17 Temmuz 2010

Sen Affetsen Ben Affetmem.!

video

Fazil abi, beni bugünlük sen affet ne olur. Bugün sana layik olamayacagim ben..Gerci dün de olamamistik ama olsun.

Ahmet Kaya tartismasi olmustu cevremdekilerle lakin daha cok siyasi karakteri degil müzikal acidan arabesk bulunup kimilerince bana nedendir bilmem yakistirilamiyordu. Bu da inadina ne dinliyorsun sorusuna Ahmet Kaya cevabini verdiyordu bana zira sinir oluyor insan bir noktadan sonra.. Pink Floyd, Radiohead ya da X benim Ankarada siyasi ortamin icerisinde sokakta gecirdigim o dönemlerimi karsilamiyordu maalasef arkadasim..Mümkün degil bu, sacma sapan bir elestiri. Bir dönemi ben bir sekilde geride biraktim ve müzik bu zamanlarin hatirlanma sürecinde etkili bir yardimci eleman oluyor benim icin. Daha baska sekilde yasayanlar icin cok daha baska müzik türleri ve sanatcilar mevcuttur ki birisi digerinden daha "iyi" degildir.

Evler sabahin köründe basilmis, arkadaslarim gözlerimin önünde tutuklanmis, icerilere mektuplar yazmisiz, kulagimizin arkasindan kursunlar gecmis, kimileri sorgulanmis, tepelenmis ve bunlar yasanmis bir sekilde. Simdi Elvis Presley ya da Fazil Say olmuyor bu durumda, dogal bir durum degil midir ?

Acikcasi köyde esek üzerinde gezen adamin neden Bach dinlemedin diye elestirmek kadar tuhaf bir durum bu aslinda. Köyde esek üzerinde ben gezdim, bu yüzden o insana da hakaret degil, bir durum belirtisi olarak algilayin. Onun algisi, yasami ve yasadiklarinin karsiligi budur demek cok mu zor yahu ? Bir eser "karsiligi olabildigi ölcüde" güzeldir pek coklarina göre..

Bunun tersi de mümkün elbette..

Müziklerin birbirleri olan kiyasini dahi anlamli bulmuyorum. Bir esere cok farkli acidan yaklasilabilir ve her insanin her müzik tinisina kendi istedigi ölcüde yaklasabilme hakkina sahip oldugunu düsünüyorum. Gitar calinan Ankara-Sakarya döneminde sözleri degil arkadaki notalari dinlerdik cogunlukla.. Chick Corea, Paco De Lucia'lardan gecilmezdi. Armonisel yaklasim.! Bak eksiltme yapmis, bak buradaki gecis diye cok baska noktalardan kavrar, tuhaf keyifler alirdik ve genelde sözler de cok umrumuzda olmazdi. En azindan bu noktada.. Atilan bir solo, basilan bir akor diye bakardik.. Lakin orada dahi altyapisi cok da saglam olmayan eserlerin kimilerince begenilmesi de hakir görülür, tuhaf bakilirdi. Anasinin karnindan arkada dönen armoniyi algilayacak düzeyde dogmuyor ki insan ?

Bu gerzeklik her yerde var.

Arabeskin bir dönem sonra her müzik türünde oldugu gibi piyasalasma süreci icerisinde ticarete dönüstürülme asamasinda samimiyetsizlestigi ve tuhaflastigi olmustur belki ama bir müzik tarzinin varolusunu sorgulamak onun kosullarini yoksaymaktir. Tepeden bakmaktir.!

Arabesk'inden tutun da Almanlarin hicbir zaman alisamadigim o tuhaf halk müziklerine kadar her tininin yaraticisi olan bir kosulu olduguna inanirim. Ve ben bugün her türlü müzik icin eger orada o sekilde yasasaydim ben de onu severdim diyorum. Mesele o sekilde yasayan insanlari haddinizi asarak asagilamamak ve dahasi yoksaymamaktir.. Sadece kosullarin icerisindeki duygulardan bahsetmiyorum zira müzikal keyfi almanin öncesinde varolan egitim durumundan kültüre kadar cok sey etkili oluyor. Ben köyde gecirdigim cocuklugumu ve Emrah'in kasetleriyle büyüdüm. Cok da severdim, nedeni kimseyi ilgilendirmedigi gibi bu yüzden benim cocuklugumu asagilayacak olan insani da kolundan tuttugum gibi disari atarim.

Tüm bunlara ragmen bir seyi degistirmek istiyorsan(niye istiyorsun ki ?) yine de sonuctan degil de "o sekilde yasayan" insanin varolan toplumsal kosulunu degistirmekten baslamalisin.. Bizim bugün okulu olmayan köye tiyatroyu getirebilir, piano kurslarini mümkün kilarsan belki sonrasinda bir seyler söyleme hakkina bir yere kadar sahip olabilirsin. Misal dersen ki bu olmamis, Bergen'den dinleyeceksin aslen bunu olur o bak.. Ama Bergen olmasin dersen yine de kirarim kalbini senin..

Mesele su ki o affetse ben affetmem.!

*Bugün de hepinizin serefine ama biraz da sevgili Zoban'in.!

9 yorum:

zaibatsu dedi ki...

Ahmet Kaya dinlemeni hiç bir şekilde yadırgamadım. Yadırgamam bende dinlediğim için değildi. İnsanların zevklerine ve tercihlerine saygı duymayı öğrenmeliyiz ve önyargı ile yaklaşmamalıyız. Ne yazık ki ülkemde ki algı insanları kendimize benzediği kadar seviyoruz ya da saygı duyuyoruz.

Şerefe borges

Borges dedi ki...

Zaibatsu: Biraz da benzetmeye calisiyoruz. Biraz da sanki basit bir müzik secimi ile sinif atliyoruz ya da atlattirmaya cabaliyoruz gibi geliyor. Her seyi tepeden inme biciminde eylettirme hali var ki bunun tutmadigini aslinda gecmise bakarak da anlamliyiz gibi..

Serefe sevgili zaibatsu.!

Koray Özdemir dedi ki...

Selamlar.

Bence Fazıl Say'ın entelekteül yönü gerçek anlamda zayıf. Son demeci de bunu gösteriyor. Açıkça.

Ahmet Kaya arabeskin içine tam olarak dahil edilebilir mi, edilemez mi bu tartışılır. Onunki başka bir şeymiş gibi geliyor bana. Ama arabesk metaneli bir nokta işte... Duygu, gözyaşı tecimi yapanlar da var, gerçekten yaşayarak yazanlar da. Ancak temel nokta şu ki arabeski yaratan şey de bir sosyoloji. Köyden kente göçmüş, otantik de endüstriyel de olamayan, sıkışmış insanın dramı arabesk. Onun ifadesi. Şimdi siz bu türün dinlenmemesini istiyorsanız, ilk önce bu sıkışmış insanların olmamasını sağlamanız gerekiyor ki bunun da birinci yolu eğitim.

Fazıl Say'ın yaptığı şey tek parti yönetiminin Kadro'cularının yaptığı şeyle neredeyse aynı. İnsanlara üstten bakarak, onları aşağılayarak onları değiştiremezsiniz. Eğitimle olur her şey. Fazıl Say'ın yaptığı bu çıkışın kime, neye ne katkısı var?

Hani biz diyoruz ya futbolcular için "efektif, efektif değil" Fazıl Say, eleştirdiği şeyi sarsma açısından efektif mi? Değil. Hiç değil.

Ayrıca Ahmet Kaya'ya laf söyleyen varsa da gitsin kendini köprüden atsın.

Osman dedi ki...

Ahmet Kaya'nin müzikal anlamda örnek gördügü kisilerin basinda Ruhi Su gelir. Ahmet Kaya Ruhi Su'nun huzuruna cikar, ve baglamasini calar, Ruhi Su üstad ta kendisini azarlar, "baglama öyle calinmaz" diye.
Yillar sonra Ahmet Kaya da bir konser serisinin adina "Baglama böyle de calinir" verir.

Acaba Fazil Say, arabesk icin sarf ettigi sözü Ruhi Su icin de söyler miydi? Ahmet Kaya'yi sadece bu yönden ele alirsak, salt arabeskci olarak saymanin cok yersiz oldugunu görebiliriz bence.

Misal bir Ugur Yücel.
Gayet jazz, klasik müzik seven, piyano calan bir adam. Ancak "Hayatimin Kadinisin" filminde Orhan Gencebay'in "Aksam Günesi" sarkisini bir fetis objesine getirebilecek kadar sevdiriyor insani. Hangi kentlilerin hangi kosullarda nasil arabeskte kendilerini özdestirdiklerini gösterir. Hadi onu gectim, Ugur Yücel bir sürü insan icinde yer gelir kendince arabesk sarkilar mirildanir.

Sevval Sam,
bu kadin bence memlekette cidden güzel ve temelli seyler yapan insanlardan. E, bu güzel kadin degil miydi, en son "Has Arabesk"'i piyasaya cikarip "icki nedir bilmezdim, simdi bir ayyas oldum" diyen? Hatta NTV'deki harika "Tuncel Kurtiz ve Dostlari" programina konuktu en son. Koca Tuncel Kurtiz ile beraber arabesk söylüyor orada be!

Eminim Fazil Say'in kendi cevresinde, hayatinda öyle tecrübeleri olmustur ki, bu demeci vermesini saglamistir. Bana son demecleri ciddi bir yabancilasma yasadigini, ve bu yüzden de tepeden bakan bir konuma geldigini gösteriyor.

(daha uzunca yazdim ama sildim. bosver, bir gün belki icer konusuruz bu konulari)

outlaw dedi ki...

borges,

şuraya baksana bir:

http://mutlaktoz.wordpress.com/2010/07/16/damardan/

lowrider dedi ki...

Öncelikle Koray Ozdemir'in dedigine aynen katiliyorum. Cok guzel ifade etmis.
Ben biraz da gundeme gelmek icin yaptigini dusunuyorum Fazil Say'in bu tarz cikislarini. Kendi ideolojisini, paradigmayi yikmak icin kullanmak istiyor ki bu tarz dusunen pek cok insan var cevremizde ve sonuna kadar da yanlissin kardesim diyemeyiz. Gel gör ki, Borges'in belirttigi gibi bir begeninin oncesini altyapisini bilmeden bos elestirmek biraz havada kaliyor. Yukaridan bakmak oluyor.

Adama demezler mi? sen kimsin ki benim begenime karisiyorsun?

varol döken dedi ki...

mahallede bir tane videolu ev var, furya küçük emrah furyası, ölene kadar izliyorsun, boynubükükler, yetimler falan... sonra ne oluyor büyüyorsun, okuyorsun, kendi videonu alacak duruma geliyorsun, açıp başka şeyler de izliyorsun... yine de vurmayın filmini unutamıyorsun işte...

türk sinemasında sondan başlayan ilk film fazıl say için gelsin...

- hep bana vurdular, hep bana vurdular, ben de vurmak istedim, bir kere de ben vurayım dedim...

vurmayınnnn:)

delgado dedi ki...

harika! insanın yaşadığı-yetiştiği göre değişir insan oluşu.

bugün borges mesela sen de dahil, hepimiz bulunduğumuz koşullarda değil de başka ailede başka yerde, başka okullarda yaşasak ve başka şeylerle karşılaşsak kötü, faşist insanlar olamayacağımız ne malumdu?

yani durum şudur ki, insanın yetişkin olup "insan" olması bile biraz kaderinde. tamam kendimiz iyiyi seçebiliriz ve iyinin peşinden gidebiliriz, iyiyi kötüyü doğruyu ayırt edebilecek bir beynimiz var. ama ya doğduğumuzdan beri onu kullanacak kadar şanslı olamasak, başka şekilde doğsak? başka şeyleri sorgulasak.

her gün kalktığımda iyi ki hayatı sorguluyorum, iyi ki her şeyden kendime soru üretiyorum, eşitlikçiyim insanı sevebiliyorum diyorum. ama böyle olduğum için ne ben iyiyim, ne de böyle olmasaydım ben kötü olurdum.

hal böyleyken insanların müzik tercihine saygı duymayıp aşağıladıkları oluyor bir de. s.ktir lan yavşak :)

Pan Monroe dedi ki...

ben müzik üzerine çok şey söylemek isterim,hatta bu arabesk konusu hakkında da. Hayatımda müziğin bir dönem, ya da "moda" vaziyetini aşmasının üstünden çok geçmiştir.
Bu bağlamda, Ahmet Kaya ve Pink Floyd'un ayrı ayrı değerlendirilmesine de karşıyım.
Eğer ikisini de seviyorsa insan, aslında sebebi aynıdır. Sadece farklı gibi gelir.

http://www.youtube.com/watch?v=G7hTrZ4dxwE

bence popüler türk müziğine zirve yaptıran şey budur.30 senedir şunun bir benzerini yapamadık. Özdemir abi yaşlandıkça bazı saçma demeçler verse de, çok acaip bir adam. İçimden geldi, paylaşayım dedim.