12 Ocak 2011

Dzeko Transferi ve Bundesliga.!



Bir futbolcunun elli maçını seyrettiysem hakkında oluşmuş olan fikrim konusunda geri dönüşüm çok zordur benim. Lincoln'culuğun nedeni de burada yatar biraz.

Bundesligada 30 milyon edecek iki tane forvet vardır ve bunu ben aylardır söylerim hep:

Mario Gomez, Edin Dzeko.

Sistem büyütür, takım formdadır o şöyledir bu böyledir. Boşverin.

Mario Gomez ve Edin Dzeko bundesliganın son iki yılında tüm koşullarından bağımsız 30 milyon edecek iki oyuncudur. Yaşı, yeteneği ve karakterini de ekleyerek bunu söyleyebiliyorum.

Dzeko söz konusu olduğunda sistem, diziliş gibi tartışmalara da giremezsiniz. Ceza sahasının sağından ve solundan olmak üzere her köşesinden golü atabildiği gibi oynama noktasını da belirleyebilecek oyun zekasına sahiptir. Dışarıya da çekebilirsiniz gerekirse.. Dolayısla her şekilde oynar lakin son dönem içerisinde karakterine dair soru işaretleri oluşmuştur.

Ola ki çok istediği bir şey gerçekleşmezse isyan noktasında hiç beklenmedik eylemler gerçekleştirebilir. Ve umuyoruz ki gittiği klubün Wolfsburg değil de her an bir 30 milyon daha verip kendisinin yerine oyuncu alabilecek Manchester City olduğunun farkına varır..

Mancini şöyle buyurmuş:

" Bundesligada kendisini kanıtlayan Premiere Lig için yeterince güçlüdür "

Rosicky, De Jong, Hleb, Jerome Boateng, Berbatov filan tamam da.. 34 Milyon ki Bundesliga rekorudur bu.. Büyük beklentiler eşliğinde farklı bir değerlendirmesi olacaktır diğerlerinden.Diper rekorlara bakmak gerek..

Misal Bundesliganın ya da Hoeness'in Premiere Lig ve Manchester'a attığı en güzel kazık Owen Hargreaves'dır. 24,5 milyon euro. O dönem dış transfer rekorudur ve 3 yıl boyunca isteyen Ferguson'a tam da zamanında vermiştir oyuncusunu Bayern zira bir daha kendisine gelemedi sakatlıklardan.. Keza onu geçen Diego'dur ki aynı şekilde geri geldi Bundesliga'ya. İç transfer rekoru Gomez oldu ki bugünlerde değeri anlaşılıyor. Dzeko hepsini geride bırakıp iç-dış demeden en pahalı oyuncu satışının zirvesine yerleşti.

Dürüst olmam gerekirse Bundesliga'dan beğendiğim bir oyuncu gidince üzülüyorum. Gözümün önünden gidiyor ki izlenesi golleri atan adamdı Dzeko. Premiere Lig takımları artık buraya yöneliyor. Adler için anlaştı diyorlar.. (24,5'â serbest kalır maddesinden yararlanıp) Kagawa'yı da Ferguson alacakmış..(18 milyon) Subotiç'i 20'ye vermemişti Dortmund.. (gururla anlatır Watzke) Demba Ba gitti gidecek West Ham United'a..

Mesele biraz da bu oluyor artık. Bremen'in Tottenham kadar çekiciliği var mıdır ? Leverkusen Liverpool kıyası komik oluyor. Schalke Arsenal'den daha çekici değil. Dortmund Chelsea'ye ne kadar karşı koyabilir ?

Ligin kaderi öyle bir yere geldi ki Bayern harici üst sınıfa ait olan bir dev çıkarmak durumunda yoksa işleri zor..

Bu arada Magath'ın gitmesine neden olan Wolfsburg yönetiminin isyanını bir daha hatırlatmak fayda var Şampiyon olacağı sezonun devre arasında dokuzuncu durumda iken.. Zira tam da bu isyan noktasında Magath şampiyonluk yürüyüşüne geçmeden Schalke ile anlaşmıştır.Şöyle demişti futbolbilmez Wolfsburg yöneticileri:

'onca para verdik dokuzuncu durumdayız hala.. Neler oluyor Herr Magath ?'

Olan şu:

4 milyona aldılar Dzeko'yu ve 34'e satıyorlar.. Şamiyonluğun ve onun getirisi Şampiyonlar Ligi parasının üzerine 30 milyon kar yapıyorsun..

Erken öten horoz Magath'ını kaybedermiş.

9 yorum:

alperensaylar dedi ki...

bir dzeko gider bin dzeko gelir almanya'ya bence. ben de üzüldüm biraz, en azından şifresiz seyrediyorduk dzeko'yu artık üstüne para verip seyretmemiz gerekecek:)

ama şaka bir yana gerçekten de son kagawa transferiyle bundesliga bu tarz adamları getirip, yetiştirip, parlatacağını gösterdi. o yüzden bence üzülme abi yeni adamlar keşfet:)

Borges dedi ki...

Bir noktada seni en üste taşıyacak olan keşifler değil; belirli bir yıldız tecrübesini ednmiş futbolculardır. Schalke ligde dökülse de Şampiyonlar Ligini lider bitirmesinin temelinde yıldız faktörü rol oynar gibi.. keşif bir yere kadar.. Bayern gibi ellerinde tutamazsa büyük başarılar olamz ve hep yarı finallerde kalırlar..

onur dedi ki...

adler nereye gidiyormuşki?umarım manu yada arsenal gibi en azından 40 yaşina kadar oynayabilecegi bi takıma gider. Sahsen Frey le bırlikte en underrated kalan ve sevdigim adamdır kendisi gözümde. 40ından sonrada milana geçer artık :)

alperensaylar dedi ki...

bence mühim olan döngüyü sağlayabilmek, dzeko'yu veya lincoln'ü veya gomez'i gönderirken kısa veya orta vadede onların eksikliklerini doldurabilecek adamları bulabilmek. ne kadar uyar bu dediklerime bilmem ama united mesela..bence bu döngüyle yıllardır başarılı oluyorlar. ronaldo gidiyor valencia ve nani geliyor. tabi ki ronaldo kadar etkili değiller ne beraber ne de tek başlarına ama takıma verdikleri katkı takımın büyük başarıları elde etmesine yardımcı oluyor. tabi bu üçüne rooney'i de eklemek lazım. yine united'da mesela ben ilk izlemeye başladığımda stam, johnsen, irwin falan vardı. ama yerleri dolduruldu bir şekilde ve döngü sağlandı. kısacası -senin fikrine de bir noktada katılmakla beraber- "kalıcı başarı"nın yıldızlardan ziyade "keşif"lerle ve bu keşifleri bir döngüye sokabilmekle alakalı olduğunu düşünüyorum.

Borges dedi ki...

MAn U'da ziyade Arsenal onu daha iyi başarıyor ama Arsenal'e baktığımız vakit bir noktada tam da üzerinde durduğumuz tecrübe eksikliğinden yakınabiliyor olduklarını da görüyoruz gibi..

Döngü konusunda hak versem de sağlam bir altyapı hazırlığı olması gerekir. Bremen bunu bir süre başardı ama bir yerde en ufak bir başarısızlığın cezasını çok ağır ödeyebiliyorlar.

Diego Özil derken üçüncüsü tutmadığı vakit bir yılı heba etmiş oluyor gibi. Oysa misal Klose-Klasnic'li kadrosunun üzerine koyup ilerleyebilseydi çok daha ötelere gidebilerdi gibi..

alperensaylar dedi ki...

arsenal deme bana abi, arsenal deme. vieira gittiğinden beri onun yarısı eden bi adam bile bulamadık. henry gitti takımın en golcüsü orta sahanın ortasındaki fabregas oldu:) ve hala bendtner gibi bir adama tahammül etmek zorundayız:)

Borges dedi ki...

Onur: Ferguson istiyor diyorlar.

baris_gerceker dedi ki...

Alman liginde halen yabancı sınırı yok değil mi? Altyapılarda işi sıkı tutuyorlar ve milli takımı buradan besleme yoluna gidiyorlar ama üst takım sınıflarında yabancı sınırı halen yok bildiğim kadarıyla.

Böyle olabildiğinde, tribünleri dolu ve yükselen değeriyle Bundesliga yabancı oyuncular için daha cazip hale gelebiliyor. Bir La Liga veya Premiership değil tabi ki, ama yine de futbol tarzının da daha geniş beceri yelpazesine müsait olmasıyla o cazibe iyice artıyor sanki. Bu durum pazarlama işini kolaylaştırıyor ama Bayern'in karşısına ikinci bir devi daimi olarak çıkartmayı da kolaylaştıramıyor ne yazık ki.

Bayern in on/off durumuna bağlı olarak farklı şampiyonlar çıkartsalar da, İngilizlerin büyük dörtlüsü gibi kafada sürekli olacak takımlara ihtiyacı var gibi Bundesliga'nın. Tabi, şu haliyle her sene sürpriz şampiyonluk adayı çıkartabilmelerinden kaynaklanan heyecanı belki öldürür ama lig içindeki transfer trafiğini de biraz yavaşlatabilir bu durum belki.

Borges dedi ki...

Barıs Gerceker: Bana göre La Liga'dan kesinlikle daha iyi. Bugün keyif olsun diye Barca ve Mesut için Madrid maçlarını seyrediyorum ama beraberlik dahi o kadar sürpriz ki..

Premiere lig sanılanın aksine farkı baya açtı diğer bütün liglerle. İşin Bundesliga ayrıntısına değinirsem gelecek açısından da Premiere'in önüne geçmesi çok uzun yılları istiyor..

Burada yabancı sınırlaması yok ama alman sınırlaması var. Her takım 12 Almanı kadrosunda bulunduracak ve bunlardan bir kaç tanesi de işte altyapıda eğitim almış genç oyuncular olacak filan.. Bunlar ayakta tutuyor aslında.

BAyern özel bir takım, çok özel.. Geçilmesi çok zor ama sorun arkasındaki grubun stabil olmaması. Bu da zamanla olacak ama işte diğer büyükleri çıkartamıyor lakin genel anlamda Bundesligadan büyükler dönem dönem esip gürlüyor Şampiyonlar Ligi ve Avrupa liginde..