22 Mayıs 2010

Sampiyonlar Ligi Sampiyonu: Inter Milan.!




Helal Olsun Jose Mourinho'ya. Bu Sampiyonlar Liginin en kisa özeti budur.

Mac sonu yorumlarindan Van Gaal ile Mourinho'yu bir araya getiren konusmaya ve Mourinho'nun Van Gaal'e olan saygisina kadar cok seyi izlemek zorunda kaldigim icin mac yazisi yazacak derman kalmadi. Her seyden öte "benim gelisimimde emegi olan insanlari asla unutmam" diyerek vefa konusundan carpici saygi duruslari sergiler iken Mourinho, hicbir sekilde kendisin övmeyen, cesitli esprilerle "yendik" kelimesini dahi kullanmaktan kacinan bir tutum izledi röportaj boyunca Van Gaal'in karsisinda.. Konusan, yorum yapan, oyuncu, teknik adam, eski oyunculara kadar olan herkes net bir sekilde Mourinho'nun hakli galibiyetini kutladigi bir yerde Mourinho'nun bu alcakgönüllü tavri gercekten inanilmazdi.. Bir Chelsea bir de bu mac benim icin aci oldu derken sonunda canli yayinda belki de ilk defa Real Madrid'e gidecegini de aciklamis oluyordu..

Beklenen kadrolarin üzerinden beklenilen oyun felsefeleri sahaya konuldu.

Inter'in defansif yapisi, muhtesem defans organizasyonu Bayern'in hücum gücü karsisinda cok fazla iyiydi. Belki Ribery olsaydi ancak o zaman biraz daha "basa bas" bir mücadele izleyebilirdik. Macin skoru ve mac boyunca yüzde 36'yi gecmeyen Inter'in topla oynama yüzdesi aldatmasin. Iki takim arasinda sinif farki var diyecek kadar "güc" farki vardi. Birisi hücum derken digeri "defans" diyordu. Bu muhtesem defans karsisinda hucum "ciliz" kaldi.. Inter kendi sahasinda rakibi karsilamasina ragmen elde edilen pozisyonlar birbirlerine yakindi..



Inter'in tüm takimi geride konumlandirmasi rakibin baskisindan da kaynaklanmiyor. O müthis kontralarini gerceklestirmek icin bu bir ihtiyac ayni zamanda. Daha besinci dakika icerisinde yaptigi inanilmaz kontra ataginin gerceklesmesi icin rakip takimin büyük bir kismi kendi ceza sahasi icerisinde olmalidir. Dolayisla bu bir zayifliktan ziyade "bilincli" bir secimdir.

Bayern Münih, geriye düstükten sonra kurdugu baski icerisinde yaratici-oyuncu eksikligi cekti. Bu Inter'in muthesem organize olmus bir defans güzelliginden kaynaklandigi kadar Robben'in haricinde bir hucum aksiyonunu düsünmeyen Bayern'li oyunculardan da kaynaklandi. Bu finali kaldirabilecek oyunculariniz olmasi gerekir. Lahm gibi deneyimli bir oyuncu rakipten gereksiz yere cok korktuk diye bir "saygi" cümlesi kurabiliyorsa Effenberg gibi oyuncularin önemi bir kez daha anlasiliyordur muhtemelen.. Keza Robben, iyi-kötü oyunun disinda böyle bir final takiminin oyuncusu oldugunu hissettiriyordu sahada ve mac icerisinde sonuna kadar cirpinir iken bir seyler yapabilecegine inancinin olmasi tüm takimi biraz da gereksiz yere ona dogru yönlendirdi. Schweinsteiger, Van Bommel her bulamadigi boslugun arkasindan topu oraya dogru tasidi ve fakat orasi Mourinho'nun cok iyi yaptigi ev ödeviydi zaten. Pandev-Chivu-Zanetti arasinda sikisip kalan bir Robben..

Beckenbauer, Ribery üzerinde durdu. Onun olmasi, onun temposu ayni zamanda tüm takimi etkiliyor derken Van Gaal, oyuncularima hakaret olur gibi yaklasip biz onsuz da cok basarili maclar cikardik ve onsuz da burada galip gelebilirdik diye Beckenbauer'i tersliyordu ama hakliydi Kaiser.. Mesele sadece burada kreatif oyuncu eksikligi degil ayni zamanda Robben gibi bir seyler yapabilecegine inanan karakter eksikligi.. Van Bommel gibi adamlar Mourinho'nun oyununda Barca'nin ceza sahasina kadar kurdugu ücgenler gibi oyun disi kaldi. Top ona geldiginde muhtelemen onu kimse savunmuyordu ve fakat yapabilecegi cok fazla aksiyon da yoktu..



Gerekli olan savasmak, topa sahip olmak, mücadele etmek degil bir "fikir" idi. Bayern Münih saha icerisinde fikirsiz, düsüncesiz kaldi. Teme problemi daha cok buydu zira bu oyunculardan ziyade sonucunda Mourinho'nun kazandigi teknik adamlarin bir savasiydi.O rakibinin en güclü ayagini cok iyi bir sekilde durur iken Van Gaal, kiliti acacak hamle eksikliginden sinifta kaliyordu.

Hamit cok iyi degildi ama su kesin ki Müller'den de kötü degildi. Ve onun kanadindan macin basinda gerceklestirilen aksiyon ve macin Bayern acisindan kirilma noktasi olan ikinci yarinin basinda yakaladigi pozisyonda verdigi asist kayda deger islerdir.. Normal kosullar altinda Van Gaal'in "soguk nevale" olarak karakterize ettigi daha gecen sene amatörde oynayan Müller o golü atsa bugün Hamit belki kahramaniydi macin..

Inter karsisinda olaganin disinda bir Van Gaal aksiyonu göremedik. Misal ikinci yari tamamen sistemi degistirip Hamit den ziyade Mülller-Olic'in yerine Gomez-Klose degisimi ile 4-4-2 cok daha can yakabilirdi ama bugüne kadar ne yaptiysa bugün de onu yapti Van Gaal, lakin oyuncularin bir kismi sadece maci kaldiramadi ve önlerinde bir dehanin muhtesem bir sekilde islettigi defans vardi..

Sneijder'in muhtesemliginin yaninda gecenin kahramani Milito icin söylenebilecek cok fazla cümle yoktur. Kaleye iki sut cekti, iki gol, daha ne denilebilir ki ?

Lucio gibi bir degeri satmanin hata oldugunu aylardir yazdik ama bu mac resmi gazetede cikan "hata" beyani oldu.

Nasil ki gecen sene Barca o kupalari almak zorundaysa aynisinin biraz göze cok hos gelmeyenini kotaran Mourinho'nun Inter'i de bu yil bu kupayi almaliydi. Madrid'e gitse de bugünkü tavirlarindan dolayi her zaman Mourinho bana biraz daha sempatik gelecektir.

Bayern Münih'de ise cok fazla üzüntü oldugu söylenilemez. Hic kimse bu sene Sampiyonlar Ligi finali beklemiyordu ve bu aci yenilgiye karsi cok basarili bir sezonu geride biraktilar.. Herkesin hakettigini aldigi bir gece oldu nihayetinde..

14 yorum:

yasar tekdemir dedi ki...

Soru: Mesele aşçı'nın yeteneği mi yoksa malzemenin kalitesi mi? Gerçi daha kaliteli malzeme barındıran barça, real, chelsea, MU gibi takımları düşününce aşçının hakkını vermek gerekiyor.

ytekdemir

Borges dedi ki...

Yasar Tekdemir: Bu mac özelinde konusursak teknik adam maharetidir her sey. Ama sunu unutmamak gerekir ki birisi ikinci yilinin sonunda digeri onuncu ayinda.. Bugün Bayern deli gibi bek ariyor kendisine ve Ribery'si yoktu. Yine de bu kadar net bir üstünlük olmamasi gerekiyordu diyorum ben.

Empyrium dedi ki...

Hamit çıkarıldığı ana kadar Roben'den sonra en çok isteyen,ısıran oyuncuydu bana göre.Ki pek alışkın olmadığımız bir görevi vardı.

Bu arada dikkatini çektimi bilmiyorum.Hamit çıkarken,Van Gaal sırtını sıvazlıyordu, Hamit bir kelime etti orda.Çok büyük memnunniyetsizlik vardı.

Ayrıca sonuca bakarsak;
Gecenin yıldızı,Milito.
Sezonun yıldız Mourinho.

Karamurat dedi ki...

Hamit iyi güzel oynuyor bilinçli ve kontrollü de oynuyor ama çok az dikine aksiyon deniyor, bu şekilde olduktan sonra Rib/Rob sakat değilse ilk 11 çıkması beklenemez.

Hadi Hamit'i geçtik Bayern çok iyi top çeviriyor ama bütün icraat Robben'den bekleniyor. Hücum alternnatifleri yetersiz sanki Rib/Rob yoksa. Elbette büyük maçlardan bahsediyorum.

mre dedi ki...

Mourinho'nun becerisi (ki bunu bir ara ilker yasin'de söylemeye çalıştı. herhalde kafasına bir şey düşmüştü) oyuncuları kendi sistemine, sistemin kendilerini başarıya götüreceğine, ve bunun da kendilerine faysa sağlayacağına inandırması.
Yani Eto'o hiç şikayet etmeden kanatta hem de baya baya defansif görevle oynayabiliyor. Pandev aynı şekilde, Ki bu oyuncular sorunsuz oyuncular değiller. Belkide oyuncu seçimi de bunla alakalıdır ama salt oyunculara bağlı olduğunu sanmıyorum. Maharet Mourinho'da bence. Şimdi aynı Eto'o F.Bahçe formasıyla aynı görevi yapar mı? Bence hocası Mourinho değilse yapmaz.

murat dedi ki...

İnter finalde "adam" gibi top oynar diye bekledim ama nafile...

Boşuna "şahane defans" güzellemesi yapmayın, tarihin en sıkıcı finallerinden biriydi.

Galatasaray böyle oynamadı Arsenal karşısında. Oynasaydı Türkiye'deki rakip taraftarlar dalga geçerdi Çanakkale geçilmez diye.

Luce, sıkıcı futbol oynattığı için gönderildi Saray'dan.

Sanki İtalya şampiyonu değil de İtalya'nın orta sıra takımı gibi oynadı Inder, hem de Bayern'den kat kat iyi kadroyla.

Yunanistan'a niye kızdı herkes o zaman?

Amacı "ne olursa olsun" sadece "kazanmak" olanlar için durum sevindirici tabi.

Ama insan Mourinho gibi bir yetenekten yeni bir ekol vs yaratmasını, en azından Chelsea'deki futbolunu bekliyor...

Hakkımız bu değil mi?

Gökhan dedi ki...

@murat; O ekolü zaten bu maçta göstermiştir Mourinho bana göre. Porto ile beraber toplam 3 takım çalıştırmış birisi ve her takımına kendi oyun felsefesini yansıtmış, kendi karakterini oturtmuş bir adamdır.

Ne yani, şimdi Bayern iyi oynadı diye kupayı onlara mı verelim? Güzel futbol yoktur doğru futbol vardır. Hem güzel futbol hem de doğru futbol oynayan takım sayısı 4 ya da 5 'tir. Barcelona, Chelsea, biraz Bayern, biraz Manchester ve biraz da Arsenal haricinde hem güzel hem de doğru futbol oynayan takım yoktur. Ve doğru futbolu oynayan takımlar her zaman kazanır. Ben hiçbir takımı defans yaptığı için eleştirmem. Benim için önemli olan bu defansı nasıl ve hangi taktikle yaptığıdır... Rakibin ayağını kırarak, yerde vakit geçirerek ya da başka türlü çirkefliklerle yapılan defansı ben de eleştiririm ama Inter bunların hiçbirisini yapmadı. Rakibine yalnızca taktiğiyle cevap verdi. Bunun nesini eleştiriyorsunuz anlamıyorum. Ayrıca müthiş oynadı dediğiniz Bayern'in golü yok, defans yapıyor dediğiniz Inter'in 2 golü var, o da ayrı ironi ya neyse...

brk dedi ki...

ikinyi yarının başında lahm sol beke hamit sağ beke geçse daha ofansif bir oyun sğüremezmiydi bayern? Badstuber2ı görünce halan balta'ya gözüme r.carlos gibi gözüktüde :)

Borges dedi ki...

brk: Bugün, her seyi kaybettikten sonra ben de diyorum ki Mourinho gibi birisine hic tahmin edeemeyecegi hamleyi yapmak gerekir. Kafadan Klose-Gomez'i koyacakti vesaire.. ama bunlari bugün söylemenin hicbir faydasi olmuyor genelde. Olsa olurdu belki, ama nereden bilebiiriz ki ?

Kromme dedi ki...

Van Gaal çift kupa yaptı ilk sezonunda Bayern biraz da şansıyla geldiği finalden döndü. Daha ilk sezon, biliyorum Van Gaal'in sistemi daha da oturacak,daha da iyiye gidecekler,Almanya'da daha çok şampiyonluklar görecekler, şampiyonlar ligini domine edecekler her sene yarı final filan görecekler.Louis van Gaal gerçekten çok çok iyi bir teknik direktör ama yine de stoperlerin kendi aralarında ön liberoyla ve kaleciyle uzun gereksiz ve sıkıcı paslaşmalrının temel taşını oluşturduğu bu futbola muhalefet şerhini hangi şampiyonluk alınırsa alınsın kaldırmamak üzere koyuyorum ben bir Bayern taraftarı olarak.

Lahm'ın sezon içinde yaptığı eleştirilere yaptığınız yorumda ve birçek Leverkusen ve Barcelona'yla ilgili yazınızda yönetimin, Bayern'in oyun kimliğine uymayan işler yaptığından dolayısıyla Bayern'in Barça ve Leverkusen gibi bir kimlik oturtamadığından bahsettiniz. Bence Bayern'in tarihten gelen bir oyun kimliği vardır ve bu verimli, etkili, dikine oyundur, hücumu düşünen ama Van Gaal'in, Michels'in total futbolunun anti-tezi bir hücum anlayışı. 98-04 arası dönemde Hitzfeld'in ve eski maç videolarından anlayabildiğim kadarıyla ondan önce Lattek'in oynattığı karakteristik Alman futbolu. Ben bu futbolu özlüyorum ve geri istiyorum.

Neden bahsettiğimi gösterebilmek için bir link veriyorum.(Sizin bu maça aşina olmamanız düşünülemez ama takip eden diğer futbolseverler için)Bayern yine Santiago Bernabeu'da rakip Real sene 2000. Bayern Real'i her hücumunda bıçak gibi kesiyor. Bugünün yüzde 69 topla oynama oranıyla ancak 2 pozisyon üretebilen topu stoperlerinin arasında 5 dakika gezdiren Bayern'den çok farklı. Bu oyundur beni anti-faşist diye lanse edilen Barcalona'lar yüz yılın kulübü olarak lanse edilen Real Madridler, kırmızı şeytanlar, Milan'lar varken Bayern'e bağlayan.

http://www.youtube.com/watch?v=mQL5vjtQ_kM

Borges dedi ki...

Kromme: bahsettiginz bir kac konuya itirazim var ama bu isi cok uzatir, temel noktaya geleyim ben.

O izlediginiz takim 99 finalini kaciran orada yari final gören ve bir sonraki sezon da Sampiyonlar Liginde tekrardan final oynayip onu kazanan bir ekip.. Elebtte basinda ne benim her zaman ama her zaman söyledigim bu dünya üzerindeki en iyisi olarak lanse ettigim -ne mouroinho ne van gaal- Ottmar HItzfeld bulunuyor. Yalniz karsidaki rakip Madrid ise en parlak döneminin baslangicinda.. Sonrasinda Zidane'in volesine kadar uzanan bir basari serüveni yasayacak, Makalele ve "Kasap" in gönderilmesine kadar ..

Yani sunu demek isterim ki biraz sürec istiyor. Van Gaal, sezona basladigi "fikir" ile bugün farkliliklar gösteriyor. Yarim sezonu bir seyleri anlayasiya heba etmistir diyebiliriz. BU takim üc aydir bu formatta oynuyor ve sorunlari cok fazla. Deli divaneler gibi bek ariyor kenidisni -sag, sol farketmez lahmi koyar eksik olanin yerine- defans ariyor.. Henüz daha emekleme asamasinda.

Robben'e gel dediler, iki üc yila kalmaz CL finali oynaatacak bir takim kuruyorum dediler, bu sene oynadilar. Bu biraz sansa biraz da Van Gaal ile gelinmis final sürpriz bir basaridir.

Van Gaal Alkmaar, Ajax gibi takimlarda daha büyük süreler sonrasi cok daha büyk basarilar kazanmistir. Burada da olacaktir ki inanin Van Gaal, göze hos gelen bir oyunu kotaracaktir. Bu takimda Ribery olsaydi o toplar kendi cezasahasi icerisinde cok fazla kalmazdi, ya saga ya sola hizli bir sekilde giderdi.

Bu macin seklini, semalini Inter belirlemistir, verdiginiz örnekte oldugu gibi bir mac olabilmesi icin rakip hucum etmelidir oysa burada barca da oynasa bayernin o kadrosu da oynasa oyun stili bu sekilde olmak zorunda, bundan kacis yok. Sizi bekleyen arkaya yigilmis bir oyuncu kümesi var. Ne yapabilirsiniz ?

O döneminin Bayernin ben de hastasiyim hele ki her seferinde Real'i yenmeleri nedeniyle ayri bir sempati besliyordum.. Ama bir sonuctu o takim. 3 yil sirasiya Final-yari final-Final + kupa yapmistir Sampiyonlar Liginde.. zordur bu.

Kromme dedi ki...

Bayern'in sorunları ve Van Gaal'in bu formatı ilerletip iyi işler başaracağı konusunda sizinle hemfikirim ilk gönderdiğim yorumun ilk kısmında belirttiğim gibi. Sezon başında 2 kupa + CL finali yaparsınız diyene deli derdim.Van Gaal'in bu sene çok başarılı olduğundan şüphem yok.

Bu oyunun problemi bence rakibi defans yapmaya zorlamasıdır. Açıkcası topu yüzde 69 oranında ayağınızda tutarsanız rakip için seçenek 2 tanedir. Ya Barcelona'nın hep yağtığı gibi top için üzerinize çullanır ya da hücum etmenizi bekler. Inter ikinciyi seçiyor. Eğer Bayern hızlı ve direkt hücum etseydi topu bu kadar ayağında tutmamayı seçseydi -ki Inter de bu hücum mantalitesindedir- Inter belki linkteki Real Madrid kadar gelmeyecekti ama maç karşılıklı hücumlar şeklinde devam edecekti. Inter otobüsü kalesinin önüne park etmeyecekti. Bu spekülatif gelebilir ama bence ilk 5 dakikada Bayern daha oyuna tam ısınamamış pas üstüne pas yapmaya başlamamış iken oynanan oyun bunun habercisiydi.

Bu link büyük Hitzfeld'in Bayern'deki ikinci senesinden bir görüntü. Ancak ilk senesindeki Barça, Dinamo Kiev ve finalde Man Utd maçında da buna yakın keskinlikte ve verimlilikteki hücumları görmek mümkün. Hiztfeld'in ilk sezonda takımı istediği yere van Gaal'den daha çok yaklaştırabilmesinin ana sebebinin Bayern'in oyun kimliğine uygun bir felsefeyle hareket ediyor olması olduğunu düşünüyorum.

Elbette biliyorum bugün direkt oyun anlayışına dönülse 99-02 takımı oluşmayacak anında. Bunu 07-08 sezonunda da gördük.Oyun felsefesi kişisel tercih meselesi dolayısıyla çok uzatmayacağım.Benim tercihim şu günkünden yana değil. Bu iki futbol anlayışının zirvedeki örneklerini kıyasladığımızda 99-02 Bayern'i 06-09 Barça'sından, 74'ün Almanya'sı aynı senenin Hollanda'sından hep daha keyifli gelmiştir bana.

Borges dedi ki...

Kromme: Hitzfeld'in bir önceki duragi olan ve hem Sampiyon olup ayni zamanda yine Sampiyonlar Ligini aldigi Dortmund macerasini da göz önünde tutmak gerekir. Yillardir Almanyada olan ve oyunculari cok iyi taniyan, bu kültürün icerisinde büyük basarilar elde etmis Alman bir teknik direktörün Bayerndeki uyumu süphesiz ki digerlerine göre cok daha cabuk bir sekilde gerceklesir.

Keza.. Van Gaal, kendisini diger bütün teknik adamlardan farkli addeder ve bu yüzden onun kendi sistemine alisasiya kadar her klupte yasadigi bir bocala dönemi mevcut öyle ki tam kovulmaya ramak kala basariya dogru kosan bir profil söz konusu hemen her takimda. Ve fakat sistem oturursa üc farkli ülkede Sampiyon olabilecek kadar da basarili bir felsefesi var.

Oyun stilleri ve gelenek söz konusu oldugunda "4-4-2" icerisinde "sonuc futbolu" olarak nitelendirebilecegimiz tipik Alman felsefesinin en büyük temsilcisidir. Cok kötü oynar ama tabela hem onlardan yanadir ve bu biraz da bahsettiginiz sonuca yönelik oyunun bazen kücük bir bölümünü kapsayan efektif olma nedenidir..

Yalniz söyler misiiniz geriye yaslanan bir Inter oldugu vakit siz nasil gel-gitli bir oyun kurabilirsiniz ? Rakibiniz burada sizden daha belirleyici bir oyun felsefesine sahiptir. Bayernin oynadigi Fiorentina, Barcelona ve Lyon maclarina baktiginiz vakit böyle bir sey söz konusu olmadigi gibi gereksiz bir topa sahip olma adina top dolasimi da yoktur aslinda.. Sistem oturmadigi sürece oyun kurma, pozisyon alma gibi etkenleri gerceklestirmek üc saniye ise bes hatta yirmi saniyeye cikar..

Sistemin islemesi, verimliligi mac basina gelistirilen atak sayisidir, topa sahip olma ise daha cok defansif anlamda önem tasir, rakip top sizdeyken size hucum edemz gibi.. Ve Bayern Inter karissinda basarisiz bir futbol ortaya koymustur zira atak sayisi Inter ile neredeyse esit, macin büyük bir bölümünü yenik götürmesine ragmen..

varol döken dedi ki...

yine ciğere patates tavaya gömüldük unuttuk maçı... hepsi noat ile pclion'un yüzünden...

ben de maç yazısı yazmak istiyorum, ben de analiz yapmak istiyorum:)