartisilmaz ve haliyle uzun yillar kalip degistirilemez birisi..

Umarim dedigin gibi olur cok sey..

Marat dedi ki...

Zamanında Bülent Tulun vardı sportif direktör olarak. Ribery'i kaçırınca elden o gitti. Şimdi de Aykut kocaman vakası var Türk futbolu olarak bakarsak. Bir acaibiz vesselam.

Rıdvan'ı ve diğerlerini anlamakta ben de güçlük çekiyorum çoğu zaman. Yani Gs nin transfer politikası belli zaten. potansiyeli olan sönmüş 'yıldız'ları alıp tekrar parlatmak! jo da bunlardan biri. Oyuncu yine kendini göstermek isteyecek Gs de bundan faydalanacak gibi bir durum. Her zaman tutmayabiliyor. Sonra mevzu zaten adam olsa Man City bırakmazdılara geliyor. Transfer edilen bütün oyuncuların bir kusuru var demek ki. Transfere böylesi yaklaşım ilginç.

Ama Türkiye'nin genel olarak sıkıntısı bu. yapmak değil yıkmak üzerine her şey. kov,söv,döv..

Gökçe dedi ki...

Hmm Borges be de seni anliyorum:)) Ulusalciligi Irkcilikla yan yana koyup ustune bir de Hakan Sukur kremasi:)

"Ama ben maalasef tüm tepkilere ragmen düsündügümü yaziyorum" demissin bir de uzerine tepki cekecek ulusalci tanimlamasi yaptigini soylemissin.

Ne bir ulusalci tanimi gordum yazida ne de insalara dusundugu icin tepki gosteriyorum. Sadece nasil bir mantikla ulusalciligi sovenizim, irkcilikla ayni tefeye koyarsin onu aciklamani istemistim...

Boyle basitce tanimlayacaksak bir takim kavramlari, ben de senin bu yazindan yola cikarak senin hakkinda senin hic hosuna gitmeyecek tanimlamalar yapabilirim. Futbol konusunda bu kadar guzel yazip bazi konularda "taraf"li yaniltici yazabilmek, seni zevkle okuyan beni derinden uzdu acikcasi:))

Saygilarimla...

Ha bir de hmm, annliyorruuuum!!!

Borges dedi ki...

Gökce: himmm Ne güzel anlasiyoruz biz ;)))

Burada biraz cekimser kaliyorum ve onun "hmmm"laridir bu. Baska acidan burada tam bir Ulusalcilik tanimi hele ki Hakan Sükür'ü de icerisinde alan yani hic yok. Sadece o zihniyete özgü "türklügü koruma, Türkiye'yi asagilatmama" refleksiyle irkciliga varan bir yaklasimin futboldaki izleri.

Bunun ülkede "irkciliga varan" siyasi izleri de mevcuttur ama ben o potaya en azindan burada girmek istemiyorum.

Yilmaz Özdil'in, Emin Cölasan'in benzer hasarli yaklasimlarini cok baska bir yerde uzun uzun da islemisimdir zaten. Hrant Dink yaklasimi, Hepimiz Ermeniyiz sloganina olan bakislari dahi yeterlidir..

Ama buradan dahi tonla bu konunun disinda tartisma cikar, ve simdi tüm bunlardan soyutlanip ben bunu nasil aciklarim..

Haliyle "hmmmm" lasiyoruz.. Refleksif cok sey sevgili Gökce. Burada yorumunuzu okuyorum ve okurken de cevabi yazamya giriyorum.

Saygisizliktan ya da dalga gecer bir havada bunlari -öyle demediniz biliyorum- söylemis gibi görünmüs olmak istemem..

Saygilar bizden..

CaRtMaNtR dedi ki...

Ülkemizde bu sportif direktörlük işini kıvırabilecek ismi bulmak zor. Futbolun içinden gelen bir ismi getirsek saha içi sorunlar ve oyuncu psikolojisi konusunda başarılı olabilir ama işi kurumsal kısmını kıvırabilmesi çok çok zor olur. Malum ülkemizde okumuş sporcu oranın ne olduğu ortada.

Bu noktada Tugay belkide en makul isimlerden biri gibi gözükmetke ama yinede ben onun gelecek nesillere birikimlerini aktarmasını daha hayati görüyorum.

Diğer adaylardan kim olur dersek. Ben hem kariyeri boyunca lider oyuncu olma işini kıvırmış olması hemde saha dışındaki işleride kıvırabileceğine inandığım Popescu gibi bir isim ilk aklıma gelen oluyor. Yurt içinde uzun süre oynamış olması, bir çok dili konuşabilmesi ve yanılmıyorsam iş adamlığı da yapan biri olması dolayısıyla bu koltuğu dolduracak adamdaki gereklilikleri karşılar gibi.

Bir diğer aday her ne kadar zaman zaman fazla agresif bir yapısı olduğunu düşünsemde Tolunay Kafkas. Kayseri'de yabancı oyuncularla sanırım fazla sorun yaşamamış olması ve takımında pek çok gurbetçi oyuncu bulunması bakımından yabancı kültürlere bakışı pozitif bir insan intibası bırakıyor bende. Ama görevin kurumsal boyutunu kaldırabilir mi o biraz muallak.

Bunlar dışında bence diğer spor dallarındaki yöneticiler taranmalı. Mesela Lütfi Arıboğan gibi basketbol kökenli bir isim bile düşünülebilir bu konuda.

Jo meselesine gelirsek. Saha içinde etkili olduktan sonra bana kalsa saha dışında ne yaparsa yapsın fark etmez. Ama diğer ülkelerde de takımı derby kaybettikten sonra verdiği parti nedeniyle karakolluk olan bir sporcu protesto edilir.

Fatih Terim her ne kadar çok önemli bir lider karakter olsada gurbetçi futbolcularla yaşadığı sorunlar nedeniyle bu koltuğu doldurabilir mi emin olamıyorum. Onu kurumsal bir yapıda futbol direktörü yada sporif direktör diye adlandırılan pozisyonunda bir üstünde konumlandırmak daha mantıklı olur gibime geliyor. Yani Terim yabancı oyuncuların sorunlarını çözebilecek adam olmaktan ziyade her şeyi yönetebilen adam olarak her şeye bir adım daha geriden ve geniş bir vizyonla bakabilir. Alt yapıdan tesislerin yapılanmasına kadarki konularla ilgilenerek gelecek nesillere bazı tecrübelerini aktarabilir.

Ha bu protesto bu kadar abartılı boyutta olur mu bence olmamalıdır. Ama ülkemiz gibi herşeyi uçlarda yaşayan insanların bol olduğu yerlerde şaşırtıcı bir durum değil.

Sonuç olarak kurumsal ve profesyonel yöneticilik konusu bence sadece oyuncu psikolojisi ve saha içi sorunları görebilen bir adamla değil ayrıca buna ek olarak kurumsal yapı nedir bunu bilecek bir kişi bulunması ile çözülür.

Borges dedi ki...

Cartmantr: Her klubün farkli bir rol modeli mevcut. Cokca zaman iki kisi ile bu isi yürütürler. Kurumsal tarafini gerekirse bu isi zaten cok iyi yapan yönetimden bir insani secersin.. Sirket yöneticileri basa gectigi icin genelde bu konuda cok buyuk yanlislar yapilmyior ve Polat döneminde ileri dahi gidebiliyoruz..

Ama isin futbol ve bunun ana icerigi futbolcu konusunda cuvallama var.. Feci bir cuvallama. Daha da kötüsü hamle yaptikca isler daha da beter bozuluyor. Futbolcularin birlik ve beraberliginin saglanmasi, kimin transfer edilip edilememesi gerekirliligi.. Meira-Nonda ve hatta Mondragon yanlisliklari.. Yabanci-Yerli uyumunu gerceklesitrememeleri..

Ben Türk olmasi taraftariyim zira Türkleri kazanirsaniz yabancilari da kazanmis olacaksiniz.. Problemlerin pek cogu yereldir, bu medyayi bu basini taniyip buna karsi mücade edebilecek tecrübeye sahip olmalidir.

Bakin bu isin belkii de en iyi örnegi : Fatih Terim. Gelmez o baska ama gelirse o birligi saglar.. Bir baskasi ise o karizmaya ulasasiya kadar cuvallayacak..

Yani is zor ama bir yerden baslamalilar artik..

Gökçe dedi ki...

Borges:)

Anladim seni:) Haklisin uzatmayalim asil konuya devam edelim... Oturup bloglara yorum yetistiren bir adam degilim sadece senin yazi kalitene olan begenimden lafliyorum:)

Basarilar...

Borges dedi ki...

Gökce;)

Iyi niyetinizi gördügüm icin acaba bilmeden yanlis mi yaptim diye kendime bakiyorum zaten.

Tskler buraya olan güzel yaklasiminiza..

extensor dedi ki...

Toulouse mu Fenerbahçe mi demiş. 5 kere eşleşseler 4 kere Toulouse eler.
Bir Gignac bir Sissoko'ları vardır ki 3 sene sonra ikisinin fiyatı tüm Fenerbahçe'den fazla olur.
Kendini bir bok sanma konusunda üstümüze yok bu arada.
Yazı hakkında da valla ben bıktım artık, diyecek sözüm de kalmadı, değişeceğine dair inancım da.