18 Mart 2011

Misi Moskova'da.!



Gerçekten anlamıyorum. Bu adamın gönderilmesini değil nedeninin sır gibi saklanılmasının altında yatan nedir? Misimovic olabilecek en büyük hatayı yaptıysa GS'ın adının bu şekilde sağda solda yer almasını mı gerektirir ? Misi gerçekten absürd bir hata yapmış olsaydı bu açıklanırdı zira GS için Misimovic'in değeri nedir ki ? Bild'e röportajını veriyor ve haliyle ona her röportajında sorduklarını artık o gönderilme nedeni olarak algılıyor.

- Burada kızıl meydanda durduğunuzda aklınızdan ne geçiyor ?

Yeni bir başlangıç. Ben buraya elli metre uzaklıktaki bir hotelde kalıyorum ama şimdiden iki eve göz atabildim. Bir ay içerisinde taşındıktan sonra ailemi de yanıma alacağım. Şimdilik onlar Münih'te kalıyor. Tekrardan futbol oynamak için can atıyorum.(Burada GS'a geldiği günden bu yana otelde kalıp ev bulma işinde sorun çıkarılmasının bir eleştirisi de söz konusu)

Moskova hakkındaki izlenimleri derken asıl soru geliyor.

-Galatasaray'da sadece 9 maç oynayabildiniz ve sekiz ay sonra buraya kaçtınız. Arkada büyük bir soru işareti bıraktınız. Lütfen neler olduğunu bize anlatabilir misiniz ?

-Her şey antrenör değişikliği ile başladı. Rijkaard gitti Hagi geldi. Ben sol açık bölgesinde oynuyordum ve hocaya ortada oynarsam takıma daha çok faydamın dokunabileceğini söyledim. Milli maç için ülkeme gittim ve döndüğünde hocanın beni istemediğini bana ilettiler. Neden olduğunu biliyor musunuz ?

-Heyecan içerisinde bekliyoruz.

Sakız çiğnediğim için. Şaka yapmıyorum gerçek bu. Bu hoca için maça yeteri kadar konsantre olamadığımın göstergesiymiş. Gülünç..

Gerçek başkaysa bu şekilde dillendirilmesinin önüne neden geçilmedi ki? Misimovic takım arkadaşına küfür mü etmiş, antrenörüne saygısızlık mı etmiş ? Söylersin oyuncu lekelenir, kendini neden onca zaman içerisine absürd eleştirilerle uğraştırıyorsun ki ? Bunun bir akli açıklaması olabilir mi? Nedenini bilmiyoruz ? Tamam, bilmeyelim. Peki neden o gizleniyor ? GS'ın ya da Hagi'nin kendisini temize çıkaracak bir nedeni olsaydı bunu söylemekten geri durur muydu sanıyorsunuz ?



Ben Misimovic hayranı filan değilim. Deyim yerindeyse benim için o bir Lincoln değil. Performansını ya da ne kadar büyük oyuncu olup olmadığını da tartışabiliriz. Magath'ın sistemi mi büyütmüştür yoksa o mudur şu mudur. Lakin benim takımımda her ne kadar bir iki gol atmış olsa da Kazım Kazım ne yapıyor ? Stancu ne kadar performans gösteriyor. Zapata nasıl ? Tüm bunlar takımda kalır iken yürüse dahi iki frikiği, iki korneri ile bize yardımcı olabilecek ve hatta sonrasında misal sezon sonu -burada ne yaparsa yapsın- çok daha iyi koşullarda Bundesligaya satılabilecek iken bu olanlar akıl işi midir yahu ?

Misimovic, senin sahada doksan dakika boyunca yaptığın mücadeleni gole dönüştürmende yardımcı olabilecek bir futbolcuydu.



Antalyaspor maçında Misimoviç'in topa dokunduğu her anın görüntüsü. Ben tribündeydim bu maçta. Çoşkun Çelik,Emre Atasoy,Uğur Karakullukçu,Mehmet Çelik,Eray Sözen filan hep beraber izledik maçı. Muhteşem bir performans mı? Değil. Ama şu oyuncu kalsaydı bize yardımcı olamaz mıydı ? 29.Dakikada attığı pas, 30'daki korneri ve sürekli Pino'yu kaçırması.Daha kaçıncı maçıydı adamın?



Disiplinsiz filan değildi. Disiplinsiz oyuncu budur. Ezeli rakibimizin kovduğu oyuncuyu alıyoruz, sorun değil ve fakat onu bu formanın altında başka bir kimliğe dönüştürebildik mi? Kazım burada Hagi korkusuna biraz olsun kendisine çeki düzen verebildi mi? Neden derbide oyundan çıktı ? Kötü mü oynuyordu ki ? Bir gol attı bir de kaçırdı ve daha da atabilirdi lakin Hagi onu doğru bir şekilde oyundan çıkardı zira ikinci sarı kartı her an görebilirdi. Git maçı al, sonra istediğin gibi sevin ama bu nedir ki ?

Mesele disiplin, kazanma ruhu filan değil burada. Misimovic'in gönderilip Kazım'ın takıma kazandırılma eylemlerini topladığınız zaman ortaya Hagi'nin kendisini ispatlama hırsının takımın önüne geçtiğini görürsünüz. Deney başarısızlıkla sonuçlandı. Bugüne kadar yaşanılanları bize yaşattıklarından dolayı "canın sağolsun" Hagi derim ama fazlasını da hak etmemiştir. Buraya kadar.. Galatasaray küme düşerse UEFA kupasının dahi önüne geçer bu durum. Onun korkusu bile çok büyük bir utanç kaynağıdır. Yönetimin bu rezillikte payı çoktur ama o başarılarda da Galatasaray'ın, Terim'in , Hakan Şükür'ün, Suat-Emre-Okan'ın payı olduğu gibi..

3 yorum:

sARu dedi ki...

müthiş yazmışsın usta.. aklımdan geçen birbirinden kopuk bütün düşünceleri kağıda dökmüşsün.. eline sağlık.. Misi'nin gidişinden dolayı hala tartışıyorum ve devam edeceğim..
asıl üzücü olan tribünde bu konuda hagi'yi haklı görenlerin hiç azımsanmayacak kadar fazla olması.. Lıncoln konusunda Bülent Korkmaz'ı haklı gördükleri gibi..

GörünenAd dedi ki...

Lincoln'ü Korkmaz yedi, buna şüphe yok.

AMA..

Misimovic konusunda kesinlikle yönetimin parmağı var. Dünyanın neresinde yeni gelen oyuncu SEBEBİNİ KİMSENİN BİLMEDİĞİ BİÇİMDE kadro dışı kalır ve affedilmez, yollanır?

Tamamen yönetimin "uzun vadeli" finansal planının parçasıdır Misi. İşlerin ters gittiğini görüp, yazın başlattıkları küçülme politikasına devam etmelerinin sonucu..

Keita, Elano gitti. Misi gitti.

Yüzde yüz eminim yazın da Arda, Baros, Neill ve Kewell gidecek.

volblood dedi ki...

Merhaba,
Misi'nin transferi sırasında Alman medyasına verdiği röportajları buradan takip etmiştim. Sanki gönlü orada kalmak istiyordu (Magath'la Shalke'de) ama koşullar onu Galatasaray'a itti gibi gelmişti bana. Yani yarısı Almanya'da kalmıştı Misi'nin.. Bu konudaki yorumunu merak ediyorum ?
Yönetimin futbol ve futbolcuları yönetememesi gibi konulara hiç girmiyorum, %100 haklısın. Ama Misi de bizi pek sevmedi bence.
Diğer yandan ligdeki bilmem kaçıncı sarı kartını gören, kronik sakatlar arasına katılan Baros, taraftarın sevgilisi ama sezonun sadece %40'ında olan bir Kewell kesinlikle gönderilmelidir bence.
Düşünün Arda, Kewell, Baros, Pino bu sezon kaç kez ilk 18'e girdi aynı anda ? Veya, bu 4 oyuncu sağlıklı ve formda olsaydı sezon boyunca, Galatasaray bu durumda olur muydu ?