
Bundesliganin devami bu haftadan sonra baslayacaktir lakin gecmis yedi haftada neler olup bittigine dair iki satir karalamak da ritmi yakalamak ve bütünlügü saglamak acisindan önemli oldugunu dusunuyorum. Ayni zamanda hemen her sey bir bütünün parcasi oldugu ölcüde güzel ve keyifli gelecektir. Futbol degil hemen her konuda bu böyledir. Zambiya liginden belki cok güzel top oynayan iki takimin macini, cok güzel olsa dahi kimse izlemek istemez. Zira oyunculardan liglerine kadar kimse bir sey bilmemektedir, herhangi bir bütünden ayri tek basina güzel mac cok da güzel olmuyor haliyle. Pek cok "gereksiz" gibi görünen ayrintiyi buraya girmemin sebebi budur. Maillerde bir arkadas Oliver Kahn Portresinden sonra Oliver Kahn'in macini izlemek istedigini belirtiyordu. Artik ona daha cok hakim, daha baska görüyor ve daha cok ayrintiyi algilayabilecek düzeye geliyordu. Bu yüzden "bu da lazim miydi simdi" demeden bir bütün olusturma cabasi icerisinde gayet spontan aklima ne gelirse kucuk bir özet niteliginde.. zira her seferinde sil bastan tanim cok da kolay ve hos olmuyor..
dedikten sonra baslayim.

46. Bundesliga sezonu digerlerine oranla biraz daha cilginca, biraz daha alisilmisin disinda bir baslangica sahne oldu. Sonuclar inanilir gibi degildi. Misal,Hamburg tüm tarihi boyunca yedi hafta sonra liderligi hicbir daim alamamistir.
bunan mukabil Bayern münih yedi hafta sonunda bu kadar kötü en son 34 yil önce(ortalamasi bu) olmustur. Bayernin kötü baslangicina ithafen

Hoffenheim'in cikisi konusuldu. Ligin cokca defa üzerinde gecen sene durdugumuz yeni yildizi Hoffenheim idi. Bir takim nasil sinif atlar sorusunun en güzel cevabini veriyordu milyarder Dietmar Hopp. Yildizlara saldirarak kalici bir büyümeyi gerceklestiren bir takim ben görmedim. Hopp da bunu görmemis olacak ki genc yildiz adaylarini köyüne davet ederek o bölgenin takimi olma yolunda hem tesislesme, kurumsallasma ve ayni zamanda sportif basari olarak muhtesem bir sekilde ilerledi. Hopp, Abramovic degil. Almanyada yasalar geregi hicbir insanoglu bir klubun sahibi olamaz, yüzde 51 hissesine sahip olamaz ki yüzde 49'unu satan, halka acilan tek klup de Borussia Dortmund dur. Sammer'in carcur ederek bitirdigi bir miktar paraya sahip olmustur ama cok sey de kaybetmistir baska acidan.. Velhasil cok iyi bir baslangic yapti Hoffenheim lige.

Almanyanin Ismail Güldüren'i olan Maik Franz ve Guerero.!
11 sari-kirmizi kart cikti ki geride kalan haftalarda ki bundan daha azini ilk yedi haftada görmedi Bundesliga. Bir düzeye cekildi futbol alman liginde. Cok daha keyifli oldu, cok daha izlenilir oldu ki cok önceki postlarda toplamda varolan gelisimden bahsetmistik. Krizden bahsediyor insanlar ve bu olumsuz ekonomik durumdan yine en az etkilenecek olan ligdir Alman Ligi. Zira daha önceden ayrintili bir sekilde verdigimiz bilgi esliginde söyleyebiliriz ki Avrupanin en iyi bes liginden toplamda kar yapan sadece Bundesligadir.

Sertligin az oldugu yerde futbol vardir. Son 24 yilin en cok gol atilmis yedi haftasidir ve elbette bunda Leverkusen'in yeni transferi Patrick Helmes'in attigi yedi gol ile payi oldukca büyük. Baska acidan her takim büyük-kücük demeden futbol oynama cabasi icerisinde. Bayern karsisinda defans yap, Bremene karsi saldir, vur, kir yok.
Paul Potts'u ilk youtube'daki videosunda görmüs idik. Bu gibi konularda sürekli beni bilgilendiren youtube manyagi arkadasa sahibim. Sonrasinda birden Telekom'un reklamlarinda oynamaya, Kahn'in jubile macinda ve ayni zamanda 46.sezonun acilis sahnesinde gördük. Avrupa Yakasindaki Gülenay gibi bir durusu var, her izledigimde adamin basina bir sey gelmis gibi üzülüyorum onca reklam su bu parasindan köseyi sanki o dönemmis ki "ah yazik yaa" filan diye ic geciriyorum.
Velhasil bu sezon onunla basladi bir kere...

En büyük merak konusu Klinsmann idi. Elestirildigi kadar da övüldü. Toplamda umutluydu herkes ondan ama ben islerin bu kadar kolay olmayacagini cok iyi biliyordum. Hitzfeld ve hatta eklemek isterim ki Magahth gibi teknik adamlarin arkasindan gelmek cok zordur. Bu ikisi ile ilgili bir anektod var oyuncular sürekli her yerde bahseder, fikra gibi. bakin ikisi de söyle:
-Titanic'in kaptani Hitzfeld olsaydi ne olurdu ?"
-Kimse ölmezdi zira herkes karaya ulasacak düzeyde yüzme bilmeyi ögrenirdi
Cunku Hitzfeld yoktan varedebilir, her ne kadar o belirli bir idman ve antrenman ile oyuncu gelisimi konusunda essekten hicbir zaman at yapilamayacagini ve ayni sekilde bu kadar kolay olsaydi transfer denen zamazingoya hic ihtiyac kalmayacagini soyleyerek bir sinir cekse de gercekten elindeki oyunculari sonuna kadar cok iyi kullanabilen, onlara yeniden sekil verebilen bir hocadir. Hamit'in ortasahadaki ofansif oyunu Schalke de var miydi ki ? Milli takimda da keza sag bekten öteye gecememisti ya da Ribery bu kadar istikrari nerede saglamis ? Unutulan yildiz Demichelis onun rotasyonu ile tekrardan milli takima kadar yükselmistir filan.. Baska acidan Kahn gibi lider oyuncunun kaybi takimi cok ciddi etkilemisti. Bu sene Galatasarayin da gizli sorunlarinin basinda Hakan Sükürsüzlük de yatar.

Klinsmann kadar soru isareti olan diger isim Michael Rensing idi. Ben, bu adamin yeteneginden bir gram dahi suphe etmiyorum, cok acik ve net, cok yetenekli bir kaleci. Bundan önce oynadigi 27 bundesliga macinda Bayern yenilgi yüzü görmemistir keza oynadigi Sampiyonlar Ligi yari final-ceyrek final maclarinda da ayni sekilde. Bayern bu sezona gelesiye kadar Rensing saha icerisinde yenilgi görmemis idi. Ayni sekilde muhtesem kurtarislar, sunlar bunlar.. herkes biliyordu ve ona güvenilerek yola cikildi. Ve malasef su ana kadar gösterdigi performans hayal kirikligi yaratti. Rensing ve hatta Klinsmann sevdasi ayni zamanda Bayern Münih klubunun milliyetci bir cizgi icerisinde hareket etmesinin ürünüdürler ve bu konu baska bir postun konusudur ayni zamanda..

Diger yakada ise
Martin Jol cok da iyi baslamadi. Böyle giderse eger Hamburg Comeback krali olacak. Cok kötü oynadigi maclari biraz da sansi ve ayni zamanda Joker oyuncu sayisinin fazlaligindan ve bunlarin basarisindandir. Yoksa misal Karlsruhe ve Leverkusen macini oynamadan kazandilar.. Yine de güclü bir karakteri var bu klubun. Her daim korkulur, Bayern henüz bu takimi Alianz-Arena'da yenememistir ve acilis macinda da yenemediler..

Ligin ilk yedi haftasinin en güzel oynayan takimi tartismasiz Bayer Leverkusen idi. Bol bol Michael Skibbe de anildi bu günlerde. Muhtesem hücüm organizasyonlari.. Helmes elbette cok yetenekli bir genc forvet velakin inanin bana attigi gollerden ziyade onu nasil topla bulusturduklarina bakin. Ligin ilk macinda dortmund karsisinda kendi evinde 3-2 yenilmelerine ragmen Klopp'un takimi deyim yerindeyse dagittilar.. Deplasman galibiyeti ile evinde maca cikan Stutgart'i ise hem oyun ve ayni zamanda skor olarak ezip gectiler.. Birazcik futboldan keyif alan her insanin bir Leverkusen macini seyretmelerini isterdim.. Kadro olarak yas ortalamasi 23 kusur idi su zamanda 24 olmus, bir kac insanoglu yaslanmis, dogum günleri gelmis olacak. Hoffenheim ile beraber gelecegin takimidir. Bu takim gecmis zamanlardaki Lucio,Ze Reberto,Ballack,Voronin,Berbatov'larini icinde tasiyor.. Vidal,Castro,Kieslling,Barnetta,Helmes, Rolfes gibi..

Hannover bu sene kesin düsecek dedigim Cottbus ile golsüz berabere kalir iken.
Hannoverin teknik adamini da cok begenirim, Dieter Hecking. Aachen'i ikinci lige cikardi belki ama oynattigi futbol muhtesemdi. Misal Gladbach da üstelik cok güclü bir ikinci Bundesligadan cok iyi sonuclar alarak yukari cikmistir ama asla bir Aachen futbolu oynayarak degil.
Velhasil cok kötü basladi lige Hannover. Gecen sezondan göze carpan Hucum gücü eksikligini Mikael Forsell ve Jan Schlaudraff'i alarak kapatmis olmasina ragmen kötü bir baslangic yapti. Akabinde Bayern Munihi dahi yenecek seviyede bir cikis gerceklestirdi ki tamamen bekledigim bir durum idi.

Ilk iki hafta sonunda Lider Bundesliganin bana göre hic de sürpriz olmayan takimi Hoffenheim oluyordu. Sadece onlar ilk iki maci galibiyet ile kapatiyorlardi. Nijeryali genc yetenek Obasi'nin yoklugunda sahneyi Demba ba aliyordu. Tam bir 9 numaradir. Yakin zamanda daha iyi bir cikis yakalayacaktir diye düsünüyorum. Baslarda Leverkusen ya da Bremen gibi göze hos gelen top oynamiyorlardi ama dengeli ve karakterli bir durusu vardi. Kontralari cok iyi ve her daim tehlikeli olacak bireysel yetenekleri üst düzeyde olan futbolculardan kuruluydu hoffenheim.

Lige Bayern kadar olmasa da cok da iyi baslayamayan Bremen takimina Pizzaro geri geliyordu. Bayern Munih ve akabinde Chelsea maceralarindan sonra tekrardan Werder Bremendeydi. 1,5 milyona alip 8 milyona Bayerne sattiklari yildizi yeniden kiralik olarak dahi olsa klube cagirdilar.. Ilk maca yetisemeyen Pizzaro Schalke macinda sahadaydi ve beklenilen golünü de gelecek haftaya sakliyordu.
Oturmamis iki takimin mücadelesi her bakimdan beraberlik tasiyordu sirtinda ve galibiyeti koruyamayan Bremen, bir puana razi oluyordu ve iki hafta sonunda cok da iyi bir görüntü cizmiyordu cunku Diegolari yoktu Mesut da o zamanlar henüz beklenen patlamayi yapmamisti.

Alexander Baumjohann ilk kez ilkonbirde basladigi macta kucuk messi olup muhtesem gol attigi karsilasma.. Gladbach'in elle tutulur iyi oynadigi belki de tek mac. Ikinci Bundesligayi bu kadar rahat ve seri galibiyetlerle gecmis bir takimin bu denli kötü baslangicina bir neden bulmak oldukca zor. hem Pizzaro ve ayni zamanda Diego gelecek haftalar icin umut verici birer gol atsa da mac asagida görüldügü üzere Gladbach'in galibiyeti ile ona eriyordu.
5 yorum:
Çok güzel bir inceleme olmuş, eline sağlık borges.:)
geçmiş haftaların telafisini iyi yapmışsın.. bu arada biliyormusun Bundesliganın en çok hoşuma giden tarafı (kendi blogumda da söylemişimdir bunu)maç çekimleridir. Almanlar harbiden maç yayını konusunda oldukça profesyoneller . münich-bremen maçını izlerken en çok dikkatimi çeken noktlardan biriydi ..özellikle dünya kupasının maaç yayınlarıda mükemmel ötesiydi .allianz arenadan maç syretmek keyif olsa gerek...
Mesut Ulukök: Saolasin..
Serkan Utlu: Dogrudur, kesinlikle ben o farki cok daha derinden hissediyorum cunku hemen her Pazar Alman liginden Türkiye Süper Ligine bir gecis oluyor..Ama önemli olan nokta bence su: almanlar her takimina esit sekilde tanitim hakki taniyorlar. IKinci ve ücüncü liglerini dahi öyle güzel ortaya koyuyorlar ki cok saglam temelleri olmus oluyor ve en cok da ben ligimize bunu getirmek icin ugrasirdim ve bana göre gelisim de bu sekilde baslardi..
o konuda haklısın...bizim türkiyede 3 büyüklerin maçları dışında diğer takımların maçları uyduruk pilot kameradan (sadece tek açı)özensiz bir şekilde 1kaç dakikacık veriliyor..uyuz bir durum.. bu arada saha içinde tepelerde uçup duran tuhaf kameraların mucidide almanlar olsa gerek..
bende kamera çekimleri konusunda almanları tek geçerim. özellikle mesutun hoffenheim karşısında attığı goller inanılmaz açılardan çok yönlü görebildik. acaba borges digitürkle bundesliga kıyaslamasını birde fiyatlar üzerinden yapsa. ne kadar kazıklanıyoruz bi öğrensek.
Yorum Gönder