11 Ekim 2010

Hiddink Yanlışları.!



Öncelikle yanlış anlaşılmak istemem. Ben Rıdvan Dilmen mentalitesine sahip değilim. Yerlilerle kafayı da bozmadık.. Terim ne yaparsa yapsın 'Muhteşem' ve yabancılar çok bir başarı gösteremezse tü-kaka edecek değilim. Hiddink bu dünya üzerinde bir milli takımın başına gelebilecek en güzel şey. Dahası bu adam Chelsea, Real Madrid ya da Bayern München gibi klupleri reddedecek dünya üzerinde bulunan iki üç teknik adamdan birisidir. Reddetmiştir de.. Canlı canlı birisine şahit olduk Chelsea-Barca maçı öncesi.. Ve fakat bazı maçları teknik adamlar kaybeder ve Almanya maçı da böyleydi.. Almanya maçındaki performansı çok kötüydü..

Nasıl Terim 2008 Avrupa Şampiyonası Portekiz karşılaşmasında rezil bir taktik-seçim sergilemişse (Rıdvan burada asla ve asla eleştiremez, eleştirmemiştir) Hiddink de burada aynı şekilde.. Oyunculara filan hiç takılmıyorum ben zira onların bu taktik ve formasyon içerisinde yapabileceği çok bir şey yoktu. Nuri diyor ki 'çok istedik ama yapamadık'. Gerçek bu.. Yapabilecek konumda değildiler..



Tribünün en üst katındaydık.. Bazen çok uzağımda kaldıkları vakit Kroos mu Podolski mi zor ayırt ediyordum belki ama taktiksel dizilişi ve bunun sonucu çaresizliği çok iyi görebiliyordum.

Tam beş orta saha ile çıktı Türkiye. Aurelio sakatlanmadan önce kısa süreliğine Emre ile Hamit yer değiştirdi; fark ettiniz mi ? Çok da önemli değil zira birbirlerine o kadar yakın oynuyorlar ki merkez ile sol kenar arası çok bir fark yok.. Dahası kendi sahasında hiçbir baskı yemeden rahatlıkla gelen Almanya'yı orta sahada karşılıyorsunuz Halil hariç tüm takım.. Topu kazandığınız anda atabileceğiniz tek bir oyuncu yok zira hepsi orada. Bu Almanya'yı hedefe giderken orta sahada biraz oyalamanın dışında bir etki yapmadı. Oyun üç metrekareye sıkıştırıldı. Almanya oradan delmek için sabırla top çevirdi, Türkiye bunu seyretti..

Dizilişin ve taktiğin amacı nedir çözebilmiş değilim. Evinizde oynasanız ya da deplasmanda zayıf rakip olsa oyunu domine edip tamamen rakip yarı sahada geçireceğiz vaktimizi derdim ama bu kadar güçlü bir takım karşısında bu dizilişin amacı nedir ? Almanya an itibari ile 2010 yılının 37 gol ile en çok gol atmış milli takımıdır. Özer de Hamit de orta saha oyuncusu.. Tuncay oradan nasıl göründü bilmiyorum ama her şeye rağmen oyuna hareketlilik katmış ve pozitif etki yaratmıştır. En başından Sercan ile ilkonbirin içerisinde olmalıydılar. Hamit ve Nuri de yedek kalmalıydı..

Bu diziliş ile sahaya çıkmadan kaybetti. Bir kusuru var rakibin.. Khedira Schweinsteiger değil ama Türkiye burayı hiç zorlamadı.. Aramızdan birisi olsa o dahi oyun kurardı Almanya'da.. Bizim en iyi yaptığımız şey sahaya yüreğini koyarak bu gibi maçlarda pres ile oyunu bozmaktır. Almanları önde zorlayacaktık.. Üç tane orta saha yeterdi (Nurisiz).. Formsuz olsa dahi Sercan-Tuncay kenarları hem önde basma ve onların oyun kurma konusunda sorun yaşamasını sağlaması ve aynı şekilde kesilen atağı pozisyona döndürecek isimlerdi.. İki açıdan da sahada iki açık oyuncusu olmak durumundaydı.. Dahası rahatlıkla en ufak bir baskı olmadan oyun kuran Almanlar stoperlerini de orta sahalaştırarak Türkiye'nin elindeki tek büyük kozu da aldı. Mertesacker uzunca bir dönem oyun kurucu rolündeydi.. Bu beş orta saha çok uyumlu olup kendi aralarında paslaşarak oyunu domine edebilmesi mümkün değildi.. Önde basmak gibi bir durum da olmadığından olabilecek en doğal sonuç ortaya çıktı..

Bazen Özer çokca Tuncay ya da Emre topu kaptığında kime ve nereye oynayacak ? Ben göremedim sahanın yukarısından kuş bakışı şekilde izlerken dahi.. İsviçre total defansif oynadı İspanya karşısında ve fakat buna rağmen en uçtaki forvet oyuncusuna köprü olacak şekilde forvet arkası yerleştirdi.. Bir gidiş yolu çizdi kendisine.. Mainz hem kenarlarına açık oyuncusu hem de iki forvet ile Arena'ya çıktı ki Bayern ile Almanya'nın oyun şablonu birbirlerine çok benzer.. Çakılı forvet olmayan Halil ve gerisinde birbirleriyle uyumsuz beş orta saha..

Emre kötüydü ya da Özer uyumsuzdu. Kahn'ın maç sonrası 3D analizinde yediğimiz golün neden ofsatya çevrilemediğini açıklayan kusurlar da var ama toplamda tek pozisyon ile maçı bitirmemizin nedeni oyuncuların bireysel performansı ya da kaleci hatası değildi.. Etki etmiştir ama Hiddink kadar değil.



Gurbetçi oyuncu seçimi tam anlamıyla felaket.. Hangisinden başlayacağımı bilemiyorum. Emre-Nuri'yi ancak Barca oynatır. Başka bir takımın gücü iki merkezli orta sahayı kaldırmaz. Türkiye böyle bir şeyin yanından bile geçmedi. Dolayısla Nuri varolan özelliğini hiçbir şekilde sahaya yansıtamayacak şekilde oynadı..Bakın Dortmund tarafı bugün Bild'e açıklama yaptı ve önemli kısmı budur:

'Nuri hat verhaltener gespielt als bei uns. Aber wir wissen nicht,(Biz bilmiyoruz) welche taktische Aufgaben er hatte. (Hangi taktiksel görev ile sahada yer aldı)Bei uns hat er eine ganz andere Rolle,(Biz de çok başka bir rolü var onun) ist im Mittelfeld unumstrittener Taktgeber.(Orta sahanın tartışmasız top dağıtısıcısıdır/Lideridir)“

Cuma günü değildi.. Emre'nin yanında pres yapan, mücadelesi güçlü bir orta sahaya ihtiyacınız varsa Nuri'den önce girmesi gereken pek çok oyuncu var orada.. Nuri bu açıdan zarardır. Nuri Emre sonrası için on yıl bu takımda yer alabilir ama bugün değil.. Çok çok burada yazdığımızı sahada gördük; istese de yapamaz.. Denedi bir kaç kere ama yerinde kala kaldı. Elleriyle pası verip geri ver diyerek geldi ama alamadı topu defalarca.. Ancak Emre olmadığı vakit ona olan güven sonucu zorunluluktan o liderliği alabilir.. Yine de bu diğer seçimlerine nazarak en az hasarı vermiştir.



Anlamadığım konu şu: Siz bu oyuncuları seyretmiyor musunuz ? Formda olsa dahi Semih'i tercih ederim bu çok başka ama Halil çok uzun zamandır ofansif bile değil merkez orta saha oynuyor. Bundesligada henüz bu sene ilkonbir başlasa da tek bir golü dahi yok. Pasörlüğünden yararlanabileceğiniz bir durum yok zira orta saha ile arasındaki mesafe ortada. İki tane açık oyuncusu olmayan adam koydunuz oraya... Topu kazansanız dahi alman defansının çembere aldığı Halil ne yapabilir ki? Gol atmayan bir oyuncu o pozisyon öncesi heyecanlanır, hızlı bir şekilde vurup kurtulmak dahi ister.. Halil gole hasret ve Skibbe onu orta saha ya da forvet arkası olarak kullanıyor.. Frankfurt takımının golcüsü Gekas.. Maşallah her maç atıyor Yunan ve Halil geride oynar.. Türkiye merkez forvet olarak daha iyisini bulabilirdi.. Eğer Tuncay ve Sercan olsaydı o zaman Halil bu ikiliyle pas alışverişinde bulunabilir ve önde basma konusunda yardım edebilirdi ama Hakan Şükür tipi forvetin ihtiyac duyulacağı bir ortam vardı.. Semih en iyi tercih idi..

Hamit zorunluluktan ve hücumun ön planda olmasından dolayı Bayern'de sol kenarda oynuyor sağ ayağı ile.. Bu hücum konusunda avantaj sağlar iken savunma açısından sorun yaşatır. Almanya'yı sağ kenarını durdurarak etkisiz kılabilirsiniz. Ya iki tane hücumcu koyacaksınız ya da savunmacı.. Sabri-Hamit ne savunma ne de hucum yapabildiler.. Özellikle maçın başında Hamit işlemedi ve onu ortaya kaydırdı zaten.. Bu ikisinin arasına bir defansif orta sahayı kaydırarak kalabalıklaşıp Müller-Lahm'ı kesebilirdik.. Aurelip var iken bir bakıma oyun planı biraz bu şekildeydi. Emre yardımı ile üçlü kenar orayı savunuyordu ama Sabri-Hamit her bakımdan yanlış seçim.. İkisi de yerinin adamı değil gerçekte..

Sadece ben değil Almanya hakkında konuşan her insan Lahm-Müller işbirliğinden bahsedecektir ve buraya özel önlem gerektiği ortadadır. Hiddink Sabri'yi denedi ve tutmadı. Daha maçın başında verdiğimiz pozisyonun temelinde Sabri'nin irade dışı sağa doğru kayışından kaynaklıdır. Bir pozisyonda topla beraber her zaman olduğu gibi ilerlemeye çalışır iken gidemedi.. Alışık değil, yavaşlamak durumunda kalıp yanındakine verdi.. Yine de buna çok kızmıyorum ve ben olsam Gökhan Gönül'ü orada denerdim ve Lahm'ı ancak o biraz durdurabilirdi gibi.. Sonuçta burasının farkında ve engellemek istiyor, deniyor olmuyor.. 2008'de Lahm solda oynar iken karşılaşmışlardı Sabri ve Lahm.. Sabri hücum olarak iyiydi ve üç golün ikisinin pasını veren adamdı ama aynı şekilde iki golü de yediren adamdı.. Mesele hız ise İsmail da yavaş bir oyuncu değil ve aynı şekilde hücumcu.. Hiddink iskeleti bozmadan sanki elinde 30 oyuncu varmışcasına tercihler yapıyor, anlamak zor..

Velhası; Bilmem kaç maçtır forvet oynamayan Halil'den orta sahanın ortasında kesici rolünde Nuri Şahin'i kullanmak, Sabri derken milli takımın futbolcularının yapabileceği çok fazla bir şey yoktu. Hamit o gün kenar adamı olarak kullanılmaması gerekiyordu. Sadece orta saha.. Keza Özer..

Normal koşullarda teknik adamları bu kadar ağır eleştirmem ve daha çok anlamaya çalışırım. Gerek gurbetçileri uzun zamandır seyrettiğimden dolayı gerekse de Almanya'yı çok yakından takip ettiğim için yanlışlar bana burada 'daha yanlış' geldi.. Ben maçtan beşinci dakikada umudumu kesmiştim. İkinci yarı biraz da skor dezavantajına sahip olunmasından dolayı irade dışı basan takım biraz kımıldadı ama hep ilk golü Almanlar atarsa hiç şansımız yok dedim zira geniş alanda onlar kombinasyon şovu yaparlar.. İngiltere maçının erken golü ve Arjantin'in önde basması hali hazırda onlara bu fırsatı vermişti.. Golden sonra şansımız hiç yoktu.. Halil atsaydı belki.. Ama sen oraya o golleri atan adamı koymadın ki ? 7 Bundesliga maçında golü atmayan adam orada neden atsın ki ?

8 yorum:

Metin dedi ki...

fatih terim zamanında estonya karşısında bile düştüğümüz aciz durumları hatırlıyorum. emre ve ardanın milliyetçi telaşları gözlerinden okunurdu o maçlar.
hiddinkle yavaş yavaş değişiyor bu. öncelikle takıma bir sakinlik gelmiş. disiplin ve taktik. bizim futbolcular gibi hayatında 3-5 kitap okumuş, hiçbir eğitim ve disiplinden geçmemiş futbolcularla da 3 ayda ancak bu kadar taktik uygulaması olur. ben hiddinkten umutluyum. en azından standart bir oyunumuz var gibi artık. eski çılgınlıklar yok. yavaş yavaş da iyileşecek diye düşünüyorum. emreyi takımdan almak bu süreci hızlandırır. benim gördüğüm emrenin pas hatasından ve etrafına öfke saçmasından başka yaptığı bir şey yok.
maçın en iyi analizi bence:

http://noatsamisa.blogspot.com/2010/10/almanya-3-0-turkiye.html

BG dedi ki...

Terim Estonyaya bile gecilirken muhtesem, Hiddink Almanyaya yenilirken tu-kaka. Boyle spor basinin icine ediyim.

SŞB dedi ki...

blogunuzu çok uzun zamandır takip etmekteyim almanya ligi ve gurbetçiler hakkındaki ilginiz ortada. şu dikkatimi çekti maçla ilgili bu konuda yazan birini de görmedim.
ne zaman 8 kişi olarak almanyayı kendi sahamızda karşılasak gerek servet gerek ömer kapasitelerinin üzerinde işlere kalkşıarak daha ileride adam adama savunmaya kalkıştılar. onları durduğumuzda ise "neredeyse" sadece klose, nuri ve emrenin arasında gezerek orta sahadaki oyuncuları aksattı. tabii orta sahanın inanılmaz uyumsuz olması da bu işi inanılmaz kolaylaştırdı. ömer-servet ikilisi yine kendi düzeylerinin üzerine çıkmaya çalışarak ileri çıkıp oyun kurmaya halil'e top şişirmeye çalıştılar, ki tek pozisyonumuzda yanlış görmediysem ömer erdoğanın uzun pasıyla halil'in karşı karşıya kalmasıyla oldu. ortasahada onları mücadeleyle durdurabilecek oyunlarını öldürebilecek iki isim geliyor aklıma mehmet topal-necip ikilisi belki de ideal olabilirdi. biraz önlerinde emre gayet iyi iş yapabilirdi. onların önlerinde kanatlara doğru ya da kanatlardan içeri diagonal koşular yapan sercan-özer(yahut volkan) ileride oynayan tuncaya gerekli alanı boşaltabilirlerdi.
sanki sahadaki 11 üst düzey futbol takımlarının anlayışında top kendilerindeyken oyunu domine etme çabasına girmeye çalışacakmış hissi vermiyor mu? halbuki bizim seviyemizdeki takımlar için top bizde değilken futbol oynayabilmemiz daha önemli. topla birlikte ise basit pas ve kontra-atak futbolu... her şey bu kadar açık ve net geliyor bana. kendimizi ne zannediyoruz açıkçası tahayyül edemiyorum. yani acaba antrenmanlarda çok mu uyumlular? hiddink hiç futbolcuları seyretmiyor, takip etmiyor da oğuz çetin mi poh pohluyor raporlarla? belçika maçını bile hırsla kazandığımız gerçeği dururken almanyayı domine etme düşüncesi nereden çıktı?

Sabri dedi ki...

iyide hiddink türkiyede mac seyretmiyor ki, senin benim gibi evinde seyrediyor maclari. gelsin adam gibi mac seyretsin, formayi adaletli dagitsin baska bir sey istemiyoruz. yenilmek tabiki var futbolda ama böylesi degil

Borges dedi ki...

SŞB: güzel bir analizdi.

Serhat dedi ki...

Geçmişteki "yürü oğlum sen yaparsın" merkezli taktikten, belli bir şablon içersinde, taktik unsurlara bağlı kalarak oynamaya çalışan bir milli takım var artık. Bende çok umutluyum. Bugünkü Azerbaycan felaketi
ne rağmen.

Borges maç analizin için çok teşekkür ederim. Ama sormak istediğim iki soru var özellikle ikincisi ile ilgili görüşlerini merak ediyorum.

Öncelikle Tuncay'ın takıma girdikten sonra bir dinamizm getirdiğine katılıyorum. Ama Tuncay sonrası sanki taktik disiplinden uzaklaşıldı gibi bir görüntü ortaya çıktı. Tabi bunda Nuri'nin Aurelio'nun etkisini yansıtamamasıda rol oynamış olabilir. Bu konuda senin görüşün nedir?

İkinci sorum ise Nuri'nin etkisizliğine ilişkin, bir başka açıdan ise Takım olabilmekle ilgili. Maçın ilk yarısı'nda sakatlık nedeniyle oluşan arada Nuri, Ömer Erdoğan'a hararetle bir şeyler anlatıyordu, kamera onlara yaklaştığında dudak hareketlerinden Almanca konuştukları açıktı. Takım içindeki merkezde oynayan iki oyuncunun (Nuri&Emre) birbiri ile yada takımın geri kalanı ile anlaşamaması ciddi bir sorun değilmidir? Futbolun dili birdir denir ama kültür, dil ve mantalite farklılığı bir grubu takım olmaktan uzaklaştırmazmı? Sakın bu soruyu sorduğum için Nuri, Hamit yada Halil yada diğer gurbetçi oyuncularımız milli takıma alınmasın gibi bir düşüncem olduğu düşünülmesin. Belki pozisyon olarak yanlış yerdeydi ama Nuri'nin takıma herhaliyle yabancı olmasıda performansına etki etmiş olabilirmi?

Şimdiden teşekkürler.

orhan ferhat neptun dedi ki...

Selamlar, blogunuzu severek takip edenlerdenim. Birkaç ufak karşı görüş belirtmek istedim gene de bu yazıyı okurken.

Bence -televizyondan çözebildiğim kadarıyla- Aurelio'nun sakatlığına dek esasen gayet kontrollü başladık maça, ve benim aldığım his, bu sakatlık devreye girmeseydi yavaş yavaş ileri gitmeye cesaret edebileceğimiz yönündeydi. Sonradan tüm hesaplar elimizde patlasa da Hiddink'i savunmak adına, getirdiğiniz iki eleştiriye ben cevap vermeye çalışayım:

Almanya'nın 2010'un en çok gol atan milli takımı olduğunu yazmışsınız, fakat hem İngiltere'yi, hem de Arjantin'i bitiren özelliğini esgeçmeyelim: müthiş hızlı bir şekilde kontaatağa kalkabilen bir takım. Bunu göz önünde bulunduraraktan, Hiddink'in maçı orta sahaya yığıp öncelikle Almanların hevesini kırmaya çalışması kötü bir fikir değildi gibime geliyor. Üstelik oldukça organize bi görüntü de çizdik ilk 25 dakikada.

Halil ve diğer gurbetçilere gelirsek... Hiddink'in henüz Rusya'nın başında olduğu dönemden bir röportajını hatırlıyorum. Sistemlerle, dizilimlere dogmatik bir şekilde yaklaşımlarla fazla ilgilenmediğini söylüyordu. Daha ziyade, elindeki oyuncuları, bu oyuncuların içlerindeki lider figürlerini,doğru bir şekilde motive ederek, gerekirse damarlarına basıp manipüle ederek oyuna sokmaya çalıştığından söz ediyordu. Halil ve diğer gurbetçilerin, diğer tarafta Mesut'un olduğu bir maçta, Almanya'da, Berlin'de devreye sokulmasının sebebi biraz da bu olmalı diye düşünüyorum. Bu oyuncuların böyle bir maçta kendi imkan ve yeteneklerinin üstünde ve yaptıkları tercihi doğrularcasına kendilerini aşan bir performans verme ihtimaline oynamış olmalı Hiddink. Bana sorarsanız hiç de kötü bir fikir değil. Fakat Almanya'da oynanan bir maç olduğu için Sepp Herberger'in meşhur lafını hatırlayıp, bu sefer hesabın tutmamasına fazla üzülmemek gerekir. Hezimetten sonra bakınca tümüyle yanlış gözüken bu seçimler, eğer tutsaydı gayet de dikkatle düşünülmüş hesaplar olacaktı. Fakat bu inceliklerin de basınımız tarafından anlaşılacağını sanmam.

Borges dedi ki...

orhan ferhat neptun:

Açıkcası Hiddink'in mutlaka akla yatkın bir planı olduğunu düşünüyorum. Geniş alanı bu kadar seven bir takıma geride mevzilenme ve pek çok fikrine tamam diyorum ama şunu bilin ki skor odaklı değil bu yorumlar.. Maç öncesi bağlandığım radyo kanallarına da kadronun eksik olan açık oyuncusu ya da fazla olan orta sahasını dile getirmiştim ben..

Maç planı işe yarayacak gibi gözükmüyordu, tribünden gördüğümüz buydu bizim. Tabela Selçuk İnan'ı gösterdi ama sonra Hiddink sistem değiştirdi 0-0 iken.. Dediğiniz gibi kendi tercihlerine güvenseydi aynı plan üzerinde kalırdı ve dahası Mehmet Aurelio'nun yapacağını Selçuk da yapardı. Onun sakatlanışı çok ciddi bir kırılmaya neden olduğunu düşünmüyorum ve Tuncay'ın oyuna girişi inanın canlandırdı takımı.. Hem geride hem ileride.. O kadar silikti o dakikaya kadar..

Sabri'yi anlarım yanlış da olsa anlarım ama işlemediğini 20.dakıkada gördü ki Hiddink Rusya'da olduğu gibi ikici yarı oyuna soktuğunu ikinci yarı oyundan çıkarabilen bir adam burada yapmadı ama yapmalıydı.

Hamit'i merkezde gördünüz mü Azerbaycan karşısında ? Daha doğrusu şuradaki eleştirilerin hepsini bir sonraki maça düzelterek başladı bir bakıma.

Almanya müthiş hızlı kontraya kalkabildiği gibi müthiş sabırlı bir şekilde top çevirebilen de bir takım.. Aurelio çıkasıya kadar pozisyonu yoktu belki ama pozisyon da vermedi, sabırla çeviriyordu.. İlk 25 dakikada da iyi değildik.. Biz iki topu yapamıyorduk daha çok üzerimize geleni oyalayabiliyorduk biraz.. Atağa kalkma şansımız çok yoktu..

Oysa belki bugün işlerim Tuchel'in Bayerni devirdiğği gibi beklerine stoperlerine baskı yapacaktık.. ileride konumlanacaktık v.s. Çünkü herkes bilir bayern ile hemen hemen aynıdır şablon ve o nasıl yenilmiş ? yenilir.. gibi.

Bence başarısız bir plandı.. Tek bir atak var koca doksan dakikaya.. Ben Azerbaycanı anlarım ama ALmanya maçını anlayamıyorum. Almanya'ya çok kötü yenildik, çok kötü..