10 Ekim 2010

Yuuuu Mesut.!



Yazmak içimden gelmiyor. Gece yazılır o iştah olursa eğer bu maçın ayrıntıları. Maçın analizi ve Hiddink eleştirisi de 2000 km yoldan sonra yazıldı BirGün'e. Başka bir yere de yazı yazmıyorum ben arkadaşım. Bu gibi tekliflerle gelmeyin. Buradan söylüyorum. Gerçekten imkanım olsa oturur bloguma yazarım, sana neden vaktimi harcayayım ki ? Resim'e gelirsek..

Maçtan, içeriğinden ve her şeyden fazla konuşulan isim Mesut Özil idi. Spiegel'in dediği gibi 'Türkiye vs Mesut Özil' maçı oldu (Ev sahibi başa yazılır).

Yuhluyorlar.. Aynı insanlar Almanya milli marşını da yuhladılar ve sonra kale arkası tekbir filan diye devam etti ki az daha Almanya tarafına doğru kayacaktım o derece.. 40 bin Türk vardı ve gözünüzü kırmızı taraf bozmasın her iki Türk'ün ortasında da bir Alman vardı. Yarı yarıyaydık.. Bizim İstiklal Marşımızı kimse ıslıklamadı, Nuri Şahin'i de kimse ıslıklamadı.. Biz maşallah.. Almanya adına ne varsa..

Bakın şu adama.. Eleştirilse de milli marşı okumuyor. Maça çıkmadan duasını ediyor. Hamit'in kışkırtıcı röportajına uslubunca cevap veriyor. Yuhalayanlar karşısında tek kelime etmiyor, gole sevinmiyor.. Sadece futbol oynuyor, hepsi bu.

Hakeme itiraz etmez, ben iyiyim filan demez.. hem maç içerisinde hem dışarıda olabildiğince sakin ve mütevazi bir kişilik.. Biz hariç herkes çok seviyor, Ballack da Ronaldo da Diego da v.s..

Bu çocuk 21 yaşında daha. Tüm bu tartışmalar yaşandığında 18 bile değildi. Ailesi yaptı bütün kavgaları.. Terim'le de Schalke yönetimiyle de kapışan babası.. Bir 'Türk' geleneği o yaşta ailenin sözüne kulak asmak değil midir ? Onu yaptı işte.. Diego filan olmasa o kız filan da bulamazdı zira Ballack'ın Frings'in dediği gibi acaip de utangaç bir tip..

Sen mi yetiştirdin ? Senin okullarında mı okudu ülkende mi beslendi ? Dili Türkçe mi ? Arkadaşları, yaşadığı yer ve aslında sahip de çıkıldığı 'milli formayla pazarlık yapılmaz' diye aşağılanmadığı, hedef gösterilmediği yer neresi ?

Yahu Barış Özbek de Almanya'yı seçti, hiç yuhalama filan görmedik ASY'de.. iyi futbolcu olunca mı hain oluyor insan ?

Almanya'da tartışılıyor hala.. Demeçlerine dikkat etmesi gerekir. Ben aslında Türk'üm de burasını seçtim filan diyemez. Sizin gibi burada da söylemlerinden tatmin olup onu biraz olsun rahat bırakması gereken insanlar var. Bunun dışında belki de gerçeği söylüyor.. Burada kendimi iyi hissediyorum ben diyor. Bu takım için oynamaktan gurur duyuyorum diyor.. Öyle de sahip çıkılırken neden gurur duymasın ki ? neden istemesin ki ? O yuhlayanların yüzde sekseninin evine Löw gelse inanın çok başka davranır ama benim yanımda olanlar da o stada girince başka oluyorlar.. tuhaf..

Mesele basit yahu. Bu adam Khedira, Müller ile mi daha iyi anlaşır yoksa Emre-Volkan'la mı ? Futbol oynayacak, o türkçesi ile o insanlar arasında günlerce kalacak.. Neresi onun iyi hissettiği yer ?

Nuri'yi göremediniz belki ama ben anlatayım size. Topu alıyor, Ömer'e veriyor ama geri almak üzere.. oyun kuracak, ilerleyecek.. Mümkün mü ? Ömer, sağa doğru açılıyor ve Nuri kala kaldı öyle.. Tek tek enişte'ye gösterdim neden Nuri'nin bugün oynamaması gerektiğini.. O Sabri, boğazına sarıldığı Emre'si gelince önündeki toptan vazgeçti.. Bir bakışı Emre'nin topu alıyor. Burada suçlu yok, birilerini kötü gösterme de yok.. Durum budur. Biz böyleyiz.. bunun avantajları var.. Hiddink'in en büyük hatası sahadaki tüm gurbetçi seçimlerinde hata yapmasıdır. olmayacak pozisyonlarda benim çok iyi seyrettiğim futbolcuları oynattı ama buraya daha sonra..

Mesut Türkiye'yi seçseydi Almanya'da deli gol atsa da milli takımda onbire dahi giremezdi. Kimse de Mesut'a kahraman gözüyle bakmazdı olan bu futbolcunun kariyerine olurdu hepsi bu. Nuri'ye olduğu gibi.. Almanya'da sorun.. Nuri'yi mi alırsın Khedira'yı mı.. Bir insan Khedira desin ben de.. Nuri'nin de bugün futbol açısından oynaması gereken yer Almanya. İşin doğrusu budur..

Hülasa seviyoruz biz kahramanları ve hainleri.. Bir insan neden biz bu Alman marşını, kadrosunu onunu bununu ıslıklıyoruz diye sormaz kendisine zira ihtiyaçları var bu kahramanlıklara ve hainliklere..

Bugün Doppelpass'ı seyrettim zira Thomas Doll vardı. Arkasından Tolga Ciğerci için U19'u izledim. Alman futbolcu göremedim. Kaptanları siyahi bir futbolcuydu.. Kongolu gördüm Türk vardı Arnavut vardı ama ilginç olan şu ki A milli takımın aksine hepsi ellerini kalbine dayanamış bir şekilde ezberden Almanya milli marşını okudular.. gönüldendi.. gördüm..

Bir daha Türk dahi olsa milli marşı okuyan ve aynı zamanda gol attı mı çılgınlar gibi sevinenleri göreceksiniz.. Zira onların dedesi bile Almanya'da doğmuş olacak ama isminden dolayı ve ancak başarılı olursa neden bizi seçmedin geyiklerine gireceksiniz.. 4 milyon içerisinde milli takımlara onlarca futbolcu gönderir iken 70 milyon içerisinden neden böyle değil diye sormadan.. İşiniz gücünüz kahraman, hain.. Ee ben de öyleydim o tarih derslerinden sonra.. olağan..

34 yorum:

Kalau dedi ki...

şu yazıyı bi yerlere asmak lazım...Nokta.imza..

hakancelep dedi ki...

Almanya'yı seçti diye "hain" diyen marjinaldir. almanya'yı seçmeli kardeşim, elbete orayı seçecek, sen mi yetiştirdin, ne hak iddia ediyorsun diye türkiye'yi seçmesini iddia edenlere de kabadayı üslupla cevap verenler de. ben mesut özil'in türk milli takımında oynamasını isterdim. ha almanya'yı seçmiş, canı sağolsun, yine de severiz önemli değil.

ve o tarih derslerinden sonra diye insanları aşağılarken biraz dikkatli olmanız daha iyi olur, hiç hoş bir tavır değil bu. almanya'da herhangi bir üniversite öğrencisine verilen bursla türkiye'de üniversite öğrencisinin sırtına binen yükleri karşılaştıralım. burada insanlar spora yönelip, olmazsa 30 yaşında üniversiteye giremez. burada sporcu olmak istiyorsan ciddi ciddi gemileri yakman gerekir. sistem diyorsak, bunun ülkenin gelişmişlik seviyesiyle alakası olduğunu da unutmamak gerekir. altyapı tesislerini, sistemi getirmek en basiti. almanya, abd'yi sollar, avustralya gibi bir sistem de kurarız ama devlet insanlara gelecek garantisi vermediği sürece kim hayatını spordan kazanma cesareti gösterebilir? efendim, ben 2004 senesine yani lise2'ye kadar altyapıda basketbol oynuyordum. aile geldi buraya kadar, üniversite var dedi. ve benim jenerasyonumdan çok fazla kişi bu sebepten ayrılmak zorunda kaldı.

milli marş olayındaysa şu var. kendisini alman hisseden almandır. o ne kadar o marşı söyleme, o takımı seçme hürriyetine sahipse, buradaki insanların onları bu kararlarından dolayı eleştirmeye de hakkı var.

nuri konusunda da, nuri almanya'yı tercih etseydi şöyle böyle olurdu diyorsunuz ya, bazı insanlar için kariyer, daha fazla para, daha fazla şöhret,ün falan vs. önemli değildir. bazıları daha başka şeylere önem verir. eğer biz taraftarlar veya seyirciler endüstrileştiysek bu kadar, futbolun sevdiğimiz yanı ölmüş demektir. berlin'de yenildik, istanbul'da da yenilebiliriz problem değil ama en çok bu yazıda takıldığım nokta siz o tarih kitaplarını okumaya devam edin, kahraman, hain diye türkiye'de gerçekten durumu olmadığı için okuyamayan, o lise sıralarına bile binbir güçlükle oturan çocuklara yaptığınız haksız gönderme oldu. türkiye'de 1 asgari ücret=12 kitap, bu ücretin dahi altında yaşayan milyonlar var bu ülkede. almanya'da en az kişi başı saat ücreti, türkiye'de ortalama ücretin 3 katı. varın hesabı siz yapın. farkında değilsiniz ama yaptığınız Marie Antoniette'liğe kaçıyor.

hakancelep dedi ki...

elbette yayınlayıp, yayınlamamak sizin elinizde ama cevabınızı da merak ediyorum.

alperensaylar dedi ki...

abi katılmadığım noktalar var izninle:)

öncelikle oradaki gurbetçilerin alman milli marşını ıslıklaması kesinlikle ayıp bence de o konuda tamam ama mesut'u ıslıklamaları konusunda ben gurbetçilere kızamıyorum. çünkü onların bakış açısıyla bizim türkiye'den bakış açımız aynı değil. biz yuhalasak senden daha fazla kızardım ama işte sen de oradasın bence onların kendilerine göre haklı sebepleri var yine ne kadar tasvip etmesem de.

bir de hamit'in kışkırtıcı olduğu konusuna katılmıyorum. yani kendince mantıklı olanı söyledi hamit. köklerine dönersin eninde sonunda diye. belki milli takım seçimini kariyer planlaması çerçevesinde yaptığı söylemine takılabiliriz ama haksız mı? en çok derdini çeken de kendisi değil mi zaten. hamit bundesliga'da ilk oynadığında en az mesut kadar gündemde değil miydi? ilk bundesliga maçında ezeli rakibine iki gol atan bir adam sence yeteneksiz midir? mesut da biliyordu ki kazara bizi seçse sonu nuri'den farklı olmayacaktı ve ben de hamit kadar inanıyorum kariyer planlamasının bu seçimde etkili olduğuna. ve bu faktör ne kadar mantıklı da olsa futbolun, milli takımlar olgusunun içini boşaltıyor...yani anlatmak istediğim; bizde oynamamasına değil de milli takımı seçerken kariyerini düşünmesine biraz üzülüyorum ben. yoksa almanya'ya son bir senede duyduğum tüm sempatinin nedeni mesut'tur.

mustafa dedi ki...

yazı güzel olmuş...
Mesut adaleti seçti bence,sadece milli takım değil...

Borges dedi ki...

hakancelep:

Benim göndermemi siz nasıl algıladınız ? Burada fakir edebiyatı ve liseye giden çocukları suçlayıcı bir ifade mi var ?

"berlin'de yenildik, istanbul'da da yenilebiliriz problem değil ama en çok bu yazıda takıldığım nokta siz o tarih kitaplarını okumaya devam edin, kahraman, hain diye türkiye'de gerçekten durumu olmadığı için okuyamayan, o lise sıralarına bile binbir güçlükle oturan çocuklara yaptığınız haksız gönderme oldu. "

Çocuklara gönderme filan yok ve siz tamamen yanlış anlamışsınız. Refklekslerin tek başına ekonomizm temelli olduğuna inanmıyorum. Emre meselesinde de burada benzer konuları tartıştım ben.. Emre'nin sözlerini de veri alarak. Kahramanlık-Hainlik ve narsizm temelli ucuz milliyetçillik ile liseye giden çocuklar ne alaka ?
Bir daha okuyun ya da okumayın ama yanlış anlamışsınız.

Alperensaylar: Burada sadece bu taraftarlar değil genel tartışma içerisindeki Mesut bakışı da söz konusu.

Hamit Mesut'u açıkta suçladı kendisini de yukarı çıkardı. Kariyeri için bunu seçti ben duygularım için.. hoş değildi bu. Mesut'un Bundesliga performansı ortada. Sonra..

'n. hamit bundesliga'da ilk oynadığında en az mesut kadar gündemde değil miydi? ilk bundesliga maçında ezeli rakibine iki gol atan bir adam sence yeteneksiz midir? '

Hamit Rafinha'nın yedeğiydi Schalke'de. Türkiye milli takımı hariç oynamıyordu hiçbir yerde. Yedek bekledi ve milli takım artısı da Bayern'e transfer ettiren önemli bir etkendir. Mesut kadar da geleceği parlak konuma gelmemiştir.. Ancak Milli takım sonrası özellikle 2008 de parladı..

y. dedi ki...

futboldan çok anlamadığım malum, oturur itinayla seyrederim o kadar, duygusallaşır ağlarım da zaman zaman, o kadarını da kadın olarak hoşgörün bana.

çok gurur duydum bu kadar duyamazdım, bu kadar terbiye, bu kadar mütevazi bir kişilik ve çalışkan bir hal, burdaki yaşıtlarının ağızlarını yaya yaya orda burda gezdikleri bir dönemde, kendi evladım olsa böyle gözlerim dolardı.
almanlar bizi çok ciddiye almışlar, karizmatik teknik direktörlerinin tavırlarından anladığım bu, orda yaşayan vatandaşlarımızın niye ırkçılıktan şikayet ettikleriyse anlamam mümkün olmadı, biz onlara eziyet ediyor gibiydik zira. bir stadı ateşe vermediğimiz kaldı.
hiddink bir dünya paraya niye geldiği sorusuysa kafamda hala muamma, hani bu kadarını bu takım tek başına da yapardı ama şimdi zaman lazım derler onun için karıştırmıyorum.

ve şu meşhur gazete başlığı durumu özetleyen... "bizim özdil" türk olduğu için gurur duymak lazım, büyüdüğü ve yaşadığı topraklara bu kadar saygılı olduğu için de, işini yapıyor olmasınıysa hesaba katmıyorum bile.

annanem olsa kalsın gelmesin , adıyla şanıyla yürüsün, biz göneniriz derdi.

hakancelep dedi ki...

yanlış anlama kadar yanlış anlatma da mümkündür. nasıl anladığımı izah edeyim.

"Ee ben de öyleydim o tarih derslerinden sonra.. olağan.."

türkiye'de temel tarih eğitiminden sonra, gerçekten araştırmak istiyorsanız kitaplara yüklüce para yatırmak zorundasınız. temel tarih eğitiminin yanlışlığı konusunda katılıyorum ama insanların o tarih derslerinin etkisini atması oldukça yüklü bir para ve zaman yükü getiriyor. lisede eğitimi noktalayıp, çalışmaya başlayan arkadaşlarım tam da bahsettiğiniz "kahramanlık-Hainlik ve narsizm temelli ucuz milliyetçillik" üzerinden yorumluyorlar mesut'u da, kürt sorununu da, hayatlarını da. şimdi ben kalkıp bu sığ milliyetçiliği de eleştiririm, eleştiririz ama bu kolaya kaçmak değil midir? tıpkı mesut'u anlamadan eleştirenlerin yaptığı gibi.

Borges dedi ki...

Y.: Nerelerdesin sen ? Seni gördüğüme sevindim.

Çocuk öyle veya böyle sürekli doğru kararları alıyor hayatında. iyi futbolcu, saygılı ve çok şey olması gerektiği gibi.

adsumcu dedi ki...

Ben bu meseleyi biraz şuna benzetiyorum:
Hani insanlar babalarının doğdukları yerle algılanırlar ya. Doğduğun büyüdüğün yeri kimse umursamaz da "ya aslen nerelisin" diye sorarlar.
Yani senin havasını soluduğun, dışarıda kar topu oynadığın, ilk aşık olduğun, ilk kez birini sevdiğin, ilk rakını içtiğin... mekan değil de ille de babanın doğduğu yer.

Mesut'un durumu da bunun gibi. "Yiğenim sen Alamanya'da doğmuş büyümüşsün de baban nereli, aslen nerelisiniz onu de hele"

Borges dedi ki...

adsumcu: Biraz da genellemenin ne kadar 'doğru' olduğu tartışılmalıdır. Genelleyebilir miyiz ? Biraz tamam da..

Nerede ve nasıl yetiştiği nasıl bir çevreye sahip olduğu da önemlidir. ben burada kendimi iyi hissediyorum diyor ve buna onun sözlerine bakarak değil yaşamına bakarak inanıyorum.

Kimisi İstanbulda yaşasa da 'sivaslı' deriz yaşamından.. Kimisi malatya doğumlu olsa da çoktan istanbullu olmuştur gibi.. Aslen nerelisin diye herkese sormayız aslında.. 'bazılarına' inatla sorarız cevabı istanbul olsa da sorarız bazılarına sormadığımız gibi..

alperensaylar dedi ki...

benim bahsettiğim geldiği sezondur. 2003-2004. rafinha gelmeden önceki sezon. dortmunda 2 gol atarak başlamıştı sezona. ve oldukça da formdaydı.

Borges dedi ki...

alperensaylar: O çıkışı yapanlar var aslında.. Mesele gelişimi nasıl oluyor ? Bayern'e Hamit nasıl transfer oldu ? Halil gol kralı oluyordu neredeyse..kaiserslautern'de.. Sonrası önemlidir.

alperensaylar dedi ki...

tabi ki gelişim mühim olan. ama diyorum ya hamit de kariyer planlaması yapsaydı, nuri de yapsaydı (halil için pek diyemiyorum o biraz daha geç açıldı) onlar da olmaz mıydı real madrid'de? hele nuri...dortmund'u çoktan terketmiş olurdu, hem de kariyerinde hiç kiralık feyenoord macerası olmadan. ya da hamit tavsiyelerle ve sezon sonu anlaşmayla değil, yüklü bir bonservisler giderdi...

tersi de; burada olsa en fazla yıldıray olurdu mesut.sadece bizden örnek vermeyelim; salomon kalou var mesela. çok uğraştı hollanda diye ama olmadı. ha tamam chelsea'de oynuyor yine ama hollanda forması giyseydi çok daha göz önünde olmaz mıydı? ya chamakh fas yerine ilk parladığı zamanlarda fransa'yı seçseydi daha erken gitmez miydi arsenal'e?

Borges dedi ki...

alperensaylar: Öncelikle mesut bir ilk. Mustafa Doğan filan oynadı da iki maç.. Bu yüzden hiçbir Türk mesut öncesi Alman milli takımında oynayacağı hissine kapılmıyordu. Misal şimdi;

İlkay,Cenk,Tolga,Ömer,Mehmet Ekici neden Almanya milli takımında oynuyor ? Asıl seçim şimdi.Hamit zamanı seçim filan yoktu yahu.. Hamit Türkiye'de oynarken dahi yıldız değildi öyle.. Bayern'e transferi sonrası değişti statüsü.. Öncesi Yıldıray kadar bile yoktu.

Bu sadece Nuri Şahin için geçerlidir. Konuşması gereken biriis varsa milli duyguları nedeniyle bugünün kaybedeni Nuri'dir Hamit değil. Oynamazdı da Real'de..

Benim şu an takip ettiğim oyuncuların sadece Barış'ın kardeşi ufuk Türkiye tarafında neden ? Seçim şimdi..

Nuri Şahin de bugün konuşamaz.. Asarlar, keserler.. söyleyecekleri bellidir çünkü. Başka şansı yok ama FAZ muhabiri de zorladı, Almanya olsaydı dedi.. Nuri bugün kararını verse dedi.. cevap belli de aslında biz de biliyoruz bugün kararın NUri verse ne şekilde olacağını.. Mesut ilk..

Akif Burak dedi ki...

Yazı oldukça güzel. Ellerine sağlık Borges. Mesut sanki daha dün bir tercih yapmış gibi hareket edildi. Ve Mesut bütün şoven ve faşizanca sorulara karşı nezaketini hiç bozmadı. Mesut'a futboluyla alakalı tek bir soru sorulmadı neredeyse. Buna rağmen Mesut'un nezaketi elden bırakmaması takdire değer. Hamit'in açıklamalarını bende tasvip edemiyorum. Hamit'in tercihleriyle ilgili Mesut bir şey demiş midir acaba?

iletişim dedi ki...

Bir çocuk vardır, yıllar önce ailesi tarafından evlatlık verilir. genç büyür ve önemli bir şahsiyet olur. Ardından ailesi çıkar ve sen bizim oğlumuzsun/kızımızsın 'der. Ama çocuk onlara gitmez ve kendini yetiştirenlere anne-baba 'der.

Tipik bir Türk filmi :)

Başarılarının devamını dilerim Mesut Özil...

alperensaylar dedi ki...

hamit konusunda belli ki çok farklı düşüncelerdeyiz:) tamam belki real madrid olmazdı ama dedim ya hiç olmasa yüklü bir bonservis ile bayern'e giderdi...

nuri konusunda da ben nuri'nin kaybetmiş olduğunu düşünmüyorum. hala kazanabiliriz onu. yeter ki gerekli dirayet gösterilebilsin, abicilik, yeniçerilik gitsin milli takımdan. bir süre daha başarısızlık göze alınsın. ondan sonra nuri'nin beyni olduğu bir milli takımımız olabilir hala.

yani net olarak şunu diyeyim benim milli duygularla türkiyeyi seçene teşekkür borcum vardır her zaman. çünkü rasyonel bir neden olmadan sadece ülkesine bağlılığından dolayı burayı seçtiği için. ama seçmeyene de kızmam, saygı duyar ve onun adına her maçta sevinirim. çünkü biz ona ne verdik ki utanmadan bi de çaba göstermeden gelmesini bekliyoruz? haliyle kendisine emek verenlerin, buraya göre daha fazla parçası olduğu yerin milli formasını seçer. ama burada üzücü olan bunu kariyer planlaması şeklinde yapmak. yoksa tabi ki makul olanı seni yetiştiren ülkede forma giymen...

Del Piero dedi ki...

Marşı ıslıklayanlar çok fena ayıp etmişler, ben böyle insanlardan utanırım şahsen.
Mesut nasıl daha iyi hissediyorsa öyledir, nasıl hissediyorsa hissetsin ne oraya ne de tam olarak buraya aittir onu da iyi biliyorum.
Mesut'u günlerce tartışacağımıza nasıl puan ya da puanlar çıkarabileceğimizi tartışsaydık en azından incir çekirdeğinin hacmini doldurmuş olurduk. Ben bu kadar karakterli ve ağır başlı olmasından ötürü Mesut adına golüne de sevindim, umarım Madrid'de de başarılı olur ve adı unutulmazlar arasına girer.

Borges dedi ki...

alperensaylar: Bunu diyorum ben de. Bak futbolu çıkar aradan.. Benim ailem burada, yaşıyorum bunu ben. Ne ülkede 'değer' görülür ne de Almanya'da aslında.. Çok insan yazın gittiği yerde 'görgüsüz, soyulacak kaz' gözüyle kendilerine olan bakıştan rahatsızlar. Rahat değilsin memleketinde de değilsin.. Alşmanya'da da öyle.

Bu yüzden bunların iki yere seçmeye hakkı ve herkesin de buna saygı göstermesi gerekir. Çünkü aslında futbol olmasa kimse kabul etmiyor.. 'almancı' ne demek Türkiye'de ya da 'auslaender' ne demek Almanya'da ?

Hepsi bu. İster Almanya ister Türkiye.. sonuçta kadeşimin memleketinin insanalrı bunlar..

dchetin dedi ki...

Maç süresince gerçekleşen moral bozucu olayların ötesinde, takımın maça eğilirken Özil faktörüne oyun açısından olduğu kadar oyuncu psikolojisi açısından da odaklanıldığı görüldü. Basının yaptığı rutin maç öncesi yayınlar beklendik ve bilindik olsa da, takımı maça hazırlayan ekibin böyle bir odaklanmadan kaçınması ve oyuncularını sakınması gerekirken tam tersine Almanya kökenli oyuncuların bu tartışmaların içinde olduğunu gördük. Tüm bu tartışmaların Özil’in dengesini bozacağını ummak, onu saha içinde her top ile buluştuğunda yuhalamaktan daha kötü bir harekettir. Kaldı ki, ben yuhalamaların arkaplanındaki nedenleri anlayabiliyorum. Geride bıraktığımız iki yıldır, Almanya kamuoyuna adeta bir entegrasyon makinesi olarak sunulan Die Mannschaft’ın beyninin bir Türk’ün oğlu olması o tribünlerdeki onbinlerin büyük çoğunluğu için kabul edilemez bir durum. Üstelik, modern zamanlarda biz sıradan insanlara gerçek savaşların yerine izlettirilen bu ulusal lejyon savaşları havasındaki maçlar, milliyetçilik damarlarına kan pompaladıkça pompalıyor. Göçmen Türk, Almancı Türk ya da Gurbetçi Türk, adlarına ne derseniz deyin, Berlin’de tribünlerde kırmızı forma giyenler aslında Mesut’u değil, çifte vatandaşlığın kaldırılması üzerine mecburen aldığı Alman pasaportunu yuhalamıştır, kendisi bu kadar çaba içinde olmasına karşın tam olarak ne Türk ne de Alman olabilmişken çoktan bir yol seçmişleri yuhalamıştır, şu meşhur entegrasyon makinesinin yakıtını üreten kendi kan emeklerini yuhalamıştır, bozuk Türkçe’ye baskın gelen Almanca’yı yuhalamıştır. Eh, biz zaten biraz da heptenciyizdir, hep beraber kötü olalım, hep beraber şu hallaç pamuğu gibi atılan savunmanın açıklarının acısını içimizde duya duya şu maçı bitirelim, hep beraber deneyelim ama başaramayalım isteriz. İstisna yaratacak talepleri duymazdan gelir, kaderimizle başbaşa kalırız. Gel gör ki, kabullenişler, istisnalar ile yıkılmaya başlar ve zaman, insanların gelecek tasarılarını kum saatinde bir aşağı bir yukarı devindirir, nihayet her bir şey değişir. Herşeyde olduğu gibi futbolumuzda da üretim ve gelişim sorununu aşarsak, gol sevincini doya doya yaşamaması bile gönlümüzü okşayan Özil yerine bizim adımıza attığı goller ile gönlümüzü okşayan vicdanı ve düşüncesi özgür Özil’leri konuşur oluruz.

futbol-ex dedi ki...

sadece merak ettiğim için soruyorum borges e. klose nin alman marşını okuyup, marşı okumayanları özelliklede onun gibi polonya asıllı olan podolski yi yanlız bırakmasının sebebi ne olabilir? hatta beckenbauer in daha önceki açıklamalarına bakarsak bu durumda almanlara karşı özelliklede podolski yi baya bi zor durumda bırakmış oluyor bu olayla klose...

mEta dedi ki...

İnsanlar milliyetçilik gözlklerini birkaç saniyeliğine çıkartıp bakabilselerdi maça adamın sonuna kadar haklı olduğunu göreceklerdi

Yakup Sabri İNANKUR dedi ki...

Aslında biz futbolu sevmiyoruz. Biz pazartesileri ofiste, okulda arkadaşlarımızı kızdırmayı seviyoruz. Hararetli tartışmaları, içinde futbolun geçmediği atışmaları seviyoruz. Ahmet Çakar'ı, Erman Toroğlu'nu seviyoruz. Otobüs duraklarında, berber koltuklarında, üniversite kantinlerinde futbolcu, hoca, yönetim göndermeyi seviyoruz. Ve kıskanıyoruz. O gencecik insanların, o şöhrete, o paraya ve o kıza sahip olmasını kıskanıyoruz. Bu nedenle bir hatalı pasta homurdanıyoruz, lafa gelince "ar,namus" ekseninden çıkmıyoruz, ama tribünlere oyuncuların, hakemlerin, hocaların validelerini, kızkardeşlerini davet ediyoruz. Bazen bu bile yeterli gelmiyor. Biz futbolu sevmiyoruz. Sevseydik Mesut'u "anlayabilir", futbolunu tartışırdık. Ülkesini en çok seven, işini dürüst bir şekilde, en iyi yapmaya çalışandır. Mesut, yediği kaba pislemeden, sorumluluğunu taşıdığı işi en iyi şekilde yapmıştır, yapmaktadır.
Kahvehanede tavla oynamakla ihtisas yapanlar ya da masa başında bayram tatilini hesaplayanlardan da daha çok ülkesini sevmektedir bu bağlamda.

aksilaz dedi ki...

Mesut ve Barış'a olan bakış açısı çok önemli. Eğer yıldız bir futbolcuysa suçlama buna paralel olarak artyor. Fakat Barış gibi sıradan bir isme olan tepki 3-5 gün sürüyor.

Futbolsever olarak Mesut'un seçimine seviniyorum. Bizi seçmiş olsa belki de tribünden maçı izleyecekti. Orada değeri biliniyor ve kendini kanıksatmış. Umarım Almanya hayatın her alanında farklı milletten isimleri böyle kabullenir. Eğer başarısız bi öğrenci yada işçiye farklı gözle bakılıyorsa bizden bi farkları yok demektir.

Pan Monroe dedi ki...

Mesut'un Almanya'da yaşayan Türkler tarafından yuhlanmasını bi yere kadar anlayışla karşılıyorum. Bu çok abartılacak birşey değil. Almanya milli marşını yuhlayan ve "allahüekber" sloganı atan meczup grubun dışında salt Mesut'u yuhlayan güruhu ben infaz etmek istemem. Sonuçta oraya gelen gurbetçi Türk, bir sorumluluk hissediyor ve Mesut'un da kendilerini memleketteki hemşehrilerine karşı kendilerini mahçup ettiğini düşünüyorlar. "Doğru" değil,keşke yapmasalar,hatta riyakarca da denilebilir ama normaldir.

Mesela ben Mesut'un İstanbul'da bu şekilde protesto edileceğini zannetmiyorum. Hatta bizim milletin hezeyanları meşhurdur, burda tribünlere çağrılıp çiçek verilirse hiç şaşırmayın :)

Gemici Düğümü dedi ki...

Mesut özil'in ıslıklanmasında daha derin bir sorun var aslında. Kazanmak için arsızlaşan, bunda ahlaken bir sorun görmeyen tribün kültürü.
Muhtemelen, ıslıklayanların önemli bir kısmı, maç saatine kadar Mesut'a, içlerinden çıkmış bir başarı abidesi olarak, biraz da gıpta ile bakıyorlardı. Hakkında kahvelerde yapılan sohbetlerin olumsuzdan ziyade imrenerek yapılan vurgular taşıdığını sanıyorum. En azından seçiminin çok garipsenmediğinden eminim. Her şey maç saatinde kendiliğinden ortaya çıkmış olmalı. Kazanmak adına, bir insanı sürklase etmek adına, bir anlamda vandal ruhuyla.
Bu tribün kültürü gittikçe yayılıyor. Hakkında, en hafif ifade ile "kaba" nitelemesini kullanabileceğimiz bu kültür milli marşları ıslıklayarak, saygı duruşlarını bozarak, aklını seyirden alacağı zevk dışında her şeye takarak her şekilde karşımıza çıkabiliyor. Bir süre daha artarak devam edeceğini düşünüyorum.

Akif Burak dedi ki...

Sevgili Borges, bugün Birgün gazetesindeki yazını da okudum. Orada Hiddink için ulusal takım teknik direktörleri arasında en iyisi diyorsunuz. Hiddink ulusal takım kariyerlerinde oldukça başarılı. Fakat bana göre o liderlik tahtını Löw'e kaptırmış durumda. Son maçın skorundan ve oynanan oyunlarından bağımsız olarak söylüyorum bunu. Hiddink son dönemde ulusal takım kariylerinde de bir düşüş göstermekte. Rusya milli takımını Güney AFrika'ya götürememesini de örnek gösterebiliriz. Löw ise 6 senedir Alman milli takımında ve bir kulüp takımı kıvamına sokmuş durumda Almanları. Sizce de Löw artık bu konuda Hiddink'ten daha ileri noktaya gelmedi mi?

Borges dedi ki...

futbol-ex: Niyet önemlidir biraz da. Klose sevilir çok ve kendince açıklaması vardır, zor durumda kaldıklarını sanmıyorum. Yaptığını 'İşte insan söylemelidir' diye (Hamit gibi) diretirse ancak sorun olurdu.

Akif Burak: Löw sadece Almanya'yı çalıştırdı. Almanya hayatında 12 kez yarı final oynayıp da misal DK'larına katılım gösterememezlik ya da gruplardan çıkamama gibi bir durumu hiç yaşamamış bir takımdır.. Kore, Avustralya ise çok başka.. Hiddin çok daha iyidir.

bucho dedi ki...

bütün suc mesutta(!)artık kararım kesin mesut almanya milli takımını secti die degil garez bu kadar büyüyünce sorun oldu ne yani tepki çekmemek için Mustafa dogan mı olsa idi. ben sunu bilirim mesutu hain olarak ilan edenler bir empati yapsınlar bir gunluk mesut olsunlar kendileri de aynı seyi yapmaz mıydı bence yapardı kimse kandırmasın. ben vatanımı millietimi herkes gibi severim ama mesutu hain ilan edemem yazık degil mi? bu kadar ucuz mu mustafa dogan yaptı tepki yok çifte standar mı bu o zaman neye gore ben cevap vereyim büyük topçu oldun mu suçlusun abicim mesut büyük topçu oldugu için sucludur.

tayfun dedi ki...

Nuri hakkında tek olumlu eleştiriyi sizde okudum maçı trubunden ve tv den seyretmenin farklı olmasıda vardır ki trubunden sahada dönen olayları daha rahat gözlemlenebiliyor bildiğin bir oyuncuyu takip etmek daha kolay .
mutalist bir yaşam avusturya milli takımındaki türklerin esamesi bile okunmuyor.

can metin dedi ki...

bir 5-10-15 sene sonra medyamızın da yardımıyla almanya'yı düşman takım olarak görürsek hiç şaşırmam. almanya'nın ilk 11'inde 7-8 tane türkiye'den göç etmiş ailelerin çocukları olursa neden olmasın?
bu tür örnekler ne de olsa var.

asvalttaicenler dedi ki...

macta neredeyse tum gurbetci futbolcularin ayni anda oynatilmasi Gurbetci futbolculara ve ailelerine mesaj kaygisi tasiyordu, demek istenen " bakin bu guzel evlatlarimiz bizi secti bizde hepsini birden oynatiyoruz, sizde cocuklarinizi gonderin bizde gerekeni yapalim". bir sonraki Almanya macina kadar ozerin, halilin, nurinin yuzune bakilmayacak onu cok iyi biliyorum.

Kalten dedi ki...

Kulüp futbolunda dahi Tümer'in, Emre'nin, Rüştü'nün vs aynı şehrin başka takımına (klişe tabir ile "ezeli rakibe") gitmesi taraftarı duygusal olarak etkiliyor. Tümer transferinde oğluna Tümer adını veren Beşiktaşlı babanın isyanı haber olmuştu meselâ; Tümer değil karısı tarafından aldatılmış olsa daha az tepki verirdi adam tahminen.

Yani milli duygular tabii ki bir yere kadar olay yaratıyor ama, aynı şehirde yaşadığın kişinin yüzüne bakmak zorunda kalıp dalga geçilecek olmak da bir yerde sıkıntı sebebi.

Almanya Türklerinin tepkilerinin bir nedeni de bu bence. Ertesi gün işe gittiğinde Alman arkadaşı tarafından alaya alınınca Mesut Özil'in atmış olduğu gol onu Tümer'den Şükrü Saracoğlu'nda gol yemiş Beşiktaşlı gibi hissettirecek --dolayısıyla ona tepki koyacak.

Ben tabii ki Mesut Özil'in "Mesut" değil de "Oezil" olma hakkına sahip olduğunu düşünüyorum ama bu durumda taraftarlardan tepki görmesini de gayet anlayabiliyorum. Zamanında profesyonel bir kontrat ile bağlı olduğu kulüpten ayrılıp rakip kulübe transfer olan futbolcuya bile tepki konuyorsa, vatandaşlık/dil/kan vs. bağı ile bağlı olduğu (ve kendisini oynatmak isteyen) milleti bırakıp "rakibe" giden futbolcuya tepki konması da şaşırtıcı olmamalı bence.

Nasıl Fener'e giden Tümer ve Emre ile Beşiktaş'a giden Nobre, Rüştü ve Aurelio'ya eski takımının taraftarları tarafından "paragöz" damgası vurulduysa, Mesut Özil'e de "sadece xyz için takım bırakılır mı?" tepkisi verilebilir. Makul ölçülerde kaldığı sürece tribünlerin ıslıklamasında hiç bir açıdan sorun yok, hatta futbola heyecan katan bir şey olduğunu bile söyleyebilirim kendi adıma.

Öte yandan, kişisel bir not da dşüeyim: Bir Beşiktaşlı olarak nasıl Tümer'e olan kırgınlığım geçmeyecek ve Yunanistan'daki başarılarını Youtube'dan izlemek istemeyecek isem, Oezil'in Real'deki başarılarından da bir türlü aynı mutluluğu hissedemeyeceğim.

***Ve Mesut Özil bu noktada gözyaşlarına boğulur***